#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun AA Editör Masasına Verdiği Mülakat, 14 Haziran 2019

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- … Türkiye’nin güvencelerine rağmen belli bazı şartlar yerine gelirse Patriot da alırız demesine rağmen Amerika’nın şu ana kadar ikna olmadığı görülüyor. Başka nedenler arayalım mı? Vaşington yönetiminin F-35 programındaki ortaklığımızı bitirmesi yönündeki adımları nasıl değerlendiriyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- S-400 bir hava savunma sistemi ve Türkiye’nin ihtiyacı olan bir sistem. Şu ana kadar bizim kendimizin bir hava savunma sistemi olmadı maalesef. Ve Suriye krizinden sonra müttefiklerimizden yardım istedik. Bazı müttefiklerimiz Patriot bataryalarını sınıra gönderdiler, İtalya da SAMP-T bataryalarını gönderdi. Ve biz bu süreçte özellikle hava savunma sistemini alma çabalarımızı yoğunlaştırdık, esasen son 10 yıldır almaya çalışıyorduk, ama müttefiklerimizden alamadık, Patriot’ları da alamadık. Dolayısıyla biz başka arayışlar içine girdik ve en iyi teklifi ve en iyi teknolojiyi Rusya’dan aldık, yani Rusya’nın teklifi teknolojik bakımdan da, diğer mali bakımdan da en uygun şartlardaydı, almaya karar verdik, imzaladık, aldık ve parasının bir kısmını ödedik, bir kısmı krediye bağlandı, yani her şey bitti. Şimdi tamamen teslim süresiyle ilgili çalışmalar devam ediyor ve Türkiye’ye bunlar gelecek.

Şimdi Amerika bizim kararlılığımızı gördü, bir taraftan CAATSA yaptırımlarına dahil etmeye çalışıyor, yalnız F35’ler CAATSA yaptırımı içinde değil. CAATSA’ya baktığımız zaman çıkan yasaya, F-35’ler yok. Ama burada idari tedbirlerle bizi işte eğitimi durdurmaya çalışıyorlar, yok işte CEO toplantısına davet etmiyoruz, Savunma Bakanımıza bir mektup yazıyorlar.

Biz onlara şunu söylüyoruz, bu çabalarınız beyhude, biz S-400’ü aldık, başka bir şeyi yok bunun, aldık. Şimdi siz endişelerimiz var diyorsunuz, bu endişeleriniz nedir bize iletin ve bu endişelerinizi giderecek olan nedir, yani doğru mu, değil mi, bu endişelerinizde haklı mısınız, haklı değil misiniz, bir çalışma grubu kuralım. Çalışma grubunun içinde NATO da olsun, uzmanlar, sizin uzmanlar, bizim uzmanlar. Ama ortaya attıkları iddiaların doğru olmadığını zaten teknik bilgisi olmayan insanlar da bilir. Neymiş efendim S-400’ler F-35’in sistemine girebiliyormuş. Eğer bu iddia doğruysa zaten, Suriye’de S-400’ler var ve yüzde 100 Rusya’nın kontrolünde. Bize gelecekler yüzde 100 bizim kontrolümüzde olacak ve NATO’ya tehdit olmaması için biz zaten ön şartlarımızı en başından koyduk. Diğer taraftan yine Norveç sınırında S-400’ler var ve Norveç’in F-35’leri uçtu. Suriye’de İsrail’in ve Amerika’nın F-35’leri S-400’lere çok yakın uçtu. Eğer bu iddia doğruysa, zaten çoktan S-400 girdi. Sanki biz bir yere taarruz füzesi almışız gibi, bunu da alabiliriz, bu da ihtiyacımız, sanki biz nükleer silah üretmişiz gibi bir savunma sistemi alırken bir müttefikimiz neden bu kadar problem çıkarıyor? Esas sorulması gereken soru bu. Ama biz bu konuda kararlıyız, hiçbir şekilde bu konuda geri adım atmayacağız ve bu konuda artık bizim geri adım atmamız mümkün değildir. Bizim ihtiyacımız olan bir hava savunma sistemidir. Evet, bundan sonra daha da ihtiyacımız var, Amerika’ya niyet mektubumuzu iki sene önce gönderdik, daha yeni cevap verdiler, orada müzakere devam ediyor. Ama bir konuda yine Amerika garanti veremiyor. Fiyatta ve teslim süresinde anlatsak bile Kongreden geçme garantisi veriyor musunuz? Hayır, veremiyoruz. Veremiyorsan, yarın Patriot’u biz alamazsak, yine başka sistemler alacağız. Şimdi Fransa SAMP-T vermek istiyor, bu güzel bir gelişme, Fransa’ya teşekkür ediyoruz. Dün Dışişleri Bakanıyla da bunu konuştuk, onun Savunma Bakanlığı döneminde başlayan bir süreçti. Eurosam’la da bu SAMP-T’lerin alınması ve ortak üretim için bir niyet mektubu imzaladık, daha doğrusu mutabakat zaptı imzaladık. Dolayısıyla bu gelişmeler, esasen bu adımlar orta vadede ve uzun vadede bizim ihtiyacımızı karşılayacak olan adımlardır. Ama bizim şu anda acil olarak savunma sistemine ihtiyacımız var ve bunu da Rusya’dan karşıladık, bunu iptal etmemiz mümkün değil ve artık bizim bu konuda kararlı duruşumuzu devam ettirmemiz gerekiyor ki zaten Cumhurbaşkanımızın liderliğinde de bizim yaptığımız bu. Son derece net, kimseye karşı bir husumetimiz yok, kimseyle bir problemimiz yok, ama bizim bölgemiz öyle cennette bir gül bahçesi de değil, dikensiz gül bahçesi de değil. Bizim komşularımız da Meksika ile Kanada değil Amerika’nın komşuları gibi. Bizim bölgemizde çok ciddi sorunlar, tehditler eskiden beri olagelmiş. Ama son zamanlardaki gelişmelere baktığımız zaman, sürekli tırmanma da var. Biz de Türkiye’nin menfaatleri için gereken adımları atmak durumundayız, olay bu kadar basit.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Bunun bazı sonuçları olsa da mı Sayın Bakan?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bunun sonuçları ne olursa olsun bizim bundan vazgeçmemiz mümkün değil. Biz artık millet olarak da, ülke olarak da bir karar vermemiz lazım. Ya her zaman olduğu gibi geçmişte Amerika bunu dedi, alma dedi almayacağız tamam, al dedi alacağız tamam, başkalarına bağımlı bir ülke olacağız ya da tam bağımsız özgür bir ülke olmak için zorluklar da olsa bunları göğüsleyerek milletimizle beraber kendi yolumuza devam edeceğiz ve bu yoldan bizi de kimse geri çeviremez. Bu bizim için milli bir meseledir, hayati bir meseledir. Evet, zorluklar olmadan ve engeller olmadan özellikle uluslararası ilişkilerde, dış politikada bir hedefe ulaşmak da o kadar kolay değil. Bunlar olacak, ama bunları göğüslemeye milletimiz de hazır, biz de hazırız ve neyse bu zorlukları karşılarız. Ama bağımsız ve özgür bir ülke ve millet olmak için biz bu kararlılığımızı devam ettireceğiz.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Sayın Bakanım, ay sonunda Cumhurbaşkanımızın G-20 marjında Sayın Trump’la Japonya’da bir görüşmesi olacağı bilgi bizde var, Sayın Cumhurbaşkanı bunu açıkladı. Burada hangi mesajları vereceğiz Türkiye olarak?

S-400’lerin teslimatından sonra Amerika’nın yaptırımlara girmesi, CAATSA, Amerikan düşmanlarını yaptırımlarla yola getirme diyelim kanunu gereği yaptırımlar söz konusu olacak. Burada Rusya, Kuzey Kore, İran bugüne kadar, 2017’den sonra çıkan kanunda bugüne kadar yaptırıma uğratılmış ülkeler. Ama şimdi S-400 konusunda bir de Hindistan da topun ağzında tabiri caizse, NATO üyesi bir ülke olmamasına rağmen Hindistan, bu alışverişi gerçekleştirmesi durumunda ki o aynı zamanda F-35’in muadili olan uçağın ortak üreticisi de pozisyonunda Hindistan biliyorsunuz, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye böyle bir yaptırımla, CAATSA yaptırımıyla karşılaşırsa, bu bir paket tabii, bir kısmıyla karşılaşmak, bir kısmıyla karşılaşmamak gibi durumlar da olabilir, ama bu bizim ithalatımızı, ihracatımızı önemli ölçüde etkileyecek gibi değerlendiriliyor Amerikalılar tarafından, onların basınında böyle çıkıyor. Bir misillemede bulunmamız söz konusu olur mu, biz nasıl değerlendiririz bunu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bir ülkenin tek başına başka ülkelere al ya da alma diye talimat vermesi bir kere etkin çok taraflılıkla tamamen çelişiyor. Biz çok taraflılığa inanıyoruz. Tek başına bir ülkenin başka ülkelerin ne yapacağına karar vermesini de kabul etmiyoruz, reddediyoruz. Dolayısıyla Amerika’nın bu anlayıştan vazgeçmesi lazım. Bu anlayıştan, Amerika’nın bu yaklaşımından sadece komşuları değil Avrupa Birliği de çok rahatsız. İran’a yönelik yaptırımlardan dolayı Avrupalıların çok rahatsız olduğunu görüyoruz. Dün Fransız Dışişleri Bakanıyla da bu konuyu konuştuk, diğerleriyle de görüşüyoruz. Yine Hindistan’a veya başka herhangi bir ülkeye başka bir ülkeden şu sistemi al ya da alma talimatı verme hakkını Amerika nereden buluyor? Efendim, yok yaptırım uygularız, nereye kadar gidecek bu iş? Dolayısıyla siz bir ülkeye yönelik bir hamlede bulunursanız, olumsuz bir adım atarsanız o ülkenin de size vereceği karşılığı vardır. Bizim de elbette, biz bunu tercih etmeyiz, Amerika bize yönelik olumsuz adımlar atarsa CAATSA’yla ilgili bizim de buna karşı atacağımız adımlar var. Zaten bunun çalışmalarını Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yapıyoruz. Yeri geldiği zaman bunları da açıklarız da, bunları da yaparız. Yani Amerika bu kararları aldı, biz de sessiz sedasız oturalım ve ağzımızı da kapatalım, Amerika ne derse o olur anlayışı yok artık, böyle bir anlayış yok. Bunu bizim kabul etmemiz mümkün değil. Ne olursa olsun biz de bize yönelik olumsuz bir davranış ve adım olursa biz de bunun karşılığını mutlaka vereceğiz.

SORU- Efendim, anladığımız kadarıyla siz Türkiye’nin ulusal çıkarlarını dikkate alarak, yani bahsettiğiniz gibi bölgede çok ciddi krizler var, savaşlar var. Burada Türkiye’nin bu tehdit algılaması neticesinde ulusal çıkarlarımız çerçevesinde S-400 konusunda anlaşmaya vardınız ve şimdi bu gerçekleşiyor. Bu konuda elbette yaptırımlar ve bunun etkileri olacak.

Türkiye’de de muhalefet partilerinin bu konuya yaklaşımlarıyla ilgili henüz tam bir net duruş yok. Sizden zaman zaman işte bizi Hükümet bilgilendirsin nedir, olayın tam ayrıntısı nedir diye söylüyorlar. Bu konuda bir çalışmayı düşünüyor musunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi öncelikle şu tehditleri söyleyeyim, bakınız yarın bize yönelik herhangi bir saldırı olduğu zaman NATO’nun bizi koruma kapasitesi yok, bunu da kabul etmemiz lazım, üyesi olduğumuz bir NATO’dan bahsediyoruz. NATO şu anda bizim hava sahamızın ancak yüzde 30’unu koruyabiliyor. Diğer NATO’nun Doğu Kanadına baktığımız zaman ve Baltık ülkeleri dahil, oralarda da bu sıkıntı var. Bizim en kritik olduğumuz dönemde, ihtiyacımız olduğu dönemde, Suriye tarafından roketlerin ve saldırıların geldiği dönemde bile Amerika, Hollanda ve Almanya bataryalarını geriye çekti, Patriot bataryalarını. Yarın bizim başımıza bir şey geldiği zaman kim koruyacak bizi? NATO’ya mı güveneceğiz bu anlamda kapasite bakımından, yoksa o bataryalarını çeken ülkelere mi güveneceğiz? Bir tek İspanya ile İtalya bunları bıraktı, onlara da teşekkür ediyoruz.

Elbette bu bir milli mesele, dolayısıyla tabii ki muhalefeti de her zaman, onlar zaten soruyorlar, Bakanlıktaki arkadaşlarımızla da temastalar, ama topluca bir bilgilendirme talebi olursa da bunu yaparız. Başka konularda da yaparız, diğer konularda, Ege konularında, şimdi Doğu Akdeniz’deki gelişmeler konusunda, bunların hepsi dış politika milli politikadır. O nedenle muhalefetle de, muhalefete bilgi verme konusunda bizim hiçbir tereddüdümüz olmaz, veririz, yeter ki onlar arzu etsinler. Ama bu bilgileri almadan da, efendim Türkiye S-400’ü almasın, iptal etsin gibi açıklamalarını da doğru bulmuyoruz. Birilerine hizmet etmesinler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Türk milletine hizmet etsinler.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Efendim, bir başka S-400’ün gerekli olduğu alanlardan aslında, komşumuzda, İdlib’de, Suriye’de rejim güçleri dün Silahlı Kuvvetler gözlem noktasını 35 alan topuyla hedef aldı. Birkaç yaralımız da var, hafif yaralı. Rusya hemen saldırgan bir örgütü, radikal bir örgütü sorumlu tutuyor. Rejim güçleri gözlem noktalarımıza ve sivil yerleşimlere artan saldırı ve tacizleri Rusya’ya rağmen mi yapıyor? Rusya’nın Astana sürecini korumak için daha fazlasını yapması mümkün mü?

Bu arada Astana süreci güvende mi? Birleşmiş Milletler Temsilcisini de ağırladınız iki gün önce, Pedersen’i. Orada işler nerede, anayasa hazırlığı nasıl gidiyor?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Önce sonundan başlayalım. Pedersen geldi, Astana süreciyle ilgili fikrimizi de sordu. Astana sürecinin devam etmesinde fayda var. Bugüne kadar Suriye’de sahada ve masada herhangi bir gelişme olduysa ve bugüne kadar Cenevre süreci, orada hiçbir şey olmamasına rağmen canlı kaldıysa, bunun sebebi Astana’da, yer yer Soçi’de bizlerin muhalefetle, rejimle birlikte üç garantör ülke olarak, gözlemci ülkeler var, şimdi Irak ve Lübnan’ı da gözlemci olarak oraya davet etme kararı aldık Ürdün’den sonra komşu ülkeler olarak. Birlikte orada aldığımız kararlar, attığımız adımlar sayesinde olmuştur.

Bugün siyasi süreci, Anayasa Komisyonunun konuşuyorsak, yine Astana süreci, Soçi süreci sayesinde olmuştur. Ayrıca, rejimle muhalifler arasında zorla alıkonulan insanların değişimi, takası bugüne kadar yapıldıysa, güven artırıcı adımlar atıldıysa yine rejimle muhalefet arasında, o da Astana süreci sayesinde olmuştur.

Ama diğer taraftan İdlib ve Suriye genelinde ise burada Rejimin garantörü kimdir? Rusya ve İran. Dolasıyla, efendim biz Rejime söz geçiremiyoruz mazeretini biz kabul etmeyiz. Başından beri biz dedik ki, muhalefetin garantörüyüz, evet ılımlı muhalefetten bugüne kadar hiçbir problem yok. Radikal gruplar var, doğru. İdlib’deki radikal grupları oraya kim gönderdi? Rejimin kendisi gönderdi. Nereden gönderdi? Halep’ten gönderdi, Doğu Guta’dan gönderdi, Humus’tan, Hama’dan silahlarıyla beraber gönderdi. Biz biliyorduk ki ileride diğer yerler alındıktan sonra bu radikal grupların burada bulunmasını bahane göstererek buraya saldırmak için gönderdi bunları. Biz bunları başından beri biliyoruz.

Şimdi bu tacizler oldu. Rusya’yla ateşkes için biz beraber çalışıyoruz. Ve Rusya burada sorumluluğunu yerine getirmesi gerekiyor. Ve İdlib muhtırasını sonuna kadar uygulamamız lazım. Sahada istihbaratımız, askerlerimiz bu konuda da yoğun çaba sarf ediyor. Ama son dünkü tacizlerden üç tane askerimiz hafif bir şekilde etkilendiler ama ne olursa olsun, hiç etkilenmese bile oraya yönelik bu atışların tam 10. gözlem noktasını hedef almasa bile o bölgeye yönelik bu atışların kasıtlı olduğunu düşünüyoruz. Ve Rusya’ya ve diğerlerine de gerekli mesajları verdik. Eğer bir daha tekrar ederse gerekeni yaparız diye arkadaşlarımız da bu süreci takip ediyor.

Suriye’nin geleceği için ve siyasi çözüm için anayasa dahil İdlib Muhtırasının uygulanması gerekiyor, ateşkesin devam etmesi gerekiyor. Ve Rejimle muhalifler arasındaki bu güven arttırıcı adımlarla beraber kalıcı bir siyasi çözüme odaklanmamız lazım.

Fırat’ın kuzeydoğusuyla ilgili, YPG’nin kontrol ettiği noktalardan Amerika’nın çekilmesi, o ayrı bir konu. Onu da zaten hem Rusya’yla, hem Amerika’yla ve diğerleriyle koordine etmeye çalışıyoruz.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Teşekkür ediyorum. Buyurun.

SORU- Müsaade ederseniz, ben bu Anayasa Komisyonu meselesinde nerede bir tıkanma yaşanıyor, onu açıklar mısınız?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Anayasa Komisyonunda üç tane liste var; muhalefetin, Rejimin ve sivil toplum listesi, 50’şer kişiden oluşuyor.

Muhalefet kendi listesini bizim üzerimizden verdi, Rejim de Rusya üzerinden kendi listesini verdi, burada problem yok. Ama sivil toplum listesinde 6 kişide problem vardı. Bunlar sivil toplum örgütünü temsil etmiyor. Bir tanesi merkez bankası başkanıydı, bir tanesi siyasi parti başkanı, bir tanesi daha düne kadar başsavcıydı. Dolasıyla ve hatta burada birçok katliamlara salık veren bir kişiydi. Bunlar sivil toplumu temsil etmiyor diye biz de Birleşmiş Milletler’de itiraz ettik. Sonuçta üç artı üç olsun, yani üç kişi değişsin, üç kişi kalsın pazarlığı vardı. En son Rusya 4 artı 2 olsun diye ısrar etti.

Biz de BM’ye nasıl olsa karar alma konusunda bir paket halinde düşünüyoruz, kim başkan olacak, başkan yardımcısı kim olacak, hangi oranda kararlar alınabilecek, baktık ki bu yüzde 75 oranında karar alınacağına göre iki isimden birisinden bir şey değişmez dedik. BM de, evet, kabul ediyoruz, 4 artı 2’yi kabul ediyoruz, hadi kuralım.

Şimdi Rusya’dan bir cevap bekliyoruz. Efendim, işte Rejim bunu da istemiyor gibi bazı şeyler söylemeye çalışıyorlar. Ama bunun pazarlığını yapan bizimle kimdir? Rusya. Dolayısıyla Rusya Rejimin de garantörü olduğuna göre gereğini yapmalı. Bir an önce üç Dışişleri Bakanı olarak İran, Türkiye ve Rusya, gidip Cenevre’ye bunun açıklamasını yapmamız lazım. Ve Anayasa Komisyonu, oturup hemen çalışmaya başlaması lazım ki bu siyasi süreç için çok kritik bir adım olacak.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Cenevre’deki ortak toplantıya çok yakınız o zaman?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Eğer sözlerinde dururlarsa, normal şartlarda çok yakınız.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Evet.

SORU- Benim bir başka sorum Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileriyle ilgili olacak. Biz şu an hangi durumdayız Suudi Arabistan’la? Çünkü Cemal Kaşıkçı cinayeti ve daha önce ki bazı sıkıntılardan dolayı sorunlu bir dönem geçirmiştik. Ama bayramda Sayın Cumhurbaşkanının Kral Selman’ı araması, en son Abha’ya yapılan saldırıda sizlerin, Dışişleri Bakanlığı’nın bir kınama yayınlamış olması. Hangi durumdayız bu açıklamalar, bu yeni dönem Türk-Suudi Arabistan ilişkilerini nereye götürüyor?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz kime yapılırsa yapılsın, hedef kim olursa olsun ve kim tarafından gelirse gelsin terör saldırılarını ve bu tür saldırıları her zaman kınıyoruz. Türkiye’nin bu konudaki ilkeli tutumunu zaten tüm dünya takdir ediyor özellikle terörle mücadele konusunda.

Diğer taraftan, bizim esasen Suudi Arabistan’la ikili bir meselemiz yok. Geçmişte biraz vardı Mısır sebebiyle. Dışişleri Bakanı olarak ilk göreve başladığım günlerde bunu gördüm ve kendilerine dedik ki, bizim sizinle ikili bir problemimiz var mı? Hayır, yok. Mısır dolayısıyla siz bize niye bu şekilde yaklaşıyorsunuz? Bizim sizinle ilişkilerimiz iyi olduğu zaman Mısır dahil diğer bölgesel konularda da birlikte adımlar da atabiliriz, buraların istikrarı için birlikte çalışabiliriz dedik. Ve Kral Selman göreve geldikten sonra da ilişkilerimiz çok daha iyi noktaya geldi Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hiçbir problemimiz yoktu, ilişkilerimiz gayet iyi.

Bu Kaşıkçı olayını biz ikili ilişkilerimizden tamamen bağımsız tuttuk. Burada bir cinayet var, cinayetin yapıldığı yer İstanbul’daki Başkonsolosluk, cinayeti işleyenler de Suudi Arabistan’dan gelen kişiler ve isimleri belli ve bu kişiyi öldürdüklerini de itiraf ettiler zaten. Dolayısıyla bu gelişmelerden sonra Suudi Arabistan’ın bize yönelik yaklaşımı değişmeye başladı. Biz bu işi bir cinayet olarak, cinayetin aydınlatılması ve cinayeti işleyenlerin yargı önünde hesap vermesi konusundaki talebimizi ilettik. Onların bizden talepleri oldu, ortak komisyon, evet kuralım, kurduk. Ama bu süreçte çalışmadığı gibi Başkonsolosluğa girme konusunda geciktirerek bunu suistimal ettiler, bunu söylememiz lazım. Başsavcımız gelsin dediler, işbirliği yapalım, hayhay dedik, Başsavcıları geldi, biz tüm bilgileri delilleri verdik, onlar hiçbir şey vermediler, geri döndüler. Ama bu zaten bizim kontrolümüzde olan bir şey değil, uluslararası bir problem.

Şimdi Birleşmiş Milletler Özel Raportörü Callamard taslak raporunu hazırladı, orada görüşlerini, tespitlerini de net bir şekilde yazdı. Bu taslak raporu sonra, nihai hale geldikten sonra herhalde yakın bir zaman içinde açıklayacaklar. Yani bu bir cinayet meselesi, eğer bu cinayete bizim göz yummamızı, kapatmamızı veya hiçbir şey söylememizi istiyorlarsa, bu doğru bir yaklaşım değil, çünkü bu bir cinayet, yani bunun sorumluluğu var. Yerel işbirlikçinin kim olduğunu söylemediler. Şimdi hepimiz Müslümanız diyoruz, tamam. Şimdi İslam Zirvesi de Mekke’de oldu, o da tamam. Fakat öldürdüğünüz kişinin cesedi nerde, bunu bile söylemediniz. Yani bir Müslüman öldürülür, ölür, şehit düşer veya başka türlü ölür. Ama en azından Müslüman olmasa da bile herkes defnetmek ister. Cenaze nerede, ceset nerede? Yani bu konularda hiçbir bilgi verilmedi. Bizden kaynaklanan sorunlar değil. Ama biz bu Kaşıkçı olayını ikili ilişkilerimizden bağımsız tutuyoruz. Ama onlar gördüğümüz kadarıyla tam bağımsız tutmuyorlar, tam ilişkilerimizi de buna bağlamaya çalışıyorlar. Cumhurbaşkanımızın bayramda araması da esasen, yani bizim Suudi Arabistan’la hiçbir problemimizin olmadığını, ikili düzeyde olmadığının göstergesidir. İslam Zirvesi’ne ben gittim katıldım, devrettik dönem başkanlığını. Şimdi bizde rotasyon var, bazıları niye devrettiniz diye yazıyor da. Üç sene biz yaptık Asya Grubundan, üç sene Arap Grubundan, Afrika Grubu var, rotasyon devam ediyor. Gambiya yapamadığı için Suudi Arabistan üstlendi. Ve biz de onların üç yıllık dönem başkanlığında o gün konuşmamda da söylediğimiz gibi ümmet için, Filistin için ki İslam İşbirliği Teşkilatı’nın kuruluş sebebidir Filistin ve Kudüs, İslam dünyası için yapacakları tüm çalışmalarda yanlarında olacağız dedik. Yani Suudi Arabistan’la gerçekten ikili düzeyde bizim hiçbir problemimiz yok. Ama onlar bu Kaşıkçı cinayetinden sonra o meseleyi ikili ilişkilerimize yansıtmaya çalıştılar, bu kadar açık, net konuşuyoruz. Bizim çünkü gizli bir gündemimiz yok.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Teşekkür ediyoruz. Sayın Faruk Tokat.

SORU- Sayın Bakanım, benim sorum İran’a yönelik yaptırımlarla ilgili olacak. Az önce sizin de ifade ettiğiniz üzere bu konu uluslararası toplumun büyük bir kesiminde derin rahatsızlığa sebep oldu. Öte yandan da Körfez’de tankerlere yönelik saldırılar veya provokasyonlar yaşanıyor, gelişmeler çok daha tehlikeli bir yöne evrilebilir mi, uluslararası topluma nasıl bir sorumluluk düşüyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Körfez’deki saldırılar gerçekten endişe verici. Dün tam biz baş başa toplantıdan çıkınca bize bilgi geldi Fransa Dışişleri Bakanıyla, yani onunla da biraz değerlendirme fırsatı bulduk sonra, gerçekten herkesi endişeye sürüklüyor. Ama alelacele bir ülkeye yıkmaya çalışmanın da bir faydasının olmadığını düşünüyoruz. Biz burada kimse temizdir, kimse suçludur demiyoruz, ama bunun ciddi bir şekilde soruşturulması lazım. Hemen birkaç saat içinde biz tüm delilleri bulduk, ettik diyerek açıklama yaparak bir ülkeye yönelik suçlamada bulunmasını da endişe verici buluyoruz. Ve bunun arkasında ne var ona da iyi bakmak lazım. Söylediğimiz gibi biz o masum veya bu suçlu demiyoruz, ciddi bir şekilde soruşturulması lazım. Daha önce de oldu, şimdi ikinci saldırılar oldu ve bölgede maalesef bir tırmanmaya, gerilime yol açtı. İran da bu konuda bizim hiçbir sorumluluğumuz yok dedi. Yani bunları dikkate alarak ciddi bir soruşturmanın, incelemenin yapılması gerekiyor, bunun sebebini bulmak lazım. Aksi takdirde o bölgedeki buna benzer adımlar gerilimi daha da arttırabilir, Allah korusun daha başka yola doğru gidebilir.

Diğer taraftan, İran’a yönelik yaptırımları da doğru bulmadığımızı her vesileyle söyledik. Avrupa Birliği, Avrupa ülkeleri de bunu doğru bulmuyor. Avrupa ülkelerinin bazıları İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkeler INSTEX diye bir mekanizma kurdular, henüz daha uygulamaya geçmedi. Yine dün Fransız Dışişleri Bakanı Le Drian’la bunu değerlendirdik. Biz de İran’la buna benzer bir mekanizma mı kuracağız, INSTEX’e mi dahil olacağız? Onu da değerlendiriyoruz, hem İran’la görüşüyoruz hem Avrupalılarla görüşüyoruz. Ama Amerika’nın İran’a yönelik bu yaptırımları sadece İran halkına zarar verir ve bu yöntemle de İran’dan netice alınmayacağını, ancak İran’la angajmana girerseniz geçmişte bu nükleer anlaşmayla ilgili KOEP anlaşmasıyla ilgili süreçte de gördük ve müzakere ederseniz bir netice alabilirsiniz. Biz İran’la asırlardır komşuyuz dolayısıyla İran’ı da herkesten daha iyi tanırız, biliriz. Amerikalılara da tavsiyemiz budur.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Yaptırımlara değinmeyen bir ticaret modeli arayışındayız ya da mevcut INSTEX’e gireceğiz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Zaten biz şu anda birçok konuda ticaretimizi devam ettiriyoruz İran’la. Tabii özel şirketlerimiz, özel sektörümüz bu yaptırımlardan çekindiği için azaltmaya gidiyor ya da durdurmaya gidiyor, ama biz devlet olarak gerekenleri yapıyoruz. Diğer taraftan bu INSTEX gibi bir mekanizmanın kurulması konusunda ya da mevcut INSTEX’e uygulamaya girerse dahil olma konusunda da her iki tarafla görüşmelerimizi sürdürüyoruz.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Teşekkür ediyorum. Mehmet Öztürk.

SORU- Efendim, yeniden hoş geldiniz. Benim sorum son dönemde hızla gerginliğin artmaya başladığı Doğu Akdeniz’le ilgili. Bizim daha önceden Ege’de Yunanistan’la sorunlarımız vardı aynı tabii kaynaklar ve kara sularından dolayı, ama son dönemde gözler Doğu Akdeniz’e çevrildi. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kararlılığı uluslararası alanda dikkatleri daha fazla çekiyor. Rumların enerji kaynaklarını tek taraflı kullanma çabası uluslararası anlaşmalar ve ihlallere tansiyon artıyor. İlerleyen haftalarda hangi adımları atacak Türkiye? Rumların Türk sondaj gemisi çalışanlarına yönelik uluslararası tutuklama emri hazırlıkları bizden ne tür karşılıklar bulur? Rum tarafı günün sonunda istediğini alamayacağını görecek mi? Yunanistan’dan beklentilerimiz nelerdir? Rum Kesimiyle işbirliğini derinleştiren İsrail ve Mısır gibi ülkelere mesajınız nedir? 5-6 tane soru oldu ama.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şunu söyleyeyim Akdeniz’deki tüm ülkeler için mesajımız şudur, Türkiye’yi dışlayan, Türkiye’nin içinde olmadığı hiçbir anlaşma geçerli değildir. Akdeniz’de biz de varız, bizim de kıta sahanlığımız var ve kıta sahanlığımız sınırları bellidir, bunu da Birleşmiş Milletler’e kaydettirdik biz bu bir.

İkincisi, bizim yaptığımız şey nedir? Kendi kıta sahanlığımız içinde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına ruhsat verdiği alanlarda sismik araştırma ve sondaj yapmaktır. Eskiden sadece sismik araştırma yapardık, çünkü bizim sondaj gemimiz yoktu. Şimdi Fatih 1 gemimiz hemen Kıbrıs’ın batısında sondaja başladı. Şimdi ikinci gemimiz geliyor ve ikinci gemimizde yine o bölgeye Karadeniz’e gidecekti o bölgeye kaydırdık. Bunun sebebi ne? Bunun sebebi yıllardır tüm uyarılarımıza rağmen Rum Kesiminin tek taraflı bir şekilde Kıbrıs etrafında arama, sismik arama ve şimdi de sondaj çalışmalarına başlamasıdır. Neden tek başına diyoruz, tek taraflı diyoruz? Burada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ve Kıbrıs Türk Halkının da hakkı var. Bunu da Rum Kesimi kabul ediyor, Avrupa Birliği de kabul ediyor. Biz onlara Kıbrıs Türk Halkının haklarını garanti altına aldıktan sonra bu tür adımları atın dedik. Efendim böyle yaparsak tanımış oluruz, hayır. Bugün Tayvan’ı herkes tanımıyor, ama herkes ticaret de yapıyor, anlaşma da yapıyor Tayvan’la. Özel şirket üzerinden olsun, Avrupa Birliği üzerinden olsun her türlü esnekliği gösterdik. Efendim şimdi değil de satarken garanti altına alacağız. Neden şimdi? Şimdi yapamam. Şimdi yapamıyorsan satarken de yapamazsın.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Yapmazsın veya.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yapmaz, yapamazsın yani, yani garanti altına almazsın biz güvenmiyoruz zaten. Müzakerelerde de gördük, mutabakata vardığın konularda bile ertesi gün geri adım atıyorlar. Yani gerçekten ben bir milleti, bir devleti veya bir ulusu kim olursa olsun genellemek istemem, ama bu müzakerelerde gördüm ki ve 5 yıldır görüyorum ki yani verdikleri hiçbir sözü tutmuyorlar bunlar hiçbir sözü. Tutmadıkları gibi her gün değiştirirler. O yüzden biz de kendi adımımızı kendimiz attık. Yani burada Türkiye Cumhuriyetinin menfaatlerini korumak için ve Kıbrıs KKTC’nin ve Kıbrıs Türk Halkının haklarını korumak için biz de bölgeye sondaj gemilerimizi gönderdik. Eskiden Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırması yapıyordu, onlar da Türkler yine böyle yapacak dolayısıyla bir şey olmaz dediler, ama gemileri gönderince şimdi paniklediler. Önce bazı tepkiler oldu, bu tepkilere biz tabii karşılığını verdik bu tepkilere yönelik biz de cevabımızı verdik, ama onun dışında herkesi bilgilendirdik. Mesela İngiltere’yi bilgilendirdikten sonra bu bölgeleri tartışmalı bölge olarak şey yaptık. Amerika’nın açıklamasına baktığımız zaman Avrupa Birliğinin açıklamalarına göre dengeli bir açıklama olduğunu görüyoruz. Biz tüm P-5 ülkelerine yani Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanlarına ve de Avrupa Birliği üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanlarına Mogherini mektup gönderdik ve hukuki veçheleriyle beraber oradaki haklarımız ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ve Kıbrıs Türk halkının haklarının ve Türkiye Cumhuriyetinin haklarını açıklayan bir mektup gönderdik. Ayrıcı Bakanlığımız, arkadaşlarımız burada Bakanlıkta tüm büyükelçileri davet ederek yine aynı kapsamda büyükelçileri, ülkelerin büyükelçilerini bilgilendirmede bulundu ve çok etkilendiler. Şimdi bilmeden konuşuyorlar Avrupa Birliği içinde dayanışma anlayışıyla hemen taraf tutuyorlar. Oysa biz Avrupa Birliğine bu konuyu çözelim yoksa bu iş bu şekilde gerilecek demiştik.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Yani zamanında bir uyarıda bulunmuştuk.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok bulunduk Avrupa Birliğine bakın biz gerekli adımlar eğer burada olmazsa biz adımları atarız o zaman da gerginlik olur, bu işi siz çözün diye defalarca Avrupa Birliğine uyarılarda bulunduk. Aynı bilgilendirmeyi Brüksel’de de arkadaşlarımız yaptı. Bizim burada uluslararası hukuk bakımından da haklılığımız ortadadır ve bu konuda da kararlıyız ve kararlılığımızı da herkes gördü.

SORU- Efendim bu konuda Rusya da bir taraf olmaya doğru gidiyor mu?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yok Rusya’dan şu ana kadar herhangi bir açıklama görmedik. Dolayısıyla, Rusları da zaten dediğim gibi bilgilendirdik. Buradaki haklarımız nedir, Kıbrıs Türk Halkının hakları nedir. Ruslar bu Kıbrıs sürecinde görüşlerini söylerler yani kalıcı bir çözüm olması konusunda, hatta P5 ülkeleri de katılsın diye müzakerelere bazen taleplerini de iletiyorlar. Ama biz Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği gözlemci çünkü eğer herhangi bir çözüm olduğu zaman Avrupa Birliğini ve Avrupa Birliği hukukunu da ilgilendiren konular olduğu için onlar orada gözlemci olarak duruyorlar. Ve garantör ülkeler olarak bugüne kadar bu müzakereleri sürdürdük, ama bu sondaj konusunda Rusların öyle taraf tutan bir açıklamasını ya da bir tutumunu görmedik.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Efendim, sondaj gemisi çalışanlarına yönelik uluslararası arama işte bir taciz söz konusu oluyor bu konuyla ilgili.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu konuda açıklamamızı zaten yaptık, yani Kıbrıs Rum Kesimine hadlerini bilmesi gerektiğini hatırlattık ve bu konuda biz hiçbir şekilde taviz vermeyeceğiz ve gerekli adımları atarız dolayısıyla bu tür yollara tevessül etmesinler anlamında zaten açıklamamızı yaptık. Türkiye’nin tutumu bu yani. Öyle Kıbrıs Rum Kesimi bizim vatandaşlarımızı tutuklayacak biz de buna müsaade edeceğiz bu böyle bu mümkün değil.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz efendim Doğu Akdeniz’de gerilim tırmanıyor mu, yoksa makul bir yerde mi duruyor?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Doğu Akdeniz’deki mesele sadece Rum Kesimiyle, Yunanistan.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Endişelenmeli miyiz yani?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bence endişelenmeye gerek yok, taşlar yerine oturur. Burada hak, hukuk çerçevesinde herkesin menfaati garanti altına alındığı zaman, paylaşmayı da bildiği zaman sorun yok. Bizim itirazımız nedir? Bu tek taraflı adımların atılmasıdır. Yani bu noktaya gelecekler, mecbur gelecekler. Yani Rum Kesimi de gelecek, Yunanistan da gelecek, Avrupa Birliği de gelecek, Akdeniz’deki ülkeler de gelecek bunun başka çıkar yolu yok. Ama tabii Suriye’den dolayı, Rusya’nın oradaki mevcudiyeti, Amerika’nın, Batılıların oradaki mevcudiyeti gibi konulardan dolayı şu anda herkesin tabii gözü Doğu Akdeniz bölgesinde. O bölgedeki gaz ve petrol rezervleri ne kadar zengin, ne kadar yeter o da o konuda da ciddi soru işaretleri var. Ama bir gerçek var ki miktarı ne kadar olursa olsun Avrupa piyasalarına, dünya piyasalarına ulaşması için tek alternatif Türkiye. Onun dışında Yunanistan’dan veya diğer yerlerden gelecek alternatiflerin maliyeti çok yüksek, yani karşılamaz.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Teşekkür ediyorum. Müsaade ederseniz Kudüs’e bağlanacağız Sayın Bakanım. Turgut Alp Boyraz karşımda. Turgut Bey, buyursunlar.

SORU- Sayın Bakanım, ABD Başkanı Trump iktidara geldiğinden bu yana uluslararası hukukun hilafına ve İsrail’in lehine bazı adımlar attı. Şimdi de malumunuz bu sözde yüz yılın anlaşması adı altında Filistin üzerinde büyük bir baskı kuruluyor, hatta bölge ülkeleri üzerinde de baskılar var. Siz bu hazırlıkları nasıl değerlendiriyoruz, böyle bir girişimin sizce başarı şansı nedir? Teşekkür ederim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ediyorum. ABD’nin Kudüs konusunda, Filistin ya da Ortadoğu konusunda tek taraflı attığı adımların bugüne kadar bir faydasını görmedik. Esasen bir konuda bir ülkenin ya da bir kurumun inisiyatif alabilmesi için, arabuluculuk yapabilmesi için tarafsız olması lazım, objektif olması lazım. ABD taraf tutuyor, bunu da tüm dünya görüyor. ABD’nin bu tutum uluslararası camiadan destek görmedi, bazı ülkelerden destek gördü. Tüm ülkelere baskı yapmalarına rağmen Birleşmiş Milletlerde aldırdığımız iki tane kararda da görüldüğü gibi ancak 7-8 ülke ABD’yle birlikte hareket etti.

Diğer taraftan bazı ülkeler fikrini de değiştirmeye başladı. Örneğin, Paraguay da Büyükelçiliğini taşıma kararı almıştı, Paraguay bu kararını şimdi geri çekti. Dolayısıyla, bu tür yöntemlerle Ortadoğu sorununa bir çözüm getirmemiz mümkün değil. Oysa Ortadoğu sorununu çözmenin parametreleri gayet basit bir şekilde belli, iki devletli çözüm. 1967 sınırları çerçevesinde bağımsız bir Filistin Devletinin de yine kurulması, Doğu Kudüs’ün de Başkenti olan bir devletin kurulması ve iki devletli bir çözümün dışındaki bir alternatif Ortadoğu sorununu çözmez. Biz İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesinde de yine Sayın Cumhurbaşkanımız adına oraya katıldık ve Sayın Cumhurbaşkanımızın mesajlarını da net bir şekilde konuşmamızda ilettik. Burada yani Kudüs’ü, Filistin’i paraya değişen bir çözümü bizim kabul etmemiz mümkün değildir. Yani burada esas bizim kriterimiz de şudur, Filistinlilerin kabul etmeyeceği hiçbir çözümü Türkiye Cumhuriyeti olarak ve Türk milleti olarak bizim de kabul etmemiz mümkün değildir. Dolayısıyla, burada parayla her şeyi satın alma planı görüyoruz ve Bahreyn’deki konferansında buna yönelik bir konferans olduğunu düşünüyoruz, Filistinlilerin yaptığı çağrıda da bunu görüyoruz. Ve bu tür çabaların, yani parayla her şeyi hallederiz düşüncesinin Kudüs ve Filistin meselesinde işlemeyeceğini Amerika’nın ve İsrail’in anlaması gerekiyor. Herkesin şu geçmişte Birleşmiş Milletlerin aldığı kararlar çerçevesinde bir an önce iki devletli bir çözüme odaklanması gerekiyor. Ama biz her zaman olduğu gibi tek başımıza da kalsak ki tek başımıza olmadığımız biliyoruz. Filistin ve Kudüs davasını hiçbir zaman ve Filistinli kardeşlerimizi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız. Şimdi bu UNRWA dediğimiz Yakın Doğu’daki Filistinli mültecilere yardım eden BM Ajansının maddi sıkıntılarını gidermek için hem diğer ülkelerle görüşüyoruz hem de kendi katkımızı buraya artırıyoruz ki bu okullardaki çocuklar, o kamplarda kalan 70 yıldır kalan Filistinli kardeşlerimizin yine yanında olduğumuzu göstermek istiyoruz.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Teşekkür ediyoruz. Selen Temizer.

SORU- Sayın Bakanım, Cumhurbaşkanımızın Fırat’ın doğusundaki YPG/PKK tehdidine yönelik yine güçlü açıklamaları oldu. ABD’yle yapılan görüşmelerde ilerleme sağlanamıyor, bunu neye bağlıyorsunuz ve uzun zamandır gündemimizde harekat artık kaçınılmaz bir hal aldı mı?

Teşekkürler.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Özür dilerim Sayın Bakanım, buna ilaveten Le Drian miydi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Le Drian.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Öyle mi okunuyor?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Jean-Yves Le Drian.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Le Drian dün misafirimizdi, YPG/PKK konusu açıldı basın toplantısında dile getirdiğinize göre. Fransa’yla durumlarımız nasıl aynı soruya bağlantılı olarak sormuş olayım.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ederim. Şimdi ABD Başkanı Trump çekilme kararını açıkladıktan sonra bu işi kendileriyle koordine etmek için bir görev gücü kurduk. Askerlerimizin, istihbaratımız ve Dışişleri Bakanlığının içinde olduğu her iki taraftan bir görev gücü ve görev gücü birkaç defa biraraya geldi. Önce Amerika’dan bir bize kağıt geldi ve biz cevabımızı verdik. Şimdi bizim verdiğimiz cevaba yönelik Amerika kendi düşüncelerini bizimle bu hafta içinde paylaşacaklarını söylediler. Güvenli bölgenin oluşturulması, güvenli bölgenin derinliği ve güvenli bölge içinde kimlerin güvenliği sağlayacağı konusu ana konular. Diğer detaylar da var, ama bu iki konu temel konu. Derinliği konusunda çok büyük sıkıntının olacağını düşünmüyoruz, ama içeride kimlerin olacağı konusunda henüz daha bir netlik yok.

Buradaki sıkıntının şu olduğunu düşünüyoruz, dün Fransız Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’le yaptığımız görüşmede de net bir şekilde söyledik, Amerika ve koalisyonun içindeki bazı ülkeler Fransa dahil, bu YPG terör örgütüyle çok çok iç içe oldular, işbirliği yaptılar ve bu terör örgütüne destek verdiler angajmana girdiler ve şimdi bu güvenli bölgenin içinden onları çıkarma konusunda zorlukların olduğunu görüyoruz. Münbiç’te de bunu gördük Münbiç yol haritası 90 günde uygulanacak, 4 Haziran’da bir sene olacak oldu değil mi bir sene şimdi? 4 Haziran geçti bile artık günleri bile şaşırmaya başladık bu kadar hafta sonu falan, yani bir seneyi geçti. Neden? Aynı şey. Hani Münbiç’ten YPG çıkacaktı, niye çıkaramadınız? 90 günde bitecekti. Ama şimdi bu geri çekilme ve güvenli bölge konusunda çabalarımız devam ediyor.

Fransa’nın sorununa gelecek olursak, Fransa’yla ilgili sorduğunuz soruya. Fransa, Fransa içindeki PKK’lılara yönelik adımlar attı, şu anda cezaevinde olan tutuklu PKK’lılar var. Belli sayıda PKK’lıların mal varlığını da Fransa dondurdu. Fransa PKK’ya yönelik bu adımları atarken PKK’dan hiçbir farkı olmayan YPG’yle niye işbirliği içinde? İki seçenek var ya çok bağımlılar bunu reddediyorlar ya da PKK’yla, YPG’yle birlikte Suriye’ye yönelik hedefleri var, başka seçenek yok.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Ayrımın farkında olmayabilirler mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hayır canım onlar bizden daha iyi biliyorlar. Bizim esasen Suriye konusunda Fransa’yla bu konunun dışında bir görüş ayrılığımız yok, çünkü sahadaki gerçekleri çok iyi görüyorlar, biliyorlar bizim gibi. Ama bu görüş ayrılığı da basit bir görüş ayrılığı değil yani bir terör örgütüne verdikleri destekten bahsediyoruz. Yani sıkıntı buradaki esas sıkıntı, hem ABD’nin hem de Fransa’nın sahada Suriye’de YPG ile bugüne kadar girdiği angajmandır.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Teşekkür ediyorum. Nazlı Yüzbaşıoğlu.

SORU- Sayın Bakanım, Türkiye İsrail arasında normalleşme şartları olgunlaştı mı? Büyükelçilerin görev yerine dönme ihtimali var mı?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu anda bu gündemde olan bir konu değil. Maalesef İsrail’in Filistin ve Gazze’ye yönelik agresif politikaları özellikle Trump’ın aldığı kararlar ve Amerika’nın attığı adımlar yüzünden bu en son Golan Tepeleri kararı dahil Netanyahu yönetimindeki İsrail’in saldırgan tutumu ve vahşice insanları öldürmesinden dolayı bizim de ilişkilerimiz gerildi. Biraz önce söylediğim gibi Filistin Davası, Kudüs Davası bizim davamızdır, ümmetin her davası bizim davamızdır. Dolayısıyla, Türkiye’ye ne oluyor diye kimse hiçbir şey söyleyemez, bu bizi yakından ilgilendirir. Geçmişte zaten Mavi Marmara’dan sonra bir gerginlik olmuştu, daha sonra karşılıklı anlaşmalarla bir normalleşme sürecine girdik. Ve bu normalleşme sürecinden sonra bizim İsrail’e veya başka bir ülkeye yönelik bir herhangi bir olumsuz tutumumuz olmadı. Fakat Filistin’e yönelik ve Gazze’ye yönelik bu vahşice saldırıları da biz görmezden gelemezdik. Bizim İsrail vatandaşlarıyla veya Yahudilerle, Musevilerle hiçbir problemimiz yok. Ülkemizde de Musevi toplumu var, tüm toplumumuz onlara karşı hoşgörüsünü her zaman gösteriyorlar. Keza devletimiz olarak biz sadece Museviler değil, diğer azınlıkların haklarını da verdik, veriyoruz, beraber çalışıyoruz. Yani bizim tutumumuz anti-semitik bir tutum değildir, İsrail’in politikalarına yönelik bir tutumdur.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Teşekkür ediyoruz. İbrahim Tığlı İstanbul’dan soracak, buyursunlar İbrahim Bey. Seste bir problem var, sizi duyamıyoruz İbrahim Bey.

SORU- Sayın Bakanım, hoş geldiniz. Size dünya basınının merak ettiği bir soruyu sormak istiyorum. Sudan çok kritik bir dönemden geçiyor biliyorsunuz, darbe sonrasında orduyla muhalefet arasında görüşmeler sürüyor. Türkiye, Sudan’da nasıl bir tablo görmek istiyor? Taraflarla temasınız var mı? Buradaki krizden faydalanmak isteyen art niyetli dış müdahiller görüyor musunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, çok teşekkür ediyorum.

Her şeyden önce, Sudanlılar onurlu bir millettir, bunu tarih boyunca da göstermişlerdir. Ve bu süreçte de bakıyoruz, Sudan halkının talepleri son derece meşru. Yani şu anda askeri yönetime de karşı çıkıyorlar, bir an önce sivil bir hükümetin işbaşına gelmesini istiyorlar. Artık Sudan’da istikrar istiyorlar, barış istiyorlar ve ekonominin güçlenmesini istiyorlar, güçlü bir ekonomiye sahip olmak istiyorlar ki ülkenin potansiyeli gerçekten var.

Biz eskiden beri Sudan ve Sudan halkının yanında olduk, bu kritik süreçte de her zaman açıklamalarımıza da baktığınız zaman hiç taraf tutmadan Sudan halkı ve Sudan halkının beklentilerine vurgu yaptık ve her zaman Sudan halkının beklentileri doğrultusunda bir an önce sivil bir yönetime geçilmesi konusundaki çağrılarımızı yaptık.

Tabii ki taraflar arasında temaslarımız var, Büyükelçimiz orada, sahada arkadaşlarımızla görüşüyorlar, ama içişlerine müdahale etmeden bunu yapıyoruz, hiçbir şekilde taraf tutmadan bunu yapıyoruz. Zaten son zamanlarda Sudan halkının tepkilerine baktığımız zaman, dışarıdan müdahale etmeye çalışan bazı ülkelere yönelik gerçekten çok şiddetli tepkileri var. Yani Sudan halkı onurlu bir halktır, onurlu bir millettir Sudanlılar, dışarıdan bu şekilde müdahaleyi de reddeden bir millettir ve şu anda oraya müdahale etmek isteyen ülkelere yönelik de tepkilerini sert bir şekilde göstermektedir. Ama bizim tutumumuz son derece sarihtir, samimidir. Biz kardeş Sudan ve Sudan halkının barışını, huzurunu, istikrarını istiyoruz.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Teşekkür ediyoruz. Son soru için Tuğçe Yılmaz.

SORU- Efendim, Libya’ya gelecek olursak, Libya’da Haftar güçlerinin bölgedeki ve Batılı müttefikleriyle süreci bir oldubittiye getirme çabası içinde olduklarını görüyoruz. Libya ve bölgesel istikrar için bu durumun ne gibi sonuçları olur, değerlendirir misiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Libya’da, ikinci bir konferansın toplanması aşamasında Haftar saldırdı. Daha önce Skhirat Konferansı, öncesinde Roma toplantıları vardı, ben de katıldım, Skhirat Konferansına da katıldık ve şu anda Ulusal Mutabakat Hükümeti bu konferanslardan sonra Libyalıların kabul ettiği ve Birleşmiş Milletler’in de meşru olarak tanıdığı bir hükümet, şu anda Trablus’taki hükümetten bahsediyoruz. Ama tabii tüm Libya’nın birleştirilmesi çabalarına Birleşmiş Milletler’in önceki özel temsilcilerinin ve şimdi Gassan’in çabalarına biz çok güçlü destek verdik. Ve diğer taraftan firmalarımızı da teşvik ederek, enerji gibi, elektrik gibi bazı ihtiyaçlarını karşılama konusunda da aynı şekilde Libya’ya destek verdik. İtalya’yla beraber Büyükelçiliğini tekrar açan ilk iki Avrupa ülkesi olduk. Bazı bölge ülkelerinin büyükelçileri orada faaliyette ve şu anda Büyükelçiliğimiz halen de faaliyette.

Şimdi tam önemli bir konferans ve herkesi birleştirme amacıyla düzenlenecek bir konferans öncesinde Haftar niye saldırdı? Çünkü Haftar gücü paylaşmak istemiyor. Serrac ve şu andaki Ulusal Mutabakat Hükümeti gücü tüm Libyalılarla, Haftar dahil paylaşmak istiyor. Ama Haftar ise bazı komşu ülkelerin de desteğiyle tüm Libya’yı ele geçirmek istiyor, o yüzden bu konferansı engellemek için saldırıya geçti. Onların hedefleri vardı, kısa süre içinde o ülkelerin de desteğiyle Trablus’u da ele geçirerek tüm Libya’ya hakim olmak, ama sahada öyle olmadıklarını gördüler. Ne oldu? İnsanlar yerinden edildi, insanlar öldü. Ne gerek vardı buna? Şu anda yine bir konferansın düzenlenmesi konusunda bir umut ışığı görüldü, Sayın Cumhurbaşkanımız Serrac’la telefonda görüştü ve daha önce o ilk konferansı düzenleme, ikincisini düzenleme aşamasından önce Serrac’a verdiği tavsiyeleri yine Sayın Cumhurbaşkanımız verdi. Yani konferansın düzenlenmesi tüm Libyalıları birleştirecek adımların atılması konusunda tavsiyelerimizi yine bildirdik. Yani burada taraf tutma yerine, Libya’nın birliği, beraberliği yönünde ülkelerin de adım atması gerekiyor. Biz burada temel kriter olarak Birleşmiş Milletlerin çabalarını destekliyoruz ki Libya’yı birleştirmenin tek yolu da budur. Aksi taktirde Libya Yemen’e dönüşebilir Allah korusun, Suriye’ye dönüşebilir Allah korusun ve bunun Avrupa’ya da yansıması çok daha şiddetli olabilir, bunu Avrupalılar da biliyor. Avrupa ülkelerinin içinde de işte değişik tutum sergileyenler oldu önce, ama şimdi herkes daha dengeli olmaya başladı, bunu da memnuniyetle karşılıyoruz.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu Editör Masası’nda misafirimizdi.

Sayın Bakanım, çok çok teşekkür ediyoruz, ayaklarınıza sağlık.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ben teşekkür ediyorum.

AA GENEL MÜDÜRÜ ŞENOL KAZANCI- Size iyi bir yolculuk ve hayırlı başarılar diliyoruz. İnşallah kısa süre içerisinde tekrar bütün bu mevzuları lehimize bitirmiş şekilde sizi burada ağırlarız inşallah.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İnşallah daha geniş bir sürede, bugün kısa oldu sizin söylediğiniz gibi.

MODARATÖR- Estağfurullah, teşekkür ediyoruz, sağ olun.