#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun XI. Büyükelçiler Konferansı’nda Düzenlediği Basın Toplantısı, 8 Ağustos 2019, Ankara

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok kıymetli basın mensupları, “Sahada ve Masada Güçlü Diplomasi” temasıyla Onbirinci Büyükelçiler Konferansı’nın kapanışına doğru yaklaştığımız bugünde sizlerle beraber olmaktan mutluluk duyuyorum.

Öncelikle tüm basın mensuplarına başından bugüne kadar, kapanışa kadar Büyükelçiler Konferansımızı yakından takip ettikleri için ve Konferansımız ve Konferansımızda gündeme gelen konuları da tüm kamuoyuyla paylaştıkları için çok teşekkür ediyorum. Sizleri epeyce yorduk, ama değdi.

Yorucu ve yoğun bir haftayı arkadaşlarımızla birlikte geçirdik, ama bu yoğun haftada tüm Büyükelçilerimizle ve Konferansımıza katılan konuklarımızla birçok konuyu birlikte değerlendirme fırsatımız oldu. Dünyanın her köşesinden gelen Büyükelçilerimizle özellikle küresel ve bölgesel düzeyde sınamaları, aynı zamanda fırsatları kapsamlı bir şekilde ele aldık.

Büyükelçilerimizi kabulleri vesilesiyle Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan da gerekli talimatları aldık, bunlar bize rehber olacak. Önümüzdeki dönemdeki çalışmalarımız için, oluşturacağımız yol haritaları için Sayın Cumhurbaşkanımızın bizlere talimatı doğrultusunda çalışacağız.

Yine bizi kabul eden ve parlamenter diplomasisi yoluyla da bize desteklerini veren Saygıdeğer Meclis Başkanımıza da huzurlarınızda çok teşekkür ediyoruz.

Konferansımıza Hazine ve Maliye, Ticaret, Savunma, İçişleri, Adalet, Sağlık, Gençlik ve Spor, Kültür ve Turizm, Çevre ve Şehircilik Bakanlarımız ile İKV, DEİK, TİM, Savunma Sanayi Başkanı, yine Türkiye Maarif Vakfı ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlarımız hitap ettiler, ediyorlar.

Büyükelçilerimiz ayrıca TİKA, TOBB, Maarif Vakfı, DEİK, TÜSİAD, MÜSİAD, ASKON, Müteahhitler Birliği, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Yunus Emre ve Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilileriyle biraraya geldiler, çok önemli toplantılar gerçekleştirdiler.

Ve gördüğünüz gibi bir taraftan ekonomi, ekonomik ilişkiler çok önemli, diğer taraftan savunma, savunma ve güvenlik günü ve yine eğitim ve kültür, yine bu Büyükelçiler Konferansımızın ağırlıklı konuları oldu.

Konferansımızın hemen açılışında ilan ettiğimiz “Yeniden Asya” ve “dijital Diplomasi” girişimlerimizle hızla değişen çağın koşullarına ayak uydurma, hatta bir adım ileride olma çabalarımızın ivme kazanacağına inanıyorum.

Konferans boyunca dinlediğimiz birçok sunumda da her iki girişimin yerindeliği teyit edildi. Yine Sayın Cumhurbaşkanımız da özellikle “Yeniden Asya” girişiminin süratle uygulamaya geçirilmesi konusunda bizlere talimat verdi.

Yine Konferans boyunca sahada ve masada güçlü diplomasimizin ayrılmaz parçalarını teşkil eden kurum ve kuruluşlarımızın üst düzey temsilcileriyle de biraraya geldik. Ticaret, ekonomi, turizm, savunma sanayi ve terörle mücadele başta olmak üzere dış politikamızı yakından ilgilendiren konularda önceliklerini ve hedeflerini arkadaşlarımız bizlerle paylaştılar, kendilerine çok teşekkür ediyoruz.

Yabancı konuklarımız da vardı; Özbekistan ve Ürdün’ün Dışişleri Bakanları Konferansımıza hitap ettiler.

Yine Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki son gelişmeler ışığında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın Konferansımıza katılması ve arkadaşlarımızı bilgilendirmesi anlamlı oldu. Nitekim Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler hakkında Konferans kapsamında kapsamlı görüş alışverişlerinde de bulunduk.

Bu sabah ise AB’nin Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu Komiseri Dimitris Avramopoulos da Büyükelçilerimize hitap etti, arkadaşlarımızın sorularını cevapladı.

Yine üst düzey şahsiyetlerin yer aldıkları iki tane panel düzenledik; bir tanesi kriz yönetimi ve çatışmaların çözümü üzerine, diğeri ise hepimizin şikayet ettiği yükselen popülizm ve ırkçılık üzerine. Eski bakanlar, özel temsilciler, akademisyenler, fikir insanları bu panellerimize katıldılar ve bir tanesi de Medeniyetler İttifakı Yüksek Komiseri Moratinos idi. Kendisiyle de ikili görüşmede bulunduk.

Biraz sonra Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Sayın Fahrettin Altun ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Sayın Fecir Alptekin de Büyükelçilerimizle biraraya gelecekler. Bu iki toplantı özellikle etkin kamu diplomasisi ve yurt dışındaki sanat ve kültürel faaliyetlerimizin birlikte koordine edilmesi bakımından önemlidir ve bu anlamda da arkadaşlarımızın son 2 yılda yurt dışındaki faaliyetlerini sadece takdirle izlemedik, tüm misyonlarımız olarak da destek verdik, bundan sonra da daha etkin birlikte çalışmayı düşünüyoruz.

Çok kıymetli basın mensupları, yarın ise Büyükelçilerimizle birlikte Samsun’a günübirlik bir ziyaret gerçekleştireceğiz ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının tam bir asır önce milli mücadelemizi başlattığı tarihi mekanları ziyaret edeceğiz. Ayrıca Samsun Valiliğini ve Büyükşehir Belediyesini de ziyaret edeceğiz ve Samsunlu iş insanlarıyla da ve Samsun’un sivil toplum örgütleriyle de yine bir öğle yemeğinde biraraya geleceğiz, böylelikle yarın akşamüstü Konferansımızı tamamlayacağız.

Çok teşekkür ediyorum.

Buyurun lütfen sorularınız varsa.

SORU- Efendim, dün güvenli bölge konusunda Amerika Birleşik Devletleri’yle bir mutabakata varıldı, ancak mutabakatın ayrıntılarına ilişkin bazı bilgiler öğrenmek isteriz. Özellikle masaya otururken hem derinlik, hem uzunluk anlamında farklı görüşler vardı, nerede uzlaşmaya varıldı, acaba bu bölgenin uzunluğu ve derinliği ne olacak?

Ortak komite kurulması kararlaştırıldı, hangi ilde kurulacağına ilişkin bir ayrıntı paylaşabilir misiniz?

İçeride birlikte devriye gezmek gibi bir durum söz konusu olacak mı? Bunun Münbiç’e dönmemesi için acaba nasıl bir garanti alındı?

Tabii bir de harekete geçmek için ne zaman olacak? Son sorum da bu olsun.

Teşekkür ediyorum.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ediyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımızın ilk talimatından sonra, yani o bölgeye bir harekatın başlaması yönündeki talimatından sonra, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump Cumhurbaşkanımızı arayarak buradan çekileceklerini söylediler. O gün bugündür oluşturduğumuz görev gücüyle ve yine daha önce oluşturduğumuz Suriye Çalışma Gurubu vesilesiyle Amerika’nın bu çekilmesini ve çekildikten sonra nelerin yapılması gerektiğini koordine etmeye çalıştık ve görev gücü toplantılarında ve sonrasında karşılıklı pozisyonlarımızı belirten kağıtları birbirimize ilettik. Ve en son görev gücü toplantısından sonra teknik çalışmaları da yine askerler düzeyinde yürüttük, tabii ki istihbaratımızdan ve Dışişleri Bakanlığımızdan da arkadaşlarımız bu çalışmalara katıldılar. Ve dün de açıklandığı gibi, bir çerçeve belirlenmesi konusunda, yani çalışmaların nasıl yapılacağı konusunda mutabakat sağlandı. Esasen dünkü anlaşmayı, mutabakatı çok iyi bir başlangıç olarak nitelendirebiliriz. Ve özellikle bundan sonra atılacak adımlar ve detaylarıyla ilgili alınacak kararlar konusunda müşterek harekat merkezinin oluşturulacak olması önemlidir. Ve bu merkezle birlikte yine ilgili kurumlarımızın, Dışişleri ve istihbaratın da katılımıyla diğer detaylarda tabii ki detaylar konusunda da Amerika’yla birlikte karar verilecektir.

Bizim amacımız, güvenli bir bölgenin oluşturulması, bu bölgeden YPG, PYD ve PKK’nın tamamen temizlenmesi. Burada, efendim yok YPG, tamam, anlıyoruz, ama SDG ya da PYD bunlar sivil teşkilatlardır sözü, doğrusu inandırıcı olmaz; bunların hepsi birdir. Nasıl PKK’yla KCK aynıdır Türkiye’de, orada da YPG, PYD, hepsi aynıdır. Bunların tamamen temizlenmesi ve burada tabii Amerika’yla Türkiye’nin ortak hareket etmesi önce güvenlikle ilgili, daha sonra buraların istikrara kavuşturulmasıyla ilgili Münbiç yol haritasında olduğu gibi önemli. Ve buralara Türkiye’deki mültecilerin ve Suriye’nin değişik bölgelerinde buralardan göç etmek zorunda kalan insanların güvenli bir şekilde döndürülmesi gibi insani boyutları da var, yani bu kapsamlı bir çalışmadır.

Gayet güzel bir şekilde söylediniz, Münbiç yol haritası gibi mi olacak diye. Çok açık ve net söylüyoruz, bu çalışmanın Münbiç yol haritasına dönüşmesine müsaade etmeyeceğiz. Yani Münbiç yol haritası 90 günde uygulanacaktı, gayet net, sarih bir esasen yol haritasıydı ve iki Dışişleri Bakanı olarak Pompeo’yla ben bizzat geçen sene 4 Haziran da bunu onayladık. Fakat uygulamada işte Münbiç etrafında ortak devriye gibi ve diğer mazeretlerle Amerika bir oyalama sürecine girdi. Ama burada bir oyalama sürecine girilmesine müsaade etmeyeceğiz ve bunun uygulanması gerekiyor.

Sonuçta nedir hedef? Ya buradan bu çalışmayla tüm teröristler temizlenecek bizim güvenliğimize risk oluşturan, silahların alınması da çok önemli ya da biz bunu tek başımıza yapacağız. Amerika da bu kararlılığımızı gördü ve bunu birlikte yapalım anlayışına geldi, ama şu andaki geldiğimiz noktadan itibaren uygulamada da bunu görmek istiyoruz. Biz kararlıyız, kararlı olduğumuzu da sadece sözlerle değil, attığımız adımlarla da gösteriyoruz. Bu iyi başlangıcın iyi bir şekilde neticelendirilmesi için ne gerekiyorsa Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve talimatlarıyla yapmaya devam edeceğiz.

SORU- Efendim, “Yeniden Asya” açılımı bağlamında Türkiye ilerleyen dönemde Asya’da ne gibi çalışmalar yürütecek? Bu açılımla ilişkili bize daha detaylı bilgi verebilir misiniz?

Teşekkürler.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ediyorum.

Gerçekten Türkiye, Avrupa’yı ve Asya’yı birleştiren bir ülke, adeta köprü görevini üstleniyor. Bunu sadece coğrafi konumuyla değerlendirmek eksik kalır. Bugüne kadar ki üstlendiğimiz roller ve de yine faaliyetlerimizle de Türkiye gerçekten Doğu’yla, Batı arasında bir köprü olmuştur birçok konuda. Onu sadece kaçak göçmen meselesi olarak değerlendirmek doğru olmaz. Asya şu anda dünyanın ekonomik merkezi olmaya başladı. Ve hızlı bir şekilde bu konumunu güçlendiriyor. Yani artık ekonominin gücü merkezi Asya oldu. Bugüne kadar Asya politikalarımız başarılı oldu, ama Afrika açılımı diye başlattığımız kapsamlı bir strateji ile artık Afrika’yla ilişkilerimiz ortaklık politikasına dönüştü ve bunun faydasını biz de gördük, Afrika ülkeleri de gördü. Afrika’nın Afrika Birliği ve Afrika’daki bölgesel örgütleri de gördü. Keza Latin Amerika ve Karayipler açılımımızın da bir başarı hikayesi olduğunu herkes söylüyor, başta o bölgedeki ülkeler ve bölgesel örgütler olmak üzere.

Asya politikamız bugüne kadar eksik değildi, ama biraz önce söylediğim sebeplerden dolayı bütüncül bir yaklaşımla, Asya ülkeleriyle, onların da farklılıklarını gözeterek ve bölgesel örgütlerle ilişkilerimizi çok daha ileri götürmek istiyoruz. Eğer ekonomide de Sayın Cumhurbaşkanımızın koyduğu hedeflere ulaşmak istiyorsak bugün Asya’yı göz ardı edemeyiz. Ama bu açılımı, yani yeniden Asya açılımını sadece ekonomik ilişkiler olarak da görmek doğru değil, kapsamlı bir şekilde, bütüncül bir şekilde yaklaşacağız. Bunun için de ekonomi tabii yük olacak, ama eğitim de olacak, birçok Asya ülkesiyle ortak üniversiteler kuruyoruz. Şimdi Japonya’yla Bilim ve Teknoloji Üniversitesini artık hayata geçirdik geçiriyoruz.

Diğer taraftan yine savunma sanayi konusunda bakıyoruz ürünlerimize çok büyük bir ilgi var, avantajlarımız var çünkü, fiyat, kalite ve işte siyasi bir baskı unsuru olarak kullanmamamız vesaire. Diğer taraftan üniversiteler arasındaki eğitim derken ilişkiler, sivil toplum ilişkileri. Ve tüm boyutlarıyla Afrika’ya bundan sonra daha ağırlık vereceğiz. O gün söylediğim gibi bu Türkiye’nin bir eksen kayması falan değildir. Türkiye’nin bu “Yeniden Asya” açılımına dışarıdan hiç olumsuz bir tepki gelmedi. Ben bekliyordum ki Avrupa’dan falan… İçeriden de çok büyük olumlu tepki geldi. Ama maalesef bazı böyle sözde aydın geçinenler Türkiye’nin işte tekrar işte Asya’ya geri döndüğünü ve Batı’yı ihmal edeceğini söylemeye başladı, bu yanlış. O gün de söyledik, Avrupa’da ve Avrupalı olmak bizim için çok değerlidir, ama Asya’da ve Asyalı olmak da bizim için çok değerlidir. Niye ikisini birden başaramayacağız? Bu iki sacayağı üzerinde Türkiye yükselemez mi? Yükselir, böyle kompleksleri hiç girmeye gerek yok. Bu coğrafyada yaşayan bir ülke olarak zaten ikisinden birini seçme lüksümüz de yok. İşte Cumhurbaşkanımızın da özellikle bu “Yeniden Asya” açılımına destek vermesi ve bu süreci hızlandırın diye talimat vermesi önemlidir.

Diğer taraftan Asya’yla ilişkilerimiz özellikle dijital ekonomiden bahsediyoruz, dijital ticaretten bahsediyoruz ve önümüzdeki süreçte açılımlarımızdan birisi de dijital diplomasi. Eğer bu alanlarda da bir bilgi toplumu olmak istiyorsak ve çağı yakalayıp hatta bir adım önde olmak istiyorsak bunun da yolu bu anlamda da Asya’yla işbirliğinden geçer.

Çok teşekkür ediyorum. Bu vesileyle bu akşam biliyorsunuz Japon İmparatorunun şahsıma layık gördüğü nişanı da akşamki törende de almış olacağız, sizleri de oraya bekliyoruz, konserimize de bekliyoruz. Bu yoğun ve yorucu bir haftadan sonra, bu akşam Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının güzel konseriyle de arkadaşlarımızı biraz dinlendirmiş olacağız, arkadaşlarımızı ve konuklarımızı sizleri de bekliyoruz.

Başka sorunuz var mı? Buyurun.

SORU- İhlas Haber Ajansından İrfan Çalışkan. Asya açılımına ilişkin soru yeni aklıma geldi. Bu malum biliyorsunuz Türki Cumhuriyetlerine Türkiye’den vize serbestisi yok birçoğunda. Bu Asya açılımı pekala bunu da beraberinde doğurur mu? Merak ettiğim soru buydu, teşekkür ederim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ediyorum. Esasen Asya’yı, Asya dediğimiz zaman bir bütüncül yaklaşımdan bahsettik, fakat Orta Asyayla ilgili bizim yine gerek Türk Konseyi ve gerekse diğer bölgesel örgütler ve her kardeş ülkeye yönelik politikalarımızla özel önem veriyoruz. Ayrı, oraya yönelik politikalarımız var, bununda çok başarılı olduğunu görüyoruz. En son ilişkilerimizde 20 yıl gibi bir ara verdiğimiz Özbekistan’la iki yıl içinde ilişkilerimizin hangi düzeye geldiğini gördünüz, görüyorsunuz. Biz o kardeş ülkelerin vatandaşlarına, kardeşlerimize vizeleri kaldırdık, fakat o ülkelerin tabii kendi dinamikleri var, bu sadece bize yönelik bir şey değildir. Diğer ülkelerin de, yani örnek alarak bu kardeş ülkelere baskı yapması vesaire gibi bazı kendilerinin politikaları var. Tabii ki bizim vatandaşımız üzülüyor, yani biz kardeşlerimize vizeyi kaldırdık, ama bu kardeş ülkeler bize vizeyi niye kaldırmıyor diye. İşte tam bu noktada Azerbaycan’ın bizim vatandaşlarımıza vizeyi kaldırması son derece anlamlı oldu. Ve Sayın Cumhurbaşkanı Aliyev Cumhurbaşkanımızı arayarak bu güzel haberi verdi. Geçenlerde de biliyorsunuz Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi kardeşim gelerek Bakanlığa bizzat kaldırıldığına dair, yani 1 Eylül itibariyle kaldırılacağına dair vizelerin, belgeyi de birinci elden teslim etmiş oldu ve böylelikle Azerbaycan’la bu süreci tamamlayacağız, başardık.

İşte Türk Konseyinin bir amacı da bu tür meseleleri de kendi içimizde halletmek. Ayrıca, ticaretin serbest bir şekilde yapılması da amaçlarımızdan bir tanesi. Yani insanlarımızın ve ticaretimizin önündeki engelleri kaldırarak da dayanışmamızı pekiştirmek istiyoruz. Vize konusunu da yine o kardeş ülkelerle de ikili düzeyde de konuşuyoruz, çok teşekkür ederim. Var mı başka? Çok teşekkürler, var mı? Buyurun, son soruyu alalım o zaman. Benim zorlamamla olmasın, ben var mı diye soruyorum.

SORU- Üçlü liderler zirvesini sormak istiyorum 11 Eylül tarihi ortaya atılmıştı, doğru mudur 11 Eylül’de Ankara’da mı olacak? Dörtlü liderler zirvesi konusunda bir tarih söz konusu mudur?

Teşekkür ederim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çok teşekkür ediyorum.

Evet, üçlü zirveyi inşallah, Liderler Zirvesini bu sefer Türkiye’nin ev sahipliğinde dediğiniz tarihlerde gerçekleştireceğiz. Şu anda ilk olarak bir mutabakat var, bir aksilik çıkmazsa gerçekleştireceğiz. Özellikle Astana Süreciyle başlattığımız bu işbirliğinin sahada ve masada faydasını çok gördük. Hem siyasi boyutta hem çatışmaların durdurulması en son İdlib’deki saldırganlığı da durdurmak için elimizden geleni yaptığımızı sizler de görüyorsunuz. Ama son geldiğimiz noktaları değerlendirme bakımından bu üçlü zirve zamanlıca olacak ve önemli bir toplantı olacak.

Diğer taraftan, Anayasa Komisyonunun kurulmasıyla ilgili de son safhaya geldiğimizi daha önce söylemiştim. Şu anda bir isim üzerinde bizim bir itirazımız oldu, onun da değiştirilmesi için Rusya özellikle gereğini yapıyor. Ve önümüzdeki süreçte Rusya, Türkiye ve İran’ın Dışişleri Bakanları olarak bir araya gelip bunu açıklamak istiyoruz.

Dörtlü zirve de, işte daha önce bu Anayasa Komisyonu da dörtlü zirvenin nihai bildirgesinde vardı. Anayasa Komisyonunun kurulmasından sonra da dörtlü zirveyi gerçekleştirme konusunda Osaka’da bir mutabakat sağladık. Sayın Cumhurbaşkanımız hem Putin’le hem Macron’la hem de yine Merkel’le görüşmeler yaptı. Ve bu görüşmeler doğrultusunda Anayasa Komisyonu kurulur kurulmaz ve üçlü zirveden sonra dörtlü zirvenin de planlamasını yapacağız.

Çok teşekkür ediyorum arkadaşlar, sağ olun.