#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun A Haber Kanalına Verdiği Özel Röportaj, 25.09.2017

SUNUCU- İyi günler efendim, biraz evvel de anons ettiğimiz gibi yayın konuğumuz Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu.

Sayın Bakan, hoş geldiniz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hoş bulduk.

SUNUCU- Oldukça önemli bir dönemeçten geçiyor dış politika, ilk olarak hemen Kuzey Irak’taki referanduma geçmek istiyorum.

Bugün Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakanın açıklamaları oldu. Bu arada Kürt Bölgesi Başbakanı Neçirvan Barzani’nin de açıklamaları var. Bilmeyenler için çok kısaca özetleyeceğim; bugün Kürt Bölgesinde gördüğümüz sonraki gün, bir sonraki gün bağımsızlık anlamına gelmiyor diyor Neçirvan Barzani. Ve referandum asla Türkiye için bir tehdit değildir, Türkiye’nin daha sakin davranmasını istiyoruz diyor. Ne dersiniz, yanıtınız ne olur?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu bugünkü yapılan referandum her şeyden önce anayasal değil, yani hukuki bir zemini yok, Irak Anayasasına aykırıdır. Irak Anayasasında Kürt Bölgesel Yönetimi’nin nasıl olacağı, hangi haklara sahip olduğu belirtilmiştir, ama tek taraflı bu karar anayasaya aykırıdır. Diğer taraftan, anayasa mahkemesinin zaten bu referandumu geçersiz saydığına dair bir kararı da vardır Türkmenlerin başvurusu üzerine.

Tüm uluslararası camia gerekli uyarıları yaptı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin açıklaması ortada, Amerika, diğer ülkeler, İngiltere, Fransa, biz, herkes, ben bizzat Erbil’e giderek Bağdat’tan sonra Kürt Bölgesel Yönetimi’nin Irak Anayasasına göre haklarını destekliyoruz, ama referanduma kesinlikle karşıyız dedik, gerekçeleriyle izah ettik. Daha sonraki açıklamalarımız, yine temaslarımız her defasında izah ettik.

Barzani’nin söylediği bir şey vardı, bunu Neçirvan Barzani de arkadaşlarımıza tekrarladı, diğerlerinin ne dediği önemli değil, biz Türkiye ne derse onu yaparız. Ama gördük ki, Türkiye’nin tavsiyelerini dikkate almadılar. Dolayısıyla biz de bu referandumu yok sayıyoruz. Bu sabah zaten Dışişleri Bakanlığı olarak da referandum başlayınca, oylama başlayınca açıklamamızı yaptık. Bundan sonra bizim muhatabımız esas itibarıyla Bağdat’tır, çünkü, daha önceki süreçte Kuzey Irak Yönetimi’ni muhatap almamız esasen Irak Anayasasına göreydi, yani Irak Anayasasına göre onlarla da ilişkilerimizin nasıl olacağı, yani daha doğrusu Kürt Bölgesel Yönetimi’nin başka ülkelerle ilişkilerini nasıl kurabileceği de orada düzenlenmişti. Sınır kontrolü, diğer konular, bazı defakto durumlar vardı, artık bundan sonra bu konularda da bizim muhatabımız Bağdat’tır. Biz zaten sınır anlaşması dahil tüm anlaşmaları Irak’la yaptık, Kürt Bölgesel Yönetimi’yle yapmadık.

Ve bu referandumun bölge için oluşturacağı riskleri de biz çok iyi anlattık. Kendilerine de herhangi bir hak getirmeyeceğini, tam tersi yine Kürt kardeşlerimizin sorun yaşayacağını, işte geçmişten şikayet ediyorlar daha önce Saddam zamanında yapılanlardan, esasen bugünle ilgili fazla bir şey söylemiyorlar, ama geçmişte bize şu oldu, bu oldu. Yani bu referandumun Kürt kardeşlerimize de ilave bir hak getiremeyeceğini, hatta hatta mevcut haklarından da olabileceğini kendisine de gayet güzel bir şekilde izah ettik. Burada Türkmenler var, Türkmenlerin hakkını korumak da bizim en doğal görevimizdir. Bu bölgede yaşayan başka etnik gruplar da var, Araplar da var, bu sabah Sayın Cumhurbaşkanımız gayet güzel bir şekilde arzetti, Yezidiler var, Süryaniler var, Keldaniler var, hepsi var. Tüm bunların haklarını yok sayarak tartışmalı bölgeleri de, Kerkük dahil, işin içine katarak bir referandum yapacaksın, sonra da bu efendim, kimseye değil, sakin olun, bilmem ne, bize yardım edin. Artık böyle olmaz. Biz dostane tüm tavsiyelerimizi de yaptık, net bir şekilde uyarılarımızı da yaptık. Eğer bunları dinlemiyorsanız…

SUNUCU- Ki dinlemediler.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Dinlemediniz, bundan sonra eskisi gibi olmayacak, yani bu açık.

SUNUCU- O zaman “eskisi gibi olmayacak” bölümünü açmak istiyorum müsaadenizle Sayın Bakan. Şöyle ki; şimdi muhatabımız Irak diyorsunuz, o takdirde Irak’la birtakım uygulamaların hayata geçmesi için herhalde çeşitli bakanlar düzeyinde görüşmeler yapılacak veyahut yapıldı ya da yapılıyor. Bunların takvimi nedir? Bu bir.

İkincisi; bir de an itibarıyla Türkiye-Irak sınır kapısındaki durum nedir? Sayın Başbakan sabahleyin buradan giden mallar için açık dedi, ancak Sayın Cumhurbaşkanı hem giriş, hem çıkış kapatılacak dedi. An itibarıyla durum nedir gümrük kapılarında?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu anda herhangi bir kapatılma yok, ama kontroller sıkılaştı ve şimdi Başbakanlıkta bir koordinasyon kurulu oluşturduk, Bakanlığımızdan da Müsteşar Yardımcımız var, diğer ilgili bakanlıklardan da üst düzey bürokrat arkadaşlarımız var ve burada hangi adımlar nasıl atılacak ve Bağdat’la, yani Irak Hükümetiyle bu konular nasıl koordine edilecek, bunun üzerinde çalışıyoruz. Elbette attığımız adımlar olacak, şimdi bunları değerlendiriyoruz ve verdiğimiz kararları da kamuoyuna da açıklayacağız, dünyayla da paylaşacağız. Gerek sınır kapısıyla ilgili, gerek gümrükle ilgili, diğer konularda da…

SUNUCU- Petrol konusu.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Petrol konusu, diğer konularda da bizim artık muhatabımız Irak’tır, Bağdat’tır.

Bu referandumla esasen o anayasal haklarından da vazgeçtiğini gösteriyor Kürt Bölgesel Yönetimi’nin yani anayasa göre bir hakları vardı, bunu artık dilemiyorlar, tek taraflı bağımsızlık referandumuna gittiler. Bu ne demektir? Ben artık o anayasadaki haklarımdan vazgeçtim, ben kendi yoluma gideceğim. Kendi yoluna gidecekse de bundan sonraki süreçte bunun mutlaka bir bedeli olacaktır dedik kendilerine, bu bedelle de karşı karşıya kalacaklar.

Yalnız burada altını çizerek söylemek istiyoruz: Bizim sorunumuz buradaki Kürt kardeşlerimiz değildir, hiçbir yerde, Suriye’de de bizim sorunumuz Kürt kardeşlerimiz değildir. Şu anda Türkiye’de 300 bin civarında Suriye’den gelen Kürt kardeşimiz var, bunların yüzde 90’ı da PYD tarafından sürgüne gönderilmiş, toprağı, evi elinden alınmış, çünkü onlar PYD’nin ideolojisini paylaşmıyorlar, PYD’ye muhalif.

Ve Erbil’e gittiğim zaman şunu gördüm: Diğer siyasi partilerin yüzde 90’ı referanduma karşı, halk da bakıyoruz öyle, çoğu da boykot ediyor zaten, diğer etnik gruplar zaten boykot ediyor. Yani hiçbir meşruiyeti olmayan bir sürece girdiler.

SUNUCU- Peki, bağımsızlık bu sürecin sonunda kısa vadede mümkün mü? Çünkü Neçirvan Barzani, -yayına girdiğimizde söyledim- bugün gördüğünüz tablo sonraki gün bağımsızlık anlamına gelmiyor diyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Gelmez tabi, zaten Irak da buna müsaade etmez, Irak yönetimi de buna müsaade etmez. Yani tek başına atılan bir adımın bir geçerliliği yoktur, Irak Anayasası da zaten geçersiz olduğunu yazıyor. Bu topraklar esasen Irak Hükümetinin topraklarıdır, burada bir yapı oluşturdular anayasayla bölgesel bir yönetim, o ayrı, zaten tartışmalı bölgeleri de işin içine kattılar, bu bağımsızlık anlamına gelmez. Tüm dünya zaten açıklamalarını yaptılar. Buradan tabi tüm dünyaya da sesleniyoruz, herkes sözünde de dursun. Yani herkes diyor ki, Irak’ın toprak bütünlüğünü destekliyoruz, o zaman Irak’ın bölünmesine kimse müsaade etmemeli, böyle bir referandumu da kimse tanımamalı. Bugüne kadar da zaten bir tek İsrail’den bazı açıklamalar geldi, bu açıklama da İsrail’in resmi görüşü mü, bireysel görüş mü, onu tam olarak bilmiyoruz, resmi bir tutum gelmedi, ama bazı siyasi açıklamalar oldu, ama dünyanın hiçbir yerinden, başka bir ülkeden bir destek gelmedi.

SUNUCU- Neçirvan Barzani Türkiye’ye yardımlarından dolayı şükran borçluyuz diyor. Ne derseniz, bu borç biraz çabuk mu unutuldu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bize çok ciddi borçları da var, yani maddi borçları da var, ama biz onlara zor günlerinde çok yardım ettik, Saddam döneminde de yardım ettik, sonra Irak’tan yine Amerika çıktıktan sonra oluşan yapıda da zor günlerinde kendilerine yardım ettik, DEAŞ’e karşı da yardım ettik. Yani bu esasen bizim oradaki Kürt kardeşlerimizle de bir sorunumuzun olmadığı, tam tersi ne kadar onları sahiplendiğimizin göstergesidir. Ama bu işte borç böyle ödenmez, bize hem diyeceksiniz ki kimseyi dinlemeyiz, Türkiye ne derse onu yaparız, o önemli, ondan sonra da sizin söylediğinizi de dinlemiyoruz diyeceksiniz, sonra da referandumu yaparken de bu açıklamaları yapacaksınız. Neçirvan’ın bu yaptığı bu açıklamaların bizim için bir önemi yok işin doğrusu.

SUNUCU- Sayın Bakan, şununla devam etmek istiyorum: Şimdi anladığım kadarıyla Türkiye ilk aşamada ekonomik yaptırımlar seçeneğini ön planda tutuyor. Sınır kapısının kapatılması, hava sahasının kapatılması, petrol konusundaki kısıtlamalar, bütün bunların hayata girmesi için bir takvim var mı? Bir hafta, 10 gün, 15 gün, bir ay?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi biz burada özellikle Irak yönetiminin taleplerini dikkate alacağız.

SUNUCU- O talepler Ankara’ya ulaşmış.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ulaşmaya başladı. Bizim muhatabımız kimdir? Bağdat’tır, Bağdat’ın biz bir talebi olduğu zaman bunu dikkate almak durumundayız. Biraz önce de söyledim, bugüne kadarki tüm ikili anlaşmaları, aramızdaki ilişkilerin hukuki zeminini oluşturan anlaşmaları Bağdat’la yaptık, dolayısıyla Bağdat’tan gelen talepleri biz geldikçe değerlendireceğiz ve hangi kararı alacağımızı da o zaman görürüz.

SUNUCU- Peki, o zaman şunu sormak istiyorum: Çünkü kağıt üzerindeki olasılıklarından bir tanesi de, bugün Sayın Başbakan da açıkladı, 3 tane yaptırım olasılığımız var dedi ve askeri güvenliğe de atıfta bulundu. Askeri seçenek an itibarıyla ne kadar yakın ya da uzak Türkiye için?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi uzak veya yakın diye değerlendirmek doğru olmaz, bu gelişmelere bağlı. Şimdi Türkmen kardeşlerimize yönelik bir şey olursa bu hemen olur…

SUNUCU- Askeri operasyon?..

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hemen olur. Yani Türkmen kardeşlerimize yönelik bir fiili müdahale olursa hemen olur. Yani bunun herhangi bir planlaması olmaz, gelişmelere göre olur.

Ayrıca, şimdi bizim Irak’la ticaretimiz var, ticaretimizi engelleyen veya yolda işte kamyonlarımıza, tırlarımıza, şoförlerimize yönelik bir şey olursa, onların güvenliğini sağlamak da bizim görevimiz. Yani uluslararası hukuktan doğan tüm haklarımızı kullanırız.

Ayrıca, yine burada Bağdat yönetimiyle atacağımız adımlar olur, yine onlarla bugüne kadar birçok anlaşmamız var, askeri anlaşmamız var, askeri işbirliği anlaşmamız var, burada kamplarımız var vesaire. Dolayısıyla gelişmelere göre her türlü adımı atabiliriz. Yani burada şu adımı şu zaman atarız, bu adımı bu zaman, gelişmelere göre ve Irak’tan gelecek taleplere göre bunları değerlendireceğiz. Zaten kararlılığımızı gösterdik, Milli Güvenlik Kurulumuz toplandı, ben katılamadım New York’taydım, Bakanlar Kurulu yine Milli Güvenlik Kurulunun tavsiyelerini dikkate alan kararlar aldı.

Ayrıca, geçtiğimiz hafta sonu biliyorsunuz yine Türkiye Büyük Millet Meclisinden tezkere geçti. Zaten tüm hazırlıklarımız var, yapabileceklerimizin çerçevesini çizdik. Dolayısıyla gelişmelere göre adımlarımızı atacağız, ama atmamız gereken bazı adımlar var ki bunların zaten sinyalini Sayın Cumhurbaşkanımız da, Sayın Başbakanımız da konuşmalarında, bu sabah yine ortak bir televizyon programında Sayın Başbakanımız da söyledi.

SUNUCU- Şimdi benim anladığım kadarıyla, eğer oradaki Türk vatandaşlarına, oraya giden Türk vatandaşlarına ya da Türkmenlere herhangi bir fiili müdahale olursa Türkiye askeri seçeneği uygulamakta tereddüt etmeyecek.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hiçbir şekilde tereddüt etmez.

SUNUCU- Peki, tampon bölge gündemde mi Sayın Bakan? Çünkü şu yüzden soruyorum bunu: Geçtiğimiz dönemlerde, yaşı olanlar hatırlayacaklar, Körfez Savaşından sonra Kürtler Kerkük’e, Musul’a girdikleri zaman nüfus idaresinde büyük tahribat yarattılar, kayıtlarla oynadılar ve oranın yapısı değiştirildi. Peki, böyle bir olasılıkla yeni bir göç olasılığına karşı bir tampon bölge kurmamız söz konusu mudur, hazırlığında mıyız?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu anda tampon bölge kurma diye bir fikrimiz yok. Ama esasen Kerkük Bölgesi ve o bölge etrafı Irak Anayasasına göre yine Bağdat Yönetiminindir, yani Irak Hükümetine aittir, Irak Devletine aittir, Kürt Bölgesel Yönetimi’nin sınırları içinde değildir, anayasada belirtilmiş sınırları içinde değildir, ama fiili durum oluşturdular. Yani buralar zaten daha önceki anlaşmaya göre, ki artık bu anlaşma da anayasada Kürtlerin tek taraflı attığı adım, Kürt Bölgesel Yönetimi diyelim, sayesinde bana göre ortadan da kalkmıştır, buraların hepsi Irak Yönetiminindir, Irak Devletinindir.

SUNUCU- Peki, o zaman Başika Kampıyla ilgili herhangi bir gelişme söz konusu mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu anda Başika Kampının konuşulması doğru değildir. Daha önce zaten biz kendilerine de söyledik, Irak Yönetimine de, biz sizin sınır, toprak bütünlüğünüzü herkesten daha fazla savunuyoruz, şu süreçte de onlar da gördüler ki bu konuda en büyük hassasiyeti Türkiye gösterdi. Ve ileride bu kampla ilgili kararı sizlerle beraber vereceğiz dedik. Biz her zaman Irak’ın toprak bütünlüğüne, bağımsızlığına saygı duyduk ve Irak’ın milli birlik, beraberliği için de çok katkı sağladık. Şu anda kampı konuşmanın zamanı değil. Sonra biz otururuz Irak’la, bu kampla ilgili ne yapacağımızı beraber konuşuruz, değerlendiririz, dostça bu işi hallederiz.

SUNUCU- Peşmerge güçlerine eğitim vermemiz söz konusuydu. Peki, bu koşullarda artık hala bu eğitim devam edecek mi veyahut kesildi mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi DEAŞ’a karşı, DEAŞ hepimizin ortak düşmanı, Türkmenlerin de ortak düşmanı, Arapların da, Kürtlerin de, herkesin ve bizim ortak düşmanımız, dolayısıyla DEAŞ’a karşı biz bu desteği verdik, ama bu şartlarda artık bu desteğin devam etmesi mümkün değil.

SUNUCU- Eğitim, donanım, mühimmat, her türlü desteği kesiyoruz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Zaten donanım, mühimmat yok, eğitim desteği veriyorduk biz.

SUNUCU- O da kesildi.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- O da bundan sonra kesilir, olmaz. Daha referandum bugün oluyor, biz bugün kadar bekledik iptal etsinler, bundan sonra bu tür desteği vermemiz söz konusu değil.

SUNUCU- Sayın Bakan, bölgenin önemli ülkelerinden bir tanesi de kuşkusuz İran. İran’dan çok sert yaptırımlar geldi, Bağdat Yönetiminin talebi üzerine hava sahasını, kara sahasını kapattılar. Türkiye-Irak-İran arasındaki bir etkili işbirliğini mümkün görüyor musunuz? İran-Türk ikili işbirliği bu konuda ne gibi sonuçlar verebilir?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz New York’ta 3 bakan biraraya geldik, Türkiye, İran ve Irak dışişleri bakanları olarak ve referandum sürecini değerlendirdik ve referandum olursa ne yapabiliriz, bunları değerlendirdik. Şimdi uzmanlarınız yine çalışmaya devam ediyorlar.

Tabi İran yine Irak’tan gelen talep üzerine bu kararları aldı. Dolayısıyla İran’ın kendisine göre başka hesapları olur, düşünceleri olur, tabi biz ona doğrudan müdahale edemeyiz, neticede Irak Hükümetinden gelen talepleri birebir uygulamaya başladı. Ama bu tabi bölgesel bir sorun olduğu için sadece Irak’ı ilgilendiren bir sorun değil, İran’ı da ilgilendiriyor, bizim güvenliğimizi de ilgilendiriyor, bölgenin istikrarını ilgilendiriyor. Yarın burada kargaşa olduğu zaman DEAŞ benzeri başka bir terör örgütü ortaya çıkar. Yani biz derdimiz artık Irak’a ve Suriye’ye istikrar, güven gelsin ve oraya huzur gelsin, hepimiz için önemlidir bu, insanların hayatı normale dönsün artık. Bu hareket maalesef buna büyük bir engel olarak ortaya çıktı. Dolayısıyla bölgeyi de ilgilendirdiği için ülkelerin ayrı ayrı atacağı adımlar da vardır kendi güvenliğini düşünerek, elbette bu konuda neler yapılacağını değerlendirmemiz de gayet doğaldır bölge ülkeleriyle.

SUNUCU- Gerek İran’la, gerekse Irak’ı katacak şekilde, 3’lü şekilde eşzamanlı, İran’ın aldığı tedbirlere ek olarak eşzamanlı askeri ya da ekonomik tedbirler devreye girebilir mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biraz önce söyledim, yani askeri tedbirler, diğer tedbirler gelişmelere göre değerlendiririz dedik. Dolayısıyla bizim tek taraflı şu anda atacağımız adımları çalışıyoruz, yani önceden illa şöyle olur, böyle olur diye bir değerlendirme yapmamız sağlıklı olmaz, vatandaşlarımıza da sağlıklı olmaz, vatandaşlarımıza da sağlıklı bilgi vermemiş oluruz. Ama bunların hepsini biz son 15 gündür zaten referandum olursa neler yapılabilir diye değerlendirmeye başladık, değerlendiriyoruz.

SUNUCU- Bu konuda son bir soru, yani referandumla ilgili son bir soru, bugün referandum yapılıyor, sonuç da zaten belli Kürt nüfus göz önünde bulundurulduğunda. Peki, o zaman bundan sonra ne olacak? Yani sizce Kürt Yönetimi 3 ay sonra mı bağımsızlığını ilan etme yoluna gidecek, yoksa bu referandumun sonucunu bir tarafa koyup beklemeye mi geçecek?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Onlara sormak lazım. Şimdi dertleri ne, bağımsızlık mı istiyorlar, yoksa işte ben referandumu yaptım, hadi Irak, Bağdat bana daha fazla hak ver, işte petrolden şu kadar daha fazla ver mi diyecek, bunu önümüzdeki süreçte göreceğiz. Ama daha önceki kadar masada güçlü olmayacaklarını söyleyebilirim, yani bu hareketle esasen daha güçlü olacaklarını düşündüler, öyle değil.

Oysa biz onlara şunu da söyledik: Bakınız, biz referanduma karşıyız, bu referandumu iptal edin. Ama sizin anayasadaki haklarınızın yerine gelmediğine dair bir şikayetiniz varsa, bunu doğrudan Bağdat’la konuşun. Eğer doğrudan sizin aranızdaki diyalogla çözülmeyecekse, biz belli ülkelerle arabuluculuk da yaparız, hatta bazen tepki geliyor niye bunların hakları diye, ama anayasadaki hakları, o haklarınızın yerine gelmesi için biz garantör de oluruz; Irak Anayasasındaki haklardan bahsediyorum. Ama tüm bu tavsiyelerimizi dinlemediler. Dolayısıyla bunlar zannediyorlar ki, şimdi referandum oldu, ben masada daha güçlüyüm. Artık bizden de öyle bir desteği bulamayacaklar, neticede masada daha güçlü olmazlar.

SUNUCU- Peki, Barzani’nin bu adımının terör koridoru olarak tabir edilen oluşuma etkisi ne olur sizce, çabuklaştırır mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bir daha sorabilir misiniz, tam anlayamadım?

SUNUCU- Şunu kastetmek istiyorum: Barzani’nin referandum kararı terör koridoru olarak nitelendirdiğimiz oluşuma katkıda bulunur mu, ne derseniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi esasen bunu oluşturacak bir huzura da kavuşamayacaklar. Şimdi PKK köşede bekliyor zaten, Barzani Yönetimini zaten zayıflatmak için PKK’ya destek verenler de vardı. Burada PKK kendilerinin de söylediği gibi Kürt Bölgesel Yönetimi’ni, özellikle de Barzani Yönetimine karşı bir tehdit; hatta onlara göre birinci derede onlara tehdit, ikinci derecede bize tehdit, yani bu tartışılır da. Neticede bugüne kadar Barzani Yönetimini zayıflatmak için PKK hep fırsat kollamıştır. Şimdi önümüzdeki süreçte göreceksiniz PKK da bunlara saldıracak.

SUNUCU- Barzani’ye?..

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Barzani’ye saldıracak ve başka unsurlar da devreye girecek. Biz bunların hepsini gördük, kendilerine de izah ettik, yani sizin kaşı karşıya kalacağınız eğer referandum yaparsanız neticeler bunlardır. Yani bu referandum karşılığında sizin karşı karşıya kalabileceğiniz durumlar, tehditler, riskler nedir diye kendilerine tek tek izah ettik ve bizimle de hemfikir oldular bu tehditler konusunda, tehlike konusunda.

SUNUCU- O zaman?..

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- O zaman işte ne oluyoruz?

SUNUCU- Peki, o zaman terör koridoru dediğim için Suriye’ye hafif bir geçiş yapmak istiyorum. Suriye’de çatışmazlık bölgeleri…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Terör koridorunun bir kere oluşmasına biz müsaade etmeyiz, o ayrı bir şey, yani ne Suriye’de oluşmasına müsaade ederiz, ne sınırımızın öbür tarafında neresinde olursa olsun, Irak’ta, Suriye’de veya başka bir yerde, biz buna izin vermeyiz, bu bizim için hayati derecede önemlidir, doğrudan bize yönelik bir tehdittir. Biz bir terör koridorunun oluşmasına izin verirsek, zaten geleceğimizi riske atarız. O yüzden biz onların ne düşündüğünü değil, biz ne deriz, biz ne yaparız, o önemli.

SUNUCU- Sayın Bakan, Suriye’deki çatışmazlık bölgeleriyle ilgili belli bir anlaşmaya varılmıştı ve Türkiye de İdlib’e asker gönderecek. 500 askerden bahsediliyordu, hala bu rakam geçerli mi? Gönderileceklerse ne zaman hareket edecekler bölgeye?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Astana’da artık mutabakata varıldığının açıklaması yapıldı. Bundan sonraki süreci askerler yönetiyor, istihbarat da askerlere yardımcı oluyor, arazide nerede ne var, neresi iyi. Bu İdlib bölgesinin dış tarafında biliyorsunuz bu anlaşmaya göre Rus ve İranlı gözlemciler olacak, iç tarafta ise Türk gözlemciler olacak. Dolayısıyla bunların nereye nasıl yerleştirileceğini askerlerimiz ve istihbaratımız birlikte yürütüyorlar bu süreci ve esasen Astana’dan sonra da süreç zaten başlamıştır.

Fakat burada önemli bir şey var; son günlerde Rusların İdlib bölgesinde bombalama yaptığını görüyoruz ve burada tabii terör grupları da var. Terör gruplarına karşı tabii ki müsamaha göstermemek gerekiyor. Ama görüyoruz ki çok sayıda sivil insan ve ılımlı muhalif de öldürüldü. Ve burada dikkatli olmamız gerekiyor. Yani bu esasen sivillere yönelik bir saldırı olursa, ateşkesin ihlalidir, Astana anlaşmasının da bozulması anlamına gelir. Burada bizim önerimiz şu oldu: Amerikalılara da, Amerika ile Rusya arasında da buradaki terör gruplarına yönelik mücadele konusunda bir mutabakat var. Ve diğer ülkelere de tavsiyemiz şu oldu: Bu İdlib bölgesindeki teröristleri dikkatli bir şekilde, ortak bir çalışmayla belirleyelim. Ayrı yerlerdeyse belirleyelim, burada mücadelemizi yapalım. Eğer halkın arasına karışmışlarsa, bazen bir ailede bir kişi, bir oğul diyelim ki ılımlı muhalefette, bir tanesi bir terör örgütüne üye oluyor. Dolayısıyla şimdi bu aileyi yok mu etmek lazım? Orada bir terörist varsa ailenin içinde, onu dikkatlice, titizlikle belirleyip ona göre hareket etmek lazım. Yani gelişi güzel her yeri bombalamaya devam ederlerse…

SUNUCU- Ruslar…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ruslar, rejim, kim olursa olsun, Halep gibi bir netice ortaya çıkar. O zaman işte biraz önce söylediğiniz o göç dalgaları da olur, insani dramlar da olur. Zaten Sayın Cumhurbaşkanımız Putin’le bir telefon görüşmesi yapacak, yine Putin’in bir ziyareti söz konusu, bunları da Ruslarla da özellikle değerlendireceğiz ki yeniden katliamlar olmasın, dramlar olmasın, sivil insan etkilenmesin.

SUNUCU- Putin’in ne zaman Türkiye’ye geleceği kesin mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Önümüzdeki günlerde gelecek, daha şu anda tam şey olmadı.

SUNUCU- Cumhurbaşkanının İran seyahatinden sonraya mı denk gelecek, çünkü 4 Ekim’de gidiyor Cumhurbaşkanı İran’a?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Büyük olasılıkla öncesi olur.

SUNUCU- O zaman bu önümüzdeki günlerde gerçekleşecek.

Sayın Bakan, gündemin bir diğer önemli maddesi de Almanya’daki seçimler. Önce şunu sormak istiyorum: Almanya’daki seçimleri nasıl yorumluyorsunuz sonuçları?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tahmin ettiğimiz sonuçlar, anketlerde aşağı-yukarı görülen sonuçlar. Merkel biraz daha düşük aldı, 1-2 puan daha düşük aldı anketlere göre. SPD ise Sigmar Gabriel ile Schulz’un partisi ise yine beklenenden 1-1,5 puan daha düşük aldılar. Alman halkının tercihi, demokrasi. Yani biz şimdi bir tanesi yüzde 33 aldı, 32 aldı, yüzde 67-68’nin hakkını savunuyoruz, onlar bizim için önemli demiyoruz. Ya da Gabriel’in partisine göre Alman halkının yüzde 80’i onlara karşı, ne yapacağız şimdi? Ama demokrasi bu, seçim böyle bir şey, onlarda böyle bir sistem var. Bizde de şimdi bir referandum oldu, yüzde 50+1. Yüzde 51 küsur, yüzde 52’ye yakın bir oy oldu, önümüzdeki süreçte cumhurbaşkanı da yüzde 50+1’le seçilecek halk tarafından, demokrasi bu. Ama tabii Türkiye karşıtlığının veya popülizmin bir faydasının olmadığını merkez partiler gördü, inşallah ders alırlar. Esasen bu söylem ve eylemle yüzde 13,5 oy alan aşırı sağ partiyi meşrulaştırıyorlar.

SUNUCU- En kazançlı da zannederim onlar çıktı.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- En kazançlı onlar. Yani nasıl meşrulaştırıyorlar? Zaten o parti bunları savunuyor. Şimdi merkez partileri de Türkiye karşıtlığı, İslam karşıtlığı, yabancı karşıtlığı, göçmen karşıtlığıyla o partinin çizgisine geçiyorlar. Zaten burada orijinali var. Alman halkı da diyor ki; demek ki bu alternatif partinin, AfD’nin söyledikleri doğru, çünkü Merkel’in partisi de bunu söylemeye başladı, sosyal demokratlar da bunu söylemeye başladı. Şimdi bu 13,5 oy nereden geldi? Görüyoruz ki sadece Merkel’den değil, yani CDU’da değil sosyal demokratlardan da buraya geçiş var, yüzde 13,5 nereden geldi? Merkel’in kaybı belli. Şimdi liberaller de arttı, ayrıca diğer aşırı partiler, Yeşiller ve sol parti PKK’nın ekürisi, en büyük dostu, onların da 05-05 oyu artmış. Görüyoruz ki şimdi sosyal demokratlardan da oy almış bu aşırı sağ parti. Çünkü sosyal demokratların da söylemi zaten onlarla örtüşüyordu seçimden önce.

SUNUCU- Peki, normalleşme artık başlayabilir mi, çünkü Almanya’da seçimler bitti?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz ilişkilerimizi her zaman normal ve iyi tutmak isteriz, geliştirmek isteriz. Gerçekten Almanya gibi bir ülkeyle daha önce de söyledim, neden kötü olayım? En büyük ticaret ortağım. 4 milyona yakın Türk yaşıyor. Almanya ne kadar güçlü olursa, bizim oradaki vatandaşlarımız da o kadar güçlü olur. İlişkilerimiz ne kadar iyi olursa, oradaki vatandaşlarımız o kadar huzurlu olur. Ticaretimiz ne kadar artarsa iki tarafın da yararına olur, hatta Almanya’nın daha çok yararına olur, ticaret dengesine baktığımız zaman onların lehine bir açık var. Yine Almanya’yla geçmişte de, tarihimizde de hiç kötü olmamışız bugüne kadar. Bunu Steinmeier’e de sordum, şu anda Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanıyken sordum, aynı şekilde Sigmar Gabriel’e de sordum, Türkiye’nin hiç kötülüğünü gördünüz mü? Yok. Peki, siz Türkiye’den ne istiyorsunuz, ne istiyorsunuz Türkiye’den, yani derdiniz ne Türkiye’yle? Öyle görüyoruz ki büyük bir kıskançlık var, Türkiye artık güçlenerek yoluna devam ediyor, kimseye bağlı değil. Elbette uluslararası sorumluluğunu veya yükümlülüğünü bilen bir ülke. Ama bir devletin boyunduruğu altında yaşamayan, güçlü, ama kimseye de zararı olmayan, hatta Türkiye’nin güçlenmesinin tüm dünya mazlumlarına faydası var, insani yardım…

SUNUCU- Peki, ilk adım kimden gelecek Sayın Bakan, çünkü şu anda sanki buzdolabındaki gibi durum söz konusu, bir tarafın bir adım atması gerekiyor, düşünceniz nedir?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yine daha önce de anlattım, Sigmar Gabriel bana dedi ki Malta’da, bizim size yönelik, bu bizdeki referandumdan sonraydı Dışişleri Bakanları Toplantısı, size yönelik çok büyük yanlışlarımız oldu. Daha sonraki söylemleri gerçi o yanlışlardan ders almış gibi değildi de. Biz hangi adımları atalım dedi ilişkileri düzeltmek için. Ben de kendisine dedim ki; tek taraflı atılan adımlar kalıcı olmaz, o yüzden birlikte adımlar atalım. Siz bir adım bize gelirseniz, biz size iki adım geliriz dedim. Bu söylediğim bugün için de geçerli, yani birlikte adım atabiliriz, illa şu adım atsın, bu adım atsın değil. Ama Almanya da hatalarından ders alsın. Bir kere Türkiye’ye böyle davranarak Türkiye’den bir netice alamayacağını Almanya’nın öğrenmesi lazım. Bazı Avrupa ülkeleri öğrendi, yani Türkiye’ye patronluk taslayarak Türkiye’den bir netice alınmaz. Dostane yaklaşarak Türkiye’den netice alınır. Samimi yaklaşarak, dürüst yaklaşarak, dürüst davranarak Türkiye’den, eşit bir ortak olarak görürsünüz. Farklılığımız olabilir o konuda, bu konuda, bunları daha önce de söyledim. Dolayısıyla ortak adımlar atarak ilişkileri daha sağlıklı bir şekilde bugünkü durumdan çıkarıp daha ileri noktaya götürebiliriz.

SUNUCU- Sayın Bakan, Almanya çerçevesinde bir sorum daha olacak; Sabah Gazetesinin Avrupa baskısına Almanya’dan yarım milyon euroyu aşan, neredeyse 1 milyon euroya yaklaşan bir vergi cezası söz konusu, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Nedeni gayet belli, kendi hoşuna gitmeyen yayınlar olduğu zaman ve baskı altına almak için medyayı bu yönteme başvuruyorlar. Esasen Almanya’da sistem tüm basını bu şekilde kontrol altında tutuyor. Yani o en büyük gazetelere bakın, televizyonlara bakın, hepsine çok ciddi cezalar yazarak kontrol altında tutuyorlar. Daha önce cezaları parayla, yani ceza yazarak şu kadar milyon euro, 3 milyon, 4 milyon, 5 milyon cezalandırıyorlar, daha sonra kontrol altına aldıktan sonra da ödüllendiriyorlar.

SUNUCU- Nasıl yani?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu sefer de ilave yardımlar ederek, ilanlar şunlar bunlar, tamamen kontrol altında tutuyorlar. Ben daha önce de söyledim, bugün de söylüyorum; Almanya’da sağda-solda fark etmez, tüm basın sistemin kontrolü altındadır ve özgürlüğü de yoktur. Bize karşı açıklamaların aynı kelimelerle olmasından dolayı sadece bunu söylemiyorum, bu benim net bildiğim bir şeydir. Ve Sabah Grubuna yazılan cezanın da sebebi budur, yani tepenizdeyiz, bizim dediklerimize uyacaksınız demektir. Kendi gazetelerine, televizyonlarına yaptıklarını şimdi Sabah Grubuna da yapıyorlar. Sabah Grubu her gün yayınlarında Türkiye’ye küfretseydi, PKK’yı övseydi, mutlaka ödüllendirirlerdi. Sabah Grubu milli bir duruş sergilediği için haz etmiyorlar, sebebi bu.

SUNUCU- Sayın Bakanım, yayınımın sonuna geliyorum, ama bir soruyu da Amerika Birleşik Devletleri’yle ilgili sormak istiyorum. Malum New York’taki temasları çerçevesinde Sayın Cumhurbaşkanı sizin de bulunduğunuz bir şekilde Başkan Trump’la biraraya geldi. Amerika’yla ilişkiler, çünkü çok geniş bir yelpazeyi kapsıyor bu bahsettiğimiz hem Irak konusu, Suriye konusu, Avrupa Birliği’yle ilişkiler, ekonomi, FETÖ’yle mücadele, hepsinde aslında Amerika Birleşik Devletleri’nin çok büyük etkisi var. ABD ile ilişkiler istenilen düzeye girdi mi, giriyor mu, girecek mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Henüz değil. Ama şunu söylemek isterim: Sayın Trump’la Cumhurbaşkanımız Erdoğan arasında samimi bir dostluk var, güvene dayalı bir dostluk var. Esasen Başkan Yardımcısı Pence ile Sayın Başbakanımız arasında da Münih’te ilk görüşmeden sonra bir dostluk oldu, telefon görüşmeleri de devam ediyor. Ama bu kişisel dostlukların ötesinde ilişkilerimiz istediğimiz düzeyde değil. Henüz Amerika bizim beklediğimiz konularda adım atmadı. YPG’ye Amerika’nın 3 bin tır dolusu ve daha fazlasını vermesi bizim için ciddi bir hayal kırıklığıdır, Sayın Cumhurbaşkanımız çok net bir şekilde New York’taki görüşmede de bunu Sayın Trump’a söyledi. Dolayısıyla Trump’ın orada bazı sözlü garantileri oldu da, ilişkilerimizin kişisel ilişkiler bu kadar iyiyken istediğimiz noktaya gelmemesinin sebebi nedir? Orada sistemler var, yani o sistemler içinde yukarıdaki dostluk henüz daha alana yansımadı, öyle söyleyelim. Bizim beklentilerimiz yine FETÖ konusunda bugüne kadar dedik ki; bir soruşturma başlatın, işte deliller, henüz daha FETÖ’nün Amerika’daki faaliyetlerine yönelik eyaletlerde, yani bölgesel soruşturmalar var da, yani federal bir soruşturma daha henüz yani bizim bildiğimiz yok, belki gizliden yürütüyorlarsa ona bir şey diyemem. Bizim için ikisi de hayati derecede önemli konular. FETÖ konusu ve bir terör örgütüne verilen destek ve silah, onunla yapılan işbirliği. Bu hayati konuda adımlar atmamız lazım ki, Amerika’nın adımlar atması lazım ki ilişkilerimize de yansısın. Halkımızın duygularına baktığımız zaman, Amerikan karşıtlığı çok yüksek, ciddi hat safhada. Bu benim yönlendirmemle değil ki halk görüyor ne olduğunu. Bunları anlatıyoruz Amerikalılara, biz müttefikiz, biz model ortak olduk, ama gel gör ki attığınız bazı adımlar neticesinde maalesef ilişkilerimizde bir şey var. Dolayısıyla benim mesela Dışişleri Bakanı Tillerson’la da güvene dayalı bir işbirliğim var. Şimdi onların iç işlerine karışmak değil, ama Dışişleri Bakanlığının da tam bir yapılanıp kurumsal ilişkilerinin de çok iyi olması lazım. Tillerson, benim gördüğüm kadarıyla son derece düzgün bir insan, düz bir insan, temiz bir insan, yani burada bir sıkıntı yok, çabuk da öğreniyor, yani iş dünyasından da geldiği için, konuları da çabuk kavradı, gerçekleri de görüyor. Kendisine şahsen benim güvenim var, ama mesele sadece Mevlüt Çavuşoğlu-Rex Tillerson meselesi değil ki, iki ülke arasındaki ilişkiler meselesi ve bunun birçok boyutu var. Diğer alanlardaki işbirliğimiz iyi, görüş birliği içinde olduğumuz birçok konu var, ama bu iki konu bizim için çok hassas.

SUNUCU- Sayın Bakan, son iki soru. Madem referandumla başladık, referandumla bitirmek istiyorum. Bundan sonra birçok konuda, aslında hemen hemen her konuda Bağdat Yönetimini muhatap alacağınızı söylediniz. O zaman şunu sormak istiyorum: Yakın bir süreçte Bağdat Yönetiminden Ankara’ya ya da bizden siz seviyede, Başbakan seviyesinde ya da Cumhurbaşkanı seviyesinde Bağdat’a bir ziyaret söz konusu mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Telefon görüşmeleri devam ediyor, ama ziyaretler de olacak. Askeri düzeyde, istihbarat düzeyinde, siyasi düzeyde elbette olacak. Zaten komşumuz, geçenlerde ben gittim, yine İstihbaratımız gidiyor, daha önce Sayın Başbakanımız gitti, onlardan ziyaretler geliyor. Ama bundan sonraki süreçte tabii olağanüstü bir durum yaşıyoruz, bu ziyaretin sıklığı artacak, telefon görüşmelerimiz de aynı şekilde sık sık devam edecek.

SUNUCU- Son soru, ortak bir tatbikat, çünkü madem meselenin bir güvenlik boyutu var. Iraklı subayların buraya gelmesinden vesaire bahsediliyor, ama iki ülke askerlerinin katıldığı ortak bir tatbikat yakın vadede söz konusu mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bunu askerlerimize sormak lazım tabii, ama neden olmasın, yapılabilir. Çünkü bölgede ciddi tehditler var, PKK var, DAEŞ var, diğer riskler var. Dolayısıyla biz her zaman Irak’ın ve Suriye’nin güvenliğini destekliyoruz, istikrarını destekliyoruz, defalarca söyledik. O sebepten dolayı askeri alanda işbirliğimizi de güçlendiririz.

SUNUCU- Sayın Bakan, çok teşekkür ediyorum vakit ayırdınız, soruları yanıtladığınız için.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ben teşekkür ediyorum, sağ olun.

SUNUCU- Efendim, yayın konuğumuz Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’ydu, Türk dış politikası açısından oldukça önemli bir günde sorularımızı yanıtladı.

Her zaman söylediğimiz gibi, yorum siz dinleyenlere ait, yeniden görüşünceye kadar iyi bir gün dileğiyle efendim.