#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuloğlu’nun NTV Kanalına Verdiği Özel Röportaj, 21 Ocak 2020, Davos

SUNUCU- Dünya Ekonomik Forumu Davos Toplantıları 50. kez yapılıyor ve zirvenin resmi çalışmaları bu sabah saatlerinde başladı, ilk oturumlar gerçekleştirildi. 24 Ocak’a kadar Dünya Ekonomik Forumu Davos Zirvesi devam edecek. Türkiye’den de geniş bir katılım var. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bugün ilk oturumlarla birlikte buradaki temaslarına başladı, biz de Sayın Bakanla birlikteyiz. Hem Davos programını, hem de Türkiye gündemindeki önemli diğer başlıkları konuşacağız

Sayın Bakan, hoş geldiniz yayınımıza.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hoş bulduk.

SUNUCU- Şimdi birkaç konumuz var konuşacağımız, ama önce Davos gündemini sormak istiyorum size. Hem katılacağınız oturumlar, hem yürüteceğiniz ikili temaslar çerçevesinde Davos için sizin gündeminiz ne olacak?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu sene Davos’un 50. yılı, ama benim ilk gelişim Davos’a. Geçen sene de plan yapmıştım, fakat Sayın Cumhurbaşkanımızla Moskova’ya gitmek durumunda kaldık, katılamamıştım. 50. yılında gelip burada hem değişik oturumlarda Türkiye’nin görüşlerini, vizyonunu paylaşmak istedik. Yine Hazine ve Maliye Bakanımız ve Ticaret Bakanımız da buradalar ve olacaklar. Hem de burası tabii herkesin olduğu bir platform, ikili görüşme talepleri var, bizim görüşmek istediklerimiz var. O görüşmelerle de yine ülkelerle ilişkilerimizi daha güçlendirmek ya da uluslararası meselelerle, bölgesel meselelerle ilgili görüş alışverişinde bulunmak istiyoruz.

Biraz önce Batı Balkanlarla ilgili bir toplantıya katıldım ki birçok cumhurbaşkanı, başbakan ve dışişleri bakanlarının olduğu, Dünya Bankası ve Avrupa Bankası gibi, Yatırım Bankası gibi finans sektörünün, yine özel sektör temsilcilerinin de katıldığı önemli bir toplantıydı. Ve Ortadoğu’yla ilgili oturumlar var, Avrasya’yla ilgili, yine Avrupa’nın geleceğiyle ilgili. Bugün Avrupa demokrasisine tehditler dahil birçok oturumlarda konuşmacı olarak katılacağız. Yine jeopolitik konulu bir açık oturumda yine konuşacağız ve NATO’nun geleceğiyle ilgili bir oturumda da NATO Genel Sekreteri ve diğer katılımcılarla birlikte NATO’nun geleceği ve NATO’nun karşı karşıya kaldığı sınamalarla ilgili görüşlerimizi, tespitlerimizi ve tecrübelerimizi paylaşacağız. Yine sürdürülebilir kalkınma konulu toplantılara da katılacağız. Afrika ile ilgili iki tane oturum var. Malum Libya ve Suriye zaten gündemde, burada da özellikle Kuzey Afrika ve Ortadoğu konulu bir oturumda gündemde olacak. Çok yoğun bir üç günü, iki buçuk günü burada inşallah geçireceğiz.

İkili görüşmelerimizde de tabii biraz önce birçok Batı Balkanlar’daki cumhurbaşkanlarıyla görüşmelerimiz oldu, Finlandiya Dışişleri Bakanıyla görüşeceğiz. Bugün İsviçre Adalet ve Göç Bakanıyla görüşeceğiz ki özellikle bu suçluların iadesiyle ilgili işbirliğimizin hayata geçmesi bakımından önemli. Afrika’dan Ruanda’yla, yine Japonya ve Katar’ın düzenledikleri bir etkinliğe katılacağız. Tabii Katar Dışişleri Bakanı Muhammed kardeşimle de son gelişmeler konusunda görüş alışverişinde bulunacağız. Umman’da yeni sultan göreve başladı, Umman Dışişleri Bakanıyla görüşeceğiz. Güney Afrika Dışişleri Bakanıyla geçen gün telefonda görüştük ve yüz-yüze görüşeceğiz. Yine Bölgesel Yönetim Başkanı Neçirvan Barzani ile de görüşeceğiz. Gördüğünüz gibi tüm coğrafyalardan ikili düzeyde ve bölgesel düzeyde temaslarımız da olacak. İş dünyasının temsilcileriyle de, yine epeyice Türkiye’ye ilgi var, diğer bakanlarımızın yanında bizim de siyasi açıdan değerlendirmeler yapmak üzere görüşmelerimiz olacak.

SUNUCU- Sayın Bakanım, çizdiğiniz tablo da çok net ortaya koydu, havası soğuk, ama gündemi çok sıcak bir nokta Davos.

Şimdi bahsettiğiniz birkaç konu aslında bizim uzunca bir süredir dünya ile birlikte gündemimizde; Libya, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Suriye.

Şimdi bu zirveden hemen önce başka bir önemli zirveden de geldiniz, Berlin Konferansı.

Şunu soracağım; Libya konusunda Berlin’den siz nasıl bir izlenimle ayrıldınız. Bunu şu maksatla soruyorum; kalıcı ateşkes sağlanması ve sonrasında siyasi çözüme varılması noktasında umutlu musunuz Berlin’den sonra?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Berlin Zirvesi her şeyden önce bu kadar lideri ve tarafı biraraya getirmesi bakımından önemliydi. Biz en başından beri Berlin sürecini destekledik. Tüm hazırlık toplantılarına arkadaşlarımız, hem Bakanlıktan arkadaşlarımız, hem de Cumhurbaşkanlığından İbrahim Bey, İbrahim kardeşim de katıldılar ve hazırlık toplantılarına, ortak deklarasyona önemli katkılar sunduk. Amacımız, Libya’da kalıcı bir ateşkesi tesis etmek ve daha sonrasında siyasi sürece hız vermek.

Berlin Konferansı esasen Rusya’yla birlikte bizim, Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’la Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yine ortak açıklamasıyla başlayan ateşkes ve Moskova’daki çabalarımız üzerine esasen konuşmalar yapıldı. Daha doğrusu bizim tesis ettiğimiz ateşkesin sürdürülebilir olması için neler yapılabilir, kalıcı olması için kimler ne yapmalı ve daha sonrasında da siyasi süreci nasıl hızlandırabiliriz, bunların konuşulması bakımından önemliydi. Yine bizim tesis ettiğimiz Rusya’yla ateşkesin devam etmesi konusunda bir ortak karar çıktı ve herkes buna katkı sağlayacak. Diğer taraftan, askeri komitenin kurulması bakımından da önemlidir ve bir an siyasi sürecin de hızlandırılması bakımından da o toplantıda önemli kararlar çıktı ve destekler de geldi tüm taraflardan. BM Genel Sekreteri Guterres de oradaydı Salame’yle beraber ve önümüzdeki günlerde bu toplantıları hızlandıracaklar.

Ama burada bizim tüm çabalarımıza rağmen herkesin kafasındaki bir soru işaretini de söylemem gerekiyor. O da, Hafter’in Moskova’da ateşkes anlaşmasını imzalamaması ve yine Berlin’de de hemen bu ortak açıklamaya Serrac tarafının destek vermesine rağmen Hafter tarafından herhangi bir destek ya da açıklama gelmemesi herkesin kafasındaki soru işaretini devam ettirdi. Yani Hafter siyasi sürece, diyaloğa inanıyor mu, inanmıyor mu?

SUNUCU- Gerçekten çözüm istiyor mu, istemiyor mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çözüm istiyor mu, istemiyor mu? Siyasi çözüm mü istiyor, askeri çözüm mü? Bugüne kadarki tüm tutumları askeri çözüm istediğine işaret ediyor. Bir an önce Hafter’in yine bu çizgiye gelmesi lazım, uluslararası toplumun bu çağrılarına somut ve olumlu cevaplar vermesi gerekiyor ki sahadaki sükunet devam etsin ve Libya’nın birliği korunsun. Bizim Türkiye olarak bugüne kadarki sahada ve masadaki gayretlerimiz esasen buna yöneliktir.

SUNUCU- Sayın Bakan, Berlin Konferansı Zirvesi hemen öncesinde önemli bir gelişme yaşandı, Hafter’den söz ettik, Hafter Yunanistan’da ağırlandı ve Berlin’e davet edilmediler. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Yunanistan’ın Berlin süreciyle bir ilgisi olmadı bugüne kadar, yani Yunanistan Libya’da bir aktör değil, biz hani komşumuz Yunanistan’ı yok saydığımız için söylemiyoruz. Yunanistan oraya sadece bizim Libya’yla imzaladığımız bu deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasıyla ilgili mutabakat zaptını gündeme getirmek için geliyor. Ama Berlin’de gündem bu değil ki. Yani Yunanistan dar bir pencereden olaya bakıyor, sadece bir anlaşma çerçevesinde bu işleri değerlendiriyor. Oysa bizim derdimiz, Libya’da ateşkes. Yunanistan’ın bugüne kadar ateşkesle ilgili bir çabası mı oldu?

Ayrıca, Yunanistan’ın meşru Hükümet yerine meşru olmayan birisini tercih etmesi de Libya’ya bakış açısının ne kadar yanlış olduğunu da gösteriyor. Burada Hafter’i davet etmesinin tek sebebi, bizim imzaladığımız mutabakat zaptına karşı olduğunu göstermek, güya onu davet ederek de böylelikle bir cevap vermiş olacak. Ama bu anlamsız bir şey, yani biraz olgun bir tavır değil işin açıkçası. Komşumuz Yunanistan’ın her şeyden önce Doğu Akdeniz’de Rum kesimini de ikna ederek paylaşımdan yana tavır sergilemesi gerekiyor. Doğu Akdeniz hepimizin ve burada Türkiye’yi dışlama çabalarının yerine, bizim attığımız adımların esasen bir sebebi de budur, bugüne kadar Türkiye’yi bazı bölgesel ülkelerle, Akdeniz etrafındaki ülkelerle dışlamaya çalıştılar. Bunun yerine paylaşmaya hazır olduklarını samimi olarak göstermeleri gerekiyor ve biz kendileriyle de bu tür çalışmaları yapmaya hazırız, bunu da en üst düzeyde Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakan Miçotakis’e Londra’da NATO Liderler Toplantısı marjında söyledi. Bundan daha samimi bir yaklaşım olur mu? Ama Yunanistan’ın maalesef bu yaklaşımları Doğu Akdeniz’deki sorunları da çözmez, Libya’ya herhangi bir katkı sağlamaz. Yunanistan’ın olumlu ya da olumsuz, yani Hafter’i davet etmesi gibi son zamanlarda bazı duygusal hareketlerin dışında Libya’da herhangi bir etkisi de, katkısı da yoktur. Şimdi Katar gibi bir aktör bile davet edilmemiş, Yunanistan’ın sadece bu konuları gündeme getirmek için davet edilmesi de anlamsız.

SUNUCU- Sayın Bakan, Suriye başlığına geçeceğim ama, siz sözünü ettiniz, Berlin’in gündemi değil Türkiye’yle Libya arasındaki imzalanan anlaşma dediniz ama, oradaki görüşmelerde herhangi bir şekilde gündeme getirildi mi bu deniz yetki alanlarının sınırlandırılması…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hayır, orada daha çok dışarıdan bu lejyonerlerin gelmesi gündeme geldi ve ateşkesin devam ettiği sürece de kimse ilave oraya silah ya da güç göndermesin telkinleri oldu. Hatta tüm katılımcılar ateşkes devam ettiği sürece buna da riayet edeceklerini söylediler. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu konuda zaten son derece açık konuştu, Sayın Merkel’e de söyledi ve toplantının sonunda da bunu biz net bir şekilde söyledik. Yeter ki ateşkes devam etsin, amacımız çatışma değil, ateşkes. Ama deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasıyla ilgili imzaladığımız mutabakat zaptı hiçbir şekilde gündeme gelmedi.

SUNUCU- Sayın Bakan, şimdi Suriye konusunda son dönemde İdlib başlığı oldukça önemli, rejimin saldırıları. Şimdi İdlib nasıl çözülecek diye soracağım ama, ilave sorum şu, Berlin’de Sayın Cumhurbaşkanıyla Putin arasındaki görüşmede İdlib konusunda bir yeni sayfa açıldı diyebileceğimiz bir alan oldu mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Esasen İstanbul’daki toplantıdan sonra biliyorsunuz yine 12 Ocak gecesi 00:01’de ateşkes tekrar ilan edildi, ama sahada rejimin saldırganlığı devam ediyor. Ve Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Putin’e ikili görüşmemizde net bir şekilde bir kere daha söyledi rakamlarla o tablonun vahametini anlattı Sayın Putin’e. Ve siyasi sürecin de ilerleyebilmesi için burada rejimin durdurulması gerekir bu şarttır ve bugüne kadar 1500 civarında ölü oldu ve 400 binden fazla insan yerinden edildi, bunların çoğu bizim sınırımıza yaklaştı bizim orada tedbirlerimiz var. İnsani olarak neler yapmak istediğimizi ve yaptığımızı da elbette Sayın Cumhurbaşkanımız vurguladı, ama buradaki görüşmede Sayın Putin’e son derece samimi bir şekilde, ama açık, net bir şekilde artık bu saldırıların mutlaka ama mutlaka durdurulması gerektiğini anlattı ve uluslararası topluma da aynı çağrıda bulunduk. Her ne kadar Berlin Zirvesi, Berlin Konferansı Libya üzerine toplandıysa da Sayın Cumhurbaşkanımız konuşmasının sonunda İdlib’deki durumun vahametine vurgu yaparak uluslararası toplumun rejimi Suriye rejimine saldırganlığını durdurması konusunda üzerine düşeni yapması gerektiğini de açık bir şekilde söyledi.

SUNUCU- Sayın Bakanım, tabii İdlib’i konuşurken önemli bir soru önemli başlıkta şu, Şu anda yaşadığımızdan daha büyük ölçekli bir göç dalgası, göç hareketi oluşması durumunda ne yapacağız yani Türkiye açık kapı politikasına devam edecek mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi tercihimiz tabii bu Suriyeli yerinden edilmiş insanlara Suriye sınırları içinde İdlib sınırları içinde bir şeyler yapabilmek, tüm hazırlıklarımız da yani buna göre yapılıyor. Ve içeride özellikle bu kış şartlarında yağmurda sadece çadır değil de ama briketlerden duvarlar örülerek daha sağlıklı ve daha böyle iyi bir şekilde insanların barına bileceği yapıların, kampların kurulması yönünde çalışma yapıyoruz ve bu konuda da uluslararası toplumun destek vermesi gerekiyor, ama 4 milyona yakın insan var. Bu saldırganlık devam ederse milyonlarca insan yerinden edilmiş olacak bunlar da kapıya dayanacak. O zaman ne biz bunun üstesinden gelebiliriz ne de Batı bunun üstesinden gelebilir. Dolayısıyla, bizde zaten 4 milyondan fazla mülteci var ve Berlin Konferansında da bunun zorluklarını ilave yaratacağı zorlukları da net bir şekilde anlattık ve burada yapılması gereken tek şey bu saldırganlığın durdurulması. O zaman ne yapabiliriz ki, bunu Ruslarla da görüştük. Bu insanların tekrar koridorlar açılarak kendi yaşadıkları şehirlere dönmesini sağlayabiliriz İdlib içinde.

SUNUCU- Peki, Sayın Bakan son sorum, soğukta sizi daha fazla üşütmeyelim. Doğu Akdeniz siz de biraz değindiniz biraz önce. Şimdi Türkiye yeni bir adım attı Güney Kıbrıs açıklarında yeni sondaja başlama noktasında. Şunu soracağım, Tartışmalı parseller olarak değerlendiriliyor bunlar, Türkiye devam edecek mi buradaki, bu bölgedeki çalışmaya?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bizim iki alanda biliyorsunuz sondaj çalışmalarımız devam ediyor. Birincisi bizim kıta sahanlığımız içindeki alanlar, parseller ve bunlar Rum Kesiminin ruhsat verdiği ya da parsellediği yerlerle de çakışıyor 7’nci parsel dahil. Biz tabii kıta sahanlığımız içindeki faaliyetlerimizi tartışmaya bile hiç açmıyoruz, çünkü bizim egemenlik hakkımız ve bunları da sürdüreceğiz.

Diğer taraftan Rum Kesimi dahil hiç kimse Kıbrıs etrafındaki hidrokarbon zenginliklerinde Kıbrıs Türk halkının da hakkının olduğunu inkar edemiyor bu bir gerçek. Bizim de arzumuz neydi? Bugüne kadar bir anlaşmayla Kıbrıs Türk halkının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin de haklarının garanti altına alınması ondan sonra sondaj faaliyetlerinin devam ettirilmesiydi. Maalesef Rum Kesimi yine Avrupa Birliğinin de şımartmasıyla buna yanaşmadı tek taraflı sondaj faaliyetlerini sürdürdü. Biz de ikinci gemimizi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına ruhsat verdiği alanlarda sondaj yapmak üzere gönderdik. Ve şimdi hemen Karpaz’ın güneyinde yaptığı faaliyetleri, sondaj çalışmalarını tamamlayarak 8’inci parsele doğru gitti ki buralar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ruhsat verdiği alanlar. Yani burada esasen dediğim gibi yapılması gereken şey ortak bir anlaşma ve mutabakat. O zaman herkes kazanacak ve Türkiye’yle işbirliğinden Rum Kesimi de karlı çıkacak ki, buradaki hidrokarbon zenginliklerinin uluslararası piyasalara gideceği tek güzergah rota Türkiye’dir, onun dışındaki hiçbir proje ya da anlaşma işte bu EastMed dedikleri proje sadece siyasi bir hamledir. Ve bunun gerçekleşmesi de mümkün değil, tüm taraflar da zaten bunu kabul ediyor.

Aynı şekilde bizim bu bölgede yine çalışmalarımız İtalya’yla ilgili diğer ülkelerle ilgili yine ortak çalışmalarımız da olabilir bizim kıta sahanlığımızda. Ve biz tüm taraflarla söylediğimiz gibi Rum Kesimi hariç bu bölgede işbirliğine hazırız, ama Kıbrıs halkının yani Kuzey Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye’nin haklarını da kusura bakmasınlar kimseye de yetirmeyiz. Sahada ve masada gerekeni yapmaya devam edeceğiz.

SUNUCU- Peki, Sayın Bakanım çok teşekkür ediyoruz yayına katıldığınız için, katkılarınız için.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ben teşekkür ederim, sağ olun.

SUNUCU- Evet, Dünya Ekonomik Forumu Davos Zirvesi 50’nci kez toplantı, resmi çalışmalar sabah saatlerinde başladı. Türkiye’den katılan isimler arasında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ilk oturumlarda değerlendirmelerini yaptı, sonrasında canlı yayın konuğumuzdu.

Davos’tan tekrar görüşmek dileğiyle.