#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun 2020 Yılı Dış Politika Değerlendirme Toplantısında Yaptığı Konuşma, 30 Aralık 2020, Ankara

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yazılı ve görsel medyamızın çok kıymetli temsilcileri; yılın bu son günlerinde sizlerle bir araya gelmenin mutluluğunu yaşıyorum.

Bakan yardımcılarımız ve çalışma arkadaşlarımızla sizlere arz edeceğimiz bilgiden sonra sizlerden gelen soruları da elimizden geldiği kadar yanıtlamaya çalışacağız.

Bakan Yardımcımız Yavuz Selim Kıran, dedesinin babası, yani annesinin dedesi vefat ettiği için, Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun, katılamadılar toplantıya, sizlere de selamı var.

Bugün sizlerle 2020’de Türkiye’de ve dünyada nasıl gelişmeler oldu ve bu gelişmeler karşısında nasıl bir dış politika izledik ve geleceğe yönelik nasıl bir dış politika izleyeceğiz, bunları değerlendirmek istiyoruz.

2020’de gerçekten pandemi tüm dünyayı sarstı ve İkinci Dünya Savaşından bu yana en büyük küresel sınamayla dünya olarak, dünya halkları olarak karşı karşıyayız. Ölü sayısı 1.8 milyona yaklaştı, vaka sayısı 80 milyonu geçti.

Büyük güçler arasında rekabetin daha da arttığını görüyoruz, gelir eşitsizliğinin derinleştiğini gözlemliyoruz.

Çatışma bölgelerinde durum daha da kötüleşti, sorunların çözümüne yönelik çabalar akamete uğradı. Daha önce endişe duyduğumuz trendlerin daha da tırmandığını görüyoruz. Özellikle İslam ve yabancı düşmanlığı, ırkçılık daha da arttı.

2020’ye salgın damgasını vurdu, ama başka önemli gelişmeler de oldu, onlardan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

ABD seçimleri 2020’nin en önemli seçimlerinden bir tanesi oldu. Gerek ABD için, iç politika için, özellikle de dış politika açısından dinamiklerin değişeceğini görüyoruz. Ve şimdiden başta Avrupa olmak üzere herkes yeni yönetime göre pozisyon almaya çalışıyor.

Yine Asya’nın ekonominin merkez gücü olmaya başladığını sürekli söylüyoruz. Asya Ticaret Anlaşması 2020’ye damga vuran bir anlaşma oldu, gelişme oldu. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 30’u, kapsamlı bölgesel ekonomik ortaklık anlaşmasından bahsediyoruz ve dünyanın en büyük ticaret bloğu oluşmuş oldu.

Brexit’te son dakikada Avrupa Birliği ile İngiltere Birleşik Krallık’ın anlaştığını gördük. Biz de hemen arkasından biliyorsunuz serbest ticaret anlaşmamızı İngiltere ile imzaladık. Ama sadece bize yönelik değil Avrupa’ya yönelik etkileri olacaktır.

Kasım Süleymani’nin keza Irak’ta öldürülmesi önemli bir gelişmeydi.

İsrail’le normalleşme anlaşmaları 2020’ye damga vuran gelişmeler oldu. Yine biraz önce artan ırkçılıktan bahsetmiştim. George Floyd’un öldürülmesiyle Batıda artan ırkçılığın zirve yaptığını görüyoruz ve bu artan ırkçılığa karşı da halkların direnmeye başladığını aynı şekilde görüyoruz.

Beyrut’taki patlama bölgemizde çok önemli bir gelişmeydi, olumsuz anlamda söylüyorum.

SpaceX’in uzaya gitmesi, yani uzaya giden ilk özel şirket olması 2020’de önemli bir gelişmeydi. Yine aşı çalışmaları. Bizim için önemli olan, iki Türk’ün –gurur duyduk tabii ki- Almanya’da aşıyı bulmasıydı.

Diğer taraftan Türkiye’de hep Kuşak ve Yol Projesi, İpek Yolu Projesinin yeniden canlandırılmasından ve Türkiye’nin rolü ve öneminden bahsediyoruz. Türkiye’den Çin’e ilk ihracat treni yola çıktı ve 8693 kilometre yol kat ederek Çin’e ulaştı.

Biz bu dönemde öncelikle pandemiyle mücadelede başarılı bir sınav verdik. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sayesinde hızlı kararlar aldık ve uyguladık. Sağlık sistemimiz güçlü, ne kadar güçlü olduğunu sadece halkımız değil tüm dünya görmüş oldu. Keza sağlık sektöründe üretim kapasitemizin yeterli olduğunu, yani temel tüketim malzemeleri ve tıbbi malzemeye erişimde sorun yaşamadığımızı gördük, bundan sonra da yaşamayacağız.

Dijitalleşmeye yaptığımız yatırımların faydasını gördük. E-nabız, e-devlet, TC kimlik, nüfus, vergi ve diğer alanlarda attığımız adımlar sayesinde şartlara, yani pandemi dönemindeki şartlara kolay uyum sağladık.

Dışişleri Bakanlığı olarak biz de hemen gerekli tepkiyi verdik. Hemen Bakanlığımızda Destek ve Koordinasyon Merkezini kurduk ve çabalarımızı diğer bakanlık ve kurumlarımızla koordine ettik.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük tahliye operasyonunu gerçekleştirdik, 141 ülkeden 100 binin üzerinde vatandaşımızı sağ-salim ülkemize getirdik diğer bakanlık ve kurumlarımızla koordinasyon halinde.

Yine 156 ülke ve 11 kuruluşa ihracat izni, hibe şeklinde destek sağladık. Biraz önce kapasitemizin ne kadar güçlü olduğunu vurgularken bunu da hatırlatmak isterim; sadece kendi ihtiyacımızı karşılamadık, karşılamakta zorluk çekmedik, 156 ülkenin ihtiyaçlarını da ve 11 uluslararası örgütün ihtiyaçlarını da karşılamış olduk ve bu anlamda Çin’den sonra ikinci durumdayız.

Yurt dışında özellikle uçuşların kapandığı dönemde koronadan vefat eden 1800 cenazemizi sorunsuz bir şekilde ülkemize getirdik. Vatandaşlarımız gelemediler karantina şartları özellikle o günlerde, ama biz cenazelerini getirip istedikleri yerlerde defnini de sağladık. Akrabası var-yok, bazılarında vardı, bazılarında yoktu, ama devlet olarak gereğini yaptık.

Yine her sene sizlere uçak ambulansla yurt dışından getirdiğimiz hasta sayımızın rakamlarını da veriyorduk. Geçtiğimiz yıllarda 80 civarındaydı, bu sene bu kovid sebebiyle 332 vatandaşımızı ambulans uçaklarla farklı ülkelerden ülkemize getirdik.

Vatandaşlarımızın kolay ulaşması için tüm iletişim imkanlarını güçlendirdik. Çağrı merkezimiz yaklaşık 150 bin çağrıya yanıt verdi, vatandaşlarımızın sorunlarını dinledik ve sorunlarına çözüm ürettik.

Bakanlık olarak bu pandemi döneminden sonra nasıl bir dünya bizi bekliyor, buna da kafa yorduk, çalışmalar yaptık. Arkadaşlarımız, tüm daireler, Bakanlığımız bünyesindeki dairelerimiz ve yurt dışındaki misyonlarımız gerçekten yoğun bir çalışma yaptılar. Ve kendi analizlerimizin dışında düşünürler-yazarlar ne diyor, vizyon sahibi insanlar, ekranda gördüğünüz iki kitap farklı. Bir tanesi, Türkiye’deki düşünür ve yazarların görüşleri geleceğe yönelik. İkincisi ise; dünyadan farklı ülkelerden çok önemli aydın, düşünür, yazar ve siyaset adamlarının görüşleri. Hiçbirisi de bizi kırmadı, hepsi de düşüncelerini bizimle paylaştı ve kitap haline getirdik. Bu kitaplarımızı tüm dünyaya gönderiyoruz. Hem Türkçe, hem İngilizce nüshaları var. Bugüne kadar eline ulaşmayan arkadaşımız varsa, arzu ederseniz sizlere de bunları takdim etmekten büyük mutluluk duyarız. Yani nasıl bir dünya bizi bekliyor buna hazırlıklı olmamız lazım fikri anlamda, aynı şekilde diğer anlamda atacağımız adımlarla.

Altyapı olarak biz bu döneme hazırdık. Sizlerin de bildiği gibi Dijital Diplomasi Girişimini salgından önce ilan ettik. Ve Büyükelçiler Konferansımızı bu sene ilk defa karma bir şekilde yaptık. Ankara’da merkezde olan, Türkiye’de olan Büyükelçilerimiz, değişik illerdeki temsilcilerimiz dahil burada Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Sayın Cumhurbaşkanımız hitap ederlerken salondaydı merkezdeki Büyükelçilerimiz, yurt dışındaki Büyükelçilerimiz de ilk defa Turkcell’in bir teknolojisini denedik, son derece başarılı oldu ve dijital ortamda Sayın Cumhurbaşkanımızın hitaplarını dinlediler, yani karma yöntemle gerçekleştirdik.

Arabuluculuk Konferansımızı bu sene fiziki olarak yapamadık, çevrimiçi yaptık. 22 bin arabulucu ve bu konuyla ilgilenen insana ulaştık.

Antalya Diplomasi Forumu İnisiyatifini geçen sene başlatmıştık, bu sene Mart sonunda Antalya’da gerçekleştirmeyi planlamıştık, tarihini de belirlemiştik. Çok sayıda katılımcı teyit etmişti, pandemi sebebiyle ertelemek durumunda kaldık, fakat sanal ortamda hayata geçirdik. Çok sayıda etkinliğin Antalya Diplomasi Forumu olarak yine dünyadaki benzer think tank’larla ya da forumlarla birlikte gerçekleştirdik ve gelecek sene 2021’de fiziki olarak Antalya Diplomasi Forumunun ilk toplantısını gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

Pandemi döneminde de faaliyetlerimiz hiç yavaşlamadı. Seyahat sayımız biraz düştü, ama toplamda 406 telefon görüşmesi, 95 VTC aracılığıyla, video konferans aracılığıyla görüşme gerçekleştirdik. Pandemiye rağmen yine de 54 ziyaret gerçekleştirdik dünyanın her bölgesine Latin Amerika kıtasından tutun da Asya’ya, Afrika’ya kadar. 43 dışişleri bakanını da ülkemizde bu dönemde ağırladık, en son 2 gün önce Kosova Dışişleri Bakanını ülkemizde ağırlamış olduk.

Bu süreçte girişimci ve insani dış politikamız gerçekten salgına rağmen hız kesmeden devam etti. Hiçbir boşluk bırakmadığımızı gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

2020’de de önceliğimiz diplomasi oldu her zaman olduğu gibi. Ama diplomasinin tıkandığı yerde sahaya indik tekrar diyaloğun, diplomasinin önünü açtık. Böylece Suriye, Libya, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Yukarı Karabağ konularında pandemiye rağmen oyunun önemli bir parçası olduk, çok önemli kazanımlar elde ettik. Yeri geldi oyunu biz kurduk, yeri geldi ülkemizin hilafına, çıkarların hilafına kurulan oyunları da yine biz bozduk.

2020’nin bizim için en önemli olaylarından bir tanesi Yukarı Karabağ meselesidir, tarihi bir gelişmedir. 30 yıldır diplomasiden sonuç alınmayınca can Azerbaycan sahaya indi, hakkını geri aldı. Biz de Türkiye olarak ve Türk milleti olarak tam destek verdik. Sadece kardeşimiz olduğu için değil haklı olduğu için de destek verdik. Azat edilen yerlerin yeniden imarı, Nahçıvan koridorunun açılması, yaklaşık 30 yıldır şehirlerinden uzak yaşayan, Azerbaycan tabiriyle gaçgın-göçgün olan kardeşlerimizin geri dönmesi, yine uluslararası düzeyde diplomatik çalışmaların ya da girişimlerin takip edilmesi, insan hakları alanında ortak çalışma dair bu süreçte Azerbaycan’a desteğimiz devam edecektir.

Rusya’yla ortak gözlem merkezi hayata geçiyor, askerlerimiz Azerbaycan’a gitti, dün Soçi’de Lavrov’la bu konuyu da ele aldık.

Bu süreç sağlıklı işlerse, Ermenistan ateşkese riayet ederse, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne, sadece Azerbaycan’ın değil tüm komşularına yönelik saygı duyarsa ilişkiler normalleşebilir. Sayın Aliyev’in bu konudaki açıklamalarını hatırlıyorsunuz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da bu yönde verdiği demeçleri ve açıklamaları sizler yakından gözlemlediniz. Bu normalleşmeden en çok Ermenistan ve Ermenistan halkı yararlanacaktır, karlı çıkacaktır. O yüzden Ermenistan’ın bu bilinçle hareket etmesini bekliyoruz önümüzdeki süreçte.

Libya’da da hep siyasi süreçten yana olduk. Askeri çözüm isteyenler yenilgiye uğradı. Libya’yla imzaladığımız anlaşmaları 2020 yılında daha da pekiştirdik sahada ve masada attığımız adımlarla. 2020’de sahada dengeyi sağladık ve siyasi süreç yeniden başladı ve bu süreci Türkiye olarak destekliyoruz ve bu sürece gelinmesinde önemli katkılar sağladık. Ateşkes için İstanbul’da, Moskova’da sarf ettiğimiz çabaları sizler de biliyorsunuz, aynı şekilde Berlin’de. Ve bu süreçte diğer aktörlerle de yakın işbirliği içinde çalıştık, bir taraftan Rusya’yla, diğer ABD, Almanya, İtalya ve Malta gibi ülkelerle yakın işbirliği içinde olduk ve Trablus’la da sürekli temaslarımız devam etti.

Suriye’de 2018 yılında Fırat Kalkanı, 2019’da Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekatından sonra 2020’de de İdlib’de Bahar Kalkanı Harekatımızla büyük bir insani felaketi önledik, ülkemize gelebilecek milyonlarca mültecinin tekrar yine İdlib’de evlerine dönmesini sağladık, 300 bin Suriyeli evlerine döndü. Dönemeyenler için de biliyorsunuz insani yardımlarımız briketten ev yapma dahil devam ediyor.

Burada tabii imzaladığımız protokollerle bölgede ateşkesi kalıcı hale getirmeye çalıştık. Bugün bazı ihlaller var mı? Var. Maalesef rejim ve destekçiler tarafından ihlaller geliyor, yine dün Soçi’de bu konuları da doğrudan muhatabım, mevkidaşım Lavrov’a ilettim. Yine terörden arındırdığımız bölgelere 411 binden fazla Türkiye’den Suriyeli göçmen evlerine, vatanına dönebildi.

Suriye’de işleyen tek siyasi süreç, Astana ve diğer formatların dışında önemli siyasi süreç Anayasa Komisyonu toplantılarıdır ve beşinci toplantı Ocak ayında yapılacak. İlk defa anayasanın içeriğiyle ilgili müzakereler başlayacak. Dördüncü toplantıda önce şu andaki rejim ve muhalefet bu konuda mutabakat sağladı, o doğrultuda toplantılar devam ediyor. Ve 2021’de geri dönüşler ve siyasi sürece Türkiye olarak ağırlık vereceğiz.

Çok değerli konuklarımız, değerli dostlar; meşru çıkarlar için Türkiye adım attığı zaman herkesi memnun etmediğimizi gördük. Ama bizim önceliğimiz birilerini memnun etmek değil. Bizim önceliğimiz; Türkiye’nin ve milletimizin çıkarlarını korumaktır, Doğu Akdeniz de bunlardan bir tanesidir. Doğu Akdeniz’de diyalog çağrılarımız sonuç vermeyince tek taraflı adımlara karşı biz de sahada faaliyet gösterdik, bayrak dalgalandırdık Oruç Reis, Barbaros, Yavuz gemilerimizle beraber. Ve bize rağmen bir şey yapılamayacağını, sadece Doğu Akdeniz etrafındaki kıyıdaş ülkelere değil sadece Avrupa Birliği’ne değil herkese gösterdik. Ve ne yapabileceğimizi de dost da, düşman da gördü. Ama bizim gerçekten samimi olarak söylüyorum, arzumuz; Doğu Akdeniz’in bir barış ve istikrar bölgesi olması. Ve burada herkesin hakça paylaşımdan yana olmasını istiyoruz. O nedenle de Sayın Cumhurbaşkanımızın Avrupa Birliği’ne teklif ettiği çok taraflı konferans için çalışmalarımızı Avrupa Birliği’yle, Sayın Borrell’le ve Komisyonla sürdürüyoruz.

Kıbrıs’ta bir taraftan Kıbrıs Türk halkının da yine Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını koruyoruz, ama diğer taraftan Kıbrıs’ta kalıcı bir çözüm bizim arzumuz. Bugüne kadar federasyon seçeneği tüketildi, biz de 2020’de egemen eşitlik kavramını öne çıkardık. Crans-Montana sona ererken de, hatta başlarken de bunu kayda geçirmiştik; bu konferansta federasyon için bir çözüm çıkmazsa bundan sonra farklı şeyleri müzakere edeceğiz, bir kez daha federasyon için müzakere etmeyiz dedik hem BM’ye, hem de konferansa katılan Avrupa Birliği gözlemci, garantör ülkelere ve Kıbrıs’ta iki tarafa. Ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki seçimler de iki devletli çözüm isteğini teyit etmiş oldu.

Aslında iki devletli çözümü esas şu anda Rum Kesimindeki yönetim istiyor. Geçmiş yıllarda Kıbrıs Rum Lideri Anastasiadis’in en iyi çözümün iki devletli çözüm olduğunu bize aktardığını Crans-Montana’da özel görüşmede, daha sonra farklı yine Akıncı dahil kişilere de söylediğini vurgulamıştık. En son yine Rum Patriği Hrisostomos’un da Anastasiadis’in kendisine en iyi çözümün iki devletli çözüm olduğunu söyledi, kamuoyuyla paylaştı. Anastasiadis bunu yalanladı, zaten şaşırmıyoruz. Burada esas sorun, maalesef muhataplarımızın dürüst ve ilkeli olmaması. Biz bu süreçte ta geçmişten bu yana AK Parti iktidarlarının ilk günlerinden bu yana, yani Annan Planı Bürgenstock dahil Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakan olarak liderlik ettiği tüm müzakerelerde hep şeffaf olduk, samimi olduk ve sözümüzün arkasında durduk. Sonuç olarak, tüm bu konuları önce kendi aramızda gayri resmi bir toplantıda görüşmemiz lazım, neyi müzakere edeceğimize karar vermemiz lazım. BM’ye teklif ettiğimiz 5 artı Birleşmiş Milletler formatındaki gayri resmi toplantısı önümüzdeki aylarda gerçekleşecek. Özel Danışman Sayın Lute bizi de ziyaret etti, herkesi ziyaret ediyor ve burada bu düşüncelerimizi yine aynı samimiyetle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sayın Ersin Tatar ve müzakere heyetiyle, yine Dışişleri Bakanı Tahsin Beyle beraber gündeme getireceğiz, herkesle paylaşacağız.

Avrupa Birliği’yle ilişkilerimizde inişler-çıkışlar oldu. Ama 2020 daha çok özellikle Yunanistan’ın ve Rum Kesiminin, daha sonra Fransa’nın da bunlara katılmasıyla ikili meseleleri AB gündemine taşıması sebebiyle gergin geçen bir yıl oldu. Ama en son zirvenin, Aralık ayındaki zirvenin bu sayısı az, ama çok ısrar eden ülkelere rağmen sağduyuyla sonuçlandığını görüyoruz, yani sağduyu hakim oldu. Türkiye’nin ilişkilerin önemini anlayan ve Türkiye ile gerginlik yerine daha iyi diyalog kurmamız gerekir diyen ülkelerin görüşleri hakim oldu. Elbette sonuç bildirgesinde açıklamada memnun olmadığımız hususlar var, bunu da karşı açıklamamızda dile getirdik.

Seneye ilişkilerimizin daha bir pozitif ortamda yürütülmesi için, ilerletilmesi için Türkiye olarak biz hazırız. Avrupa Birliği’nin de hazır olmasını bekliyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanımız “geleceğimiz Avrupa’dadır” derken, zaten Avrupa’nın bir parçası olduğumuzu da vurguluyor. Biz açılımlar yapıyoruz, biraz sonra onlara da değineceğiz. Dünyanın her yerine ulaşıyoruz, dünyanın her yerine yönelik stratejik politikalar uyguluyoruz. Bu demek değildir ki burayı terk ediyoruz, göçüp gidiyoruz, oralarda olacağız; hayır, nasıl diğer Avrupa ülkeleri bulundukları yerden dünyanın her yerine ulaşıyorsa veya herkesle iyi ilişkiler kurmaya çalışıyorsa biz de bunu yapıyoruz. Yani biz Avrupa’nın da bir parçasıyız. AB üyesi değiliz, ama diğer Avrupa kurumlarının Avrupa Konseyi dahil kurucu üyelerindeniz.

Sayın Cumhurbaşkanımız son zamanlarda reform vurgusu yapıyor. Başta 15 Temmuz hain darbe girişimi dair karşı karşıya kaldığımız zor dönemlerin travmalarını atlatırken reforma tekrar ağırlık veriyoruz, önem veriyoruz. Bir taraftan terörle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz, diğer taraftan reform sürecine de ivme kazandıracağız. Önümüzdeki günlerde REG Reform Eylem Grubu Toplantısını gerçekleştireceğiz, Hazine ve Maliye Bakanımızın ev sahipliğinde sırayla ev sahipliği yapıyoruz.

Ocak ayında Avrupa Birliğiyle temaslarımızın hızlanacağını görüyoruz. Portekiz Dönem Başkanlığını üstleniyor 7 ve 8 Ocak’ta Portekiz ve İspanya’ya ziyaret ediyorum onların daveti üzerine. Yine Ocak ayında 5 Ocak’ta İrlanda Dışişleri ve Savunma Bakanı geliyor yani ikisini birlikte yürüttüğü için Dışişleri ve Savunma Bakanı diyorum. Ve Belçika Dışişleri Bakanı da Ocak ayının ortasında ülkemizi ziyaret ediyor. Sayın Cumhurbaşkanımız son telefon görüşmesinde Jan-Michael’i ülkemize davet etti, Konsey ve Komisyon Başkanları birlikte ülkemizi ziyaret edecekler bunun hazırlığını yapıyoruz. O ziyaretten önce Yüksel Temsilci Borrell’e de ya Türkiye’de ya da Brüksel’de bir araya geleceğiz. Ve bu zirvenin Türkiye’de gerçekleşecek zirvenin hazırlıklarını yapacağız. 18 Mart Göç Mutabakatının güncellenmesinden vize serbestisine kadar, Doğu Akdeniz’de teklif ettiğimiz konferansın hayata geçmesine kadar birçok konuyu bu görüşmelerde ele alacağız, Gümrük Birliği anlaşmasının modernizasyonu da dahil. Ve yine Ocak ayı içinde Türkiye’deki mukim AB ülkelerinin Büyükelçileriyle bir araya geleceğiz.

Fransa’yla bir normalleşme süreci başlattık. Fransa Dışişleri Bakanı Yves Le Drian’le yaptığımız telefon görüşmesinden sonra Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri, bizde eski sisteme göre müsteşar seviyesinde Paris’teki Büyükelçimiz İsmail Hakkı Musa Bey’le bir görüşme gerçekleştirdiler. Telefon görüşmesinde mutabık kaldığımız üzere bir yol haritası üzerinde çalışıyorlar ve önümüzdeki süreçte karşılıklı atılacak adımları istişareler dahil başta Suriye konusunda olmak üzere bunun üzerinde çalışıyoruz. Yani Fransa eğer samimiyse ilişkilerimizi normalleştirebiliriz. Biz dikkat ederseniz durup dururken Fransa’ya veya başka bir ülkeye yönelik hiçbir eleştiride bulunmuyoruz, ama Fransa’nın veya başka bir ülkenin attığı olumsuz adım ya da bize yönelik eylem ve söylemlerine karşı da sessiz kalmamız mümkün değil.

İngiltere Avrupa Birliğinden ayrıldı Brexit resmi, hukuki olarak da gerçekleşti. Biraz önce ticaret anlaşmasını imzaladığımızı dün söyledik önemli bir anlaşmadır ve ileride yatırımlarla ilgili, tarım ve servisle ilgili, hizmetlerle ilgili daha doğrusu konularda serbest ticaret anlaşmasını daha da genişleteceğiz. Ama sadece ticaret bakımından değil, Avrupa’da İngiltere’yle ilişkilerimizi her alanda savunma sanayi dahil geliştirme arzumuz var, bu arzu İngiltere’de de var.

Amerika Birleşik Devletleriyle ilişkilerimiz yine var olan sorunların gölgesinde maalesef geçti 2020’den bahsediyorum. FETÖ sorunu devam ediyor. ABD’nin özellikle Suriye’nin kuzeyinde PKK, YPG’ye yönelik desteği maalesef devam etti. S-400 konusu sürekli gündemdeydi ve CAATSA yaptırım kararını da açıkladılar. Yaptırımın hafif ya da ağır olması önemli değil, farklı değerlendirmeler var. Her şeyden önce siyasi olarak ve hukuki olarak da yanlış bir karar, egemenlik haklarımıza saldırıdır. Şimdi ABD yaptırım kararından sonra daha önce bizim teklif ettiğimiz gelin bir ortak çalışma grubu kuralım ve bu konuyu biz kendi aramızda çözmeye çalışalım teklifinde bulunmuştuk, şimdi o teklif ABD tarafından geldi. Biz tabiatıyla her zaman diyalogdan yana olduğumuz için o teklife de evet dedik ve uzmanlar düzeyinde görüşmeler de başladı, yani yaptırım kararı yanlıştır. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas bile bunu vurguladı yani tek taraflı yaptırım müttefikliğe sığmaz.

2021’de yeni yönetimle ilişkilerimizi daha sağlıklı bir şekilde götürmek için biz hazırız. Ve var olan biraz önce saydığım bazı sorunların çözümü konusunda da adım atmaya da aynı şekilde biz Türkiye olarak varız, umarım yeni yönetim de bu anlayış içinde olur.

Rusya Federasyonuyla ilişkilerimiz olumlu şekilde seyrediyor. Dün Soçi’de olduğumu söylemiştim yılın son ziyaretini Rusya’ya gerçekleştirdik. Yüksek düzeyli işbirliği konseyi toplantısının hazırlığını yaptık, bu toplantı gelecek sene Türkiye’de gerçekleştirilecek, yani ortak stratejik planlama grubu toplantısının 8’ncisini dün gerçekleştirdik. İki konuların yanında Suriye, Libya ve Yukarı Karabağ konularında görüş alışverişinde bulunduk, bundan sonra da sürekli temas halinde olacağız. Ayrıca gerek bölgesel konular, gerekse ikili konuları kapsayan 2021-22 istişareler planını imzaladık. Şimdi Türkiye’nin dengeli dış politikasını yanlış yorumlamak isteyenler oluyor bunu Meclis’te de gördük, medyada da görüyoruz. Yani Türkiye hem Avrupa’yla hem Rusya’yla veya başka bir ülkeyle ilişkilerinin pekala dengeli ve sağlıklı bir şekilde götürebilir. Türkiye aynı şekilde ciddi sorun yaşayan iki komşumuzla hem Ukrayna’yla hem de Rusya’yla aynı derecede ilişkilerini çok iyi bir şekilde yürütüyor ve burada şeffaf, ilkeli bir tutum sergiliyor. Kırım konusundaki politikasını hiçbir zaman gizlemedik, dün yine Soçi’deki bu politikamızın değişmediği, değişmeyeceğini samimi bir şekilde söyledik. Ama iki ülke arasında sorun varsa bir ikisinden bir tanesini tutmak durumunda değiliz. Dolayısıyla, ilişkilerimizi dengeli bir şekilde bundan sonra gerek Ukrayna, gerek Rusya ve diğer ülkelerle sürdüreceğiz. Kısa bir süre önce Milli Savunma Bakanımız Hulusi Akar’la birlikte de Kiev’e gidip 2+2 formatta toplantı gerçekleştirmiştik. Ve önümüzdeki süreçte komşularımızla ilişkileri geliştireceğiz.

Biraz önce İsrail’le normalleşme anlaşmalarından bahsetmiştim. 2020’de Kudüs konusunda sesi en gür çıkan ülke yine Türkiye olmuştur. Diğer taraftan da Filistinler arası uzlaşıyı destekledik, bazı toplantılarına da görüşmelerine de ev sahipliği yaptık. Biz farklı ülkeler, diğer ülkelerle ilişki kurabiliriz, ama bir başka ülkenin ya da ortak davamızın pahasına bir ilişki olursa biz buna karşıyız. Yani Filistin davası pahasına olan gelişmelerin hepsine karşıyız, karşı olduğumuzu da söyledik. İki gün önce Kosova Dışişleri Bakanına da çok net bir şekilde baş başa yaptığımız görüşmede bunu vurguladık. 2020 yılında Filistin Dışişleri Bakanıyla yine Sayın Abbas’la, Sayın Cumhurbaşkanımız ve ilgili yetkililerle sürekli temas halinde olduk ve bizim çağrımız üzerine İslam İşbirliği Teşkilatı İcra Komitesi 2020’de Şubat ayında toplandı. 2021’de bu çabalarımızı sürdüreceğiz.

Kardeş Afganistan’da, kritik bir Afganistan’la ilgili kritik bir yılı geride bırakıyoruz. Seçimler oldu, yeni hükümet kuruldu ve Afganlar arası barış müzakereleri başladı. Henüz tam anlamıyla başlamış değil, ama işte Doha’daki anlaşma biz de oradaydık ve Yüksek Müzakere Heyeti Başkanı Doktor Abdullah Abdullah Türkiye’ye geldi, Türkiye olarak bu sürece nasıl katkı sağlayabileceğimizi görüştük. Önümüzdeki süreçte Taliban yetkililerini de yine Afganistan Hükümetinin tabi ki onlarla koordine ederek onlarla da görüşerek gerekli mesajlarımızı vereceğiz, zamanlamasını beraber belirleyeceğiz Afganistan Hükümetiyle ve Doktor Abdullah’la. Diğer taraftan, gerek ABD Özel Temsilcisi, gerekse işte Katar ve iki taraf hem Hükümet hem Taliban tarafı da Afganlar arası müzakere toplantılarına Türkiye’nin ev sahipliği yapmasını istiyor yine bu 2021 yılı için de bu toplantıyı gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

2019 yılında Yeniden Asya girişimini ilan etmiştik. Asya’da yeni değiliz, köklerimiz orada. Ama Asya’ya dünyanın ekonomik gücünün merkezi olan Asya’ya bütüncül bir yaklaşımla tekrar önem vermemiz lazım. Tüm kurumlarımızla, iş dünyasıyla ve ilgili kuruluşlarla, akademik dünyayla, kültür, eğitim, ticaret, yatırım her alanda, savunma sanayi, bütüncül bir yaklaşımla tüm ülkelerle ve bölgesel örgütlerle ilişkilerimizi güçlendirmek için daha da güçlendirmek için yeniden Asya inisiyatifini başlatmıştık. Ve 31 ülke için 40 tane faaliyet alanında eylem planları oluşturduk Yeniden Asya Girişimi çerçevesinde. Yine 2020 yılında Asya’yla temasımız hız kesmedi ve ziyaretlerimiz oldu. En son Endonezya ve Bangladeş ziyaretlerini gerçekleştirdik. Endonezya’yla, Türkiye’nin toplam nüfusu 350 milyon civarında. Fakat toplam ticaret hacmimiz 1,5 milyar Dolar, hiçbir şey değil. Ama önümüzdeki süreçte sadece savunma sanayinde yapabileceğimiz işbirliği bu miktarın çok çok üstünde, yani potansiyel var, bu fırsatları iyi değerlendirmemiz lazım. Aynı şekilde Bangladeş dünyada büyüme hızında ikinci sırada, pandemiye rağmen yüzde 5 büyüyor, yani Asya’nın yeni yıldızı olmaya aday. O nedenle Bangladeş’le dost ve kardeş Bangladeş’le de ilişkilerimizi diğer ülkelerle de geliştirmek durumundayız. Şimdi şehir hastanelerini istiyorlar, Ukrayna’da aynı şekilde Türkiye’deki şehir hastanelerinin kendilerinde de kurulmasını istiyor. Bu konulardaki taleplerini tabi ki karşılama konusunda elimizden geleni yapacağız, iş adamlarımızla buralardaki fırsatları iyi şekilde değerlendirecek.

Diğer taraftan, önümüzdeki yıl içinde de yine ASEAN ülkelerinin Büyükelçileriyle bir araya geleceğiz, Pakistan ziyaretimiz olacak. Pakistan’da Türkiye, Pakistan, Azerbaycan, üçlü Dışişleri Bakanları toplantısını gerçekleştireceğiz. Yine Türkiye, Afganistan, Pakistan, üçlü Dışişleri Bakanları ve zirveyi 2021 yılında gerçekleştireceğiz, zamanlamasını ayarlamaya çalışıyoruz, yani her iki ülkeyle de, üç ülkeyle de bu konuda mutabıkız ve bu çabalarımızı desteklerimize devam edeceğiz. Tabi diğer açılım politikalarımıza hız kesmeden devam ettiriyoruz. Yine Afrika ve Latin Amerika bölgesine ziyaretlerimiz oldu. Ekvator Ginesi’nde Büyükelçilik binamızı açtık Afrika’da. Togo ve Gine Bissau’da Büyükelçilik açacağız. Togo için Büyükelçimizi açıkladık, önümüzdeki günlerde yeni yılın ilk günlerinde yine Bissau’ya da Büyükelçimizi inşallah Büyükelçi adayımızı ilan edeceğiz.

Diğer taraftan, Afrika Birliği Zirvesini 2021 yılında gerçekleştirme kararı almıştık Afrika Birliği Zirvesinde bu karar çıktı. Pandemi sebebiyle tüm toplantılar ertelenmezse 2021 yılında bu toplantıyı, bu zirveyi gerçekleştireceğiz.

Latin Amerika’da Haiti, Dominik Cumhuriyeti ve Venezuela’yı ziyaret ettim ve Uruguay’da Büyükelçilik açıyoruz. Seneye yani 2021 yılında SICA dediğimiz yani Orta Amerika Entegrasyon Sistemi Orta Amerika ülkelerinin örgütü bölgesel örgütü liderlerini Türkiye’de bir araya getirmek istiyoruz ve bunun için gerek örgütün kendisiyle, gerekse Orta Amerika ülkeleriyle çalışmalarımızı başlattık.

Çok değerli katılımcılar, 2020’de de terörle mücadelemizde hız kesmedik. Özellikle bu mücadelemiz sayesinde PKK ve FETÖ’ye karşı duyarlılığın farklı değişik ülkelerde arttığını görüyoruz, yani mahkeme kararları, sembollerin kullanılmasına dönük yasaklar, mali cezalar bu artan duyarlılığın sonucudur. İngiltere TAK örgütünü PKK’nın uzantısı olarak tescil etti. Almanya ve Fransa bazı PKK’lı şahıslara karşı hukuki ve idari tedbirler aldı. Maarif Vakfıyla birlikte 40 ülkede FETÖ iltisaklı okul ve dil kurslarının faaliyetlerinin kısmen veya tamamen durdurulmasını sağladık. Bu yıl 9 okul kapatıldı, 3’ü devralındı, bir tanesi de -yani FETÖ okullarından bahsediyorum- kamulaştırıldı. Ve Amerika’da da yine FETÖ terör örgütüne yönelik, okullarına yönelik soruşturmalar devam ediyor, sadece bir tanesine 4,5 milyon Dolarlık ceza kestiler ve Amerika da bu tehdidi içeride en azından görmeye başladı.

Tabii Konsolosluk hizmetlerimiz ve vatandaşımıza, milletimize hizmet içeride olduğu gibi dışarıda da bizim birinci önceliğimizdir hem vatandaşlarımız, hem soydaşlarımızdır. Bu yıl 1.2 milyonun üzerinde Konsolosluk işlemi yaptık. Konsolosluk çağrı merkezimiz 7 milyon talebi karşıladı toplamda; bu sene, yani 2020’de 151 bin çağırıya cevap verdiğimizi biraz önce söylemiştim. Ve pandemiye rağmen, burada huzurlarınızda bir kere daha teşekkür etmek istiyorum, tüm personelimiz özverili bir şeklide içeride ve dışarıda çalıştı.

Şimdi çağrı merkezlerimizin ve yurt dışında nöbetçi telefon uygulamamızın dışında, mevcut yine internet üzerinden ya da işte santralden, telefonlarımızdan ulaşmanın yanında, sanal sohbet robotu Hızır uygulamasını devreye koyuyoruz, yani yapay zekayla da yine vatandaşlarımızın 7 gün 24 saat yurt dışında hizmetinde olacağız.

Hizmetleri yerinde vermeye önem veriyoruz. Bir taraftan ülkemizin temsil sayısını artırıyoruz, diğer taraftan bayrağımızın dalgalandığı her yerde yine vatandaşlarımıza ve o ülke vatandaşlarına yerinde ve kaliteli hizmet vermeyi prensip edindik. Bu yıl Herat, Komrat Gagavuzya’da, Banja Luka Başkonsolosluklarımızı açtık, daha önce DEAŞ sebebiyle kapanan Musul ve Basra Başkonsolosluklarımızı da yeniden faaliyete soktuk. Seneye de Yeni Pazar Başkonsolosluğumuzu açacağız ve Sırbistan gerekli izinleri verdi, resmi olarak süreç tamamlandı, şimdi yer bakıyoruz ve yakında Başkonsolos adayımızı da ilan edeceğiz.

Gene 2021’de daha önce de ilan ettiğimiz gibi yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı konularında Batıda yaşanan gelişmelere ilişkin yıllık rapor hazırlama uygulamasını başlatacağız. Yani hangi ülkede ırkçılıkla ilgili ve yabancı düşmanlığı, İslam düşmanlığı, bu antisemitizm de olabilir, kime karşı olursa olsun bu tür eylemleri tek tek listeleyeceğiz, rapor haline getireceğiz, uluslararası örgütlerle paylaşacağız, eğer yasal işlem yapılması gereken durumlarda da bu konuda öncülük edeceğiz.

Tabii Dışişleri Bakanlığı olarak her alana mecburen dokunuyoruz. Göç konusu içeride milletimiz için ne kadar önemliyse, dışarıda da aynı şekilde dış politikamızın önceliklerinden birisi olmaya devam etti. Öncelikle Yunanistan’ın insani olmayan uygulamalarını dünyanın gündemine getirdik. Yine Suriyelilerin geri dönüşleri konusunda sadece 411 bin Suriyeliyi gönüllü olarak, güvenli olarak toraklarına döndürmedik, tüm komşu ülkelerle de uluslararası örgütlerle bu dönüşün hızlanması ve güvenli bir şekilde olması konusunda çalışmalar başlattık, dolayısıyla dünya gündeminde tuttuk.

Ekonomi diplomasisi önceliğimizdir, önceliğimiz olmaya devam edecek. Merkez Bankasının son yaptığı bir çalışmada 39 ülkede inceleme yapmış ve yeni Büyükelçilik açtığımız ülkelerde ticaretimiz yüzde 27 artmış ve ekonomi diplomasisi diğer kurumlarımızla beraber bizim önceliğimiz olmaya devam edecek.

Biraz önce savunma sanayinden bahsettim, gerçekten tüm dünyadan artık taleplere yetişemiyoruz, gelecek yıllara sari siparişler de alınıyor ve savunma sanayi ürünlerimizin yurt dışına ihracatı konusunda da Dışişleri Bakanlığı olarak ilgili kurumlarımızla çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Pakistan’dan Endonezya’ya, Filipinler’den Vietnam’a, Tunus’a kadar dünyanın her bölgesinden talepler geliyor.

Yine ekonomimizin önemli sektörlerinden bir tanesi turizm. Pandemiyle beraber güvenli turizm ön plana çıktı. Turizm Bakanlığımızın aldığı tedbirleri yurt dışında Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’la beraber çok iyi bir şekilde anlattık. Pandemiye rağmen ülkemize 15 milyon turist geldi ve gelecek sene yine 2023 hedeflerimize ulaşmak için bu yoğun çabamızı sürdüreceğiz.

Yine tıbbi malzeme ve ilaç, aşı temininde Sağlık Bakanlığımızla yakın işbirliği içinde çalıştık. Geçmişte ürettiğimiz ilaçların ham maddelerinin temini konusunda özellikle Pakistan, Macaristan, Japonya gibi ülkelerden çaba sarf ettik. İşte dün gece yola çıkan Çin aşısı Sinovac aşısının gerek Dışişleri Bakanlığından ihraç izninin alınması, gerekse gümrükteki işlemlerin hızlandırılması konusunda Sayın Başbakanlığımızla beraber çalıştık.

Enerji konusu içeride olduğu kadar artık dünyada çok önemli bir unsur. TAP projesi tamamlandı, TürkAkımı bitti, Karadeniz’de keşfi sizler de takip ettiniz, Akkuyu’daki süreç hızlı devam ediyor ve ilk ünitenin 2023’te faaliyete geçmesi konusunda yine dün Lavrov’la Soçi’de ne yapacağımızı konuştuk.

Diğer taraftan, uluslararası alanda görünürlüğümüz her geçen gün artıyor, sadece temsilcilik sayısı bakımından değil. Bu yıl Asya İşbirliği Diyalogu, Güney Doğu Avrupa Ülkeleri Girişimi, D-8, AGİT Güvenlik Forumu Dönem Başkanlığını üstlendik. Volkan Bozkır ilk defa bir Türk diplomat, siyasetçi, bir Türk vatandaşı BM Genel Kurul Başkanlığına seçildi ve ezici bir çoğunlukta. Yine UNESCO Genel Konferans Başkanlığına Büyükelçimiz Altay Cengizer seçildi, Avrupalı adalara karşı yine oylamada Türkiye’nin adayı desteklendi, bunlar çok önemli.

Diğer taraftan, Somali, Somali Land, Mali, Venezuela, Filipinler, Bosna, Bosna’daki 3’lü mekanizmalar ve Kosova’daki rollerimiz tüm dünyaca takdir ediliyor. Tüm bu ülkelerde ve bölgelerde Türkiye güvenilir bir arabulucudur ve bu rollerimizi devam ettireceğiz.

En son Antalya’da gerçekleştirdiğimiz Güney Doğu Avrupa Ülkeleri Dışişleri Bakanları Toplantısı marjında da Türkiye- Bosna-Hırvatistan, Türkiye-Bosna-Sırbistan 3’lü toplantılarımız da gerçekleştirdik.

2020’yi anlatırken 2021’de de neler yapacağımızı da sizlerle paylaşmaya çalıştık. Ama şunu söylemek isterim sonuçta: 2021’de önceliğimiz yine diyalog ve diplomasi olacak. Yumuşak gücümüzü her zaman olduğu gibi kullanacağız, kullanmaya devam edeceğiz tüm kurumlarımızla beraber, TİKA’mızla, Yunus Emre Kültür Merkezimizle, AFAD’ımızla, Kızılay’ımızla, Yurtdışı Türkler Başkanlığıyla, Diyanet İşleri Başkanlığıyla veya Diyanet Vakfıyla, Türk Hava Yollarımızla ve şirketlerimizle yumuşak gücümüzü tüm dünyada genişletmeye devam edeceğiz. Yeri geldiği zaman 2020’de olduğumuz gibi sert gücü kullanmakta da hiçbir zaman tereddüt etmeyiz. Yani burada ikisini dengeli bir şekilde kullanarak akıllı gücümüzü pekiştireceğiz 2021’de.

Biraz önce de söyledim, gerek Avrupa’yla, gerek ABD’yle yeni sayfalar açabiliriz, bu sadece bize bağlı değil, onların da aynı anlayış içinde olması gerekiyor.

Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Yukarı Karabağ, Suriye, Libya gibi dosyalarda aynı kararlılıkla devam edeceğiz.

Yeniden Asya, Afrika ve Latin Amerika açılımlarımızı sürdüreceğiz, daha da güçlendireceğiz.

Türkiye bugün en az gelişmiş ülkelerin ve toplumların hamisidir, G-20’de de böyle, Birleşmiş Milletler’de de böyle ve diğer örgütlerde de aynı şekilde Türkiye bu konumdadır ve 2021’de de bu rolümüzü devam ettireceğiz, mazlumun yanında olmayı sürdüreceğiz.

Terörle mücadelede kararlılık devam edecektir. Sakın ola hiçbir zaman terör bitti, bitecek, bitiyor, FETÖ kalmadı, PKK işte şöyle, içeride tükendi gibi yanılgılara kapılmayalım, terörle mücadelemizi kararlılıkla sürdürmemiz lazım.

Ve ekonomi diplomasisine de ağırlık vermeye devam edeceğiz, pandemi sonrasında nasıl fırsatlar biz bekliyor bunları biliyoruz, çalışıyoruz, özellikle pandemi döneminde ve pandemi sonrasında bu daha da güçlenecek. Bölgesellik ön plana çıkmaya çalıştı, trend oldu, yani herkes kendi ihtiyaçlarını yakın bölgeden, tamamen kendi içinden sağlayamayacağına göre en yakın bölgeden sağlamaya çalışacak, biz de buna hazırız.

Ve genişlememiz sürecek, yeni misyonlar açacağız, biraz önce bazılarını söyledik ve gelecek sene ilk aylarda 252’ye ulaşacağız misyon sayısı bakımından, şu anda 148, yani Togo, Gine, Uruguay ve Yeni Pazar’da açacağımız, ama hazırlıklarımız var, onları da zamanı gelince sizlerle paylaşacağız. Antalya Diplomasi Forumunu gerçekleştireceğimizi zaten söylemiştik. Sonuç olarak, vatandaşımıza, soydaşlarımıza hizmet, hizmetin kalitesini de artırmaya devam edeceğiz, yani milletimizin çıkarı ne yöndeyse o yönde dış politika izleyeceğiz. Bu esasen ilkeli bir dış politikadır ve çıkarımıza yönelik esnek dış politika izlemek gerçi aynı zamanda reel politiğin de bir gerçeğidir.

Sonuç olarak, 2021’de de tüm çalışma arkadaşlarımızla içeride ve dışarıda yoğun mesaimize, millete hizmet yolunda mesaimize devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın da söylediği gibi, inşallah 2021 yılı diplomasimizin şahlanış yılı olacak. Katılımınızdan dolayı hepinize çok çok teşekkür ediyorum.