#

Türkiye’nin Kalkınma İşbirliği: Genel Özellikleri Ve En Az Gelişmiş Ülkelere Yönelik Yaklaşımı

Arapça

TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI KALKINMA İŞBİRLİĞİ FAALİYETLERİ

 

Türkiye’nin siyasi ağırlığı, aktif diplomasisi, dinamik ekonomisi ve artan teknik kapasitesi gibi unsurlardan güç kazanan uluslararası alandaki yükselen profili, en somut yansımalarından birini ülkemizin uluslararası kalkınma faaliyetlerinde ön plana çıkan rolünde bulmaktadır.

 

Türkiye’nin uluslararası kalkınma işbirliği içindeki rolü son yıllarda köklü değişimlere uğramıştır. Yeni ekonomik dinamikler ve küresel sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlama yoluyla dünya barışı ve istikrarının desteklenmesi hususunda artan sorumluluk duygusu, Türkiye’nin uluslararası kalkınma işbirliği yapısı içinde yeni ve dinamik bir aktör olarak ortaya çıkmasına imkân vermiştir.

 

Geleneksel donör ülkelerin ekonomik kriz koşullarında büyük kesintilere gittikleri bir ortamda Türkiye’nin kalkınma yardımlarını önemli oranlarda artırmakta olması, gerek uluslararası kuruluşların, gerek gelişmekte olan ülkelerin ilgi ve takdirini toplamakta ve ülkemize yönelik işbirliği çağrılarında çarpıcı artış görülmektedir.

 

Resmi Kalkınma Yardımları (Official Development Assistance, ODA), giderek Türkiye'nin proaktif dış politikasının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Türkiye, komşu bölgelerinde daha huzurlu ve istikrarlı bir ortam oluşturulmasına katkı sağlama politikasıyla uyumlu olarak, bölgesel ve küresel istikrarın aktif bir paydaşı konumundadır. Türkiye, bölgesel çatışmalarda arabulucu rol üstlenmek gibi çeşitli yumuşak güç araçlarını kullanma politikasının bir parçası olarak, resmi kalkınma yardımlarını çatışmalardan ve doğal afetler gibi diğeri istikrarsızlık kaynaklarından etkilenen ülkelerin yararına artırmıştır.


Türkiye’nin Kalkınma İşbirliği: Yardım Alan Ülke Konumundan Yardım Yapan Ülke Konumuna  Gelmesi:

 

Türkiye, Devlet Planlama Teşkilatının (DPT) Gambiya, Gine, Gine-Bissau, Moritanya, Senegal, Somali ve Sudan’da kurumsal kapasite inşasını hedefleyen 10 milyon ABD Doları tutarında kapsamlı bir yardım paketi oluşturmasıyla, 5 Haziran 1985 tarihinde kendi dış yardım programını başlatmıştır.

 

1980'lerin sonlarında değişen uluslararası ortam, Kafkasya ve Orta Asya ülkelerinin bağımsız cumhuriyetler olarak ortaya çıkmasıyla sonuçlanmıştır. Böylece, Soğuk Savaş yılları boyunca fiilen menzili dışında kalan bölgeler olan Kafkasya ve Orta Asya’ya yönelik Türk dış politikası yeniden şekillenmiştir. Türkiye bu sayede, Avrasya'daki, tarihi, kültürel ve dilsel bağlara sahip olduğu geniş bir coğrafi alan ile ilişkilerini güçlendirme fırsatı yakalamıştır. Bu coğrafyadaki yeni bağımsız devletlerin, devlet inşası ve ekonomik dönüşümün getirdiği zorluklarla başa çıkabilmek için acil destek ihtiyacı hızlı ve iyi örgütlenmiş bir karşılığı gerektirmiştir. Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA) büyük ölçüde bu ihtiyaca cevap verebilmek için kurulmuştur. Böylece, Orta Asya ve Kafkasya’daki yeni Bağımsız Devletler, Türkiye’nin yardımlarının odak noktası olmuştur. Bu eğilimi yakın dönemde, kalkınma ortaklığının Orta Doğu, Afrika ve Asya’daki ülkeleri de içeren çok daha geniş bir coğrafyayı kapsamasıyla sonuçlanan hızlı bir dönüşüm takip etmiştir.


TİKA: Türkiye’nin Kalkınma İşbirliğinin Kurumsallaşması:

 

1992 yılında kurulan ve Türkiye'nin kalkınma işbirliği politikasının uygulanması sorumluluğu verilen TİKA, aynı zamanda Türkiye'nin kalkınma işbirliğini ulusal aktörlerin yanı sıra, uluslararası kuruluşlar ve ikili donörlerle koordine etmekten de sorumludur. Ayrıca TİKA, Türkiye'nin Resmi Kalkınma Yardımlarının istatistiklerini toplamak ve raporlamakla görevlidir.

 

TİKA’nın misyonu, kalkınma ortağı ülkelerde yoksulluğun giderilmesine ve sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunmaktır. Bu çabanın merkezinde, Türkiye’nin kendi deneyim ve uzmanlığı yatmaktadır. Türkiye, kendi deneyimlerini, kalkınma ortağı ülkelerin kendine özgü ihtiyaç ve kalkınma önceliklerine uyumlu hale getirerek aktarmaktadır.

 

TİKA’nın 23 kalkınma ortağı ülkede, işbirliği faaliyetlerinin uygulamaya konmasında ve ülke hakkında birinci elden veri toplamada yerel kalkınma ortaklarıyla doğrudan iletişiminde önemli bir rol oynayan 26 Program Koordinasyon Ofisi bulunmaktadır. Ancak TİKA’nın faaliyetleri bu 26 denizaşırı ofisle sınırlı olmayıp, dünya genelinde 100’den fazla ülkeye ulaşmaktadır.

 

TİKA’nın başlıca faaliyeti,  ortak ülkelerde kurumsal kapasitenin ve insan kaynaklarının geliştirilmesi amacıyla teknik işbirliğinde bulunmaktır. Bu, Türkiye’nin nispeten uzman ve deneyimli olduğu alanlarda eğitim ve danışmanlık hizmeti sağlama yoluyla gerçekleşmektedir. Bu hizmetler, kapasite inşası için yapılan bağışlarla da desteklenmektedir. TİKA faaliyetlerinin bir başka yönünü sulama, sağlık ve ulaştırma projeleri gibi altyapı projelerine mali kaynak sağlanması, okul ve hastane yapımı ile kültürel miras olarak tanımlanan mimari yapıların restorasyonu oluşturmaktadır. TİKA, aynı zamanda, insani yardım faaliyetlerinde de bulunmaktadır.


Türk Dış Politikasının Yeni Öncelikleri ve Kalkınma İşbirliğinin Rolü:

 

Türkiye, kendi bölgesi ve ötesindeki belli başlı konularda yapıcı bir rol oynama yönündeki çabalarını sürdürmektedir. Türkiye’nin kalkınma işbirliği alanındaki faaliyetleri,  daha iyi bir gelecek için yoksulluğun giderilmesini ve sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen küresel çabalara katkıda bulunma konusundaki kararlılığının bir göstergesidir.

 

Türkiye, Afganistan’da Taliban rejiminin sona ermesinden sonra, bu ülkeyi kalkınma işbirliği gündeminin birinci sırasına koymuştur. Savaş nedeniyle yıkıma uğramış Afganistan’ın yeniden imarı, temel hizmetlerin sağlanması, temel özgürlüklere saygılı yeni bir düzenin oluşturulması ve kamu düzeninin yeniden kurulması Türkiye’nin öncelikleri olmuştur. Türkiye’nin 2005-2009 döneminde Afganistan’a sağladığı Resmi Kalkınma Yardımları 400 milyon ABD Doları’na ulaşmıştır. TİKA’nın Afganistan’da, hâlihazırda, Kabil, Mezar-ı Şerif, Vardak ve Cevizcan’da olmak üzere, Kabil’deki Türk Büyükelçiliğiyle yakın işbirliği içinde faaliyet gösteren dört ofisi bulunmaktadır.

 

Türk dış politikasının son yıllardaki hedeflerinden biri de, komşu bölgelerle sınırlı eylem alanını daha da genişletmek ve diğer küresel konulara da önalıcı bir şekilde müdahil olmak olmuştur. Türkiye, bu hedef doğrultusunda, Afrika ülkeleriyle kalkınma işbirliği ilişkisi başlatmıştır. Bu çerçevede,  Türkiye, 2002 yılında Afrika Birliği’ne “gözlemci”  statüsünde kabul edilmiş, 2005 yılında Türkiye’de “Afrika Yılı” ilan edilmiş ve aynı yıl TİKA Afrika’daki ilk ofisini Etyopya’da açmıştır. Bu ofisi, daha sonra Sudan ve Senegal’deki TİKA ofisleri izlemiştir. Bu ofisler, yakın çevrelerindeki ülkeleri de kapsayacak şekilde bölgesel düzeyde faaliyet göstermektedir. Türkiye, Ağustos 2008’de “Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi”ne evsahipliği yapmış ve aynı yıl Afrika Birliği Türkiye’yi “stratejik ortak” ilan etmiştir.

 

Afrika'daki ana işbirliği alanları, tarım, sağlık, eğitim, su ve sanitasyon, mesleki eğitim, kurumsal kapasite geliştirme ve insani yardımı içermektedir. “Afrika Tarımsal Kalkınma Programı”, “Afrika Sağlığı Programı” ve “Afrika Mesleki Eğitim Programı” Afrika ülkelerinin özel ihtiyaçlarını karşılamak üzere hazırlanmış bir çok ülkeyi içeren programlardır. Kapasite geliştirme faaliyetlerinin yanı sıra, Türkiye, TİKA aracılığıyla okul ve hastanelerin yapımı gibi sosyal hizmetlerin sağlanması için altyapıları inşa ederek bir çok projeye imza atmaktadır.

 

Türkiye'nin bir başka önceliği de küresel işbirliğinde artan rolünü vurgulamak için önde gelen uluslararası kuruluşlarla işbirliğini geliştirmektir. Bu bağlamda, Türkiye, OECD, UNDP, UNIDO ve FAO gibi çok taraflı kuruluşlara gönüllü katkılar sağlamaktadır. Türkiye, uluslararası kuruluşlara yaptığı katkının en büyük payını BM ihtisas kuruluşları ve fonlarına ayırmaktadır.


Yükselen bir Donör Ülke Olarak Türkiye'nin Performansı:

           

OECD istatistiklerinin incelenmesinden, ülkemizce yapılan yıllık resmi kalkınma yardımlarının, 2005 yılında 601 milyon Dolar, 2006 yılında 714 milyon Dolar, 2007 yılında 602 milyon Dolar, 2008 yılında 780 milyon Dolar, 2009 yılında 707 milyon Dolar, 2010 yılında 967 milyon Dolar ve 2011 yılında 1.4 milyar Dolar tutarında gerçekleştiği görülmektedir.

 

Bu veriler, Türkiye’nin kalkınma yardımlarını düzenli şekilde artırmak suretiyle yükselen donör ülke statüsüne ulaştığını somut biçimde ortaya koymaktadır. 2010 yılında 967 milyon Dolar olarak gerçekleştirdiğimiz Resmi Kalkınma Yardımlarımızın, 2011 yılında yüzde 38 artışla 1.4 milyar Dolara ulaşmasıyla Türkiye, OECD üyeleri arasında Resmi Kalkınma Yardımlarını en çok artıran ülke olmuştur. Özellikle gelişmiş ülkelerin kriz ortamında kalkınma yardımlarında önemli kesintilere gittikleri bir ortamda, Türkiye’nin yardımlarının bu kadar yüksek oranda artması gelişmekte olan ülkelere desteğimizin en somut göstergesidir.

 

Güney ve Orta Asya ülkeleri Türkiye’nin 2010’daki bölgesel kalkınma yardımının yaklaşık % 45’ini, Balkan ve Doğu Avrupa ülkeleri ise yaklaşık % 27’sini almıştır. Türkiye’nin nispeten daha yeni ortakları olan Afrika ve Orta Doğu ülkeleri kalkınma yardımından yaklaşık olarak çeyrek pay almaktadır. Afrika’ya yapılan yardım 2010 yılında 30,9 milyon ABD Dolarından 71 milyon ABD Dolarına çıkarak % 67 oranında artmıştır. Türkiye’nin kalkınma yardımının Afrika ülkelerinin çoğuna ulaştığının göstergesi olan bu rakamlar Türkiye’nin Kıtada aktif kalkınma ortağı olma kararlılığını göstermektedir. Bir EAGÜ olan Afganistan, Türkiye’nin kalkınma yardımından en fazla yararlanan ülke olmuştur.

 

Sektörel açıdan bakıldığında, Türkiye, yardımlarını ekonomik ve sosyal altyapı projelerine yoğunlaştırmakta, en fazla kaynağı eğitim ve sağlık sektörüne tahsis etmektedir. Türkiye’nin 2005 ve 2010 yılları arasında kalkınma işbirliği projelerinin çoğunluğu sosyal altyapı sektörünün gelişimine odaklanmıştır. Bunun temel nedeni, Türkiye'nin yardım politikasının talep odaklı olması, bu doğrultuda, alıcı ülkelerin çağrısına cevap vermek üzere ve temel insani ihtiyaçları kapsayan eğitim, sağlık, su ve sanitasyon, altyapı gibi alt sektörlere yönelik olarak şekillendirilmesidir.


Türkiye’nin En Az Gelişmiş Ülkelere Yönelik Desteği:

 

Birleşmiş Milletler En Az Gelişmiş Ülkeler (EAGÜ) 4. Konferansı, ülkemizin evsahipliğinde 9-13 Mayıs 2011 tarihlerinde İstanbul’da başarıyla düzenlenmiştir.  Sözkonusu Konferans’ta, 2020 yılına kadar EAGÜ’lerin kalkınmasına dönük olarak, gerek bu ülkelerde, gerek uluslararası alanda hayata geçirilecek faaliyetleri içeren İstanbul Eylem Programı kabul edilmiştir. 1 milyara yakın nüfusa sahip 48 EAGÜ’ye yönelik İstanbul Eylem Programı’nın öncelikli hedefi, bu ülkelerde yoksulluğun ortadan kaldırılmasıdır.

 

Belge, uluslararası toplumun EAGÜ’lere ilişkin işbirliği ve ortaklık taahhütlerini teyit etmekte ve güçlendirmektedir. Belgede, BM sisteminin, Dünya Bankası, IMF ve DTÖ gibi uluslararası kurumların, kalkınma ortağı konumunda olan gelişmiş ülkelerin, Güney-Güney işbirliği bağlamında gelişme yolundaki ülkelerin ve bizzat EAGÜ’lerin yürütecekleri işbirliğinin çerçevesi ve üstlenecekleri sorumluluklar etraflı bir şekilde kaydedilmektedir. Yeni hedefler ortaya koyan İstanbul Eylem Programı, kalkınma ortakları açısından yol gösterici temel bir belgedir.

 

İstanbul Eylem Programı’nda ticaretten, sanayiye; turizmden, eğitim ve sağlığa uzanan yelpazede tüm sektörler yer almaktadır. Eylem Programı, sürdürülebilir ekonomik büyüme, insan ve üretim kapasitesinin geliştirilmesi, ekonomik kırılganlığın azaltılması ve her düzeyde iyi yönetişim gibi, EAGÜ'de yapısal dönüşüm hedefiyle uyumlu unsurları içermektedir. Metinde 47 hedef ve 246 eylem yer almaktadır. 

 

İstanbul Eylem Programı’nın ana odak noktası, EAGÜ’de üretim kapasitesinin artırılması ve bu amaçla yatırımların geliştirilmesidir. Bir önceki Konferans’ta (Brüksel-2001) kabul edilen Brüksel Eylem Programı’nda ise ana odak noktası ticaretin geliştirilmesi (Aid for Trade) ve sosyal kalkınma olmuştur. İstanbul Eylem Programı’nda, öncekilerden farklı olarak, izleme konusuna da özel bir yer verilmektedir.

 

İstanbul Konferansı’nda müzakereler esas itibarıyla ticaret, yatırımlar ve resmi kalkınma yardımları üzerine odaklanmıştır. Brüksel Eylem Programı’nda EAGÜ’ye yönelik resmi kalkınma yardımlarının GSMH’ye oranı olarak belirlenen hedef binde 1,5-2 iken, gerçekleşen oran ortalama binde 0,9 civarında kalmıştır. Petrol ve madenler gibi yeraltı zenginliklerine sahip olan EAGÜ %7 civarında büyüme oranı yakalamışken, EAGÜ’nün yarıdan fazlası %2’nin altında veya negatif büyüme kaydetmiştir. Buna mukabil, EAGÜ’de yaklaşık 400 milyonluk bir nüfus da aşırı yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Gelişmiş ülkeler, Konferans’ta ilave mali yükümlülükler altına girmekten kaçınmışlar; buna mukabil, resmi kalkınma yardımlarına ilişkin Brüksel Eylem Programı’ndaki taahhütlerini kuvvetli bir biçimde teyit etmişler; ayrıca, bu alandaki taahhütlerini 2015 yılından sonra arttırma hususunda irade beyanında bulunmuşlardır.

 

EAGÜ'lerin yapısal dönüşümünün gerçekleştirilmesini ve bu ülkelerde yoksulluğun ortadan kaldırılmasını sağlayacak kılavuz belgeyi teşkil eden İstanbul Eylem Programı'nda, üretim kapasiteleri; özel sektörün rolü; Bilim, Teknoloji ve Yenilikçilik Merkezi ihdası, Uluslararası Tarım Merkezi kurulması ve yarı-dönemde gözden geçirme toplantısı yapılması gibi unsurlara yer verilmektedir.

 

Diğer yandan, İstanbul Eylem Programı’nın uygulanmasına yönelik olarak BM EAGÜ Yüksek Temsilciliği tarafından ilgili paydaşlarla yapılan istişareler sonucunda, açıkladığımız Türkiye Paketine de atıfta bulunan bir yol haritası hazırlanmıştır.  Sayın Bakanımız, Konferans’ta ülkemizin 2015 yılında yapılması öngörülen Gözden Geçirme Toplantısına evsahipliği yapmaya hazır olduğunu ifade etmiştir.


Türkiye’nin EAGÜ’lere Yönelik Ekonomik ve Teknik İşbirliği Paketi:

 

Sayın Başbakanımız, anılan Konferans’ta, EAGÜ’lere yönelik olarak kapsamlı bir Ekonomik ve Teknik İşbirliği Paketi açıklamıştır.

 

Sözkonusu Paket, 2012 yılından başlamak üzere yıllık 200 milyon ABD Dolarının EAGÜ’lere yönelik ekonomik ve teknik işbirliği program ve projeleri için tahsis edilmesini öngörmektedir.  

 

Pakette öne çıkan unsurlar şunlardır:

 

-EAGÜ’lerin kapasite ve nüfusları göz önüne alınarak program ve projeler için bütçe tahsisi,

-Türkiye’den ithal edilecek mal ve hizmetler için Türk Eximbank aracılığı ile uygun koşullu kredi verilmesi,

-Gümrüksüz ve kotasız pazara giriş hakkının tarımsal ürünlere de teşmil edilmesinin değerlendirilmesi,

-Hâlihazırda 2 milyar dolar olan Türkiye’nin EAGÜ’lerdeki doğrudan yatırımlarının 2015 yılına kadar 5 milyar dolara, 2020 yılına kadar 10 milyar dolara çıkartılmasının hedeflenmesi,

-Altyapı ve verimlilik artırıcı projeler için uygun koşullu kredi verilmesi,

-TÜBİTAK’ın koordinasyonunda UNESCO ve UNIDO ile işbirliği içinde teknoloji transferi,

-EAGÜ’lerin hassas teknolojilere erişimini ve kullanımını sağlayacak ve bir teknoloji bankası gibi çalışacak münhasıran EAGÜ’lere yönelik bir Uluslararası Bilim, Teknoloji ve İnovasyon Merkezinin ülkemizde kurulması,

-Önümüzdeki on yıl içinde, tarım, mühendislik ve tıp alanlarında, özellikle lisansüstü eğitim için, 1.000 adet burs verilmesi,

-Modern sulama teknikleri, tohum, fidan ve gübre üretim konularında teknoloji transferi, EAGÜ’lere yönelik bir Uluslararası Tarım Merkezinin ülkemizde kurulması,

-Enerji üretimi alanında teknoloji transferi ve teknik işbirliği,

-Türkiye’nin tarım, ormancılık, çölleşme ve erozyonla mücadele, belediyecilik, uluslararası ticaret, turizm, yatırım destekleme vb. hususlardaki tecrübesinin EAGÜ’lere aktarılmasına yönelik teknik işbirliği projeleri,

-İstanbul Eylem Programının izlenmesine yönelik olarak 5 milyon ABD doları tahsis edilmesi.

 

Bu kapsamda, başlıca unsurları yukarıda açıklanan Pakete ilişkin unsurların hayata geçirilmesine ilişkin Başbakanlık Genelgesi 5 Ocak 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış olup, bu doğrultuda ilgili kurum ve kuruluşlarımızla eşgüdüm içinde EAGÜ’lere yönelik Ekonomik ve Teknik İşbirliği Paketimizin uygulanmasına ilişkin çalışmalar sürdürülmektedir. Son olarak, EAGÜ’ler nezdindeki Büyükelçiliklerimizce derlenen Paket dahilinde hazırlanmış proje teklifleri, sahada uygulanmalarından sorumlu teknik koordinatör kurum TİKA’ya iletilmiştir. Belirlenecek öncelikli projeler TİKA ve proje sorumlusu kurumlarca en kısa sürede uygulamaya konulacaktır.

 

Öte yandan, 2011 Mayıs ayında düzenlenen EAGÜ Konferansı’nda önümüzdeki 10 yıllık dönemde EAGÜ’lerden 1000 öğrenciye tarafımızdan yüksek öğretim bursu verilmesi taahhüt edilmiştir. Bu çerçevede, 2012 yılı içinde Büyükelçiliklerimiz kanalıyla ilgili ülkelerde duyurular yapılmış, burslara toplam 220 öğrenci başvuruda bulunmuş, bunların 68’i değerlendirmeye alınmıştır. Kabul edilecek öğrencilerin 2012-2013 akademik yılında eğitime başlamaları öngörülmektedir.

 

En Az Gelişmiş Ülkelere yardımlarımız, 2010 yılında 158,95 milyon ABD dolarını bulmuştur. 2011 yılında ise, sadece Somali’ye ilgili kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız tarafından yapılan ayni yardımların toplam değeri 87 milyon TL’ye (yaklaşık 48 milyon ABD Doları) ulaşmıştır.

 

Sayın Başbakanımızın katıldığı, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD) 21-26 Nisan 2012 tarihlerinde Doha’da düzenlenen 13. Konferansı, 18-19 Haziran 2012 tarihlerinde Meksika’nın Los Cabos kentinde düzenlenen G-20 Zirvesi ve 20-22 Haziran 2012 tarihlerinde Rio de Janeiro’da yapılan Rio+20 Zirvesi marjında 21 Haziran 2012 tarihinde gerçekleştirdiğimiz “En Az Gelişmiş Ülkeler ve Rio+20” başlıklı üst düzeyli yan etkinlik gibi uluslararası platformlarda EAGÜ’leri desteklemeye, sorunlarını her vesileyle ve her düzeyde dile getirmeye kararlılıkla devam edeceğimiz vurgulanmıştır.