TÜRKİYE’NİN ENERJİ PROFİLİ VE STRATEJİSİ

Ülkemiz, İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri içerisinde geçtiğimiz 15 yıllık dönemde enerji talep artışının en hızlı gerçekleştiği ülke durumuna gelmiştir.

 

Hızla artan enerji talebi neticesinde Türkiye’nin, başta petrol ve doğal gaz olmak üzere, enerji ithalatına bağımlılığı artmaktadır. Ülkemizin hâlihazırda toplam enerji talebinin ancak yaklaşık %26’sı yerli kaynaklardan karşılanabilmektedir.

Ülkemizin enerji stratejisinin temel unsurlarının aşağıdaki şekilde özetlenmesi mümkündür:

1) Artan talep ve ithalat bağımlılığını dikkate alarak, enerji güvenliği bağlantılı faaliyetlerin önceliklendirilmesi,

2) Sürdürülebilir kalkınma bağlamında çevre kaygılarının enerji zincirinin her aşamasında dikkate alınması,

3) Gerekli reform ve liberalleşmenin sağlanarak şeffaf ve rekabetçi bir piyasanın oluşturulması, üretkenliğin ve verimliliğin artırılması,

4) Enerji teknolojileri bağlantılı ARGE çalışmalarının artırılmasıdır.

Bu çerçevede,

1) İthal edilen hidrokarbon enerji kaynakları olan petrol ve doğal gazın tedariğinde kaynak ve güzergâh çeşitlendirilmesi,

2) Yerli ve yenilenebilir enerjinin payının artırılması,

3) Enerji verimliliğinin artırılması,

4) Nükleerin enerji sepetimize dâhil edilmesi amaçlanmaktadır.

Ülkemizin enerji üretimi, tüketimi ve kurulu güç potansiyeline aşağıdaki sayfalardan erişilebilmektedir.

http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Anasayfa- Bilgi Merkezi

http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Elektrik

http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Petrol

http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Dogal-Gaz

http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Komur

Ulusal Enerji Bileşiminin Zenginleştirilmesi

Türkiye, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, yerel kaynakların kullanımının azami seviyeye yükseltilmesi ve iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerinden yola çıkarak, ulusal enerji bileşiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payını yükseltme ve enerji sepetine nükleer enerjiyi de ekleme yolunda çalışmalarını sürdürmektedir.

Yenilenebilir Enerji

Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesine verdiği önemin bir ifadesi olarak, 26 Ocak 2009 tarihinde Bonn’da düzenlenen konferans sonunda imzalanan anlaşmayla, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın (IRENA) kurucu üyeleri arasında yer almıştır.

Ülkemizin yenilenebilir enerji potansiyeline aşağıdaki sayfalardan erişilebilmektedir.

http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Hidrolik

http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Ruzgar

http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Gunes

http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Jeotermal

http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Biyokutle

Nükleer Enerji

Ülkemizde, artan enerji talebinin karşılanması, enerjide dışa bağımlılığın ve çevresel, olumsuz etkilerin azaltılabilmesi amacıyla enerji üretiminde nükleer enerjiden de yararlanılması kararı alınmıştır. Bu çerçevede, Akkuyu ve Sinop Nükleer Güç Santralleri (NGS) Projeleri yürütülmektedir.

Akkuyu ve Sinop NGS, 3 + (artı) nesil nükleer santraller olup, en ileri güvenlik sistemlerine sahip olacak şekilde tasarlanmıştır. Sahip oldukları tüm güvenlik önlemleri Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı standartlarına uygundur.

Nükleer enerji politikamıza ilişkin detaylı bilgiye aşağıdaki sayfadan erişilebilmektedir.

http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Nukleer-Enerji

TÜRKİYE’NİN ENERJİ TİCARETİNDEKİ YERİ

Türkiye, ispatlanmış petrol ve doğal gaz rezervlerinin dörtte üçüne sahip bölge ülkeleriyle, Avrupa'daki tüketici pazarları arasında jeo-stratejik bir konuma sahiptir. Bu ayrıcalıklı doğal köprü konumu, Türkiye’ye enerji güvenliği bağlamında fırsatlar sağlarken sorumluluklar da yüklemekte olup, ülkemiz bu konumunu pekiştirmek için girişimlerde bulunmaktadır.

Bu bağlamda Türkiye, bölgesel enerji stratejisini geliştirirken, gerek Doğu-Batı, gerek Kuzey-Güney Enerji koridorları üzerindeki konumumuzun güçlendirilmesini göz önünde bulundurmaktadır.

Doğu-Batı ekseninde ülkemiz üzerinden geçmesi ve Hazar havzasının yanısıra Ortadoğu doğal gaz kaynaklarını Avrupa’ya sevk etmesi öngörülen boru hatları Güney Gaz Koridoru (GGK) kapsamında değerlendirilmektedir. Güney Kafkasya Doğal Gaz Boru Hattı (SCP), Bakü-Tiflis-Erzurum (BTE) Doğal Gaz Boru Hattı, Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Enterkonnektörü (ITG) hâlihazırda faaliyete geçirilmiş olan, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) ve Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) projeleri ise faaliyete geçmesi planlanan Güney Gaz Koridoru boru hatlarıdır. TANAP projesi çerçevesinde gazın 2018 yılı ortalarında Türkiye’ye, 2020 yılında da Avrupa’ya ulaşması beklenmektedir.

PETROL VE DOĞAL GAZ BORU HATLARI / PROJELERİ

A. PETROL BORU HATLARI

i. Kerkük-Yumurtalık Ham Petrol Boru Hattı (Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı)

ii. Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı (BTC)

Petrol boru hatları ve projelere ilişkin detaylı bilgiye aşağıdaki adreslerden ulaşılmaktadır.

http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Petrol-Boru-Hatlari

B. DOĞAL GAZ BORU HATLARI VE PROJELERİ

a. MEVCUT BORU HATLARI

i. Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı (BTE)

ii. Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Enterkonektörü (ITG)

iii. Batı Hattı (Rusya – Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı)

iv. Mavi Akım Boru Hattı

v. İran – Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı

b. DOĞAL GAZ BORU HATTI PROJELERİ

i. Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) Projesi

ii. TürkAkım Projesi

iii. Türkiye – Bulgaristan Enterkonektörü (ITB)

Doğal gaz boru hatları ve projelere ilişkin detaylı bilgiye aşağıdaki adreslerden ulaşılmaktadır.

http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Dogal-Gaz-Boru-Hatlari-ve-Projeleri

TÜRK BOĞAZLARI’NDAN PETROL GEÇİŞİ

Dünyada günlük petrol tüketiminin yaklaşık % 3’ünün Türk Boğazları yoluyla taşınması nedeniyle küresel enerji güvenliği açısından, Türk Boğazlarının ayrı bir önemi vardır.

Yoğun tanker trafiği ve aynı zamanda Türk Boğazları’nın fiziksel oluşum özellikleri dikkate alındığında, Boğazlardan geçen petrol tankerleri deniz kazaları için büyük bir risk oluşturmaktadır. Sözkonusu bir kaza, insani ve çevresel tehlikelere ek olarak, petrolün dünya pazarlarına akışında kesintiye neden olacaktır. Çözüm, Boğazları by-pass edecek alternatif petrol ihraç seçeneklerinde yatmaktadır.


1994 yılında İstanbul Boğazı’nda meydana gelen ve Dünya Denizcilik Tarihinin en büyük kazalarından olan M/T Nassia ve M/V Ship Broker kazası

TÜRKİYE-AB ENERJİ İLİŞKİLERİ

Enerji, Türkiye-AB ilişkilerinin en önemli konularından birini oluşturmaktadır. Avrupa’nın enerji güvenliğinin temini konusunda vazgeçilmez bir konumda olan ülkemiz, bölgesel enerji işbirliğine verilen önemin bir göstergesi olarak, 2006 yılında Enerji Topluluğu’na gözlemci olarak katılmıştır. (Enerji Topluluğu/Energy Community, 2005 yılında AB üyesi ülkeler ile, AB üyesi olmayan Güney Doğu Avrupa ve diğer komşu ülkeleri arasında, rekabeti teşvik eden entegre bir enerji pazarı kurulmasını amaçlayan uluslararası bir örgüttür.)

Ülkemizin AB katılım müzakereleri kapsamında, “Enerji Faslı”nın tarama süreci 2007 yılında tamamlanmıştır. Enerji Faslı Tarama Sonu Raporu güncelleme çalışmaları AB tarafınca hâlihazırda sürdürülmektedir. Ülkemiz tarafından Enerji Faslı’nın biran evvel müzakereye açılması arzu edilmektedir.

Öte yandan, ülkemiz ile AB arasında enerji alanında işbirliğimizin geliştirilmesi amacıyla Yüksek Düzeyli Enerji Diyaloğu tesis edilmiş olup, ilk toplantı, 16 Mart 2015 tarihinde Ankara’da, ikincisi ise 28 Ocak 2016 tarihinde İstanbul’da düzenlenmiştir.

TEİAŞ İLE ENTSO-E ARASINDA İMZALANAN UZUN DÖNEMLİ ANLAŞMA

Ülkemiz elektrik pazarının AB elektrik pazarıyla fiziksel entegrasyonunun sağlanması amacıyla Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) Genel Müdürlüğü ile ENTSO-E ilgili kurullarının Türkiye elektrik sisteminin Avrupa Kıtası elektrik sistemine kalıcı olarak bağlantısı hususunda 15 Nisan 2015 tarihinde Brüksel’de "Uzun Dönemli Anlaşma" imzalanmıştır. Böylece ülkemiz elektrik sistemi ve elektrik piyasası ile Avrupa iç elektrik piyasası arasındaki entegrasyon ileri bir aşamaya taşınmıştır.