#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun TV 100 Kanalına Verdiği Özel Röportaj, 6 Mayıs 2020, Ankara

AHU ÖZYURT- Sevgili Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu Ankara’da, makamına kameralarımız da kuruldu.

Günaydın efendim, çok teşekkür ediyoruz yayınımıza katıldığınız için.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Günaydın, ben çok teşekkür ederim, iyi yayınlar Ahu Hanım.

AHU ÖZYURT - Şimdi size bir iki tane sorum var arka arkaya, ama önce yönetmenimden mümkünse bu yardım haritasını göstermek isterim, ben bunu sabah Deutsche Welle’nin sitesinden aldım, Türkiye’nin yardım gönderdiği ülkeler haritası. Bir kısacık onu ekrana vereyim. Bunun aslında birazcık da önümüzdeki dönemde bizim diplomasimize, dış politikamıza etkisi olacağını da hep konuşuyoruz stüdyomuzda. Amerika’dan Somali’ye kadar uzanan, Afrika ülkelerine, Asya’ya kadar uzanan bir coğrafyadan bahsediyoruz. Şöyle arkamda, Afrika’nın ucu var, Endonezya var, Asya’nın bir ucundan Çin var, Güney Amerika bile var. Bu kadar geniş bir coğrafyaya yardım yolladık. Zaman zaman eleştirilerin hedefi de olsa bu aslında önemli bir sağlık diplomasisi meselesi. Bunu detaylı da soracağım, getirdiğimiz vatandaşları da ayrıca soracağım, ama bütün bu süreçten sonra anladığımız kadarıyla uluslararası diplomaside, uluslararası kuruluşlarda yeni bir dünya dengesi arayışı başlıyor efendim. Türkiye’yi burada nereye konumluyoruz ve nasıl bir farklılık görüyorsunuz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ediyorum, öncelikle biraz önce haritayı gösterdiniz. Bugüne kadar 128 ülke Türkiye’den tıbbi malzeme yardımı talebinde bulundu, hibe, ihracat izni ya da satın alma şekliyle talepte bulundu. Yaklaşık yarısını karşıladık. Dün yine Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla dün akşam Sağlık Bakanımızla da birkaç defa görüştük, Paraguay’ın bu anlamda talebini nasıl karşılayabiliriz, ne kadarını karşılayabiliriz diye. Dünyadaki ülkelerin üçte ikisi, tam üçte ikisi Türkiye’den tıbbi malzeme talebinde bulundu. Bu esasen Türkiye’nin her şeyden önce güvenilir bir kaynak olduğunu gösteriyor. Ayrıca, girişimci ve insani dış politikamızın bir göstergesi olarak görüyoruz. İçerideki tartışmaları da doğrusu anlamsız buluyorum, neden? Bazen söylüyoruz, bizim de ihtiyacımız var diye, bunu yanlış anlıyorlar. Yani Türk milletinin ihtiyacı olanı milletimize vermiyoruz da alıp başka ülkeye veriyoruz gibi yorumluyorlar. Tüm bugüne kadar yapılan çalışmaları başka türlü yorumlayanlar için söylüyorum bunu, oysa bu doğru değil. Bugüne kadar sağlık hizmetleri bakımından herhangi aksayan bir şey oldu mu? Hiç olmadı. Veya solunum cihazı başta olmak üzere ki bunu daha yeni üretmeye başladık, hastanelerde hiç yetersizlik oldu mu? Hayır. Tüm dünya tam tersine Türkiye’nin sağlık sisteminin çok güçlü olduğunu ve hiç ayrım yapılmaksızın, yani hangi hastalığa kapılırsa kapılsın veya yurt dışında birçok ülkenin yaptığı gibi ancak işte yoğun bakıma ihtiyacı varsa hastaneye alabiliriz gibi bir yaklaşım içine girmeksizin tüm vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerini fazlasıyla karşıladığımız gibi bu tecrübemizi dünyanın her yeriyle paylaşıyoruz. Bu anlamda da Türkiye’yi model ülke olarak gösteriyor Dünya Sağlık Örgütü de, uluslararası toplum da, ülkeler de. Amerika başta olmak üzere, orada da konuşuyoruz dostlarımızla, gerçekten öyle. Dolayısıyla bu tür yapılacak yardımlar gelecekte Türkiye’nin güvenilir kaynak olarak da bir marka olmasını da sağlayacaktır. Çünkü korona sonrası sizin de söylediğiniz gibi küresel sistem değişiyor, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Ama tüm ülkeler özellikle sağlık güvenliği bakımından, gıda güvenliği bakımından veya diğer ihtiyaçlarını karşılama bakımından kaynak çeşitliliğine gidecek, bu defa güvenilir ülkelere yönelecek. İşte bu anlamda Türkiye gerçekten güvenilir bir kaynak ülke olduğunu gösterdi, bir dost olduğunu gösterdi. Dolayısıyla bu tür yardımları kendi ihtiyaçlarımızı karşıladıktan sonra ki üretim kapasitemiz artıyor, solunum cihazlarıyla ilgili biliyorsunuz ihracat ön izin şartı kaldırıldı, inşallah gelecekte çok sayıda ülkenin talebini bu şekilde karşılamış olacağız.

Gelelim küresel sisteme. Esasen küresel sistemle ilgili eleştiriler koronavirüs patlak vermeden önce, yani bu pandemi başlamadan önce gündeme getiriliyordu. Bunu en çok gündeme getiren ülkelerden bir tanesi Türkiye, en çok gündeme getiren lider de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Her platformda dünya beşten büyüktür mottosuyla, sloganıyla, içi boş bir şekilde değil, küresel sistemin bir değişime tabi tutulması gerektiğini söylüyordu. Küresel sistem deyince ilk akla gelen tabii çatı örgüt Birleşmiş Milletler. Birleşmiş Milletler’in Güvenlik Konseyi de tabii önemli kararların alındığı bir kurum, en önemli kurumlardan bir tanesi. Yeterince temsil kapasitesine sahip mi? Hayır, temsil edilmiyor tüm ülkeler veya tüm uluslar, tüm dinler, tüm coğrafyalar; hayır. Kapsayıcı mı? Hayır. Çözüm üretebiliyor mu? Hayır. Karar alma mekanizması bugün tıkanıklığa yol açıyor mu? Evet.

Birleşmiş Milletler’in dışındaki örgütlere baktığımızda ise Avrupa Birliği başta olmak üzere, onların da bugün de gördük ki, geçmişte de böyleydi, toplumların beklentilerini karşılamadığını görüyoruz, çatışmaları durduramadığını, var olan sorunları çözemediğini, böyle bir kapasitesinin olmadığını da herkes görüyor, herkes söylüyor.

Şimdi pandemi başladıktan sonra özellikle Dünya Sağlık Örgütü üzerinden yine ciddi bir küresel sisteme yönelik eleştiriler gelmeye başladı, suçlamalar gelmeye başladı. Bize göre, bu noktada Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere diğer uluslararası örgütleri eleştirmenin zamanı değil. Evet doğrudur, eleştiriler doğrudur. Ama elimizdeki malzeme budur ve bugün bir mücadele yapıyoruz. Yani koronavirüsle mücadele ediyoruz, kovid-19’la mücadele ediyoruz. Dolayısıyla azami bir şekilde bu kurumlardan faydalanabilmeyiz ve destek vermeliyiz, desteği kesmememiz lazım. Pandemi gittikten sonra bu sefer oturup aklıselim bir şekilde, ders alarak bu Dünya Sağlık Örgütü ve diğer örgütler dahil, Gıda Örgütü dahil, Birleşmiş Milletler’in kendisi, Avrupa Birliği’nin kendisi, Avrupa Konseyi’nin kendisi dahil hepsini bir gözden geçirip reforma tabi tutmak gerekiyor. Yaklaşık 10 sene önce Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisine ilk defa bir Türk, ilk defa bir Müslüman olarak Başkan seçildiğimizde Genel Sekreterle beraber birinci önceliğiniz kurumu reforma tabi tutmaktı, İnsan Hakları Mahkemesi dahil. Onun da çok faydasını gördük. Dolayısıyla reform devam eden bir süreçtir. Aklıselim bir şekilde küresel sistemi yenilememiz lazım, reforma tabi tutmamız lazım, yeni gelişmelere adapte edebilmesi lazım uluslararası örgütlerin ve Türkiye olarak biz bugüne kadar küresel sistemi destekledik ve çok taraflı, etkin politikaları ya da kurumları destekledik. Yani kısacası etkin çok taraflılığı bugüne kadar destekledik yetersiz olmasına rağmen. Yani ülkelerin bireysel politikaları, ticaret savaşları, tek kutuplu dünya gibi yaklaşımlara biz hep karşı çıktık hangi ülke olsun, kim olursa olsun. Bugün çok taraflılığı bizim güçlendirmemiz lazım. BM içinde de biliyorsunuz bugün en çok ihtiyaç olan Barış İçin Arabuluculuk ve Medeniyetler İttifakını da Finlandiya ve İspanya’yla da eşbaşkanlığını birlikte yürütüyoruz ki bugün dünyanın karşı karşıya kaldığı önemli sorunlardan ikisi, artan ırkçılık, yabancı düşmanlığı, hoşgörüsüzlük ve sorunların çözülememesi. İşte Türkiye küresel sistemde var. Ama şu anda kavga etmenin zamanı değil. Bu pandemi geçtikten sonra küresel sistemi tepeden tırnağa gözden geçirip reforma tabi tutmamız gerekiyor.

AHU ÖZYURT- Efendim, şimdi bu süreçte biz devletimizin güçlü kurumlarını, işte tıbbiyesi gibi, sağlık ordusu gibi gördük. Aynı zamanda Hariciyemizin de hakikaten aksiyon üzerinde dünyanın en uzak ücra köşelerinden biri vatandaşlarımızın nasıl ülkeye getirebildiğini gördük. Bu da hakikaten Dışişleri Bakanlığı’nın gücünü bir kez daha gösterdi bize. Ama hala dönmek isteyenler var. Beklesinler mi, Haziran ayında bazı uçuşların başlayacağı anlaşılıyor, Türk Hava Yollarımız büyük bir cesaretle açacak muhtemelen. Ne tavsiye edersiniz izleyen veya merak eden izleyicilerimiz varsa?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, Dışişleri Bakanlığımız gerçekten gece gündüz arkadaşlarımızla beraber Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla çalışıyoruz. Bugünün sorunlarını çözmek için ya da vatandaşlarımızın taleplerini karşılamak için de çalışıyoruz. Biraz önce bahsettiğimiz küresel sistemle ilgili de ortaya vizyonlar koyuyoruz Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde. Hatırlayacaksınız geçen sene dijital diplomasiyi başlamıştık Büyükelçiler Konferansımızda. Eğer gerçekleştirmiş olabilseydik Mart’ın sonunda Antalya Diplomasi Forumu ki bu yeni inisiyatifimiz, ana teması da dijital çağda diplomasiydi.

Ayrıca, yine biraz önce söylemeyi unuttuğum için bunları müsaadenizle söylüyorum, Yeniden Asya Girişimi başlatmıştık. Bazıları dediler ki, efendim, Batıyı bırakıp Asya’ya gidiyor, bunların vizyonu bu. Ama bugün görüyoruz ki Asya merkezli bir ekonomik büyüme var ve dünya ekonomisinin ve büyümenin yüzde 50’sinden fazlası Asya’da gerçekleşiyor. Dolayısıyla bu inisiyatiflerimizle de geleceğe yönelik politikalar oluşturmaya çalışıyoruz. Ne kadar haklı olduğumuz da ortaya çıktı.

Gelelim vatandaşlarımıza, gerçekten 103 ülkeden 65 bin vatandaşımızı hiçbir sorun yaşamadan ülkemize getirdik, bu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük tahliye operasyonu. Ve vatandaşlarımızı karantina şartıyla getirip yurtlara yerleştiriyoruz, 14 gün karantinada kalıyor, daha sonra evlerine gidiyor. Kimleri getiriyoruz? Yurt dışına öğrenci olarak giden, yurt dışında kalan, öğrenci olarak bulunan ya da geçici süreliğine o ülkelere giden iş adamımız var, işçilerimiz var veya başka sebeple kısa süreliğine gidip de orada kalma imkanı olmayan vatandaşlarımızı getiriyoruz. Tüm vatandaşlarımızın hepsini getirmek için yoğun çaba sarf ediyoruz. Ama bazı ülkelerde, Latin Amerika ülkelerinde örneğin katı bir sokağa çıkma yasağı var, yani vatandaşımızı başka bir komşu ülkeye bile götüremediğimiz durumlar oluyor. Ama bir uçağımız kalktığı zaman, işte bugün Latin Amerika bölgesinden kalkan uçak önce Arjantin’e gidecek Buenos Aires’e, daha sonra Sao Paulo’ya uğrayacak ve vatandaşlarımızı alacak. Dün anlatmıştım, Bolivya’dan bir vatandaşımızı 8 saat uzaklıktan araçla aldık getirdik Büyükelçiliğimize ve Sao Paulo’ya götürdük ve oradan uçağı bindireceğiz. Bu tür imkânlarımız olduğu zaman bunları biz kullanıyoruz.

Bazı vatandaşlarımız tahliye zamanında önce başvurusunu yaptı, sonra değişik sebeplerden dolayı vazgeçti, şimdi 3 gün sonra tekrar ben dönmek istiyorum diyor. Tabii bunları her gün 3 vatandaşa, 5 vatandaşa uçak göndermek tam olarak mümkün olmuyor. Vatandaşımızı da anlayabiliyoruz, psikolojik olarak farklı duygular içinde olabilir veya başka sebepler olabilir, tam olarak da suçlayamıyoruz. Ama o zaman diyoruz ki, yeni bir tahliye sürecine kadar bir ihtiyacınız varsa bunu karşılayalım. Ve şu ana kadar getiremediğimiz vatandaşlarımıza ise veya getirmeden önce ihtiyacı olan tüm vatandaşlarımıza ne ihtiyacı varsa onları karşıladık, ilaç, gıda, barınma dahil.

Gerçekten burada Büyükelçilerimize, Başkonsoloslarımıza huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum, çok güzel çalışma yaptı arkadaşlarımız Ankara’daki Koordinasyon ve Destek Merkezimizle beraber, içeride de diğer kurum ve bakanlıklarımızla beraber Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında.

Ve vatandaşlarımızın hepsini getireceğiz, biraz sabırlı olmalarını istiyoruz, çünkü Türkiye’de de bir karantina kapasitesi var, bu karantina kapasitesi sadece yurt sayısıyla ilgili değil. Hep söylüyorum, tekrar söylemek istiyorum, Türkiye’deki burada verebileceğimiz özellikle sağlık hizmetiyle sınırlı, çünkü tüm bu yurtlara doktor, sağlık personeli tahsis ediyor Sağlık Bakanlığımız, kendilerine çok teşekkür ediyoruz. İçişleri Bakanlığımız, Kızılayımız, AFAD’ımız yiyecek içecek, Gençlik ve Spor Bakanlığımız, Ulaştırma Bakanlığımız, Türk Hava Yollarımız, yani büyük bir operasyon ve tüm kurumlarımızla birlikte bunları hep gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla karantina süresi biten vatandaşlarımızın yerine yenilerini getiriyoruz, ama bu sürede de yurt dışında vatandaşlarımızın hep yanında oluyoruz, olmaya devam edeceğiz.

AHU ÖZYURT - Birkaç tane böyle sıcak dış politika sorum var efendim, çok da ,vaktinizi almak istemiyorum. Bir, Amerika’yla işler yolunda gidiyor mu? İki, Ege’de bir gerginlik ihtimalinden bahsediliyor. Bunlardan hangisini önce yanıtlamak istersiniz, onu size bırakayım.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Efendim, Amerika’yla ilişkilerde temel sorunlar devam ediyor. FETÖ sorunu devam ediyor. Aynı şekilde Suriye’de biliyorsunuz YPG’yle Amerika’nın angajmanı devam ediyor. Amerika’nın da bizden malum S-400’ü almamamız, aldık, Türkiye’ye geldi ya da aktive etmememiz gibi bazı talepleri var. Bizim de verdiğimiz cevaplar ortada, aldık bunu ve ne için aldığımızı da izah ediyoruz, Cumhurbaşkanımız bizzat Washington’da hem Senatörlere, hem de Trump’a ve tüm muhataplarımıza sarih bir şekilde, net bir şekilde anlattı, bizler de anlatıyoruz. Dolayısıyla Kongredeki atmosfer ortada.

Türkiye’nin bu son gönderdiği yardımlar sebebiyle pozitif bir ortam oluştu mu? Oluştu, halk nezdinde de oluştu. Son işte Kongre üyelerinin Büyükelçimize yazdığı teşekkür mektubunu sizler de görmüşsünüzdür. Buna benzer olumlu bir atmosfer var.

İdlib’den sonra, İdlib’de Rejime karşı verdiğimiz o mücadeleden sonra da Amerika’da ortam biraz değişti, Türkiye’nin oynadığı rolü daha iyi anlamaya başladılar. Cumhurbaşkanımızla Trump arasında son derece samimi bir diyalog var, sık sık görüşüyorlar. Yani pozitif olan konular da var, ama temel sorunlar da henüz daha masada. Yani burada ne karamsar olalım, ne de her şey bitti, güllük gülistanlık oldu, ilişkiler çok iyi noktaya geldi diyelim. Yarın da zaten Pompeo’yla bazı konuları telefonda ele alacağız, teyitleştik. Dolayısıyla bu diyalogu devam ettireceğiz, diyalog yoluyla sorunların çözülmesini biz her zaman tercih ediyoruz başından beri, inşallah düzelir. Ama iki tarafın da aynı samimiyet içinde ve yaklaşım içinde olması gerekiyor.

AHU ÖZYURT - Ege’de bir sıkıntı var mı efendim yoksa yani günlük klasik karşılıklı hani dış politikamızda yaşadığımız zaman zaman işte onlar bizim uçağımızı taciz etti, siz benim helikopterimi taciz ettiniz bunlar artık hani rutine binmiş şeyler mi, yeni bir gerginlik ihtimali var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Ege’de biliyorsunuz çözüme kavuşmamış sorunlar var Yunanistan’la. Kıta sahanlığı var, yine FIR hattının kontrolü var, yani sivil havacılık uçuşların. Diğer taraftan aidiyeti belli olmayan ada, adacıklar var. Kardak krizini hatırlarsanız her sene bu sene olmadı, ama her sene orada bir gerginlik olur dolayısıyla rutin diyebiliriz esasen bunu. Ve verdiğimiz cevapta da biliyorsunuz bunun bizim Türk Hava Kuvvetleri olarak ve Silahlı Kuvvetler olarak, Milli Savunma Bakanlığı olarak buradaki uygulamalarımızın rutin bir uygulama olduğunu da açıklamamızda vurguladık. Diğer taraftan, bu tür gerginlikleri azaltmak için güven arttırıcı tedbirler adı altında bizim askerlerimizle Yunanistan arasında bir diyalog başlatıldı, bu diyaloğun devam etmesi konusunda Milli Savunma Bakanımız ve askerlerimiz samimi. En son Milli Savunma Bakanımız yine muhatabıyla görüşmesinde…

AHU ÖZYURT - Görüşüyor doğru.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bunu devam ettirelim önerisinde bulundu. Dolayısıyla, bu tür gerginlikleri diyalogla ve güven arttırıcı tedbirlerle ancak aşabiliriz, ama son uygulamalar biraz önce söylediğim gibi rutin uygulamamıza Yunanistan’ın verdiği reaksiyondur.

AHU ÖZYURT - Peki, çok teşekkür ediyoruz vakit ayırdığınız için efendim. Eklemek istediğiniz, benim gözümden kaçan bir şeyler var mı? Başka sorular da bilmiyorum ama…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu süreçte Avrupa Birliğiyle de ilişkileri normalleştirmeye çalışıyoruz. Avrupa Birliğinin de çok ciddi bir reforma tabi tutulması gerektiğini bu süreçte gördük. Cumhurbaşkanımızın hem Charles Michel’le hem de Ursula Hanım’la diyaloğu ortada. Bizim de gerek Yüksek Temsilci Borel’le ve de Genişlemeden Sorumlu Komiser Varhelyi’yle diğer Komiserlerle diyaloğumuz ortada, Ticaret Bakanımızın da aynı şekilde. İlgili arkadaşlarımızın, İçişleri Bakanımızın muhataplarıyla birçok konu var. Ama şu süreç gösterdi ki, Avrupa Birliği içinde çok ciddi tartışmalar var ve Avrupa Birliği Avrupa halklarının da beklentilerini karşılayamıyor ve temel soru şu, bu süreçte Türkiye AB üyesi olsaydı Avrupa Birliği daha mı güçlü olurdu? Şu mücadelesini daha iyi mi yapabilirdi, yoksa tersi mi?

AHU ÖZYURT - Doğru.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tüm Avrupa ülkeleri ve Avrupa halkları birinci şıkkı seçiyor, yani Türkiye AB üyesi olsaydı bugün Avrupa Birliği sadece koronayla değil, her türlü zorlukla mücadelede daha güçlü olurdu. Bugün halkımız bu şartlarda Avrupa Birliğini tercih eder mi, etmez mi? Anketlerde bazen destek çıkıyor, ama çoğu zaman düşüyor. Avrupa Birliğinin bu politikaları yüzünden. Neticede Avrupa Birliği İkinci Dünya Savaşından sonra Avrupa’da özellikle ırkçılık ve diğer akımlardan dolayı savaşlar başlamasın diye kurulmuştu Avrupa Konseyiyle beraber ekonomik çıkarlar ve değerler etrafında birleştirmek. Ama bugün bunu başarmada zayıf ve ortak hareket etme konusunda da zayıf. Ama ilişkilerimizde geçen döneme göre bir yumuşama var, bunu somut adımlara dönüştürmemiz gerekiyor. Göç anlaşmasını revize etmemiz gerekiyor, bunun için çalışıyoruz Borel’le birlikte. Diğer taraftan Gümrük Birliği ve vize serbestisi gibi önemli konuları da bir an önce halletmemiz lazım ki biraz önce en başında konuştuk işte güvenli kaynak kim olabilir diye? Avrupa içinde herkes Türkiye’yi gösteriyor. Dolayısıyla, ticaretin önündeki engelleri kaldırmak için de Gümrük Birliği anlaşmasını bir an önce revize edip hayata geçirmemiz lazım her iki taraf için yararlı olan bir adım, bunu da eklemek istedim efendim.

AHU ÖZYURT - Peki, çok teşekkür ederim efendim. Önümüzdeki günlerde bir kere daha vakit ayırırsanız biraz daha sıcak bölgeleri de Libya’yı da, Suriye’yi de konuşalım orada da çünkü önemli gelişmeler var yakından takip ediyoruz ama.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Memnuniyetle efendim.

AHU ÖZYURT - Bizim de birinci yaşımız, bizim de bu doğum günümüzde yayınımıza katıldığınız için de ayrıca teşekkür ederiz TV100 ailesi olarak.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu vesileyle birinci yılını kutluyorsunuz ve sizi tebrik ediyorum. Başarılı yayınlar yapıyorsunuz, takip ediyorum ve inşallah ileride tekrar beraber oluruz.

İyi yayınlar diliyorum, nice nice başarılı yıllar diliyorum efendim.

AHU ÖZYURT - Çok teşekkür ederiz efendim, kolay gelsin diyelim, bütün Dışişleri camiasına da buradan sevgilerimizi gönderelim. Hepsi büyük mücadele içindeler tıpkı doktorlarımız gibi, kolay gelsin diyoruz efendim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Sağ olun efendim.