Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın R4 (Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan) ve İtalya’nın da Katıldığı R4+E3 (Almanya, Birleşik Krallık, Fransa) Toplantıları Sonrasında Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı, 23 Ekim 2026, İstanbul Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın BM 81. Genel Kurulu Yüksek Düzeyli Haftası Sonrasında Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı, 26 Eylül 2026, New York Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması Kapsamında Tesis Edilen Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi Toplantısı Sonrasında Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı, 31 Ağustos 2026, İstanbul Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Beşinci Antalya Diplomasi Forumu'nda Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı, 19 Nisan 2026, Antalya Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Dışişleri Bakanları Toplantısı Sonrasında Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı, 7 Mart 2026, İstanbul Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Ulusal ve Uluslararası Medya Kuruluşlarının Temsilcileriyle Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı, 15 Ocak 2026, İstanbul Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın Gazze Konulu Bakanlar Toplantısı Sonrasında Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı, 3 Kasım 2025, İstanbul Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın BM 80. Genel Kurulu Yüksek Düzeyli Haftası Sonrasında Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı, 27 Eylül 2025, New York Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Balkan Barış Platformu Dışişleri Bakanları Toplantısı Sonrasında Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı, 26 Temmuz 2025, İstanbul Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın NATO Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısı Sonrasında Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı, 15 Mayıs 2025, Antalya Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Dördüncü Antalya Diplomasi Forumu'nda Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı, 13 Nisan 2025, Antalya Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Ulusal ve Uluslararası Medya Kuruluşlarının Temsilcileriyle Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı, 10 Ocak 2025, İstanbul Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın Doha Forumu’nda Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı, 8 Aralık 2024, Doha Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın D-8 Dışişleri Bakanları ile Basın Toplantısında Yaptığı Konuşma, 8 Haziran 2024, İstanbul Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı Kapsamında Basına Yaptığı Açıklama, 4 Nisan 2024, Brüksel Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın Basına Yaptığı Açıklama, 10 Ocak 2024, Duşanbe Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın BM 78. Genel Kurulu Kapsamında Yaptığı Basın Toplantısı, 23 Eylül 2023, New York Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın Brüksel'de Yaptığı Basın Toplantısı, 6 Temmuz 2023, Brüksel Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basına Yaptığı Açıklama, 5 Nisan 2023, Brüksel Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basın Bilgilendirme toplantısında yaptığı konuşma, 7 Şubat 2023, Antalya Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun ABD ziyareti kapsamında Basına Yaptığı Açıklama, 18 Ocak 2023, Washington Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basınla Yılsonu Değerlendirme Toplantısı, 29 Aralık 2022, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basına Yaptığı Açıklama, 26 Eylül 2022, Tokyo Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basına Yaptığı Açıklama, 23 Eylül 2022, New York Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Ekvator Ginesi Basınına Yaptığı Açıklama, 22 Temmuz 2020, Ekvator Ginesi Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basın Mensuplarının Sorularına Verdiği Yanıtlar, 20 Temmuz 2020, Lome Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basın Mensuplarına Yaptığı Açıklama, 5 Mayıs 2020, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı Sonrası Yaptığı Açıklama, 2 Nisan 2020, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basın Mensuplarına Yaptığı Açıklama, 15 Mart 2020, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Kızılcahamam’da Basın Mensuplarına Yaptığı Açıklama, 2 Şubat 2020, Ankara
Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın R4 (Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan) ve İtalya’nın da Katıldığı R4 E3 (Almanya, Birleşik Krallık, Fransa) Toplantıları Sonrasında Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı, 23 Ekim 2026, İstanbul

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, ifade ettiğim gibi, bugün oldukça yoğun bir uluslararası diplomasiye ev sahipliği yaptık. İstanbul’da hem ilk önce Bölgesel Dörtlü toplantımızı yaptık, daha sonra Bölgesel Dörtlü, Avrupa Üçlüsü ve İtalya’nın katılımıyla sekiz ülke bir araya geldik.

Öncelikle Bölgesel Dörtlü toplantımızdan başlamak istiyorum. Bugünkü yaptığımız toplantı, yedinci toplantı idi. Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan’ın katılımıyla Bölgesel Dörtlü olarak bölgemizin sorunlarını, çözüm metotlarını, bugüne kadar yapılan işlemleri, alınan tedbirleri, sorunların geldiği noktayı, çözümlerin ilerlediği aşamayı detaylı bir şekilde masaya yatırma imkanımız oldu. Tabii ki bölgemizdeki sorunlar; Hürmüz Boğazı’nın kapalılığı, İran’a olası bir saldırı, daha sonra, bölgede Husilerin Suudi Arabistan’a yaptığı saldırı ve bizim yaptığımız dayanışma ve bu çatışma nasıl sonlandırılabilir… Yine bölgede İsrail’in istikrarsızlaştırıcı rolünü, Filistin, Gazze, Batı Şeria başta olmak üzere, Lübnan ve Suriye’deki muhtemel istikrarsızlaştırıcı hamlelerini de konuştuk. Bunlara yönelik görüşlerimizi, tedbirlerimizi tekrar tekrar gözden geçirdik.

Daha sonra, Avrupalı meslektaşlarımızla bir araya geldik. Gerçekten hem Avrupa ülkelerinin hem belli başlı İslam ülkelerinin bir araya gelerek hem bölgesel konuları hem küresel konuları detaylı bir şekilde masaya yatırmaları, bu konuda tabii görüş alışverişinde bulunmaları önemli.

Tabii ki konuların başında iki savaş alanı geliyor değerli arkadaşlar: Bunlardan birincisi, şu anda Körfez’deki savaş nedeniyle kapalı olan Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’in inkıtaya uğraması zaman zaman, oradaki geçişlerin risk altına girmesi ve diğer taraftan, Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğinin şu anda hemen hemen ortadan kalkmış olması. Bu ikisi, dünyanın hem enerji ihtiyacını hem gıda ihtiyacını hem de serbest ticaret rejimini inanılmaz bir şekilde etkilemekte. Bütün hükümetlere, coğrafya ayrımı gözetmeksizin, vatandaşları üzerinde, piyasalar üzerinde, finansman üzerinde inanılmaz bir basınç ve yük oluşturmakta. Tabii ki sorumlu devletlerin rolü, bu sorunlara mümkün olduğunca barışçıl çözümler aramak.

Tabii biz bunları masaya detaylı bir şekilde yatırdık. Hem Ukrayna’daki savaş hem İran, Hürmüz Boğazı ve Suudi Arabistan’a yapılan saldırılar, daha sonra İsrail’in bölgedeki istikrarsızlaştırıcı potansiyel rolü, bütün bunların önüne nasıl geçilebilir ve bölgede, ötesinde olan diğer sıkıntılı konular… Bütün bunların hepsini masaya yatırdık. Bunlara yönelik ortak pozisyonlarımız nelerdir… Tabii ki masanın etrafındaki bütün ülkeler, bir defa, savaşın daha fazla yaygınlaşmasını istemiyorlar. Savaşın hem Körfez’de hem Ukrayna’da bir an önce durmasına ve ateşkesin olmasına taraftarlar, bu önemli. Bütün ülkeler diplomasinin, diyaloğun tek yol olduğu konusunda hem fikirler, tabii bu önemli. Bu mesajı bütün taraflara aynı şekliyle verme, iletme kararı aldık. Özellikle İran’a yönelik yeniden yapılacak bir saldırının gerçekten bölgedeki savaş ve çatışmayı tekrar yaygınlaştırmaya yol açacağı konusunda hem fikiriz. Bunun yerine diyaloğu, diplomasiyi tercih etmenin en doğru yol olduğu konusunda hemen hemen bir fikir birliği sağladık.

Tabii ki diğer taraftan, Boğaz’ın hemen açılması, Hürmüz Boğazı’nın açılması gerekiyor. Suudi Arabistan’a yönelik yapılan saldırıların da durması gerekiyor. Bütün bunları uygun diplomatik yöntemlerle nasıl yapabiliriz, ne türden araçlar, yöntemler, argümanlar kullanılabilir; bunları da detayıyla masaya yatırdık.

Tabii, bu toplantı hem katılımcıları itibariyle hem gündemi itibariyle hem mekanı itibariyle son aylardaki belki en önemli diplomatik olaylardan biriydi. İki önemli komşu coğrafyadaki aktörlerin tam da bu iki coğrafyanın ortasında olan geçişkenliği sağlayan Türkiye’de, Türkiye’de de İstanbul’da, Asya’yı ve Avrupa’yı birleştiren bir mekanda, Boğaz’ın hemen kenarında bir araya gelmeleri de tabii ayrıca önemli bir sembolik anlama sahipti. Bu açıdan, katılımcı bütün Bakan arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Ortaya koydukları emek ve çaba önemli. Aynı şekilde endişe ediyor olmaları, aynı şekilde çözüm arıyor olmaları ve bunu da karşılıklı dayanışma içerisinde, iş birliği içerisinde yapma arzuları bizi ziyadesiyle memnun etti. İnşallah, buradan sonra kendileriyle Cumhurbaşkanımız tarafından da kabul edilmek üzere Dolmabahçe Sarayı’na hareket edeceğiz.

Şimdi varsa sorularınızı alabilirim, değerli arkadaşlar.

Buyurun.

SORU- Sayın Bakan, siz de bahsettiniz, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, enerji piyasaları ve küresel ticareti çok olumsuz bir şekilde etkiledi ve bugün toplantıya katılan bütün liderler etkilendi. Buna yönelik konuştuğunuz bazı başlıklar olduğundan bahsettiniz ama somut ne konuştunuz? Çözüm için somut ne olabilir? Yoksa bu sadece Tahran ve Vaşington arasında daha kapsamlı görüşmelerle çözülebilecek bir sorun mu?

Bir de, siz hem saha hem diplomasi insanısınız. Körfez’de yaşanan bu krizin gerçekten diplomasiyle çözülebileceğinden umutlu musunuz?

Teşekkür ederim.

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Önemli bir soru. Değerli arkadaşlar, bu olayda diplomasiye de çok büyük bir alan var, savaşa da büyük bir alan var. Özellikle ilgili aktörlerin, bölgedeki devletlerin, bazı küresel aktörlerin bu konuda nasıl bir tutum alacağına bağlı. Dolayısıyla, bugünkü toplantıda aslında altını çizmemiz gereken nokta, bizim istisnasız bir şekilde hep beraber “diyaloğun tek çözüm yolu olduğu” meselesi. Burada tabii, “hiç kimsenin, başka ülkenin haklarına vesairesine tecavüzüne izin veriyoruz” manasına gelmiyor veya “Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasına da izin vereceğiz” manasına gelmiyor. Fakat, burada savaşın daha fazla yaygınlaşmasına meydan vermeden, daha fazla yıkıma yol açmadan bu meseleyi nasıl halledebiliriz, onun parametreleri açıkçası konuşuldu, burada detaylara girmek istemiyorum. Ama önemli olan, ifade ettiğim gibi, masa etrafındaki ülkelerin -İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır ve Türkiye’nin- aynı fikirde olmaları ve bu konuda dünyaya aynı mesajı vermeleri.

Tabii ki Hürmüz Boğazı’nın bir an önce açılması gerekiyor, piyasalara olan negatif etkisinin artık ortadan kalkması lazım. Ama dediğim gibi, İran’a yapılacak askeri bir müdahale de hiçbir şekilde çözüm değil, bunu hiç kimse şu anda onaylamıyor. Onun yerine, diplomasinin en iyi yol olduğu konusunda Türkiye’nin görüşü vardı zaten, o görüş diğer ülkeler tarafından da paylaşılıyor. Paylaşılmakla da kalmıyor, aynı zamanda savunuluyor.

SORU- Sayın Bakanım, iki sorum olacak müsaadenizle.

Birincisi, R4-E3 inisiyatifine neden ihtiyaç duyuldu? Halihazırda aktif olan diğer uluslararası organizasyonların ya da inisiyatiflerin başaramayacağı neyi başarmayı planlıyorsunuz? Arkadaşım da sordu, “somut olarak” dedi. Daha geniş bir çerçevede bunun uzun soluklu bir inisiyatif olması öngörülüyor mu?

İkinci sorum da İsrail’de özellikle seçimler arifesinde, Türkiye’ye karşı oldukça sert, yer yer saldırganlaşılan, İran benzetmeleri gibi bazı ifadeler yer aldı. Bu inisiyatifin bu türlü yaklaşımlara karşı tepkisi nedir? Kendi tutumları, yaklaşımları nedir? Nasıl değerlendiriyorsunuz? Bölge istikrarı, barışı ve güvenliği açısından ne ifade ediyor?

Teşekkür ederim.

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, bu platforma, bu formata niye ihtiyaç duyduk? Açıkçası, biliyorsunuz, zaten bu iki format da kendi içerisinde, kendi bulundukları coğrafyadaki sorunlarla ilgili çalışan formatlar. Avrupa Üçlüsü var, diğer taraftan bizim Bölgesel Dörtlümüz var ve bu Bölgesel Dörtlü’nün gerçekten ortaya koyduğu çok verimli sonuçlar var ve bir noktada aslında iki coğrafyada meydana gelen sorunlar her iki tarafı da etkilediği için bir araya gelip sorunları topyekun konuşma, görüşme kararı aldık.

Tabii bizim platformumuzun en önemli özelliği, gayriresmi bir platform olması, esnek olması, serbestçe fikirlerimizin ortaya konması, bu fikirler etrafında birtakım politikaların oluşturulması, gerekirse somut eylem aşamalarının belirlenmesi gibi çok fazla faydası var. Yani hem yapısı itibariyle hem uygulaması itibariyle… Bu açıdan biz bu formatın doğru olduğunu düşündük. Aynı zamanda, Orta Doğu’da olan bir olayın Avrupa’yı, Avrupa’da olan olayın Orta Doğu’yu etkilediği bir dünyada yaşıyoruz. Her iki coğrafya da birbirinin, yani coğrafi olarak, tarihi olarak, bir noktada kültür olarak devamlılığını yapıyor; Türkiye bunların tam geçiş noktasında bulunmakta. Az önce de ifade ettim konuşmamın başında, Karadeniz’de olan hususlar Orta Doğu’yu, Afrika’yı çok derinden etkiliyor. Yani Ukrayna ve Rusya’daki tahılın dünya marketlerine çıkamaması, Mısır’da büyük bir krize sebep olabiliyor. Hürmüz Boğazı’ndaki kapanıklık, tıkanıklık Avrupa’da çok ciddi enerji krizine ve fiyatların artmasına sebep oluyor. Dolayısıyla, bu iki platformun artık yan yana gelip beraber çalışmasından daha normal bir husus yok.

Diğer soruya gelince, değerli arkadaşlar, seçimlere giderken İsrail’de yapılan retoriklerde Türkiye’nin kullanılması meselesini biz kategorik olarak reddediyoruz. Buradaki siyasal ucuzculuğun… Türkiye’yi yererek, şeytanlaştırarak, birtakım siyasal radikal partilerin tabanda oy toplama çabalarını da açıkçası ucuz bir siyasi hamle olarak görüyoruz. Bunun da çok ciddiye alınacak bir tarafı yok.

SORU- Sayın Bakanım, aslında benim sorum şöyle bir durumda olacak: Biz Karadeniz bölgesini çok merak eden, aslında bu bölgede de oldukça söz sahibi olan bir ülkeyiz. Size şunu sormak istiyorum: Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş ve Karadeniz’deki gelişmeler toplantıda ele alındı mı?

Sonraki sorum ise, artan saldırılar konusunda atılması beklenen bir adım var mı? Tahıl başta olmak üzere kargo taşıyan ticari gemilerin geçici konusunda bir mutabakata ulaşılması mümkün olacak mı?

Teşekkür ederim.

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Az önce de ifade ettim, değerli arkadaşlar. Bu konu tabii ki masadaydı, görüştük. Bütün katılımcıların ortak fikri, mümkünse en kısa zamanda bir ateşkesin ve buna dayalı bir barış anlaşmasının Ukrayna’da hayata geçmesi. Masadaki bütün taraflar bunu canı gönülden ister durumda. Bu olmadığı takdirde, Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğinin, serbestisinin bir an önce hayata geçmesi için adımlar atılması konusunda yine bir talep var. Türkiye’nin bu noktada oynadığı mevcut rolü ve yaptığımız girişimleri biz kendilerine anlattık. Türkiye, özellikle tahıl girişimiyle alakalı, şu anda ne türden girişimlerde bulunuyor, taraflarla ne konuşuyor, onun istişaresini yaptık. Kendimizin ayrıca, bu meseleyle ilgili onlarla istişare etmek istediğimiz hususlar vardı, onları da kendileriyle görüştük. Yani “ya savaş dursun, durmuyorsa enerji ve tahıl konusunda bir istisna getirilsin taraflar tarafından”. Biliyorsunuz, Türkiye 2,5 yıl önce bunu mümkün kılmıştı. Yani “iki ülke aslında birbirini yok edesiye savaşırken, bari uluslararası piyasalar ve diğer ülkeler aynı şekilde etkilenmesin” durumu var. Umarım bir an önce ateşkes gelir, barış gelir, bu sıkıntı da kökten çözülür. Ama şu anda cari meselemiz; biz Ukrayna’da ve Rusya’da, şu anda, bulunan tahılı nasıl dünya piyasalarına çıkartacağız, bunun için neler yapabiliriz… Bazı teklifler var, görüşler var, tartışmalar var; onu ilgili taraflarla konuşuyoruz arkadaşlar.

SORU- Efendim, benim sorum Libya’yla alakalı olacak. Sabah Arabuluculuk Konferansı açılışında siz de değindiniz, “Libya'da kalıcı çözüme oldukça yakınız” dediniz ama Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanlarının Belirlenmesine ilişkin imzalanan o Mutabakat Muhtırası’nı kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Ve bazı ülkelerin, özellikle Avrupa Birliği yetkililerinin yaptığı bazı açıklamalar var, gösterdikleri bazı tepkiler var, bunlara yorumunuz ne?

DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN- Değerli arkadaşlar, biz Mutabakat Zaptı’nı, biliyorsunuz, 2019 yılında imzaladık. O günden bugüne neredeyse yedi yıl geçmiş durumda. Yedi yıl sonra, aslında hukuken de yürürlükte olan bir anlaşmanın Libya Temsilciler Meclisi tarafından da kabul edilmesi konusunun bu şekilde büyük bir siyasal gürültü malzemesi haline getirilmesi tabii bizim yadırgadığımız bir şey. Tabii burada belli, Yunanistan’ın alenen Avrupa Birliği nezdinde yaptığı çalışmaları görüyoruz. Yani bu da anlaşılabilir bir konu.

Bizim bu Anlaşma’yla beraber, yani Libya’daki istikrarın temini konusundaki çalışmalarımız tabii ki hız kesmeden devam edecek. Anlaşma’yla ilgili Mısır’ın da bazı çekinceleri var. Biz, daha önce de, birkaç yıldır Mısır’la bu konuyu görüşüyoruz. Bu konuda Türkiye olarak biz oldukça yapıcı bir yerde duruyoruz. Yani Türkiye, İtalya, Mısır bir araya gelerek Mısır’ın endişe ettiği konular, Libya’nın endişe ettiği konular neler, bu konularda görüşmeler tabii ki yapılabilir; olumlu, yapıcı yaklaşımlar tabii ki ortaya konabilir; konmalı da. Bu konuda bizim hiçbir sıkıntımız yok. Bunu Mısırlı meslektaşıma da ifade ettim. Cumhurbaşkanımızın durduğu yer de burası.

Diğer taraftan, Doğu’daki ve Batı’daki birleşmenin artık kalıcı olarak sağlanması için bir olgun zamana gelmiş durumdayız. Bunun için uluslararası toplumdaki bazı aktörlerin yürüttüğü çalışmalar var, Türkiye’nin yürüttüğü çalışmalar var. Bu çalışmalar hem siyasal bütünlüğün sağlanması hem de buna bağlı, başta askeri konular olmak üzere… Biliyorsunuz her iki tarafın da askeri yapısı var, bu yapıların milli bir ordu altında bir araya gelmesi gerekiyor. Madem bir ülke bütünleşmesi olacak, bunun en önemli ayaklarından biri de, “her iki tarafın ayrı ayrı kontrol ettiği askeri unsurlar nasıl bir çatı altında bir araya gelecekler”. İnşallah, yakında da Türkiye olarak buna çok iyi bir haber vereceğimizi duyacaksınız. Ben şimdilik bunu söylemekle yetinmiş olayım.

Evet, ilginiz için çok teşekkür ediyorum. Müsaadenizle, ben tekrar misafirlerimin yanına dönüyorum arkadaşlar. Sağ olun.

* Interpress deşifresidir.