#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Evsahipliğinde Düzenlenen Reform Eylem Grubu İkinci Toplantısı Basın Toplantısı, 20 Şubat 2015, Ankara Palas

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU-
Çok değerli Bakanlarımız,
Saygıdeğer basın mensupları;

Reform Eylem Grubunun İkinci Toplantısını bugün Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Ayşenur İslam, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Volkan Bozkır, Adalet Bakanı Sayın Bekir Bozdağ ve İçişleri Bakanı Sayın Efkan Ala ile birlikte Bakanlığımın ev sahipliğinde yaptık. Toplantıya Türkiye Büyük Millet Meclisi Karma Parlamento Komisyonu Başkanı Afif Demirkıran, Dışişleri Komisyonu Başkanı Sayın Ahmet Berat Conkar ve Başbakanlık Müsteşarı Sayın Kemal Madenoğlu da katıldılar.

Değerli basın mensupları,

Reform Eylem Grubunun çalışmalarına yansıyan kararlılığımız esasen Hükümetimizin çalışmalarının da temel eksenini oluşturuyor. Bu grubun çalışmaları siyasi reform sürecimize ivme kazandırıyor. Yaratılan ivmenin olumlu sonuçlarını da hep birlikte görmeye başladık. Bugünkü toplantımızda Reform Eylem Grubunun yenilenmesi çerçevesinde sadece AB’yle bağlantılı konuları değil, uygulamayı planladığımız tüm siyasi reformları ele almayı kararlaştırdık. Bu çerçevede BM üyelerinin insan hakları alanındaki durumunun gözden geçirildiği BM evrensel periyodik inceleme mekanizmasını da değerlendirdik. 27-29 Ocak 2015 tarihlerinde gerçekleştirilen inceleme sırasında kabul ettiğimiz tavsiyelerin uygulanmasının bundan böyle Reform Eylem Grubu bünyesinde takip edilmesini kararlaştırdık.

Toplantımızda yargı reformu paketleri başta olmak üzere, ülkemizde hayata geçirdiğimiz reformların AİHM istatistiklerine yansımalarını ele aldık. Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Ayrıca yargı reformu stratejisinin güncelleme çalışmalarının tamamlandığını ve en kısa sürede Bakanlar Kuruluna sunulacağını belirtmek isterim. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ihlallerini önlemeye yönelik eylem planının uygulanmasını da titizlikle takip ediyoruz. Uzun yargılamaları önlemedeki etkinliği AİHM tarafından da teyit edilen İnsan Hakları Tazminat Komisyonunun çalışmaları ülkemiz aleyhine başvuru sayılarının azalmasında önemli rol oynadı.

TBMM gündeminde bulunan iç güvenlik reform paketi, özgürlük ve güvenlik uyumunu gözeten, can ve mal güvenliğini güvence altına alan, birçok bürokratik işlemi ortadan kaldıran düzenlemeler içeriyor. Bu düzenlemeleri AB müktesebatı ve uluslararası standartları esas alarak hazırladık. Ayrıca kolluk faaliyetlerine dair şikayetleri azaltmak için kolluk gözetim komisyonu kurulmasını öngören kanun tasarısının da en kısa sürede yasalaşmasına önem veriyoruz. Benzer bir şekilde kişisel verilerin korunmasına dair kanun tasarısının da en kısa sürede yasalaşmasını hedefliyoruz.

Bugünkü toplantımızda ulusal eylem planımızda yer alan suç mağdurlarının korunması, ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik konularındaki kanun tasarısı taslaklarını da ele aldık. Farklı inanç gruplarına mensup vatandaşlarımızla diyalog süreci REG Toplantılarının önemli bir gündem maddesini oluşturuyor, bu doğrultuda kararlı adımlar atmaya devam ediyoruz.

Toplantımızda Adalet, Özgürlük ve Güvenlik başlıklı 24. fasla ilişkin gelişmeleri de değerlendirdik. Ayrıca vize serbestisi diyalogu ekseninde yürütülen çalışmaları da ele aldık ve yol haritasında yer alan yükümlülüklerimiz çerçevesinde atacağımız adımları belirledik. Son dönemde vize politikası alanında iki önemli adım attık, bu adımlar vize serbestisi diyaloğuyla da yakından ilgilidir. İlk olarak bu yılbaşı itibariyle 47 ülkeye kaşe vizeyi kaldırdık ve bu ülkelerin vatandaşlarını e-vize sistemine yönlendirdik. İkinci olarak, yüksek güvenlik özelliklerine sahip vize etiketlerini kullanmaya başladık.

Avrupa Parlamentosu’nun 15 Ocak 2015 tarihinde kamuoyuyla paylaştığı Türkiye raporunun ilk taslağındaki dengeli anlayışı memnuniyetle karşıladığımızı vurgulamak isteriz. Bu anlayışın sürdürülmesine önem veriyoruz, ayrıca raporun ilk taslağında yer alan 23. ve 24. fasılların müzakerelere açılmasına yönelik çağrısının raporun nihai halinde de yer almasını arzu ediyoruz, bekliyoruz.

Toplantıda son günlerde de yaşadığımız üzücü olaylar ekseninde kadına yönelik şiddetle etkili şekilde mücadele edilmesi konusunu da tüm arkadaşlarımızla birlikte ele aldık. Türkiye Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesini, yani İstanbul Sözleşmesini ilk imzalayan ve onaylayan ülkedir. Kadına yönelik şiddetin engellenmesi için önlemler alınması gerekiyor, ayrıca bu konuda toplumsal farkındalığın arttırılması ve mevcut önlem mekanizmalarının tüm vatandaşlarımız tarafından daha etkin şekilde kullanılmasını sağlamalıyız. Bu vesileyle hayatını kaybeden, acımasızca öldürülen Özgecan kardeşimize ve bu tür saldırılarda hayatını kaybeden tüm kadınlarımıza bir kere daha Allah’tan rahmet diliyoruz. Bugün merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun annesinin de Hakk’ın rahmetine kavuştuğunu öğrendik. Kendisine de Rabbimden rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

Teşekkür ediyorum.

SORU- Merhabalar, efendim TRT Haber’den. Dün eğit-donatta imzalar atıldı, ABD’li yetkililer de üç yılda 5 bin Suriyeli muhalifin her yılda eğitim almasının hedeflendiği yönünde açıklamalarda bulundular dün. Biz biraz daha teknik detaylara inersek eğer, kaç muhalifin eğitim alması öngörülüyor ya da Türkiye dışında başka hangi ülkeler evsahipliği yapacak bu eğitimlere ve nerelerde yapılacak? Biraz daha teknik detayları alırsak çok seviniriz efendim.

Bir diğer sorum da, dün Süleyman Şah Türbesindeki Türk askerlerin IŞİD tarafından rehin alındığı yönünde iddialar vardı. Bu konuda da bir şeyler söylemek istersiniz herhalde teşekkürler.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Öncelikle ikinci sorunuza cevap vereyim. Bu iddialar doğru değildir nereden çıktığını bilemiyorum ama birden dün akşamüstü Türkiye’nin gündemine oturdu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki tartışmalara da yansıdı. Gerçek dışı bir haberin etkilerini de gördük kesinlikle böyle bir şey doğru değildir, söz konusu bile olmamıştır.

Birinci sorunuza gelecek olursak sizin de söylediğiniz gibi eğit-donat programına ilişkin mutabakat belgesi ABD ve Türkiye arasında Bakanlığımızda dün imzalandı ve uygulamanın Mart’ın ilk günlerinde başlamasını öngörüyoruz, hedefini zaten biliyorsunuz. Muhalefetin güçlendirilmesine, eğitilip ve donatılmasına yönelik bir programdır. Biz uzun zamandan beri 114 ülke tarafından tanınan Suriye Ulusal Koalisyonu’nun ve arazideki bunlara bağlı grupların desteklenmesinin uluslararası toplumun bir yükümlülüğü olduğunu söylüyorduk, vurguluyorduk ve bu mutabakat bu yönde atılmış önemli bir adımdır. Tabii bu belge çerçevesinde Türkiye’de bu çalışmalar yapılacak, Amerika’yla Türkiye birlikte yürütecek ve ana unsurları konusunda Türkiye ve Amerika birlikte karar alacak. Türkiye’nin iradesine aykırı herhangi bir iş de yapılmayacaktır, buna benzer bazı yorumlar olduğu için söylüyoruz. Yılda 1500-2000 civarında Suriyeli muhalife Türkiye’de eğitim verilecek ve donatılacak.

Diğer ülkelerde de bu çalışmalar devam ediyor. İngiltere’nin Lübnan’da buna benzer çalışmaları var. Aynı şekilde Suudi Arabistan ve Katar’da eğit-donat programına evsahipliği yapacaklarını açıklamışlardır. Dolayısıyla, Türkiye’de 1500-2000 civarında olduğunu düşünürsek diğer ülkelerde de bu rakama yaklaşık muhalefetin eğitilip-donatılacağını söyleyebiliriz. Buradaki amaç, elbette Cenevre Bildirisi temelinde gerçek bir siyasi dönüşümün sağlanması, aşırıcılıkla ve terörle mücadele ve muhalefete tehdit unsuru oluşturan rejim de dahil tüm unsurlarla mücadele ederek muhalefetin güçlendirilmesi hedeflenmiştir ve muhalefetin imkan ve kabiliyetleri bu şekilde daha da geliştirilecektir.

Teşekkür ediyorum.

SORU- Kıbrıs Gazisi birisinin 25 bin liralık bir borç sebebiyle açık kalp ameliyatı olduktan sonra cezaevine konulmasıyla ilgili bir bilgi verebilir misiniz, nedir, ne değildir, bir şey var mıdır?

ADALET BAKANI BEKİR ÖZDAĞ- Bir tekrar eder misin?

SORU- Kıbrıs Gazisi olan 62 yaşında bir vatandaşın 25 bin liralık borç sebebiyle cezaevine konulmasını nasıl değerlendirirsiniz?

ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ- Şu anda bende bir bilgi yok konuyu inceleteceğim nedir, neden cezaevine konulmuş ondan sonra belki sağlıklı bir değerlendirme yapabiliriz.

SORU- Efendim, Avrupa Parlamentosu Raportörü Piri’nin raporu vardı ve Türkiye’ye olumsuz eleştirileri vardı. Bu raporla ilgili neler düşünüyorsunuz, herhangi bir temasınız oldu mu? Teşekkür ederim.

Bir diğer sorum da Sayın Dışişleri Bakanına olacak. Efendim, füze savunma sistemiyle ilgili.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Her Bakana bir soru dedik arkadaşlar. Her Bakana bir soru prensibini bozmayalım lütfen.

SORU- Peki, teşekkür ederim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ben teşekkür ederim.

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI VOLKAN BOZKIR- Yeni bir raportör var. Hollanda vatandaşı ve Türkiye’yle son derece yakın ilişkisi olan Türkiye’ye dost bakan bir raportör. İlk taslağı hazırladı, Avrupa Parlamentosu raporlarının normal sürecinde olduğu gibi aslında değişik görüşler arasında bir ortak nokta bulmaya çalışan bir taslak oldu. Bunun içinde memnun olduğumuz, rahatsızlık duyduğumuz bölümler tabiatıyla olacaktır. Bunlarla ilgili olarak kendisine bir mektup yazarak raporda yer alması gereken hususları ve aslında tam olarak doğru bilgilere dayanmayan bazı hususları illettim, bir örneğini de hem Avrupa Parlamentosu Başkanı hem de Parlamentoda grubu olan grup başkanlarına gönderdim ve Genişlemeden Sorumlu Komiser’e ilettim. Şimdi tabiatıyla Avrupa Parlamentosu’nun yapısı bütün hazırlanan belgelerde parlamenterlerin çok sayıda değişiklik önerileri verdikleri bir ortam yaratır, her zaman böyle olmuştur. Bu sefer de bu taslağa 400’ün üzerinde değişiklik önerisinin verildiğini görüyoruz, bunlarla ilgili olarak da çalışmalarımızı yapıyoruz, görüşlerimizi ileteceğiz. Ancak tabiatıyla burada raportöre önemli sorumluluk düşüyor. Onun ortaya çıkacak taslağın Türkiye’ye zarar verecek bir belge olmasını önlemek mecburiyeti var ve bu kağıdın, bütün Avrupa Birliği tarafından hazırlanan ilerleme raporu olsun, açıklamalar olsun, Ortaklık Konseyi belgeleri olsun, hepsi gibi yararlı bir belge olması lazım ve gerçekten iki tarafın da ileride kullanabilecekleri, atacakları adımlarda tenkitler olsun, içinde yer alan görüşler olsun bundan yararlanacakları belge olması lazım. Mart sonunda Dışişleri Komisyonunda oylanacak ve Nisan sonunda da Avrupa Parlamentosundan geçecek. O zamana kadar çabalarımızı sürdüreceğiz. Karma Parlamento Komisyonu Başkanımız, Parlamento’daki milletvekillerimiz bu konuda sürekli temas halindeler. Dışişleri Bakanımız bütün buradaki Bakanlarımızla keza bütün temaslarımızda bunu dile getiriyoruz. Ümidimiz bu raporun hiçbir şekilde kale almayacağımız bir kağıt olmasının önlenmesi ve ortak kağıdımız ve yararlanabileceğimiz bir kağıt olması şeklinde.

SORU- Efendim, Anadolu Ajansı. Meclis Genel Kurulunda iç güvenlik paketinin görüşülmesi sırasında yaşanan gerginlikler ve muhalefetin buna yönelik tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz.

İÇİŞLERİ BAKANI EFKAN ALA- Teşekkür ediyorum. Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun annesinin vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim, ben de izninizle önce kendisine Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına baş sağlığı diliyorum.

Değerli arkadaşlar, biz bir yasa tasarısı hazırlarken muhalefetin memnuniyetini esas alarak hazırlamıyoruz tabii, milletimizin memnuniyetini esas alarak hazırlıyoruz, onların problemlerine çözüm olsun diye yasa tasarıları hazırlıyoruz ve bu yasa tasarısına da milletimizden çok yüksek bir oranda yüzde 80’lere varan -araştırmalar onu gösteriyor- destek var. Neden? Çünkü bu yasa tasarısında molotof atanlarla ilgili düzenlemeler var. Dükkanında esnaf ekmek parası kazanmaya çalışırken onun dükkanına molotof atanları engellemeye yönelik düzenlemeler var. Ambulansta hastalar hastaneye giderken ambulansları yakanları engellemeye yönelik düzenlemeler var. Otobüste öğrencilerimiz, çocuklarımız seyahat ederken, vatandaşlarımız belediye otobüslerinde seyahat ederken onlara molotof atıp yakmaya çalışanlarla ilgili düzenlemeler var. Nitekim daha önce çok elim hadiseler oldu bu ülkede ve insanlar yandı, yakıldı, bunları engellemeye yönelik düzenlemeler var.

Diğer taraftan okullarımızın etrafında, camilerimizin etrafında, öğrencilerimizin, gençlerimizin, kaldığı yurtların etrafında eroin satan, bonzai satan, uyuşturucu satanları gözaltına almaya yönelik düzenlemeler var. Şimdi vatandaşımızın, esnafımızın alışveriş yapma özgürlüğü, vatandaşımızın seyahat etme özgürlüğü, iş yerine gitme, okula gitme özgürlüğü yok mu, hakkı yok mu? Çocuklarımızın uyuşturucuyla karşılaşmadan okulunu bitirme özgürlüğü, hakkı yok mu, ailelerin bunlardan emin olma hakkı yok mu? Bunları değerlendiren, bunları korumaya yönelik düzenlemeler var. Vatandaş şikayet ettiği zaman hırsızın, yan kesicinin suçüstü halinde derhal gözaltına alınmasına yönelik düzenlemeler var. Mağdurun, yani evinde hırsızlık yapılmış vatandaşımızın bir de karakola gel orada senin evinde hırsızlık yapıldığına dair ifade ver anlayışının yerine, gidip evinde, arzu ederse iş yerinde şikayetini polisin, jandarmanın alabilmesini sağlayan düzenlemeler var. Yani hem mağdur olmuş, hem de karakola gel anlayışının yerine mağdur oldun ben sana geleyim, senin olduğun yerde ifadeni alayım, bir de buraya kadar yorulma çünkü mağdursun zaten, diye düzenlemeler var.

Sonra hasta evinde yatıyor bilgisine başvurulması lazım, karakola gel yerine ben oraya geleyim de orada senin ifadeni alayım, bilgine başvurayım diye düzenlemeler var. Ki bunu genelgeyle yapmıştık, şu ana kadar 3 ay içerisinde 100 bin insanımız bundan yararlandı. Bunu lütuf değil, hak olarak tanımlayan düzenlemeler var kanunda. Yani genelgeyle yapılınca her zaman kaldırabilirsin, ama kanunla vatandaşa hak olarak veriyoruz bunu, buna yönelik düzenlemeler var. Molotofla saldırıyla, vatandaşın evini, iş yerini, araçları yakanların bunları ödemesine yönelik, yani bu zararların onlardan tazmin edilmesine yönelik düzenlemeler var. Yüzünü gözünü kapatıp o toplantı, kanunsuz toplantılara, gösterilere katılıp provokasyon yapanlara yönelik düzenlemeler var.

Değerli arkadaşlar,

Bunların yasal hale getirilmesinden, herkesin memnun olması gerekirken muhtemelen vatandaştaki bu desteği görünce bu desteği sabote etmeye yönelik bazı ittifaklar görüyoruz, olan biten budur.

Başka, bakın bugün nüfusla ilgili düzenlemeler var. Bir vatandaşımız soy ismindeki bir yanlışlığı, memurun zamanında yaptığı bir yanlışı düzeltmek için bir harf yanlışlığını ya da bugün kamuoyunda hoş karşılanmayan değişik soy isimleri var, onları düzeltmek istiyor, bunu değiştirmek için bir yılını verecek dava açacak ve zaman harcayacak, memur da oraya gidecek, vatandaş da gidecek bunu ortadan kaldıran bir dilekçeyle kolaylıkla bu isim ve soy isim yanlışlıklarını düzeltmeye yönelik düzenlemeler var.

Sonra bir kişi bir mahalleden başka bir mahalleye taşındığında, bir ilden başka bir ile taşındığında hem doğalgaz aboneliği yapıyor, hem elektrik abonesi oluyor belediyeye gidiyor, hem de nüfusa gidip ayrıca nüfusta da kaydolması lazım iki iş. Sadece doğalgaz aboneliği olduğu zaman örneğin, onun doğrudan nüfusa bildirilmesini sağlayan, yani vatandaşın bir daha nüfusa gitmesini zorunlu kılmayan, onu ortadan kaldıran düzenlemeler var.

Ehliyet, kimlik ve pasaportun polis yerine nüfusta verilmesini sağlayan düzenlemeler var. Burada iki şey yapıyoruz, bir sivilleştiriyoruz, ikincisi de, bizim polise ihtiyacımız var, sokakta ihtiyacımız var. İşte eroinle mücadele etsin, hırsızlıkla mücadele etsin bunlara ilişkin düzenlemeler var. Bakın bir NARKOTİM kurduk neticelerini alıyoruz dolayısıyla, hepsi vatandaşımızın lehine düzenlemelerdir.

Başka bir şey, şu anda biz Avrupa Birliği Reform Eylem Grubunu topladık bugün. Bakın 2014 her ilerleme raporunda vardı, 2014 Avrupa Birliği ilerleme raporundan aynen okuyorum.

Özellikle valilerin, jandarmanın kolluk faaliyetlerine ilişkin sivil gözetimi halen yetersizdir. Orduya, polis teşkilatına, jandarmaya ve istihbarat faaliyetlerine yönelik sivil denetimin iyileştirilmesi için reformlara ihtiyaç vardır, işte bu o reformdur. Jandarma üzerinde, emniyet üzerinde, sahil güvenlik üzerinde sivil denetimi arttıran, jandarma ve sahil güvenliği de İçişleri Bakanlığına bağlayan düzenlemeler var. Şimdi asayişten sorumlu olanın o sorumluluğu vatandaşın istediği biçimde yerine getirebilmesi için, o sorumlu siyasi otoritenin, sivil iradenin ve idarenin yetkili olması gerekmez mi, bundan daha doğal ne olabilir? Bu gecikmiş bir reformdur. Buna Türkiye’nin ihtiyacı var, çünkü iyi yapanın mükâfatlandırılması, kötü yapanın da görevden alınma yetkisi elbette Bakan da, Vali de olmalıdır. Çünkü hesabı aynı Meclis kırsalda ya da herhangi bir yerde bir hadise olduğunda asayişe, güvenliğe yönelik kimden soruyor? Bizden soruyor. Ama bu sorumluluğu yerine getirebilme yetkisini Meclis’e götürdüğümüz zaman da burada bazı kurnazlıklarla, kelime oyunlarıyla karşı çıkıyoruz bunlar çok yanlış şeylerdir. Biz memlekette vatandaşın ihtiyacını karşılayacak düzenlemeler yapıyoruz, onların problemlerini çözecek inisiyatifler alıyoruz.

Bakınız başka bir konu, emniyet teşkilatında -çarpıcı olsun diye veriyorum- birinci sınıf, yani emniyet müdürü ihtiyacımızın üç katı emniyet müdürü var. Peki, sahada sokakta, caddede görev yapacak olan kim? Komiser, baş komiser ve komiser yardımcısı. İhtiyacımızın yarısı kadar komiser yardımcısı var, ihtiyacımızın 5’te 1’i kadar komiserimiz var. İhtiyacımızın, arkadaşlar, 7’de 1’i kadar baş komiserimiz var, yani bu böyle mi devam etsin? 1000 baş komiser var yaklaşık olarak, 7 bin ihtiyacımız var. Yaklaşık olarak 2 bin komiserimiz var, bizim 10 bin komisere ihtiyacımız var, şimdi bu böyle mi devam etsin? Bunları düzelten, bu piramidi düzelten bir düzenleme var bunun içerisinde.

Yani sonuç olarak değerli arkadaşlar, molotof atmayana, yakıp yıkmayana, bonzai satmayana yönelik bir şey yok. Ama esnafın ticaret yapma özgürlüğünü, vatandaşın seyahat etme, halk otobüsüne binme özgürlüğünü, öğrencinin okula gitme özgürlüğünü koruyan düzenlemeler var.

Aziz milletimizin takdirine arz ediyorum.