#

Vatandaşlarımızın Schengen Alanına Vizesiz Seyahati, Geri Kabul Anlaşması ve Göç Eylem Planı

TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNDE YAŞANAN SON GELİŞMELER IŞIĞINDA VİZE SERBESTİSİ, GERİ KABUL ANLAŞMASI VE GÖÇ EYLEM PLANI HAKKINDA EN ÇOK SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI

VİZE SERBESTİSİ SÜRECİ

Vize Serbestisi Diyaloğu ve Geri Kabul Anlaşması’nın uygulanması arasında bağlantı var mı?

AB tarafı, bugüne kadar vize muafiyeti tanımayı öngördüğü ülkelerle önce Geri Kabul Anlaşması (GKA) imzalamış, bu Anlaşma’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte bu ülkelerle vize muafiyeti sürecini gündeme getirmiştir.

Balkan ülkelerinde (Makedonya, Arnavutluk, Sırbistan, Bosna Hersek, Karadağ) de aynı yöntem izlenmiştir.

Vize muafiyetine giden sürecin sağlam bir çerçeveye oturtulması ve ileride herhangi bir sorunla karşılaşılmaması amacıyla, Geri Kabul Anlaşması konusunda atılacak tüm adımların vize muafiyeti konusunda atılacak adımlarla eş zamanlı yürütülmesi konusunda başından bu yana ısrarlı olunmuştur.

Vize Serbestisi Yol Haritası neleri kapsıyor?

Vize Serbestisi Yol Haritası, AB ülkelerine vize muafiyetini elde etmek için ülkemiz tarafından atılması gereken adımları içeren teknik bir belgedir. “Belge güvenliği”, “göç ve sınır yönetimi”, “kamu düzeni ve güvenliği” ve “temel haklar” alanlarında AB tarafının ülkemizden beklentilerini içermektedir. 

İçişleri, AB ve Adalet Bakanlıklarımızın teknik düzeyde katkılarıyla, AB Komisyonunun önerdiği şekilde “Meşruhatlı Yol Haritası” çalışması yapılarak, ülkemizin görüşleri metne dercedilmiştir.  AB tarafı görüşlerimizi içeren Meşruhatlı Yol Haritası belgesini kabul ederek, bu belgenin vize muafiyeti sürecinin temelini teşkil edeceğini tarafımıza resmi olarak iletmiştir.

AB ile vize muafiyeti süreciyle de bağlantılı önemli bir reform niteliği taşıyan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 11 Nisan 2013 tarihinde TBMM’de kabul edilmesiyle, esasen vize muafiyeti Yol Haritasında yer alan taleplerde önemli bir ilerleme kaydedilmiştir.

Yol Haritasında kayıtlı toplam 72  kriterde  (benchmark) ülkemizin  bu aşamada karşılamaktan uzak olduğu kriterler, kişisel verilerin korunması, Europol ile operasyonel işbirliği, sınır yönetimi ile ilgili mevzuat, ikili Geri Kabul yükümlülüklerimizin uygulanması, tüm AB üyesi ülkelerine ortak bir vize politikası uygulanması ve geri kabul başlıkları altında yer almaktadır.

22 adet kriter karşılanmış veya karşılanmaya yakın olarak belirtilmiştir. 40 kriter ise kısmi olarak karşılanmış olup, raporda bu kriterlerin karşılanmasına yönelik tavsiyelerde bulunulmaktadır.

Kriterlerin karşılanması için ilgili Kurumlarımızca gerekli yasal ve idari düzenlemeler en kısa sürede hayata geçirilecektir.

Vize muafiyeti sağlanmaması halinde atılabilecek adımlar nedir?

Vize diyalog sürecinin öngörülen süre içerisinde vize muafiyeti ile sonuçlanmaması halinde, Anlaşmanın tarafımızdan tek taraflı feshi mümkündür (24. madde). Bu konudaki tutumumuz net bir biçimde AB tarafına bildirilerek kayıt altına alınmıştır.

Vize politikamızda değişiklik yapılması gerekiyor mu?

Vize muafiyetinin sağlanması için ülkemizin üçüncü ülkelere yönelik vize politikasının AB ile tam uyumlu hale getirilmesi AB’ye tam üye olduktan sonra yerine getirmemiz gereken bir yükümlülüktür.

Vize muafiyetinin süresi nedir?

Vize muafiyeti süreci biyometrik pasaport hamili tüm vatandaşlarımızın Schengen bölgesine (26 ülke) üç aylık vizesiz giriş imkânını kapsamaktadır. Yabancıların vizesiz girişlerinde 90 günlük kalış hakkı genel bir kural olup, ülkemizce de aynı kural uygulanmaktadır.

Vize muafiyeti yalnız Schengen bölgesindeki ülkeler için geçerli olacak. Bu durumda diğer AB üyesi ülkeler için vize almamız mı gerekecek?

Vize muafiyeti sadece Schengen bölgesindeki ülkeler için geçerli olacaktır. Schengen ülkeleri Almanya, Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İtalya, İspanya, İsveç, İsviçre, İzlanda, Letonya, Lihtenştayn, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Norveç, Polonya, Portekiz, Slovakya, Slovenya, Yunanistan'dır. 

Schengen dışı bir ülkeye örneğin İrlanda'ya gidecek bir vatandaşımızın vize alması gerekecektir. Ancak, Schengen alanına vizesiz giriş hakkının, Schengen dışı AB ülkelerinden vize almada kolaylık sağlaması beklenmektedir. 

Schengen vizesinden muafiyet için neden pasaportlarımızı değiştirmemiz gerekiyor?

Vize Serbestisi Yol Haritasında yer alan kriterlerden biri de biyometrik pasaportların çiplerinde parmak izlerinin saklanmasıdır.

Halen kullanmakta olduğumuz biyometrik pasaportlarda parmak izleri çiplerde saklanamamaktadır. Bu nedenle, AB standartlarına uygun parmak izinin pasaport çipinde saklanabileceği yeni nesil çipli, endüstriyel pasaportlara geçilmesi için gerekli altyapı çalışmalarına başladık. Böylece daha yüksek güvenlik özelliklerine sahip pasaportlara geçmiş olacağız. 

Ayrıca, biyometrik veriye sahip yeni e-kimlik kartlarının kullanıma sunulması da gerekiyor. Bu konuyu da mevzuat değişiklikleri dahil tüm çalışmaları yaparak en kısa zamanda sonuçlandırmayı hedeflemekteyiz. 

Yeni pasaportlar kullanıma başlandığında, ellerinde geçerli pasaportu olan tüm vatandaşlarımız yeni pasaport almak zorunda mı? Eski pasaportlar geçersiz mi olacak?

Pasaportların hemen değiştirilmesi gerekmemektedir. Ancak vize muafiyetinden yararlanabilmek için vatandaşlarımızın, parmak izinin pasaport çipinde saklanabileceği, yeni nesil çipli, endüstriyel pasaport hamili olması gerekmektedir. Bu doğrultuda çalışmalar sürdürülmekte olup, 2016’da yeni pasaportların verilmesi öngörülmektedir.  

Yeni pasaport alırken vatandaşlarımız yeniden harç ödeyecek mi?

Yeni pasaportların kullanıma sunulmasıyla birlikte halen yürürlükte olan pasaportların geçersiz olması sözkonusu değildir. Pasaport değişimi isteğe bağlı olarak yapılacaktır. Pasaport başvurularında defter bedeli ile süre harçları Maliye Bakanlığımızca belirlenmektedir. Yeni pasaportların harç miktarları da yine Maliye Bakanlığımızca tesbit edilecektir.

GERİ KABUL ANLAŞMASI

Geri Kabul Anlaşması kimler için geçerli olacaktır?

Geri Kabul Anlaşması yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2014 tarihi itibariyle Türk vatandaşlarına uygulanmaktadır. Esasen, vatandaşlarımızın geri kabulü, Geri Kabul Anlaşmasından bağımsız olarak bir Anayasal yükümlülüğümüzdür.

GKA, AB ülkelerinde yasal ikameti olan vatandaşlarımızı kapsamamaktadır. GKA’nın 18. maddesi, Ek Protokol dahil Ortaklık Hukukumuzdan kaynaklanan tüm haklarımızın saklı tutulacağını hüküm altına almaktadır. Ortaklık Hukukundan kaynaklanan, vatandaşlarımızın serbest dolaşımına ilişkin kazanılmış hakların GKA ile ortadan kaldırılması söz konusu değildir.

Geri Kabul Anlaşması yasadışı göçmenlere ilişkin bir Anlaşmadır.

İltica başvurusunda bulunan kişilerin haklarına ve usul güvencelerine halel getirilmeyeceği Anlaşmada belirtilmiştir. Bu durumda ülkelerindeki savaş ortamından kaçarak Avrupa ülkelerine sığınan Suriyeliler Geri Kabul Anlaşmasının kapsamı dışındadır. 

Geri Kabul Anlaşması’nın uygulanmasıyla ülkemize çok sayıda yasadışı göçmen akın edecek midir?

Geri Kabul Anlaşması, TBMM tarafından kabul edilerek, 1 Ekim 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Geri Kabul Anlaşması’nın 24. Maddesi  uyarınca, ülkemiz üzerinden AB ülkelerine geçmiş bulunan yasadışı göçmenlerin (üçüncü ülke vatandaşları) geri kabulüne, Anlaşma’nın yürürlüğe girdiği tarihten üç yıl sonra başlanması öngörülmektedir.

AB Ortak Eylem Planı ve AB Zirvesi Deklarasyonunda öngörülen Ekim 2016 tarihine kadar Vize Serbestisinin sağlanması için Geri Kabul Anlaşmasının uygulanmasının öne çekilmesi gerekmektedir. Bu durumda, üçüncü ülke vatandaşı yasadışı göçmenlerin ülkemiz tarafından
1 Ekim 2017 tarihi yerine, Haziran 2016 tarihinden itibaren geri alınmaya başlanması öngörülmektedir.

Bu nedenle, geri kabul konusundaki ulusal kapasitemizin artırılması çalışmalarının hız kazanması önem taşımaktadır. İlgili kurumlarımız bu amaçla gerekli hazırlıkları yapmaktadır.

Yasadışı yollarla bir AB ülkesine giden göçmenin ülkemize iadesi için, bu kişinin son olarak Türkiye üzerinden AB topraklarına giriş yaptığının Anlaşmada belirtilen somut belgeler yoluyla kanıtlanması ve bu durumun tarafımızdan kabul edilmesi gerekmektedir. Yunanistan ile 2001 yılından bu yana yürütülen ikili Geri Kabul Protokolü de bu şekilde uygulanmaktadır.

Dolayısıyla, yasadışı göçmenlerin AB ülkeleri tarafından ülkemize otomatik olarak iade edileceği ve çok sayıda göçmenin ülkemize akın edeceği iddiaları temelsizdir.

Yasadışı göçe kaynaklık eden ve mevcut durumda geri kabul anlaşmamızın bulunmadığı ülkelerle ikili anlaşmaların imzalanması konusunda çalışmalara başlanmıştır.  

1951 tarihli Mültecilerin Statüsüne dair Cenevre Sözleşmesi Geri Kabul Anlaşması’yla çelişmekte midir?

Ülkemiz 1951 tarihli Mültecilerin Statüsüne dair Sözleşmeye "coğrafi kısıtlama" ile taraftır. Buna göre, Avrupa Konseyi üyesi ülke vatandaşlarından sığınma başvurusunda bulunanlara gerekli şartları taşıdıklarına kanaat getirilmesi halinde mülteci statüsü tanınmaktadır. "Avrupa dışından" gelenlere mülteci statüsü verilmemekte, üçüncü bir ülkeye kabul işlemleri gerçekleştirilinceye kadar ülkemizde geçici olarak ikamet etmelerine insani mülahazalarla izin verilmektedir. Bu kişilerin üçüncü bir ülkeye yerleştirilme işlemleri Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Türkiye Temsilciliği tarafından gerçekleştirilmektedir. Geri Kabul Anlaşmasında, ülkemizin 1951 tarihli Mültecilerin Statüsüne dair Sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinin korunacağı belirtilmiştir. (Anlaşmanın giriş bölümü ve 18. Md).

Yol Haritasında da, ülkemizin mültecilere ilişkin 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi ve 1967 tarihli Protokolüne koymuş olduğu coğrafi sınırlamayı kaldırmasının tarafımızca kabul edilmeyeceği kayda geçirilmiştir.

Halihazırda Geri Kabul Anlaşmamızın bulunduğu diğer ülkeler hangileridir?

Suriye, Yunanistan, Kırgızistan, Romanya, Ukrayna, Pakistan, Rusya Federasyonu, Nijerya, Bosna Hersek, Yemen, Moldova, Belarus ve Karadağ ile Geri Kabul Anlaşmamız bulunmaktadır.

Nijerya, Yemen ve Pakistan ile imzalanan Anlaşmaların onay süreçleri devam etmektedir.

Geri Kabul Anlaşması GKRY’de de uygulanacak mıdır? 

Türkiye, GKRY’yi tanımamaktadır. Bu husus AB nezdinde kayıt altına alınmıştır.

TÜRKİYE-AB GÖÇ EYLEM PLANI

Türkiye-AB Göç Ortak Eylem Planı’nın ana unsurları nelerdir?

Son dönemde, Akdeniz ve Ege üzerinden Avrupa’ya yasadışı göçmen akınında büyük artış olması üzerine, AB tarafı ülkemizle üst düzey yoğun temaslarda bulunarak, göçün kontrol altına alınması amacıyla ortak bir Eylem Planı önermiştir.

AB ile bu alanda gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, göç krizinin yeni ortaya çıkmış bir durum olmadığı, Türkiye’nin bu yükü beş yıldır tek başına üstlendiği, AB’yle düzensiz göçle mücadele alanında işbirliğinin arttırılmasına ihtiyaç duyulduğu, ancak işbirliğinin “yük ve sorumluluk paylaşımı” ilkesi üzerine inşa edilmesinin elzem olduğu muhataplarımıza izah edilmiştir.

AB ile resmi görüşmelerimizde, Göç Eylem Planı için ortak bir metin oluşturulmuş, sözkonusu metin 29 Kasım 2015 tarihinde Brüksel’de yapılan AB-Türkiye Zirve Toplantısında kabul edilmiştir.

Bu süreçte, AB tarafından taleplerimiz, 2016 itibariyle vatandaşlarımıza Schengen alanına seyahatlerinde vize muafiyeti sağlanması, ülkemizde geçici koruma altındaki Suriyeliler için yapılacak yardımın 3 milyar Euro’ya çıkartılması, müzakerelerde yeni fasılların açılması ve ülkemizin geçmişte olduğu gibi AB Zirvelerine davet edilmesi şeklinde özetlenebilir.

Ülkemizdeki Suriyelilere yönelik 3 milyar Euro’luk destek konusunda bilgi verir misiniz?

AB, “yük paylaşımı” ilkesi çerçevesinde ülkemizde geçici koruma altında bulunan Suriyelilere yönelik, başlangıç olarak ilave 3 milyar Euro yardımda bulunma taahhüdünde bulunmuştur. AB, insani desteğinin de devam edecek nitelikte olduğunu beyan etmiştir.