#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Basına yaptığı açıklama, 10 Temmuz 2019, Ankara

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok kıymetli basın mensupları, bugün Irak Dışişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı ve Ulusal İstihbarat Başkanının katılımıyla yine bizden de benim yanımda Milli Savunma Bakanımız Hulusi Akar Bey ve Milli İstihbarat Başkanımız Hakan Fidan’ın katılımıyla heyetlerimizle birlikte bir toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantının amacı Başbakan Abdülmehdi’nin Türkiye ziyareti sırasında Başbakanla Cumhurbaşkanımızın görüşmesinde iki ülke arasında bir güvenlik işbirliği mutabakatına varılması yönünde verilen talimatların yerine getirilmesiydi. Abdülmehdi’nin ziyaretinden sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın da talimatıyla biz bu konuda bir taslak metni Irak tarafına ulaştırmıştık ve o metin üzerinde bugün çok samimi bir ortamda her iki tarafın da hassasiyetlerini dikkate alarak bir görüşme gerçekleştirdik. Burada üç tane önemli husus var, bunlardan bir tanesi Irak’la askeri işbirliğimizin devam etmesi. Özellikle DEAŞ’a karşı Irak’a çok güçlü destek vermiştik, ama kurumsallaşmaya çalışan ve yeniden inşası için adımlar atmaya çalışan Irak’a her alanda olduğu gibi askeri işbirliği alanında da gerek eğitim ve diğer alanlarda desteğimizi sürdüreceğiz.

Diğer hassas bir konu, terörle mücadeledir. Bugüne kadar DEAŞ’la mücadelede hep Irak’ın yanında olduk, ama Irak’ta bir PKK gerçeği vardır. Sadece Kandil bölgesinde değil, Sincar bölgesinde de konuşlanmış bir PKK vardır. Dolayısıyla, Irak’tan PKK’nın temizlenmesi, her ne kadar DEAŞ herhangi bir sahayı kontrol etmese de son zamanlarda Irak’ta ve Suriye’de tekrar canlanmaya çalıştığını görüyoruz. DEAŞ ve diğer terör örgütlerine karşı birlikte neler yapabiliriz bunu değerlendirdik. Malumunuz Başika ile ilgili konu uzun zamandır ikili ilişkilerimizin gündemine geliyor. Dolayısıyla, bu konuda da birlikte neler yapabiliriz bunları değerlendirme fırsatı bulduk. Bu çerçevede bunların detaylarını görüşmek için bugün ortak bir komite kurma kararı aldık, zaten bizim verdiğimiz taslak metinde de bu vardı, bu konuda hemfikir olduk. Ve yardımcılarımız düzeyinde, yani benim yardımcım Büyükelçi Sedat Bey ve Milli Savunma Bakanı Yardımcımız ve Hakan Bey’in yardımcısı karşı taraftan da muhataplarımızın yardımcılarının katılacağı o düzeyde bir komite kurma kararı aldık. Arkadaşlarımız, bu konularda teknik görüşmelerini yapacaklar ve daha sonra yine bu formatta Bağdat’ta bir kere daha görüşme konusunda da hemfikir olduk. Ve Sayın Cumhurbaşkanımızın bu yılın sonuna doğru, bu yılın son çeyreğinde Irak’a bir ziyaret yapacağını daha önceden söylemiştik. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konsey Toplantımızı gerçekleştireceğiz bu ziyaret marjında. Ve eğer mutabakat sağlarsak burada bir mutabakat zaptını ya da diğer üzerinde şu ana kadar çalıştığımız anlaşmaları da o ziyaret marjında imzalama imkanımız olacak.

Çok kıymetli basın mensupları, bu vesileyle son günlerde sürekli gündeme gelen Doğu Akdeniz konusunda da bazı düşüncelerimizi, daha önce de paylaştığımız fikirlerimizi bir kere daha paylaşmak isteriz. Esasen Türkiye’nin kıta sahanlığında sürdürdüğü sondaj faaliyetleri konusunda fazla yorum yapmak istemiyorum, bu Türkiye’nin egemen hakkıdır. Dolayısıyla, bu konuda herhangi bir ülkenin ya da uluslararası kuruluşun yorum yapma hakkı yoktur. Kıta sahanlığında ne yapabileceğini, ne yapmak istediğini ancak Türkiye karar verir ve herkes buna saygı duymalıdır. Biz her zaman uluslararası hukuka uygun bir şekilde adımlarımızı atıyoruz, bundan sonra da öyle olacak. Ve Türkiye’nin kıta sahanlığında sondaj çalışmalarımızı bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da sürdüreceğiz.

Diğer taraftan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ruhsat verdiği, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına ruhsat verdiği alanları da biliyorsunuz, artık faaliyetlerimizi yoğunlaştırmaya başladık. Daha önce Barbaros Hayrettin Paşa’yla sismik araştırmalar yapıyorduk, şimdi Fatih gemimizden sonra Yavuz gemimiz de bölgeye gitti ve bu bölgede sondaj çalışmalarını başlatacak.

Bu noktaya nasıl getirdik kısaca bir hatırlatmak isterim. Esasen Rum tarafı tek taraflı sondaj çalışmalarına ya da sismik araştırma çalışmalarına başlayınca gerek kendilerine gerekse garantör ülkeler olan Yunanistan’a ve İngiltere’ye Birleşik Krallığa ve Avrupa Birliği üyelerine, Birleşmiş Milletlere, Rum tarafının tek taraflı sondaj ya da diğer çalışmaları yapmasını doğru bulmadığımızı ve derhal bunu durdurmaları gerektiğini söyledik. Ama sadece Rum tarafı yapmasın, bu çalışmaları durdursun demedik, Türk tarafının haklarının garanti altına alınması gerektiğini de söyledik. Bunları uluslararası camiayla görüşürken 2011 yılında o günkü Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu’nun da KKTC adına bir teklifi olmuştu. Nedir o teklif? Birleşmiş Milletler çatısı altında bir ortak komisyon kuralım ve bu ortak komisyon içinde çalışmaları yaparak müştereken bu paylaşım nasıl olacağına birlikte karar verelim, ondan sonra sondaj ya da diğer faaliyetler devam etsin demiştim. Esasen bugüne kadar KKTC’nin bu teklifi masadadır, hiçbir zaman da geri çekilmemiştir.

Biz bu düşüncemizi herkesle paylaşırken maalesef biz sondaj çalışmalarına başlayıncaya kadar hiçbir kurum Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ya da Kıbrıs’la yakından ilgilenen garantör ülkelerin dışındaki diğer ülkeler ve Avrupa Birliği bu konuda adım atmamıştır. Şimdi biz bu çalışmaları başlatınca yerli yersiz açıklamalar görüyoruz. Garantör ülkelerin dışındaki esasen açıklamaları tamamen yersiz buluyoruz ve o ülkelerin burada bir söz hakkı yoktur, garantör değillerdir. Dolayısıyla, burada konuşacaklarsa da dengeli ve adil konuşmaları gerekiyor, bir tarafı tutmamaları gerekiyor. Biz Kıbrıs meselesinin çözümünde her zaman Avrupa Birliği’ni bir gözlemci olarak bazen yan odada tuttuk, Crans-Montana’da da aynı odaya dahil ettik, kenarda bir masada oturdular. Yapıcı katkılar da sağladılar, onu da kabul etmek lazım. Ama bu süreçte takındıkları tutumu doğru bulmuyoruz. Dayanışma adına tamamen Rum yanlısı bir tutum sergiliyorlar. Dayanışma önemlidir, ama doğru yerlerde dayanışma içinde olmak lazım. Her şartta yanlış adımlarda da bir üye ülke olsun veya içinde bulunduğunuz, dayanışma içinde olduğunuz ülke ya da kuruluş neyse bir yanlış adım içinde olduğu zaman bu sefer uluslararası hukuk ve Avrupa’yı birleştiren değerler ve standartlar esas alınmalıdır. Maalesef bugün Avrupa Birliği özellikle üyeleri bakımından bu çifte standardın içine sıkça düşmektedir. İnsan hakları ve diğer konularda da aynı yanlışın içine düştüğünü görüyoruz. Biz bu anlamdaki dayanışmayı doğru bulmuyoruz. Dayanışma hakkı ve haklıyı savununca güzel oluyor ve olması gerekiyor. Dolayısıyla, Rum Kesimini haksız bir şekilde ve uluslararası anlaşmalara aykırı bir şekilde Avrupa Birliğine kabul eden bu kuruluş ve ülkeler, Rum Kesimini mutlu edecek açıklamalar yerine, bizim devam ettiğimiz, sürekli gündeme getirdiğimiz teklifi değerlendirerek ortak bir çözüm bulma yoluna gitmeliler, biz buna varız. Yani en son Mogherini’yle de görüştük. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs Türk Halkı’nın hakkını garanti altına alacak bir formül için her türlü esnekliği gösteriyoruz, yapıcı yaklaşımımızı gösteriyoruz. Buna yanaşmazlarsa ve dayanışma uğruna taraf tutarak Rum Kesiminin yanında olmaya devam ederlerse hata yaparlar. Ama o zaman da şunu söylemek isteriz: Türkiye Cumhuriyeti Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin Kıbrıs Türk halkının hakkını sonuna kadar koruma konusunda kararlıdır ve bundan sonra buna benzer adımlarımızı atmaya devam edeceğiz. Ya bu zenginlikler, kaynaklar, hakça paylaşılır, ortak bir çözüm bulunur ya da biz Türkiye olarak, garantör ülke olarak hakkımızı ve Kıbrıs Türk halkının hakkını savunmaya devam edeceğiz, bunu da bir kere daha söylemek istiyorum.

Yunanistan’da yeni bir hükümet başladı. Miçotakis’i, Başbakanı yakından tanıyoruz, milletvekilliği yıllarından şahsen benim de tanıdığım, beraber futbol oynadığımız bir arkadaşımız. Ve Yunanistan için çok iyi işler yapacağına da inanıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız da kendisini tebrik eden ilk lider olmuştur seçimden sonra. Dışişleri Bakanı Nikos Dendias da yine Avrupa Konseyinden benim çok yakın arkadaşımdır, kişisel arkadaşımdır ve ilişkilerimizi sağlıklı bir şekilde götürmek istiyoruz. Ege’de gerginlikleri tırmandırma yerine, anlaşamadığımız konuları yine istikşafi görüşmeleri de sürdürerek samimi bir şekilde bir çözüme kavuşturmak için çaba sarf etmek istiyoruz. Aynı düşüncelerin Yunanistan tarafında da olduğunu umut ediyoruz. Umarım Yunanistan’daki yeni hükümet gerek ikili ilişkiler, gerekse Ege ve diğer Doğu Akdeniz konularında daha yapıcı bir şekilde ilişkilerimizi götürmemize vesile olur diyorum. Sizlere de çok teşekkür ediyorum. Buyurun.

SORU- Efendim, Doğu Akdeniz’den bahsettiniz, ama Avrupa Birliği’nde daimi temsilciler düzeyinde bugün ve yarın bir toplantı olacak Pazartesi günü de bakanların önüne gidecek. Mogherini ile görüşme yaptım dediniz, bu konu gündeme geldi mi, Türkiye nasıl bir tutum alacak yaptırım olursa?

Bir de Irak’tan bahsettiniz, Başika Kampından. Irak da Başika Kampına ilişkin bazı görüşlerini açıklamıştı, acaba yeni bir kamp olacak mıdır, Türkiye’ye askeri anlamda bir destek sağlayacak mı Irak?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ediyorum.

Birinci konuda, Mogherini ile daha önce evet görüştük, yine diğer muhataplarımızla da görüştük. Bildiğiniz gibi Genel Müdürümüz ve arkadaşlarımız hemen şu sağdaki salonda Avrupa Birliği üyesi ülkelerin ve de Güvenlik Konseyinin daimi üyesi olan ülkelerin Büyükelçilerine bilgilendirmede bulundular. Aynı şekilde Brüksel’de arkadaşlarımız bilgilendirmede bulundu. Ben gerek bu daimi üye ülkelerin Dışişleri Bakanlarına, gerekse Mogherini ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanlarına dört sayfalık yanlış hatırlamıyorsam, bir mektup gönderdim. Ve burada yaptığımız faaliyetlerin ne olduğunu, uluslararası hukuka uygun olduğunu ve de neler yapılması gerektiğini bu mektubumda da gayet net bir şekilde, sarih bir şekilde izah ettim.

Diğer taraftan Mogherini’ye tekliflerimizin halen geçerli olduğunu söyledim. Kendisi de bu konuda üzerine düşeni Avrupa Birliği olarak yapacaklarını, yapmaya çalıştıklarını söylediler. Umarım öyle olur.

Diğer taraftan Rum Kesimi’nin ve Yunanistan’ın Türkiye’ye yönelik bazı kararlar aldırmaya çalıştığını biliyoruz. Geçtiğimiz Genel İşler Konseyi Toplantısında, Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda ve diğer düzeylerde, Liderler Zirvesi’nde buna benzer çabaları oldu.

Avrupa Birliği’nin bize yönelik attığı bir adımın faydası olmaz, ters teper, yani bunu da açık söylemek lazım. Avrupa Birliği biraz önce söylediğim gibi sırf dayanışma uğruna yanlış adımları atmaya devam ederse, bu konuya bir çözüm getiremeyiz. Bu sorunu çözmek için yapacağı yaklaşım içinde olursak biz zaten varız, esneklik gösteriyoruz. Yeter ki biraz önce söylediğim gibi Kıbrıs Türk halkının hakları garanti altına alınsın. Bir mekanizma kurulabilir, bir komisyon kurulabilir, Avrupa Birliği üzerinden olur, Birleşmiş Milletler üzerinden olabilir, iki taraf arasında olabilir, biz hepsine varız. Esasen Kıbrıs Türk halkının burada hakkının olduğunu herkes teslim ediyor, Rumlar da teslim ediyor. Anastasiadis’e sorduğum zaman, evet Kıbrıs Türk halkının hakkı var. Peki, neden bunu garanti altına almıyorsun diye sorduğum zaman, şimdi yapamam. Ne zaman yapacaksın? Satmaya başladığım zaman. Şimdi yapamıyorsan, satmaya başladığın zaman yapacağının garantisi nerede? Kaldı ki yani burada herhangi bir doğalgaz çıktığında satmaya başladığın zaman sen olacak mısın? Dolayısıyla olayın başında bu işleri bizim bir mutabakata bağlamamız gerekiyor.

Başika konusunda biraz önce söyledim zaten, bu Güvenlik İşbirliği Anlaşması çerçevesinde birlikte burada neler yapabiliriz, her iki tarafın da hassasiyetini dikkate alarak bir mutabakat çerçevesinde burada neler yapabileceğimizi teknik düzeyde arkadaşlarımız daha detaylı konuşacaklar, ondan sonra vardığımız mutabakatı da zaten kamuoyuyla da paylaşırız her iki taraf olarak.

SORU- Efendim, Cumhurbaşkanı Erdoğan S-400’lerin teslimi için Temmuz’un ilk yarısını işaret etmişti. S-400’lerin Türkiye’ye ne zaman teslim edileceği ve nereye konuşlandırılacağını bizimle paylaşabilir misiniz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hulusi Paşa’ya sordunuz mu o soruyu, nereye konuşlanacağını, o askerlerimizin bileceği iş.

Ama S-400 konusunda arkadaşlar her gün soruluyor. Cumhurbaşkanımız da dün yine seyahatte bizlerle beraber olan basınımızın kıymetli temsilcileri de gündeme getirdi. Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuyla ilgili açıklamaları yaptı. Esasen biten bir anlaşmada şimdi ne zaman geleceği ve nereye geleceği konuşuluyor. Bununla ilgili gerekli teknik hazırlıklar yapılıyor zaten. Biz de Dışişleri Bakanlığı olarak gerek vizelerin verilmesi, gerekse diğer Dışişleri Bakanlıklarının yapması gereken alanlarda üzerimize düşeni yapıyoruz. Ama önümüzdeki günlerde inanıyorum ki Milli Savunma Bakanlığımız gerekli teknik açıklamaları sizlerle paylaşacaktır. Çok teşekkür ederim. Buyurunuz.

SORU- Irak’la imzalanan mutabakatta PKK’nın Sincar’dan çıkarılması kapsam…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bugün mutabakat imzalamadık, ama görüşmelerimizde mutabık kaldık ki sadece Sincar’dan değil PKK’nın tüm Irak’tan temizlenmesi konusunda mutabıkız. Bu konularda neler yapabileceğiz, neler yapabiliriz, bunların detaylarını arkadaşlarımız konuşmaya devam edecek. İstihbaratımız yine muhatabıyla, Milli Savunma Bakanlığımız, Genelkurmayımız muhataplarıyla görüşecek, biz de siyasi düzeyde işi koordine edeceğiz. Sadece Sincar yetmez, tüm Irak’tan temizlenmesi gerekiyor. Bu, konuştuğumuz esas konulardan bir tanesi. Burada sadece Bağdat’ın rol alması ya da rol üstlenmesi yetmez, Bölgesel Yönetimin de, Erbil’in de, Süleymaniye’nin de işin içinde olması gerekiyor. En son Erbil tarafından yapılan açıklamada da zaten Türkiye’nin oradaki harekâtlarının sorumlusunun PKK olduğunu, dolayısıyla PKK’nın artık Irak’ı terk etmesi gerektiğini güçlü bir şekilde vurgulamışlardır, bu bakımdan da önemlidir. Zaten her yerde bu terör örgütleri Suriye’de de, Irak’ta da, Türkiye’de de en çok Kürt halkına, halklarına zarar vermektedir. Bizde de öyle, Irak’ta da öyle. Irak’ta bulundukları bölge, yerleştikleri bölgenin ekseriyeti Kürtlerin yaşadığı bölgeler ve oralarda da siyasi partilere de baskı yapıyorlar, oradaki Kürt kardeşlerimize de çok ciddi baskı yapıyorlar. Sincar’da da oradaki Yezidilere çok baskı yapıyorlar. Nadya Murad, çok net bir şekilde, Nobel ödüllü biliyorsunuz Hanımefendi, net bir şekilde söyledi: “Önce DEAŞ’tan çektik, şimdi DEAŞ’tan kurtarma adına gelen PKK’dan çekiyoruz. Çocuklarımızı zorla dağa götürüyorlar. Ve Türkiye herhangi burada bir hareket yaptığı zaman, yani bir bombalama yaptığı zaman kendileri saklanıyor, Yezidi çocukları öne atıyor.”

Dolayısıyla PKK’nın oradan temizlenmesi, Irak halkının da, Irak’ın istikrarı ve güvenliği bakımından da son derece hassas önemlidir. Zaten bu konuda bir görüş ayrılığımız yok, modaliteleri konusunda arkadaşlarımız görüşmeye devam edecekler. Evet, son soruyu alıyoruz, buyurun.

SORU- Efendim, Doğu Akdeniz konusunda dile getirilen bazı meseleler de var Türkiye’nin haklarını koruması noktasında, özellikle Deniz Kuvvetleri Komutanlığından dile getirilmişti. Münhasır ekonomik bölge ilanı gerekli dedi… 1 ayla sınırlandırma anlaşması konusu da çok gündemde, bu sıralar konuşuluyor. Bu konudaki çalışmalar ne aşamadadır?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bu konularda Dışişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı olarak arkadaşlarımız çalışmaları yapıyorlar birlikte, bu anlaşmalar nasıl olur nasıl olmaz, artısı ne eksisi ne, olduğu zaman atılması gereken adımlar ne diye. Ama şunu söylemek isterim, denizin altındaki zenginlikler, yani doğalgaz ve petrol kaynaklarının değerlendirilmesi bakımından kıta sahanlığı esastır. Ondan sonra münhasır ekonomik bölgeyle beraber balıkçılık dâhil deniz içinde enerji elde etmek, yani deniz suyundan rüzgâr vesaire artık solar da belki deniz üzerinde kurulacak, teknoloji gelişiyor. Bu bakımdan münhasır ekonomik bölgenin de avantajları var tabii ki. Ama buna mukabil orada alınması gereken tedbirler nedir, neler yapılacak? Bunları dediğim gibi Milli Savunma Bakanlığı’mızla, askerlerimizle birlikte arkadaşlarımız ortak bir çalışma grubu oluşturduk, görüşüyorlar. O görüşmelerden sonra Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edeceğiz. Ondan sonra gereken kararlar verilir, adımlar atılır. Çok teşekkür ediyorum arkadaşlar, sağ olun.