#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basın Mensuplarının Sorularına Verdiği Yanıtlar, 23 Ocak 2018, Paris

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bugün burada, Paris’te kimyasal silah kullananların cezalandırılması ile ilgili bir toplantıya katıldık ve Türkiye olarak kimyasal silahların kullanılmasının önlenmesi ve kullananların cezalandırılması konusunda biz başından beri yapıcı bir yaklaşımla beraber kararlı bir tutum sergiledik, istikrarlı bir tutum sergiledik ve özellikle de Suriye’de Esad rejiminin kullandığı kimyasal silahları ve ölen insanları gündeme getirdik ve bunun cezasız kalmaması gerektiğini de vurguladık. Tabii, bu ziyaret marjında beklendiği gibi Rex Tillerson’la da bir ikili görüşme gerçekleştirdik. Bu görüşmede, ikili konuları, bazı konuları değerlendirdik ama daha çok Suriye’yi konuştuk ve Suriye’de YPG’ye verilen destek konusundaki rahatsızlığımızı tekrarladık. Ayrıca, daha önce Vancouver’da da gündeme getirdiğimiz bu ordu, sözde, teröristlerden ordu kurulmasıyla ilgili Türkiye’deki duyulan rahatsızlığı gündeme getirdik. Kendisi böyle bir şey olmadığını ve YPG’nin burda bir oluşum içine girmeleri için bir destek vermediklerini, siyasi oluşum dahil, vermediklerini bugün vurguladı. Yarın zaten iki Başkan da telefonda görüşecek, onu söyledi, Sayın Trump Cumhurbaşkanımızla görüşmek istiyor ve saati de belli oldu.

Diğer taraftan, Afrin operasyonuyla ilgili konuları zaten daha önce telefonda görüşmüştük, buradaki hassasiyetimizi bir kere daha aktardık. Daha önce kendi istihbaratının Türkiye’ye YPG tarafından herhangi bir roket atılmadığını gündeme getirmişti ve kendisine de son günlerde yine YPG’nin gönderdiği roketleri ve bir Suriyeli, bir de vatandaşımız biliyorsunuz şehit oldu, bunları hatırlattık. Ve YPG’ye verdiğiniz silahlar bize her tarafta, Afrin’de de tehdit olarak geliyor, dolayısıyla YPG de bunu kullanıyor, PKK da bunu kullanıyor. Ve Trump da söz verdi, artık bir daha YPG’ye silah vermeyeceğiz diye. Ve bu konudaki hassasiyetlerimiz belli, Türk halkının hissiyatı belli, bizden talepleri de belli, dolayısıyla biz bu konuda ortak ciddi adımlar atmamız lazım ki bu endişeler gitsin ve Suriye konusunda birlikte ne yapacaksak beraber yapalım, ama Türkiye’yi tehdit edecek adımlardan da herkesin uzak durması lazım. Bunun farkında olduklarını söylediler. Yani kısaca vermemiz gereken mesajları da verdik, bana göre son derece faydalı bir görüşme oldu.

İngiliz Dışişleri Bakanı Boris Johnson’la görüşecektik, fakat o gelemedi, biraz önce telefonla aradı, kendisiyle de görüştük. Ve Türkiye’nin bu operasyonuyla ilgili biliyorsunuz destek açıklaması da yaptı, Türkiye’nin haklı burada endişeleri vardır, güvenlik endişeleri vardır.

Ama diğer taraftan tabi herkes insani boyutuna vurgu yapıyor. Ama biz herkese şunu söylüyoruz: insani konularda hiçbir ülke Türkiye kadar hassas değildir. Bunu sadece Türkiye’de yaşayan göçmenler için söylemiyoruz, daha önce yaptığımız operasyonlarda, Türkiye’de değişik şehirlerde PKK’ya yönelik yaptığımız operasyonlarda da bunu gösterdik, Suriye’de de bunu gösterdik. Ayrıca bugüne kadar YPG bu kadar insanı, Kürtler dahil, yerinden ederken, zorla sürgüne gönderirken, ellerinden hepsinin tapularını, evlerini, mülklerini alırken neredeydiniz? Tam tersi, biz burada sivil halka yönelik yardımlarımızı ulaştırmaya başladık, insani yardımlarımızı, iki tane kamp kurduk yaklaşık 4 bin kişilik şu anda, ama daha fazla kuracağız, aynı şekilde sağlık hizmetleri vermeye başladık, yerel halk memnun. Çünkü biz sadece teröristleri hedef alıyoruz, bu konuda biz herkesten daha hassasız, yani Türkiye’ye kimse herhangi bir ders vermeye kalkmasın ya da hatırlatmasına gerek yok, biz çünkü bu operasyonu planlarken, harekatı, tüm bu boyutlarını da ele alarak planladık ve bundan sonra da bu konularda adımlarımızı da atacağız.

Ve Fransız Dışişleri Bakanıyla da yine görüştük, iki gün önce kendisiyle telefonla da görüşmüştük biliyorsunuz. Diplomasiyi sürdürüyoruz, yani buradaki operasyon kadar diplomasi da önemli. Buradaki haklı davamızı, yani kimseye hesap vermek zorunda değiliz biraz önce bir Fransız kanalına da söylediğim gibi, çünkü burada bize yönelik bir tehdit var, burada milletimiz ne der ve milletimizin endişesi nedir biz ona bakarız. Ama haklı davamızı da anlatmak için tabi ki diplomasi şart, biz de tüm arkadaşlarımızla, Bakanlıktaki arkadaşlarımızla, yurt dışındaki misyonlarımızla bu çabayı gösteriyoruz.

SORU- Efendim, Afrin operasyonu başarıyla devam ederken aslında dünyadaki pek çok ülkenin biraz daha gözlemleme konumunda olduğunu gördük, Avrupa’dan operasyonun ilk iki gününde ciddi bir yorum gelmedi. Fransa’nın hemen olayı operasyonun ertesinde Suriye’yi genel olarak çerçeve şekline almış olsa bile, Suriye konusunu Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna götürmesini bu ikili görüşmede ele aldınız mı?

Ayrıca, bu ilk yüz yüze temasta pek çok mevkidaşınızla, 20’den fazla ülkenin Dışişleri Bakanı buradaydı, genel anlamda görüşmelerinizde aldığınız reaksiyonlar neler?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi herkes Türkiye’nin burada haklı olduğunu kabul ediyor, o nedenle bir terör örgütüne karşı niye mücadele etmiyorsunuz diyemiyor, ama insani boyuttan girerek işte şu konuda endişeliyiz gibi sözler söylüyor. Bunlar, bazıları işte kendi iç kamuoyuna mesaj, bazıları bu konudaki hassasiyetini göstermek için yapıyor, ama bunlar zaten beklediğimiz tepkilerdi.

Zaten buraya gelmeden önce Fransız Dışişleri Bakanıyla telefonda görüşerek ne demek istedikleri konusunda bilgi aldık. Yani muğlak bir açıklama vardı, fakat biz telefonla görüştük, buradan Paris Büyükelçimiz yine hem Macron’un danışmalarıyla, hem de Dışişleri Bakanlığındaki muhataplarıyla temasta bulundu, biz de Ankara’daki Büyükelçiyi arkadaşlarımız aradılar ve net açıklama istedik. Daha sonra zaten Bakan Le Drian twitter hesabından yeni bir mesaj yayınlayarak sadece rejimin Doğu Guta ve İdlib’deki saldırılarından dolayı ortaya çıkan insani durumu gündeme getireceğiz dediler. Bizim basında acil oturum gibi algılandı, öyle haberler çıktı, doğru değil, zaten Pazartesi günü New York’ta rutin bir Güvenlik Konseyi toplantısı vardı. Biz öncesinde zaten P-5 ülkelerini de bilgilendirdik, Güvenlik Konseyinin Dönem Başkanı Kazakistan’ı da bilgilendirdik, komşu ülkeleri de bilgilendirdik, BM Genel Sekreteri, aynı şekilde NATO Genel Sekreteri, dün NATO Genel Sekreter Yardımcısı Amerikalı Hanımefendi Ankara’daydı, arkadaşlarımız bilgilendirdi. Rejimin İstanbul’daki Başkonsolosluğuna bir nota verdik bilgi için. Dolayısıyla biz uluslararası hukuktan doğan haklarımızı kullanıyoruz bir terör örgütüne karşı, uluslararası hukuka uygun hareket ediyoruz. Yaptığımız iş bellidir, bu süreçte de şeffaf davranıyoruz, gizli, saklı hiçbir şey yapmıyoruz, bundan sonraki süreçte de böyle olacak.

Herkesin insani konularda bir şey söylemesinden biz rahatsız olmayız. Ama burada bizim bir terör örgütüne karşı yürüttüğümüz bir operasyon sürecinde terör örgütünü destekleyecek bir pozisyon alan birisi olursa da, bir ülke olursa da bizim de tepkimiz ona göre farklı olur ve o ülkeye de terör örgütüne destek veren ülke muamelesi yaparız daha önce de söylediğim gibi.

Burada operasyonla ilgili daha çok bilgi almak için soru soranlar oldu, ama onun dışında herhangi bir olumsuz bir beyanda bulunan ya da endişe belirten kimse olmadı.