#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun NTV Haber Kanalına Verdiği Özel Röportaj, 10 Nisan 2019, Ankara

SUNUCU- Ankara’dan günaydın, iyi günler. Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya’yla ilişkiler, Suriye’de son durum, Avrupa Birliği’nden yerel seçimlere yönelik olarak gelen tepkiler ve dış politikadaki diğer gündem başlıkları tüm bunları Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’yla konuşacağız.

Hoş geldiniz efendim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hoş bulduk, günaydın.

SUNUCU- Yoğun bir seçim sürecini, kampanya sürecini geride bıraktınız siz de bu seçim sonuçlarına ilişkin ilk değerlendirmenizle başlayalım o zaman.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Her şeyden önce seçime katılım oranına baktığımız zaman belki de hiçbir ülkede bu kadar yüksek düzeyde bir katılım oranı yoktur, bu esasen halkımızın demokrasiye bağlılığının göstergesidir. Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Kongresi seçimleri gözlemledi ve Türkiye’deki seçimlerin demokratik olduğuna vurgu yaptı. Türkiye her zaman demokratik bir seçim düzenler, herkesin eşit katılma hakkı vardır. Seçim sonuçlarına baktığımız zaman da Komünist Partiden bağımsızlara kadar Meclis’te sandalyesi olmayan partilerin kazandığı ilçelere kadar yani halkımız tercih ettiği adaylara oyunu özgürce verdi ve sandıktan çıktı. Tabii seçim sonuçlarının çok yakın olduğu yerlerde itirazların olması doğal, bu da zaten anayasa ve seçim kanunlarına uygun bir şekilde. İstanbul’da özellikle aradaki farkın çok az olması ve bazı şaibelerin ve yanlışlıkların tespit edilmesinden dolayı itiraz da oldu. Bu tüm dünyada vardır buna yönelik yani herhangi bir partinin seçim sonuçlarına yönelik itirazını gayri demokratik bulmak doğru değildir, bu yasalara uygun bir şekilde yapılıyor. Sürecin de yine yeniden sayılmanın, yani oyların sayılmasının da şeffaf bir şekilde, herkesin huzurunda olması gerekiyor, zaten böyle de oluyor. Dolayısıyla, siyasi partilerin bu hakkını kullanması doğaldır, birçok dünyada bunların zaten örneklerini görüyoruz. Amerika örneğini Sayın Cumhurbaşkanımız birkaç defa verdi. Amerika’da mesela bazı eyaletlerde yüzde 1’in altındaysa fark oylar otomatikman yeniden sayılıyor, herhangi bir tarafın itiraz etmesine gerek yok. Bazı eyaletlerde yüzde 0.5’in altındaysa oylar tekrar sayılıyor, bazı eyaletlerde de yüzde 2’nin altındaysa. Dolayısıyla, tüm demokratik sistemlerde bu yeniden sayma talebi haktır, vardır, doğaldır, önemli olan sonuçları beklemek ve en son nihai karara da herkesin saygı göstermesi gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımız da zaten dün açıkça bunu söyledi. Tüm bu yeniden itirazlar sürecinde en son kararı kim verecek, Yüksek Seçim Kurulu kararı. Yüksek Seçim Kurulu kararı hangi ilçede ya da ilde hangi kararı verirse ona da herkes zaten uymak durumundadır. Partimizin yaptığı itirazlar da bu yasalar çerçevesindedir. Bir an önce tabii bunların neticelenmesi herkesin beklenti ve bu sürecin de işlemesi doğaldır. Bu sürecin işlemesine de kimsenin itiraz etmemesi gerekiyor.

SUNUCU- Bir anlamda Avrupa Birliğinden gelen demokratik ilkelere uymaya çağırıyoruz Türkiye’yi şeklindeki açıklamalara da yanıt vermiş oldunuz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani Avrupa Birliği’nin bu tür açıklamalarını biz objektif açıklamalar olarak görmüyoruz. Avrupa Birliği ülkelerinde de yeniden sayma, itiraz onların yasalarına göre vardır. Türkiye’nin genel seçimlerdeki atmosferine bakmak lazım ya da seçimin nasıl gerçekleştiğine bakmak lazım. Ufak tefek bazı seçim mahallinde olaylar oldu bunlara üzüldük, ama genel anlamda baktığımız zaman demokratik, şeffaf bir seçim oldu. İtirazların olması ve yanlışlıkların yapıldığı bir yerde de oyların yeniden sayılması da yine demokratik sürecin bir parçasıdır. Demokrasiye inandığını söyleyen bir Avrupa Birliği’nin de sorumlu bir şekilde açıklamalar yapması gerekiyor. Seçim sürecinde taraf tutamadılar, daha önce tuttukları zaman ters tepti, şimdi seçimden sonra taraf tutmaya da kalkmasınlar. Biz demokrasiye ve demokratik seçimlere bağlı bir ülkeyiz. Vatandaşlarımızın özellikle bu konuda da çok büyük bir hassasiyeti var. Vatandaşların oyuna sahip çıkmak da herkesin görevi başta siyasi partiler olmak üzere. Burada vatandaşın oyuna sahip çıkmak gerekiyor. Vatandaşın verdiği oyun doğru, şeffaf ve adil bir şekilde sayılıp ve verdiği partiye ya da adaya oyunun gittiğinden herkesin emin olması gerekiyor.

SUNUCU- Şimdi kısa süre öncesinde Amerika Birleşik Devletlerine ve Rusya’ya seyahatiniz oldu Amerika’ya kendiniz gittiniz, Rusya’da Sayın Cumhurbaşkanıyla birlikteydiniz. Önce Amerika’yla başlayalım, malum Türkiye’nin S-400 alımı ve Amerika’nın buna tepkisiyle başlayan süreç açıklamaların tonu biraz artarak, hatta kimi zaman tehdit boyutuna vararak devam ediyor, son olarak da senatörlerden dün bir açıklama geldi diyelim ABD’li senatörlerden ve kısaca bu açıklamaların ana fikri Türkiye S-400’le, F-35 NATO müttefikliğiyle müttefik olmama durumunda bir tercih yapsın mesajları geliyor sık sık. Şimdi son ziyaretiniz bu krizi hangi aşamaya taşıdı olumlu ya da olumsuz yönde?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ziyaretimiz esasen çok faydalı geçti onu söylemek isterim. Mesela bahsettiğiniz senatörlere ve Kongre üyelerine ve Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Eliot Engel ve diğer komisyon başkanlarına bizim S-400’ü neden almak zorunda kaldığımızı açıkladıktan sonra biz böyle olduğunu bilmiyorduk dediler. Yani Amerika’nın 10 senedir Türkiye’ye Patriot satmadığını dolayısıyla Türkiye’nin acil ihtiyacı olan hava savunma sistemini bir yerden karşılaması gerektiğini ve o nedenle de S-400’ü aldığını söyleyince biz böyle bilmiyorduk, bize böyle söylemediler diyor. Dolayısıyla, bu tür temaslarımızı sürdürmemizde fayda var anlatmamız lazım, bu bir.

İkincisi, NATO üyesi ülkelerin bazılarında da S-300’ler var dolayısıyla, herhangi bir hava savunma sistemine sahip olmak NATO üyeliğiyle çelişmez. Ayrıca bu konularda söz söyleyecek kişi kimdir? Genel Sekreterdir, NATO Genel Sekreteri. NATO Genel Sekreteri son derece net bir şekilde, sarih bir şekilde, hatta kongrede ve daha sonra basın toplantısında herhangi bir NATO üyesinin istediği savunma sistemini ve ihtiyacını istediği yerden alabileceğini ve egemen bir ülkenin kendi kararı olduğunu söyledi. Dolayısıyla, burada NATO üyeliğiyle bizim aldığımız hava savunma sisteminin arasında çelişki yok ki, yani burada bunu bu noktaya getirmek bir kere çok yanlış. Ve NATO’yla ilgili kararlar oy birliğiyle verilir, herhangi bir ülkenin istediği kararlar oradan çıkmaz. Türkiye’nin NATO üyeliğini sorgulamak da çok absürt bir şeydir. Çünkü bugüne kadar NATO’ya en çok katkı sağlayan ülkelerin başında geliyoruz. Yani bütçede ilk 8’deyiz, diğer katkılarda ilk 3, ilk 5’teyiz ve NATO’nun tüm misyonlarında aktif görevler alıyoruz. Böyle bir ülkenin NATO’ya bağlılığını, NATO üyeliğini sorgulamak son derece yanlıştır. Onların Rusya düşmanlığı var, herhangi bir ülke başka bir ülkeye düşman oldu diye bizim de o ülkeyle düşman olmamız gerekmez, biz egemen, bağımsız bir devletiz, ülkeyiz ve kendi kararlarımızı kendimiz veririz. Ve burada bu görüşmelerimizde de her şeyden önce bu S-400’ü aldığımızı ve bunun bitmiş bir anlaşma olduğunu net bir şekilde söyledik, bu bir.

İkincisi, sürekli Caatsa’dan bahsediyorlar yaptırımlardan. Biz bu anlaşmayı Caatsa kararından önce imzaladık. Bir üçüncüsü, Caatsa kararına baktığımız zaman F-35’ten bahsetmiyor dolayısıyla, kendi kendilerine çelişen bu açıklamalar ancak Türkiye’ye işte gözdağı verme yönündeki açıklamalardır, bunlar doğru değildir, esas müttefikliğe zarar veren onlardır. Hem bu şekilde şartlar koşarak hem de bize yönelik tehdit oluşturan bir terör örgütüyle işbirliği yaparak müttefikliğimize ve dostluğumuza zarar veren onlardır, biz değil.

SUNUCU- Bu Amerika’daki görüşmelerinizde Amerika teknolojisine ya da F-35 teknolojisine bu S-400’lerin bir risk olmadığını, bir teknik heyet oluşturalım gelip inceleyin şeklindeki önerinize bir yanıt geldi mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bu süreçte, o tezlerine karşı biraz önce söylediklerimi söyleyince bu sefer diyorlar ki, efendim işte bu S-400 F-35’e yönelik bir tehdit oluşturur veya NATO sistemine. Biz başından beri bu konuda hassasiyet gösterdik ve Rusya’ya da en başından beri, yani bu alacağımız savunma sisteminin tamamen Türkiye’nin kontrolünde olması gerektiğini de söyledik. O yüzden kendi teknisyenlerimizi, mühendislerimizi gönderiyoruz, eğitiyoruz ve Rusya’nın elinde var olan bir sistemi değil, yeniden üretilecek bir sistemi istedik ve bekledik bunun için. Yani geçen sene esasen Rusya’nın elinde olan bir S-400’ü Türkiye’ye getirebilirdik. Biz bu konularda en az müttefiklerimiz kadar hassasız. Madem bu konularda şüpheniz var, o zaman gelin uzmanlardan oluşan bir çalışma grubu oluşturalım. Ve bu çalışma grubu NATO’da içinde olsun incelesin. Ve F-35 başta olmak üzere NATO sistemlerine biz de kullanıyoruz bir tehdit oluşturup, oluşturmayacağını kendi gözleriyle görsün dedim. Biz bu kadar şeffaf, bu kadar açık davranırken Amerika’nın bu tutumu işin doğrusu yapıcı bir tutum değildir. Eğer Amerika’nın gerçekten endişesi buysa bu teklifimizi kabul eder ve uzmanlar beraber Türk uzmanlar, NATO’dan gelecek olan uzmanlar, Amerika’dan gelecek olan uzmanlar beraber incelerler ve tehdit oluşmadığını,o zaman oluşturmadığını görecektir, çünkü öyle olsaydı zaten şu an da bazı Slovakya başta olmak üzere, Yunanistan aynı şekilde bazı Bulgaristan, NATO üyesi ülkelerdeki S-300 sistemleri de o tehdidi oluştururdu, bu bir.

İkincisi, İsrail’in elindeki F-35’ler Suriye üzerinde uçuyor ve Suriye’de şu anda Rusya’nın kontrolünde S-400’ler var. Diğer taraftan yine Norveç’in elindeki F-35’ler bu bölgede uçuyor. Amerika’nın elindeki F-35’ler Suriye’de uçuyor ve buralarda S-400 sistemleri var. Yine Rusya’nın kuzeydoğusundaki sistemler doğrudan Norveç üzerindeki F-35’leri de etkiliyor, yani bunlar tamamen Rusya’nın kontrolünde olan sistemler olduğu halde tehdit oluşturmuyorsa nasıl oluyor da Türkiye’nin tamamen kontrolünde olan bir sistem NATO hava savunma sistemine ya da silahlarına ya da uçaklarına F-35 dahil tehdit oluşturuyor. Biz bu konuda başından sonuna kadar tüm müttefiklerimizle başından sonuna kadar bilgilendirme dahil şeffaf davrandık. Yani bizim burada gizli saklı…

SUNUCU- Bu teknik heyet konusunda bir yanıt henüz gelmedi anladığım kadarıyla.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Henüz olumlu bir cevap gelmedi, NATO Genel Sekreteriyle de aynı şekilde Washington’daki toplantı kapsamında görüştük, kendisine de bu teklifimizi ilettik hatta NATO’nun bu konuda öncülük edebileceğini de söyledik.

SUNUCU- Amerikalı mevkidaşınızla da bir görüşmeniz oldu aslında bu konuşmaları da ona binaen yapıyoruz bir taraftan. Yeni bir bilgi, F-35 eğer S-400 alırsanız Amerika F-35’leri vermeyecek ifadesini çok net bir şekilde ben Çavuşoğlu’na ilettim diyor Pompeo.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu görüşmede nedense konuşmadıklarımız, söylemediklerimiz, hatta sadece bizim söylediklerimizi söylemiş gibi basın açıklamasında da gördük. Daha önce bir kere de telefon görüşmesinde Trump’la Cumhurbaşkanımızın görüşmesinde de bunu söylemiştik, herhalde önceden hazırlıyorlar arkadaşlar ve basına bu şekilde veriyorlar. Burada biz Caatsa yaptırımlarından bahsettik ve Katsa yaptırımlarından önce aldığımızı ve bunun bitmiş bir anlaşma olduğunu kendisine net bir şekilde söyledik, biraz önce ortak komisyon teklifimizi ilettik. Bu arada parantez içinde Caatsa’nın da F-35’leri kapsamadığını, içinde F-35 olmadığını net bir şekilde söyledik, konuşmalarımız bu yönde geçti.

SUNUCU- S-400’lerin alınması, sınırlı kullanılması, kullanılmaması, bir başka ülkeye Türkiye üzerinden satılması gibi alternatifler masada mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Niye bizim ihtiyacımız var, acil ihtiyacımız var neden kullanmayalım? Biz bunu laf olsun diye bu kadar parayı kozmetik bir ürün için vermiyoruz ki. Şunu anlamak istemiyorlar, bizim çok acil bir şekilde hava savunma sistemine ihtiyacımız var.

SUNUCU- Patriot verelim diyorlar.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Patriot vereceklerinin garantisi yok. Sorduk bu ziyarette de sordum Pompeo’nun kendisine sordum. Mike dedim şimdi böyle bir şey mümkün değil, ama hiç elimizde sistem yok S-400 de yok bize Patriot satma garantisi veriyor musunuz dedim, hayır veremiyoruz dedi, çünkü bu kendi elinde değil.

SUNUCU- Onay süreçleri var.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Kendi elinde değil, belki kendisine kalsa verir, çünkü onay süreçleri var. Garantisi var mı? Yok. Bu arada Başkan Yardımcısı Pence’nin Türkiye bizim teklifimizi reddetti açıklaması da doğru değil. Nedense böyle doğru olmayan açıklamaları seviyor arkadaşlar. O gün katıldığımız bir konferansta herkesin farklı farklı zamanlarda, ayrı ayrı katıldığı bir konferansta Mike Pence’nin bu açıklaması doğru değil. Sadece biz verilen teklifte bize teslim süresinin uzun olduğunu acil ihtiyacımız var çünkü, yani sadece bir tane S-400’e ihtiyacımız yok bizim, daha fazla hava savunma sistemine ihtiyacımız var. Ve Amerika’nın da satmak istiyorsa daha kısa süre içinde bize teslim etmesi gerektiğini kendilerine söyledik, ayrıca fiyat da yüksek dedik. Dolayısıyla, yeni teklif vermenizi bekliyoruz. Nitekim yeni teklifi de geçen hafta biz oraya gitmeden önce Amerika bize ulaştırdı, şimdi arkadaşlarımız çalışıyor. Herhangi kategorik olarak ya da hiç müzakere etmeden teklifi reddetme diye bir şey yok. Tabii ki bir teklifi al ya da bırak olmaz, bir teklifte bulunursunuz sonra pazarlık yaparsınız teslim süresi ve fiyatıyla ilgili. Hatta orta vadede teknoloji transferi veya ortak üretim gibi. Ama şu anda acil ihtiyaç almak için müzakere ediyoruz. Yani bir ürünü bir an önce almak için, çünkü ihtiyacımız var bizim. Amerika satarsa Patriot biz alırız, Ama Amerika Patriot satmak istemezse yarın biz ikinci bir S-400 de alabiliriz ya da başka bir hava savunma sistemi de alabiliriz. Eurosam’la imzaladığımız anlaşma orta vadeli, uzun vadede bizim ihtiyacımız görür ortak üretim dahil. Bu Fransa’nın ve İtalya’nın ortaklığı bu işte SAMP-T’inin üretildiği Eurosam’dan bahsediyoruz, ama benim acil ihtiyacım var. Benim bulunduğum bölge dikensiz bir gül bahçesi ya da cennetten bir bahçe değil ki. Bizim komşularımız onu söyledik Kanada’yla Meksika değil dedik, Meksika’yla göçmen konusunda siyasi konularda anlaşmazlıklar olabilir, ama yani Amerika’ya yönelik tehdit oluşturan ülkeler değil. Ama bizim etrafımıza baktığımız zaman her tarafta itilaflar var, çatışmalar var ve füzeler var, dondurulmuş itilaflar var hemen her an patlama potansiyeli var dolayısıyla benim ihtiyacım var ben bunu almak durumundayım.

SUNUCU- İkinci teklif yani revize edilmiş teklif geldi dediniz 1 haftalık bir süre oldu. Size ilk bilgiler ulaşmıştır yani ilk tekliften neler değiştirilmiş fiyat gibi ya da süre gibi ya da teknoloji transferine açıklık gibi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Süre konusunda daha bu şimdi ilk alacaklarımız bizim acil ihtiyacımızı karşılamak için. Teknoloji transferi ve ortak üretim gibi konular orta vadede olacak şeyle, bir günde olacak şeyler değil. Ama şu anda acil biraz önce de söyledim alacak bizim almamız gereken hava savunma sistemleri var. Oradan veya buradan biz tabii ki tercih ederiz müttefiklerimizden alalım. Tabii teklifi şu anda Savunma Sanayi Başkanlığımız arkadaşlarımız değerlendiriyorlar, Amerikalı muhataplarıyla görüşüyorlar. Şimdi onların detaylarına girmek istemiyorum, ama bir önceki teklife göre tabii ki daha rasyonel bir teklif. Ama bizim beklentilerimizi karşılayıp, karşılamadığını arkadaşlarımız çalıştıktan sonra bize de bildirirler, Amerikalı muhataplarına da tabii ki kendileri de bizler de ileteceğiz.

SUNUCU- F-35 programından Türkiye’ye çıkarsa, çıkarılırsa ihtimali üzerine mesela Rusya’yla yeni nesil bir savaş uçağı programı olabilir mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi biz bu programın bir ortağıyız ve çok ciddi yatırımlar yaptık o bu kadar kolay bir iş değil. Bugüne kadar 1.2 milyar dolar para ödedik biz. Ben böyle istedim Türkiye çıkacak diye bir şey yok, uluslararası hukuk var hakkımızı ararız. Diyelim ki, en kötü senaryoyu konuşalım bizim şimdi yeni uçaklara ihtiyacımız var mı? Var. F-35 olmazsa, ben yine ihtiyacım olan uçağı herhangi bir yerden almak durumundayım ta ki kendim üretinceye kadar. Şu an da kendi uçaklarımızı üretmek için biliyorsunuz yoğun çaba sarf ediyoruz. İşte Hürkuş gibi, eğitim uçakları, diğer uçakları üretiyoruz ve önemli mesafe de kat ettik bu konuda. Ama F-35 ya da işte Rusya’nın SU-34 var, 57 var bunlar yeni üretilecekler var, başka ülkelerde var. Mutlaka ben ihtiyacımı kendim üretinceye kadar bir yerden karşılayacağım. Ama biz zaten F-35’in ortağıyız ki buradan bu ihtiyacımızı karşılamak için.

SUNUCU- Verdiğimiz paralar var, yapılan yatırımlar var, anlaşma var.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Parayı verdik üretim yapıyoruz beraber bu çok taraflı bir program, ortaklık var burada, yani burada Türkiye’yi biz Türkiye’yi çıkarıyoruz demek kolay bir şey değildir, Türkiye buranın ortağıdır biz ihtiyacımızı buradan karşılıyoruz, karşılamak için bu programa girdik. Türkiye’nin esasen NATO müttefiklerine yönelik bakışının da bir göstergesidir. Ama farz edelim en kötü senaryoyu ortaya koyalım hiç olmadı, bu sefer Türkiye herhangi bir yerden bunu almak durumundadır o zaman da başka yerden alamazsın kimse diyemez. Şu anda S-400’ü alamazsın demelerinin yanlış olduğu gibi o da yanlış olur.

SUNUCU- Yani sanki bu hava savunma sisteminde yaşadığımız süreç bu kez savaş uçakları sürecinde de yaşanılacak gibi mi, bu erken bir yorum mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yok öyle bir şey yok, öyle sanki diye konuşmayalım varsayımlarla konuşmayalım. Şu an da bazı çelişkili açıklamalar geliyor ama uçaklar da bir taraftan Türkiye’ye teslim ediliyor, dördüncü uçak da teslim edildi dolayısıyla, yani karamsar olacak bir durum yok.

SUNUCU- Bu bir de siz yine Amerika’dayken tek taraflı müdahale yani Suriye’ye Fırat’ın doğusuna bir operasyon anlamında tek taraflı müdahalenin yıkıcı sonuçları olur dedim dedi yine mevkidaşınız.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Böyle bir tabir, bu açıklama kendisi böyle bir şey söylediğini söylemedi, ama açıklamanın içinde vardı, böyle bir tabir hiç kullanılmadı. Ve Suriye konusunu ben açtım, bir an önce Münbiç yol haritasını uygulamamız gerekiyor ve diğer taraftan çekilme sürecini arkadaşlarımız devam ettiriyor, çalışıyor. Görev gücü üç defa toplandı yakın zamanda tekrar toplanacak, zaten James Jeffrey de oradaydı Suriye Özel Temsilcisi ve bunları konuştuk, kesinlikle böyle bir tabir kullanılmadı, bu öncede hazırlanmış bir açıklama, sonra da arkasında durmak zorunda kaldı. Esasen gerçekten insan üzülüyor, yani böyle bir ülkenin söylenmeyen şeyleri önceden hazırlayıp açıklamaya koyması doğru değil. Bu esasen kompleks içinde olan ülkelerin yaptığı açıklamalardır, ben bunu söyledim, ben böyle söyledim, ben böyle konuştum, bizim konuşmamız tüm konuşmamızın tüm kayıtları da var her iki tarafta da var, böyle bir konuşma hiçbir zaman aramızda geçmedi.

SUNUCU- Çekilme konusu çünkü biraz...

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çünkü güvenli bölgeyi konuştuk güvenli bölgeyi nasıl oluşturacağız, Türkiye’nin burada olması gerektiğini söyledik. Aynı şekilde Amerika’nın çekilmesinin koordine edilmesi gerektiğini konuştuk ve hep bu işin olumlu kısmını konuştuk, yani diğer kısmını böyle bir cümle kullanacak bir ortam da oluşmadı.

SUNUCU- Türkiye’nin olmadığı güvenli bölge planına karşıyız bu mesaj iletildi tabii.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii iletildi.

SUNUCU- Yani bir ilerleme var mı bu konuda?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz hem Rusya’ya hem Amerika’ya herkese Fransızlara da bunu söyledik Cumhurbaşkanımız Macron’a söyledi, Fransa Dışişleri Bakanı’yla da yine Washington’da görüştük ve kendilerine de söyledik. Yani bizim sınırımızın öbür tarafında terör örgütleri var ve bu terör örgütleri bize yönelik tehdit oluşturuyor ve bir güvenli bölge oluşacak ve bunun içinde biz olmayacağız. Bizim içinde olmadığımız, güvenliğini bizim tesis etmediğimiz bir bölgede biz kendimizi güvende hissedemeyiz. Bunun gerçek anlamda güvenli bölge olabilmesi için bizim orada olmamız lazım ve orada oluşacak tüm yapılarda Türkiye’nin liderlik etmesi gerekiyor, öncülük etmesi gerekiyor, başında olması gerekiyor, bu da son derece doğaldır. Biz hiç kimseyi ne Rusya’yı, ne Amerika’yı, ne de diğer koalisyonun içinde olan ülkeleri dışlamıyoruz, ama burada oluşacak herhangi bir yapının başında Türkiye’nin olması son derece doğaldır, bu bizim için de önemlidir. Esasen Suriye’nin sınır bütünlüğü bakımından da hassas ve önemlidir.

SUNUCU- Bu yakın zamanda Cumhurbaşkanının bir Amerika ziyareti ya da Amerika Başkanının daha önce söylemişti gelmeyi istiyorum diye Türkiye’ye ziyaret planı ya da bir telefon görüşmesi planlanıyor mu? Çünkü yine mayınlı noktaların sayısı artmış gibi Türk Amerikan ilişkilerinde.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Telefon görüşmeleri zaten sık sık oluyor orada her an olabilir. Bazen Trump görüşmek istiyor, bazen Cumhurbaşkanımız görüşmek ister ve hemen telefon görüşmesi sağlanıyor. Karşılıklı ziyaretler konusunda Sayın Trump birkaç defa Sayın Cumhurbaşkanımıza Türkiye’ye gelmek istediğini ve geleceğini söyledi. En son konuşmalarımızda da bunun tarihinin belirlenmesi gerektiğini Bolton’a da söyledik ve bu konuda birlikte çalışalım dedik. Diğer taraftan, ileride tabii Sayın Cumhurbaşkanımızın da yine Amerika’ya ziyareti olabilir. İki müttefik arasında karşılıklı ziyaretlerin ve temasların önemini onlar da biliyor, biz de biliyoruz. Özellikle var olan sorunların aşılması, yanlış anlaşılmaların giderilmesi ve pozitif gündeme odaklanması bakımından da bu tür temasların faydasını her zaman karşılıklı olarak gördük.

SUNUCU- Rusya ziyareti de önemliydi, orada da tabii masadaki ana başlık Suriye başlığı oldu. Özellikle İdlib meselesine geleceğim, ama bu Amerika’nın S-400 konusundaki baskısına Rusya’dan gelen yanıtlar nasıl, yani biz sizin yanınızdayız her zaman mesajı mı veriliyor ya da sizin kendi sorununuz mu deniliyor, ne oluyor orada?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani esprili bir şekilde karşı karşıya kaldığınız sıkıntıları da biliyoruz, ama bizim işte teslim tarihi konusunda sıkıntı yok, hatta daha da öne almak için çaba sarf ediyoruz, anlaşmaya sadığız, dolayısıyla herhangi bir sorun yok, buna benzer cümlelerine geçiyor toplantı.

Rusya tabii ki Türkiye’ye yönelik bu baskıları biliyor, ama bu baskılara rağmen Türkiye’nin de imzaladığı anlaşmalara sadık kaldığını da sadece S-400’e değil, diğer konularda da her zaman görmüştür Türkiye’nin verdiği sözü her zaman tutar.

SUNUCU- Orada İdlib’de yükselen tansiyon masadaki önemli başlıklardan biri. Rejimle, muhalif güçler arasında gerilim tırmanıyor, Türkiye’nin de Rusya’nın da orada önemli rolü var. Ortak devriye de yapılan anlaşma çerçevesinde başlayacak, ama henüz olmadı nedir? Putin’den de bir ortak devriye mesajı da geldi, ama İdlib’deki gerginlik azaltılabilecek mi, çünkü Türkiye göç tehdidini bir kere daha yüklenmek istemiyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu ziyarette de İdlib muhtırasına bağlı kaldığımızı her iki taraf da teyit etti, başta Sayın Putin olmak üzere. İkincisi, bir an önce ortak devriyelerin başlaması konusunda mutabık kalındı.

Üçüncüsü, buradaki gerginliğin ve çatışmaların siyasi süreç dahil, Astana süreci dahil, bizim birlikte çalıştığımız tüm süreçleri riske atacağının farkındayız, yani Rusya da bunun farkında. Ayrıca o bölgede var olan yabancı terörist savaşçılar ve radikal gruplara karşı da birlikte bir şey yapılması gerektiği konusunda da mutabıkız, sadece bu Rusya’yla değil, diğer ülkeler de bununla ilgileniyor. Birçok ülke kendisinden gelen bu yabancı terör savaşçıları geri almak istemiyor, ama ne yapmak istediğini de bilmiyoruz işin doğrusu. Fakat tüm bu konularda Rusya’yla tam bir mutabakat içindeyiz. Ve kendilerinden de tabii rejimin özellikle ihlallerini durdurmalarını da Sayın Cumhurbaşkanımız bizzat istedi.

SUNUCU- Bir taraftan da YPG’yle mücadele anlamında Rusya’nın tutumu da tabii önemli, bu konuda tam güveniyor muyuz Rusya’ya, Moskova yönetimine?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ya şimdi bir ülkeye güveniyoruz, güvenmiyoruz tabiri kullanmak doğru bir şey değildir. Bu yani bizim birlikte çalıştığımız bir ülkeye yönelik böyle bir tabir kullanmamız doğru değildir. Ama şu bir gerçek ki, YPG, PKK bugüne kadar tüm ülkelerden faydalanmak istedi, başlangıçta Ruslardan da faydalanmak istedi. Gördüğümüz kadarıyla Ruslar da terör örgütleriyle, normal Kürtleri ayırt etmeye çalışıyorlar, bu bana göre sağlıklı bir yaklaşım, bizim de zaten tüm derdimiz bu. Bir tarafta teröristler, hatta Kürtlere de zulmeden teröristler var. Oradaki azınlıkların hepsine zulmeden bir terör örgütünden bahsediyoruz. Şimdi tüm bu PKK’nın, YPG’nin olumsuzluklarını anlatıyoruz anlatıyoruz, orada Hıristiyanlara zulmettiğini söyleyince Amerika’dan hemen ses geliyor aa öyle mi işte bu kabul edilemez. Ya şimdi Hıristiyan, Müslüman, Arap, Türkmen, Kürt kim olursa olsun, yani bir terör örgütü kime zulmederse etsin buna dur dememiz lazım, böyle ayrım yapmak da doğru bir şey değil. Burada özellikle PKK konusunda Rusya’nın hassasiyet gösterdiğini biliyoruz, ama burada sahadaki unsurların ne olacağı konusunda tam bir şey yok. Esasen burada terör örgütlerini çıkarmak ve geri kalan Kürtleri Türkiye’deki Kürtleri de buraya döndürmek, dönmelerini sağlamak ve bölgenin istikrarını sağlamak Rusya’nın da yararına, çünkü Rusya Suriye’de kalmak istiyor iki tane üssü var ve Suriye’yle anlaşma imzalamış en az 45 yıllık sanırım. Dolayısıyla, buranın istikrara kavuşması onların güvenliği bakımından da önemli. Bir de hem Rusya hem Türkiye Suriye’nin toprak bütünlüğü, sınır bütünlüğü konusunda çok hassas. Dolayısıyla, bu terör örgütleriyle işbirliği yapmamanın bu bakımdan da önemli olduğunu biliyoruz, çünkü YPG, PKK Suriye’yi bölmek istiyor ve Rusya da, Türkiye de buna karşı.

SUNUCU- İsrail’de seçimler yapıldı kesin sonuçlar açıklanmadı, ama Netanyahu ve rakibinin sandık çıkışı anketlerinde başa baş bir durumda olduğu görülüyor, yine bir koalisyon çıkacak gibi. Şimdi bu soruyu Amerika’nın son dönemdeki İsrail politikasını da hatırlatarak Netanyahu’ya bir destek olarak yorumlanan politikasını da hatırlatarak soruyorum, Netanyahu’nun iktidarda, yönetimde olmaya devam etmesi bölgeyi nasıl etkiler?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi seçim bitti tabii İsrail halkının iradesine herkesin saygı duyması gerekiyor. Ama sonuçta iktidara kim gelirse gelsin artık seçim bitti bu retorikten ve popülizmden vazgeçilmesi gerekiyor ve bir an önce iki devletli çözüm için herkesten çok İsrail’in adım atması gerekiyor. Ve burada sadece Filistin’in değil, İsrail’in de huzur için, bölgenin huzuru, barışı ve istikrarı için tek çözüm iki devletli çözümdür. İki devletin yan yana yaşayacağı bir çözümdür, yani 1967 öncesi sınırlarla birlikte iki devletli bir çözümdür. Bunun dışındaki hiçbir çözüm bölgeye barış, huzur getirmez.

Ayrıca artık seçimler bitti popülizmi bir kenara, retoriği bir kenara bırakması gerekiyor İsrail’in ve bu saldırgan tutumundan vazgeçmesi gerekiyor. Yani seçim sonuçlarında kim iktidara gelir, kim koalisyon kurar bunlara bizim yorum yapmamız ya da herhangi bir şekilde müdahale etmemiz doğru olmaz başka bir ülkenin iç işleridir. Ama seçim sonuçlarının başta Ortadoğu barış süreci olmak üzere bu bölgeye istikrar ve huzur getirmesi gerekiyor, biz bu konuda düşüncelerimizi söylüyoruz.

Diğer taraftan öyle görünüyor ki, Amerika’nın bu kadar açık desteğinin de çok faydası olmamış. Amerika’nın da hani İngilizce bir tabir var “honest broker” yani dürüst bir arabulucu olması gerekiyor. Özellikle barış sunacağı bir barış planından bahsediyorlar. Barış planının da iki taraf sadece iki taraf tarafından kabul edilmesi değil, tüm dünya tarafından gerçekten saygı görülmesini istiyorsa sunacağı herhangi bir planın, adil olması lazım, objektif olması lazım ve Amerika’nın da yine objektif tutum içinde olması lazım. Bugüne kadar Amerika İsrail’in tarafını tuttu yeni yönetimle beraber. Bu esasen Amerika’nın Ortadoğu sürecinde güvenilirliğini zedeledi.

Şimdi seçimler bitti aklıselim hakim olması gerekiyor ve Ortadoğu’ya barışı ve huzuru getirmek için çalışılması gerekiyor. Böyle bir durumda Türkiye geçmişte olduğu gibi üzerine düşen katkıyı sağlar. Örneğin, bu Golan Tepeleriyle ilgili Amerika’nın aldığı karar son derece yanlıştır. Ve daha önce kendi aldığı kararlar ve kendisinin desteklediği BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla da çelişiyor. Geçmişte Sayın Cumhurbaşkanımız bu sorunun çözülmesi için gerçekten çok çaba sarf etti. Hatta bir iki, Olmert’ti o günkü Başbakan yanlış hatırlamıyorsam. Bir iki kelime de anlaşmazlıklar vardı ve Olmert dönüp İsrail’e Türkiye’ye cevap verecekti. Cumhurbaşkanımız arabuluculuk yapıyordu. Ve o sırada cevap gelmediği gibi İsrail bu sefer Gazze’ye saldırdı ve çözüm olmadı. Yani bu sorunun çözülmesi için biz geçmişte çok çaba sarf ettik, bu topraklar Suriye’nin topraklarıdır. Bugün rejimle bizim herhangi bir temasımızın olmaması bu gerçeği değiştirmez, biz ilkeli tutum sergiliyoruz. Dolayısıyla, Amerika’nın uluslararası hukuku hiçe sayan, kararlar atmak yerine, adımlar atmak yerine büyükelçiliğini taşıma kararı dahil uluslararası hukuk çerçevesinde ve BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde bir barış sürecine ağırlık vermesi gerekiyor, o zaman işte hepimizden güçlü destek görür.

SUNUCU- İran Devrim Muhafızları kararı ve bölgeye etkisi konusunda ne söyleyeceksiniz ya da en azından Türkiye açısından bunun bir etkisi olur mu, nasıl değerlendirirsiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Son derece yanlış bir karar. Yani Devrim Muhafızlarının Suriye’de yaptıklarını biz doğru bulmadık, geçmişte özellikle sahada. Yani İran’ın da bazı politikalarını doğru bulmadık, ama biz İran, Rusya ve Türkiye olarak Astana süreci, Cenevre sürecini de canlı tutan bir süreçtir, siyasi süreç için çaba sarf ettik. Şimdi bir ülkenin resmi ordusunu terör örgütü ilan etmek son derece tehlikelidir. Şimdi İran da yine CENTCOM’u terör örgütü ilan etti, o da yanlış, yani yanlışa yanlışlıkla karar vermek, yanlış cevap vermek doğru bir yaklaşım değildir. Şimdi siz YPG, PKK’yla Suriye’de işbirliği yapacaksınız bir terör örgütüyle ve kendi askerleri PKK’yla, YPG’nin hiçbir farkının olmadığını kabul edecek. Siz bir terör örgütüyle işbirliği yapacaksınız, sonra da kalkıp başka bir ülkenin resmi ordusunu terör örgütü ilan edeceksiniz, bunu neyle izah edeceksin?

SUNUCU- Bölgedeki bir başka gerilim Libya’daki durum, bu konuda siz de telefon diplomasisi yürüttünüz dün. Nasıl bir sonuç var, bu Trablus’u ele geçirme emriyle başlayan gerilimde?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bu saldırı gerçekten Libya’yı felakete götürecek bir saldırı. Burada askeri bir saldırıyla gücü ele geçirmek veya gücü ele geçirmeye çalışmak Hafter ve tüm Suriye için de felaket olur. Uzun süredir Birleşmiş Milletlerin çatısı altında ve öncülüğünde çok çaba sarf ediyoruz ve şu anda Ulusal Mutabakat Hükümeti iş başında. Ve son zamanlarda bütçesi artı vermeye başladı. Ülkenin kalkınması için, enerji yatırımları dahil biz de destek veriyoruz şirketlerimiz gidiyor. Geçmişte var olan borçlarını da ödemeye başladılar bizim şirketler dahil, ama herkese yavaş yavaş böyle istikrara kavuşmaya başlayan bir ülkeydi ve önümüzdeki süreçte bir konferans planlanıyordu. Hafter’la bu Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında uzlaşıyı sağlamak için BM Genel Sekreteri bizzat çaba sarf ediyor, Salame uzun zamandır çaba sarf ediyor ve biz de bunu destekliyoruz. Şimdi tam bu çalışmalar hızlanmışken bu saldırının başlaması son derece tehlikeli bir adımdır. Şu anda tüm uluslararası camianın buna karşı çıktığını görüyoruz. Ama sadece karşı çıkan açıklamalar yetmez ve bu saldırıların öyle veya böyle durdurulması gerekiyor. Ve Hafter’a destek veren ülkelere de söylüyoruz bu çok tehlikelidir ve taraf tutmayın. Biz nasıl sadece BM’nin çabalarını destekliyoruz, birçok ülke gibi Türkiye, siz de bu çabaları destekleyin. Yani Hafter yoluyla Libya’yı ele geçirmeye çalışmak, komşu ülkeler için söylüyorum son derece tehlikelidir ve buradaki felaketlerin ve ölümlerin ve sivil insanların ölümünden siz de sorumlu olursunuz.

SUNUCU- Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’a.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tıpkı şu anda Yemen’deki açlıktan, yanlış bombalamalardan ve kıtlıktan, hastalıktan ölen insanlardan sorumlu olduğunuz gibi, Libya’daki kaostan, katliamlardan, sivil insanların ölmesinden ve sivil savaştan sorumlu olursunuz.

SUNUCU- Bir başka Türkiye’yi ilgilendiren başlıklardan bir tanesi Avrupa Parlamentosunda seçimler var önümüzdeki süreçte bu yükselen sağ, hatta kimi zaman ırkçılık, kimi zaman İslam düşmanlığı Parlamento seçimlerine yansıması ve bunun Türkiye, Avrupa Birliği arasında zaten soğuk olan ilişkilerin bu parlamento yapısıyla daha da sorunlu bir hale geleceğine ilişkin yorumlara ne diyorsunuz? Bu seçimler önümüzde duruyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Avrupalı siyasetçilerle konuşuyorum, onlar da çok endişeli. Gerçekten Avrupa Parlamentosunun dengesinin bu yönde değişeceğinden endişe duyuyorlar. Yani bu sağduyulu siyasetçilerle konuşuyoruz, merkezdeki siyasetçilerle konuşuyoruz. Bazı ülkelerde merkez partileri yine bu tarafa doğru kaymaya başladı, uzun zamandır bunu söylüyoruz, ama ciddi bir endişe var, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde de görüyoruz. Artık ortak değerler yerine ideolojinin hakim olmaya başladığını görüyoruz, bu son derece tehlikelidir. Bu esasen İkinci Dünya Savaşı öncesine götürüyor Avrupa’yı. Ve bu örgütlerin yani Avrupa’yı birleştirmek için kurulan Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliğinin gerçekten temel değerlerini sarsan bu gelişmelerden onlar da endişe duyuyor. Aşırı sağ, İslam düşmanlığı ve tüm dinlere yönelik nefrete karşı, inşallah 15 Mart Yeni Zelanda saldırısı bir milat olmuştur. Şu anda olumlu yaklaşımları görüyoruz, bunu Birleşmiş Milletlerde de gördük. Ve bizim öncülüğümüzde Genel Kurul toplandı, ben de Genel Kurula bu karar tasarısını sunan ülkenin Dışişleri Bakanı olarak hitap ettim ve o karar tasarısı oybirliğiyle kabul edildi. Ve şu anda Avrupa Birliği’nden de görüyoruz, Mogherini de çok çaba sarf ediyor. Şu anda uluslararası camianın bu tehlikeli gidişi fark ettiğini görüyoruz, ama ne kadar başarılı olabiliriz onu bilmiyorum. Yani bu trendi geriye çevirmek için bir süreç başladı, bir eğilim görüyoruz şu anda, kararlılık görüyoruz. Ama bu konuda medyanın çok olumlu rol oynaması gerekiyor, Batı medyası maalesef halen son derece negatif ve birçok siyasetçi halen istediğimiz çizgide değil. Eğer bu trendi geri döndüremezsek yarın Avrupa Parlamentosuna tamamen sol ve sağdaki aşırı akımlar hakim olur. O zaman Avrupa Parlamentosunun da herhangi bir itibarı da kalmaz, aldığı kararları da kimse dinlemez. Bu Avrupa Birliğinin de esasen geleceğe yönelik çok olumsuz bir sürece girmesine de sebep olabilir. Bu aşırıcılıkla, her türlü aşırıcılıkla bizim birlikte mücadele etmemiz gerekiyor, bu endişe Avrupa ülkelerinde de var maalesef. Bakalım Mayıs’ın son haftasında yapılacak seçimlerde ne olacak?

SUNUCU- Peki, çok teşekkürler efendim bilgiler ve yorumlar için.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ben teşekkür ediyorum.

SUNUCU- Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Ankara’dan sorularımızı yanıtladı. Başkentten iyi günler.