Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Ekvator Ginesi Basınına Yaptığı Açıklama, 22 Temmuz 2020, Ekvator Ginesi Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basın Mensuplarının Sorularına Verdiği Yanıtlar, 20 Temmuz 2020, Lome Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basın Mensuplarına Yaptığı Açıklama, 5 Mayıs 2020 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı Sonrası Yaptığı Açıklama, 2 Nisan 2020, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basın Mensuplarına Yaptığı Açıklama, 15 Mart 2020, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Kızılcahamam’da Basın Mensuplarına Yaptığı Açıklama, 2 Şubat 2020, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basına Yaptığı Açıklama, 17 Ekim 2019, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basına Yaptığı Açıklama, 27 Eylül 2019, NewYork Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun XI. Büyükelçiler Konferansı’nda Düzenlediği Basın Toplantısı, 8 Ağustos 2019, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basına yaptığı açıklama, 10 Temmuz 2019, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun 18. Doha Forumu Sonrasında Basına Yaptığı Açıklama, 16 Aralık 2018, Doha Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basına Yaptığı Açıklama, 5 Aralık 2018, Brüksel Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basına Yaptığı Açıklama, 17 Ekim 2018, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basına Yaptığı Açıklama, 13 Ekim 2018, Londra Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basına Yaptığı Açıklama, 27 Eylül 2018, New York Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basına Yaptığı Açıklama, 3 Ağustos 2018, Singapur Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basına Yaptığı Açıklama, 18 Haziran 2018, Antalya Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basın Toplantısı, 5 Haziran 2018, Antalya Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basın Toplantısı, 4 Haziran 2018, Vaşington Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basına Yaptığı Açıklama, 15 Ocak 2018, Vancouver Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun IX. Büyükelçiler Konferansı Sonrasında Düzenlediği Basın Toplantısı, 14 Ocak 2017, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basın Toplantısı, 6 Ocak 2017, New York Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basına Yaptığı Açıklama, 30 Aralık 2016, Alanya Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Görüşmesi Basına Hitap, 20 Aralık 2016, Moskova Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Türk ve RF Basın Mensuplarına Yaptığı Açıklama, 20 Aralık 2016, Moskova Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Rusya Büyükelçisiyle İlgili Basına Yaptığı Açıklama, 19 Aralık 2016, Moskova Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Halep’teki Mevcut Gelişmeler Hakkında Düzenlediği Basını Bilgilendirme Toplantısı, 16 Aralık 2016, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nun Bazı Uluslararası Haber Ajansları Temsilcileriyle Gerçekleştirdiği Toplantı, 29 Temmuz 2016, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun 8. Büyükelçiler Konferansı Hitamında Düzenlenen Basın Toplantısı, 15 Ocak 2016, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nun Basın Toplantısı, 25 Temmuz 2015, Ankara
Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basına Yaptığı Açıklama, 27 Eylül 2019, NewYork

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ediyorum katılımınızdan dolayı. Öncelikle İstanbul’da meydana gelen depremden dolayı ülkemize ve tüm İstanbul halkına geçmiş olsun diyoruz. Yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyoruz. Çok şükür hayatını kaybeden bir vatandaşımız yok. Tabii ki bu depremlerden de ders alıp kentsel dönüşümü daha da hızlandırmamız gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın zaten öncelik verdiği konulardan bir tanesidir.

Değerli arkadaşlar sizlerin de takip ettiği gibi bu sene de BM Genel Kurulu çok yoğun. BM Genel Kurulu’nun bu sene ağırlık verdiği konulardan bir tanesi İklim Eylem Zirvesi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Zirvesi’ydi.

Sayın Cumhurbaşkanımız da bu konularda toplantılara, zirvelere katılarak Türkiye’nin düşüncelerini paylaşmıştır.

Ama her sene olduğu gibi birçok diğer konularda da toplantılar gerçekleştirildi. Ve zamanımız elverdiği sürece bizi ve bizi ilgilendiren konular üzerinde biz de tutumumuzu bu toplantılara katılarak belirttik.

Cuma günü ilk geldiğimizde, Genel Sekreterle ve yeni seçilen Genel Kurul Başkanıyla görüşmelerimizi gerçekleştirdik.

Genel Sekreterle özellikle Kıbrıs meselesini ve Doğu Akdeniz meselesini konuştuk. Göçmen ve diğer konuların dışında bu konuya ağırlık verdik.

Yine NewYork’a Cumartesi günü gelen Sayın Cumhurbaşkanımızın birçok etkinliğine, toplantılarına sadece BM Genel Kurulu marjında değil yaptığı ikili görüşmeler ve burada Türk toplumu ve diğer etkinliklerine de Cumhurbaşkanımızın katıldık.

Ayrıca, biz Dışişleri Bakanlığı olarak ve Dışişleri Bakanı olarak birçok mevkidaşımızla ve uluslararası örgütlerin temsilcileriyle ikili görüşmeler gerçekleştirdik ve toplam 33 ikili görüşme gerçekleştirdik.

Ve bugün itibarıyla da 26 çok taraflı toplantıya katıldık ve bu toplantılarda ülkemizin düşüncelerini ve politikalarını paylaşma imkanımız oldu.

4 ülkeyle Dominik Cumhuriyeti, Bolivya, El Salvador ve Karadağ ile kültür, eğitim, enformasyon, arşivler, diplomasi akademileri gibi değişik alanlarda 10 anlaşma imzaladık.

Bazı ülkelerle görüşmemiz her zaman mümkün olmuyor, dolayısıyla müzakerelerini tamamladığımız bu anlaşmaları burada, herkes buradayken imzalamak istedik.

Diğer taraftan, İslam İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde 6 toplantı gerçekleştirildi. Yine Suriye’deki durum ve Suriyeli sığınmacılar hakkında 4 toplantı oldu. Bunlardan bir tanesi bizim gerçekleştirdiğimiz gayriresmi toplantıdır, komşu ülkeler olarak Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak Dışişleri Bakanları olarak biraraya geldik ve ülkemizdeki Suriyeli göçmenlerin güvenli bir şekilde ve gönüllülük esasıyla nasıl döndürülebileceğini, bunun için komşu ülkeler olarak ve uluslararası toplum olarak neler yapılması gerekir, bunları gayriresmi bir şekilde görüştük. Ve önümüzdeki süreçte 4 ülke olarak diğer önemli aktörlerin de davet edilmesiyle birlikte bir konferansa evsahipliği yapma konusunda hemfikiriz.

Yine Filistin konusunda 3 ayrı toplantı oldu. Diğer taraftan İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Toplantısını biraz önce bitirdik. Bölgesel işbirliğine yönelik de önemli toplantılara katıldık. Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Gayriresmi Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katıldık. Bildiğiniz gibi biz dönem başkanlığını gelecek sene Kosova’dan devralacağız.

MİKTA 15. Dışişleri Bakanları Toplantısını gerçekleştirdik. MİKTA, Meksika, Endonezya, Türkiye, Kore ve Avustralya’dan oluşan G-20 içindeki bir inisiyatiftir. Ve önümüzdeki süreçte liderler düzeyinde toplantı yapma konusunda karar aldık.

Yine Asya İşbirliği Diyaloğu Toplantısına bugün evsahipliği yaptık. Türkiye bu örgütün de dönem başkanlığını üstlenmiş oldu.

Yine Ekonomik İşbirliği Teşkilat var biliyorsunuz Türkiye’nin de kurucu üyesi olduğu. Bu örgütün de dönem başkanlığını Kasım ayında gerçekleştireceğimiz Dışişleri Bakanları toplantısıyla devralıyoruz. Bugün önceliklerimiz hakkında da bilgi verdik. Ve 2020’de de Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında liderler zirvesini gerçekleştireceğiz.

Libya ve Sudan tabii BM’nin gündemindeydi. Ve bununla ilgili 2 toplantıya katıldık. Ve biraz sonra yine Sudan’la ilgili başka bir toplantıya katılacağız. BM Genel Sekreterinin de evsahipliğinde, Sudan Başbakanının da bulunduğu, katılacağı toplantıda, Sudan’a olan desteğimizi bir kere daha güçlü bir şekilde vurgulayacağız.

Geldiğimiz günden bu yana BM dışında da çok sayıda yine vatandaşlarımızla etkinliklere katıldık. Hemen şurada gördüğünüz yükselen Türkevi binasının inşaatını da inceledik. 32. kata asansörle çıktık, yük asansörüyle, inşaat asansörüyle. Ve gerçekten oradan da görüyoruz ki bu bölgedeki tüm binalardan daha yüksek bir bina, 171 metre yüksekliğinde bir binamız yükseliyor. Ve kaba inşaatı bu yılın sonu itibarıyla dış cephe bitmiş olacak. Gelecek sene itibarıyla da ofis kısmı tamamlanacak, daha sonra da konut ve diğer kısımlarını da tamamlayarak tamamen devralacağız. Amacımız gelecek sene Cumhurbaşkanımızın toplantılarını Türkevi’nde gerçekleştirmek. Hatırlayacaksınız burada 10 katlı bir Türkevimiz vardı. Benim öğrencilik yıllarımda da çok sıkça geldiğim, kullandığım. Rahmetli Çağlayangil’in inisiyatifiyle alınan bir binaydı. Biz o binanın etrafındaki bazı arsaları da satın aldık ve bazı komşu binaların da hava hakkını satın aldık. Yani kat hakkını satın aldık. Daha fazla almak istedik ama mümkün olmadı, komsulardan ve Manhattan’ın diğer bölgelerinden. 32 kat yukarıda ve yerin altında da 3 kat. Yine gerek garaj ve gerek diğer amaçla kullanabileceğimiz 3 kat olacak. Konferans salonumuz da olacak yine. Bir de tabii 32 kattan sonra teknik amaçlı katlarımız da olacak. Dolayısıyla 171 metrelik bina, zaten görüyorsunuz New York’ta yükseliyor. Şimdiden dergilerde ve basında sıkça yer almaya başladı. New York’un silüetine katkı sağlayan yeni bir bina mimarisiyle. Bu güzel haberi de sizlerle bir kere daha paylaşmak istedim. İnşaat sürecini kısa sürede tamamlamak istiyoruz ve tüm arkadaşlarımızla Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla yakından takip ediyoruz.

Sizlere yaptığımız kimlerle görüşmeler yaptık, ne yaptık onun listesini de zaten dağıtacağız, o nedenle sizlerin sorularına zaman ayırmak için ben sözlerime son veriyorum. Tekrar katılımız için çok teşekkür ediyorum.

SORU: Sayın Bakan, güvenli bölge konusunda ABD’yle yapılan görüşmelerde bir sonuç çıkmazsa Cumhurbaşkanı Erdoğan 2 hafta içerisinde kendi planımızı uygulamaya sokacağız demişti. Bugün de yine “takvim işliyor” açıklamasında bulundu. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey de güvenli bölgeyle ilgili dün bir açıklama yaptı, 3 bölümden bahsetti güvenli bölgenin derinliği konusunda. Ve daha fazla konuyu, mültecilerin de dahil olduğu daha fazla konuyu Türkiye’yle konuşmaya hazırız dedi. Görüşmelerde gelinen noktada nerdesiniz? Bize bundan bahsedebilir misiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU: Zaten Cumhurbaşkanımızın talimatıyla biz Kuzey Suriye bölgesini, burayı da teröristlerden arındırmak için girme planımızı açıklamıştık ve hazırdık. Amerikalıların birlikte yapalım bunu, biz de çekiliyoruz, güvenli bölgeyi birlikte oluşturalım teklifiyle bir görüşme süreci başladı. Önce görev gücü çerçevesinde Dışişleri Bakanlığı, istihbarat ve askerlerimizin içinde olduğu görev gücü çerçevesinde görüşmeleri yaptık. Daha sonra sahadaki teknik görüşmeleri askerlerimiz askerden askere sürdürdüler.

Bizim burada esas amacımız, teröristlerin bu bölgeden çıkmasıdır ya da temizlenmesi. Ve Amerika’nın da bu yönde bir taahhüdü vardır ve bu taahhüdü yerine getirmesi gerekiyor. Daha sonra teröristlerin çıkmasıyla oluşacak güvenli bölgede, görev alacak güvenlik birimleri olsun, yerel yöneticiler olsun bu konuda biz ABD ve oradaki yerel güçlerle yani unsurlarla ve yerel halkla çalışırız. Ama YPG/PKK/PYD değil tabii ki. Ve güvenli bölge oluştuktan sonra buraya dönmek isteyen insanlara da yardım etmemiz gerekiyor. Türkiye’nin bu konudaki planını, düşüncelerini, ne yapmak istediğini Sayın Cumhurbaşkanımız burada ve daha önce yaptığı ikili görüşmelerde Batılı liderlerle ve diğer ülkelerin temsilcileriyle, uluslararası örgütlerin temsilcileriyle paylaştı.

Ve bu insanların dönebilmesi için temel şart, buranın güvenli olması. YPG’yle, PKK’yla burası güvenli bölge olamaz, tamamen temizlenmesi gerekiyor.

Diğer taraftan, bu insanların temel ihtiyaçlarını karşılamamız gerekiyor. Ve bu temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda herkesin yükümlülüğü var, özellikle de göçmenlerin gelmesini istemeyen ülkelerin herkesten daha fazla katkı sağlaması gerekiyor ki bu ülkeler bir göçmenin Suriye’deki maliyetinin Avrupa’daki maliyetinden 10 kat daha az olduğunu biliyorlar. O nedenle bu insanları gönüllülük esasıyla döndürmemiz lazım.

Bizim planımız bu, Amerikalılarla da bu süreci şu anda işletiyoruz, işletmeye çalışıyoruz. Amerikalıların yavaştan aldığını, oyalamaya çalıştığını Sayın Cumhurbaşkanımız bizzat açıkladı, bizim de sahada gördüğümüz bu. Sonuçta birlikte bunu başaramazsak yapmamız gereken tek şey var, bizim oraya girmemiz ve bu teröristlerden bu bölgeyi temizlememiz. Buna sadece Suriyeli göçmenler açısından bakmak aldatıcı olur, bu bizim için ulusal güvenlik meselesidir. Ve buradaki terör örgütleri Türkiye’ye tehdit oluşturuyor, biz bu terör örgütlerini buradan temizlemezsek yarın ileride daha büyük tehditlerle karşı karşıya kalabiliriz, bunun bilincindeyiz, buna göre de kararlıyız, adımlarımızı da ona göre atacağız.

SORU- Ayın 2’sinde 2 haftalık süre doluyor. Biz Amerika’dan olan beklentilerimizin yüzde kaçını karşıladıklarını görüyoruz…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi takvim 2 haftalık bir takvim değil, onu söylemek isterim, yani aşama aşama. Yani öncelikle Harekat Merkezinin oluşturulması, ortak devriyelerin oluşması, tespitlerin yapılması, sonra içeriye girilmesi, bu arada da teröristlerin temizlenmesi ve içeride de birlikte yine gerek devriye güçlerinin, gerekse buralarda gözlem noktalarının ve askerlerimizin içinde olduğu, yani orada kalabileceği, bulunabileceği gerekli tesislerin kurulması ve ondan sonra da dediğimiz gibi insani durum, göçmenlerin geri döndürülmesi. Yani şu anda gelinen noktadan biz tatmin olmadık, bunu da Amerikalılara açık, net bir şekilde söyledik, öyle söyleyebilirim size, yüzde, elimde rakamlar, istatistikler yok, ama gelinen noktadan memnun değiliz, tatmin olmadık, Cumhurbaşkanımız da zaten sık sık bunu söylüyor. O nedenle zaten bu oyalama devam ederse biz kendi başımızın çaresine bakarız diyoruz.

SORU- Efendim, James Jeffrey’nin açıklamalarına ben tekrar dönmek istiyorum güvenli bölgeyle ilgili. İlk kez Amerika tarafından bugüne kadarki en net açıklama gelmiş oldu, güvenli bölgenin 3 kısımdan oluşacağı ve bunun şuna kadar sadece bir kısmının tamamlandığı ve belli bir derinlik görüşmesinin yapılmadığını Türkiye’yle söyledi, derinliğin de sahadaki faaliyetlere bağlı olduğunu söyledi. Bu faaliyetler de terör örgütü YPG’nin çekilmesi, ağır silahların çekilmesi, ortak devriye alanı Türkiye’yle Amerika arasında yürütülen, üçüncü ülke güçlerinin bulunduğu bölgede de havacılık bölgesi şeklinde. Az önce dediniz ya Amerika’nın oyalaması devam ediyor diye, bunun da onun aslında bir parçası mı olarak değerlendiriyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Kesinlikle burada özellikle derinlik konusunda Amerika’dan farklı sesler geliyor. Trump’ın söylediği 20 mildi, bizim de Amerikalılarla yaptığımız müzakere 20 millik bir güvenli bölgenin oluşturulmasıdır, yani bu ortalama 30 kilometreye tekabül ediyor. Bazen sahadaki şartlardan dolayı bazen biraz daha fazla oluyor, bazen biraz daha az oluyor, ama ortalaması 30 kilometreye tekabül ediyor. Dolayısıyla derinlikle ilgili görüşmedik demesi doğru değil. Yani bizim söylediklerimizi iyi dinlememişler demek ki, kendi ajandalarını sadece gündemde tutmaya çalışıyorlar. Güvenli bölgenin derinliği konusunda başından beri bizim söylediğimiz, Cumhurbaşkanımızın da söylediği ve talimatı budur, 30 kilometre, yani 20 mil civarı, o da 30 kilometreye tekabül ediyor yaklaşık.

SORU- Efendim, ben Cemal Kaşıkçı meselesiyle alakalı soru soracaktım. Dün malumunuz Veliaht Prens Muhammed bin Selman, bu olay benim gözlemim altında gerçekleşti, plandan haberim yoktu, ama sorumlusu benim dedi.

Efendim, biliyoruz ki Türkiye uluslararası bir soruşturma açılmasının peşinde. Bu konuda siz BM’deki görüşmelerinizde örneğin Amerikalı taraflarla yaptığınız görüşmelerde herhangi bir sonuç aldınız mı? Geçen seneki durumla bu seneki durum arasında pek bir fark görünmüyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Geçen seneden bu seneye fark şu: Callamard’ın raporu açıklandı, rapor da zaten tüm detaylarıyla ortada. Callamard, raportör bize geldiği zaman gerekli görüşmeleri yaptı, ihtiyaç duyduğu tüm görüşmeleri yapabildi, detaylı bilgileri tüm kurumlarımızdan, İstanbul Başsavcılığımız dahil aldı, dolayısıyla rapor ortada.

Şimdi Veliaht Prensin bu konuda sorumluluğu kabul etmesi önemli, bu sorumluluğun da yerine getirilmesi gerekiyor, yani bizim de arzu ettiğimiz bu.

Ortada bir cinayet var, cinayeti işleyenler belli, Türkiye’ye gelenler-gidenler belli, nasıl yapıldığını da zaten Suudi Arabistan daha önce itiraf etti, nerede öldürüldüğünü de itiraf etti.

Şimdi bir, bu cinayeti işleyenlerin hesap vermesi gerekiyor yargı önünde, hukuk önünde ve bu konuda da Suudi Arabistan’ın şeffaf olması lazım. Bize işbirliği teklifinde bulundular, biz bu işbirliğini hemen bu teklifi kabul ettik ve işbirliği de yaptık, bizdeki bilgileri, delileri kendileriyle, Başsavcıyla paylaştık İstanbul’a geldiği zaman. Fakat Suudi Arabistan’dan maalesef buna yönelik bir işbirliği göremedik. Yani bu süreçte bizimle işbirliği önemli, bir de şeffaf olması lazım. Yani sorumluluğu kabul etmek önemli ama, hesap verebilirlik de önemli ve bu cinayeti işleyenler hesap vermesi lazım.

Ayrıca, daha önce de söylediğimiz gibi henüz cevaplanmamış sorular var, ceset ne oldu, nerede? Ve yerel işbirlikçi kim veya kimler? Bu konularda kendileri söylediği halde bizimle bir bilgi paylaşımında bulunmadılar.

Bizim tek arzumuz, ortada bir cinayet var, işleyenler hukuk önünde hesap versin.

İki, diğer aydınlanmamış sorular da cevabını bulsun ve hak, adalet yerini bulsun.

Bizim için bu Suudi Arabistan’la Türkiye arasında ikili bir mesele değildir ve ikili ilişkilerimize de hiçbir zaman yansıtmadık. Birçok ülke, birçok kişi, siyasetçi Suudi Arabistan’a yönelik, yönetim de dahil, onları da bizzat ismen de belirterek suçlayıcı açıklamalar oldu, ama hiçbir şekilde böyle bir yola tevessül etmedik. Kim işlediyse ve arkasında kim varsa bunların hesap vermesi gerektiğini söyledik. Ama bazen bu tür meseleleri ikili meseleye de taşımaya çalıştıklarını görüyoruz, bu da doğru değil. Bizim için bu ikili bir mesele değildir, bir adalet ve hukuk meselesidir.

SORU- (İngilizce konuşma) Cemal Kaşıkçı için adalet konusuna nasıl bakıyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- (İngilizce Konuşma) Bunu az önce Türkçe açıkladım.

SORU- (İngilizce konuşma) Hayır, hayır biliyorum ama sadece bir cümle almaya çalışıyordum.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Pekala, biliyoruz ki failler, Cemal Kaşıkçı’yı öldürmek için İstanbul’a geldi ve cinayeti gerçekleştirenler sorumlu tutulmalıdır, bizim istediğimiz budur.

Ve bu süreç de şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmelidir ve yakın bir işbirliği bekliyoruz Suudi Arabistan’dan, çünkü Suudi Arabistan’ın içerisinde cinayeti işleyenler bulunmaktadırlar. Ve dolayısıyla saydam bir şekilde, şeffaf bir şekilde bu sürecin işbirliğiyle birlikte açığa kavuşturulması gerekmektedir ve biz de Suudi Arabistan’la bu işbirliğine gitmeye hazırız her zaman.

SORU- Sayın Bakanım, aralık ayında Londra’da NATO Zirvesi olacak. Türkiye’nin gündeminde hangi konular olacak.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- NATO zirvelerinde NATO’nun genişlemesi bizim için her zaman öncelikli olmuştur. Şimdi Kuzey Makedonya’nın üyeliği söz konusu, biz Meclisimizden zaten bu kararı onayladık ve gönderdik. Bazı ülkeler seçimlerden dolayı parlamentoları toplamadığı için henüz daha onaylayamadılar. Umarım o zirvede Makedonya tam üye olabilir. İspanya’da şimdi seçimler tekrar yenilecekmiş örneğin.

Diğer taraftan, yine Gürcistan’ın ve Bosna Hersek’in de üyelik süreci bizim için önemli, en azından üyelik eylem planının harekete geçmesi gerekiyor.

Diğer taraftan, terörle mücadele bizim öncelikli konularımızdan bir tanesi ve bugün NATO ülkelerini karşı karşıya bırakan en büyük tehdit terörle mücadeledir. Tabii dünyadaki yeni gelişmelere de NATO’nun kendisini adapte etmesi lazım. Dolayısıyla bu da Türkiye’nin her zaman önem verdiği bir konudur. Karşı karşıya kaldığımız tehditlere yönelik NATO’nun yeni politikalar geliştirmesi gerekiyor. Örneğin Irak’ta NATO’nun Irak güçlerini güçlendirici, kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik şu andaki eğitim programı, ki biz de orada ikinci kişi Türkiye’den ve askerlerimiz de oraya gidiyor. Buna benzer yeni adımları, terörle mücadeleyle ilgili dahil yeni adımları NATO’nun atabilmesi lazım. Dolayısıyla bunları biz tabi ki gündeme getireceğiz. Türkiye’nin de karşı karşıya kaldığı tehditler karşısında NATO’nun tüm müttefiklerine yönelik etkin politikalar yürütmesi gerekiyor, burada NATO içindeki dayanışma çok önemli ve Türkiye’ye yönelik örneğin eylem planlarının da onaylanması gerekiyor özellikle güvenlikle ilgili, tehditlerle ilgili. Bunlar bizim gündemimizde olacak, diğer NATO’nun bütçesi ve diğer konular onlar rutin konular zaten, gündeme gelecektir. Ama Türkiye olarak biz bu konuları gündeme getirmeyi düşünüyoruz.

SORU- Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılarla ilgili dün BM’de İngiltere, Suudi Arabistan ve Mısırlılarının olduğu grup…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Sığınmacılar değil de Suriye’yle ilgili diyelim, küçük gruptan bahsediyorsunuz.

SORU- Evet, küçük gruptan bahsediyorum. Onlar da komşulara daha fazla yapılması çağrısında bulundular, Yunanistan Başbakanı da aynı çağrıda bulundu. Bu konuda size gelen somut bir yaklaşım oldu mu? Burada nasıl yaklaşılıyor?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Oldu, sadece BM’de değil, daha önce telefon görüşmelerimde de, Sayın Merkel de gündeme getirdi, yine uluslararası örgütlerin temsilcileri. Burada Cumhurbaşkanımızın Merkel’le yaptığı ikili görüşmede de 6 milyar avronun dışında ilave katkı sağlanması konusunda düşüncelerini gündeme getirdiler. Ayrıca, sahada eğitim ve diğer konularda da daha fazla projenin üretilmesi konusunda destek açıklamaları oldu, ama bunları tabii görmemiz lazım. 6 milyar avronun tamamının 2018 sonu itibarıyla gelmiş olması gerekiyordu Suriyeliler için, 2019’un sonuna geldik daha yarısı bile Türkiye’ye gelmedi, dolayısıyla sadece konuşmak yetmez.

Tabii son zamanlarda bu düzensiz göç baskısını hisseden Avrupalılar daha duyarlı olmaya başladılar. Oysa bunu sadece kendilerine yönelik bir tehdit ya da sorun olarak görmemeleri gerekiyor ve bu sorunun, yani genel anlamda küresel düzeyde de göç sorununun devam edeceğini görüyoruz. 70 milyondan fazla insan yerinden edilmiş değişik sebeplerden dolayı. O nedenle sürdürülebilir bizim politikalarımızın olması gerekiyor ve uygulanabilir politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor, biz bunu savunuyoruz. Türkiye’ye yönelik ve Türkiye’deki göçmenlere yönelik de desteğin artması gerekiyor. Ama bir o kadar da şimdi Suriye’ye gönüllü olarak döndüreceğimiz ya da dönecek olan göçmenlere de sadece bizden değil, diğer komşu ülkelerden dönecek göçmenlere de biraz önce söylediğim gibi ne tür yardımlar yapabiliriz, bu konuda da yine bu ülkelerin ve uluslararası örgütlerin daha fazla duyarlı olması gerekiyor.

SORU- Rakam telaffuz edildi mi hiç?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Rakamlar henüz telaffuz edilmedi, ama bu konuyu çalışabileceğimizi söylediler, yani daha fazla katkı sağlamak istediklerini görüşmelerimizde söylediler.

SORU- Efendim, Kıbrıs konusunda da hiçbir adım atılmadığını görüyoruz. Bundan sonra ne tür adımlar atacak Türkiye?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu anda Kıbrıs’la ilgili iki mesele var. Bir tanesi, hidrokarbon kaynaklarının değerlendirilmesi. Oraya gemilerimizi göndererek dengeleri değiştirdik. Bugüne kadar Rum kesimine, Yunanistan’a ve Avrupa Birliği dahil uluslararası topluma, garantör ülke İngiltere dahil Rum kesiminin tek taraflı faaliyetlerini durdurması gerektiğini ve Kıbrıs Türk halkının haklarını garanti altına aldıktan sonra bu faaliyetlere devam edebileceklerini söyledik. Ama bugüne kadar maalesef nasihatlerimizi dinleyen olmadı, belki de bizi ciddiye alan olmadı, ama gemilerimizi gönderdikten sonra işin ciddiyetini anladılar. Şimdi biz aynı yerdeyiz, Kıbrıs etrafında doğal gaz ve petrol kaynaklarıyla ilgili raporlar var, değerlendirmeler var, bizim gemilerimiz de sismik araştırmaları yaptı, potansiyeli olan yerleri gördüler, bu zenginliklerin hakça paylaşılması gerekiyor. Ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bir komisyon kurma teklifini de biz destekliyoruz. Esasen açıkça söylemeseler de uluslararası toplumdan da çok büyük bir ilgi ve destek geldi uluslararası toplumdan, çünkü bir çözüm önerisi bu, hakça paylaşım için bir teklif. Bunun yapılması gerekiyor, eğer bu yapılmazsa kim ne derse desin, yok Avrupa Birliği içindeki dayanışmaymış, yok Fransa şunu demiş, bu bizi bağlamaz. Biz Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarını korumaya devam edeceğiz. Doğal gazla ilgili zaten ikinci unsur ise, bizim kendi kıta sahanlığımızdaki faaliyetlerimiz. Kendi kıta sahanlığımız içindeki faaliyetlerimizi de kimseyle ne tartışırız, ne de tartışırız, bu bizim için egemenlik meselesidir ve bizim en doğal hakkımızdır, uluslararası hukuktan kaynaklanan hakkımız.

Bir de, tabii Kıbrıs’la ilgili tekrar müzakereler başlayacak mı, ne zaman başlayacak, ne olacak konusu var. Biz başından beri Crans-Montana’dan bu yana şunu söylüyoruz: Federasyon için 50 yıl müzakere ettik, ama bir sonuç çıkmadı ve Crans-Montana’da tüm yapıcı yaklaşımlarımıza rağmen, federasyon çatısı içinde Rum kesimi siyasi eşitlik dahil hiçbir şeyi Türk tarafıyla paylaşmak istemediği için bir yere varamadık. Şimdi yeniden laf olsun diye bir müzakereye başlamanın bir anlamı var mı? Yok. Ne olması gerekiyor? Sonuç odaklı bir müzakerenin olması lazım. Artık yine bir başarısızlıkla bitecek bir sürece giremeyiz, bu bir macera olur, boşuna Kıbrıs Türk halkını da umutlandırmak olur. O nedenle diyoruz ki, önce neyi müzakere edeceğimizi kendi aramızda gayri resmi bir şekilde görüşelim, BM Genel Sekreterine yaptığımız teklif de budur, daha sonra referans belgesini, müzakere çerçevesini belirleyelim. Ama bu sefer müzakere çerçevesi, sadece efendim siyasi eşitlik, yani genel bir tamam tabir, önemli ama genel, spesifik bir şekilde ne olduğunu, bunun bu müzakere çerçeve belgesinde olması gerekiyor. Yönetime katılım, dönüşümlü başkanlık gibi veya işte Türk tarafının artı 1 pozitif, tüm bu unsurların, çünkü temel mesele siyasi eşitlik, yani sorunun sebebi bu. Rum tarafı, Türk tarafının siyasi eşitliğini kabul etmediği için bugüne kadar bir çözüme varamadık. Ve ondan sonra da sonuç odaklı olması gerekiyor, ucu acık olmaması gerekiyor, müzakereye başlayıp bu işi tamamlamamız gerekiyor, olay bu. Şu anda 5+1 teklifimizi yaptık, garantör ülkeler, Ada’da iki taraf ve BM’nin katıldığı bir toplantıda neyi müzakere edeceğimizi konuşacağız gayri resmi, sonra karara bağlayacağız, sonra referans belgesini oluşturacağız.

SORU- Peki bu toplantının ne zaman yapılacağı belli mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu anda henüz netleşmedi, Genel Sekreter diğer taraflarla da görüşecek. Ve biz dün Yunanistan’ın yeni Başkanı Nikos Dendias’la da görüştük, önce işte bu hafta Genel Sekreter iki liderle görüşecek, belki eğer şartlar uygun olursa 3’lü görüşür ve ondan sonra 5+1 ve burada artık nihai bir karar veririz, ondan sonra müzakere çerçeve belgesi net oluşturulur, sonra da müzakereye başlar. Ancak bu şekilde biz sonucu alıcı bir müzakereye gidebiliriz, bir daha laf olsun diye olmaz. Hele hele Crans-Montana’da kaldığımız yerden devam etmemiz kesinlikle mümkün değil, çünkü o sonuç son derece başarısızdı maalesef Rum kesiminin geri adım atması sebebiyle.

SORU- F-35 konusunda yeniden bir anlaşma, şimdi 100 milyar Dolarlık anlaşma var, orada F-35’lerin yeniden teklif edileceği söyleniyor. Bu nasıl bir teklif olabilir?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yeni bir teklifle, yol haritasıyla ilgili geleceklerini söylediler. 100 milyar Dolarlık ticaret hacmi tabii Cumhurbaşkanımız Erdoğan’la Trump’ın Osaka’da aldığı bir karar, önce 75 milyarı konuşuyorduk ve orada 100 milyara çıkaralım dediler. Ve daha sonra ABD Ticaret Bakanı Ross Türkiye’ye geldi ve Bakan arkadaşlarımızla görüşmelerini yaptılar, Hazine ve Maliye Bakanımız, Ticaret Bakanımız ve diğer kesimlerle, temaslarını sürdürüyorlar. Ve 100 milyar Dolarlık bir ticaret hacmine ulaşabilmemiz için, işin içinde savunma sanayi ürünlerinin de olması lazım, sadece tekstil veya işte küçük ürünlerle biz bu hedefe ulaşamayız. Ve şimdi tekrar, işte Türkiye’nin F-35 programından şu anda bir çıkma yok ama bazı faaliyetlere katılmamızı askıya aldılar, bu da doğru bir şey değil, tekrar Türkiye’yi işin içine yine aktif bir şekilde katma düşünceleri var, ama daha somut önerilerini görmedik.

Evet, çok teşekkür ediyoruz, iyi günler diliyoruz, Türkiye’ye selamlarınızı götüreceğiz.