SUNUCU- Ankara’dan iyi günler. Gündemin sıcak başlığı dış politikada Yemen. Yemen’de iki büyük güç, bölgenin iki büyük gücü Suudi Arabistan ve İran karşı karşıya ve aslında bölgede uzun zamandır tartışılan Şii, Sünni çatışması bir anlamda yaşanıyor. Tabii sadece bu da değil, aynı zamanda Yemen uluslararası ticaret yolları açısından da son derece kritik bir nokta. Dolayısıyla, bunun ekonomik yansımaları da oluyor dolarda, petrol fiyatlarında. Piyasalar tarafından, ekonomi dünyası tarafından takip ediliyor ama herhalde Şii, Sünni çatışmasının yanı sıra aynı zamanda Arap Yarımadası’ndaki bu çekişme, bu büyük çekişme bireylerin cebini bile etkileyebilecek noktaya ulaşabilir ekonomik açıdan. Ama tabii ki büyük sorun Şii, Sünni çatışması bölgedeki. Yemen’i konuşacağız. Konuğumuz, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu. Tabii Yemen başta olmak üzere birçok başlığı konuşacağız ama Sayın Bakan önce Yemen’le başlayalım isterseniz. Belki somut bir soruyla Cumhurbaşkanı Erdoğan dün konuşurken Yemen’le ilgili olarak, askeri olarak söylemiyorum ama lojistik destek verebiliriz dedi. Nasıl bir lojistik destek verilebilir? Bir hava operasyonu devam ediyor, kara operasyonu masada tutuluyor.
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Dün yaptığımız açıklamalarla Yemen’deki durumu analiz ettik ve şu anda devam eden operasyona verdiğimiz desteği de açık bir şekilde gösterdik. Çünkü Yemen’deki duruma baktığımız zaman aslında, bu bölgedeki sizin de belirttiğiniz gibi Körfez bölgesindeki ve Arap dünyasında Suriye ve Irak’taki bugünkü tablonun bu hale gelmesinin bir başka yansıması. Yani bölgedeki mezhepçi politikalar ve mezhepsel çatışmaların bir başka yansımasını görüyoruz bugün Yemen’de dolayısıyla, bunun durdurulması gerekiyor. Esasen bugün Yemen’deki tablo yavaş yavaş geliyorum diyordu.
SUNUCU- Bu kadar hızlı bekliyor muydunuz peki?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz bekliyorduk daha doğrusu böyle bir umudumuz yoktu, ama bu sonuçların ortaya çıkacağını biliyorduk. Çünkü başından beri aslında şu anda Yemen’e müdahale eden bazı ülkelerle, İran Yemen’de birlikte hareket ettiler. Yani Ortadoğu’da, Arap dünyasında bir Müslüman Kardeşler korkusu var. Müslüman Kardeşler işte Mısır’da biz demokrasi istiyoruz, Avrupa ve Türkiye diğer ülkelerdeki insanların elde ettiği ya da bugün demokratik kullandığı hakları biz de kullanmak istiyoruz diyorlar ve Mısır’da da çatışmadan uzak duruyorlar, Yemen’de de aynı anlayış içindeler. Ama bu Müslüman Kardeş korkusu bazı ülkelerle İran’ı bir araya getirdi ve Hutileri beraber desteklediler.
SUNUCU- Hangi ülkeler bunlar?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu anda buraya müdahale etmek isteyen ve şu anda bu tablodan rahatsız olan bazı ülkeler. Sonuçta Müslüman Kardeşler dedi ki, ben çatışma istemiyorum çekildiler kenara küçük bir azınlık Hutiler, dışarıdan da destekle bugün Yemen’i ele geçirdiler ve Yemen istikrarsızlaştı. Tabii bunun ekonomik yansımaları da olur, Suriye’deki dramın her türlü yansıması var, sosyal, insani yardımlar var, ondan sonra yerinden edilmiş insanlar, kadınlar, çocuklar, öldürülen insanların dışındaki diğer yansımaları söylüyorum ben. Şimdi Yemen’deki durumun bir an evvel durdurulması gerekiyor. Esasen burada kesin çözüm siyasi çözümdür. Aslında bu mezhepsel kamplaşmaya hiç gerek yok, İran’la şu anda Körfez ülkelerinin, Arap ülkelerinin karşı karşıya gelmesine de gerek yok, ama herkes burada yaptığı hatalardan ders alacak ve şu anda Yemen’in adeta bölünmesine yol açan bu çatışmaları durdurması gerekiyor. Biz Türkiye olarak tabi ki istihbarat desteği dahil, her türlü desteği verebileceğimizi söyledik, askeri destek değil. Bununla ilgili ne istediklerini özellikle Körfez ülkelerinin bizden nasıl beklentileri var yetkileri gönderecekler, bunları oturup konuşacağız ve nasıl bir destek verebileceğimizi de onlarla görüşeceğiz.
SUNUCU- Arap ordusunun kurulması da son dönemde çok tartışılıyor Arap Birliği de toplantı yapacak. Tabii siz de işaret ettiniz ülkelerin karşılıklı olarak önce birlikte hareket etmesi, sonra farklılaşması var ama İran konusu bir sormak istiyorum. Dün Dışişlerinin yaptığı açıklama ve Cumhurbaşkanının açıklaması. Evet, Suriye esasında İran’la, Türkiye bir süredir görüş ayrılığı yaşıyor. Yemen bardağı taşıran son damla mıydı? Yani biz son dönemde çok belki bu kadar sert İran’a dönük bir açıklama görmemiştik.
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi İran bizim komşumuz, dostumuz, kardeşimiz, ama biz İran’a karşı hiçbir zaman ikircikli davranmadık her zaman doğruları söyledik. İran’ın mezhepçi yaklaşımının doğru olmadığını her vesileyle söylüyoruz ve bunun çok tehlikeli olduğunu vurguluyoruz. Şimdi Suriye’de Esad rejiminin desteklenmesi tek başına çatışmalarda ölen toplam insan sayısını söylemiyorum, rejim olarak 200 binden fazla insanı öldüren bir Esad’ı desteklemesinin sebebi ne? Mezhepsel kaygı. Bahreyn’de mezhepsel kargaşalar oldu. Şimdi Irak Bağdat bizim başkentimiz deniyor, Irak’ta şu anda DEAŞ’a karşı mücadeleyi, her türlü mücadeleyi biz destekliyoruz, ama şu andaki anlayış yarın orada da bir Sünni - Şii çatışmasına yol açabilir, bu anlayışın yanlış olduğunu söylüyoruz.
SUNUCU- Peki, burada tersten belki sormak, bölge ülkelerinin de zaman zaman Türkiye’ye yönelttiği eleştiri Sünni politikalar gütmek. Dün Dışişleri Bakanlığı açıklamasıyla Suudi Arabistan operasyonuna, harekatına destek veriyoruz açıklaması sizce bu eleştirileri pekiştirir mi?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hayır, biz hiçbir zaman Sünni - Şii çatışmasını desteklemeyiz ve bu tür mezhepsel çatışmaları çok tehlikeli buluruz. Ve daha önce de bunu defalarca söyledik, ama şu anda Yemen’de defakto bir durum var ve bu defakto durum konusunda da Türkiye tutumunu net bir şekilde ortaya koydu. Burada bir yanlış varsa, bu yanlışa yanlış diyorsa, mezhepçi bir yaklaşımla bunu söyledi demek yanlış olur. Bugün Yemen’deki durum açık ortada, mezhepsel bir çatışma var biz bunu istemiyoruz ve bu çatışmayı kim yapıyor, Yemen’de bugün seçilmiş bir Cumhurbaşkanının sarayını işgal edenlerin kim olduğu son derece belli, amaçlarının ne olduğu da belli, biz buna yanlış diyoruz. Başkası yapsaydı ona da yanlış derdik, yani şu anda Körfez ülkelerinin birisi bu yaklaşım içinde olsaydı veya bir grubu bu şekilde destekleseydi yanlış derdik. Bakın başlangıçta da onlarla İran’ın birlikte hareket etmesini de eleştiriyoruz biz. Yani yanlış olan şeyi açık, net bir şekilde söylemek lazım, yok bize bunu söylerler mi, ondan sonra acaba işte hangi kaygıyla adım atacak, atmayacağız, ondan sonra bunu mu söylerler, bize ne derler diye korkarsak biz hiçbir konuda pozisyon alamayız, hiçbir konuda tutumu da sergileyemeyiz. Bizim tutumumuz, politikamız son derece şeffaf ve net. O nedenle burada bir yanlışlık var bu yanlışlığı söylememiz lazım ve nerede durduğumuzu da net bir şekilde göstermemiz lazım. Çünkü bu iş sadece Yemen’le sınırlı kalmaz. Tüm Arap bölgesine, tüm Körfez bölgesine, bunların hepsi bizim kardeşimiz. Buradaki istikrarsızlık, buradaki kaos bizi de dolaylı ve doğrudan etkileyebilir. Birçok sebepten dolayı bizim burada net politika belirlememiz lazım.
SUNUCU- Bu politikayı da anlaşılan o ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, ki, Sözcü İbrahim Kalın bir değişiklik olmadığını söyledi, İran ziyaretinde herhalde aktaracaktır. Dün Obama - Erdoğan görüşmesi önemliydi. Obama, Erdoğan görüşmesi evet Yemen konusu başta olmak üzere konuştular ama bir parantez olarak sorayım, yine Yemen’e devam edeceğim. Uzun bir aradan sonra yapılan ilk görüşme, ilişkiler anlamında nasıl bir pozitif yansıması olur Türk - Amerikan ilişkileri açısından.
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Dün bir saatten fazla bir görüşme oldu Sayın Obama, Sayın Cumhurbaşkanımızı aradı, Yemen de konuşuldu. Sayın Cumhurbaşkanımız İran’la yapılan nükleer müzakerelerin durumunu sordu ve buradan bir sonuç alma temennisinde de bulundu, umudumuzu vurguladı. Neticede Sayın Obama’yla görüşme son derece pozitif bir atmosferde Amerika’yla, Türkiye’nin müttefikliğini, model ortaklığını teyit eden ve bölgemizde ve dünyadaki gelişmelerle ilgili de Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin aslında aynı safta olduğu, aynı düşündüğünü bir ülkede daha ortaya koyan çok pozitif bir ortamda geçen bir görüşme oldu ve birçok meseleyi Yemen de dahil değerlendirme fırsatı buldu. Zaten kısa açıklamada da iki taraf da bunu teyit etti.
SUNUCU- Kısa dönemde yüz yüze üst düzey bir ziyaret görme...
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Her an olabilir. Sayın Obama’yla, Sayın Cumhurbaşkanımızın her şeyden önce kişisel dostluğu var ve ne zaman isterlerse telefonda da görüşüyorlar, karşılıklı ziyaretler de oldu dolayısıyla, Galler’de de en son bir görüşme olmuştu biliyorsunuz ben de o görüşmeye katılmıştım. G-20 Zirvesine Obama gelecek. Ama sürekli zaten ne zaman isterlerse telefonda da görüşüyorlar, her şeyden önce birbirlerine güvenen iki lider, çok iyi de dostlukları var dünkü telefon görüşmesi de bu atmosferde geçti.
SUNUCU- Bu telefon görüşmesinden yola çıkarak yine Yemen’e dönecek olursak belki uluslararası hukuk açısından da sürecin biraz konuşulması gerekiyor şu anlamda: Evet, biz bunu Suriye’de de gördük birtakım çatışmalar yaşanıyor bölgede ve çıkarı çatışmayan ülkeler askerlerini ya da desteklediği güçleri o ülke topraklarına sokmaktan imtina etmiyor çok rahatlıkla hareket ediliyor ve işte Suriye, bugün Yemen. Bir anlamda en basit ifadeyle uluslararası hukuk diye bir şey kalmadı bölgede, yani neye göre gidiliyor, nasıl operasyon yapılıyor, bazı ülkeler destek veriyor, bazıları vermiyor karşı çıkıyor yani uluslararası hukuk açısından, uluslararası normlar açısından nasıl bir tablo görüyorsunuz, yani bu daha sonrası içinde bir felaket senaryosuna dönüşecek gibi duruyor çünkü bölgede.
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bunun birinci sebebi şu: Kaos ortamında, çatışma ortamında sizin de söylediğiniz gibi uluslararası hukuk ya da kurallar hatta gelenekler çok fazla uygulanmıyor buna da saygı gösterilmiyor bu bir. Çünkü acil durumlar arz edebiliyor, savaş zaten başlamış, iç savaş olmuş. Bir işte Arap Baharıyla başlayan bir dönüşüm süreci olmuş devrimler olmuş, bu süreçte uluslararası hukuka o ülkelerde, ülkelerin yönetimleri de riayet etmiyor. Buraya müdahale eden ya da taraf olan ülkelerde de aynı duyarsızlığı görüyoruz.
İkincisi, bu çatışmaları kimin önlemesi gerekiyor, bu ülke içinde ya da ülkeler arasındaki problemleri çözmek kimin görevi? Uluslararası örgütlerin görevi, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere. Birleşmiş Milletlerin, biz her zaman söylüyoruz, bir reforma tabi tutulması lazım. Bugün Birleşmiş Milletlerin maalesef saygınlığı fazla kalmamış, bugün Birleşmiş Milletler çatışmaları önlemekte yetersiz. Birleşmiş Milletler özel temsilciler gönderiyor, ülkelerle ilgili ya da bölgeyle ilgili o özel temsilcilerin bugün o ülkeler üzerinde ya da o ülke içindeki taraflar üzerinde maalesef çok böyle bir yaptırımı olmuyor, etkisi de az. Birleşmiş Milletler işte Libya’yla ilgili, bölgeyle ilgili kararlar alıyor bu kararlara da doğru dürüst saygı duyan ya da uygulayan olmuyor, yani böylesine bir dönem yaşıyoruz. Bir taraftan uluslararası örgütlerin yetersizliği, bir tarafta da defakto durumlar ülke içinde ve ülkeler arasında böyle olunca da uluslararası hukuka ya da kararlara uyma konusunda maalesef böyle zafiyet görünüyor.
SUNUCU- Peki, son olarak Yemen başlığında siyasi geçiş sürecine işaret ettiniz, bir an önce olmalı. Genelde böyle pozisyonlarda, durumlarda Türkiye’nin birtakım ön alıcı formüllerle süreçte bir diplomatik çaba başlattığını bazı ülkelerle biliyoruz daha öncesinden. Bir formül var mıdır, yani 2011’de Körfez İşbirliği Konseyinin bir çabası vardı, onu yeniden devam ettirmek, canlandırmak için bir çaba var mı, nasıl çözülecek, nasıl siyasi sürece geçilecek Yemen’de?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bence bir an evvel ateşkesin sağlanması lazım, ondan sonra da anlamlı müzakerelerin yani sonuç odaklı müzakerelerin başlaması lazım. Ve burada ihtiyaç olan nedir? Ulusal birlik, yani tüm tarafları içine alan, kapsayıcı, ulusal birlik hükümetinin kurulması lazım ve demokrasiye inanıyorsak, sandıktan kim seçiliyorsa buna saygı duyulması gerekiyor ve bu anlayışın da yerleşmesi gerekiyor. Şu anda Yemen’de ihtiyaç olan bir an evvel şu çatışmanın durması ve tekrar ülkenin seçim öncesi ya da seçim sonrası tabloya geri dönmesi gerekiyor. Seçilmiş bir Hükümet var, Cumhurbaşkanı var, Hadi, dolayısıyla, seçilmiş bir Cumhurbaşkanına saygı duymak gerekiyor. Böyle bir durumda tabii biz Türkiye olarak her yerde olduğu gibi üzerimize düşeni yaparız. Libya’da da bizim tutumumuz net, Birleşmiş Milletlerin kararları var, Leon’un çalışmaları var, şu anda devam eden müzakereler var Fas’ta devam ediyor. Aynı şey ulusal birlik hükümeti bu taraf meşru, diğer taraf az meşru ya da bu taraf hiç meşru değil tartışmalarının Libya’ya faydası yok, aynı tartışmaların Yemen’e de faydası olmaz.
SUNUCU- Uluslararası toplum açısından o noktada mı, yoksa daha askeri harekata yoğunlaşmış durumda mı? Yemen için soruyorum.
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Libya’da bu noktada müzakereler devam ediyor, ama Yemen’de daha sıcak bir çatışma başladı. Bu arada işte telefon diplomasisi devam ediyor, biz de birçok ülkeyle, liderlerle görüşüyoruz.
SUNUCU- Katar ve Suudi Arabistan’ı biliyoruz, ayrıca görüştüğünüz isimler var mı?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Epeyce Dışişleri Bakanlığıyla görüşmelerimiz devam ediyor, görüşeceklerimiz de var. Belki bugün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteriyle görüşeceğim. Dolayısıyla, Türkiye’nin de diğer ülkelerin de bu anlamda çabaları devam ediyor. Umarız daha fazla çatışma olmaz, daha ileri noktaya gitmez aksi takdirde bölgede başka bir kaos çıkabilir buna da hiç ihtiyacımız yok.
SUNUCU- Yemen’i burada noktalayalım, Suriye’yle devam edelim yıllardır bitmeyen sorun Suriye. Suriyeli muhaliflerin eğitimi konusu Amerika’yla imzalanan bir mutabakat var, ama hala eğitimlere başlanabilmiş değil. İkinci bir kamptan bahsediliyor, öyle bir ikinci kamp olacak mı ve o eğitimler özellikle Hirfanlı’daki o ilk kamptaki eğitimler ne zaman başlayacak?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Amerika’yla imzaladığımız eğit-donat anlaşması en kısa sürede uygulanmaya başlayacak. Bizim tarafımızdan kaynaklanan bir gecikme yok, tabii Amerika’yla birlikte yapacağız. Kararları beraber alıyoruz, tesisatları birlikte kuruyoruz, oluşturuyoruz ve eğitimi beraber yapacağız. Kimlerin eğitileceğine karar vereceğiz, birlikte karar vereceğiz, herşeyi birlikte yapacağız. Şu anda tabii Amerika’nın fiziki uzaklığından dolayı, coğrafi uzaklığından dolayı yapması gereken hazırlıklarda küçük bir gecikme oldu, her şey yolunda hiçbir anlaşmazlık yok. En kısa zamanda bu hazırlıklar tamamlandıktan sonra eğit-donat programına başlayacağız.
SUNUCU- Askerler Nisan sonu gibi diyor, olabilir mi?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu çalışmaları tabii askerler yürütüyor onlar daha iyi bilir hangi gün başlayacağını, ama siyasi olarak da, teknik olarak da hiçbir sorun yok çalışmalar devam ediyor.
SUNUCU- Dün bir soru işareti olarak gündeme düştü İngiltere Savunma Bakanının bir açıklaması var, biz de Türkiye’deki eğitimlere katılacağız şeklinde İngiltere’nin eğitimlere katılması gibi bir planı var mı?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bizim yaptığımız anlaşmaya göre üçüncü ülkeler de bu çalışmalara destek verebilirler, ama anlaşmada tabii ülke geçmiyor. Ve Riga’daki Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları toplantısı sırasında, İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond da bunu bana sordu, ben de prensip olarak özellikle müttefik ülkelerin bu tür desteğine ya da katkısına açık olduğumuzu, bu konuda da Amerika Birleşik Devletleri’yle anlaştığımızı, söyledim. Hele hele İngiltere gibi dost ve müttefik bir ülkenin katkısına her zaman açık olabileceğimizi, bu konuda da kararı Amerika’yla birlikte vereceğimizi prensip olarak söyledim. Ama şu anda böyle bir karar yok, İngiltere’den böyle bir katkı önerisi gelirse Amerika’yla beraber bunu değerlendiririz ve prensip olarak da buna hayır demeyiz, sıcak bakarız.
SUNUCU- Peki, Amerikan Dışişleri Bakanının açıklaması çok tartışılmıştı gerçi sonradan izah ettiler ve bir anlamda çerçevesini doğru koymaya çalıştılar ama eninde sonunda Esad’la müzakere etmek zorunda kalabiliriz. Türkiye bu açıklamalardan sonra ve düzeltmelerden sonra Amerika’nın pozisyonunda bir kayma, bir irade eksikliği görüyor mu?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Amerika’nın pozisyonunda bir kayma yok, irade eksikliği de yok farklı görüşler var. Washington’da bazen bakıyoruz Pentagon, Beyaz Saray ve Dışişleri Bakanlığı arasında farklı görüşler olabiliyor bu da doğal, demokratik bir ülkede bu görüşler olabilir. Suriye gibi zor bir konuda farklı tutumlar da olabilir. Ama Amerika’da bir zemin kayması görmüyoruz, zaten daha sonra bu yanlış anlamaları düzeltmek için Amerika’dan gelen açıklamalara, resmi açıklamalara baktığımız zamanda Suriye ve Esad konusunda tutum net. Dün akşam telefon görüşmesinde de Obama’nın zaten bu konuda tutumu son derece netti. O nedenle Amerika’da bir zemin kayması ya da politikasında herhangi bir değişiklik yok.
SUNUCU- Son dönemde gündeme geldiği için soracağım, Amerika’yla işbirliği konusunda özellikle IŞİD’le mücadele konusunda PKK’yla mücadele için İncirlik’te dört tane predatör olduğunu biliyoruz, ama iki tane bombardıman yapabilen predatör konusunda askerin buna evet dediği, onay verdiği konuşuluyor. Ama bir Hükümet kararı çıkması bekleniyor, o Hükümet kararı çıktı mı, önümüzdeki süreçte İncirlik’te Amerikan predatörlerini, iki tane bombardıman yapabilen predatörü görecek miyiz Sayın Bakanım?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Güvenlik, terörle mücadele, askeri konularda Amerika’yla bizim her zaman yakın işbirliğimiz var ve birbirimizi destekliyoruz. İstihbarat konusunda yine işbirliğimiz var gerek Suriye’de, diğer ülkelerde. Bu anlamda da predatör konusunda da, diğer konularda da zaten Amerika’yla biz hep başından beri beraber çalışıyoruz, bilgi paylaşımı konusunda yine bu predatörlerin sağladığı bilgilerin canlı bir şekilde de paylaşımı konusunda da bir sıkıntımız yok. Buna göre predatör konusunda ihtiyaç olursa, ya da daha fazla predatör konusunda bir çalışma yapılması gerekirse zaten biz Amerikalılarla görüşürüz, askerlerimiz karar verir, karar verdikten sonra da biz de bunu değerlendiririz dolayısıyla, böyle bir aşamaya şu anda gelmedik, geldiği zaman da değerlendiririz.
SUNUCU- Burada Hükümet süreci bir anlamda siyasi iradeyi koyduğu için çünkü Başbakan hep İncirlik’in kullanımını kapsamlı bir stratejiye bağladı, Suriye’de uçuşa yasak bölge, güvenli bölge gibi konulara bağladı, hala Amerika o noktada değil, onu anlıyoruz. Şimdi böyle bir bombardıman da yapabilen, farklı coğrafyalarda kullanılabilecek bu tarz bir askeri cihazın Türkiye’de yer alması acaba Türkiye’nin pozisyonuna halel getirir mi, yani ilkesel bir şeyi değiştirmiş olmaz mı?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bizim pozisyonumuz her zaman net, Suriye’deki terörle ve rejimle mücadele konusunda tutumumuz net. Ve bu konuda atılması gereken adımlar, askeri anlamda atılması gerekenler adımlar konuşulduğu zaman bizim de ortaya sunduğumuz bu paket kapsamlı strateji içinde yapabileceklerimizi de ortaya koyuyoruz, nelerin olması gerektiğini de ortaya koyuyoruz. Dolayısıyla, predatörler her türlü amaçla zaten kullanılıyor özellikle bilgi paylaşımı amacıyla. İleride terör örgütüyle ve Suriye’deki rejim unsurlarıyla mücadele konusunda kapsamlı bir strateji olduğu zaman biz zaten İncirlik dahil her türlü yapabileceğimiz katkıyı zaten konuşuyoruz. Ama henüz bu aşamaya gelmedik, o yüzden herhangi bir politikamıza ya da tutumuza helal getirecek bir durum da zaten ortada yok.
SUNUCU- Musul operasyonu son dönemde çok gündemdeydi Bağdat’a askeri yardımlar yapıldığını biliyoruz. Son durum nedir? Irak Merkezi Yönetiminin özellikle Musul operasyonu konusunda kendi içlerinde de bazı sıkıntılar yaşadığını biliyoruz vilayet muhafızlıklarının kurulması gibi, kendi askeri birimlerini oluşturmaları gibi. Son durum ne orada Musul operasyonlarıyla ilgili?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- En büyük sıkıntı burada kendi ordusunu ya da güvenlik güçlerini tekrar yapılandırma konusunda hala somut adımlar atamadı. Dolayısıyla, burada Şii milislerinin daha çok ön plana çıktığını görüyoruz ki bu biraz önce söylediğimiz kaygılarımızı da pekiştiriyor. Arazide de bazen Sünnilere yönelik, DEAŞ’la mücadele yapılırken, saldırıların da olduğunu görüyoruz, bize gelen bilgilerde bunları görüyoruz. Şimdi DEAŞ’la mücadele etmek istiyor Irak, biz de Irak’ın yanındayız ve Irak’a her türlü desteğimiz devam ediyor. İnsani yardımların dışında, öldürücü silah dışında, askeri mühimmat gibi ya da tesisat gibi ya da ihtiyaç olan malzemeleri zaten gönderdik, göndermeye de devam ediyoruz.
SUNUCU- Hala devam ediyor…
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tabii devam ediyoruz devam da edeceğiz. Zaten Peşmerge’ye verdiğimiz eğit-donat desteği açık, yaklaşık 1500’den fazla Peşmerge’yi eğittik, donattık buraya olan desteğimiz de devam edecek. Ama şimdi özellikle Musul’un DEAŞ’dan geri alınabilmesi için böyle belli bir grupla ya da Şii milisle açık söyleyelim milislerle alınması kolay görünmüyor. Her şeyden önce bölgesel sahiplenme çok önemli, yani Musul halkının DEAŞ’la mücadelede Bağdat yönetimiyle, ordusuyla, güvenlik güçleriyle yanında olması gerekiyor. Ve burada ulusal muhafız dediğimiz işte eyaletlerin muhafızları, muhafız güçlerin de bir an evvel kurulması lazım ve bu çalışma var. Biz de kurulacak bu ulusal muhafızlara yönelik desteğimizi, yani eğitim desteğimiz konusunda hazırlıklarımızı başlattık ve bu konuda destek vereceğimizi açıkladık.
SUNUCU- Hazırlıklarımızı başlattık derken biraz açın...
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani eğitim hazırlıklarımızı, kurulduğu zaman onlara eğitim vereceğiz bunun için önceden hazırlık yapmak lazım, her türlü hazırlığı yapmak lazım. Dolayısıyla Musul ulusal muhafızlarına da eğit-donat desteği vereceğiz. Ama burada Sünnilerin de güveninin ve desteğinin kazanılması gerekiyor. Şu anda Irak’ın yaşadığı sorunlar var mali, ekonomik sorunlar var, Erbil’le anlaşmadığı konular var. Ama toplumun her ne kadar yönetim, kapsayıcı olsa da, toplumun tamamının güvenini kazanmamış henüz ve buna yönelik somut adımlar da yeterince atılmadı. Dolayısıyla…
SUNUCU- Ne yapılmadı bu anlamda?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Burada herkesin güveni kazanılmalı, yani bugüne kadar…
SUNUCU- O nasıl yapılacak, herkesin güveni nasıl kazanılacak onu soruyorum?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bugüne kadar dışlanmış insanların tekrar kazanılması için ekonomik, sosyal, askeri, güvenlik her türlü adımların atılması lazım onu da zaten Irak yönetimi yapacak. Dolayısıyla, burada bölgesel sahiplenme olmadan DEAŞ’la mücadelede yetersiz kalınabilir. Bizim bu konudaki görüşlerimiz bunlar ve bunları bu görüşlerimizi de Irak yönetimiyle ve Erbil’deki bölgesel yönetimle sürekli paylaşıyoruz.
SUNUCU- Irak yönetiminin ciddi bir mali sıkıntıda olduğunu biliyoruz Kuzey Irak yönetimiyle varılan o enerji anlaşmasının da tam olarak hayata geçememesinin bir anlamda sebebi buydu. Irak’a ekonomik anlamda bir destek verme gibi bir plan, proje var mıdır?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Var bu konuları da görüşüyoruz desteklerimiz de var, önümüzdeki süreçte de kredi verilmesi dahil her türlü desteğimiz var. Sadece burada kredi verilmesi değil, Irak’ın tekrar inşa edilmesi konusunda da yine her türlü desteğimiz olacak, burada Türk firmaları zaten yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Türk firmalarına Maliki döneminde biliyorsunuz bazı kısıtlamalar getirmişlerdi, onlar kalktı ve özellikle Türk firmalarının Irak’ta aktif rol oynamasını isteyen bir yönetim var. Dolayısıyla, insani yardımlarımız, güvenlik konusunda yardımlarımız, ekonomik yardımlarımız her zaman devam edecektir.
SUNUCU- Amerika’nın son Tikrit operasyonu çerçevesinde Türkiye’yi nasıl izliyor? Mutlaka irtibat halindesinizdir, konuşuyorsunuzdur Amerikanlarla.
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Kimin operasyonu dediniz?
SUNUCU- Amerika’nın.
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tikrit Amerika’nın operasyonu muydu?
SUNUCU- Yanlış bilmiyorsam öyle.
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani burada tabii değişik güçler var ama, sadece Amerika’nın operasyonu değil biliyorsunuz. Biz burada Amerika’yla terörle mücadele konusunda Irak’ta da, Suriye’de de işte işbirliğimizin zaten yansımalarını siz görüyorsunuz. Irak’ta da DEAŞ’a yönelik her türlü operasyonu destekliyoruz. Ama burada biraz önce söylediğim kapsamda olması lazım ve dikkat edilmesi gereken hususlar var tekrar Sünni, Şii çatışması olmaması lazım. Burada DEAŞ’la mücadele görüntüsü içinde olan terör örgütlerinin başta PKK olmak üzere onların da özellikle silah elde etmesi ya da meşruiyet kazanması gibi adımlardan uzak durulması gerekiyor. Bu konuda zaten koalisyonunun içindeki ve Irak’a ve Kuzey Irak’a destek veren ülkelere de uyarılarımızı sürekli hatırlıyoruz, tekrarlıyoruz.
SUNUCU- Amerika konusu da önemli önümüzdeki dönemde bir ziyaretiniz olacak 24 Nisan öncesinde bu ziyaretin yapılıyor olması da son derece önemli olacak, en azından planlanan o diye biliyoruz ama önce tarih netleşti mi onu sorayım?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Daha önce iki defa tarih belirlendi, ama maalesef biz bunları ertelemek durumunda kaldık, o konuda da dostum Kerry’e biraz mahcubum işin doğrusu iki defa randevular ayarlandı, görüşmeler ayarlandı ama biz ertelemek durumunda kaldık. Herhalde bir aksilik çıkmazsa Nisan 20-21 gibi Amerika’ya Washington’a gideceğiz, dostum Kerry’yle görüşeceğiz tabii diğer temaslarımız da olacak. Kongrede temaslarımız olur, Amerika’ya gitmişken işte think thankler ve diğer sivil toplum örgütleriyle orada Türk toplumuyla bir arada oluruz. Washington’a böyle kısa bir, iki günlük bir ziyaret yapacağız.
SUNUCU- Ama tabii 24 Nisan olması açısından son derece önemli 1915 olaylarının 100. yılı. Bir taraftan da tabii Temsilciler Meclisinde bir tasarı da yeniden gündeme getirilmeye hazırlanıyor şeklinde haberler, sinyaller geliyor. Öncelikle şunu sorayım: Amerika’nın 100. yılda geçmiş yıllardan farklı bir pozisyon takınacağını, o kelimeyi kullanacağını düşünüyor musunuz?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Düşünmüyoruz, umuyoruz ki Amerika’nın tutumunda bir değişiklik olmaz, aksi takdirde ilişkilerimiz çok zarar görür, bunu zaten her platformda hatırlatıyoruz. Ama Amerikalı dostlarımızın da, Amerikan yönetiminin de aynı hassasiyet içinde olduğunu biliyoruz.
Ermeni meselesini zaten sadece bu 2015 yılı için değil, her zaman gündeme getiriyoruz. Daha önceki yıllarda da biliyorsunuz kongreye bu getirildi, komisyonlardan geçti ve orada öldürüldü. Bu senede bir girişim var Ermeni lobisi biliyorsunuz bu sene çabalarını arttırdı. Biz de tabii sadece Amerika nezdinde değil, diğer ülkeler nezdinde de yaptığımız tüm görüşmelerde, yaptığımız tüm çalışmalarda tek yönlü bir hafızayla hareket eden Ermeni lobisinin bu çalışmalarına prim verilmemesi gerektiğini söylüyoruz, özellikle siyasetçilerin buna alet olmaması gerektiğini söylüyoruz, bugüne kadar attığımız adımları söylüyoruz. Bakın Çanakkale’de, Çanakkale Savaşı üzerine kurduğumuz dostluk ve barışı ön plana çıkarıyoruz ve 24-25 Nisan’da da Çanakkale’de Çanakkale Savaşlarının 100. yılını birçok liderle anacağız. Başbakanlarla, Cumhurbaşkanlarıyla Prens Charles gelecek. Burada hepimizin verdiği ortak mesaj, vereceği ortak mesaj barış olacak ve dostluk olacak. Ermenilerle de bunu yapmak istiyoruz, ortak acılar üzerine dostluk kuralım diyoruz, ama Ermeniler bunu tercih etmiyor. Tevessül ettikleri yöntemleri zaten sizler de biliyorsunuz onların detaylarına girmeye gerek yok, bu sene çabalarını arttırdılar, biz de buna karşı tabii tedbirlerimizi alıyoruz.
SUNUCU- Ne gibi tedbirler alıyoruz? Yani şunu soracağım: Daha önceki senelerde de biz hep gördük 24 Nisan’dan önce evet siz gidiyorsunuz ama Parlamento’dan da, Meclis’ten de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden de milletvekili grupları giderdi. Bir böyle bir çaba olacak mı bu sene ve daha farklı neler, ne gibi adımlar atılacak?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Benim ziyaretim tam işte 24 Nisan öncesine gelecek, tesadüf oldu. Biraz önce de söyledim daha önceki aylarda maalesef gidemedik bizden kaynaklandı dolayısıyla, tesadüf oldu bu tarihin belirlenmesi. Ama bizim çabalarımız sadece bir günlük, iki günlük çabalar değil zaten bir senedir biz de Ermeni lobilerinin ya da Ermenistan’ın yaptığı çalışmalara karşı kendi tutumuzu, kendi düşüncülerimizi, ondan sonra bu konuda bugüne kadar yaptıklarımızı da paylaşıyoruz, beklentilerimizi de söylüyoruz. Ermeni meselesinin tek taraflı hafızaya dayalı bir Ermeni lobisinin çalışmalarının ilişkilerimizi zehirlememesi gerektiğini tüm ülkelere hatırlatıyoruz, sadece Amerikalı dostlarımıza değil. Amerikalı dostlarımız da zaten bunun bilincinde.
SUNUCU- 100. yıldan sonra yani bu belki bu kritik eşik olduğu için 24 Nisan öncesinde bir adım beklemek çok mümkün değil, ama sonrasında yeniden Ermenistan’la bir çaba içerisine girmek, yeniden o protokolleri canlandırmak gibi bir planı var mıdır Türkiye’nin?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bizim Ermenistan’a yaklaşımımız konusunda da tutumuz net. Biz Ermenistan’la da dostluk kurmak istiyoruz ve daha önce de anlaşmalar imzaladık, ama Ermenistan’ın da bu anlayış içinde olması lazım. Yani komşuları var bu komşularla iyi geçinmesi gerektiğini öğrenmesi gerekiyor. Bizim Ermenistan’la ilişkilerimizin normalleşebilmesi için sadece bu sözde soykırım suçlaması ya da iddialarıyla ilgili değil, işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesi lazım. Bugün Ermenistan, Azerbaycan’ın topraklarının yüzde 20’sini hala işgal ediyor. Biraz önce uluslararası hukuktan bahsettiniz, uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, AGİT gibi tüm uluslararası örgütlerin kararlarına rağmen Ermenistan bu ihlalini devam ettiriyor, Karabağ ayrı bir problem. Dolasıyla, Ermenistan’ın bir kere bu bölgede barış içinde yaşamak istediğini göstermesi gerekiyor. Gürcistan’la problem, İran’la inişli-çıkışlı ilişkileri var, Azerbaycan’la durumu belli, bizimle de durumu belli. Yani bütün komşu ülkelerle problemi olan bir ülke düşünmesi lazım, yani hata bende mi, acaba hepsinde mi diye? Dolayısıyla, Ermenistan’ın da bu noktaya gelmesi lazım. Biz Ermenistan’la ilişkilerimizi normalleştiririz, ama bu şartlarımız yerine gelirse.
SUNUCU- Anladım. Çanakkale konusunda 24 Nisan’da 100. yıl anma törenleri olacak Cumhurbaşkanı’nın birçok daveti ulaştı. Prens Charles dediniz kuşkusuz başka isimler de gelecektir, çok detay vermiyorsunuz ama Ermenistan Cumhurbaşkanı’nın bu konuyla ilgili bir açıklaması var, Gelibolu Muharebesi ne 24 Nisan’da başladı, ne 24 Nisan’da bitti, bu Ermeni halkını yaralayan bir adım oldu diyor 24 Nisan’ın bu anma törenleri için 24 Nisan tarihinin seçilmesiyle ilgili olarak. Ermenistan Cumhurbaşkanının bu açıklamalarına yorumunuz ne olur?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Ermenistan tabii her zaman olaylara dediğim gibi tek taraflı bakıyor, tek böyle akılla ondan sonra sadece kendi çıkarlarını düşünen bir bakış açısıyla değerlendiriyor. 25 Nisan sabahı biliyorsunuz yine bizim binlerce gencimiz, on binlerce gencimiz yürüyüş yapacak, yine Anzaklar şafak ayini yapacaklar. Dolayısıyla, bu savaşa katılan tüm tarafların hatta Birinci Dünya Savaşı’na katılan ve Birinci Dünya Savaşı’ndan etkilenen herkesin buraya gelip bir barış mesajı, dostluk mesajı vermesi anlamlıdır, Ermenistan kendi kaygılarıyla bunu gölgelemeye çalışıyor dolayısıyla, Ermenistan’ın burada ne dediği önemli değil. Biz Ermenistan’ı da dahil ettik, çünkü Ermenistan da Birinci Dünya Savaşı’ndan etkilendi ve Çanakkale Savaşı’nda Osmanlı ordusunun içinde çok sayıda Ermeni vatandaşımız ve kardeşimiz de vardı. Dolayısıyla, biz gayet iyi niyetle Ermenistan’ı da buraya davet ettik, ama Ermenistan’ın verdiği cevapta da Ermenistan’ın seviyesini de gördük, bu konuları bakış açısını gördük.
SUNUCU- Sayın Bakan, artık son iki sorumu soracağım. Bir Fransa’da düşen uçakla ilgili olarak son bilgileri siz zaten söylemiştiniz Türk asıllı bir Alman vatandaşın hayatını kaybettiğini açıklamıştınız, dün Fransa’daki savcılıktan yapılan açıklamalar da vardı. Böyle bir eylem daha doğrusu intihar eylemi gibi gözüküyor ama nasıl değerlendiriyorsunuz?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi henüz daha bilgiler ortaya çıkmadı, kara kutular bulundu. Esas bu konularda bilgi elde edilebileceği kara kutunun da zarar gördüğü, hasar gördüğü söyleniyor. Ama tam böyle deliller ortaya çıkmadan kesin değerlendirme yapmak doğru değildir. Neticede bir uçak kazası ve çok sayıda insan öldü birçok ülkeden. Biz gerçekten tüm ülkelere ve halklarına başsağlığı diliyoruz. Sadece Türk asıllı Alman vatandaşı Muradiye Hanım’a Allah’tan rahmet dilemiyoruz, hepsine aynı temennilerimizi iletiyoruz. Bu konuda da zaten Sayın Cumhurbaşkanımız ilgili ülkelerin devlet başkanlarına, başbakanlarına telefon açıyor. Mesajlarımızı yayınladık. Ama deliller ortaya çıkmadan şöyle oldu, böyle oldu demek doğru değil.
SUNUCU- Muradiye Lohman haricinde Türk asıllı birisi yok, nihai bilgi, son bilgi o.
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yok, bize ulaşan bilgilerde yok şu anda.
SUNUCU- Son soruyla kapatmak istiyorum, belki iç siyaset olacak, ama çözüm süreci son derece önemli, bölge açısından da önem arz ettiğini zaten Hükümet defalarca söyledi. İzleme kurulu üzerinden yürüyen tartışmalar var, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık arasında da bir görüş ayrılığı yorumlarına sebep olmuştu. Bu izleme kurulu konusunda Hükümetin pozisyonu bundan sonra kararlılıkla devam edecek mi, ne düşünüyorsunuz bu konuda?
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Çözüm süreci bizim çok önem verdiğimiz bir süreç ve bu çözüm sürecinin mimarı Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Sayın Cumhurbaşkanımız hatta hatırlarsınız gerekirse Parlamentoda tüm sandalye sayısını, yani milletvekili sayısını kaybetmeye hazırız demişti. Yani yeter ki bu çözüm olsun, her türlü biz siyasi riski de alırız, yeter ki biz seçim de olsa seçimde kaybedelim, ama Türkiye kazansın; anlayışımız bu. Bu konuda da çok samimi adımlar attık. Fakat bu süreçte gerek muhalefet tarafından yalnız bırakıldık, gerekse özellikle PKK ve onun uzantılarının da geçmişte bu işi suistimal ettiğini de gördük, yani aynı samimi yaklaşımı görmedik. Yani AK Parti iktidarını köşeye sıkıştıralım gibi, işte Habur Kapısındaki görüntüleri hatırlıyorsunuz, buna benzer geçmişte atılan adımların karşılığını görmedik. Bunun karşılığı neydi? Çekilmekti değil mi Türkiye’den, silah bırakmak; burada esas nokta bu. Madem çözüm istiyoruz, bu sorunun çözülmesini istiyoruz terör probleminin. Bizim Kürt kökenli vatandaşlarımızla, Kürt kardeşlerimizle bir problemimiz yok, onlara verdiğimiz haklar hakkıdır, yani başa kakmak için söylemiyoruz, esas verilmemesi ayıptır. Bu konuda attığımız adımlar zaten açık ve net ve kardeşlerimiz, vatandaşlarımız da zaten bunun farkındalar. Onlar da bu terörün bitmesini istiyorlar. Onlar da evlerinde, sokaklarında özgürce yaşamak istiyorlar, baskı altında yaşamak istemiyorlar. Ekonomik kalkınma istiyorlar ve daha fazla turist gelsin istiyorlar, kaynaşma istiyorlar; dolayısıyla biz de bunu istiyoruz. Şimdi Sayın Başbakanımız Davutoğlu da kongrede hatırlarsanız, Sayın Cumhurbaşkanımız da aynı şeyleri söylediler, Sayın Başbakanımız da yine önümüzdeki süreçte AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan olarak atacağı adımların başında da çözüm sürecini ve bugün Sayın Başbakanımız da aynı tutum içinde. Yani gerekirse bu iş çözülsün biz seçimi kaybedelim. Allah’a şükür böyle bir derdimiz yok, ama bu kararlılığın bir göstergesidir, samimiyetin bir göstergesidir. Şimdi çözüm sürecine giderken tabii her türlü mekanizmadan faydalanılması gerekiyor. Daha önce Akil Adamlar Heyeti vardı, onların da faydalı çalışmaları oldu. Olabilir, içinden bazı insanlar bunu işte başka türlü kullanabilirler. Daha önce biliyorsunuz işte Kandil’e gidip de bunu kitap haline getirenler oldu. Dolayısıyla böylesine bir heyetin acaba fonksiyonu konusunda farklı düşünce olabilir. Sayın Cumhurbaşkanımız da düşüncesini açık söyleyen bir insan, bu konudaki düşüncelerini söyleyebilir. Ama böyle bir mekanizmanın faydalı olduğuna da inanıyoruz. Dolayısıyla bu mekanizmanın nasıl işleyebileceği, ne yapacağı, ne yapmayacağı konusunda istişare edilir, bu bizim en büyük aslında artımızdır.
SUNUCU- İstişareyle çözeceksiniz.
DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İstişareyle. Dolayısıyla bu konuda da Hükümetle Sayın Cumhurbaşkanımız arasında da zaten bu mekanizmalar işliyor. Bu konuda öyle ciddi bir sorun yok, ama önemli olan bu terör sorunun çözülmesi, bu sorunun giderilmesidir. Dün zaten bu konuda Obama da bu süreçten çok memnun olduğunu, Türkiye’ye olan desteğinin her zaman olduğu gibi devam edeceğini de telefon görüşmesinde vurguladı.
SUNUCU- Çok teşekkürler Sayın Bakan yayınımıza katıldığınız için.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Ankara Stüdyomuzdan konuğumuzdu. Hem iç politikadaki, özellikle izleme kuruluyla ilgili tartışmalara dönük konuştu. Yemen’le ilgili verdiği mesajlar da vardı, açtığımız gibi kapatalım. İstihbarat dahil askeri değil, ama tüm desteği vermeye hazırız şeklinde yorumları oldu.
Ankara’dan iyi günler.