#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun NTV Kanalına Verdiği Özel Röportaj, 12 Aralık 2017

SUNUCU- Ankara’dan iyi günler. Dış politika açısından gerçekten hareketli günlerden geçiyoruz. Bir taraftan Amerika Birleşik Devletlerinin Kudüs kararı, bir tarafta Suriye’deki son gelişmeler, elbette Irak ve Avrupa Birliği’yle ilişkiler. Tüm bu sıcak başlıkları Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ya konuşacağız.

Hoş geldiniz, efendim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Teşekkür ediyorum.

SUNUCU- Gerçekten kritik bir dönemde konuğumuz oldunuz öncelikle onun için teşekkür ederek başlamak istiyorum.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ne zaman kritik bir dönem olmadı ki?

SUNUCU- Doğru doğru aslında öyle. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye ziyaretiyle başlayacağım müsaadenizle, çünkü bahsettiğim başlıklarla da alakalı aslında bu ziyaret. Türkiye’den önce Suriye’deydi, Esad’la görüştü, Mısır’a da gitti aynı gün içerisinde ve askerlerini, Rus askerlerini Suriye’den çekeceğini açıkladı. Bu açıklama bizim için ne anlam ifade ediyor? Şunu da belki hatırlatmakta fayda var: Pentagon Sözcüsü dedi ki, sahadaki durum pek de bu şekilde değil, ne dersiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Daha önce de Rusya Suriye’den asker çekmişti, bir kısmını çekmişti fakat daha sonra çatışmalar şiddetlenince tekrar asker getirdi, hatta önceki sayıyı aşan bir miktarda asker getirdi. Şimdi Suriye ve Irak’ta DEAŞ’la mücadelede önemli mesafeler kat edildi öyle veya böyle. Dolayısıyla rejim İran ve Rusya başka konulara da odaklanıyorlar üçlü ittifak içinde. Burada Rusya’nın üstleri var, Amerika’nın da üstleri var, dolayısıyla, bu üstlerin de kalıcı olduğunu görüyoruz. Ve buradan ne kadar asker çekecekler, ne kadar doğru, ne kadar kalacak? Gözlemciler var özelikle bu çatışmasızlık bölgeleri ya da gerginliği azaltıcı bölgelerde Rus askerleri de var, İdlib’de şimdi biz varız. Bu gözlem ekipleri içinde Rus askerleri var, İran askerleri var değişik bölgelerde, dolayısıyla tamamen hani Rus askeri buradan çekilecek havası estirilirse bu doğru değil, gerçekçi değil, zaten Rusya’nın orada iki tane üssü var ve değişik bölgelerde konuşlandırılmış askerler de var.

SUNUCU- Peki, bu Afrin’deki Rus askerlerinin çekilmesi olarak bakarsak olaya bu nasıl yorumlanabilir? Yani Rus askerleri oradan çekiliyor Türkiye artık müdahale edebilir, çünkü sürekli söylediğimiz bir şey biliyorsunuz bir gece ansızın gelebiliriz diyoruz. Ya da oranın rejime bırakılması YPG’yle bir anlaşma yapıp, boşaltılıp rejime bırakılması mıdır nedir buradaki mesaj?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bizim Afrin’e veya başka bir yere girmemiz için ya da bize tehdit oluşturan teröristle mücadele etmemiz için orada birisinin olması ya da olmaması gerekmez. Önemli kriter bize tehdit mi, değil mi ve bunun zamanlaması ne zaman olacak? Dolayısıyla, Afrin’den Türkiye’ye yönelik, hatta Fırat Kalkanı operasyonu bölgesinde bulunan askerlerimize yönelik tehditler ve saldırılar, tacizler geliyor. O nedenle biz buraya istediğimiz zaman yani teknik planlamalar ne zaman yapılırsa müdahale ederiz, ansızın da girebiliriz. Bizim orada hedefimiz Rus askerleri ya da başka bir ülkenin askerleri olmaz. Bizim hedefimiz şu anda ilişkilerimiz kopuk olsa da rejim de olmaz, çünkü bize tehdit oluşturursa elbette rejim de olur, ama şu an itibariyle böyle bir tehdit söz konusu değil. Geçmişte bazı biliyorsunuz uçak düşürme hadiseleri oldu, karşılıkları verildi, gerekeni misliyle biz fazlasıyla yapıyoruz zaten. Fakat şu andaki tehdit terör örgütünden geliyor, PKK, YPG’den geliyor dolayısıyla, bununla biz mücadele etmek için orada kim var, kim yok ona bakmayız. Orada bir başka ülkenin unsuru varsa İdlib’de örneğin dışarıda unsurlar var, Afrin’de Rus askerleri var. Dolayısıyla, böyle bir operasyon yapıldığı zaman önceden bilgilendirme yapılır ki koordinatlar sağlanır, bir kaza olmasın, bir yanlışlık olmasın ve doğru hedeflere gidilsin.

SUNUCU- Bir senaryo tabi bizim için şu anda ama YPG güçlerinin Afrin’den çıkıp Rusya’nın kontrolü altında rejimin Afrin’e gelmesi gibi bir ihtimal var mı sizce?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Suriye’de her türlü ihtimal olur, önemli olan bu ihtimaller karşısında siz ne yapacaksınız, hangi planlamaları yapacaksınız? Olmaz denen birçok şey Suriye’de oldu. Bakıyorsunuz bir yerde çatışma var, başka yerde defakto bir şekilde iş birliği var bazen de mecbur kalınıyor iki taraf da rejim de değişik gruplarla yer yer sürekli çatışma halinde olan, geçmişte, şimdi ateşkes sayesinde Astana Süreci sayesinde bu çatışmalar büyük bir oranda tacizlerin dışında durdu. İş birliği yapıyorlar, bunlar olabiliyor. Bu kuşatılmış bölgelerle ilgili iş birliği var. Bazen bakıyorsunuz Rakka’da gördük, DAEŞ’le YPG iş birliği yaptı, anlaştı. Şimdi diğer unsurlar arasında da sahada çünkü sivil savaş var, çatışmalar var, değişik gruplar var, rant var, petrol var, başka şeyler var, dolayısıyla, alışverişler var, iş birlikleri olabiliyor önemli olan bu iş birliklerinin bize karşı oluşturduğu tehdit ve bizim bunlara karşı alacağımız tedbirler.

SUNUCU- Dünkü görüşmelerde gündeme geldi mi bu konu Putin’in ziyaretinde?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Dün Sayın Cumhurbaşkanımızla Putin baş başa bir görüşme yaptı, heyetlerarası görüşme yaptık, tabi ki Suriye’yi değerlendirdik. Ama daha çok bundan sonraki atılacak adımlar, siyasi süreç ve gözlemcilerin tam olarak yerleştirilmesi, Astana Süreci. Bildiğiniz gibi Ulusal Diyalog Kongresi fikri vardı henüz daha toplanmadı bunun üzerine çalışıyoruz kimler olacak, kimler olmayacak. Dolayısıyla, Cenevre süreciyle Astana nasıl entegre edilir? Tüm bunları değerlendirdik, ama ikili ilişkileri tabi Rusya’yla da başta Türk Akımı, S-400, Akkuyu Nükleer Enerji Santrali gibi ve ticaretin önünde kalan ufak tefek engeller ya da bazı konular ticaretle ilgili konuları da değerlendirme fırsatı bulduk.

SUNUCU- Suriye Ulusal Diyalog Kongresi konusunda tabi PYD, YPG’nin terör örgütlerinin varlığı, temsilcilerinin orada bulunması bizim kırmızı çizgimiz. Bu noktada değişen bir şey var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hayır

SUNUCU- Ya da Türkiye meşru olarak Kürtlerin temsilcisi, şunlar da olabilir: Böyle yapalım gibi bir öneri sunuyor mu? Çünkü orada tıkanabilme riski var mı sizce bu işin?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- YPG Kürtlerin tek temsilcisi değil, hatta YPG Kürtlerin çok az bir bölümünü temsil eder. Bakmayın siz zorla buraları şimdi yönettiğine, bakmayın zorla insanları kendi silahlı ekibine dahil ettiğine. Suriye’den kaçan 300 bin Kürt var Türkiye’de ve şu anda Suriye topraklarının yüzde 20’sini YPG yönettiği halde bu Kürtler buralara dönemiyor. Çünkü YPG tarafından zorla buralardan sürülmüştür, etnik temizlik yapmıştır YPG. Hatta bu Kürt kardeşlerimiz dahil herkesin elindeki tapuları almıştır, evlerini almıştır, arazilerini almıştır, iş yerini almıştır ve tüm resmi belgeleri de yakmıştır. Şimdi bizim Fırat Kalkanı Operasyonundan sonra 100 bine yakın Suriyeli Türkiye’den döndü, 150 bine yakın yine Suriyeli de Suriye içinde başka şehirlerden ya da kasabalardan bu bölgeye döndü. Neden? Güvenli bir ortam var. Ama orada yok. Dolayısıyla YPG esasen Kürtlerin az bir bölümünü temsil ediyor.

Biliyorsunuz Suriye Ulusal Koalisyonu var, Kürt Ulusal Koalisyonu var. Suriye Ulusal Kürt Koalisyonun içinde çok değişik gruplar var, aşiretler var. Yine bu koalisyonun dışında Kürt gruplar var. Avrupa’da yaşayan, Almanya’da, Fransa’da yaşayan, İngiltere’de yaşayan Kürt gruplar da var; biz zaten bunların hepsiyle temastayız. Yani biz Kürt kardeşlerimize karşı değiliz. Türkiye’de de, Irak’ta da, Suriye’de de veya başka bir yerde Kürt kardeşlerimize karşı değiliz, tam tersi onların yanındayız, ama terör örgütlerine karşıyız. Dolayısıyla burada Diyalog Kongresinde Kürtleri temsil edecek çok sayıda değişik gruplar var, bunların liderleri var, hatta değişik değişik aşiretler de var. Dolayısıyla tabii bunların isim listesini biz çıkardık, daha önce Rusya’yla da paylaşmıştık, bu fikir ortaya çıkmadan önce de paylaştık. Siz sadece YPG’yi biliyorsunuz, ama bakın Kürtleri temsil eden, hatta YPG’nin kapattığı çok sayıda siyasi parti var, Kürt siyasi parti Suriye’de. Tüm onların listesini Rusya’ya verdik, Rusya da onların bazılarıyla temasa geçti. Dolayısıyla sadece biz bunları istemiyoruz olmaz. Kürtleri kim temsil edebilir, bunların çalışmasını yapıyoruz, İran ve Rusya’yla da bunu paylaşıyoruz. Zaten YPG’nin burada olmasına İran da karşı. Çünkü İran da biliyor ki YPG, PKK ve PJAK arasında hiçbir fark yok. Doğru kişilerin burada olması lazım.

SUNUCU- Rusya ikna oldu mu sizce?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Rusya ikna olmasa da bizim bu tutumumuza saygı duyduğunu gösterdi. Şimdi liste üzerinde hep beraber çalışalım ve Soçi Deklarasyonunda gördüyseniz üç ülke birlikte istişare eder, birlikte karar verir; ne için, kim için? Buraya katılacak gruplar için.

SUNUCU- Şimdi sahadaki durum değiştikçe bu soru yeniden gündeme geliyor, size defalarca soruldu, biz başka muhataplarımıza da sorduk, Esad’la ilişki meselesi. Şimdi hem Soçi’den önce, hem dün Ankara’ya gelmeden önce Putin’in Esad’la görüşmüş olmasının sizce anlamı ne? Bunu nasıl okumak lazım; bir mesaj alışverişi mi, başka bir şey mi? Ve bu yeni gelişen durumda Türkiye bu ilişkiyi yeniden bir çerçeveye oturtur mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bize yönelik bir mesaj değil. Rusya ilk defa, Putin ilk defa görüşmedi. Bazen Esad da Moskova’ya gidiyor, Rusya’ya gidiyor görüşüyorlar. Zaten Rusya’nın şu andaki rejimle işbirliği yaptığını bilmeyen yok. Rusya, bu rejimin daveti üzerine Suriye’ye gitti, bu da biliniyor. Keza İran da rejimi destekliyor. Ama bizim Esad’la ilgili tutumumuzda herhangi bir değişiklik yok. Burada esas olan; siyasi süreçle birlikte çatışan grupların, yani rejim ve muhalif grupların bir uzlaşmaya varması önemli geçiş hükümetiyle ilgili; kimler olacak-kimler olmayacak, Esad olacak mı-olmayacak mı? Aynı şekilde bizim bu konuda tutumumuz belli. Biz Esad’ın geçiş hükümeti de olsa Suriye’yi birleştiremeyeceğini, tam tersi ayrıştıracağını düşünüyoruz. Hatta Esad’lı bir geçiş hükümetinde Suriye’nin gerçek anlamda şeffaf bir şekilde seçime hazırlanamayacağını da düşünüyoruz, bu bizim düşüncemiz. Fakat burada önemli olan; muhalif gruplarla rejimin, epeydir diyalog içinde olan bu farklı grupların bir mutabakat sağlamasıdır.

Şimdi Cenevre başladı, Cenevre’de yine rejimin ayak diremesi sebebiyle tüm bu konularda yeni anayasa, seçim, geçiş hükümetiyle ilgili herhangi bir müzakere yapılamıyor. De Mistura elinden geleni yapıyor, fakat rejim yanaşmıyor, o zaman nasıl anlaşma olacak, mutabakat sağlanacak? Tüm bunların hepsi ciddi bir soru. Biz yine koalisyonun içinde olan, Suriye destek grubu içinde olan, fikirdaş ülkeler içinde olan tüm muhataplarımıza, ülkelere Cenevre sürecini gerçek anlamda bir platform haline getirmezseniz işte Astana bunun yerini alabilir diyoruz. Ama Cenevre şu ana kadar o görevi yerine getiremedi. Oysa Cenevre, yine Cenevre Bildirgesi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararıyla oluştu ve meşruiyet kazandı, ama şu ana kadar oradan bir sonuç çıkmadı.

SUNUCU- Bir başka önemli başlığa geçelim, Amerika’nın Kudüs kararı ve sonrasında bölgede yükselen tansiyon. Şimdi yarın Türkiye önemli bir toplantıya ev sahipliği yapacak. İslam İşbirliği Teşkilatı olağanüstü toplantıya çağrıldı. Katılım konusunda elimizdeki son bilgiler nedir? Şu merak ediliyor: Suudi Arabistan’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin hangi düzeyde, nasıl katılacağı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Birleşik Arap Emirlikleri’nden Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed katılıyor. Henüz Suudi Arabistan’dan kimin katılacağı dün akşam itibarıyla belirtilmedi, bugün belli olur. Henüz hangi düzeyde, yani katılım olup olmayacağını bilmediğimiz birkaç ülke var, ama 24 ülke…

SUNUCU- Mısır var galiba.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Mısır da Dışişleri Bakanı düzeyinde Samih Şükri katılıyor. Suudi Arabistan’dan henüz net bir karar yok, birkaç tane daha ülke var, ama bugün onlardan da kimin katılacağı ya da katılıp-katılmayacakları bugün belli olur, çünkü yarın başlayacak. Yarın sabah erkenden Dışişleri Bakanları olarak biraraya geliyoruz. Bugün üst düzey, yüksek düzeyli memurlarımız şu saatte toplanıyorlar ve İstanbul Deklarasyonu ve yine ortak deklarasyon, sonuç bildirgesi üzerinde arkadaşlarımız çalışıyor, sonra Dışişleri Bakanları olarak biz nihai hale getireceğiz ve bunu liderler toplantısına inşallah sunacağız.

Burada tabi verilecek mesajlar önemli, çünkü bir ülkenin ben yaptım oldu bitti demesine karşı durmamız gerekiyor. Esasen o ülke niye yanlış yaptı, neden şimdi yaptı, bunu Amerikalılar bile cevaplayamıyorlar, konuştuğumuz Amerikalıların buna cevap veremediğini görüyoruz. Diğer taraftan, ben süper gücüm, ben istediğimi yaparım anlayışının artık bugünün dünyasında geçerli olmadığını herkese göstermemiz gerekiyor. Tüm dünyada ciddi bir tepki var, yani süper güç böyle adaletsizlik yapmakla olmaz. Gücünüz eğer siz adaletli davranırsanız artar, ama bu tür popülist yaklaşımlarla ya da politikalarla sizin gücünüz de olmaz, sizi kimse de takmaz, bugün kimsenin takmadığı gibi. Dolayısıyla Amerika’nın bu yanıştan elbette dönmesini arzu ederiz. Fakat biz yarınki zirvede güçlü bir mesaj vereceğiz inşallah hep birlikte. Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımız biliyorsunuz İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Zirve Başkanlığını yürütüyor ve bugüne kadar en aktif zirve Başkanlığıdır. Halen bizim, yani şahsen tam tatmin olmadığımız bir durum ama, daha önceki Dönem Başkanlıklarıyla kıyaslanmayacak derecede aktif bir dönem, yeni oluşumlar kuruyoruz, Kadın Konseyiyle, işte bir polis merkezinin kurulması gibi ve bu örgütü reforme ediyoruz, aktif bir örgüt haline getiriyoruz, yani yaptıklarımızla yetinmediğimiz için bizi tatmin etmedi diyoruz, daha fazlasını yapmak istiyoruz, Cumhurbaşkanımız da öyle, biz de öyle çalışıyoruz. Ama yarınki zirve tabi çok kritik bir zirve, önemli bir zirve.

SUNUCU- Kesinlikle. Zirvenin güçlü mesajına geçeceğim ama, onun öncesinde şu ana kadar Arap dünyasından gelen tepkiler sizce tatmin edici mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Arap dünyasından çok net tepkiler de geldi, üst düzeyden de tepkiler geldi, ama bazı ülkelerden çok düşük düzeyde tepkiler geldi. Öyle görülüyor ki, bazı ülkeler bu kararı alan ülkeden fazla çekiniyor.

SUNUCU- Amerika’dan.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu kararı alan ülke Amerika, yani daha doğrusu Trump. Amerika ne kadar destek veriyor?

Görüyoruz ki, birçok Yahudi de dünyanın değişik kesimlerinden, İsrail’den de bu kararı benimsemiyor, onlar da tepki gösteriyor.

SUNUCU- Avrupa Birliği de benimsemedi, onu da gördük.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Avrupa Birliği benimsemedi, hiç kimse benimsemedi. Ama bazı ülkeler, yani İslam dünyasından bazı ülkeler görüyoruz ki bir korku içinde. Kimden korkuyorsunuz, neden korkuyorsunuz? Korkunun ecele faydası var mı? Yanlış olan, biz bugün Kudüs’ü savunmayacağız da neyi savunacağız? Yani Müslümanların üç kutsal mekanından birisi olan Kudüs’ü savunamayacaksın, neyi savunacaksın? Ondan sonra da İslam dünyasının önündeyim veya işte İslam dünyasına rehberlik ediyorum gibi iddialı tutumlar içine de girmeyeceksin eğer Kudüs’ü savunamayacaksan.

SUNUCU- Buradan yola çıkarak yarınki zirveden beklenen güçlü mesaja gelelim. İki başlık üzerinde çok duruluyor. Birincisi; Kudüs’ün Filistin’in başkenti ilan edilmesi İslam dünyası tarafından. İkincisi; İsrail’e ve Amerika’ya yaptırımlar. Bu kadar net mesajlar çıkar mı? Güçlü mesajdan kastımız bu mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bir kere, yaptırıma biz karşıyız Türkiye olarak, oraya yaptırım, buraya yaptırım. Ama zaten bizim başından beri Doğu Kudüs’ün Başkenti olduğu ve 1967 öncesi bağımsız bir Filistin Devleti diyoruz, dolayısıyla bunlar tekrar vurgulanacak. Filistin Devleti’ni tanımayan ülkeler için, tabi bugüne kadar tanımayan ülkeler için tanınması için çağrıda bulunacak ve ABD’nin aldığı bu karar elbette çok güçlü bir şekilde ret edilecek, yok sayılacak. Esasen ABD gibi bir ülkenin bu duruma da düşmemesi gerekiyordu. Dolayısıyla şimdi İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesinden çok güçlü mesajlar çıkacak.

Şimdi ABD’ye yaptırım, hangi yaptırımı uygulayacaksınız? Yani ekonomik yaptırım mı uygulayacaksınız, başka konularda mı yaptırım uygulayacaksınız? Dolayısıyla biz, bu adımdan ABD’nin geri dönmesini, bu yanlıştan geri dönmesini bekleyeceğiz ve bu çağrıda da elbet bulunacağız, zaten Cumhurbaşkanımız başından beri bulunuyor. Yani burada çok güçlü bir duruş sergilenecek, güçlü mesajlar verilecek ve en önemlisi de bu alınan karar yok hükmünde sayılacak.

SUNUCU- Başkent ilanı olmayacak anladığım kadarıyla ya da erken mi bunu şimdi söylemek için?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi benim söylediğim son derece net, siz tabi manşet olsun diye arıyorsunuz.

SUNUCU- Doğru, daha müzakere de yapılmadı.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ayrıca, bu metin üzerinde müzakereler yapılacak. Şimdi 57 ülke, biz Zirve Başkanıyız ama, 57 ülkenin, bugün Suriye katılmıyor, 56 ülkenin önce üst düzey yüksek düzeyli memurlarının katılımıyla müzakereler olacak, sonra Dışişleri Bakanları düzeyinde olacak, sonra liderler seviyesine bu gelecek.

Ayrıca ben çok net bir şey söyledim, biz başından beri zaten Doğu Kudüs’ün Filistin’in Başkenti olduğunu savunuyoruz, tanıyoruz ve Doğu Kudüs’ü Başkent olan bağımsız bir Filistin Devleti’nden bahsediyoruz, bir de sınırlarını da söylüyoruz 1967 öncesi sınırlar. Yani bu benim söylediğim gayet net bir şey ve biz bunu zaten savunuyoruz. Bu elbette yarınki metinde de olacak, bunu olacak diyorum, çünkü tüm İslam dünyasının kabul ettiği bir şey, yarın da, bununla ilgili bugün başlayan toplantılarda da bununla ilgili bir itiraz olmaz.

SUNUCU- Şimdi Türkiye ilk tepkisini ortaya koyduğunda Amerika’nın Kudüs kararına, Sayın Cumhurbaşkanının bir ifadesi vardı, İsrail’le ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmek durumunda kalabiliriz bunun sonucunda diye. Burada da kararı alan Amerika, biz niye İsrail’le ilişkilerimizi gözden geçiriyoruz ya da kesiyoruz gibi birtakım sorular soruldu. Bunlara ne cevap veriyoruz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bu kararla ilgili her ne kadar İsrail içinde bir bölünmüşlük olsa da, İsrail yönetiminin açıklamalarını da gördünüz ve bu açıklamalar Ortadoğu’da barış yerine kaosu tetikliyor, zaten şu andaki İsrail yönetiminin de arzu ettiği bu. Dolayısıyla biz ilişkileri normalleştirirken de İsrail bize şunu sormuştu, bizzat bu soru bizim memurlarımız aracılığıyla bana gelmişti: bundan sonraki süreçte İsrail’i eleştirecek misiniz? Ben de çok net bir cevap verdim, dedim ki, eğer İsrail uluslararası hukuku ihlal ederse, Gazze’ye saldırırsa, Filistinlilere saldırırsa ve illegal bir şekilde Filistin’in topraklarını işgal ederse, bir Musevi’nin tabiriyle söylüyorum geçen protesto eden, yani Filistin topraklarını çalarsa biz eleştiririz.

Tamam, dünya da bizi eleştiriyor, ama bu eleştirinin tonu ne olacak, Türkiye’nin tutumunun tonu ne olacak? Bizim de cevabımız şu oldu: Bizim eleştirimizin ve tutumumuzun düzeyi, İsrail’in saldırganlığının düzeyiyle orantılı olur. Yani onlar eğer aşırıya giderse tabi ki biz ilişkileri gözden geçirmek dahil her türlü adımı değerlendiririz. Bu esasen İsrail’e bağlı bir şey, İsrail’in tutumuna bağlı bir şey. Yani burada esasen Amerika’nın aldığı kararın İsrail’e de bir faydası yok. O nedenle bu yönetimin bu kararın üzerine atlaması ve bu tür açıklamalar yapması son derece yanlıştı ve bölgede gerginliğe yol açmıştır, adeta kışkırttırıcı bir adım olmuştur, biz bunu tabi ki kabul edemeyiz.

Yani bir taraftan Amerika karar alıyor, bir taraftan şu andaki İsrail yönetimi hemen bunun üzerine atlıyor ve adımlar atmaya başlıyor ve şu anda İsrail yönetimi Filistinlilere zulmediyor. Biz bunlara sessiz mi kalacağız? Elbette tepkimizi de göstereceğiz ve her türlü adımı atmak için biz kendi aramızda da görüşürüz, yarın İslam dünyasıyla da istişare ederiz ve ilişkiler konusunda da geleceğe yönelik her türlü değerlendirmeyi yaparız.

SUNUCU- Bir başka konu Amerika’yla ilişkiler, YPG yardımıyla aslında kısmen onlardan da bahsettik ama, başlayalım.

Açıklamayı siz yapmıştınız telefon görüşmesinden sonra Sayın Cumhurbaşkanıyla Trump arasında ve bizler de son dakika olarak bunu ekranlara getirmiştik, artık yardım yapılmayacak YPG’ye diye; ancak sahadaki durum yine farklı.

Dün Pentagon Sözcüsünün bir açıklaması var, onu hatırlatmak istiyorum: Suriye’de bölgedeki yerel güçlere destek olarak DEAŞ’ın askeri açıdan yenilgisini tamamlamak üzere operasyon yapmaya devam edecek küresel koalisyon diyor. Yani Trump ve diğer yönetim arasındaki görüş ayrılığı olarak açıklanabilir mi bu sadece?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- DEAŞ’a karşı operasyona biz karşı değiliz, o yapmış, bu yapmış. Biz DEAŞ’a karşı operasyonlarda bir terör örgütüyle işbirliği yapılmasına ve o terör örgütüne silah verilmesine karşıyız. Yani operasyonlar yapılabilir, çünkü DEAŞ bir terör örgütüdür, biz de DEAŞ’a karşı operasyonlar yaptık ve DEAŞ bizi hedef aldı içeride ve dışarıda, oradan ta atışlar geldi, Kilis’te 20’den fazla vatandaşımız hayatını kaybetti geçtiğimiz yıllarda, bu Fırat Kalkanı Operasyonundan önce söylüyoruz. Dolayısıyla DEAŞ’e karşı operasyona Irak’ta, Suriye’de biz karşı değiliz. Ve Trump’ın verdiği söz, bundan sonra YPG’ye silah verilmemesiyle ilgiliydi ve bunu net bir şekilde söyledi ve telefon görüşmesinin ileriki aşamalarında da, hatta telefonu kapatmadan önce de bir kere daha teyit etti. Ve daha önce talimat verdiğini, esasen bu saçmalığın çok daha önceden bitmesi gerektiğini bizzat kendisi söyledi. Biz şimdi Trump’ın ABD Başkanının söylediğini söylüyoruz. Eğer ABD Başkanının sözü Pentagon’a geçmiyorsa, ABD Başkanının sözünü diğer kendi yönetimindeki farklı gruplar dinlemiyorsa, bu tabi ABD’nin iç meselesi olmakla birlikte netice itibarıyla bizi de ilgilendirir, çünkü YPG’ye verilen silahlar bize yönelik tehdittir. Ama Trump’ın böyle net bir sözü oldu, tekraren sözü oldu, inşallah sözünü tutar.

SUNUCU- Geri alınması, bir garanti, bir liste, bu konularda yeni bir temas var mı bilmediğimiz YPG’ye verilen?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabi seri numaralarını aldıklarını ve işleri bittikten sonra özellikle ağır silahları geri alacaklarını söylemişlerdi. Ama eski YPG sözcüsü biliyorsunuz Türkiye’ye geldi, mülakatlar yapıldı ve burada onun söylediğine göre o silahların takibi hiçbir şekilde yapılmıyor. Esasen biz bunun mümkün olmadığını kendilerine söyledik. Sayın Cumhurbaşkanımız geçmişteki tecrübelerden de örnekler vererek, örneğin Irak’ta daha önce Bush’a yaptığı uyarılardan örnekler vererek bu silahların geri alınamayacağını, o nedenle en iyi çözümün silah verilmemesi olduğunu defalarca bizzat Sayın Trump’a net bir şekilde söylemiştir. Şimdi bölgede dünyada en tecrübeli liderlerden birisi Sayın Cumhurbaşkanımız, çok şey de yaşadık biz. 16 sene içinde o kadar çok şey yaşadık ki içeride ve dışarıda, dolayısıyla geçmişten yaşadığımız tecrübeyle bunun mümkün olmadığını Amerikalılara anlattık, zaten sahada da bunun mümkün olmadığını görüyoruz.

SUNUCU- Şimdi tam da bu dönemde, 14 Aralık’ta Amerika’nın Avrupa ve Merkez Kuvvetler komutanlarıyla Irak Genelkurmay Başkanı gelecek, Genelkurmay Başkanının ev sahipliğinde toplantılar yapılacak. Bu konu da gündeme gelir mi? Tabi Irak’ın olması biraz başka bir başlık mı diye de düşündürüyor ama.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabi DEAŞ’la mücadelede önemli bir aşamaya gelindi ama, henüz terörle mücadele ya da DEAŞ’la mücadele tamamen bitmiş değil. Bundan sonraki aşamalarda ne yapılabilir, bunlar değerlendirilecek. Tabi burada bizim için önemli olan, Irak’ta PKK’nın mevcudiyeti ve PKK’nın da Irak’tan temizlenmesi gerekiyor. Bu konuda İbadi’yle en son Türkiye ziyaretinde hemfikir kalmıştık, zaten onların da açıklamalarında görüyoruz. Yani artık Irak’ın bir terör yuvası olmaktan kurtarılması gerekiyor, bizim de yardım etmemiz gerekiyor, işbirliği yapmamız gerekiyor. DEAŞ’tan büyük oranda kurtuldu, şimdi DEAŞ’ın kontrol ettiği bir şehir yok ama, kırsal alanlarda, yine çöl bölgelerinde böyle dağılmış bir şekilde mevcudiyetinin olduğunu biliyoruz, herkes biliyor. Tabi Genelkurmay Başkanlarının biraraya gelmesi ve bölgede terörle mücadele dahil birçok konuyu ele alması, teknik bakımdan da ele alması önemli ve faydalıdır.

SUNUCU- Şimdi Cumhurbaşkanının sık sık Amerika Birleşik Devletleri’ne bu nasıl müttefiklik diye sorduğunu biliyoruz. Şöyle birkaç başlığı alt alta koyduğumuzda hakikaten ortaya ilginç bir tablo çıkıyor, vize krizi, Sarraf davası, Gülen’in iade edilmemesi, Kudüs’ün başkent ilan edilmesi, YPG’ye yardım edilmesi, tüm bunlar olurken Amerika’nın hala Ankara’ya Büyükelçi atamamış olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Biliyoruz orada prosedür uzun sürüyor, evet. Ama sadece böyle açıklanabilir mi, siyasi bir anlamı var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yok yok, başka siyasi bir anlamı yok. Tillerson’la Brüksel’de biliyorsunuz NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı marjında görüştük ve hiç böyle bir şey yok, çalışmalarını sürdürüyorlar. Sadece bir Büyükelçi ataması değil, Beyaz Saray’da, yine diğer kurumlarda biliyorsunuz, özellikle de Dışişleri Bakanlığında atama yapılmıyor. Şu anda yeni yeni birkaç kişiyi atadı. Tillerson’a da sordum, böyle baş başka samimi bir sohbet etmiştik akşam, atamaları yapıyor musun diye, yeni birkaç tane atama yapmış, beraberinde Brüksel’e gelmişti. Dolayısıyla, sadece Türkiye’ye atanacak Büyükelçiyle ilgili değil, Beyaz Saray’da ve Washington’da atamalarla ilgili çok makaleler de çıktı biliyorsunuz, haberler çıktı, yorumlar çıktı. Bu diğer ülkelerin Dışişleri Bakanlarının da tespiti, herkesin tespiti atamalarla ilgili bir boşluk var durağanlık var. Tabi onların kendi iç meselesi, ama Büyükelçinin şu anda atanmaması bize yönelik bir mesaj değil.

SUNUCU- Zaten sorunlarımız Büyükelçinin atanmasıyla da kolay kolay çözülmez herhalde Amerika’yla?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi FETÖ’nün orada yaşaması, FETÖ’ye verilen destekler, FETÖ’nün Amerikan yargısına sızması, diğer kurumlara sızması, Kongreyi adeta kontrol altına alması, bunlar tabi bizim kabul edeceğimiz şeyler değil. Amerika da bunun bedelini öder, ödüyor bence. Her şeyden önce işte yargı bağımsızlığı, güçler ayrılığı diyorlar ya ben öyle düşünmüyorum. Amerika’da şu anda yaşananlara bakıyoruz özellikle bu son davalarda yaşananlara bakıyoruz. Şimdi burada Adalet Bakanlığının karışmaması yargı bağımsızlığı bakımından iyi de, FETÖ gibi bir örgütün kontrolünde yargıçların, hakimlerin hareket etmesi, onların işte burada ürettiği yanlış belgeler üzerinde hazırladığı sözde iddianamelerin orada aynen kullanılması burada yargının bağımsız olmadığını, başka güçler tarafından kontrol edildiğinin göstergesidir. Ve bu davaların FETÖ motifli ve siyasi motifli olduğunu bizzat Tillerson başta olmak üzere muhataplarımıza da söyledik.

Diğer taraftan YPG’ye silah verilmesini zaten konuştuk. Yani bizim Amerika’ya yönelik herhangi olumsuz bir adımımız, tek taraflı bir adımımız olmadı vize konusunda da öyle, biz karşılık verdik. Bir yerel personelin tutuklanmasından sonra Amerika bu adımları attı. Yani bir yerel personelin, ben insanları küçümsemiyorum, ama bir kişinin gözaltına alınmasından sonra bu adımları atıyorsunuz, ama siz bizde darbe yapanı evinizde tutuyorsunuz, bizim düşmanımıza terör örgütüne silah veriyorsunuz o zaman bizim hangi adımları atmamız gerekiyor? Vatandaşlarımızdan da zaten çok ciddi baskı geliyor o adımı atın, bu adımı atın diye. Burada bu kişi sizin için neden bu kadar önemli? Elbette her şahıs önemli, başka şahıslar da var, başka tutuklananlar da var. Biliyorsunuz terör örgütüyle işbirliği yaptığı için yine Adana’da çalışan, Başkonsoloslukta çalışan bir personelin, ama İstanbul’daki bu Metin Topuz neden bu kadar kritik, neden bu kadar önemli? Çünkü FETÖ’yle ilgili tüm konuları bu kişi yönetmiş, bu kişi idare etmiş, tüm temasları bu kişi yapmış. Dolayısıyla, bu işin içinde çok yani ciddi şeyler de var. Burada önemli olan her yerde olduğu gibi sonuçları beklemek. İddianame ortaya çıksın, suçlamalar ortaya çıksın bu kişiyle ilgili suçlamaların ne olduğunu herkes bilsin. Zaten Amerika’dan gelen bir heyete Adalet Bakanlığımızdan ve İçişleri Bakanlığımızdan arkadaşlarımız bizim Bakanlığımızdan arkadaşlarımızla birlikte Amerika’dan gelen heyete bu kişiyle ilgili suçlamaların ne olduğunu ve nasıl olduğunu anlattılar. Çok detaylı bilgiler elde olan, o gün elde olan bilgileri de paylaştılar. Biz bunları paylaşırız sıkıntı yok, ama bir kişi yüzünden böyle vizeyi askıya almak, başka şeyler yapmak olgun bir tavır da değil, doğru da değil.

SUNUCU- Şimdi biraz önce Irak’tan bahsederken DEAŞ’tan büyük oranda temizlendiğini siz de söylediniz, burada tabi gözler Başika Kampına çevriliyor yeni bir mesaj var mı ya da Türkiye asker sayısını azaltmak, yoğunluğu azaltmak gibi bir adım düşünüyor mu Başika Kampıyla ilgili?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Başika Kampı şu anda gündemde değil, yani başka konuda referandum oldu, diğer konular var, yine sınır kapılarının, gümrük kapılarının kontrolü meselesi var. Yine birlikte atacağımız adımlar var. Ama daha önce Başbakanımızın ziyaretinde şöyle bir mutabakat sağlandı: Yani terörle mücadele bittikten sonra, çünkü Başika Kampının kuruluş amacı DEAŞ’a karşı burada yerel güçleri eğitmektir. Daha sonra bu güçler biliyorsunuz Ninova gücü olarak DEAŞ’a karşı özellikle Musul’da mücadeleye aktif bir şekilde katılmıştır. Ve Başbakanımızın ziyaretinde terörle mücadele bittikten sonra ne yapacağımıza birlikte karar vereceğiz diye bir anlayış ortaya çıktı. O konuyu ileride mutlaka yine Irak yönetimiyle oturacağız, konuşacağız dostane bir şekilde ne yapacağız, nasıl bir adım atacağız birlikle karar vereceğiz. Bizim için hani çok ciddi bir sorun değil. Biz Irak’ın ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü destekliyoruz. Ve son referandumda da bunu net bir şekilde ortaya koyduk, samimi olduğumuzu da herkes gördü, ama en fazla da Irak yönetimi gördü. Dolayısıyla, bizim oradaki amacımız Irak’ın toprak bütünlüğünü ihlal etmek ya da onların kanunlarına karşı gelmek ya da onları hiçe saymak değil, DEAŞ’a karşı mücadele ki onların daveti üzerine zaten gidilmişti. İlave takviye güç gönderince tehdit sebebiyle DEAŞ’tan gelen bir reaksiyon oldu, sonra biraz büyüdü, ama şimdi…

SUNUCU- Bugün yeni bir haber var Irak’la ilgili DEAŞ mücadelesini sürdürmek anlamında YPG’yle ortak çalışma kararı aldıklarına yönelik.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi YPG’yle ortak karar niçin aldılar onu bilemiyoruz tabi. Kendileriyle görüşeceğiz önümüzdeki günlerde, Caferi’yle de tekrar görüşeceğiz. Fakat burada tabi DEAŞ şehirlerden kaçınca kırsala gitti ve dağılmış bir şekilde. Tabi burada Suriye ve Irak sınırından karşılıklı geçişler oluyor, kaçmalar oluyor. Buna yönelik bu bölgede tedbirler için mi ne için bilmiyoruz, ama bu sadece bir açıklama bunun detayını görmemiz lazım. Ama YPG’den Irak’ın da rahatsız olduğunu, PKK’dan Irak’ın da çok ciddi bir şekilde rahatsız olduğunu biz biliyoruz. Çünkü bu örgütler Suriye’nin sınır bütünlüğü için de, Irak’ın sınır bütünlüğü için de ciddi bir tehdittir. Ve DEAŞ’ın bu bölgede olmasından faydalanarak PKK mesela Kandil’den Sincar bölgesine bile geçmiştir. Hatta bazı yerlerde Süleymaniye’de şehirlere kadar inmiştir o bölgedeki siyasi partilerin ve yönetimin esnek davranması ya da hatta destek vermesi sebebiyle.

SUNUCU- Avrupa Birliği’yle ilişkilere de biraz vakit kalsın istiyorum ilişkilerin normalleşmesi için önümüzdeki dönemde ışık görüyor musunuz atılacak karşılıklı yeni adımlar var mı? Bu katılım öncesi mali yardımların kesilmesi tartışması bu süreci nasıl etkiler?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani mali yardımları, 100 milyon dolar yardımı işte askıya aldık, yani 100 milyon dolarla mı siz bizi tehdit ediyorsunuz? Siz önce Suriyeliler için verdiğiniz sözü tutun. Yani 3 milyar Avronun sadece 800’le, 900 milyon Avrosunu verdiniz şu ana kadar o civarda bir rakam 800’le, 900 arası.

SUNUCU- O anlaşma da Ocak 2018’e kadardı değil mi? Bu arada süresi de…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- 2016 sonuna kadar 3 milyar, 2018 sonuna kadar ilave 3 milyar. Sen o sözünü bile tutmamışsın, ama ben burada sözümü tutmuşum, Suriyelilere bakmaya da devam ediyorum. 100 milyon Avroyla mı sen beni tehdit ediyorsun? Bunlar işte Türkiye’ye karşı bir adım attık demek için ucuz politika. Yani maalesef Avrupa Birliği ve Avrupa Birliği üyesi birçok ülke bu popülizme yenik düşmüştür. 100 milyon doları versen ne olur, vermesen ne olur? Bu da zaten proje bazlı, bununla mı korkutuyorsun? Yani bunu yaparak mı ilişkileri düzelteceksin, bunu yaparak Türkiye’yi terbiye mi edeceksin? Türkiye’ye nasıl davranacağını öğreneceksin diyoruz, ama hala öğrenemediklerini görüyoruz. Artık Avrupa Birliğinin itibarı kalmamıştır, kendi içinde de itibarı kalmamıştır. Avrupa Birliği karşıtı partilerin oyu sürekli artıyor, neden? Çünkü Avrupa halkları nezdinde de Avrupa Birliği’nin bir itibarı kalmamıştır ve bu yöntemlerle de itibarının artması mümkün değildir. Ciddi meselelerle uğraşması gerekiyor ki, Avrupa’nın bugün yaşadığı, karşı karşıya kaldığı çok ciddi meseleler var, tehditler var, sınamalar var, bunlara karşı ne çözüm üretiyorsun? Artan ırkçılığa karşı Avrupa’yı 2. Dünya Savaşı öncesine götüren akımlara karşı nasıl bir duruş sergiliyorsun? Avrupa Birliğinin kuruluş sebebi nedir? Bir daha Avrupa’da bu akımlar olmasın, bu çatışmalar olmasın diye Almanya’yla, Fransa bir daha savaşmasın diye Avrupa Birliği kuruldu, Avrupa Konseyi de öyle kuruldu. Ama o gün o döneme doğru Avrupa gidiyor. Türkiye’den bir netice alabilmen için Türkiye’yi eşit bir ortak olarak görmen lazım. Öyle tehditle ya da böyle yaptırımlarla Türkiye’den bir netice alamazsın, Rusya’dan da böyle bir netice alamazsın. Biz bunları hep söylüyoruz. Yaptırım uyguluyorsun Rusya’ya, ne netice alıyorsun? Ama alttan alta hepsi Rusya’yla ticaretini sürdürüyor, hepsi Rusya’dan gaz alıyor, hepsi Rusya’ya başka konularda destek veriyor, yani hepsi demesem de böyle büyük ülkeleri söylüyorum. Bunun içinde Almanya da var, Fransa da var, İtalya da var, diğerleri var. Polonya, Baltık ülkeleri, Romanya gibi ülkeler karşı buna. Bulgaristan’da git-gel’ler oluyor Rusya’ya ilişkilerinde. Ama diğer ülkelere baktığımız zaman pekala Rusya’yla her türlü ilişkilerini sürdürüyorlar, hani yaptırım vardı, AB yaptırımı vardı?

Dolayısıyla Avrupa Birliği’nin bizimle ilişkilerini sağlıklı yürütebilmesi için dengeli olması gerekiyor, objektif olması gerekiyor, yapıcı olması gerekiyor ve çifte standarttan ve ikiyüzlülükten uzak olması gerekiyor. Bunu anlatmaya çalışıyoruz, yoksa bizim Avrupa Birliği’yle ne sorunumuz olsun. Üyelik için başvurduğumuz bir örgütün kötü olmasını biz niye isteyelim. En çok ticaret yaptığımız bir kıtayla, içinde yaşadığımız bir kıtayla, her şeyine katkı sağladığımız; ekonomisine, güvenliğine, bunu hepsi de söylüyor, Türkiye’nin Avrupa için, Avrupa Kıtası için, Avrupa’nın güvenliği için önemli bir ülke olduğunu, adeta sigorta olduğunu kendi iç tartışmalarında da söylüyorlar, beraber yaptığımız toplantılarda da söylüyorlar. Dolayısıyla böyle bir Avrupa’nın kötülüğü, yani içinde yaşadığımız ekonomimiz için, her şeyimiz için önemli olan bir Avrupa’nın kötülüğünü biz niye isteyelim veya bu ülkelerle ilişkilerimizin kötü olmasının bize ne faydası var? Ama bizim yaptığımız, bu ülkelerin bize yönelik politikalarına karşı dik durmaktır. Dik durduğumuz zaman, sesimiz çıktığı zaman da bizden haz etmiyorlar, Cumhurbaşkanından hoşlanmıyorlar. Biz onlar gibi popülist değiliz ki onların hoşuna gitmek için öyle yapalım, böyle yapalım ya da boyun eğelim, yani bunu anlamaları gerekiyor. Anlayan ülkeler var, anlatıyoruz sabırla. Dostane toplantılarda da, basının önünde olmayan toplantılarda da ben bu Avrupalılara, arkadaşlarımıza, yani oradaki muhataplarımıza sakin sakin anlatıyorum. Bakın diyorum, Türkiye’yle ilişkilerinizi iyi yürütebilmeniz için şu yanlıştan, bu yanlıştan vazgeçmeniz gerekiyor. Biz de şu adımları, bu adımları atarız, bizim sizinle bir sorunumuz yok diye güzel güzel de anlatıyoruz. Bunu gerçekten anlayan ülkeler de var, ama bu kibirden dolayı, üstünlük kompleksinden dolayı bunu kabullenemeyen ve kabullenmek istemeyen, biraz da bu akımlardan dolayı biraz önce söylediğim; ırkçılık, yabancı düşmanlığı gibi, İslam düşmanlığı gibi akımlardan dolayı kabullenemeyecek ülkeler de var, ama onlar da o çizgiye gelecek, bunun başka çaresi yok, gelmek zorunda.

SUNUCU- Son 2 dakika, bir başlığımız daha kaldı, Lozan tartışması Cumhurbaşkanı’nın ziyaretiyle ortaya çıkan, aslında daha önce de Türkiye bunun üzerinde duruyordu. Başka platformlarda gündeme getirmeyi sürdürecek mi Türkiye bunu ya da bir teknik altyapı için bir adım atılacak mı ne diyorsunuz, Yunanistan kapıyı kapatmış görünüyor ama?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Her anlaşma güncellenebilir. Güncellenebilmesi için tabii ki imza atan ülkelerin de mutabakat sağlaması gerekiyor. Biz bu konuda çok net bir tavır sergiledik. Sayın Cumhurbaşkanımız ne demek istediğini gayet güzel bir şekilde Atina’da da, yine Batı Trakya’da da izah etti. Bizim Yunanistan’ın toprak bütünlüğüyle ilgili bir sorunumuz yok, Yunanistan bizim komşumuzdur. Anlaşılamayan, henüz aidiyeti belli olmayan adalar var. Ege’de kıta sahanlığı, karasuları konusunda veya FIR hattı konusunda anlaşamadığımız açıktır. Fakat Yunanistan neticede bizim bir komşumuzdur ve Yunanistan’la ilişkilerimizi güçlendirmek için gerçekten karşılıklı adımlar da atıyoruz, ilişkilerimizi stratejik bir düzeye yükselttik. 2018’in ilk çeyreğinde yine Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Toplantısını bu sefer Selanik’te gerçekleştireceğiz. Burada tabii birçok sözleşme yenilenmiştir, ek protokoller eklenmiştir, bugün de var, her gün var, İnsan Hakları Sözleşmesine bile ek protokoller ekleniyor. Yani hiçbir anlaşma, hiçbir sözleşme yenilenemez, revize edilemez diye bir anlayış yok, bu mümkündür.

SUNUCU- Ek protokol olabilir.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ek protokol de olur, revize de edilebilir. Bazı anlaşmalar güncelliğini yitirmiştir. Şimdi mesela serbest ticaret anlaşması…

SUNUCU- Son cümlenizi alacağım…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- 20 sene önce imzalanmış, ama bugünün ihtiyaçlarını karşılamıyor. Bir de, Lozan’da uygulanmayan meseleler var, bununla ilgili İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları var. Mesela Türk ismini Batı Trakya Türkleri kullanamıyor. İnsan Hakları Mahkemesi diyor ki; bu engellemen bir ihlaldir, insan hakları ihlalidir, orada yaşayan Türkler Türk ismini kullanabilir diyor, Yunanistan bunu halen uygulamadı. Şimdi Lozan’da uygulanamayan şeyler de var. Tüm bunların gözden geçirilmesi gerektiğini söylüyor Cumhurbaşkanımız. Tabii ki Batı Trakya Türklerinin haklarını ikili düzeyde de takip edeceğiz, uluslararası platformda da gündeme getirmeye devam edeceğiz. İnsan Hakları Mahkemesi’nin Yunanistan tarafından uygulanması için de her türlü takibi yapacağız, adımı atacağız.

SUNUCU- Peki, çok teşekkürler, sağ olun efendim.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu sorularımızı yanıtladı.