#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun TRT Haber kanalına verdiği özel röportaj, 4 Temmuz 2019, Ankara

TRT HABER KOORDİNATÖR YARDIMCISI AYSUN TORUN ORHAN- TRT Haber ekranlarından günaydınlar herkese. Dış politikada çok yoğun günlerden geçiyoruz ve böyle bir gündemde çok değerli bir ismi ağırlıyoruz bugün TRT Haber ekranlarında. Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu konuğumuz. Hoş geldiniz efendim yayınımıza.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hoş bulduk, iyi yayınlar.

SUNUCU- Çok teşekkürler, sağ olun. Çok yoğun bir geziden döndünüz, G-20 Zirvesinde Sayın Cumhurbaşkanına eşlik ettiniz, ardından kritik bir Çin ziyareti, G-20’de çok önemli görüşmeler yapıldı. İsterseniz genel bir değerlendirmeyle başlayalım, nasıl geçti G-20 özellikle Türkiye açısından, Türkiye istediklerini aldı mı efendim?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- G-20, gerçekten Türkiye’nin 2015’te Antalya’daki ev sahipliği yaptığı zirvede gündeme getirdiği konuların, bizden sonraki dönemde de devam ettirilmesi bakımından önemliydi, bizim açımızdan baktığımız zaman. Ama bu tabii sadece bizim açımızdan değil en az gelişmiş ülkelerin sorunlarından tutun da ilk defa Kadın-20, W-20 biz G-20’nin gündemine getirmiştik. Kadının güçlendirilmesiyle ilgili önemli toplantılar da yapıldı. Dijital ekonomi ön plandaydı. Bir taraftan en az gelişmiş ülkelerin sorunları gündemdeyken dijital ekonomi konusunda da oturumlar yapıldı. Yani dünya genelindeki genel konuların dışında spesifik konular da gündeme geldi. Sadece ekonomiyle ilgili değil iklim değişikliğiyle ilgili konular, bizim için de hassas bir konu. Bu konuyla ilgili de gerek Dünya Bankası Başkanı, gerekse Genel Sekreter ve ülkelerle de çok verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Terörle mücadele konusunda Sayın Cumhurbaşkanımız, terörle mücadeledeki ikiyüzlülüğü ve çifte standardı G-20 Zirvesinde gündeme getirmiş oldu, bu konudaki hassasiyetlerimiz de gündeme geldi. Yani her bakımdan, iklim değişikliğinden terörle mücadeleye kadar, ekonomik gelişmelere kadar her konu, önemli konuların değerlendirildiği bir G-20 Zirvesi oldu. Diğer taraftan ikili görüşmelerimize de baktığımız zaman gerek Trump, gerekse Avrupa ülkelerinin liderleri ve diğer liderlerle, Asya’daki liderlerle veya Afrika’daki liderlerle yaptığımız görüşmelere baktığımız zaman da ikili ve genel konuları, bölgesel konuları değerlendirmemiz ve görüş alışverişi yapmamız bakımından son derece verimli olduğunu söyleyebilirim.

SUNUCU - Şimdi onları biraz açalım mı efendim, görüşmeleri, özellikle ikili görüşmeleri? ABD Başkanı Trump’la yapılan görüşme. Şimdi en önemli başlıklardan biriydi S-400’ler meselesi. Bir yaptırım gerginliği yaşanıyor ABD ile bir süredir, Trump’ın mesajları son derece olumlu, oradan çıkan mesajlar yaptırımların söz konusu olmayacağı şeklinde mesajlar verildi, ama ABD’den hala farklı açıklamalar da geliyor. Şimdi gelinen durum nedir? Bu görüşme sonrasında sizin izleniminiz nedir? O görüşme sonrasında bu yaptırım gerginliği artık aşıldı diyebiliyor muyuz, yaptırım meselesi kapandı denilebiliyor mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Trump’ın basının önünde ikili görüşmede, Sayın Cumhurbaşkanımızla yaptığı görüşmede, bizlerin de katıldığı görüşmede bunu açıkça söylemesi bakımından önemliydi. Hatta bunu daha sonra düzenlediği basın toplantısında da daha geniş bir şekilde vurgulaması bakımından da önemliydi. Esasen Trump’ın herkesin önünde söylediği şeyi Trump, daha önceki ikili görüşmelerimizde Sayın Cumhurbaşkanımıza defalarca söylemişti. Ve telefon görüşmelerinde de yine Sayın Trump, Türkiye’nin bir suçunun olmadığını, kendilerinin, ama Obama döneminin hatası olduğunu defalarca söylemiştir.

Ama burada bir parantez açmak isterim, Trump iş başına geldiği zaman da biz Patriot almak istediğimizi yazılı bir şekilde ABD’ye ilettik. Ve daha 6 ay önce, yaklaşık 2 sene sonra başvurumuzdan sonra bize bir cevap geldi. Yani bunu sadece Obama dönemine yıkmayalım. Doğru, Obama döneminde 10 sene biz almaya çalıştık, alamadık. Ama Trump’ın ilk iki senesinde de Patriot’la ilgili bize bir geri dönüş bile olmadı.

SUNUCU - Trump’ın dışında mı gelişiyor peki sizce bu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Esasen biz defalarca yine söylemiştik, Amerika’da hep farklı sesler var, farklı kurumlardan farklı sesler geliyor. Ama Trump’ın ilk defa herkesin önünde bunları söylemesi, o farklı sesleri de azaltmaya başladı. Özellikle yönetim içindeki farklı sesleri azaltmaya başladı. Tabii Kongre başka bir şey, Kongrenin içinde farklı lobiler var, farklı lobilerden etkilenen senatörler var, Temsilciler Meclisinin üyeleri var, orada çok farklı şeyler dönebiliyor. Kongredeki sesleri söylemiyorum, ama Trump’ın bu açıklaması Kongreyi de nispeten etkilediğini de görüyoruz. Ama burada tabii bize görev düşüyor. Arkadaşlarımız, bizler sürekli gidiyoruz Kongreye de bunu anlatıyoruz niye S-400 aldığımızı, neden Patriot’u alamadığımızı ve bunun ne olduğunu, savunma sistemi falan anlatıyoruz. Biz çünkü her zaman diyalogdan yanayız. Yaptırım ve tehdit dilini bir kenara bırakarak biz diplomasiyle tüm meseleleri çözmek istiyoruz, halletmek istiyoruz. Ama Trump’ın bu açıklaması esasen ve dünya kamuoyunun önünde bunu açıklaması anlamlıydı, önemliydi ve biz bu yoldan yine temaslarımızı, müzakerelerimiz sürdürüyoruz. Ama her zaman da, Cumhurbaşkanımızın da söylediği gibi, S-400 bitmiş bir anlaşmadır, artık teslim süresi konuşuluyor ve biz S-400’ü alacağız ve NATO’yla da, diğerleriyle de görüşüyoruz, eğer bir tereddüdünüz varsa gelin bunu konuşalım diyoruz, biz diyalogdan yanayız. Ama Amerika’nın daha önceki yaklaşımının doğru olmadığını da kendilerine de hep söyleye geldik. Dolayısıyla şimdi daha sakin bir ortamda bu sürecin işlediğini söyleyebilirim.

SUNUCU - Trump’a rağmen yaptırım söz konusu olabilir mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Başkanın yetkisinde olan şeyler var, erteleme gibi veya işte CAATSA dediğimiz Kongreden geçen anlaşma, esasen F-35’i kapsamıyor bu, S-400’ü kapsıyor, Rusya’dan alınan şeyler. Burada liste var, o olabilir, bu olabilir, bunların daha ne olduğunu tam bilmiyoruz. Görüşüyoruz, yani burada net bir karar yok. Henüz bize bu konuda bizim yaptığımız teklif, ortak komisyon kuralım teklifiyle ilgili görüş alışverişinde oldu, ama diğer konularla ilgili kategorik sözlerin dışında henüz iletilmiş bir şey yok. Biz de bunu yakından takip ediyoruz, bir taraftan Dışişleri Bakanlıkları aracılığıyla, diğer taraftan Milli Savunma Bakanımız, Savunma Sanayi Başkanımız ve arkadaşlarımız, Hazine ve Maliye Bakanımız liderleri düzeyindeki konuşmalarından sonra da biz bunu kendi muhataplarımızla takip ediyoruz.

SUNUCU - F-35 meselesi bu görüşmede nasıl gündeme geldi efendim? Daha önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan uluslararası tahkime gönderebileceği konusunda değerlendirmeleri vardı. Dün şimdi uçakla dönerken de çok önemli açıklamaları da olmuş yine F-35’le ilgili. Bu gaspçılık, biz paramızı verdik, biz müşteriyiz, paramızı verdik, müşteriye sen malını vermek zorundasın diyor. Cumhurbaşkanı mealen bu şekilde ifadeler kullanıyor. Bu nasıl gündeme geldi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Aslında görüşmede Trump’ın kendisi bunu söyledi, böyle şey olur mu dedi. Bir ülke, ortağımız dedi F-35’te ve yaklaşık 1.4 milyar ödenmiş ve F-35 verilmeyecek, kendi uçağını alamayacak, bu kabul edilebilir bir şey değil dedi, bununla ilgili biz çalışıyoruz dedi. Cumhurbaşkanı’mızın da zaten söylediği...

SUNUCU - Zaten Trump da aynı fikirde.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani aynı şey. Trump bu konularda çok açık net söyledi, F-35 konusunda da fikrini açık net söyledi. Ha her şey Trump’ın söylediği gibi olur, olacak diye çok böyle naif olmaya da gerek yok, çok iyimser olmaya da gerek yok. Temkinliyiz, ama Trump’ın bir devletin Başkanı olarak, Amerikan Yönetiminin Başkanı olarak söylemesi de bunları kabul etmesi de esasen bu sürecin daha sağlıklı işlemesi bakımından önemlidir.

SUNUCU - Şimdi bu gerginliğin aşılması için bazı formüller de konuşuluyor, işte bir barış konuşlanması tabiri söz konusu. S-400’ler gelecek kurulacak, aktif hale getirilecek, ancak risk durumunda aktif hale getirilecek şeklinde bir de değerlendirme de var; böyle bir şey konuşuldu mu Trump’la?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hayır, bu tür teknik şeyleri hiç konuşmadık. Zaten S-400 bir savunma sistemidir, yani saldırı sistemi değil, savunma sistemi. Savunma sistemi ne demek? Sizin de söylediğiniz gibi, acil bir durum olduğu zaman, Türkiye’ye yönelik bir füze saldırısı olduğu zaman devreye girecek. Durup dururken S-400’ler niye devreye girsin? Bir kere maliyeti çok yüksek, bunu biz oyuncak diye almadık ki. Türkiye’nin hava savunma sistemine ihtiyacı var, etrafımızda çok büyük riskler var ve hava savunma sistemi konusunda ancak NATO ülkelerinden rica ediyoruz. İşte biraz daha uzatın, İtalya uzattı, İspanya uzattı. NATO’nun bu konudaki kapasitesi zaten belli. Dolayısıyla zaten S-400’ler acil durumda Türkiye’ye yönelik bir tehdit ya da saldırı olduğu zaman kullanılacak bir sistem. Herhangi bir ülkeye durup dururken saldırı için kullanılacak bir sistem değil. O yüzden bunun detayını konuşmaya bile gerek yok.

SUNUCU - Takvim 8-9 Temmuz gibi görünüyordu S-400’lerin gelmesi için, o takvimde bir değişiklik söz konusu mu, ne zaman gelecek?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani Temmuz’un ortalarına doğru diye konuşuldu. Bu tam tarihini bizim ilgili uzmanlarımız, teknik konularla ilgilenen iki taraftaki arkadaşlarımız belirler. Uçuş tarihleriyle ilgili ne zaman gelecek uçaklar? Genel anlamda zaten bu uçuşlara izin verildi. Onların tarihini buradaki arkadaşlarımızla Rusya’daki ilgili kişiler birlikte karar verecekler.

SUNUCU - Neler konuşlanacak efendim?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bunu tabii askerimiz ve teknik ekiplerimiz karar verecekler.

SUNUCU - Tamam, şimdi bir yandan da İdlib’de bir gerginlik sürüyor. Türk gözlem noktasına saldırılar oldu, Türkiye anında karşılık verdi. G-20’de Putin’le de bir görüşmeniz oldu, o görüşmede kuşkusuz ki bu konuda konuşuldu. İdlib’de sahada son durum ne, hem bunu sormak isterim, hem de bu konu Putin’le gündeme nasıl geldi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Putin’le gündeme her zaman gelir, İdlib gelir, Fırat’ın doğusu gelir, genel anlamda Suriye konusu konuşulur. Siyasi süreç öncelikli olarak konuşulur İdlib’in dışında. Anayasa Komisyonunun kurulmasıyla ilgili Birleşmiş Milletlerin Özel Temsilcisi, Genel Sekreterin Temsilcisi Pedersen önümüzdeki günlerde galiba 7’sinde Şam’a gidecek ve o 6 kişiyle ilgili bir anlaşmazlık vardı kendi aramızda o konuda da sorun çözüldüğü görünüyor ve ondan sonra Anayasa Komisyonunu kuracağız. İdlib’de biraz daha sükunet var. İdlib mutabakatını ve Türkiye’yle Rusya arasında olan güven Cumhurbaşkanımız Erdoğan’la Putin arasında görüşüldü. Ve tabii burada esas sorumluluk Rusya’da, Rusya Rejimi kontrol altında tutması gerekiyor ve bu saldırıların durması gerekiyor. Gerekli bilgileri de verdik hastane, okullara ve sivillere yönelik saldırıların olduğunu. Rusya’nın kendi üsleriyle ilgili güvenlik endişeleri var, ama esasen bu konuda zaten istihbaratlar ve askerler görüşüyorlar. Yani burada radikal gruplar var onların geleceği ne olacak. Bunların hepsini yani Rusya’yla biz İran’la veya diğer aktörlerle hepsini konuşuyoruz, çünkü Suriye meselesi İdlib kritik bir konu. Özellikle siyasi süreç açısından da insani bakımdan da çok kritik. Ama Suriye konusunu tüm boyutlarıyla ele almazsak terörle mücadele dahil o zaman bir konuya odaklanırsak siyasi çözüm ve Suriye’nin istikrarı ve toprak bütünlüğü, özellikle toprak bütünlüğü çok önemli, bakımından zafiyete düşmüş olabiliriz. Bunların hepsini her görüşmede olduğu gibi bu görüşmede liderler ele aldı, hep birlikte ele aldık.

SUNUCU - Şimdi terör örgütü PKK’yla ilgili iki gelişme var. Bir, dün yaşanan Türkiye’nin de çok sert bir şekilde tepki verdiği bir konu, terör örgütü PKK’nın elebaşlarından Cemil Bayık Washington Post’a bir yazı yazdı, o yazı Washington Post’ta yayınlandı. Birde onun birkaç gün öncesinde, Birleşmiş Milletlerde PKK’yla skandal bir anlaşmaya imza atıldı. Hem bu iki gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz efendim? Bu BM konusunda da Türkiye’nin girişimlerini başlattığını açıkladı Sayın Cumhurbaşkanı, uçakta dönerken açıklamaları var. Ve diyor ki Cumhurbaşkanı, ilgili mercileri ciddi anlamda silkeleyeceğiz diyor. Türkiye bu konuda neler yapacak? Siz BM Genel Sekreteriyle görüştünüz mü?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Genel Sekreterle görüşeceğiz, görüşme konusunda mutabık kaldık. Arkadaşlarımız zamanlamasını ayarlamaya çalışıyorlar. Ama Daimi Temsilcimiz Feridun Bey bizzat Genel Sekretere giderek yazılı protestomuzu da iletmiştir ve bu şahısla ilgili kırmızı bülteni önüne koymuştur. Ve Genel Sekreter bunu görünce çok şaşırmış, çünkü bu şahsın terör listesinde olduğunu ve de kırmızı bültenle arandığını da bilmiyorlarmış. İşte terörle mücadeledeki çifte standart ve ikiyüzlülük bu. Kırmızı bültenle aranan bir kişi nasıl oluyor da İsviçre’ye gidebiliyor? İsviçre ki her zaman terörle mücadele ve diğer hak ve hukuk konusunda diğer ülkelerin biraz daha önünde olmaya çalışan bir ülke esasen, bunu da kabul etmek lazım. Önümüzdeki günlerde İsviçre Dışişleri Bakanı da ziyaretime geliyor, kendisiyle de bu konuyu görüşeceğiz. Fakat burada olumlu taraftan bakarsak Birleşmiş Milletlerin bu terör örgütünü çocukları zorla savaşa götürdüğünü kabul etmesi ve tespit etmesi önemli bu bakımdan önemli. Fakat bu sorunu çözmek için o terör örgütünü ve kırmızı bültenle aranan bir şahsı, teröristi muhatap alması çok vahim bir hatadır.

SUNUCU - Aslında sorunun kaynağı zaten.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, sorunun kaynağı bu. Aynı anlayışı başka yerlerde de görüyoruz. Yani terörle mücadele terör tanımı konusunda gerçekten dünya hani böyle ilginç bir geçiş sürecinden geçiyor, çok ilginç, çok farklı tanımlar ortaya çıkmaya başladı, ama terörle mücadele konusunda gerçekten şu anda dünya büyük bir zafiyet içinde ve bunu da başlatan ABD’dir. Yani ABD’nin bazı ülkelerle, Fransa gibi ülkelerle Suriye’de YPG’yle işbirliği yapması bu süreci başlatmıştır. Şimdi Washington Post, herkes ifade özgürlüğü diyor, efendim basın özgürlüğü diyor tamam bu konuda bir sıkıntı yok. Peki, terör propagandası ifade özgürlüğüne girer mi diyorsun? Hayır, girmez diyor. Nasıl oluyor da ABD’nin de terör listesine eklediği PKK’nın azılı teröristinin görüşlerini siz yansıtıyorsunuz, makalesini. Şöyle sorayım, Washington Post bugün DEAŞ’ın başındaki Bağdadi öldü diyorlar, bazen videosu çıkıyor bizi de hedef alıyor. Bağdadi’nin makalesini yayınlar mı? Veya El-Kaide’nin herhangi bir yetkilisinin makalesini yayınlar mı? El-Şebab’ın yayınlar mı? Boko Haram’ın bir makalesini yayınlar mı? Onu yayınlamıyorsan yine terör listesinde olan PKK’nın azılı teröristinin makalesini niye yayınlıyorsun? İşte maalesef bugün dünyanın terörle mücadeledeki içine düştüğü zafiyetin göstergesi. Washington Post terör propagandası yapmıştır maalesef.

SUNUCU - BM nezdinde hangi girişimlerde bulunulacak, görüşmenin sonrasında mı netleşir?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Zaten girişimlerde yazılı protestomuzu verdik bu işin takibini de yapacağız. Ayrıca Genel Sekreterle de ben görüşeceğim, Cumhurbaşkanımız uçakta da gelirken de talimatı verdi gerekli düşüncelerimizi, görüşlerimizi söyleyeceğiz ve Birleşmiş Milletler gibi tüm dünyayı temsil eden bir örgütün bu tür terör örgütleriyle işbirliği içinde olmaması gerekiyor.

Şimdi esasen daha önce Birleşmiş Milletler nezdinde yaptığımız temaslar neticesinde Birleşmiş Milletlerin sivil toplum kuruluşu toplantılarına katılan FETÖ’cü kuruluşları biz oradan ayıkladık, çıkardık. Şimdi aynı sistemi AGİT Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı içinde kurmaya çalışıyoruz. Demokrasinin beşiği Avrupa Konseyindedir. Benim de Meclis Başkanlığı yaptım Avrupa Konseyidir. Avrupa Konseyinde sivil toplum örgütlerini, bu uluslararası sivil toplum örgütleri de INGO diye bir kuruluşu var. Buraya kimin girip, giremeyeceğine bir panel karar veriyor, öyle önüne gelen herkes gelip toplantıya katılamıyor. Çünkü terör örgütlerinin uzantıları olabilir veya başka amaçla kurulmuş adı sivil toplum örgütü olabilir. Dolayısıyla, sınırsız özgürlük hiçbir yerde yok. Birleşmiş Milletlerden bu FETÖ’cüleri çıkardık, şimdi bu PKK’lılarla bağlarını tamamen bu anlamda da koparmak için ne gerekiyorsa onu yapacağız.

SUNUCU - Türkiye bunun peşini bırakmayacak sözlerinizden bunu çok net bir şekilde anlıyoruz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Peşini bırakmayacağız, çünkü bu hassas bir konu.

SUNUCU - Şimdi tansiyonun düşmediği başka bir yer Doğu Akdeniz, Doğu Akdeniz’deki sondaj gerilimi de sürüyor. Fatih oradaki çalışmalarını yapıyor, Yavuz yolda, yakında o da konuşlanacak. Şimdi orada Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin bazı tehditleri var, Fatih personeline yönelik tutuklama tehdidi vardı. Dün yine bazı iddialar vardı, orada sondaj çalışması yapan şirketlerle ilgili hukuki sürecin başlatıldığı yönünde de iddialar vardı. Oradaki gerginlik nasıl aşılacak efendim, Türkiye bu konuda hangi adımları atacak?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Öncelikle Rum Kesiminin bu tür tehditlerinin bizim için hiçbir anlamı yok. Onlar da biliyor ki bize karşı bir adım atamazlar, atmaya cüret ederlerse de cevabını alırlar, geçmişte olduğu gibi. O yüzden onlar da haddini esasen bilir, ama iç siyasi bakımdan böyle çalışmaları yaparlar. İşte Avrupa Birliğine gittiler, Türkiye’ye yönelik yaptırım kararları aldırmaya çalıştılar, aldıramadılar. Çünkü biz bu konuda gerekli bilgilendirmeyi net bir şekilde yaptık. Mogherini ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanlarına tüm hukuki ve siyasi veçhelerini de içeren bir mektup gönderdim, yani açıklama gönderdim. Ayrıca P5 ülkeleri, daimi üyeler, Güvenlik Konseyinin daimi üyelerinin Dışişleri Bakanlarına da gönderdim. Burada Ankara’da arkadaşlarımız tüm Büyükelçileri çağırarak bilgilendirmede bulundular. Aynı bilgilendirmeyi Brüksel’de de yaptık. Birine hesap vermek için yapmıyoruz bunu. Herkes konuşuyor, ama bu işin ne olduğunu, siyasi olarak ne olduğunu ve hukuki olarak ne durumda olduğunu biz bilgi kirliliği olmaması için izah etmek durumundayız ve izah ediyoruz ve bu konuda da son derece rahatız. Attığımız tüm adımlar uluslararası hukuka uygundur ve Türkiye’nin kıta sahanlığı içinde Türkiye’nin ne yapabileceğine ancak Türkiye karar verir. Ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ve Kıbrıs Türk halkının bir garantör ülke olarak hakkını korumak Türkiye’nin vazifesidir ve sorumluluğudur. O nedenle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin de ruhsat verdiği alanlarda sondaj çalışmalarımızı yapacağız.

Bu noktaya nasıl geldik? Bu noktaya gelmemizin sebebi, Rum Kesiminin defalarca uyarmamıza rağmen Kıbrıs Türk halkının hakkını garanti altına almadan, yani orada çıkacak petrol ya da gazın, gazdan elde edilecek geliri Türk tarafıyla paylaşma garantisi vermeden tek taraflı sondajlara başlamasıdır. Biz bunu Yunanlılara söyledik, Rumların kendisine de söyledik. Biliyorsunuz Crans-Montana’da görüştük, daha sonra geçen sene New York’ta gayri resmi bir görüşme yaptık KKTC yetkilileriyle temas halinde bu görüşmeleri yaptık. Orada da Anastasiadis’in bizzat kendisi Kıbrıs Türk halkının bu rezervlerde hakkının olduğunu kabul etti, bizzat kendisi. Ben bunu sordum var mı dedim? Evet var. Neden garanti altına almıyorsun? Şimdi alamam. Ne zaman alacaksın? Satmaya başladığım zaman. Nikos dedim, yani satmaya şimdi garanti altına alamıyorsan o zaman garanti altına almanın garantisi ne? Bir şey söyleyemem. Bak çok net bir şey söylüyorum, ya bunu garanti altına alırsınız ya da biz net bir şekilde söylüyoruz, burada sondaj, artık sismik araştırma dönemi bitti, gemilerimiz, platformlarımız var, artık sondaj arama çalışmalarına sondaja biz de başlayacağız. O zaman müzakereler biter. Bitse ne olur, bitmese ne olur? Crans-Montana’da zaten daha önce mutabakata vardığımız alanlarda bile geri adım attın. Geldin sonra iki devletli çözüm dedin bana, yani bitse ne olacak müzakereler, yani onunla mı tehdit ediyorsun? Yani bu başka bir şeydir, o başka bir konudur. Biz AB’ye de söyledik bakın dedik, şirketler üzerinden olabilir, Avrupa Birliği bir mekanizma kursun, o mekanizma üzerinden Kıbrıs Türk halkının hakkı garanti altına alınsın. O gün hiç adım atmayan, hep böyle işi böyle savsaklayan Avrupa Birliği, dayanışma adı altında önce böyle üst perdeden gitmeye çalıştı. Bu işler üst perdeden gitmeyle olmaz, hak, hukuk, uluslararası hukuk. Dolayısıyla burada Kıbrıs Türk halkının hakkı vardır, Türkiye Cumhuriyeti’nin de kıta sahanlığında hakkı yine aynı şekilde kayıtlardadır. Birleşmiş Milletlerin kayıtlarında vardır ve biz bu hakkımızı kullanıyoruz. Onun dışında o ne demiş, bu ne demiş? Rum Kesimi onu yaparım, bunu yaparım bu boş laflara da biz prim vermeyiz. Biz isteriz ki, burası bir barış adası olsun, Kıbrıs etrafındaki kaynaklar paylaşılsın, Türkiye üzerinden dünya piyasalarına gitsin. Bunu defalarca söylememize rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bu konuda 2011 yılında en son hatırlamıyorsam teklifi var halen masada, her türlü esnekliği gösterdik. Ama buna rağmen bunu yapmak istemiyorlarsa o zaman da biz de gereğini yapıyoruz.

SUNUCU - Çipras’ın sürekli Türkiye’yi hedef alan açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yunanistan’da seçim var.

SUNUCU - Seçim yatırımı. Peki efendim, çok net bir cevap oldu, teşekkür ederim.

Şimdi Doğu Akdeniz’deki gerginlikle paralel olarak değerlendirilen bir konu Libya’da yaşananlar. Şimdi Libya’da zaten bir süredir gerginlik var, Trablus kuşatma altında, ama bir yanda Türkiye de hedef alınmaya başladı, Türkler de hedef alınmaya başladı, 6 Türk alıkonuldu. Bir, o Türklerin durumunu sormak isterim son durumunu, Türkiye’ye getirilecekler mi, bu konuyu. Bir de genel itibariyle bize biraz çerçeve de çizmenizi isteyeceğim, çünkü Libya’da ne oluyor, yani ne oldu da bir anda Türkiye hedef alınmaya başlandı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi biz başından beri önce Roma toplantıları, daha sonra da Fas’ın Skhirat kasabasındaki konferanstan sonra herkesin tüm Libyalıların kabul ettiği ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, uluslararası toplumun meşru olarak tanıdığı Ulusal Mutabakat Hükümetini tanıdık ve onlarla ilişkilerimizi tabii ki geliştirdik. Büyükelçiliğimizi tekrar açtık, Türk Hava Yollarının uçuşlarının tekrar başlaması konuşuluyordu bu süreçte ben iki defa Trablus’a gittim ve enerji satışları başladı, Türk firmalarımızın alacakları ödenmeye başladı. Türk firmalarımız gitti orada özellikle elektrik üretimi bakımından yatırımlarını yaptılar ve yavaş yavaş ülke konferansa gidiyordu. Sirac, Ulusal Mutabakat Hükümetinin başındaki Sirac tüm ülkeyi birleştirme konusunda çaba sarf ediyor ve gücü de paylaşmaya hazır. Ama diğer tarafta, bu Ulusal Mutabakat Hükümetini tanımak istemeyen bir Hafter vardı. Hafter de bazı komşu ülkeler tarafından destekleniyor, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri özellikle ve bu desteği de saklamıyorlar. Dolayısıyla, tam bu konferans tekrar başlayacakken tekrar herkesi birleştirmek için, Hafter saldırıya geçti ve Hafter gücü paylaşmak istemediği için saldırıya geçti, yani Trablus’u ele geçirmek için. Gerekçesi de teröristlerle mücadele ediyor. Ulusal Mutabakat Hükümeti meşru olarak tanınan bir hükümet, neresi terörist? Teröristler var Libya’da, hatta ben Trablus’tan ayrıldıktan iki gün sonra, ziyaret ettiğim Dışişleri Bakanlığı binasına terör saldırısında bulundular ve birkaç kişi öldü orada, intihar saldırısı, araçlarla beraber. Dolayısıyla, terörle mücadele demek mevcut bir hükümeti yıkmak demek değildir. Sonuçta burada gerginlikler oldu, herkes bir taraf tutuyor. Ama biz Birleşmiş Milletlerin çabalarını destekliyoruz. Cumhurbaşkanımız sürekli vurguluyor, ne diyor? Hemen demokratik bir sürece geçilmelidir, seçimle ülkeyi kimin yöneteceği belirlenmelidir, halk karar versin, zaten BM’nin çabaları da bu yöndeydi. Dolayısıyla, biz bu konudaki tutumuzu da sürdürüyoruz, ama taraf tutan ülkelere de gerekli uyarılarda da bulunduk, Birleşmiş Milletler dahil, bazı diğer ülkelerle de temaslarımız oldu. Libya’daki esasen durum herkesi ilgilendirir, yani özellikle de Avrupa’yı yakından ilgilendirir.

Son zamanlarda, işte bu bizimle daha önce görüşmek isteyen Hafter illa Cumhurbaşkanı’mızla ben görüşeceğim dedi, böyle üst perdeden. Cumhurbaşkanı’mız da dedi ki, yani orada resmi bir yönetim var ben onunla görüşürüm. Hatta Sirac’la görüştü ve bu siyasi süreçle ilgili Türkiye’nin desteğini verdi, cesaretlendirdi de, ama bizlere dedi ki siz görüşebilirsiniz. Dolayısıyla, bu görüşmeler de olmadı, Türkiye’ye de bir cephe açtılar. Çünkü Türkiye haklıyı ve hakkı savunuyor. Vatandaşlarımızla ilgili attıkları adımlar ise tam bir korsanlıktır, haydutluktur. Ve o gün Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla da devlet adına Dışişleri Bakanlığı olarak biz açıklamamızı yaptık. Eğer vatandaşlarımız bırakılmazsa, Hafter ve birimleri meşru hedefimiz olacaktır, son derece net, sarih ve çok kararlıydık, bıraktılar vatandaşlarımızı. Eğer bundan sonra vatandaşlarımıza yönelik böyle bir şey yaparlarsa da bu açıklamamız geçerlidir. Ve bazı başka vatandaşlarımız da vardı, o vatandaşlarımız da şimdi iş yerleriyle ilgili gerekli resmi işlemleri, kapatma işlemlerini yapıyorlar dönecekler. Gemiciler de yine orada Libya’da bir yerel gemide çalışıyorlardı ve gemi sahibiyle de vatandaşlarımızla da, Büyükelçiliğimiz temasta gerekli belgeler hazırlanıyor ve sağ olsun gemi sahibi de çok yardımcı oluyor. Vatandaşlarımızı da yine ya Trablus üzerinden ya da üçüncü bir ülke üzerinden inşallah Türkiye’ye getireceğiz. Süreci her gün çok yakından takip ediyoruz, birlikte arkadaşlarımızla beraber, Cumhurbaşkanımıza da bilgi arz ediyoruz.

SUNUCU - Tabii bu Libya’da yaşananlar varken şunu da hatırlatmak lazım, orada bir Hafter güçlerinin göçmenlerin bulunduğu kampı bombalaması da var onunla da ilgili Dışişleri Bakanlığının da zaten bu konuda bir açıklaması da oldu. Siz de bir şeyler söylemek ister misiniz efendim bu konuda?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bunların maalesef Hafter’ın, yani bu tür insani hassasiyeti yok onu görüyoruz ve çok acımasız bir şekilde kendi halkına da saldırıyor, oradaki göçmenlere de saldırıyor. Yani burada bakıyoruz insan kendi milletini bu şekilde bombalar mı? 15 Temmuz’daki hain darbe girişiminde bulunan hainler gibi. Kendi halkının üzerine bomba atıyor, acımasızca saldırıyor. Maalesef Libya halkı çok acılar çekti, inşallah bu acılar diner, biz de bu süreçte üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. Bu konuyu da BM Genel Sekreteriyle de yine Osaka’da Sayın Cumhurbaşkanımız ele aldı.

SUNUCU - Aslında tüm dünyayı etkileyen bir konu ABD-İran gerginliği herkesin yakından da takip ettiği bir konu. Her gün yeni bir gelişme oluyor o gerginlikle ilgili. ABD’nin yaptırımları da bir süre önce başladı. Bu noktada Türkiye’nin arabuluculuğu da zaman zaman dillendiriliyor. Türkiye arabulucu olur mu efendim bu konuda?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz ihtiyacı olursa memnuniyetle oluruz, çünkü hakkaniyetli ve objektif, dengeli tutum sergiliyoruz. Amerika’ya yaptıklarının yanlış olduğunu söylüyoruz. İran’a da bir kardeş ve komşu ülke olarak özellikle bu KOEP dediğimiz nükleer silahlanmayla ilgili anlaşmaya uymalarını ve Avrupa Birliği ve Avrupalı ülkelerin desteğini kaybetmemelerini de tavsiye ediyoruz. Olayı, süreci tırmandırmamaları konusunda gerekli tavsiyelerde bulunuyoruz. Diğer taraftan, İran’a yönelik Amerikan yaptırımlarına karşı olduğumuzu zaten her defa söyledik. Avrupa Birliği ülkeleriyle ve diğer ülkelerle bu yeni kurulan INSTEX mekanizması olsun, diğer ikili düzeydeki mekanizmalarla da İran’a elimizden gelen yardımı da yapıyoruz, çünkü bu yaptırımlardan kim zarar görüyor? İran halkı. Yani kardeş İran halkının acı çekmesini de istemeyiz. İran’ın istikrarı, güvenliği bölge için çok önemlidir. Bu gerilim, bölgenin aleyhinedir, en çok da Körfez ülkelerinin aleyhine olur. Gördüğüm kadarıyla da Körfez ülkeleri de yani İran’a karşı olan Körfez ülkeleri de bu riskleri görmeye başladı. Onlar da Amerika ve diğer ülkelere de böyle sükûnet çağrısında bulunmaya başladı bazıları, hepsi değil. Edindiğimiz bilgilere göre görüyoruz takip ediyoruz süreci doğrusu budur. Yani bir ülkeyle o ülkeyle ilişleriniz, ikili ilişleriniz kötü olabilir veya bazı konularda anlaşamayabilirsiniz. Ama o ülkeye yönelik herhangi bir adım atıldığı zaman veya herhangi bir gerilimden herkes etkilenir. O sebepten dolayı duygularınıza yenilip o ülkeye yönelik yanlış adımları desteklememek gerekiyor. Bizim bu konudaki tutumumuz son derece adildir, hakkı, hakkaniyeti savunuyoruz. Dengelidir, objektiftir bunu herkes görüyor. İran ve İran halkına da elimizden gelen desteği yapıyoruz.

SUNUCU - Avrupa’da önemli seçimler vardı, Avrupa Parlamentosu Başkanı seçildi, AB Konsey Başkanlığında değişiklik oldu, AB Komisyonu Başkanlığı AB Yüksek Temsilcisi isimler değişti. Yeni gelen isimleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bundan sonraki süreçte Türkiye’yle ilişkiler açısından bu isimlerin ve bu gidişat nasıl etkilenir sizce bu isimler neticesinde ya da etkilenir mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Doğrusunu söyleyeyim, Parlamento Başkanı Sassoli’yi ilk defa ismini duydum, ama iki dönemdir veya daha hatta daha uzun süredir Avrupa Parlamentosu’nda görev alan bir siyasetçi ve İtalyan. Kendisini de inşallah tebrik etmek için arayacağız, Meclis Başkanımız da arayacaktır mutlaka, ama biz de arayacağız. Bu Karma Parlamento Komisyonunun kurulması olsun, Parlamento’yla ve Avrupa Birliği’yle ilişkilerimiz bakımından Meclis Başkanının rolü de önemlidir. Ama diğerleri, hepsi tanıdığımız arkadaşlar. Belçika Başbakanını uzun yıllardır tanırız ve gayet objektif bir şekilde bu süre başkanlığı daha henüz seçilmedi garanti değil, ama aday gösterildi, yürüteceğine inanıyoruz.

Yine Almanya Savunma Bakanı hepimizin yakından tanıdığı ve birlikte çalıştığımız bir hanımefendi. Ve kendisinin de bu görevi iyi, layıkıyla yapacağından ben şahsen hiçbir şüphem yok.

Diğer taraftan, İspanya Dışişleri Bakanı Josep Borrell daha önce Avrupa Parlamentosu Başkanlığı da yaptı. Türkiye’yle, Avrupa Birliği üyelik müzakerelerinin devam etmesini savunan ve herhangi bir eleştiri yaptığı zaman da veya bir görüş belirttiği zaman da yapıcı bir şekilde yapan bir arkadaşımız. Dışişleri Bakanlığı döneminde de hükümete geldiği günden bu yana yakından çalıştığımız, yine İspanyol Patriotların uzatılmasında da önemli rolü olan bir arkadaşımız.

Diğer taraftan, zaten Lagarde’yi de IMF’deki görevinden ve diğer görevlerinden tanıyoruz. Uluslararası tecrübesi olan yine ayaküstü de olsa Cumhurbaşkanımızla da G-20 zirvesinde Osaka’da sohbet etti. Hatta Cumhurbaşkanımızın bu terörle mücadele konusunda samimi görüşlerinden etkilendiğini de söyledi. Dolayısıyla bir tek David Sassoli’yi tanımıyorduk, ama onunla da tanışırız, diğerlerini tanıyoruz. Bazıları seçildi, Sassoli seçildi, diğerleri aday, hepsine başarılar diliyoruz. Esas, bizimle olan ilişkiler tabii ki önemli bizim açımızdan da, fakat Avrupa Birliği’nin farklı sebeplerden dolayı zemin kaybettiğini kabul etmemiz gerekiyor. Gerek bu ırkçı akımların Parlamento ve diğer kurumları artık rehin almaya başlaması, gerekse değerler bakımından da bir erozyona uğraması, değişik politikalarını genişleme dahil başarısızlığa uğraması sebebiyle yeni gelen yönetimin, esasen Avrupa Birliği’ni dünya için sadece bölgemiz için değil, önemli bir kuruluş olan Avrupa Birliği’nin yeniden siyasi olarak etkin, saygın ve sorunlara çözüm üretebilecek, değerleri çifte standarda düşmeden savunabilecek bir örgüt haline getirmeleri, yani kısaca reforma tabi tutmaları bakımından umarım yeni bir sayfa açılmış olur.

SUNUCU - Aslında süremiz doldu, ama sizi bulmuşken şunu da sorayım, Cemal Kaşıkçı cinayeti Türkiye’nin çok sıkı bir şekilde takip ettiği, uluslararası platforma başarıyla taşıdığı bir konu. BM’nin daha önce hazırladığı bir rapor var, yine Birleşmiş Milletlerin Özel Raportörünün açıklaması Kaşıkçı cinayetine ilişkin yapılması gerekenler konusunda BM felç oldu şeklinde bir değerlendirmesi var, önemli de bir değerlendirmesi. G-20 Zirvesinde de zannediyorum bu konu Türkiye tarafından da gündeme getirildi. Nasıl değerlendiriyorsunuz efendim bunları?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- G-20’de Sayın Cumhurbaşkanımız yaptığı konuşmada özellikle bu Kaşıkçı cinayetinin üstünün örtülmemesi bakımından oradaki G-20 liderlerinin sorumluluğu olduğunu, üzerine düşeni yapmaları gerektiğini de söyledi. Keza Mursi’nin mahkemede ölmesi ve orada yaşananların da mutlaka soruşturulması gerektiğini de net bir şekilde vurguladı, hem de herkesin olduğu yerde. Ve o oturumda Cumhurbaşkanımız ana konuşmacıydı, ilk konuşmayı yaptı ve vurguladı, biz bu süreci takip ediyoruz. Kalamar raporunda esasen Türkiye’ye de geldi, diğer ülkelere de gitti.

SUNUCU - Türkiye’nin tüm tezleri aslında bu raporda var.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet evet. Bizim soruşturmalarımızın esasen ne kadar ciddiyetle yapıldığını da teyit etmiş oldu. Bizim bulgularımızla raporu örtüşüyor. Bundan sonra yapılması gerekenler konusunda özellikle yaptığı vurgular da bizim arzu ettiğimiz şeyler. Biz bu Suudi Arabistan ikili bir mesele değil, burada bir cinayet işlendi, cinayetin işlendiğini Suudi Arabistan kabul etti. Yapılması gereken nedir? Bu cinayetin arkasında kimler sorumluysa bunların hukuka teslim edilmesi ve bu sürecin de şeffaf işlemesi.

Diğer taraftan, evet bu kişinin öldürüldüğünü ve Başkonsoloslukta öldürdüklerini Suudi Arabistan kabul etti, ama Cemal Kaşıkçı’nın cesedi henüz ortada yok. Yerel işbirlikçiler var dediler, henüz kim olduğunu da söylemediler. Yani bizimle de işbirliği maalesef Suudi Arabistan bu konuda yapmadı, biz de bunların açığa çıkmasını istiyoruz. Yani bu ikili bir mesele değil ki bundan dolayı alınıp da Türkiye’ye yönelik yani yanlış eğilimler içine girmelerine hiç gerek yok. Son derece net bir şekilde bunları söylüyoruz. İkili ilişkiler başka bir şeydir geliştirmek isteriz. Ama bir şeyi bilsinler ki Türkiye değerlerini hiçbir zaman satmamıştır, Cumhurbaşkanımız bunu da basın toplantısında vurguladı, bundan sonra da satmayacaktır. Ama maalesef demokrasi, insan hakları, yani basın özgürlüğü gazetecilerin, herkesin yaşam hakkıyla ilgili Türkiye’ye ahkam kesmeye çalışanlar bu konuda nasıl sus pus oldular onu da yani ibretle gördük, gördünüz, izliyoruz, takip ediyoruz. Basın kuruluşları da dahil, sadece siyasileri söylemiyorum. Bugün batılı basında bu konu artık hiç yer almıyor hemen hemen hiç yer almıyor.

SUNUCU - Belki biraz Washington Post takip…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Onların da son zamanlarda sustuğunu, daha çok PKK’lılara yer vermeye başladığını görüyoruz.

SUNUCU - Evet, çok teşekkürler efendim, sağ olun yayınımıza katıldığınız için çok sağ olun.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ben teşekkür ederim.

SUNUCU - Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu konuğumuzdu, dış politikadaki tüm sıcak başlıkları konuştuk kendisiyle. Bizi izlediğiniz için teşekkürler efendim. Hoşçakalın.