TÜRKİYE'NİN GİRİŞİMCİ VE İNSANİ DIŞ POLİTİKASI

Dünya sahnesinde dalgalanmaların ve belirsizliklerin yaşandığı bir dönemde, politikalarımız süregelen değişime uyum sağlamakta ve çevremizdeki dinamikleri barış, refah ve istikrar yönünde şekillendirmeye çaba harcamaktadır. Çabalarımızın odağında ise insan vardır. Köklü değişimlerin yaşandığı belirsizliklerle dolu bir dünyada ve kırılgan bir siyasi, ekonomik coğrafyada inisiyatif almayı bilen, Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle milletimizin girişimci ruhunu ve insani değerlerini yansıtan bir dış politika izlemekte; Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından belirlenen "Yurtta Barış, Dünyada Barış" ilkesi doğrultusunda, Sayın Bakanımızın ifadesiyle "Girişimci ve İnsani Dış Politika" anlayışını uygulamaktayız.

Köklü bir devlet ve demokrasi geleneğine sahip olan Türkiye, merkezi coğrafi konumu, derin tarihi tecrübesi, genç ve eğitimli nüfusu, güçlü kurumları ve dinamik ekonomisinden güç almaktadır. Türk dış politikası, birbirini tamamlayan çok sayıda siyasi, ekonomik, insani ve kültürel işbirliği araçlarından istifade etmekte ve küresel ölçekte düşünen ancak dünyanın her köşesinde yerel düzeyde etkinlik gösteren bir diplomasi uygulamaktadır.

Toplamda 242 diplomatik ve konsüler misyonuyla, ülkemiz, dünya çapında en büyük beşinci küresel temsil ağına sahip hale gelmiştir.

Türkiye, NATO ve G20 üyesi, AB aday ülkesi olup, uluslararası kuruluşlara ilaveten 25 ülkeyle mevcut Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi mekanizmaları, ayrıca üçlü veya daha çok üyeli bölgesel oluşumlar ve 20 Serbest Ticaret Anlaşmasıyla geniş bir işbirliği ağına sahiptir. Balkanlar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Güney Kafkasya, Güney Asya ve Orta Asya'daki ülkelerle yakın bağlarını muhafaza etmektedir. Teknolojinin mesafeleri giderek kısalttığı bir dünyada Türkiye, Afrika Ortaklık Politikasını, Asya-Pasifik ve Latin Amerika ile Karayipler’e yönelik Açılım Politikalarını derinleştirmektedir.

Türkiye, mevcut stratejik ilişkilerini güçlendirmeyi ve yenilerini geliştirmeyi amaç edinmiştir. NATO müttefiki ABD ile stratejik bir ortaklığa sahiptir ve Avrupa’nın güvenliği ve refahı için transatlantik bağları hayati önemde görmektedir.

NATO'nun etkin bir üyesi olan Türkiye, Kuzey Atlantik İttifakına ve İttifakın "Güvenliğin Bölünmezliği" temel ilkesine önemli katkılarda bulunmakta olup, İttifakın operasyonlarına en fazla destek sağlayan ilk beş ülkeden biridir.

Türkiye, hem AB hem kendisi için fayda sağlayacağını vurguladığı Avrupa Birliği üyeliği hedefine bağlıdır. Avrupa'yı da etkileyen birçok soruna çözüm bulma çabalarına etkin olarak katkıda bulunmaktadır. Türkiye, Avrupa'nın ve neredeyse tüm Avrupa kurumlarının bir parçası olup, kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ve diğer pek çok kuruluş dâhildir.

Terörizm ve aşırıcılık yanlısı eğilimler, dünya çapında tehlikeli bir yoğunluğa ulaşmıştır. Terörist gruplar, uluslararası barışı ve güvenliği tehdit etmektedir. Terör, insanlığa karşı bir suçtur ve herhangi bir ırk, etnik grup, inanç ya da coğrafya ile ilişkilendirilemez. Terör, küresel bir felakettir ve küresel mücadele ve dayanışma gerektirmektedir. Türkiye, hangi örgüt tarafından hangi gerekçeyle uygulanırsa uygulansın terörizmle etkin şekilde mücadele etmektedir.

Küresel sorunların çözümü işbirliği ve etkin çoktaraflılık temelindeki ortak çabalara bağlıdır. Bu gerçek Türkiye'nin çoktaraflı forumlarda yürüttüğü diplomasiyi yönlendirmektedir. Kuruluşundan bu yana G20'nin etkin bir üyesi olan ve 2015 yılında G20 Dönem Başkanlığını yürüten Türkiye, G20'de kapsayıcı ekonomik büyüme ve adaletli bölüşüm de dâhil olmak üzere insani kalkınma boyutunu ön plana çıkartmaktadır. Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nde 2009-2010 döneminde görev yaparak küresel barış, istikrar ve güvenliğe yapıcı katkılarda bulunmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ortaya konulan "Dünya Beşten Büyüktür" ilkesiyle Türkiye, BM ve BM Güvenlik Konseyi'nin günümüzün ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde reforma tabi tutulmasını savunmaktadır.

Arabuluculuk alanında öncü bir role sahip olan Türkiye, BM, AGİT ve İİT’te arabuluculuk ile ilgili dostlar/temas gruplarının aynı zamanda eş-başkanı olan tek ülkedir. 2010 yılında BM bünyesinde başlattığımız “Barış için Arabuluculuk” girişimi çerçevesinde Türkiye, Finlandiya ile birlikte BM Arabuluculuk Dostlar Grubu’nu oluşturmuş ve grubun eş-başkanlığını üstlenmiştir. Çatışmaların barışçıl yollardan çözümünde bölgesel örgütlerin öneminin farkında olan Türkiye, Finlandiya ve İsviçre ile beraber 2014 yılında AGİT Arabuluculuk Dostlar Grubu’nu kurmuştur. Grubun eş-başkanlığını Türkiye, Finlandiya ve İsviçre ile birlikte yürütmektedir. İslam İşbirliği Örgütü (İİT) Zirve ve İcra Komitesi Dönem Başkanı sıfatıyla Türkiye, İİT’in arabuluculuk kapasitesini geliştirmeyi de amaç edinmiştir. Ülkemizin öncülüğünde 2018’de Dışişleri Bakanları düzeyinde kabul edilen POL-53/45 sayılı karar uyarınca kurulan İİT Arabuluculuk Dostları Temas Grubu’nun eş-başkanlığını Türkiye, Suudi Arabistan, Gambiya ve İİT Genel Sekreterliği ile yürütmektedir.

Türkiye, ayrıca “Barış için Arabuluculuk” Sertifika Programını başlatmış olup, ilk eğitim programı, İİT üyesi ülkelerden genç diplomatların katılımıyla Eylül 2018’de Ankara’da düzenlenmiştir.

İnsanlık günümüzde etnik ve dini nefret, ayrımcılık, aşırılık, yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı ve diğer dışlayıcı yaklaşımlar gibi çeşitli sorunlardan muzdariptir. Türkiye, bu sorunları ele alırken şeffaflığa, çeşitliliğe, iletişime ve kapsayıcı politikalara duyulan ihtiyacın altını çizmektedir. Bu bağlamda Türkiye, farklı kültürler ve dinler arasında karşılıklı saygı ve ortak değerleri teşvik etmeye yönelik çabalarda öncü rol üstlenmiştir. Türkiye ve İspanya'nın ortaklığında başlatılan BM Medeniyetler İttifakı girişimi, sözde “medeniyetler çatışması” tezlerine sağduyulu bir yanıt teşkil etmektedir.

Bölgesel sorunlarda bölgesel sahiplenme ve çözümleri savunan Türkiye, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ), Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci (GDAÜ), Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) gibi çeşitli bölgesel örgütlerin ve girişimlerin de kurucu üyesidir. İstikrarlı bir Afganistan hedefini desteklemek üzere bölgesel işbirliğini kurumsallaştıran "Asya’nın Kalbi-İstanbul Süreci”nin oluşumunda ülkemiz öncü rol oynamıştır.

İİT, Gelişen Sekiz Ülke (D-8), Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi ve MIKTA'nın (Meksika, Endonezya, Kore, Türkiye ve Avustralya) etkin üyesi olan Türkiye, bu yıl Asya’nın Kalbi-İstanbul Süreci ile Asya Parlamenter Asamblesi ve D-8 Dönem Başkanlığını ve ayrıca İİT Zirve Dönem Başkanlığını yürütmektedir.

İnsanı odakta gören devlet geleneğimiz, kalkınma ve insani yardımlar alanında da girişimci bir anlayışla çalışmamızı gerektirmektedir. Türkiye, 9-13 Mayıs 2011 tarihlerinde İstanbul'da Birleşmiş Milletler En Az Gelişmiş Ülkeler Dördüncü Konferansı’na evsahipliği yapmış ve 2011-2020 yılları için Eylem Programının kabul edilmesine katkıda bulunmuştur. Eylem Planının takibi amacıyla 2016 yılında düzenlenen “En Az Gelişmiş Ülkelere Yönelik İstanbul Eylem Programı’nın Yüksek Düzeyli Kapsamlı Ara Dönem Gözden Geçirme Toplantısı”na da Türkiye evsahipliği yapmıştır. Ayrıca, ilk Dünya İnsani Zirvesi Mayıs 2016'da İstanbul'da gerçekleştirilmiştir. Türkiye, kendi ülkelerindeki yıkımdan kaçmak zorunda kalan 3,6 milyonu aşkın Suriyeliye evsahipliği yapmaktadır. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre Türkiye, dünyada en fazla sığınmacıya evsahipliği yapan ülkedir. Suriyelilere her türlü hizmet ve yardım sağlamak için günümüze kadar 33 milyar ABD Dolarını aşkın ulusal harcama yapılmıştır.

Türkiye, 2017 yılında yaptığı 7,2 milyar ABD Doları tutarındaki insani yardımla, kişi başına düşen insani harcama oranına göre dünyanın en cömert ülkesi olarak dünyada ilk sırayı almıştır.

Enerji hatlarının merkezi ve transit ülkesi konumundaki Türkiye, Avrupa’nın ve dünyanın enerji güvenliğinde hayati bir rol oynamaktadır.

2023 yılında Türkiye Cumhuriyeti 100. yıldönümünü gururla kutlayacaktır. Cumhurbaşkanlığı Hükümetimizce belirlenen somut hedeflerin gerçekleştirilmesi, yalnızca yurtta barış ve refahın standartlarını yükseltmekle kalmayıp, aynı zamanda Türkiye'nin kendi coğrafyasına ve ötesine yaptığı katkıları da güçlendirecektir. Bölgemizin zafiyetler ve çatışmalarla değil, canlı bir sürdürülebilir kalkınma gündemiyle yoğrulması temel bir hedefimizdir. Türkiye'nin girişimci ve insani dış politikası bu anlayışla yürütülmekte olup, ulusal çıkarlarımızı güvence altına almaya devam ederken, eşzamanlı olarak insanlığın ortak hedeflerine de katkıda bulunmaktadır.