#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun NTV Kanalına Verdiği Özel Röportaj, 29 Haziran 2018

SUNUCU- Ankara’dan iyi günler.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu konuğumuz. Hem Türkiye’nin diğer ülkelerle ilişkileri, dünyadaki gelişmeleri, önümüzdeki süreçteki beklentileri değerlendireceğiz.

Hoş geldiniz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hoş bulduk.

SUNUCU- Tüm bunları konuşacağız Bakanlığınızla ilgili konuları, ama Türkiye bir seçimden çıktı, hızlı hazırlandığımız bir seçimdi. Cumhur ittifakı Meclis’te çoğunluğu elde etti, Recep Tayyip Erdoğan da yeniden seçildi? Ne diyorsunuz, seçim sonuçlarından başlayalım.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Cumhurbaşkanımız için beklediğimiz bir sonuçtu, ilk turda seçimleri kazanacağını biliyorduk. AK Parti olarak biraz beklentinin altında kaldık, ama yine açık ara birinci olduk. Tekrar oylarımızı artırmak için bundan sonra ne yapacağız, bunun için Parti içinde değerlendirmeler olacaktır. Ama yine milletimizin desteğiyle Meclis’te de çoğunluğu sağladık cumhur ittifakı olarak ve Cumhurbaşkanımız ilk turda seçildi.

Seçim şeffaf, demokratik, adil bir seçim oldu. AGİT klasik işte seçim öncesi iktidar daha çok göründü medyada gibi eleştiriler yapar, bunlar normaldir; Almanya’da da yapıyor, Amerika’da yapıyor bu tür eleştirileri. Muhalefetin tabii seçim sonuçlarını kabul etmesi de gerçekten Türkiye’deki demokratik olgunluk bakımından bizim için söylemiyorum, bir önemli noktaydı.

Diğer taraftan seçime katılma oranı yüzde 90’a yaklaştı, bu dünyanın hiçbir yerinde olmaz. Bu da, Türk halkının esasen demokrasiye bağlılığının bir göstergesidir ve Türkiye’de söz sahibi olmak için milletimiz sandıklara gitti.

Diğer taraftan oyların yüzde 98’i Meclis’te temsil ediliyor; bu da önemli, yani hemen hemen herkesin oyu Meclis’te temsil ediliyor, bu da demokrasimiz bakımından önemlidir.

Şimdi sıra geldi yeni hükümet sistemiyle birlikte hızlı kararlar alacağız, hızlı uygulayacağız, istikrar daha da güçlenecek, ekonomimiz, demokrasimiz ve hukukun üstünlüğü tüm alanlarda reformlarımıza da devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde inşallah Türkiye hedeflerine ulaşacaktır.

SUNUCU- Yeni kabinenin açıklanmasını ve tabii buradan hızla yeni yönetim sisteminin fiilen işlemeye başlamasını merakla bekliyoruz. Önümüzdeki günlerde herhalde bu konu netleşmiş olacak.

Günün sıcak gelişmesi, Avrupa Birliği Liderler Zirvesi’nden çıkan karar; hem göç politikasıyla ilgili aldıkları kararlar, hem de Türkiye’ye sığınmacılarla ilgili yapılan yardımın onaylanması var. Şimdi ilk dilim yardım onaylandıktan sonra en çok tartıştığımız konulardan biri; hemen zaman açısından geç Türkiye’ye gelmesi, hem de verirken birtakım kriterler söylenmesiydi. Bu tartışmalar baki, bir kenarda duruyor, ama onay çıkması konusunda ne söylüyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Avrupa Birliği’yle göç anlaşmasını imzaladığımız zaman, Avrupa Birliği’nin 3+3 milyar avro taahhüdü vardı Türkiye’deki Suriyeli göçmenlere harcamak için. İlk 3 milyar avro 2016 sonu itibariyle esasen aktarılacaktı. Fakat Avrupa Birliği’nin bu bürokrasisi ve prosedürler, standart politikalar için ya da projeler için prosedürleri bunu geciktirdi. Son zamanlarda hızlandırdığını görüyoruz. Diğer taraftan Türkiye olarak biz de Suriyeli mültecilere yönelik projelere de hız vermemiz gerekiyor ki bu konuda kurumlarımız arasında eşgüdüm var, yoğun bir çalışma var değişik bakanlıklar. Ve şimdi 2018 yılı sonuna kadar esasen vermeyi taahhüt ettikleri ikinci 3 milyar avronun onayı çıktı. Umarım ilk dilimdeki zorluklardan ya da bürokrasiden ders alınır ve bu sefer daha hızlı bir şekilde uygulama olur ve paralar aktarılır ve Suriyeli mültecilere proje olarak döner. Dolayısıyla Avrupa Birliği’nin bu anlamda sözünü tutması tabii ki önemli, ama daha hızlı davranması gerektiğini de Avrupa Birliği’ne hatırlatıyoruz. İlk başta gereksiz şartlar koyuyorlardı, örneğin eğitim için gönderilen parayla yeni okul yapılmaz, mevcut okullar tamir edilecek. Oysa Suriyeli çocukların okula gidebilmesi için yeni dersliklerin yapılması gerekiyor, ama daha sonra bu konularda ikna oldular, şimdi daha olumlu seyrediyor diyebiliriz, tek yapılması gereken iş sürecin biraz hızlandırılması.

SUNUCU- Zirvede alınan başka kararlar da var, uzun da sürdü, 9 saate yakın müzakereler devam etti ve Avrupa’ya göçün engellenmesi için Kuzey Afrika ülkelerine daha yüksek miktarda yardım sağlanması ve bu göçün orada durdurulması için birtakım merkezler kurulması şeklinde de bir karar var. Bu engeller mi göçü sizce, ne diyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Avrupa Birliği şunu biliyor: Bir göçmenin Afrika’daki maliyeti ya da Suriye’deki maliyeti o Avrupa Birliği ülkelerine geldikleri zamanki maliyetinin onda biri. Dolayısıyla burada esasen akıllı bir yöntem diyebiliriz. Fakat göçü sadece transit ülkelerde durdurmaya çalışmak akıllı bir yöntem değildir. Esas göçmenlerin geldiği ülkelerde bunu durdurmamız lazım. Yani bu insanlar niye terk ediyor? İşsizlik mi var veya Suriye’deki gibi yönetilemeyen bir ülke mi, terör mü var veya kıtlık mı var, açlık mı var ya da başka sebep de olabilir, çevresel sebepler de olabilir. Dolayısıyla bu göçmenlerin terk ettiği ülkelerde bu sorunları çözmek önemli. Şimdi Afrika ülkelerinden, Sahra Altı Afrika ülkelerinden, bu Kuzey Afrika ülkelerine göçmen geldikten sonra orada istediğiniz kadar o ülkelere para yardımı yapın, onları durduramazsınız. Bu kadar insan hayatını riske ederek, özellikle de kadınların ve çocukların hayatını riske ederek Avrupa ülkelerine gelmeye çalışıyorsa, bunu sadece o ülkelere para vererek durduramazsınız, işi kökünde çözmek lazım. Ekonomik kalkınmaysa, buralara ekonomik kalkınmayla ilgili yardım yapmak lazım.

Bakınız şimdi resmi rakamlar açıklandı. 2017 yılında Türkiye’nin yaptığı insani yardım miktarı ve kalkınma yardımı miktarı 8 milyar dolar. Tüm Avrupa Birliği kurumlarının yaptığı yardım ise 2.5 milyar doların altında. Yani tek başına Türkiye 28 -tabii ülkelerin kendi yaptıkları yardım da var- ama 28 ülkenin kuruluşundan daha fazla insani yardım yapıyor, hem de dört katından fazla. Dolayısıyla Avrupa Birliği işte bunu bu tamam durdurmaya çalışsın. Ama daha akıllı politikalarla ve stratejilerle bunu yapabilir.

SUNUCU- Bu noktada da Türkiye’yle olan ilişkiler hem bu göç politikası anlamında, hem de Avrupa Birliği’nin var oluşu anlamında da önemli. Son zamanlarda yaşanan ortada bir güven bunalımı var, bir kriz var. Yeni dönemde yeni bir sayfa açılma ihtimali var mı? Bu soruyu sorarken mesela Genel İşler Konseyinin son aldığı kararları da hatırlatarak soruyorum.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Avusturya Dönem Başkanlığı var. Avusturya Dönem Başkanlığında olumlu adımların atılacağını düşünmüyoruz. Dün Avusturya Dışişleri Bakanı Karin Kneissl’la uzun uzun telefonda da görüştük. Kendisiyle birlikte ilişkilerimizi normalleştirmeye çalışıyoruz, onun da samimiyetine inanıyoruz, Karin Kneissl’ın fakat şu andaki Başbakan, eski Dışişleri Başkanı Sebastian Kurz maalesef aşrı sağ partiden bile daha aşırı uçta ve sürekli Türkiye aleyhine adımlar atmaya çalışıyor. Dolayısıyla Avusturya Dönem Başkanlığında Avrupa Birliği’nden özellikle fasılların açılmasıyla ilgili olumlu bir adım beklemiyoruz. Ama diğer konularda, göç konusu olsun ve şimdi vize konusunu tekrar masaya yatıracağız biz, 7 kriterdi, şimdi 6 kritere düştü. 6 kriterle ilgili ne yapacağımızı yapmayacağımızı Avrupa Birliği’ne bildirdik, uzmanlarımız da çalıştılar. Şimdi Timmermans’la bir araya gelip bu yol haritası konusunda ne yapacağımızı konuşacağız.

Diğer taraftan tabii Gümrük Birliği Anlaşmasının güncellenmesi konusu var ki her iki tarafın yararına. Yine Avrupa Birliği’yle güvenlik politikaları var. Sadece NATO’da değil Avrupa Birliği’yle de biliyorsunuz bu konularda işbirliğimiz var. Yani ortak çalışabileceğimiz alanlar var. Yani bugün fasıl açılması veya açılmaması, bunlar siyasi konu oldu, teknik konu değil maalesef, bu da Avrupa Birliği’nin yanlış politikaları yüzünden oldu ve önümüzdeki süreçte, özellikle Avusturya Dönem Başkanlığı bittikten sonra daha olumlu işbirliği bekliyoruz. Örneğin Bulgaristan dönem başkanlığında Türkiye-Avrupa Birliği zirvesi de oldu Varna’da. Ama Avusturya dönem başkanlığı çok aktif olmayacak.

SUNUCU- Bu vize serbestisiyle ilgili teknik heyetler de zaten ay başında zannediyorum toplantı yapmışlar ve Türkiye’nin hani bu çalışma kağıdından memnuniyetle dile getirilmişti sunduğu. Fakat o kriter arasında işte o terör tanımı sorunu nasıl aşılacak ve olağanüstü halin kaldırılacağını Sayın Cumhurbaşkanı da söyledi, bu konuda bir adım atılması bekleniyor mu Temmuz ayı içinde, bu da olumlu yansır mı ilişkilere?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Olağanüstü halin kaldırılması tabii ki yansır, çünkü her ne kadar olağanüstü hal bugüne kadar vatandaşlarımızın, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini kısıtlamadığı gibi, seçim zamanında da gördük, olağanüstü hal siyaseti ya da günlük hayatı etkilemiyor. O nedenle dışarıdan yanlış algılama var, biz bir terör örgütüyle ve terör örgütleriyle mücadele için darbeden sonra, darbe girişiminden sonra olağanüstü hali getirdik ve iktidara geldiğimiz zaman Güneydoğu’daki olağanüstü hali kaldırdık, hemen kaldırdık, ilk attığımız adımlardan bir tanesiydi. Bizim için bir seçenek değildi, zaruretti.

Şimdi diğer taraftan baktığımız zaman terörle mücadele kanunlarına, Fransa ne yaptı, Belçika ne yaptı, hem de bir iki terör saldırısından sonra. Oradaki terör saldırılarını biz hafife almıyoruz, en şiddetli bir şekilde kınadık ve dayanışmamızı da gösterdik. Ama terörle mücadele konusunda bir taraftan Avrupa Birliği üyesi ülkeler çok katı kanunlar kabul ederken, Türkiye’den tam tersi adım atmaları gerçekçi değil, adil bir yaklaşım da değil.

Dolayısıyla biz terörle mücadele ederken bu mücadeleyi zafiyete düşürecek herhangi bir adım atmayacağımızı veya kanunda herhangi bir köklü değişiklik yapmayacağımızı Avrupa Birliği’ne ta başından beri söylüyoruz. Ve şimdi önümüzde örnekler de var, ben o konuyu da aşacağımızı düşünüyorum. İleride terörle mücadele…

SUNUCU- Nasıl aşılır sizce?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Örneğin, Avrupa Konseyi’nin çalışma grubu var Türkiye’yle Avrupa Konseyi arasında. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, biz Türkiye’yle bu konuyu ileride hallederiz dedi, taahhütte de bulundu Jagland. Dolayısıyla bu kriteri Avrupa Konseyi’ne bırakırsa Avrupa Birliği, böyle bir eğilim var, ama bazı Türkiye karşıtları gerek Parlamentoda, gerekse Komisyonda bunu engellemeye çalışıyorlar. İki kurum arasında da, Avrupa Konseyi ile Avrupa Birliği arasında da böyle bir rekabet de var, onu da görüyoruz. Eğer Avrupa Birliği gerçekten samimiyse, biz bu konuyu da aşarız. Dolayısıyla diğer çalışmalardan da memnunlarsa, biz terörle mücadele ederken bizi zafiyete düşürecek konuda bize baskı yapmamaları gerekiyor, böyle bir baskıyı da zaten kabul etmemiz mümkün değil.

SUNUCU- Tek bir kritere bunu sıkıştırmak demek aslında adım atmak istemediklerinin de belki bir göstergesi.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Adım atmak istemezlerse, fasıllar konusunda eskiden Kıbrıs Rum Kesiminin arkasına sığınıyorlardı, bugün bakıyoruz başka konuların arkasına sığınıyorlar. Eğer istemezlerse zaten olmaz. Ama o zaman Göç Anlaşması da olmaz, Geri Kabul Anlaşması da olmaz, çünkü bu anlaşmaların hepsini birbirine bağladık biz Göç Anlaşmasını imzalarken. O zaman bu konulardaki işbirliğimiz de olmaz. Bu tehdit ya da şantaj değil. Neticede her iki taraf da yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekiyor.

SUNUCU- Şimdi seçim döneminde yurt dışında propaganda konusunda sıkıntılar yaşandı, bu da Avrupa Birliği’nin hani samimiyet testlerinden biriydi. AK Parti mitingleriyle diğer mitingler arasındaki fark olarak söylüyorum; birine izin vermeyip diğer mitinglere izin vermeleri anlamında. En son Hollanda’da Rotterdam’da AB dışında kamu düzenini bozabilecek seçimlerin o şehirde yapılmasına izin verilmeyecek şeklinde bir düzenleme yapıldı. Yerel bir karar olabilir, ama bir bakış açısını anlatmak anlamında söylüyorum; seçim gecesi konvoylar ve havai fişekler eşliğinde yapılan kutlamalar bunda etkili oldu diyor haber, ne dersiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Avrupa Birliği ve AB üyesi ülkeler demokrasi, insan hakları, toplanma özgürlüğü, ifade özgürlüğü gibi konularda bütün ülkelere dünyaya ders vermeye çalışıyor. Ama son zamanlarda, özellikle son 5 yıldır Avrupa’daki artan ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve aşırıcılık maalesef bu konuda Avrupa Birliği’ni ve AB üyesi ülkeleri sorgular hale getirdi, hepsini söyleyemeyiz ve Hollanda bunlardan bir tanesi. Eleştirdiğimiz zaman da çok üzülüyorlar, bozuluyorlar, gerçekten alışık da değiller eleştiri almaya. Ama bugünkü haline baktığımız zaman, eleştirilmeyi hak ediyorlar, dolayısıyla bunun da kabullenmesi gerekiyor. İki gün önce Danimarka’daydım, Danimarka Dışişleri Bakanı’na da söyledim; siz dedim her gün Türkiye hakkında konuşuyorsunuz. Biz konuştuğumuz zaman da Türkiye bizim hakkımızda bunu söyledi, bunu böyle söyledi diyorsunuz. Başkası hakkında bir şey söylerken karşı tarafın da ne söyleyeceğinizi kabullenmeniz gerekiyor bu tepeden bakma anlayıştan, ders verir gibi yaklaşımlardan vazgeçin. Sonuçta Avrupa Birliği üyesi bazı ülkelerde bu sorun oldu. Örneğin, seçim kampanyasıyla ilgili işte Almanya’da biliyorsunuz biz bu tür toplantılara ya da seçim çalışmalarına sıcak bakmıyoruz dediler Hollanda ve Avusturya. Fransa örneğin, gelip burada Fransa’da propaganda yapabilirsiniz dedi, İngiltere söyledi, diğer ülkeler de söyledi. Ama biz bu seçimde yurt dışında gidip böyle bir propaganda kampanya yapmak istemedik bu partimizin bir kararıdır. Sadece UETD Genel Kurulunda Saray Bosna’da Sayın Cumhurbaşkanımız tüm Avrupa’dan gelen kardeşlerimizle bir araya geldi o çok coşkulu bir toplantıydı gerçekten Bakir Izetbegoviç de burada bir konuşma yaptı. Onun dışında bizim herhangi bir bu konuda bir çalışmamız ya da çabamız zaten olmadı, parti kararı olarak da gitmedik, gitmeye de gerek kalmadı zaten. Neden gerek kalmadı? Vatandaşlarımız gelmenize gerek yok, biz zaten kararımızı verdik dediler. Ve bu tepki gösterilen daha doğrusu bu tür açıklama yapan ülkelere bakın bizim oyumuzun AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanımızın oyunun en yüksek olduğu ülkeler. Yani bizim halkımız yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız son 16 yılda Türkiye’deki büyük bir değişimi, gelişimi gördüğü gibi bu ülkelerin bu tür politikalarına da tepki olarak bize olan desteğini de sürekli arttırıyor. Onlara da minnet borçluyuz.

SUNUCU- Suriye meselesine geçelim buradan. Münbiç’teki sürecin nasıl ilerlediğinden önce aslında biraz Dera’da olanlara bakmak lazım galiba. Rejimin müdahalesinin ardından hem sivil kayıplar var, hem ciddi bir göç tehlikesi var ve Ürdün’ün de bu göç edenleri almadığı haberleri var. Yeni bir Halep yeni bir Guta bir insanlık dramı riski var mı? Ve tabii Amerika ve Rusya açısından baktığımızda Suriye’deki genel durumu nasıl etkiler?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bu ihlallerde Rusya’nın sorumluluğu var, İran’ın sorumluluğu var, ayrıca ABD’nin sorumluluğu da var. Neden? Biz Astana’daki çatışmasızlık bölgeleri anlaşmasına bu bölgeyi de eklemiştik ve birlikte hareket edecektik. Ve rejimin garantörü İran ve Rusya, muhalefetin garantörü ise Türkiye. Bu İdlib de dahil, Humus da, Doğu Guta da dahildi bu bölgede güneydoğu bölgesi Suriye’nin. Fakat daha sonra ABD ve Rusya bu bölgeyle ilgili bir mutabakat sağladılar, yani çatışmasızlık bölgesi mutabakatı sağladılar. Yine burada kendi anlaşmalarına göre bir tarafta muhalefet var, diğer tarafta rejim. Şimdi rejim bu bölgeye saldırdı, bu mutabakatı kim yaptı? ABD’yle ve Rusya, şimdi ikisinin de sorumluluğu var ve bunu durdurmaları gerekiyor. O zaman tüm anlaşmalar biterse siyasi çözümün bir anlamı kalmaz, Cenevre’nin bir anlamı kalmaz, Astana’nın hiçbir anlamı kalmaz, Soçi zirvesinin sonuçlarının da bir önemi kalmaz, bu sefer kaos devam eder. Dolayısıyla, herkes yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekiyor. Biz bu konuda zaten açıklamamızı yaptık, ciddi endişe duyuyoruz ve saldırıları kınıyoruz. Ama diğer taraftan da ABD de burada sorumludur, çünkü kendisi Rusya’yla beraber çatışmasızlık bölgesi konusunda bir mutabakata imza atmıştır ve bu ihlallerin burada durdurulması gerekiyor, gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor. Efendim, biz anlaşma sağladık ama, şimdi saldırı oldu, ben ne yapayım, başınızın çaresine bakın demek insani de değildir ve maalesef bu konuda da bu ülkelere yönelik güvenilirliği de zedeliyor.

SUNUCU- O Türkiye’nin takip ettiği önemli başlıklardan biri olacak gibi önümüzdeki günlerde de.

Münbiç’e bakalım, 4 Temmuzdan itibaren çekilme süreci başlayacak, yol haritası böyleydi. Nasıl ilerliyor, bir sorun var mı, planlandığı şekilde gidiyor mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Gayet planlandığı şekilde devam ediyor. Bugüne kadar 6 tane devriye görevi icra edildi. Bölgede denetim, kontrol mekanizması nasıl olacak, bu konularda da çalışmalar devam ediyor. Daha önce de söylediğimiz gibi 1 aylık bir hazırlık dönemi vardı, zaten bu faaliyetlerin hepsi hazırlık döneminin içindeki faaliyetler. ABD’li uzmanlarla bizim arkadaşlarımız, Genelkurmayımız ve aynı şekilde Mili Savunma Bakanlığımız, istihbaratımız bu teknik çalışmaları birlikte sürdürüyorlar. Dışişleri Bakanlığı olarak da biz de bu işin siyasi yönünü arkadaşlarımızla götürüyoruz Cumhurbaşkanı’mızın talimatlarıyla, her şey yolunda.

Trump’la Cumhurbaşkanımız telefon görüşmesi yaptılar ve bundan sonraki süreçte bu yol haritasıyla birlikte ilişkilerimizi de daha güçlendirmek, normalleştirmek için çabalar sarf edilecek. Bizim ABD’den beklentilerimiz biliyorsunuz daha fazla, FETÖ’nün iadesi dahil birçok alanda beklentilerimizin olduğunu onlar da biliyorlar. Ama bu yol haritası başarılı bir şekilde uygulanırsa, esasen güvenin yeniden tesis edilmesi bakımından önemli bir adım olacak. Diğer taraftan, ABD ile iki tane daha çalışma grubu oluşturmuştuk, sadece Münbiç’le ilgili değil, bir tanesi de hukuki meselelerle ilgili konsolosluk meseleleri. Bu çalışma grubu da 13 Temmuz’da Ankara’da toplanacak.

Yine üçüncü çalışma grubu PKK’yla mücadeleyle ilgili. Önümüzdeki süreçte bu çalışma grubu da toplanacak ve PKK’ya yönelik birlikte nasıl mücadele edeceğiz, özellikle Irak’ta ve Kuzey Irak’taki PKK yapılanması, onların sözde lider kadrosuna yönelik neler yapılacağı konusunda üçüncü çalışma grubu da biraraya gelecek. Bu…

SUNUCU- Onun tarihi henüz…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Karşılıklı görüşülüyor, tarih belirlenmeye çalışıyor. ABD’de mi olacak, Türkiye’de mi olacak, o konuda da netlik yok ama bu konuda da bir irade var. Bu çalışma gruplarını biz iyi bir şekilde işletebilirsek, burada farklı bakanlıklarımız var, kurumlarımız var, esasen bazı konularda, özellikle de biraz önce söylediğim gibi güvenin zedelendiği alanlarda veya sebepleri ortadan kaldırarak biz ABD’yle bir çalışma yapabiliriz. Ama bu konuda ABD’nin artık dediğiniz gibi somut adımlar atması gerekiyor. Daha önce sözünde durmadığı konular var, Münbiç dahil ve önümüzdeki süreçte ABD sözünü tutarsa ve Türkiye’ye yönelik müttefik olduğunu gösterirse, bu konularda sonuç alıcı adımları birlikte atabiliriz.

SUNUCU- Münbiç konusunda merak edilen bir nokta da, silahları bırakarak çekilecekler, o teknik heyetler mi bunun üzerinde çalışıyor, yani silahları kim alacak, nerede olacak, Amerika mı toplayacak, Türk askeri mi toplayacak?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- ABD toplayacak, çünkü ABD verdi. Ve bizim doğrudan zaten YPG/PKK’yla bir muhataplığımız yok, dolayısıyla ABD bunları çıkaracak ve silahları da elinden alacak, çünkü bu silahları ABD verdi ve mutabakatımızın içinde bu var. Yine Fırat Nehri’nin doğu kısmında Münbiç’ten sonra buralara da gidince, ayine aynı şekilde ABD YPG’nin, PKK’nın elinden silahları alacak. Esasen bu silahları verirken biz tepki gösterdiğimiz zaman, Sayın Cumhurbaşkanımız Trump’a bunları yüz-yüze görüşmelerde ve telefon görüşmelerinde söylediği zaman da, Trump’ın da bu silahların geri alınacağını, seri numaralarının alındığını da söylemişti. Ve özellikle Hamburg’da G-20 marjında geçen sene baş başa da görüşmede, ben de oradaydım, Sayın Cumhurbaşkanımız net ifadelerle bundan duyduğumuz rahatsızlığı da iletti, Trump’ın ve o günkü yanındaki ekibin de bu konudaki sözünü çok iyi hatırlıyoruz, bu silahların alınması lazım.

Yüzde 100 hepsi alınır mı? Alınmaz. Neden? Bazıları zaten kayıp, PKK/YPG bunları sattı, bazılarını Türkiye’ye soktu, ki bunları bazen sınırda yakaladık, bazen de PKK’nın elinde bunları yakaladık ya da ele geçirdik, bazıları da kullanılmıştır, eskimiştir. Ama önemli olan, kalanların teslim alınmasıdır, geri alınmasıdır.

SUNUCU- Kaç terörist var Münbiç’te böyle bir ya da şimdiden çıkış başladı mı vesaire, bu konularda yeni bilgiler var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdiden çıkış başladı, çıkıyoruz diyorlar ama, bizim için esas, bu bir aylık hazırlık aşamasından sonra atılacak adımlar ölçüdür ve o zaman kaç tane çıktı, kaç tane var, o zaman netleşecek. Şu anda biz tam içeride veya onlarla muhatap olmadığımız için kaç tane olduğundan emin değiliz işin doğrusu.

SUNUCU- Şimdi çekilme bittikten sonra demografik yapıya göre orada o şehrin yönetilmesini sağlayacak yapılar oluşturulacak, bu da zaten yol haritasında var. Bugün de bazı haberlerde vardı, bu YPG’li teröristler askeri kıyafetlerini çıkartıp sivil hale gelip bu şehir meclislerinde görev almaya çalışıyorlar, dolayısıyla da şehrin yönetiminde tekrar söz sahibi olacaklar. Hatta oradaki yerel kaynaklardan gelen bilgiler, biz biliyoruz onların kim olduğunu şimdi burada görüyoruz şeklinde haberler var. Bu nasıl engellenecek, nasıl kontrol edilecek?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Buralarda kimin görev alacağına Türkiye ve ABD birlikte karar verecek, buna YPG de karar veremez, tek başına ABD de karar vermez, vermeyecek. Türkiye’yle ABD birlikte karar verecek. Efendim, ben işte bir liste getirdim, bunlar olsun, olmaz, birlikte karar vereceğiz. Dolayısıyla zaten bunların kim olduğunu yerel halk da biliyor, bizim istihbaratımız da bu konuda ciddi çalışmalar yaptı. Ve işte üzerindeki neyse giydiği onu çıkarıp, ben ondan sonra sivil görev alacağım, olmaz. Üstelik burası yüzde 95 oranında Arap şehri, dolayısıyla burası yüzde 95 oranında Araplar tarafından yönetilecek, güvenlik güçlerinde de yine yüzde 95 oranında Araplar yer alacak. O sebeple, bu girişimler boşa çabadır ve bunları biz yutmayız ve müsaade de etmeyiz. Burayı istikrara kavuşturacaksak, kendi halkına teslim etmemiz gerekiyor. Dışarıdan gelecek PKK/YPG, üzerindeki işte neyse giydiği onu çıkaracak, sonra da ben burada yer alacağım, artık bu tür numaraları kimse yutmaz. Hele hele Türkiye bu konuda çok titiz, hassas, yerel halk da hassas. Daha önce bizi davet ettiği zaman ABD işte YPG çekildi diye, çekilmediğini biz anladık, gördük ama o zaman bir şeyi fark ettik, oradaki yerel halk kesinlikle YPG’nin ve dışarıdan gelenlerin burada kalmasını istemiyor, kendi şehrine kendileri sahip çıkmak istiyor. Esasen bu ileride siyasi bir çözüm olduğu zaman, Suriye’nin sınır bütünlüğü, toprak bütünlüğü bakımından da çok önemli. Yani buradaki oluşacak güvenlik güçlerinin ya da yerel yönetimlerin merkezi yönetime entegrasyonu bakımından da önemli. PKK’nın amacı nedir? Bölmek. Dolayısıyla PKK/YPG’nin buralarda yer alması mümkün değil.

SUNUCU- Fırat’ın doğusuna çekilmeden biraz bahsettiniz, daha önce bu soru sorulduğunda işte kritik soru, kritik nokta bu demiştiniz hem Amerika’yla o güven ilişkisinin, samimiyet ilişkisinin devamı açısından, hem de elbette güvenlik kaygıları açısından. Kandil ve önümüzdeki dönemde Sincar’a yapılacak olası operasyonları da düşündüğümüzde, bu doğuya çekilenler ne olacak?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Sincar’dan çekildiğini söylüyorlar, bu konuda Irak yönetimiyle de temastayız. Şu anda onlar hükümeti kurmaya çalışıyorlar, yoğun bir çaba içindeler, umarım inşallah kısa sürede hükümeti kurarlar, hem Irak’ın yeniden inşası için bizim onlara taahhütlerimiz de var, desteğimizi artıracağız. Diğer taraftan, NATO’nun burada özellikle eğitimle ilgili bir kampı olacak, Türkiye de burada önemli roller üstlenecek. Ve Basra bölgesinde Başkonsolosluğumuzu açıyoruz ve aynı şekilde yine Musul’da da Başkonsolosluğumuzu açmak için resmi çalışmaları başlattık ve buralarda misyonlarımızı tekrar açacağız. Diğer taraftan, hükümet kurulduktan sonra bu PKK’ya yönelik Irak yönetimiyle de işbirliğimizi daha da güçlendireceğiz.

Sincar bölgesinde çekildi diyorlar, ne kadar çekildi, çekilmedi, bundan emin olmamız lazım. Kandil ve Mahmur bölgesi, yani tüm bu bölgede mevcudiyeti zaten sır değil ve buraya yönelik operasyonumuz da devam ediyor ve emin adımlarla ilerliyoruz. Bizim amacımız, PKK ve teröristler neredeyse buraları temizlemektir. Sınırımızın öbür tarafındaki bataklığı kurutmadan sınırımızın bu tarafında, yani topraklarımızda kendimizi güvende hissedemeyiz, bunun için de ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz.

SUNUCU- Şimdi Amerika’yla ilişkiler üzerinde sadece Suriye değil, başka başlıklar da var elbette. Amerika Dışişleri Bakanı Pompeo’nun, seçimler bitti, Türkiye’yle daha verimli bir müzakere sürecine girilebilir sözünden siz ne anladınız? Bunu neden soruyorum? İran’a yönelik yeni bir yaptırım paketi de var, müttefiklerimiz da bizle birlikte hareket etsin şeklinde gelen çağrılara Türkiye ne yanıt verecek/

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi tabii biz de ABD’yle ilişkilerimizi güçlendirmek isteriz. Pompeo geldikten sonra zaten biz seçim atmosferine girdik, Münbiç yol haritasını da bu kampanya sürecinde biliyorsunuz onayladık 4 Haziran’da. Şimdi seçim bitti ve Türkiye’de Cumhurbaşkanımız görevine devam ediyor yeni hükümet sistemiyle. Dolayısıyla ABD’nin seçimden sonra Türkiye’yle işbirliğini güçlendirme arzusu normal, diğer müttefiklerimizin olduğu gibi. Seçim sonuçları ortaya çıktıktan sonra biliyorsunuz Cumhurbaşkanımızı dünyanın her yerinden aramaya devam ediyorlar, Trump ve Avrupa liderleri, NATO Genel Sekreteri vesaire, emirler, krallar, herkes arıyor. Dışişleri bakanları ve uluslararası örgütlerin yine yöneticileri de beni de arıyorlar, tebrik ediyorlar. Diğer taraftan, tüm ülkeler Türkiye’yle ilişkilerini daha da güçlendirmek istediklerini bu telefon görüşmelerinde dile getirdiler.

Şimdi ABD’yle biz ikili ilişkilerimizi geliştiririz, bölgesel işbirliğimizi de güçlendiririz. Fakat burada işbirliği demek, ABD’nin kendi başına karar alması ve tüm herkesin de bu karar yanlıştır-doğrudur buna katılması demek değildir. İran konusunda örneğin nükleer anlaşmasından çekildi ABD, fakat Avrupa Birliği üyesi ülkeler, diğer taraf olanlar, AB dahil, hayır, biz bu anlaşmaya sadığız ve bundan sonra da sürdüreceğiz dediler. Bu, ABD’nin tek başına aldığı bir karar. Diğer ülkeler ABD’nin aldığı her karara katılmak zorunda değildir. ABD’nin aldığı kararlar ya da politikalar doğruysa, istikrara ve barışa yönelikse, biz tabi ki destekleriz. Ama başka ülkelerin aleyhine tek başına aldığı kararlar yanlışsa, biz buna katılmak zorunda değiliz. Yani müttefik olmamız, bir müttefikin aldığı her karara uymamız ya da onun söylediği her şeye harfi harfiyen uymamız anlamına gelmez. Özellikle de bizimle istişare etmelerini de, bizim fikirlerimize de önem vermelerini bu bölgeyle ilgili tavsiye ederiz. Çünkü biz konulara, meselelere objektif, dengeli bakıyoruz, gerçekçi bakıyoruz, hayalperest de değiliz. İran olsun veya başka bir ülke, üçüncü bir ülkenin politikası doğru değilse biz bu politikayı desteklemek zorunda değiliz, desteklemeyiz.

SUNUCU- Amerika’nın yeni yaptırım paketi ve İran’da şu anda yaşanan, ekonomiyle başlayan, ama biraz siyasete de gelen gerilimi birlikte nasıl okuyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İran’daki herhangi bir olumsuz gelişme sadece İran’ı ilgilendirmez, Suudi Arabistan’a da olumsuz etkisi olur, Körfez Bölgesine de olur, Türkiye’ye de olur, Pakistan’a da olur, Azerbaycan’a da olur, yani tüm bölgeye olur, ayrım yapmaksızın söylüyorum, Suriye’ye de olur, Irak’a da olur. O yüzden, İran’la bizim de anlaşamadığımız noktalar var, ama büyük bir ülkenin İran gibi bir ülkenin istikrarının bozulması ve kaosun oluşması hiç kimsenin yararına değildir, bu ABD’nin de yararına değildir. Bu konularda işte İsrail’in yönlendirmesiyle hareket etmek de doğru değildir. O nedenle biz İran’ın istikrarına önem veriyoruz, İran bizim önemli bir komşumuzdur, ekonomik ilişkilerimiz de var. Başka ülkeler kendi aralarında ticaret yapmıyoruz dedi diye Türkiye’de İran’la ticaretini kesecek değildir. Yani bir ülke ben büyüğüyüm, ben yaptırım kararı aldım herkes de buna uyacak yoksa ben de ceza keserim artık böyle bir dünya yok olmayacak da bundan sonra. O yüzden böyle tek taraflı alınan kararlarda çok dikkatli olunması gerekli.

SUNUCU- Tek taraflı alınmaya çalışılan, daha doğru üzerinde tartışılan bir karar da tabi F-35 savaş uçaklarıyla ilgili Türkiye’ye verilmesinin engelleme girişimleri. Gerçi teslim alındı bunun uluslararası bir proje olduğu biliniyor. Amerika’daki yasal süreçte daha tamamlanmadı, ama sürekli Türkiye’nin önüne getiriliyor. İşte S-400, F-35 bu tartışma sürekli devam ediyor bir NATO toplantısı da var önümüzde. Orada da herhalde gündem maddelerinden biri olacak gibi görünüyor ne diyorsunuz bu tartışmayla ilgili bitecek mi bir noktada bu artık?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok taraflı bir program Türkiye’de bunun önemli bir ortağı üretim kanadında da var dolayısıyla burada da ben Türkiye’yi çıkarmak istiyorum demekle bu iş olmaz bir kere gerçekçi olmak gerekiyor. Ve siyasi dille değil de hukuki dille de konuşmak gerekiyor. Diğer taraftan kongrede bu tür girişimlerin olduğu da bir sır değil. Cumhurbaşkanımız telefon görüşmesinde Trump’a söyledi ve Trump da bu konuda gerekli adımları atacağını da söyledi. Yani kongredeki bu F-35 dahil Türkiye aleyhtarlığı konusunda elbette biz rahatsız oluyoruz, ama burada esas karar yönetimindir ve Trump yönetimi de bu konuda kararlı şu anda. Yani Türkiye’yle ilişkileri geliştirme konusunda kararlı ve bunu telefon görüşmesinde bir kere daha söyledi. Ama seçildiği günden bu yana Trump esasen, şahsen ben bunu her yerde söylüyorum, Başkan Trump Türkiye’ye önem veriyor, Türkiye’yle ilişkileri güçlendirmek istiyor ve bu yol haritalarının ve çalışma gruplarının oluşturulmasında Cumhurbaşkanımızla ikisinin liderliği burada çok önemli gerçekten. Diğer taraftan tabii farklı kurumlardan bazı tepkiler geliyor, ama şu ana kadar F-35 konusunda bir sorun yok ilk teslimat oldu eğitim çalışmaları başladı. İleride de sorun olacağını biz düşünmüyoruz, ama buna benzer girişimler görüyorsun işte Demokles’in kılıcı gibi Türkiye üzerinde sallandırmaya çalışıyor, biz de bunu anlamaya çalışıyoruz. Artık eski Türkiye bitti yeni Türkiye böyle davranamazsınız, davranmayın. Biz müttefiksek eşit ortağız. Belki siz ekonomik olarak süper güç olabilirsiniz şu anda olabilir veya savunma sanayinde bizden de iyi olabilirsiniz ama bu Türkiye’ye yönelik bu tür politikaları devam ettireceğiniz ya da ettirebileceğiniz anlamına gelmez. Müttefiksek eşit ortak gibi çalışmamız lazım. Biz Amerika’yı herhangi bir konuda yani FETÖ’yü vermediği halde veya başka konularda şu anda tehdit ediyor muyuz? Yani tehdit dilini biz de kullanırız halkımızın da talepleri de var. Ama bu ilişkilerimizi başka bir yere götürür, bu da bir tercihtir. Eğer bunu istiyorlarsa bu başka. Ama görüyoruz ki yönetimlerde ve liderlerde ilişkilerimizi daha ileri götürme noktasında bir irade var, ortak irade var. Bizim görevimiz de diplomatlar olarak ve Dışişleri Bakanlıkları olarak liderlerin aldığı bu kararların uygulanması için çaba sarf etmek, mayınlı alanları da temizlemektir, biz de bunun için çalışıyoruz.

SUNUCU- NATO toplantısına bu S-400 alımının yansımasını nasıl görüyorsunuz nasıl olur?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- NATO çalışması NATO zaten daha önce Genel Sekreteri bu konuda açıklama yaptı yani Türkiye bağımsız bir ülkedir kendi kararını kendi verebilecek bir ülkedir. NATO da çok iyi biliyor ki Yunanistan’da da S-300’ler var, bizim alacağımız S-400’ler NATO’ya yönelik bir tehdit değildir, yani NATO’yu ve müttefiklerimizi düşman olarak tanımlamayacaktır. Bu konuda herkesin emin olması gerekiyor ve biz herkesten daha fazla hassasız. Yani biz kendi hava savunma sistemimiz için aldık yani hava sahamızı korumak için biz bu savunma sistemlerini aldık dolayısıyla, herhangi bir müttefike yönelik tehdit olsun diye almadık. Bu konuda kontrol de zaten bizde olacak burada bir problem yok. Bazı ülkeler niye Rusya’dan aldık diye tepki gösteriyorlar, biz de onlara siz verseydiniz, sizden almak istedik siz vermediniz, bizim de acil ihtiyacımız vardı almak durumundaydık. Eğer siz bir taraftan vermeyeceksiniz, diğer taraftan da başkasından alınca sorgulayacaksınız bu da ne kadar adil bir yaklaşım diye bir soruyla kendilerine cevap verdiğimiz zaman zaten söyleyecek bir şey yok, kalmıyor.

SUNUCU- Şimdi 13 Temmuz’da Amerika’yla çalışma grubunun özellikle bu konsolosluk ilişkileri ve Gülen’in iadesi, FETÖ’yle mücadele konusunda toplanacağını söylediniz. Bu çalışma grupları kurulurken artık somut bir şey görmek istiyoruz bir oyalama taktiği olarak ortaya çıkmaksın, bu vurgusunu hatırlıyorum Ankara’dan yapılan. Buradan somut bir şey görebilecek miyiz sizce bu toplantıdan? Aslında ilk defa dosyalar masada olacak.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Elbette o gün Tillerson’la yaptığımı basın toplantısında da şu ifadeyi kullanmıştım: Artık oyalama dönemi bitti hatta futbol tabiriyle topu taca atma dönemi de bitti. Münbiç konusunda, diğer konularda ortak adımlar atılacak ve ne olup ne olmadığını anlayıp göreceğiz. Örneğin FETÖ’nün iadesiyle ilgili seçim döneminde de maalesef bunu Sayın İnce de seçim malzemesi de yaptı. İşte Amerika’dan birisi beni arada böyle söyledi. Şimdi yönetime adaysam gerçekten daha ciddi bir şekilde kim aradı neyi söyledi biz de bilelim çünkü muhalefetin de sorumluluğu en az iktidar kadardır neyse o başka bir konu seçim bitti. Şu anda FETÖ’nün iadesiyle ilgili verilen delillerde örneğin bu çalışma grubu toplandığı zaman neresinde eksik var, hangi delili yetersiz buldunuz bulduysanız. Şimdiye kadar niye başlatmadınız? Önce soracağız.

SUNUCU- Bunun şimdi konuşulması bile zaten başlı başına bir geciktirme.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet yani soracağız, çünkü bugüne kadar hepsini verdik, ama bir adım atılmadı. Önce soracağız biz bu kadar dosya verdik koli koli 85 koliden sonra ilave delilleri mahkeme kararlarında verdik. Adalet Bakanlığımızdan geldikçe biz Dışişleri Bakanlığı olarak Vaşington Büyükelçiliğimiz aracılığıyla hemen iletiyoruz. Hem Adalet Bakanlığına iletiyoruz tabii bilgi için de Dışişleri Bakanlığına da iletiyoruz. Bazen MASAK’la ilgili konular oluyor o zaman ilgili kurumlara iletiyoruz. Bu kadar belge, delil verildikten sonra neden adım atmadınız? Önce onu soracağız. Eğer belgeyle ilgili bir tereddütleri varsa onu masaya yatıracağız nesine itiraz ediyorsunuz, nesini yetersiz buluyorsunuz? Artık bundan sonra oyalama dönemi bitti, o zaman somut adım bekliyoruz. Bu çalışma gruplarının faydası burada. Mesela bu çalışma grubunun içinde Adalet Bakanlığımız olacak. İçişleri Bakanlığımız olacak, yine ilgili kurumlarımız olacak, Dışişleri Bakanlığı olacak dolayısıyla, burada herhangi bir tereddüt olmayacak Adalet Bakanlığımızdan üst düzey yönetimden arkadaşlarımız da olacak, İçişleri Bakanlığından da olacak. Ve bu konularda biz somut adımlar bekliyoruz ve çalışma grupları işte Münbiç konusundaki çalışma grubunun neticesini, gördük yol haritasını onayladık uygulama safhasına şimdi geçiyoruz hazırlık dönemi de bitti bitiyor, zaten sahada hazırlık döneminde bile bazı konularda uygulamayı da net bir şekilde görüyoruz. Biz tüm alanlarda PKK’yla mücadele, efendim anlık bilgi verdik, vermedik yok, birlikte ne yapacağız, nasıl adım atacağız ve istihbarat dahil hangi konuda iş birliği yapacağız? Bunların üst düzey kadrolarına yönelik ne yapacağız? Bunların hepsini konuşacağız. Tabii burada Irak da olacak, Bağdat da olacak, Erbil de olacak, biz de olacağız, ABD de olacak.

SUNUCU- Son 1,5 dakika kaldı gibi görünüyor, yeni dönemde dış politikanın temel dinamiği ne olacak bunu alarak kapatalım?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Girişimci ve insani politikamız devam edecek. Çok yönlü, proaktif bir dış politika uyguluyoruz, bu hızlanarak devam edecek. Uluslararası örgütler nezdindeki üstlendiğimiz yükümlülüklerin sayısını da artıracağız. Şimdi Medeniyetler İttifakına İspanya’yla beraber yeniden bir ivme kazandırmak için çalışıyoruz ve eski Dışişleri Bakanı da Moratinos da Genel Sekreter olacak. Bölgesel üçlü mekanizmalarımız, dörtlü mekanizmalarımız, Balkanlarla ilgili, Kafkasya’yla ilgili devam edecek. Ve açılımlarımız artık ortaklık politikasına dönüştü bu proaktif dış politika sayesinde Afrika’daki, Latin Amerika’daki, Asya bölgesindeki mevcudiyetimiz giderek artacak. Bu hem misyon sayımız bakımından da önemli hem de ticaretimiz artması, yatırımlarımızın artması. Artık Türkiye’nin elinde sadece büyükelçilikler, başkonsolosluklar da yok. Maarif Vakfımız, TİKA’mız, Yunus Emre Türk Kültür Merkezimiz, Kızılay’ımızla, AFAD’ımızla, Türk Hava Yollarımızla, Yurt Dışı Türkler Başkanlığımızla, tüm kurumlarımızla gerçekten o yumuşak güç dediğimiz gücümüzü tüm dünyada arttırmaya devam edeceğiz. Uluslararası meselelerde de yine aynı hassasiyetimizi göstereceğiz. Mazlumların ve en az gelişmiş ülkelerin sesi vicdanı olmaya da devam edeceğiz. Seçim zamanında biraz gürültüye gitti 4 Haziran’da Gebze’de En Az Gelişmiş Ülkeler için Teknoloji Bankasını BM’yle beraber açtık. Burada geliştirilen teknolojiler en az gelişmiş ülkelere transfer edilecek onların kalkınması için kullanılacak. Dolayısıyla, Türkiye önümüzdeki süreçte elbette dostlarımızın sayısını artıracağız, düşmanlarımızın sayısını azaltacağız. Var olun mevcut sorunların çözümüne de aktif katkı sağlamaya devam edeceğiz. Böylesine çok yönlü, proaktif bir insani ve girişimci yönünü ihmal etmeyen dış politikamız yeni hükümet sistemiyle daha da güçlenecek. Ülkemiz büyüdükçe, güçlendikçe tabi ki dış politikadaki gücümüz de artacak.

SUNUCU- Peki, çok teşekkürler sağ olun, hem bilgiler hem değerlendirmeler için.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ben teşekkür ederim.

SUNUCU- Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu sorularımızı yanıtladı. Ankara’dan iyi günler.