#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Kanal V Yüksek Tansiyon Programına Verdiği Mülakat, 18 Mayıs 2020

SUNUCU- Sağlıklı günler sayın seyirciler, haber programı Yüksek Tansiyon’a hoş geldiniz.

Yüksek Tansiyon ’un bu akşam çok özel bir konuğu var sayın seyirciler, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu birazdan karşımızda olacak sayın seyirciler ve Türkiye’deki gelişmeleri, dış dünyadaki gelişmeleri ve özellikle pandemi sürecinde Türkiye’nin durumunu dış dünyadan ve içeriden kendisi değerlendirecek sayın seyirciler.

Hemen kendisine bağlanıyoruz. Sayın Bakanım.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İyi akşamlar.

SUNUCU- İyi akşamlar efendim. Antalyalılar sizi bekliyor, iki gündür çok yoğun bir şekilde sizinle ilgili programımızın tanıtımını da aktardık efendim ve Antalyalılar, Alanyalılar, sesimizin gittiği herkes sizden gelecek önemli açıklamalara kilitlenmiş durumda efendim.

Nasılsınız, öncelikle hoş geldiniz programımıza.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ederim, sağlığımız da iyi, çalışıyoruz yoğun bir şekilde. Ben de bu akşam sizler aracılığıyla hem sizlerle, hem de tüm Antalyalı hemşehrilerimizle beraber olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Sizlerden gelecek soruları da memnuniyetle elimden geldiği kadar cevap vermeye çalışacağım. Umarım tüm hemşehrilerimizin de haz alabileceği güzel bir sohbet olur.

SUNUCU- Efendim, bildiğiniz gibi tüm dünyada Çin’in Wuhan şehrinden başlayıp tüm dünyayı saran bir koronavirüs salgınıyla karşı karşıya geldik ve pandemi sürecinde Türkiye önemli ölçüde bir sınav da verdi ve 10 Mart’tan sonra özellikle ilk vakanın görüldüğü 10 Mart’tan sonra Türkiye dünya ülkelerindeki tutumun ötesinde farklı bir tutum sergiledi, farklı bir siyaset gözeterek biz bu işin üstesinden geldik. Mutlaka bu başarıda sizin de payınız büyük efendim.

Pandemi süresinde Türkiye’nin durumunu değerlendirebilir miyiz efendim, dünya ölçeğinde diğer ülkelere göre de bir bakabilir miyiz efendim?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ediyorum.

Bu pandemi başladıktan sonra gördük ki hiçbir ülke muaf değil, yani zengin fakir, doğu batı, sıcak bölge soğuk bölge. Dolayısıyla tüm dünyadaki ülkeler etkilendi, en korunaklı ada ülkeler bile etkilendi. Ama görüyoruz ki süper güçler daha da fazla etkilendi. Esasen bu dönemde kimin ne kadar parası var, kim ne kadar ekonomik olarak zengin değil kim iyi tedbir aldı ve kimin sağlık sistemi daha güçlü, yani fark buydu esasen. Biz Türkiye olarak her şeyden önce bu pandemi başlar başlamaz işi ciddi bir şekilde ele aldık ve ciddi kararlar aldık. Bazı kararlarımızdan başlangıçta hoşlanmayanlar oldu, ama sonra herkes gördük ki bu aldığımız tedbirler, kısıtlayıcı tedbirler özellikle vatandaşlarımızı cezalandırmak için değil tam tersine vatandaşlarımızın sağlığını korumak için. Ve daha olayın başında Çin başta olmak üzere pandeminin geldiği ülkelere de yardım etmeye başladık bir an önce bu pandemi kontrol altına alınsın diye. Ama gördük ki birçok ülke bu işi ciddiye almadı. Ciddiye almadığı için de çabuk yayıldı ve vaka sayısı, ölüm sayısı çok ciddi bir şekilde arttı. Bu dönemde biz özellikle sağlık sistemimizin gücünden bahsettim biraz önce. Sağlık sistemimizdeki gücü tüm dünya gördü. Herkes daha önce de Türkiye’nin sağlık sistemini başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere örnek gösteriyordu, ama bu dönemde ne kadar başarılı olduğumuzu ve bugüne kadar sağlık konusunda, yaptığımız yatırımlar konusunda da ne kadar Cumhurbaşkanımızın liderliğinde öngörülü ve haklı olduğumuzu da başta vatandaşlarımız olmak üzere herkes gördü. Görmek istemeyenler için bir şey söylemeye gerek yok, kötü niyetli olanlar için bir şey söylemeye gerek yok. Ama bu siyaset üstü bir şeydi, dolayısıyla sağlık her şeyden önce. Ve bugün tedavi olmak isteyen, test yaptırmak isteyen hiçbir vatandaşımız kapıdan geri çevrilmedi. Dünyada görüyoruz ki çok sayıda vatandaşımızı da yurt dışında arıyoruz, görüyoruz ki dünyada, özellikle Avrupa ülkelerinde belli bir yaşın üstündeki hastalarla hiç ilgilenmediler. Ancak yoğun bakım ihtiyacı duyan hastaları hastanelere aldılar. Aksi takdirde, evinizde kalın, kendi kendinizi tedavi edin dediler, ama Türkiye’de öyle olmadı. Özellikle 65 yaş üstü vatandaşlarımız ya da çok yaşlı ya da hasta vatandaşlarımızın hiçbiri yalnız bırakılmadı, ama dünyada öyle olmadı. Hatta çok yorumlar çıktı, yaşlılar ölsün de nüfus ortalaması gençleşsin diye farklı politikalar uygulanıyor diye haberler, yorumlar da çıktı. Bunlar ne kadar doğru ne kadar yanlış, bu konuda herhangi bir şey söylemek istemiyorum Dışişleri Bakanı olarak.

Diğer taraftan, tabii bu dönemde sadece hastanelere değil sağlık ürünlerinin üretilmesine yaptığımız, tıpkı savunma sanayinde yaptığımız yatırım gibi yaptığımız yatırımın da faydasını gördük ve dünyada 135 ülke bizden tıbbi malzeme talebinde bulundu. Bazısı hibe, bazısı satın alma talebi. Bu dünyadaki ülkelerin üçte ikisinden fazladır Ali Bey. Ve bunların 81 tanesinin ihtiyaçlarını kısmen de olsa, bazılarını kısmen diyorum, karşıladık. Şimdi diğerlerine de nasıl yardımcı olabiliriz bunun üzerinde çalışıyoruz, Sağlık Bakanlığımız, Ticaret Bakanlığımız birlikte çalışıyoruz, Cumhurbaşkanımızın talimatları oluyor. Ve Türkiye’de tabii kendi vatandaşımızın ihtiyacını önce garanti alıyoruz ki bugün maske dağıtımında bazı ufak tefek gecikmeler oldu, ama onun dışında sadece hastanelerdeki yatak değil hiçbir tıbbi ilaç ya da malzemede sıkıntı çekmedik hamdolsun ve fazlasıyla vatandaşlarımıza veriyoruz. Sağlık Bakanımız Kabine toplantılarında anlatıyor, bir günde test yapma kapasitemiz 200 binin üzerinde, belki daha da fazladır şu anda, her geçen gün artıyor. Ama günlük görüyorsunuz, ortalama 30 bin civarında testler yapılıyor ihtiyaca göre. Ama her türlü ihtiyacımız var. Onun dışında ürettiklerimizden de tabii ki ihracat yapıyoruz. Şimdi solunum cihazlarını da üretiyoruz.

Bir de, yurt dışında yaşayan vatandaşlar var, her ülkenin vatandaşları var ve hiçbir vatandaşımızı yurt dışında bırakmamak için, yani geçici olarak giden, öğrenci olsun, ailesini ziyaret etmek için giden veya iş görüşmesi için giden, turist olarak giden hiçbir vatandaşımızı da bırakmamak için yoğun çaba sarf ediyoruz. Bugüne kadar 115 ülkeden 70 binden fazla vatandaşımızı ülkemize getirdik. Ve biraz önce ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’yla telefonla da görüştük. Onlar bizden 4 bin civarında vatandaşını götürdü, aynı şekilde o rakama yakın vatandaşımızı da biz değişik eyaletlerden, şehirlerden ülkemize getirdik, bu konuda da birbirimize destek oluyoruz.

Bir de maalesef yurt dışında tabii ölüm de oluyor, özellikle Avrupa ülkelerinde vatandaşlarımız vefat etti ve bugüne kadar 535 vatandaşımız hayatını kaybetti Ali Bey maalesef yurt dışında yaşayan. Tek tek ailelerini arıyorum ve hepsi de sağlık sisteminden vatandaşlarına gösterilen ilgiye kadar devletin ne kadar güçlü ve şefkatli olduğunu gördüklerini söylüyorlar. Bazıları da şunu söylüyor, evet, size oy vermedik, belki bir daha vermeyiz, ama gerçekten çok teşekkür ediyoruz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ne kadar güçlü olduğunu ve potansiyelinin ne olduğunu gördük diyorlar. Ve bugüne kadar 438 cenazemizi de ülkemize getirdik. Bazı vatandaşlarımız orada defnetmek istediler, tüm ailesi orada, her yer Allah’ın toprağı. Ama Türkiye’ye göndermek isteyen vatandaşlarımızın cenazelerinin hepsini Türkiye’ye getirdik, getiriyoruz kargo uçaklarıyla.

Yani sonuçta, Türkiye olarak gerçekten sağlık sisteminden yine kovid-19’a yönelik aldığımız tedbirler normalleşme süreci ve yurt dışındaki vatandaşlarımızın getirilmesi, cenazelerimizin getirilmesi dahil, yaşlı insanlarımıza yönelik yine hizmetlerimiz dahil bugün bir model oldu ve Dünya Sağlık Örgütü de Türkiye’nin bu başarısından bahsediyor, tüm ülkeler bundan bahsediyor, sürekli konuşuyoruz. Ve tabii bu süreçte bir taraftan bu virüsle mücadele, diğer taraftan da Türkiye’nin geleceği ve kovid sonrası ne olacak, bunun üzerine de tabii kafa yoruyoruz, çalışıyoruz efendim.

SUNUCU- Şimdi efendim, sizin de az önce söylediğiniz gibi pandemi süreci aynı zamanda dünyadaki ülkelerin bir sınavı haline geldi. Yani buradan siz de az önce anlattınız, dünyanın neresinde olursa olsun bir vatandaş yardım isterse, büyükelçilikler aracılığıyla, sosyal medya aracılığıyla bir yardım istediği zaman gözünüzü kırpmadan gönderdiniz ve vatandaşımızı getirdiniz, her türlü bakımı da yapılıyor şu anda. Dünyanın neresinde olursa olsun hastalar veya hasta olmadan da Türkiye’ye döndüler. Yani vatandaşımıza nasıl yaklaşımda bulunduğumuzun da bir örneğiydi bu, her ne kadar arkasından speküle edilen bazı açıklamalar da olsa. Ama pandemi süreci gerçekten bir sınavsa eğer, Dünya Sağlık Örgütü Türkiye’ye ne ölçüde destek oldu veya Türkiye hangi ülkelere ne kadar yardımda bulundu efendim bu konuda?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, çok teşekkür ediyorum.

Gerçekten bu dönemde her bir vatandaşımıza yardım elimizi uzatmaya çalıştık özellikle yurt dışında. Bazı vatandaşlarımızı değişik sebeplerden dolayı getiremedik, ama o vatandaşlarımıza kalacak yer dahil, iaşe yardımı dahil her türlü yardımı yapıyoruz. Arkadaşlarımız, Büyükelçilikte çalışan arkadaşlarımız, Büyükelçiler, Başkonsoloslarımız, arkadaşlarımız o bölgedeki varlıklı vatandaşlarımızla beraber, bizim arkadaşlarımız da kendi maaşlarından da katkı sağladılar, biz de Ankara’dan ilave bütçeler gönderdik hemen vatandaşımıza yardım edelim diye.

Diğer taraftan, bugüne kadar bu yıl içinde 34 vatandaşımızı ambulans uçaklarla yurt dışından getirip tedavilerini burada Türkiye’de yaptık, yapıyoruz. Geçen sene 70 küsurdu. 2018 yılında 80 küsur, şu anda tam rakamı hatırlamıyorum, 83 84 civarında vatandaşımız yine ambulans uçaklarda dünyanın değişik yerlerinden alıp getiriyoruz.

Bu dönemde tabii ki biz biraz önce söylediğim gibi 135 ülkenin 81’ine malzeme desteği verdik ve 12 uluslararası örgüt de Türkiye’den aynı şekilde malzeme desteğinde bulundu. Bazı ülkelere, tabii ki bütçesi sıkıntı içinde olan Filistinli kardeşlerimiz gibi ülkelere de ayni nakdi destek vermeye çalışıyoruz. İşte Somali’nin içine düştüğü durum ortada. Dolayısıyla biz, bizden ihtiyaç duyan tüm ülkelere bu yardım elimizi uzatırken, bugüne kadar Dünya Sağlık Örgütü’nden veya IMF’den tıbbi malzeme olsun veya diğer işte IMF’den son zamanlarda bahsediyorlar, onun için söylemiyorum, hiçbir talepte bulunmadık. Ne yaptık? Bizim de biraz önce de anlatmaya çalıştığım gibi bazı konularda yardım ederken, tıbbi malzeme konusunda örneğin solunum cihazını üretiyoruz ve solunum cihazının bazı parçalarını biz Amerika’dan ithal ediyoruz, biraz önce bunu da konuştuk. Ve diğer taraftan solunum cihazının bazı parçalarını da Türkiye üretiyor, biz de Amerika başta olmak üzere ithal etmek isteyen ülkelere kendi ihtiyacımızı karşıladıktan sonra gönderebiliyoruz. Bazı ilaçların ham maddesi ya da kimyasallar farklı ülkelerde üretiliyor. Onların da ülkemize getirilmesi için tabii ki Dışişleri Bakanlığı olarak Sağlık Bakanlığı’mızdan gelen bu talepleri karşılamak için biz de gece gündüz çalışıyoruz. Ve bu konuda da gerçekten bazı Avrupa ülkelerinden, yine bazı Asya ülkelerinden kimyasallar getirdik. Kardeş Pakistan’dan örneğin bu sıtma ilacı dediğimiz ilaçta da kullanılan bu klorokinin diye bir ham madde var kimyasal, bunların gelmesi konusunda tabii ki gerekli girişimlerde bulunduk. Biz Çin’e ilk yardım yapan ülkeydik Japonya’yla beraber, onlar da bizde de başlayınca bazı kendiliğinden jestler yaptılar. Örneğin dost Japonya bazı kendi denedikleri ilaçlardan bize de gönderdiler, kendilerine de teşekkür ettik, bu, dostların birbirine yaptığı jest. Ama onun dışında biz diğer ihtiyaçlarımızda hani muhtaç olup da gidip de maddi veya diğer bakımdan bir ülkeden veya herhangi bir uluslararası örgütten bir desteğimiz olmadı.

Şimdi UNICEF’le onların talebi üzerinden Ali Bey, tüm dünyadaki çocukların ihtiyacını karşılamak için maske ve benzeri bazı ürünlerin Türkiye’de üretilmesi konusunda da mutabakata vardık.

SUNUCU- Çok güzel.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ve bu tabii önümüzdeki yıllara sari bir proje ve bu ürünün taşımasını da Türk Hava Yolları kargo yapacak. Yani bu şunu gösteriyor, Türkiye bu anlamda işte kimyasal vesaire bazı ilaçlara ihtiyaç duyabilir, onları satın alır getirir, ama esas tıbbi malzeme ve diğer konularda güvenilir bir kaynak ülke haline geldik, güvenilir bir tedarikçi olduk. Bu ekonomimizin ve ihracatımızın geleceği bakımından da önemlidir.

SUNUCU- Çok güzel bir konuya değindiniz, uzun vadeli de olsa UNICEF’le beraber Türkiye’nin bu yönde yatırım merkezi haline gelmesi gurur verici bir olay, gerçekten çok güzel.

Az önce Amerika Dışişleri Bakanı Pompeo’yla görüştünüz. Bu ölçekte şunu sormak istiyorum, Başta Amerika olmak üzere dünya ölçeğinde gördük ki bu pandemi süresinde asker ordusu ve silahı olan değil de sağlık ordusu ve ilacı olan ülkeler kazanıyor, bu gerçek de ortaya çıktı koronavirüsle beraber. Dünya bu süreç, bu koronavirüs olayı bittikten sonra ki inşallah bitecek tamamen, yeni bir şekillenmeye girer mi size göre?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Kesinlikle girer. Söylediğinizde haklısınız. Evet, askeri güç önemli, yeri geldiği zaman bunu da etkin kullanabilmelisiniz tıpkı Türkiye’nin şimdi yaptığı gibi, hem sahada, hem masada. Yeri geldiği zaman gerek Suriye’de, gerekse ötesinde terörle mücadelede içeride-dışarıda askeri gücümüzü kullanıyoruz. Ve savuma sanayinde de Türkiye artık en önde gelen ülkelerden bir tanesi oldu, insansız silahlı silahsız hava araçlarından tutun da birçok ürüne kadar kendi ihtiyaçlarımızın yüzde 70’inden fazlasını biz artık Türkiye’de üretiyoruz, bu önemli. Ama bugün sağlık sektörü her şeyden önemli, eğitim hepsinden önemli, bunlar birbiriyle de ilintilidir, doğrudan bağlantılıdır. Dolayısıyla sağlık ordusu güçlü olan bugün kazanıyor. Ve biz hastaneler, şehir hastaneleri, aynı şekilde özelliği olan eğitim hastaneleri, üniversitelerle de afile ediyoruz tıp fakülteleriyle. Ve Antalya’mıza da inşallah bir şehir hastanesi kazandıracağız, uzun süre yeriyle ilgili, imarıyla ilgili işlemler devam etti, şimdi ihale aşamasında, inşallah onu da Antalya’mıza kazandıracağız.

Ama onun dışında bizim gerçekten tıp eğitimimiz de çok güçlü, özel üniversiteler, devlet üniversiteleri ve hastanelerimiz. Bugün çok şükür sağlık ordumuz, buradan hepsine gönülden çok teşekkür ediyoruz. Ve hasta olan sağlık personelimize Allah’tan şifa diliyoruz, vefat edenlere de Allah’tan rahmet diliyoruz.

Gördüğünüz gibi yeni bir hastanemizin adını da kısa bir süre önce yine koronavirüsten dolayı kaybettiğimiz bir Hocamız, Profesör Doktorumuzun adını verdik, Cumhurbaşkanımız açıkladı.

Dolayısıyla sağlık ordumuza ve Sağlık Bakanlığımıza, sağlık çalışanlarımıza, doktorundan teknisyenine, temizlik yapanına kadar hepsine ne kadar teşekkür etsek azdır.

Tabii dünya bundan sonra Ali Bey, farklı bir dünya olacak, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bir taraftan ekonomik büyüme nereden nereye gidecek, diğer taraftan küreselleşme belki devam edecek ama, içine kapanma da olacak, herkes kendi kendine yeterli olmaya çalışacak, ama bu mümkün olmayacak. O zaman ne olacak? Bölgeselleşme olacak. Bölgeselleşme ne demek? En yakınından tedarik etme çabaları. Ve küreselleşmede de, bölgeselleşmede de anahtar ülkelerden bir tanesi Türkiye ve Türkiye olacak Allah’ın izniyle biraz önce anlatmaya çalıştığım sebeplerden dolayı. Ve herkes ürünlerinin kaynağını çeşitlendirirken Türkiye’yi listesine koyuyor, hem de ilk 5’e koyuyor bunu görüyoruz her alanda. Dolayısıyla geleceğe yönelik gerçekten tercihler de değişecek, turizm konsepti de değişecek, belki bunu da konuşuruz biraz sonra. Dolayısıyla insanların öncelikleri ve ihtiyaçları da çok değişecek. Şu 2 aylık işte karantina süreleri, sokağa çıkma yasakları, evde kalmalar vesaireler, çok şey değişti, hepimizde değişiklikler oldu. Yarın bizim beklentilerimizin boyutu da değişecek devletten veya uluslararası küresel sistemden beklentilerimiz de değişecek, dolayısıyla buna göre kendimizi adapte etmemiz lazım. Önümüze hangi zorluklar çıkacak, hangi fırsatlar bizim önümüze çıkacak ve bunları nasıl değerlendirebiliriz? Bunların hepsine kafa yoruyoruz. Ve korona sonrasında nasıl bir dünya bizi bekliyor ve neler yapmamız lazım, bu konuda kafa yoruyoruz, akademisyenlere soruyoruz, aydınlara soruyoruz, yazarlara, çizerlere soruyoruz ve Türkiye’de çok sayıda düşünürün kaleme aldığı bu konuyla ilgili makaleleri bir kitap haline getirdik. Şimdi dünyadan birçok düşünürden aynı şekilde görüşlerini istedik hazırlıyorlar, önümüzdeki günlerde onlar da gelecek, onu da bir kitap haline getireceğiz.

SUNUCU- Beyin fırtınası estiriyorsunuz anladığım kadarıyla.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, hazırlamamız lazım. Esasen Ali Bey, geçen sene Büyükelçiler konferansımızda dijital diplomasi girişimini başlatmıştık ve bugün dijital diplomasinin ne olduğunu tüm dünya görüyor. Türkiye’nin ortaya koyduğu vizyonu anlatmak için söylüyorum, eğer Mart sonunda gerçekleştirebilmiş olsaydık Antalya Diplomasi Forumu olarak biz Antalya diplomasi forumunun temasını da dijital çağda diplomasi olarak belirlemiştik. Önümüzdeki günlerde Antalya Diplomasi Forumuyla birlikte diğer buna benzer inisiyatiflerle beraber tabii dijital ortamda çalışmalarımızı sürdüreceğiz ve inşallah gelecek Mart’ta da Antalya Diplomasi Forumunu gerçekleştireceğiz. Bu sene ertelemek durumunda kaldık, her şey hazırdı, mükemmel bir şekilde hazırlamıştık. Türkiye biliyorsunuz zirvelerin ve toplantıların en iyisini yapar, Antalya en iyisinin de en iyisini yapar.

SUNUCU- Kesinlikle. Şimdi turizmle ilgili sorularım olacak birazdan ama, onun öncesinde pandemi sürecinde askıya alınan bazı sorunlar var. Mesela bugün Hakkari Çukurca ve Kars Kağızman’da şehitlerimiz var terörle ilgili, mekanları cennet olsun şehitlerimizin de. Dış sorunlarla nasıl baş edildi efendim bu konuda?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii sorunlar bazıları belki halının altına süpürüldü ya da bazıları adeta böyle biraz yavaşladı gibi ama, esasen temelde bu sorunlara çözüm bulunmadığı için bu sorunların devam ettiğini söyleyebiliriz. Örneğin artan ırkçılık, yabancı düşmanlığı, İslam düşmanlığını her vesileyle gündeme getiriyoruz. Neden? Gerçekten artık çok tehlikeli bir boyuta geldi. İşte bugünlerde bile, şu mübarek Ramazan ayında bile Avrupa’nın değişik ülkelerinde İslam düşmanlığını görüyoruz, yabancı düşmanlığını aynı şekilde gözlemliyoruz. Bununla ilgili bugün bir açıklama da yaptık, Almanya’da camimize yönelik bir saldırı ve tacizden sonra açıklama yaptık.

SUNUCU- Paylaşımınızı gördük efendim bu konuda.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Dolayısıyla şimdi biz bununla mücadeleyi sürdürmemiz lazım.

Ayrıca, yanı başımızda Suriye’de kalıcı bir barış henüz gelmedi. Dolayısıyla İdlib’de şu anda ateşkesi devam ettirmek istiyoruz, kalıcı hale getirmek istiyoruz ama, bu işin zorluklarını da biliyoruz. Biraz önce siz söylediniz, içeride ve dışarıda terör bu pandemiyi bir fırsat olarak kullanmak istiyor, dikkatler başka yerdeyken saldıralım diye, tam haince, yani terör örgütlerine, PKK’ya, YPG’ye yakışır bir şekilde haince saldırıyorlar. Onlardan zaten ne bekleyeceksiniz? İşte yardım için kapı kapı dolaşan Vefa Grubu mensuplarına da aynı şekilde saldırıyorlar. Diğer taraftan, Suriye’de de biliyorsunuz yine PKK, YPG sivillere saldırdı, dolayısıyla terörle mücadele devam ediyor. İşte Libya’da Hafter’in saldırganlığı artarak devam ediyor. Bu konuyu da muhataplarımızla görüşüyoruz. Cumhurbaşkanımızın bugün Putin’le görüşmesi oldu, aynı şekilde Genel Sekreter Stoltenberg’le görüştü, diğer muhatlarıyla görüşüyor. Yarın Almanya Dışişleri Bakan Heiko Maas’la sabah video konferansla görüşüyoruz. Dolayısıyla dünyada sorunlar devam ediyor. Biz de bu sorunlara çözü bulabilmek için, fiziken olmasa bile video konferans aracılığıyla, telefon diplomasisiyle bu sorunlara çözüm bulmaya çalışıyoruz, diplomasiyi sonuna kadar işletiyoruz. Cumhurbaşkanımızın görüşmeleri sürekli İletişim Başkanlığınca paylaşılıyor, kimle ne zaman görüştü, neler konuşuldu. Dışişleri Bakanı olarak ben de pandemi başladıktan sonra bugüne kadar biraz önceki görüşmeyle beraber 85 görüşme yaptım, birebir görüşme.

Diğer taraftan, çok taraflı toplantılarımızı da yapıyoruz. G-20 Liderler Zirvesi oldu, Türk Konseyi Liderler Zirvesini gerçekleştirdik, NATO Dışişleri Bakanları Toplantısını yine video konferans sistemiyle gerçekleştirdik. Bizim davetimiz, çağrımız üzerine İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Toplantısını gerçekleştirdik ki İslam dünyası ve İslam İşbirliği Teşkilatı da bu konuda duyarlı olmalı, birbirine destek olmalı, özellikle muhtaç ülkelere ve Müslüman topluluklara yardım etme konusunda öncü olmamız lazım, bunu gündeme getirdik.

Diğer taraftan, sadece İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında değil, MİKTA dediğimiz, Meksika, Endonezya, Kore, yine Türkiye, Avustralya, G-20 içinde bir oluşumumuz var, bir ortak bildiri yayınladık ve dayanışma konusunda neler yapılabilir?

Diğer taraftan, BM Genel Kurulunda iki tane kabul edilen kararla eş sunucu olduk.

Aynı şekilde dar kapsamlı toplantıları da sürdürüyoruz Ali Bey, Türkiye- Polonya-Romanya 3’lü toplantısını gerçekleştirdik. Astana yine 3’lü Dışişleri Bakanları Toplantısını gerçekleştirdik, bugün Putin’le Cumhurbaşkanımız Erdoğan mutabık kaldılar, önümüzdeki süreçte Liderler Zirvesini de inşallah gerçekleştireceğiz.

Yarın Heiko Maas’la görüşeceğimi söylemiştim, Yarın öğleden sonra Finlandiya’yla beraber eşbaşkanlığını yaptığımız Barış İçin Arabuluculuk Toplantısını uluslararası yine Barış Enstitüsü ve Antalya Diplomasi Forumu birlikte koordine ediyor, ikisinin ortak inisiyatifi. İsviçre Dışişleri Bakanı da katılacak, Afrika Birliği Örgütünün Komiseri katılacak, BM Genel Sekreter Yardımcısı katılacak bu toplantıyı gerçekleştireceğiz. Yine yarın akşamüstü Türkiye, İngiltere Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa dörtlü Dışişleri Bakanları toplantısını gerçekleştireceğiz. Yani pandemi var nasıl olsa hepimiz evdeyiz deyip oturup yatmıyoruz. Cumhurbaşkanımız çok çalışıyor, bizleri de çok çalıştırıyor, ama şikâyetimiz yok. Bunları da eğer bugün yan gelip yatarsak bu dönem de korona bittikten sonra hazırlıksız yakalanırız ve adeta ofsayta düşeriz.

SUNUCU- Evet, efendim siz Dışişleri Bakanısınız ama Antalyalıların, daha doğrusu Akdeniz bölgesindeki birçok kişinin her konuda, her yönde Bakanısınız. Başı ağrıyan sizi arar bu konuda özellikle son dönemde turizmciler de neler olacağını ve pandemi sürecinden sonra nasıl bir turizm politikası izleneceği konusunda merak içindeler. Bugün de Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı vardı acaba önümüzdeki süreç turizm süreci nasıl işleyecek efendim? Antalya turizmde başkent tarımın olduğu kadar, nasıl bir süreç izlenecek efendim sizden duyabilir miyiz bu konuda?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ali Bey, şimdi biraz önce dünyadaki gelişmelere göre yani korona sonrasında nasıl bir dünya bekliyor bizi buna göre kendimizi hazırlıyoruz demiştik, ama aynı zamanda korona sonrası için Türkiye’yi de hazırlıyoruz. Ve yaklaşık 2-3 haftadır biliyorsunuz bu konuyla ilgili, normalleşmeyle ilgili attığımız ve atacağımız adımlar hakkında kabine toplantılarından sonra bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız milletimize bilgi veriyor, aldığımız kararları duyuruyor. Bayram sonrası, şimdi bayramda da inşallah biraz daha işi sıkı tutacağız, dişimizi biraz daha sıkacağız kolay değil. Herkes büyüklerini görmek ister, aileyle birlikte olmak ister, yakınlarını, akrabalarını ziyaret etmek ister, ama bu sene artık evde duracağız, biraz daha sıkı tutacağız. Neden? Bayram sonrası normalleşmeye daha çabuk geçelim diye, yani tam normalleşmeye geçelim. Dolayısıyla, inşallah Türkiye’de de normalleşmeyle ilgili önümüzdeki süreçte atacağımız adımlar olacak. Bu tabii ki korona virüs ile yaptığımız mücadelede aldığımız neticeye bağlı her şey, rehavete kapılmaya gerek yok. Tabii bunun için de turizm de var, iç turizm var, dış turizm var. Ve turizmle ilgili de planlamayı Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Ersoy çok güzel bir şekilde yapıyor. Gerçekten sadece hemşerimiz olduğu için söylemiyorum, sektörden gelen ve işini çok iyi bilen çok başarılı bir Kültür ve Turizm Bakanımız var ve vizyonu var. Ve bu konuda yaptığı çalışmaları kabine toplantısında da her seferinde paylaşıyor ve birlikte çalışıyoruz. Tabii sağlık turizmi, aynı şekilde sağlık diplomasisi, ekonomi diplomasisi, turizm diplomasisi bunların hepsi bir bütün, bunu da birlikte yürütmemiz lazım. Şimdi ne zaman havaalanlarını açacağız, uçuşları nasıl başlatacağız, turistler gelecek ama nereye gelecek? Hangi otellere gelecek, hangi şehirlere gelecek? Buralarda aldığımız tedbirler ne? Bu tedbirlerin garantisi ne? Sertifikasyon. Yani işin içinde Alman firması TÜV’de var sertifikasyonda. Bunlara uyan otellerimiz tabii ki turistlerini alabilecek. İlçe ilçe çalışmalar var, hangi ilçede ne olacak, ne yapılması lazım? Kemer için ayrı, tabii Belek daha çok Antalya merkeze bağlı gibi gözüküyor, ama yine o bölgemiz, Manavgat bölgemiz, Alanya Gazipaşa bölgemiz yani hepsi veya diğer işte Bodrum veya diğer şehirlerimizdeki ilçeler, bunların planlaması hep yapıldı ne zaman açılacak?

Peki, gelecek misafirlerimizin onlar için yapılacak testler, o ülkelerde mi yapacağız, havaalanına geldiğimiz zaman mı yapacağız? Yine karayoluyla gelirse sınır kapılarımızda yapılacak testler, alınacak önlemler. Dolayısıyla, tam böyle kapsamlı bir gerçekten çalışma içerisindeyiz. Sağlık Bakanlığımızla, Turizm Bakanlığımız bu konularda çalışıyorlar. Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Bey 70 muhatabına mektup hazırladı, bu mektupları Dışişleri Bakanlığı olarak muhataplarına ilettik ve hemen muhataplarımızı aramaya başladık. Lavrov’la ben görüştüm, Kültür ve Turizm Bakanımız kendi muhatabıyla görüşüyor, Alman muhatabıyla geçenlerde görüştü. Aynı şekilde yarın Alman Dışişleri Bakanıyla özellikle turizmi konuşacağız, yani esas görüşme sebeplerimizden bir tanesi bu, çünkü Cumhurbaşkanımızla, Merkel bunu konuştu ve Dışişleri Bakanlarımız bunu görüşsünler, Turizm Bakanlarıyla da koordine etsin dediler. Çünkü Almanya’nın da yine aynı şekilde havaalanlarını açması lazım. Avrupa Birliği içinde birlikte ne yapabilirizi de konuşurlarken Türkiye kenarda kalmasın. Almanya’da da herkes söylüyor ki en güvenilir, yani turizm destinasyonu bu sene Avrupa’da Türkiye. Tabii Türkiye deyince de herkesin aklına Antalya geliyor, Antalya’mız, yine Muğla’mız, Antalya’mız da bundan inşallah kazançlı çıkacak. Yani önümüzdeki süreçte iç turizm ve dış turizm bakımından gerçekten Türkiye’yi hazmedebilmek için yani bugüne kadar biraz kaybımız oldu, ama en azından bunu telafi edebilmek için en az zararla bu seneyi kapatabilmek için ya da en az hasarla diyelim kapatabilmek için biz gece-gündüz çalışıyoruz, Bakanımız çalışıyor, biz de kendisine yardımcı oluyoruz. Ben her zaman söylüyorum Dışişleri Bakanıyım, ama bugün Kültür ve Turizm Bakanımızı dört tane Bakan Yardımcısı var ben de Beşinci Bakan Yardımcısıyım. Bölgemiz için de ne kadar ülkemiz için ne kadar önemli bir gelir kaynağı olduğunu da biliyoruz, sektörün önemini biliyoruz. Tüm işletmecilerimiz ve çalışanlarımız müsterih olsunlar. Evet, büyük bir kriz yaşıyoruz, İkinci Dünya Savaşından sonra yaşanan en büyük kriz. Yani 11 Eylül’de böyle olmamıştı, herkes bu kadar etkilenmedi. 2008 krizinde bile Cumhurbaşkanımız teğet geçecek demişti, doğru teğet geçti çabuk toparladık, ama şimdi tüm dünyayı kasıp kavuran bir pandemi. Ama Türkiye olarak gerekli adımları attık atıyoruz turizm sektörü için de çalışıyoruz, hemşerilerimiz müsterih olsunlar.

SUNUCU- Sayın Bakanım, sizin de söylediğiniz gibi küresel ölçekte bir kriz yaşıyoruz elbette, ama biz ülkesel ölçekte 5 yıl önce bir kriz yaşadık Rus uçağının düşürülmesinden sonra. Rus uçağı düştü Antalya özellikle bu bölge tarım ve turizmin başkenti derken bir kriz yaşadık. Yani bu da belli ülkelere bağlı kalmanın acısını da yaşadık. Tamam tarım konusunda siz devreye girdiniz, domates konusunda tonlarca alım yapıldı, ama nazlanarak alındı. Ama turizmdeki büyük krizde yine sizin alternatifleri hemen açmamızla ilgili, yeni projeler üretmekle ilgili. Krizi sizin de az önce söylediğiniz gibi fırsata çevirmekle ilgili bir oluşum sergilendi ve sizin talimatınızla sağlık, spor, alternatif turizm fuarı kuruldu, hemen HESTOUREX hayata geçti o dönemde. Peki, o döneme ait stratejik olarak bir bakış açısı vardı, kovid-19 sürecince bu çok daha önem kazandı HESTOUREX’in geçerliliği, alternatif turizmin ülkeye ne kadar çok getirisi olacağı da önem kazandı. Bu konu hakkında düşünceleriniz nelerdir efendim?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, o uçak düşürme hadisesinden sonra Rusya’dan ülkemize çok az sayıda turist geldi. O dönemde yine kaynak çeşitliliği konusunda çok iyi bir çalışma yapmıştık ve o güne kadar Türkiye’ye turist göndermeyen ülkelerden ya da gelmeyen ülkelerden gelen turist sayısı çok arttı, yakın coğrafyamızdan tutun da uzaklara kadar arttı, Çin de bunlardan bir tanesi. Ve tabii Türkiye’de o terör saldırılarından dolayı da klasik böyle İskandinav ülkeleri dahil bazı Avrupa ülkeleri de dahil buralardan gelen turist sayısı da artmıştı. Ama bize işte o zaman bir şeyi öğretti bu yaşananlar, yani sadece belli ülkelere bağlı kalmayayım. Aynı şekilde yine turizm çeşitliliği bakımından da sadece deniz, kum, güneş turizmine de bağlı kalmamamız gerektiğini öğrendik. Dolayısıyla, o farklı ülkelerden turistleri getirebilmek için Türkiye’nin cazibelerini ortaya koymamız lazım.

SUNUCU- Kesinlikle.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bunlardan bir tanesi de sağlık turizmi. Niye sağlık turizmi? Biraz önce konuştuk. Türkiye’deki sağlık sistemi dünyada ki sağlık sistemlerinin içinde en iyilerden bir tanesi ve ciddi bir potansiyelimiz var. Sadece hastaneler, sadece özel hastanelerden bahsetmiyorum bir diş polikliniğinden tutun da, göz muayenehanesine kadar yani bir doktorumuzun muayenesinden bahsediyorum başarılı bir doktorumuzun tüm dünyada hastaları cezbetti. Ama bu çalışmaları iyi koordine etmemiz lazımdı bizim. O nedenle 4 sene önce başlayan HESTOUREX çok önemli bir rol oynadı ve Antalya’mızda başladı. İlk sene Bakanlığımızın himayesindeydi. Ve buradaki rakamları Sayın Cumhurbaşkanımıza anlatınca Cumhurbaşkanlığı himayesine aldı bu girişimi. Çünkü daha ilk yılında 4 binden fazla Türkiye’den satın alma heyeti geldi ve çok ciddi sayıda iş görüşmeleri oldu, sözleşmeler imzalandı. Ve ikinci yılında 5 binden fazla yine katılımcı oldu. Aynı şekilde üçüncü yılında daha da fazla katılımcı oldu. Ve imzalanan anlaşmalara bakıyoruz 30 milyar TL’leri buluyor bunlar çok ciddi rakamlar. Hastanelerimizin yıllara sari birçok sigorta şirketiyle imzaladığı anlaşmaları gördük, yani buna eğitim araştırma dahil devlet hastanesi de var, özel hastaneler de var.

Aynı şekilde spor turizmi ve alternatif turizm. O HESTOUREX zamanında ortaya çıkan yine turizm çeşitliliğinden bir tanesi de karavan turizmiydi, bugün herkes karavan turizmine önem veriyor. Ve o günkü görüştüğümüz bu karavan turizmiyle ilgili önde gelen vatandaşlarımızla çok iyi bir diyalog oluşturduk ve bugün artıyor dolayısıyla, bu çeşitliliği artırmak gerekiyor.

Biz geçen sene tüm dünyadaki Büyükelçilerimize bir talimat gönderdik ve dedik ki, o ülkede, o ülkenin spor ve sağlık turizmiyle ilgili potansiyeli hakkında çalışma yapın, yani biz nasıl faydalanabiliriz ve kimlerle çalışmamız gerekiyor? Devletle mi, çatı kuruluşlar mı var, STK’lar mı var, doğrudan bireysel mi çalışacağız, yani hastaneler ya da işte efendim işte diğer kuruluşlar olabilir ve hem sağlık turizminde hem de spor turizminde. Arkadaşlarımız çok güzel raporlar getirdiler geçen sene Büyükelçiler Konferansında bunu ele aldık ve ilgili Bakanlarımıza da dağıttık başta Kültür ve Turizm Bakanımız olmak üzere, Sağlık Bakanımıza. Kabine toplantılarında bu konular gündeme geldi. Dolayısıyla, HESTOUREX gerçekten önümüzdeki süreçte de devam etmeli. Tabii bu pandemi yüzünden Nisan ayında gerçekleştiriyorduk ertelendi. Bu işin öncüsü olan arkadaşlarımızla oturacağız, konuşacağız hangi mevsim ve ne zaman uygun, hangi ay uygun? Bunun korona sonrasında inşallah gerçekleşmesi için biz de elimizden gelen desteği vereceğiz bu bizim için önemli bir fırsattır bunu da çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor.

SUNUCU- Yani bir sonbahar gibi diyebilir miyiz bu konuda?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi ben Dışişleri Bakanı olarak tabii arkadaşlarımız adına tarih verirsem doğru olmaz, gerçekçi de olmaz. Şimdi arkadaşlarımızın öncelikle bu HESTOUREX’i organize eden arkadaşlarımızın bugüne kadar gelen kişilerle dünyanın her yerinde 165 ülkeden bahsediyoruz. Yani 193 ülke var BM’ye kayıtlı, BM’ye kayıtlı olmayan ülkeleri de saydığınız zaman 95-96. Dolayısıyla, arkadaşlarımızın buralardaki temaslarından edindikleri bilgi ne? Çünkü bizde sadece koronanın bitmesi yetmez, o ülkelerde de normalleşmenin tam olarak hayata geçmesi gerekiyor, yani kuru kuruya yapmamamız lazım. Arkadaşlarımızla otururuz istişare ederiz, onların edindiği izlenim ve bilgiler ışığında tarihi yine birlikte belirleriz biz de arkadaşlarımıza yani HESTOUREX’e destek veririz. Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı himayesinde başarılı geçmesi için gereğini yapacağız. Geçen sene biliyorsunuz Gençlik ve Spor Bakanımız sahip çıktı, Sağlık Bakanımızla görüşüyoruz, yani her sene teması da değişiyor o da iyi, ama bir şey değişmiyor ki yani esas olarak bildiğimiz turizmin dışında sağlık, spor ve alternatif turizme odaklanacak bundan sonra da.

SUNUCU- Peki, efendim bildiğiniz gibi Antalya’da 4 yıl önce Uluslararası EXPO Fuarı yapıldı ve Antalya ev sahipliği yapmıştı, fakat bugün EXPO alanı çok atıl durumda. Uluslararası Pandemi Hastanesi veya Sağlık Üniversitesi yapılacağı yönünde bazı duyumlar da var. Bu konuda en yetkili ağız olarak efendim Ankara’da önemli bir makama sahip birisi olarak siz ne görüştesiniz efendim, EXPO alanı ne olacak?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- EXPO alanının bugüne kadar atıl kalmasından inanın çok üzüntü duyuyoruz. Bir de katılımcı ülkelere onların milli bahçelerinin korunacağı sözünü de verdik. Tabii bugün maalesef atıl, Tarım Bakanlığımızın himayesinde ve Tarım Bakanlığımız burayı canlı tutmak için elinden geleni yapıyor, kendilerine de çok teşekkür ediyoruz. EXPO alanıyla ilgili çok farklı fikirler geldi, geçmişte birçok şirketten de farklı teklifler geldi. Fakat buranın sadece bir pandemi hastanesi olarak değerlendirilmesi doğru olmaz benim bu kişisel fikrim, çünkü her gün pandemi olacak diye bir şey yok. Ama zaten bizim Antalya’da devlet hastaneleri, aynı şekilde özel hastaneler, yine kamu üniversiteler, özel üniversitelerin hastaneleri dahil bugün pandemiyle sadece pandemiyle daha doğrusu pandemi konusunda tedavi yapabilecek çok fazla iş düşmedi Antalya’da çok şükür, rakamlar çok düşüktü vaka ve ölüm sayıları. Bugüne kadar kapasitesinin çok azını kullanabildiler. Önümüzde turizm geliştiği zaman yine bu gelen kişilerde test yapılacak, ola ki bir vaka olduğu zaman buna yönelik de kapasitemiz var. Yani o nedenle eğer işte Antalya’da bazı işte hastaneler var küçük onlar da gerekirse sadece pandemi için tahsis edilebilir. Ama pandemiyle beraber yine ilave başka tedaviler de görüleceği için tam kapsamlı bir hastane olması ya da o hastanenin tam kapsamlı hale getirilmesi lazım, şu ana kadar Antalya’da böyle bir ihtiyaç olmadı. Dolayısıyla bir sağlık üniversitesi için de orası çok büyük. Değişik fikirler var, bunların üzerinde çalışıyoruz. Buranın işte bizim de daha önce biliyorsunuz Antalya’ya bir vaadimiz oldu, yani Antalya bir Silikon Vadisi gibi, bir teknokent, teknoşehir kurulması gerekiyor. Burası belki bunun için bir merkez de olabilir, bu konuları da görüşüyoruz. Ama şu an da net şu olacak, bu olacak dersek Antalyalı hemşerilerimize yanlış bilgi vermiş oluruz. Bu gelen teklifler ve üzerinde durduğumuz fikirler üzerinde inşallah pandemi sonrası biraz daha odaklanacağız. Burasını bir cazibe haline getirmemiz lazım, Antalya’ya bir katma değeri olması lazım, geniş bir alan, 1000 dönüm, 1 milyon metrekare mi oluyor 1000 dönüm? Dolayısıyla, çok geniş bir alan dolayısıyla 1000 dönümden de fazla bir alan burayı çok iyi bir şekilde değerlendirmemiz gerekiyor.

SUNUCU- Efendim, pandemi süresinde takdir edersiniz ki sizin de desteğinizle Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nun önderliğinde Antalya iyi bir sınavdan geçti bu konuda, hem ölüm sayıları, hem de müdahale konusunda sağlık sektörleri açısından da iyi bir süreç atlattık efendim. Bu konuda görüşünüz nedir?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Katılıyorum, gerçekten Sayın Valimize ve tüm kurumlarımıza ve hastane yöneticilerimize çok teşekkür ediyoruz. Aynı şekilde Emniyetimize, Jandarmamıza, yani ilgili tüm kurumlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Giriş çıkışlarla ilgili tedbirler, aynı şekilde sağlık tedbirleri, duyuruların zamanında ve yerli bir şekilde yapılması ve sokağa çıkma yasağı döneminde yine aynı şekilde sosyal mesafenin korunması, alınacak tedbirler ve de vatandaşlarımızın ihtiyaçlarının karşılanması konusunda Ramazan öncesi ve Ramazan’da da.

Ve Antalya’da da gördüğümüz bir şey var, uyum var, burada gerçekten Valilikle belediyelerimiz, Büyükşehir dahil, Kepez dahil, yani belediyelerin de uyumu çok önemli. Başka yerlerde bu konuyu siyasete götürdüler, esasen doğru değil. Yani her belediye burada tabii ki yardım etmek ister, ama devletin de kuralları var, nizamı var. Oysa gelseler, burada yine valiliklerin çalışmalarına destek olsalar, güçlerini birleştirseler, hem dublikasyon, yani bir kişiye herkes gidip yardım yapacak, bunların önüne geçilebilir, hem de daha etkin bir şekilde bu destekler verilebilir. O yüzden Valimize çok teşekkür ediyoruz.

Gerçi Antalya bu dönemde maalesef bazı sansasyonel haberlerle de çok çok karşımıza çıktı, onları da sizler de takip ettiniz, ama onlar olur. Önemli olan, Antalya’nın bu sınavdaki başarısı. Neden önemli? Çünkü bugün Türkiye ve Antalya neden güvenilir bir destinasyon olarak gösteriliyor Avrupa ülkelerinde özellikle şimdi? İşte bu başarılardan dolayı. O yüzden arkadaşlarımıza, başta Valimize olmak üzere çok teşekkür ediyorum. Biz de milletvekili arkadaşlarımızla beraber elimizden gelen desteği Antalya’mıza verdik veriyoruz Kültür ve Turizm Bakanımızla beraber. İnşallah hak ettiğimiz yere ülke olarak da, Antalya’mız olarak da geleceğiz.

SUNUCU- Efendim, katılımınız için çok teşekkür ediyoruz. Yarın 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, Kadir Gecesi ve hemen arkasından da Ramazan Bayramı geliyor. Her ne kadar sokağa çıkamayacak olsak da ondan sonra inşallah güzel günler bizi bekliyor diyeceğiz. Ve son olarak neler söylemek istersiniz efendim sesimizin gittiği her yere?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Öncelikle çok teşekkür ediyoruz Ali Bey, sizin aracılığınızla özlediğiniz Antalya ve Antalyalı hemşerilerimize hitap etme fırsatı bulduk. Yoğun tempomuz içinde bizim için de bir dinlenme vesilesi oldu, samimi söylüyorum bunu.

SUNUCU- Çok sağ olun efendim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii yarın tevafuk hem mübarek Kadir Gecesini idrak edeceğiz, hem de Milli Bayramımız, yani 19 Mayıs’ı kutlayacağız, Gençlik ve Spor Bayramımızı kutlayacağız. Yarın büyük Türk milletinin özgürlük meşalesini yaktığı gün. Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve bu mücadeleyi veren, kurtuluş mücadelesini veren tüm ecdadımızı bu vesileyle saygıyla minnetle yad ediyoruz.

Yarın tabii Kadir Gecesini de idrak edeceğiz. Şimdiden tüm hemşerilerimizin ve tüm ümmetin Leyle-i Kadirini tebrik ediyorum. Ve bin aydan daha hayırlı olan bu gecenin hayırlara vesile olmasını, şu içinden geçtiğimiz zor günlerden kurtulmamıza vesile olmasını niyaz ediyorum.

İnşallah yine bayram da Pazar günü başlayacak. Her bayramı mümkün olduğunca zorunlu bir başka görev olmadığı sürece Antalya’da geçirmeye çalıştık, hemşerilerimizle, ailemizle bayramlaştık. Bu bayramda da sokağa çıkma yasağı olsa da öncesinden gelerek yine geleneği bozmak istemiyoruz, bakalım nasip, ne olacağı belli olmaz, çünkü yoğun bir tempo içinde de çalışıyoruz. Ama şimdiden eğer görüşemezsek de sizin aracılığınızla mesajımızıı yine yayınlarız ama, şimdiden tüm hemşerilerimizin mübarek Ramazan Bayramını da canı gönülden tebrik ediyorum.

SUNUCU- Fragmanımızın yayınlandığı andan itibaren birçok Antalyalının da size selamı var efendim, hem sizi görmüş oldular bizim aracılığımızla, hem de üzerimizde kalmasın, selamlarını size iletiyorum.

Çok teşekkürler efendim, programımıza katıldınız ve önemli açıklamalar yaptınız, çok sağ olun.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ben çok teşekkür ediyorum.

Ben de tüm Antalyalı hemşerilerime selamlarımı, sevgilerimi ve hürmetleri buradan sunuyorum.

SUNUCU- Sağ olun efendim. Evet sayın seyirciler, haber programı Yüksek Tansiyon burada sona erdi. Konuğumuz bildiğiniz gibi Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’ydu sayın seyirciler, önemli açıklamalar yaptı, hem dünya ölçeğinde, hem Türkiye ölçeğinde, hem de Antalya ölçeğinde önemli açıklamalar yaptı. Bu programın tekrarını bu yayınının hemen ardından ve hafta içinde de yayınlayacağız sayın seyirciler. Yayında ve yapımda emeği geçen tüm arkadaşlarım adına sağlıklı günler diliyorum, hoşça kalın.