#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun A Haber Kanalına Verdiği Özel Röportaj, 11 Aralık 2019, Ankara

SUNUCU- Günaydın efendim, biraz evvel de anons ettiğimiz gibi yayın konuğumuz Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu. Sayın Bakan, hoş geldiniz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hoş bulduk, teşekkür ediyorum.

SUNUCU- Dış politika oldukça hareketli bir dönemden geçiyor Libya konusu bir tarafta, Suriye konusu bir tarafta, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği’yle ilişkiler bir tarafta. En güncel olması hasebiyle müsaadenizle Libya’yla başlamak istiyorum. Libya’yla imzalanan bir deniz anlaşması var bir mutabakat muhtırası var, Yunanistan’da bunu dün itibariyle Birleşmiş Milletlere şikayet etti. Gerekçeleri de anlaşma yani Türkiye’yle Yunanistan arasındaki anlaşma Yunan adalarının kıta sahanlığına ve ekonomik münhasır bölgelerini ihlal ediyor. Yorumunuz, yanıtınızla başlayalım.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ediyorum.

Öncelikle Türkiye Libya’yla bir mutabakat zaptı imzalamıştır. Yunanistan’ın ve bazılarının iddiasına göre şu andaki Libya’daki Hükümet, Suheyrat Anlaşmasıyla yetkilendirilen Hükümet böyle bir anlaşma imzalayamaz. Bu anlaşmaya göre yani Suheyrat Anlaşmasına göre şu anda uluslararası sistemde meşru olan Sarraj yönetimi hükümetler arası anlaşma imzalayamayabilir, ama mutabakat zaptı imzalar. Dolayısıyla, Yunanistan’ın ve bazı ülkelerin bu konudaki iddiaları doğru değildir.

İkincisi, bizim imzaladığımız mutabakat zaptı deniz yetki alanlarının belirlenmesi, bir yerde de bizim kıta sahanlığımızın belirlenmesidir. Ve uluslararası hukukta açık, net bir şekilde vardır ki burada adaların kara suları olabilir, bunun sınırları yani ne kadar olacağı, kaç mil olacağı konusunda tartışmalar tüm dünyada var devam eder, ama bu şekilde kıta sahanlığı olmaz, uluslararası hukukta bu açık, net bir şekilde var. Ama neticede kara suları dahil Ege’de Yunanistan’la anlaşamadığımız konular da var. Ama kıta sahanlığı neyi içeriyor? Denizin altındaki enerji kaynaklarının, hidrokarbon zenginliklerinin değerlendirilmesi. Biz her zaman şunu söylüyoruz, Akdeniz’de Yunanistan dahil, Rum Kesimi hariç, Rum Kesimini tanımadığımız için hariç diyoruz. Tüm ülkelerle buna benzer anlaşmalar mutabakat zabıtlarını imzalayabiliriz ve herkesle işbirliği yaparız. Akdeniz’in zenginliklerinin paylaşılması konusunda, başta Kıbrıs etrafındaki zenginlikler dahil yapıcı bir yaklaşım sergilediğimizi tüm dünya zaten gördü. Bizim imzaladığımız anlaşma uluslararası hukuka uygundur ve uluslararası hukuktan kaynaklanan Türkiye’nin haklarının korunmasına yöneliktir. Son zamanlarda Yunanistan ve bazı bölge ülkeleri bu anlamda Türkiye’yi yalnız bırakmaya çalışıyorlardı ve böylelikle bu mutabakat zaptıyla birlikte biz de karşı hamlemizi tabii ki yaptık. Ve kıta sahanlığımızın içindeki haklarımızı koruruz ve kıta sahanlığımızın batı sınırlarını bu şekilde belirlemiş olduk. Kimle belirlemiş olduk? Libya’yla. Ve Libya eğer ileride bizimle işbirliği yapmak isterse onların şu anda belirlediği kıta sahanlığı içinde de ortak çalışmalar yapabiliriz. Ne çalışması yapabiliriz? Sismik araştırma, sondaj çalışmaları yapabiliriz, yani yerin altındaki, denizin altındaki zenginliklerin ortaya çıkarılması konusunda işbirliği yapabiliriz. Bizim yaptığımız anlaşmalar uluslararası hukuka uygundur. Biz zaten yaptığımız anlaşmayı, yani mutabakat zaptını ve yeni belirlediğimiz batı sınırlarının da belli olduğu kıta sahanlığımızı Birleşmiş Milletlerde kayda geçirdik, geçiriyoruz. Tıpkı daha önceki kıta sahanlığımızı, Kıbrıs’ı da yakından ilgilendiren kıta sahanlığımızı her yıl Birleşmiş Milletlere kaydettirdiğimiz gibi. Sonuçta Yunanistan veya Avrupa Birliğinin bu konuda yani uluslararası hukuku ilgilendiren, Uluslararası Adalet Divanını ilgilendiren konularda sanki bir mahkeme gibi karar vermesi de doğru değildir. Bizim yaptığımız uluslararası hukuka uygundur.

SUNUCU- Sayın Bakan, biraz evvel söylediniz sondaj araştırmaları yapabiliriz dediniz. Bölgenin, yani Libya’yla mutabakat zaptı imzaladığımız bölgenin doğal zenginlikleri nelerdir? Bir takvim var mı? Birde ortalık bu kadar gerginken kısa vadede orada bir araştırma, sondaj çalışması yapmamız söz konusu mu, gündemde mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz kendi kıta sahanlığımızda istediğimiz çalışmayı yaparız. Elbette bir sondaj çalışması yapılması belli bir süreç ister. Neden? Önce sismik araştırma yapacaksınız. Kıbrıs etrafında da biz önce sismik araştırma gemilerimizi gönderdik. Daha sonra ise sondaj gemilerimizi bölgeye gönderdik. Neye göre gönderdik? Sismik araştırma gemilerimizin yaptığı çalışmalar neticesinde tespit ettikleri alan. Sondaj yapmak çok pahalı bir iştir, ama ulusal çıkarlarımızın korunması söz konusu ise bunun mali külfeti, ekonomik yükü ikinci, üçüncü, dördüncü plandadır, önce ulusal çıkarlarımızın, egemenlik haklarımızın korunması gelir tabii ki. Dolayısıyla, buralarda sondaj çalışmaları yapmak için önce sismik araştırma yapmamız lazım. Şu anda Karadeniz’de de aynı çalışmaları geçmişte yaptığı gibi Enerji Bakanlığımız yapmayı planlıyor ara sıra gemiler nerede olacak sohbet ettiğimiz için.

SUNUCU- Bir takvim var mı sizin bilginiz dahilinde?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu anda tabii bu konularda Enerji Bakanlığımız yetkilidir, onlar karar verecekler. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla şu anda devam eden çalışmalar var o çalışmalar ne zaman bitecek? Buralar şimdi bizim kıta sahanlığımızın içinde. Öncelikle bu kıta sahanlığımızın içinde bizden izinsiz kimse bu tür çalışma yapamaz.

SUNUCU- Yaparsa, yapmaya çalışırsa?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Engelleriz tabii ki. Tıpkı geçmişte olduğu gibi Kıbrıs etrafında olduğu gibi bizim kıta sahanlığımızla, Yunanlıların verdiği, Rumların verdiği ruhsat alanları çakışıyordu. Örneğin şurada şu kırmızı olan bizim.

SUNUCU- Biraz kaldırabilir misiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu kırmızı olan bizim daha önceki kıta sahanlığımızın içindeki parsellerimiz. Ve bu sarı olan Rum Kesiminin ruhsat verdiği alanlar. Şu anda bizim gemimiz şu 7. parselde rakamlar burada görünmüyor, ama şu noktada sondaj çalışması yapıyor. Daha önce burada Barbaros Hayrettin Paşa Sismik Araştırma çalışması yaptı dolayısıyla, bu çalışma yapıldıktan sonra gemimizi bu bölgeden buraya gönderdik. Şimdi bu pembe gibi görünen yer Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına ruhsat verdiği alanlar, şu sarı olanlar Rumların verdiği. Şimdi bizim bir önceki kıta sahanlığımız şu kırmızı bölgeydi, yeni anlaşmayla beraber şu noktada Libya’yla bizim kıta sahanlığımız kesişiyor dolayısıyla, şu çizginin içinde kırmızı olmayan alanlarda da biz aynı çalışmayı yapabiliriz. Şurada da zaten haritayı tekrar gösterecek olursak, burası bizim kıta sahanlığımız, yeşil olan yer Libya’nın kıta sahanlığı yeni belirledikleri kıta sahanlığı. Libya’nın kıta sahanlığı da bu şekilde genişlemiş de oldu, şurada kesişiyoruz. Ve ileride bu bölgede eğer Libya isterse anlaşabilirsek burada da birlikte çalışma yapabiliriz. Ama şu gördüğümüz turuncu bölge şu anda bizim yeni belirlediğimiz batı sınırlarının da belli olduğu kıta sahanlığımızdır. Ve anlaşmayı da bu şekilde bu sınırlar çerçevesinde Libya’yla imzaladık.

SUNUCU- Eğer turuncu bölgeye bizden izinsiz herhangi bir araştırma için girmeye çalışan olursa o zaman askeri tedbirler dahil olmak üzere engellemek kararlılığındayız.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Elbette elbette. Yani sondaj ya da sismik araştırmadan bahsediyoruz dolayısıyla, bizim engelleme hakkımız var.

SUNUCU- Sayın Bakan, Libya konusunda bir konu daha son zamanlarda çokça bahsediliyor Libya’ya asker gönderilme hususu. Bizim dünyanın çeşitli ülkelerinde üslerimiz de var, şunu sormak istiyorum, Kısa veyahut orta vadede Libya’da bir askeri üs kurulması ya da oraya asker gönderilmesi, çünkü Libya’da çok karışık bir durum söz konusu. Bizim tanıdığımız bir rejim var, başkalarının tanıdığı başka bazı yapılar var söz konusu olabilir mi, asker gönderebilir miyiz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Öncelikle tanıma konusunda şunu netleştirelim, Kimin kimi tanıdığı önemli değil, şu anda Birleşmiş Milletlerin tanıdığı bir yönetim var. Ve Libyalılar da uzun süren Roma konferanslarından sonra Suheyrat’ta vardıkları mutabakat gereği Sarraj Hükümetini, yönetimini Libya’nın meşru yönetimi olarak kabul etmişlerdir. Dolayısıyla, Birleşmiş Milletlerin de tanıdığı, şu anda tüm uluslararası toplantılara da davet edilen Sarraj yönetimi meşrudur ve Türkiye ilişkilerini meşru yönetim üzerinden devam ettiriyor Libya’yla olan ilişkilerini. Şu anda sahada Hafter tarafını tutan veya başka meşru olmayan güçleri destekleyen ülkeler var mı? Var. Ama bizim yaptığımız meşrudur, onların yaptığı meşru değildir. Çünkü bizim ilişkilerimiz şu andaki meşru hükümetle devam ediyor, yani imzaladığımız anlaşmada şu anda Trablus’taki meşru hükümetle yapılmıştır, diğer işbirliğimiz de aynı şekilde devam etmektedir. Bu mutabakat zaptını imzalarken aynı zamanda askeri ve güvenlik anlaşmasını da mutabakat zaptını da imzaladık. Bu neyi içeriyor? Eğitim, öğretim, aynı şekilde teknik bilgi paylaşımı gibi alanları kapsıyor. Asker göndermeyle ilgili konuda ise Sayın Cumhurbaşkanı’mız zaten Başkomutan olarak kendisine yöneltilen bir soruya cevaben eğer Libya Hükümeti böyle bir talepte bulunursa bunu değerlendiririz dedi. Böyle bir talep henüz Libya’dan gelmemiştir, Libya’dan gelirse tabii ki uluslararası hukuk çerçevesinde ve Libya’yla olan ikili anlaşmalarımız çerçevesinde Türkiye bunu değerlendirebilir, zaten bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımız gereğini söylemiştir.

SUNUCU- Sayın Bakan, Amerika Birleşik Devletleri’yle ilgili ilişkilere geçmek istiyorum. Bugün yazılı basında birçok kimsenin dikkatini çektiğini tahmin ettiğim bir gelişme var. Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi ve Kongresinin Silahlı Hizmetler Komisyonları savunma bütçesi üzerinde anlaşmaya vardılar aylar süren müzakerelerden sonra. Bizi ilgilendiren tarafları var mesela, ortak metin Türkiye için üretilecek F-35 uçaklarının Amerika Birleşik Devletleri tarafından satın alınmasını öngörülüyor, bunun için de 440 milyon Dolarlık bir fon ayrılmış, ayrıyeten de Türkiye’ye yaptırım öngörülüyor. Daha S-400’lere, Patriot’lara geçmedik, sorunun bu bölümüne yanıtınızı rica ediyorum.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Kongredeki olumsuz havanın farkındayız. Sayın Cumhurbaşkanımız Trump’ın da önerisiyle bazı Cumhuriyetçi senatörlerle de Washington ziyaretimiz kapsamında görüşmüştür. Ve bu olumsuz havanın devam ettiğini zaten görüyoruz hem Cumhuriyetçi kanatta hem de Demokratlarda bunu görüyoruz. Elbette çalışmalarımızı sürdürüyoruz her düzeyde. Diğer taraftan, F-35 konusuna gelecek olursak biz F-35’in bir ortağıyız. Ve bugüne kadar 1.4 milyar Dolar ödeme yaptık toplam 2.2 milyarı aşan bir rakam var Türkiye’nin ödeyeceği. Dolayısıyla, burada bahsedilen rakam bizim şu ana kadar ödediğimiz miktarın dörtte biri bile değil, onun da altında, yani rakam olarak da çok yanlış onu söylemeye çalışıyorum. Ayrıca F-35’le diğer S-400’ün arasında bir bağlantı yok, CAATSA da zaten F-35’i kapsamıyor. Yani ikisini bir araya getirmeleri siyaseten de doğru değil, hukuken de doğru değil. Türkiye’yi baskı altında tutmaya çalıştıklarını görüyoruz. Barış Pınarı Harekatımızdan dolayı hayal kırıklığına uğradıklarını görüyoruz, çünkü kendi emellerine burada ulaşamadılar. Biz birlikte güvenli bölge oluşturma çalışmasını da yapmıştık, fakat o da maalesef onların oyalama taktikleri yüzünden başarılamadı. Şu anda Amerika’da devam eden bu süreçte biz yapıcı yaklaşımlarda da bulunduk. S-400’le ilgili bir endişeniz varsa NATO’nun da içinde olduğu, hatta NATO’nun Başkanlığını yapabileceği bir çalışma grubu önerisinde de bulunduk. Ama Amerika henüz bu önerimize olumlu cevap vermedi, tam tersi hep hayır diyor, biz çalışma yaptık diyorlar. Peki, siz çalışma yaptıysanız yani S-400’le ilgili bize bu çalışmanızın bir kopyasını verebilir misiniz raporunu? Onu da vermiyorlar. Biz her türlü yapıcı yaklaşımda bulunuyoruz. Ama bir konu var ki o da kırmızı çizgimiz, bizim egemenlik haklarımıza müdahale etmelerine izin vermiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız en son yine Washington ziyaretinde gerek senatörlere, gerekse diğer görüşmelerde Türkiye’nin egemenlik haklarına müdahale etmelerine izin vermeyeceğini net bir şekilde söylemiştir. Biz herkesle çalışmak istiyoruz, ama bu tür dayatmayla bir yere varılamayacağını, kongre üyelerinin de anlaması gerekiyor. Oradaki olumsuz atmosfer farklı bir şey, ama iki ülke arasındaki ilişkileri başka bir noktaya götürmek Amerika’nın yararına değildir, bizim de yararımıza değildir. Biz ilişkilerin başka bir noktaya gitmesini istemeyiz. Ama şunu da her zaman söylüyoruz, Amerika bize olumlu yaklaşırsa biz de olumlu yaklaşırız. Amerika bize olumsuz yaklaşırsa biz de karşılığını mutlaka veririz, bu da bizim en doğal hakkımızdır. Bizim Amerika’yla ilgili endişelerimize baktığımız zaman bunlar daha büyük. Örneğin, bir FETÖ terör örgütü, darbe yapan bir terör örgütünün lideri orada yaşıyor, başı orada yaşıyor. Onun dışında Amerika’nın bir terör örgütüne, YPG’ye, PKK’ya verdiği destek ortada, hangimizin endişesi daha büyük? Yani iki müttefik olarak düşünün, kimin kime yaptığı daha büyük hata ya da yanlış veya daha tehlikeli? Bizim S-400 alımımız kendi savunma sistemidir bu, saldırı sistemi değil ki. Kendimizi savunmak için ihtiyacımızı karşılıyoruz biz, Amerika’ya karşı bir hamle değil. Amerika’yla, Rusya arasındaki ilişkiler kötü olabilir, yarın iyi de olabilir. İşte Lavrov Washington’daydı, bayağı bir görüşmeler de yaptılar. Trump da zaten faydalı bir görüşme olduğunu, ticaret dahil her şeyi konuştuklarını söyledi Twitter hesabında. Dolayısıyla, Rusya’yla yarın ilişkiler düzelebilir, olabilir. Geçmişte soğuk savaş döneminde bayağı bir yakınlaşma olmuştu, birçok da anlaşma imzaladılar. Avrupa Birliği’yle de Rusya’nın arası düzelebilir. Şimdi yeni yeni sınamalar, tehditler ortaya koymaya başladılar başta Çin olmak üzere. Dolayısıyla, her gün Batı’nın tehdit anlayışı ya da ittifak anlayışı değişebiliyor. Dolayısıyla, iki ülkenin arası bozuldu diye bizde tüm politikalarımızı ona göre ayarlayacak değiliz o ülkelere göre.

SUNUCU- Peki, F-35’ler konusunda biraz evvel söylediğim gibi olumsuz bir tablo olur da bize bunları satmayı, vermeyi reddederlerse o takdirde Türkiye’nin elindeki koz ne olabilir?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu anda Türkiye savunma sistemine ihtiyacı olduğu gibi, yine savaş uçaklarını yenileme ihtiyacı da var. Mevcut uçakların tamiri, bakımı yapılıyor, yenilerine de ihtiyacımız var. F-35’i en kötü senaryoyu konuşuyoruz, alamazsak bu sefer alternatiflere bakmak durumundayız. Tıpkı Patriot ve diğer sistemleri müttefiklerimizden alamadığımızda uzun süre çaba sarf etmemize rağmen, alamadığımız için diğer arayışlara girdiğimiz gibi ve o arayışlar neticesinde de teknoloji ve fiyat bakımından orta ve uzun vadede teknoloji transferi dahil tüm açılardan en uygun teklif Rusya’dan geldiği için S-400 aldık. O zaman da bize en uygun teknoloji dahil kendimiz üretinceye kadar şu anda TFX projesi var İngiltere’yle biliyorsunuz Birleşik Krallıkla o çalışmaları yoğunlaştıracağız. En son Sayın Cumhurbaşkanımızla Boris Johnson’un yaptığı görüşmede de bizim de yine Dışişleri Bakanıyla, Savunma Bakanımızın karşıtıyla yaptığı görüşmelerde de bu süreci hızlandırma konusunda bir kere daha teyitleştik, yoğun çalışıyoruz, ama üretinceye kadar ihtiyacımızı mutlaka bir yerden karşılamamız lazım.

SUNUCU- F-35’lerin alternatifi yine Rus pazarı mı olur?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Rus pazarı olabilir, diğer alternatifler olabilir. O zaman yani F-35’i alamadığımız zaman otururuz, konuşuruz, tüm tekliflere bakarız, tüm teknolojileri inceleriz. Fiyat, yine teknoloji, ileride ortak üretim dahil birçok kriterler var bizim için önemli kriterler var bunları değerlendiririz en uygun hangisiyse bizim için onu rahatlıkla alırız. Nitekim F-35 sisteminde biz ortağız ve sadece uçak almıyoruz, F-35’in çok önemli parçalarını Türkiye’de üretiyoruz. Şu anda F-35 sistemi içinde olan herkes de Türkiye’nin ürettiği bu ürünlerin kalitesinden son derece memnun.

SUNUCU- Sayın Bakan, şununla devam etmek istiyorum, Eğer ki F-35’ler, Patriotlar, S-400’ler şeklinde özetleyebileceğimiz kriz neticesinde Amerikan Kongresinden bize bir yaptırım kararı çıkacak olursa, siz biraz evvel Türkiye’nin de atacağı adımlar var demiştiniz. Bu adımlar ne olabilir ve bu çerçevede İncirliğin statüsü gündeme gelebilir mi, yoksa biz hep İncirlik…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İncirlik’te gelir, Kürecik’te gelir her şey gelir. Yani biz bu kötü senaryoyu varsayımlar üzerine konuşmak istemiyoruz. Burada sadece kongrenin karar alması yetmez, burada yönetimin esas alacağı karar önemlidir. Şu anda mesela CAATSA’nın içinde 12 madde var burada yönetim neyi seçecek? Eğer o noktaya geldiği zaman. Diğer taraftan yeni çıkacak eğer çıkarsa Türkiye aleyhine bir karar konusunda Trump yönetiminin yetkisi nedir bunu uygulama konusunda bunlara bakmak lazım. Ama sonuçta en kötü senaryoyu düşünürsek bizde tabii ki milletimizin de talepleri var, istekleri var şunları yapın, bunları yapmayın diye. Tüm bunları değerlendiririz o zaman karar veririz. Şimdi şöyle olur, böyle olur tartışmasına girmeye gerek yok, ama tüm alternatifler değerlendirilir.

SUNUCU- Kongrede çok yönlü bir baskı olduğu ayan beyan ortada, bu baskının ayaklarından bir tanesi de sözde Ermeni soykırım iddialarının zamanından 6 ay evvel gündeme gelmesiydi. Şimdi yeni yıla giriyoruz, Nisan ayıyla beraber yeniden bu problem önümüze gelecek. Siz Başkan Trump’ın bu sefer sözde Ermeni soykırım iddialarını tanıyacağı endişesini taşıyor musunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hayır, böyle bir endişe içinde değilim. Temsilciler Meclisinin aldığı karar kanun değil, bağlayıcı değil dolayısıyla, sadece oy veren milletvekillerinin görüşünü yansıtır. Tabii ki ilişkilerimizde böyle bir şey yaşanmasını biz istemeyiz ve son derece yanlış bir karardır, ama senatoda şu ana kadar engellendi biliyorsunuz. Tarihle ilgili alınan bu kararların hiçbir bağlayıcılığı yoktur ve yanlıştır da. Geçmişte Almanya Parlamentosu Bundestag’da buna benzer kararlar aldı ve Sayın Merkel’de Hükümet olarak bu karara katılmadıklarını söylemiştir. Ve soykırımın bir o tarihi olayın soykırım olarak nitelendirilebilmesi için nelerin olması gerektiği mahkeme kararı dahil hepsini net bir şekilde söylemiştir. Bugüne kadar Amerikan yönetimlerinin de tutumu bu olmuştur. Ve Amerikan yönetimi Nisan ayında açıklamalar yapmıştır ve kullandıkları terminolojilerde eskiden beri bellidir. Onun dışında Trump yönetiminin böyle bir karar almasını biz beklemiyoruz doğru da olmaz zaten, bu ilişkilerimize de çok büyük zarar verir, yani geri dönülmez bir noktaya götürür. Dolayısıyla, şu andaki Amerikan yönetiminin de ilişkilerimize kongre ve diğer kesimlere göre önem verdiğini biliyoruz. Özellikle Trump’ın Türkiye’yle olan ilişkilerine Amerika’nın ilişkilerine çok önem verdiğini de net bir şekilde görüyoruz, o gün NATO toplantısında da bunu gördük. Sadece bizimle yaptığı ikili görüşmelerde değil, Sayın Cumhurbaşkanımız da Macron dahil diğer liderlerle yaptığı görüşmelerde de bunu net bir şekilde ortaya koymuştur.

SUNUCU- Sayın Bakan, Patriot alımı konusunda müzakereler oluyordu, olacaktı, o konuda bir gelişme var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Patriotlarla ilgili bizim teklifimiz ortada. Amerika’nın bir iki tane teklifi oldu, o teklifler gerek fiyat bakımından, diğer şartlar bakımından bizim o anda kabul edeceğimiz teklifler değil, ama müzakereler yürüyor. En son gittiğimiz Washington ziyaretinde Trump’ın teknoloji transferi ya da ortak üretimle ilgili daha esnek söylem içinde olduğunu gördük. Bizim için sadece parayı verip almak önemli değil, ortak üretim dahil Eurosam’la imzaladığımız mutabakat zaptı gibi teknoloji transferi dahil bir adeta bir program çerçevesinde biz bu tür alımları yapmak istiyoruz. Tabii ki şu anda ihtiyacımız olanı acil olarak ki var ihtiyacımız almamız lazım. Sınır boyundaki Patriotlar ve SAMP/T’ler çekildi. En son İtalya yılsonuna kadar çekeceğini söyledi. Bir tek İspanya’nın Patriot bataryaları şu anda sınırımızda, daha doğrusu Adana’da duruyor. Onun dışında bizim hava savunma sistemine ihtiyacımız var. Acil olarak alırız, ama orta ve uzun vadeli programa bakmamız lazım.

SUNUCU- Sayın Bakan, yine Amerika’yla ilgili ama bu sefer Suriye bağlamında bir soru sormak istiyorum. Bu Savunma Bakanlığı bütçesinde her yıl veyahut da birkaç yıldan beri terör örgütü PYD’ye yönelik bir fon veriliyordu 500 milyon Dolar civarında. Bu sefer bir rakam verilmemiş, bunu neye bağlıyorsunuz? Amerika Birleşik Devletleri’nin terör örgütüne yönelik maddi yardımı duruyor mu, yoksa bu fazla iyimser bir yaklaşım mı, yoksa artık bunlar daha da mı gizli şekilde yapılacak? An itibariyle Amerika’nın maddi ve askeri yardımı devam ediyor mu, etmiyor mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu anda Amerika’nın YPG’yle işbirliği devam ediyor, ama özellikle şu anda petrol kuyularının olduğu yerde duruyorlar ve petrole sahip çıktıklarını söylüyorlar. Belki de orada Suriye halkına ait olan petrol kaynaklarından elde edilecek hukuk dışı gelirle finanse edecekler, orasını net olarak bilmiyorum tabii görmek lazım. Ama bununla ilgili Trump dahil Amerikan yönetiminden açıklamalar gelmişti.

Diğer taraftan, Sayın Cumhurbaşkanımız her seferinde Trump’a YPG’ye verdikleri silahın sayısını, tır sayısını 30 binden fazla şu anda, dile getirdiği zaman Trump’ın ilk tepkisi bunu çok büyük bir para, bu bizim bütçemizden çıkıyor oldu, yani daha çok işin maddi boyutundaydı. Yani Trump Amerikan parasını, Amerikan halkının parasını böyle yerlere harcamak istemediğini bize de söyledi, kendi çalışma arkadaşlarına da her zaman görüşmelerde söylüyor, belki bunun bir neticesi olmuştur. Şu anda Amerika güvenli bölge dediğimiz bölümlerin büyük bir kısmından çekildi ve bazı yerlerde henüz var, özellikle Irak sınırına yakın yerlerde ve Kobani’ye yakın yerlerde de Ayn-el Arap ya da Kobani’ye yakın yerlerde de var. Belki o çekilmenin de etkisiyle artık ihtiyaç duymamış olabilir. Ama öyle veya böyle Amerika’nın esasen YPG’ye, PKK’ya verdiği her yardım bir suçtur, bu esasen terörizmin finansmanına girer. O nedenle zaten uluslararası sistemde Amerika YPG’nin PKK’nın bir bağlantısı olduğunu, daha doğrusu Suriye’ye kolu olduğunu kabul etmesine rağmen belgelerde yer almasına da karşı çıkıyor, çünkü Amerikan kanunlarına göre de bu bir suçtur. Obama’nın başlattığı çok büyük bir yanlıştı. Maalesef bu yönetim özellikle sahadaki askerlerin de telkiniyle bir terör örgütüyle girdikleri işbirliği yanlış bir işbirliğinden dönemedikleri için devam etti. Dolayısıyla, Amerikan kanunlarına göre bu çok ciddi bir suçtur, terörizmin finansmanına girer.

SUNUCU- Siz Amerika Birleşik Devletleri askerlerinin güvenli bölgenin her noktasından henüz çekilmediğini söylediniz, ama çekilmeyen bir unsur daha var o da teröristler, yani PYD, PKK. Şimdi hem Rusya’yla hem Amerika Birleşik Devletleri’yle mutabakatlarımız var, bu mutabakatlar çerçevesinde Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’ı dinlediğimiz zaman Anadolu Ajansı Editör Masasında. Orada gördüğüm kadarıyla verilen sözlere aykırı olarak varlıklarını sürdürüyorlar. Şimdi o zaman biz ne yapacağız? Yeniden bir askeri operasyon başlaması mümkün mü veyahut siz ne diyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu anda diplomasiyi işletiyoruz. Evet, sahada sorunlar var, bunu askerimiz ve istihbaratımız çok daha iyi bilir. Zaten Hulusi Paşa da o günkü katıldığı programda bunu gündeme getirdi, Sayın Cumhurbaşkanımız da zaten konuşmalarında vurguluyor biz de görüyoruz. Tabii öncelikle her iki ülkede mutabakatın gereğini yapmalıdır. En son Bratislava’da AGİT Dışişleri Bakanları Toplantısı marjında Sayın Lavrov’la da bu konuyu görüştük ve YPG’lilerin buradan çekilmesi konusunda çaba sarf ettiklerini kendisi de söyledi. Askerden askere, istihbaratlar arasında görüşmeler devam ediyor. Zorluklar var, ama bu mutabakat imzaladığımız mutabakatın gereğini Rusya’nın yapması gerekiyor.

Diğer taraftan, bizim harekat bölgemizde artık Amerika yok, fakat Amerika da YPG’lilerin buradan tamamen çıkartılması konusunda bir taahhütte bulundu. Öyle görünüyor ki, değişik yerlere sızan o bölgede de teröristler var. Nitekim sivillere yönelik terör saldırıları oldu, bombalı araçlarla pazar yerlerine saldırdılar, siviller öldü ve biz de tabii gereğini yapıyoruz. Burada karşımıza çıkan ya da tespit ettiğimiz terör unsurlarını askerlerimiz Suriye Milli Ordusuyla birlikte yok ediyor, bu da bizim en doğal hakkımızdır. Zaten harekatımızı hem Rusya hem de Amerika imzaladığımız mutabakat zabıtlarıyla, vardığımız anlaşmalarla kabullendiler. Dolayısıyla, biz burada terörle mücadele için varız, terörle mücadele için ne gerekiyorsa yaparız.

Rusya’yla vardığımız mutabakat gereği Rusya YPG’ye bu bölgeden çekilmesi için gerekli talimatları verdi ve vereceğini de söylemiştir. Yine Sayın Putin’in son derece net bir şekilde söylediği bir şey var, eğer bu teröristler bu bölgeden çekilmezse biz geriye çekiliriz, siz Türkiye olarak bunları buradan temizlersiniz, bu hakkınız var demiştir.

SUNUCU- Bunun için bir zaman limiti var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Henüz tabii ilk önce bir zaman dilimi verildi 150 saat, Amerika’yla 120 saat. Ama şu anda sahadaki zorlukları birlikte aşma konusunda ortak devriye dahil çalışmalar var. Ve bununla ilgili tamamen yüzde 100 ne zaman çıkacağı konusunda bir zaman dilimi yok, ama çalışmaları sürdürüyoruz. Önce sahada ve masada hem diplomasiyi hem de sahada ortak devriye dahil teknik çalışmaları sonuna kadar zorlayacağız. Eğer burada bize yönelik tehdit devam ederse Türkiye’nin bu tehdide karşı tedbir alması da en doğal hakkıdır ve uluslararası hukuktan kaynaklanan hakkıdır, Bunu da gerekirse kullanırız. Ama şu anda sahada ve masada dediğim gibi diyaloğu ve diplomasiyi ve sahadaki çalışmaları, ortak çalışmaları kararlılıkla sürdürüyoruz.

SUNUCU- Rusya Suriye güvenli bölge konusunda Amerika Birleşik Devletleri’ne göre görece daha sözlerine sadık gözüküyor ya da vaatlerini yerine getirmeye çalışıyor gibi gözüküyor, ortak devriyeler var. Şunu sormak istiyorum, Acaba Rusya’yla ortak bir operasyon söz konusu olabilir mi? Buna Ruslar sıcak bakarlar mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Rusların YPG’ye yönelik ortak bir operasyona gireceğini ben tahmin etmiyorum. Yani Putin’in biraz önce söylediğim söyleminde de var, biz kenara çekiliriz, siz gereğini yaparsınız demişti. Sayın Cumhurbaşkanı’mıza bizzat Sayın Putin bunu söyledi, hatta iki defa söylemişti. Dolayısıyla, Rusya’nın şu anda YPG’ye yönelik bir operasyona gireceğini ben tahmin etmiyorum.

SUNUCU- Eğer Suriye konusunda, PYD konusunda kalırsak şu soruyu da sormadan edemeyeceğim, NATO Zirvesinden geldiniz, NATO Zirvesinde bizim çok net bir talebimiz vardı PYD ve YPG’nin terörist sayılması. Buna karşılık NATO kanadı da Baltık ülkelerine yönelik bir planın onaylanmasını istiyordu. Netice itibariyle ben sonuç bildirisinde PYD, YPG terörist olarak kabul ediliyor diye bir ibare görmedim, başka birtakım teknik planlara atıfta bulundu. Orada verilen bir taviz mi söz konusu? NATO’nun bu tutumuna siz bunca yıldır müttefik olan bir ülkenin Dışişleri Bakanı olarak nasıl tepki veriyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Murat Bey, burada bir yanlış anlaşılma var, basında devam eden tartışmaları da gördük. Öncelikle Türkiye’nin tek taraflı böyle bir talebi olmadı. Şimdi NATO’nun işleyişini biraz anlatmak lazım. NATO ne için vardır? Müttefiklerini korumak için. Dolayısıyla, müttefikler için savunma planları var. NATO’nun güneyinde kim var? Türkiye, Türkiye için bir savunma planı var. NATO’nun doğusunda kim var? Polonya ve Baltık ülkeleri, onlar için de ayrı bir savunma planı var. Her ülke ya da bölge için esasen tehdit farklıdır. Örneğin, NATO’nun doğu kanadında tehdit olarak daha çok Rusya görülüyor, ama bizim karşı karşıya kaldığımız tehdit nedir? Daha çok terörist, terörizm, yani terör örgütleri. Ayrıca bir de Kuzey ülkeler için, İskandinav ülkeleri için bir plan var. Dolayısıyla bu nasıl oluşuyor? Bunu kim belirliyor? İstihbarat belgeleri ortaya çıkıyor, yani NATO’nun müttefiklere yönelik tehditler nedir diye bir çalışması oluyor istihbarat çalışması ve burada raporlar ortaya çıkıyor. NATO istihbaratının yaptığı çalışmalar neticesinde PKK’yla birlikte, DEAŞ, diğer terör örgütleri, YPG, PYD’de burada Türkiye’ye yönelik bir tehdit olarak var, bir terör örgütü olarak var. Dolayısıyla, bu savunma planı yayınlanması gerekiyor. Bir savunma planının yayınlanması için izlenmesi gereken bir süreç var. Nedir bu? Önce askeri komiteye gidiyor. Askeri komiteden sonra NATO Konseyine gidiyor. NATO Konseyinin içinde askerler de var, sivil kanat da var, yani bizleri temsilen Büyükelçiler var ve diğer yetkililer var. Hatta bu sene içinde biliyorsunuz NATO Konseyini Genel Sekreterle beraber Genel Sekreter de var Türkiye de ağırladık. Önce Ankara’ya geldiler, Sayın Cumhurbaşkanımız hitap etti NATO Konseyine, biz de ağırladık kendilerini ve de daha sonra Hatay’a gittiler. Bu NATO Konseyi onayladıktan sonra bu savunma planı iyileştirilmek için tekrar askeri komiteye gider ve ondan sonra yayınlanır, yani bunun uygulayıcısı askeri kanattan bahsediyoruz yani ortakları. Burada önemli olan nedir? Güvenin bölünmezliği. Yani Türkiye’nin güvenliğiyle, Baltıkların ve İskandinavların güvenliği eşittir. Her ne kadar...

SUNUCU- Bu sağlandı mı son zirvede?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi şöyle anlatayım, şimdi bizim savunma planımız NATO istihbaratının da raporlaması neticesinde içinde YPG, PKK’da var, PKK her zaman var da YPG, PYD’de var. Önce askeri komiteden geçti, sonra Konseyden geçti ve tam yayınlanma aşamasında Amerika bazı ülkeler buna itiraz ettiler, yani bunu açıklıkla söyleyelim ki, yanlış yorumlamalar olmasın, yani bu noktaya biz getirmedik bu süreci ve Amerika’yı Fransa gibi bazı ülkeler takip etti. Dolayısıyla, burada tüm kararlar oy birliğiyle alındığı için bizim planımız yayınlanmadı. Biz de esasen Baltık ülkeleriyle, Polonya’yla hiçbir problemimiz yok, onların savunma planını destekliyoruz. Ama güvenliğin bölünmezliği ilkesi çerçevesinde Baltık ülkeleri ve Polonya’ya yönelik planı daha Konseyden geçmeden, yani yayınlanma aşamasında değil, Konseyden yani askeri komiteden geçti. Konsey kısmında revize edilmiş planı biz orada bloke etmek durumunda kaldık maalesef. Neden maalesef diyorum? Amerika’nın ve bazı müttefiklerin yanlış tutumundan dolayı. NATO’nun belgesi bu bizim teklif üzerine değil, NATO’nun bizzat kendi tespiti sebebiyle YPG, PKK bu raporlara girdi ve savunma planına girdi. Şimdi bizim yaptığımız iyi niyet göstergesi şudur, Bizimki yayınlanma aşamasında bekliyor, ama Baltıkların ki ve Polonya’nın ki Konsey aşamasındaydı. Konsey aşamasında izin verdik, şimdi hem Baltıkların ki hem bizim savunma planımız aynı oda da yayınlanmayı bekliyor. Bizim ki yayınlanmadan diğeri de yayınlanmayacak, aynı ilkesel tutum çerçevesinde. Dolayısıyla, burada bir taviz yoktur, küçük bir jest vardır, ama iki planın yayınlanması eş zamanlı olacaktır.

Şimdi bizim planın üzerine Genel Sekreterin bazı arabuluculuk çalışmaları var, teklifleri var bunları çalışıyoruz. Geçenlerde Milli Savunma Bakanlığımıza bizzat gittim, Savunma Bakanımız Hulusi Bey’le ve askerlerimiz bizim diplomatlarımız ortak çalışmalar yaptık ve bunun için mücadelemizi tab,i ki sürdürüyoruz. Yani işin özeti budur, sanırım gayet herkesin anlayabileceği bir şekilde anlattım. Burada bizim hani her zaman tabii ki biz tüm uluslararası platformda YPG, PKK’nın bir kolu olduğunu YPG’nin, PKK’nın bir kolu olduğunu ve terör örgütü olduğunu söylüyoruz, her ülke bunu kabul etmese de bazı platformlarda kabul edilmiştir. Ama işte Amerika’nın başını çektiği bir grup ülke de bunu kabullenemiyor. Biraz önce söylediğim sebepten dolayı Amerika’da çünkü bu çok ciddi bir suçtur, bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Ama burada NATO’nun kendi tespit ettiği ve belgelerde, raporda, istihbaratın yaptığı çalışmalarda YPG, PKK’yla beraber net bir şekilde var. Dolayısıyla, NATO’nun da Türkiye gibi bir müttefikini koruma görevi vardır ve bu planda zaten bunun için hazırlanmıştır. Her iki planın da aynı şekilde birlikte onaylanması gerekiyor.

SUNUCU- Son birkaç dakikam kısa kısa yanıt rica edeceğim, iki sorum daha olacak. Bunlardan bir tanesi Akdeniz’le başladık, Akdeniz’le bitirelim. Şimdi Akdeniz konusunda bir sıkıntı olduğu ayan beyan ortada Kıbrıs Rum Kesimi, Mısır, İsrail’in, Yunanistan’ın başlattığı çabalar neticesinde Türkiye de Libya’yla bir mutabakat muhtırası imzaladı. Siz dediniz ki, başka Akdeniz ülkeleriyle de benzeri anlaşmalar yapabiliriz. Şimdi Akdeniz’in etrafındaki ülkelere baktığımız zaman mesela Mısır var, İsrail var bunlarla sıkıntılıyız. Yunanistan’la zaten bizi yeni şikayet etmişler. Başka hangi ülkelerle böyle anlaşmalar imzalanabilir? Yapılan, sürdürülen çalışmalar var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Yunanistan’ın ve Rum kesiminin öncelikle tek taraflı adımlar yerine, AB üyeliğini de kötüye kullanarak sürekli AB içinde destek aramak yerine, esasen Rum kesiminin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yle, Kıbrıs Türk halkıyla bir anlaşmaya varması lazım. Aynı şekilde Yunanistan’ın da Türkiye’yle işbirliği arayışı içinde olması lazım, biz net bir şekilde bunu söyledik. Sayın Cumhurbaşkanımız Miçotakis’e Londra’daki ...

SUNUCU- Yunan Başbakanı.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yunanistan Başbakanı’na Londra’daki yaptıkları görüşmede gayet net bir şekilde söylediler. Ben de Dışişleri Bakanı Dendias’a söyledim, kamuoyuna da bunu açıkça söyledik, uluslararası toplum da bunu biliyor. Biz Yunanistan’la da yapabiliriz, Lübnan’la da yapabiliriz. Aynı şekilde şimdi Mısır’la şu anda siyasi ilişkilerimiz...

SUNUCU- Lübnan dediniz değil mi, yanlış duymadım?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Lübnan’la da yapabiliriz. Şu anda Suriye’de tabii bir yönetim yok, Suriye’de böyle şeyler yapılması şu anda imkansız. Diğer taraftan Mısır’la bizim ilişkilerimiz, siyasi ilişkilerimiz kötü ama, bakıyoruz iş adamlarımız, ticaret, diğerleri devam ediyor.

SUNUCU- Turizm.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Turizm aynı şekilde devam ediyor. Bizim şu andaki yönetimimizle problemimiz var, Mısır halkıyla bir problemimiz yok.

SUNUCU- O zaman Mısır’la da benzeri bir anlaşma gündeme gelebilir mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani yarın çıkarlar örtüşürse niye olmasın? Yani bugün hazırız demek hepsiyle aynı gün yapacağız anlamına gelmez, şartlar oluştuğu zaman tüm Akdeniz etrafındaki ülkelerle biz bu konuda çalışırız ve yine deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda ortak bir noktaya gelirsek Libya’yla olduğu gibi, anlaşmaları, mutabakat zabıtlarını imzalarız.

SUNUCU- Son sorum Yunanistan’la ilgili olsun. Şimdi yine bir kez daha ilişkiler gerilmiş vaziyette, bizi Birleşmiş Milletlere şikayet ettiler, Avrupa Birliği’ne şikayet edecekler, 12-13 Aralık’ta Avrupa Birliği zirvesi var.

Şunu sormak istiyorum, Ege’deki adaların kıta sahanlığı dediğiniz an, mesela Meis’i, Midilli’yi, Sakız’ı, Sisam’ı göz önüne aldığımız zaman, bir Türk gemisinin İstanbul’dan İzmir’e gitmesi için -kara sularında da birtakım ilginç iddiaları var- neredeyse Yunan karasularından geçmesi gerekiyor. Buna ne zaman bir son verilecek? Yani Yunanistan’la bir ciddi bu konuda diyalog mümkün mü, ne dersiniz? Bununla bitirelim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tüm bu konuları biz aşabilmek için esasen istikşafı görüşmeleri başlatmıştık ve bu istikşafi görüşmeler maalesef bir önceki Çipras yönetimi zamanında gerçekleşmedi. Nedense orada sosyalist hükümetler, sol hükümetler çok daha aşırı milliyetçi oluyor, aşırı ulusalcı oluyor ve maalesef bunu başaramadık.

Şimdi Sevilla haritası dediğimiz bir harita yayınlamışlar, şurası Yunanistan’ın, güya şu bölge de Rum kesiminin kıta sahanlığı ve Türkiye’yi adeta işte buralara, şu girintili çıkıntılı yerlere hapsetmeye yönelik…

SUNUCU- Bunu Yunanlılar mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii, bunu hazırlattılar Sevilla’da bir üniversiteye, sonra kendileri yayınladılar, ama bunu resmi bir belge haline getirmediler. Yani bunların niyetini göstermek için bunu bu haritayı gösteriyorum, anlatmak için gösteriyorum. Burada Yunanistan’ın tabii adalarının karasularının sınırı belli ve bu konuda Meclisimizin kararı da ortada. Ha biz Yunanistan’la diplomasi yoluyla bu işleri çözmek için, gerginliği azaltmak için yıllardır çalıştık, ama bir neticeye varamadık. Hem New York’ta, hem de Londra’da yapılan ikili görüşmede bu görüşmelerin, yani istikşafi görüşmelerin devam etmesi konusunda olumlu mesajlar verildi karşılıklı. Yine Dendias da bizzat bana bu görüşmeleri birlikte sürdürelim dedi. Esasen aranızda var olan anlaşmazlıkları diplomasi yoluyla çözmek, anlaşarak çözmek kalıcı bir çözümdür, onun dışında Yunanistan’ın tek taraflı atacağı bir adama biz müsaade etmeyiz. Meis Adasının hemen karşısındaki Antalya ve Kaş’ın ya da Ege’deki diğer küçük adaların Ege’yi ve Türkiye’yi o bölgeye hapsetmesine müsaade etmeyeceğimizi tarihten bu yana net bir şekilde ortaya koyuyoruz. Ama Yunanistan bizimle anlaşmaya varsa, biz bu anlaşmaya hazırız, otururuz anlaşırız, konuşuruz, teknik çalışmaları yaparız. Askerlerimiz arasında güven artırıcı toplantılar yapılıyor, bunların da devam etmesi konusunda irademiz var. Biz gerginlikten yana değiliz, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımızdan yanayız. Elbette Yunanistan da böyle olduğunu iddia ediyor, ama maksimalist yaklaşımlarla bu işler olmaz. Burada uluslararası hukuk çerçevesinde her iki tarafın da hakkını, hukukunu koruyacak bir yaklaşım olursa o zaman iki ülke arasında diplomasi yoluyla, müzakere yoluyla bir çözüm olur.

SUNUCU- Sayın Bakan, çok teşekkür ediyorum vakit ayırdınız, soruları yanıtladınız.

Efendim, yayın konuğumuz Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’ydu, vaktimiz elverdiğince geniş bir yelpazede sorularımızı yanıtladı.

Yeniden görüşünceye kadar hoşça kalın efendim, iyi bir gün dileğiyle.