#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Anadolu Ajansı Editör Masası’na Verdiği Mülakat, 30 Eylül 2020, Ankara

MODERATÖR- Son anda yeni bir program vardı, ama yine de programa gelebildiniz, çok teşekkür ediyoruz. Efendim, hemen sıcak gündem maddesiyle başlamak istiyorum müsaade ederseniz.


Ermenistan’ın Azerbaycan’a bir saldırı başlattığını gördük. Bütün dünyadan değişik sesler var. Siz Ermenistan’ın tam olarak neyin peşinde olduğunu nasıl değerlendiriyorsunuz?


SORU- Ermenistan tabii bu Karabağ problemi, Azerbaycan’ın işgal edilmiş toprakları meselesi 30 yıldır çözülmeyince cesareti artıyor Ermenistan’ın. Ve son saldırılarla da esasen Minsk Üçlüsünün çabalarını, aynı şekilde AGİT çatısı altındaki çabaları tanımadığını, diğer taraftan Karabağ konusunda ve Azerbaycan’ın işgal edilmiş toprakları konusunda Birleşmiş Milletler’in çok sayıda kararı var, 4 tane karar var; 1993 yılında 822, 53, 74 ve 84 nolu kararlar. Bu kararları da yok sayıyorum, yani uluslararası hukuku hiçe sayıyorum diyor. Ben sorunun diplomasiyle ve müzakereyle çözülmesini istemiyorum diyor.


Diğer taraftan Azerbaycan’ın yüzde 20 topraklarını işgal ediyorum, ama bu yetmez daha fazlasını istiyorum diyor. Bunu neyle gösterdi? Temmuz ayında Tovuz’a saldırarak. Tovuz şu anda Ermenistan’ın işgal ettiği bir alan değil, ama orası kritik bir bölge. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu ve önemli gaz ve petrol boru hatlarının geçtiği bir güzergâh. Yani burada sistematik ve planlı bir saldırı yaptıkları ortada. O zaman bu saldırıyı durdurmuştuk, yani Azerbaycan karşı hamle yaptı ve Rusya devreye girdi, bir ateşkes ilan edildi. Bu saldırıyla bu ateşkesi de tanımadığını Ermenistan herkese göstermiş oldu.


Konuştuğumuz herkese aynı şeyi soruyoruz. Temmuz ayında da çok güçlü bir uyarı gönderdik Ermenistan’a, aklını başına al, biz tüm imkânlarımızla Azerbaycan neyi istiyorsa Azerbaycan’ın yanındayız, bu saldırılar yanına kalmaz. Zaten sahada o zaman gerekeni Azerbaycan yaptı. Peki, tüm bu uyarılara rağmen bu cesareti nereden buluyor? Bu soruyu herkese soruyoruz, Lavrov’a da sorduk, Maas’a da sorduk, bu sabah Estonya Dışişleri Bakanıyla da görüştük, bugün öğleden sonra ve yarın diğer bakanlarla da özellikle Karabağ meselesini görüşeceğiz, görüşüyoruz. Yani sahada ve masada Azerbaycan’ın yanındayız diyoruz ya, bu boş bir söz değil çabalarımızı sürdürüyoruz.


Sonuçta Ermenistan bu saldırılarıyla uluslararası sistemi ve uluslararası hukuku hiçe sayıyorum, ben kendi bildiğimi yaparım diyor. Bunun da bir karşılığı olmalı, biz de bunu söylüyorum.


MODERATÖR- Efendim, siz bir açıklama yaptınız, oldukça da etkili bir açıklamaydı, Azerbaycan ne istiyorsa, nasıl istiyorsa o şekilde Azerbaycan’ın yanındayız dediniz. Bu tabii farklı şekilde de yorumlandı. Türkiye şu anda Azerbaycan için tam olarak ne yapıyor, neler yapacak? Ermenistan tarafının Ankara’ya yönelik bazı suçlamaları var asker gönderdiğiniz, mermi gönderdiğini, silah gönderdiğinize yönelik, bunlara nasıl cevap verirsiniz?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu sorun 30 yıldır çözüldü mü? Çözülmedi. Uluslararası toplumun, Minsk Üçlüsünün somut bir adımı oldu mu? Olmadı. Biz Rusya’yla da bu sorunun çözümü için ikili düzeyde, özellikle bu Suriye’de yaptığımız işbirliğini buraya da yansıtmak istedik, çabalarımız oldu, Sayın Cumhurbaşkanımızın Putin’e teklifleri oldu, Lavrov’la görüşmelerimiz oldu. Ama ikili düzeyde olsun, çok taraflı düzeyde olsun, bu sorun çözülmedi. Çözülmedikçe de Ermenistan cesaretlendiriliyor ve saldırıyor. Dolayısıyla artık bu sorunun çözülmesi lazım. Bu sorunu diplomasi yoluyla çözmek istiyorsa uluslararası toplum, sadece Ermenistan’a burada bir seçim yapma dememesi gerekiyor ya da BM kararlarına bakıyoruz, uluslararası toplumun çağrılarına bakıyoruz, efendim çatışma dursun. Dursun da, Ermenistan’a da Azerbaycan topraklarından çekil diyor musun? Hayır, demiyorsun, bu doğru bir yaklaşım değil. O nedenle artık bu sorun çözülmesi gerekiyor. İşte burada diplomasi yoluyla çözülecekse, biz yine Azerbaycan’ın haklarını masada savunuruz, savunmaya devam ederiz. Ama diplomasi yoluyla bugüne kadar çözülmedi, Azerbaycan da kendi topraklarını işgalden kurtarmak istiyor, mücadeleyi kendi topraklarında veriyor. Dünyanın hangi ülkesinde yani kendi topraklarında bir mücadele verilirken işgalci ile toprakları işgal edilen ülke eşit muamele görüyor? Ukrayna’da, Kırım’da bunu yapıyor muyuz? Haklı olarak Ukrayna’yı ve Kırım’ı destekliyoruz. Haklı olarak Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü destekliyoruz. Yani burada eşit yaklaşmak gerekiyor. O nedenle Azerbaycan sahada bunu çözmek istiyorsa da, biz tabii ki tüm imkânlarımızla Azerbaycan’ın yanında olacağız dedik. Peki, bugün şu anda Azerbaycan’ın bu anlamda bir isteği olursa biz gereğini yaparız. Ama Azerbaycan’ın şu anda görüyoruz ki kapasitesi yeterli. Sayın Aliyev de sık sık söylüyor; gel baş-başa kalalım, ne olacağını gör diyor. Bu ne demektir? Benim gücüm var topraklarımı geri alacağım, başka ülkeler de karışmasın diyor.


MODERATÖR- Siz de bu noktada mısınız Sayın Bakanım?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Elbette Ermenistan bugün başka ülkelerden destek bulmasaydı Batıdan, hatta Rusya’dan, bu cesareti bulamazdı. Dolayısıyla Azerbaycan diyor ki benim gücüm yeter diyor, doğru, gücü de yeter, kapasitesi yeter. Peki, Türkiye olarak bugüne kadar diğer ülkelerle savunma sanayi alanında işbirliğimiz ya da askeri alanda işbirliğimiz olduğu gibi Azerbaycan’la da işbirliğimiz olmadı mı? Oldu. Olamaz mı? Olur. Hatta herkesten daha fazla olur ve olmalıdır. Dolayısıyla bugüne kadar Azerbaycan’ın askeri kapasitesinin güçlenmesinde Azerbaycan kendi topraklarını kurtarmak için gerekli tedbirleri almıştır. İhtiyacı olan savunma sanayiyle ilgili malzemeleri bizden ya da başkasından almıştır, ithal etmiştir. En doğal hakkıdır, herkes istediği yerden alır. Bizden de alması gayet doğaldır. Bu bizim Azerbaycan’la “bir millet-iki devlet” anlayışıyla iki ülke arasında bugüne kadar imzalanan anlaşmaların gereği olmuştur. Bugün de Azerbaycan’ın tek başına kendi topraklarını kurtaracak kapasitesi vardır. Ama Türkiye’ye hangi alanda nasıl bir ihtiyaç duyarsa devlet olarak da, millet olarak da, Hükümetimiz olarak da biz varız. Bunu da sadece biz söylemiyoruz, tüm milletimiz söylüyor. Arada çatlak sesler de çıkıyor, onları da görüyorsunuz, sizler zaten yayınlıyorsunuz. Sonuçta bizim söylemek istediğimiz bu, Azerbaycan nerede nasıl Türkiye’ye ihtiyaç duyarsa, biz kardeş olarak can Azerbaycan’ın yanındayız.


MODERATÖR- Efendim, başta pek çok ülkeden, örgütten çatışmaları durdurun mesajı geldi. Siz de biraz evvel AGİT’ten, Minsk Grubundan bahsettiniz. Ama bir şey de söylediniz, sahada bir çözümden yanasınız, öyle anlıyorum ya da Azerbaycan’ın bu yolu tercih etmesinin daha kendileri açısından mantıklı olduğunu söylüyorsunuz. Yani siz ateşkesin soruna çözüm getireceğini değil soruna kaynak teşkil eden Karabağ işgalinin ortadan kalkmasını mı şart koşuyorsunuz, muhataplarınıza bunu mu anlatıyorsunuz?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz bugüne kadar bu sorunun diplomasi yoluyla barışçıl bir şekilde ve Birleşmiş Milletlerin biraz önce söylediğim kararları, AGİT kararları çerçevesinde kardeş Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü, sınır bütünlüğü çerçevesinde çözümünü savunduk, savunageldik tüm platformlarda. Ama Azerbaycan’ın buradaki endişesini de çok iyi anlıyoruz. Çünkü 30 yıldır bu sorun çözülmediği gibi bu sorunu çözmek için herhangi bir somut adım da görmedi Azerbaycan, biz de göremedik. Tüm teşvik etmelerimize rağmen, AGİT Grubuyla sürekli bir araya geliyoruz, Şubat ayında da yanılmıyorsam yine Türkiye’ye geldiler, kendileriyle görüştük. Somut hiçbir öneri ile gelmediler. Biz kendilerini teşvik etmeye çalışıyoruz. Şimdi 30 yıldır çözülmediği gibi Ermenistan saldırganlığını sürdürüyor.


Ayrıca, Ermenistan başka özellikle Ortadoğu bölgelerinden getirdiği Ermenileri de illegal bir şekilde işgal ettiği topraklara yerleştiriyor. Yani bu çözümsüzlük Ermenistan’a yarıyor. Evet diplomasiyle çözülsün, ama çözüldü mü? Hayır. Çözmek için çaba sarf ettiler mi? Hayır. Çözümün içinde olan ülkeler, çözmek için bu grupların içinde olan ülkelere baktığımız zaman Ermenistan mı-Azerbaycan mı diye sorduğun zaman yüzde 100 Ermenistan’ı tercih eden, Ermenistan’ı destekleyen ülkeler. Dolayısıyla bu ülkelerle de sorunun çözülmeyeceği ortada. Eğer bu ülkeler, evet ateşkes olsun diyebilir, doğru, çatışmayı kimse istemez. Ama burada biraz önce söylediğim gibi Ermenistan’la Azerbaycan’a eşit muamele yapmamaları gerekiyor.


MODERATÖR- Tek başına ateşkes de sizin için sorunu çözmüyor.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ayrıca, tek başına ateşkes sorunu çözmez. Yine biraz önce vurguladığım gibi, ateşkes ve Ermenistan derhal Azerbaycan topraklarından çekilsin demeleri gerekiyor. Bunu diyorlar mı? Hayır. Diplomasiye dönelim diyorlar. 30 yıldır diplomaside bir şey oldu mu? Hayır. Peki, somut olarak bu sorunun çözümü için bir önerin var mı? Yok. Nasıl çözülecek bu olay?


MODERATÖR- Siz muhataplarınıza bunu mu vurguluyorsunuz şu anda?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Aynen bunları gayet güzel bir şekilde sakin sakin, tane tane anlatıyoruz, anlatacağız. Ama bunu sadece masada anlattığın zaman da sağır kulaklara hitap etmiş oluyorsunuz. Dolayısıyla ikisini birden götürmek her zaman sahada ve masada daha etkili oluyor, biz bunu diğer alanlarda da gördük. Biz, evet diplomasiye varız, Azerbaycan da var. Azerbaycan bugüne kadar çok sabretti. Ya toprakları yüzde 20 işgal edilmiş bir ülke, yüzde 20’si. Diğer taraftan 1 milyondan fazla Azerbaycan Türkçesiyle kaçgın-göçkün dediğimiz yerinden edilmiş insanlar var. Bunların nasıl şartlarda yaşadığını ben gördüm. Avrupa Konseyi yıllarımda da ziyaretlerimizde gittik inceledik gördük. Yani bu büyük bir travma, 30 yıldır bu insanlar evlerinden-şehirlerinden uzakta yaşıyor. Azerbaycan tabii güçlendikçe onlara daha fazla imkân veriyor, ama herkes evine dönmek istiyor. Ama hiç kimse bunu görmüyor, görmezden geliyorlar. Yani bizim, Azerbaycan’ın isyanı bu. Azerbaycan ahlaken de, hukuken de haklıdır ve tüm ülkelerin ve uluslararası toplumun da hukukun gereği ve ahlakın gereği olarak Azerbaycan’ı tıpkı Ukrayna’yı, tıpkı Gürcistan’ı, tıpkı işgal edilmiş diğer topraklar, işgal edilmiş ülkelerde olduğu gibi Azerbaycan’ı desteklemelidir, biz bunu söylüyoruz, haksız da değiliz.


MODERATÖR- Siz sahayı da önemsiyorsunuz ve teşvik ediyorsunuz görebildiğim kadarıyla Sayın Bakanım?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi saha ihtiyaç olduğu zaman, yani şimdi uluslararası ilişkilerde bir tabir var; sert güç-yumuşak güç, hard power-soft power. İkisi de yerinde kullanıldığı zaman etkili olur. Biz her zaman diplomasiyi anlatırken yumuşak gücümüzü ön plana çıkarıyoruz, insani yardımlarımız, kurumlarımız, Türk Hava Yolları’mız, TİKA’mız, Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’miz, Yurt Dışı Türkler Başkanlığı’mız, AFAD’ımız, Kızılay’ımız, yani tüm değerlerimizle beraber. Ama şimdi Doğu Akdeniz’de veya Suriye’nin kuzeyinde terörle mücadele ederken sahada olmasanız bu mücadeleyi yapabilir misiniz? Veya Doğu Akdeniz’de 2003 yılından bugüne kadar, belki onu da konuşuruz, bizim tüm çağrılarımıza rağmen Türkiye’yi ve Kıbrıs Türklerini dışlayan ve haklarımızı yok sayan adımlara karşı, yaptığımız tüm çağrılara rağmen bu adımlar devam ettikten sonra sahada olmasak bu konularda sonuç elde edebilir miydik? Hayır, edemedik maalesef. Yani saha…


MODERATÖR- Tamamlayıcı bir unsur.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tamamlayıcı bir unsur, yeri geldiği zaman çok önemli bir unsur. O nedenle sahada ve masada diyoruz, ikisini birden kullanmakta fayda var.


MODERATÖR- Siz ayrıca iki devlet-tek millet vurgusuyla Azerbaycan’la da yakın ilişki içindesiniz, meslektaşınızla da görüşüyorsunuz. Onlardaki duruşu nasıl değerlendiriyorsunuz, kararlı diyebilir miyiz?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Son derece vakur ve kararlı. Halkta da bu duruşu görüyoruz, halkın da hassasiyetini, duygularını görebiliyoruz bize yazdıklarından takip ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de aynı vakur duruşu görüyoruz. Cumhurbaşkanımız ile sürekli temastalar. Bizler yine Ceyhun kardeşimiz olsun, diğer muhataplarımızla sürekli temastayız. Kararlı duruyor, güçlü duruyor. Haklıysan zaten hem kararlı olursun, hem de güçlü olursun. Haklısın çünkü, yüzde 100 haklısın tereddütsüz.


MODERATÖR- Teşekkürler. Metin Bey.


SORU- Efendim, malumunuz yarın Avrupa Birliği Liderleri Zirvesi başlıyor. Geçtiğimiz haftalarda da Türkiye’nin en önemli gündem maddesi Doğu Akdeniz’deki gerilimdi malumunuz. Yarın Avrupa Birliği Liderler Zirvesi başlayacak. Bu liderler zirvesinden Türkiye olarak beklentilerimiz nedir? Türkiye’nin diyalog çağrılarının bu liderler zirvesinden sonra daha hız kazanacağını düşünüyor musunuz?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yeni oluşan yapıyla konsey, komisyon başkanlarıyla, Borrell olsun, diğer komiserler olsun, teknik düzeyde olsun Avrupa Birliği’yle biraz daha sağlıklı ilişkilerimiz var.


MODERATÖR- Biraz daha makul bir ilişki.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Daha makul bir yaklaşım var, daha iyi bir diyalog var. Cumhurbaşkanımızın 9 Mart’tı yanlış hatırlamıyorsam pandemi öncesi, pandemi tam başladığı zaman o gönül selamının da başladığı gün oldu.


MODERATÖR- Brüksel ziyaretinde.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Brüksel ziyareti. Borrell’le bizim temaslarımız, diğer düzeydeki temaslarımız, yardımcılarımız, ilgili komiserlerle bazı bakanlarımızın temasları, daha olumlu bir atmosfer var.


Ama gerçekçi olmamız lazım, zorluklar da var. Zorluk esasen Avrupa Birliği’nin kendi içinde. Avrupa Birliği’nin içinde Avrupa Birliği’nin içinde her politikası konusunda bir bölünmüşlük de var. İster istemez tabii bir Türkiye karşıtlığı da var, bazı ülkeler bunu körüklüyor.


Diğer taraftan, Türkiye’nin Avrupa Birliği’yle ilişkilerini rehin almaya çalışan üyeler de var, işte Rum Kesimi bunlardan bir tanesi, aynı şekilde Yunanistan. Ama Yunanistan ve Rum Kesimi olmadığı zaman da diğer bazı ülkeler de bunu yapmaya çalışıyorlar.


Bunlara rağmen değişik alanlarda işbirliği yapacağımızı düşünüyoruz. Doğu Akdeniz’deki kararlı adımlarımız neticesinde tabii biraz gerginlik oldu. Ama biz de kendi hakkımızı, Kıbrıs Türk halkının haklarını savunmaya çalışıyoruz, savunuyoruz kararlı bir şekilde. Sonuçta bu süreçte de diplomasiyi hiçbir zaman kenara bırakmadık. Özellikle Sayın Merkel ile Cumhurbaşkanımız arasında çok sık bir görüşme oldu; telefon görüşmeleri, video konferans aracılığıyla görüşmeler, ayni 7 defa son zamanlarda görüştüler. Aynı şekilde Michel’le, Ursula’yla diğer temaslarımız. Burada nedir? Var olan sorunlara diplomatik bir çözüm bulmak. Esasen diplomasiye tanıdığımız fırsatları da Yunanistan ve Rum Kesimi teptiği için biz de ilave adımlar da attık. Şimdi yeni fırsatlar da ortaya çıktı bakım için gemimizin gelmesiyle. Dolayısıyla pozitif bir atmosferde daha önce bizim tüm çağrılarımıza rağmen istikşafi görüşmelere yanaşmayan Yunanistan da bu görüşmelere hazır olduğunu açıkladı, bu da güzel bir şey. Esasen daha önce de söyledim, 2016 yılından bu yana Avrupa Birliği içindeki Yunanistan bizimle bu görüşmeleri yapmaktan imtina etti, kaçtı. Dolayısıyla şimdi burada olumlu bir atmosferde, biz diplomasiye varız diyoruz her zaman, kendine güvenen ülke masada olmalı, diplomaside aktif olmalı, tezlerini de güçlü bir şekilde savunmalı.


Diğer taraftan, tabii bu zirve Doğu Akdeniz zirvesi değil ki. Burada Sayın Cumhurbaşkanımızın da Merkel’e, Charles Michel’e, Ursula von der Leyen’e söylediği gibi Türkiye’nin de beklentileri var. Örneğin 18 Mart mutabakatı artık geçerliliğini yitirmedi, ama güncellenmesi gerekiyor, çünkü sorun devam ediyor, Avrupa Birliği yükümlülüklerini yerine getirmedi, biz getirdik. Bu sorun devam edecekse daha neler yapılması gerekiyor. Diğer taraftan, Gümrük Birliği Anlaşmasının müzakereleri konusunda somut adımlar bekliyoruz, bu zirvede bunlar ele alınacak. Aynı şekilde vize serbestisiyle ilgili Ukrayna vatandaşlarına tanınan esneklik bize de tanınması gerekiyor, birkaç tane detaya takılıp da süreci ötelememesi gerekiyor Avrupa Birliği’nin, bunu da tüm görüşmelerimizde net bir şekilde söyledik. Terörle mücadelesi konusunda beklentilerimiz var. Yani bu zirvede Türkiye’ye yönelik olumlu adımlar bekliyoruz. Bugüne kadar değişik sebeplerle başlayamayan bu Gümrük Birliği Anlaşmasının güncellenmesi müzakereleri dahil bunların başlaması gerekiyor. Yani Avrupa Birliği artık şu pozitif atmosferde Türkiye’ye yönelik daha somut adımlar atması gerekiyor, tek taraflı olmaz bu işler ve zirveden de esasen beklentilerimiz bu.


SORU- Efendim, bu Doğu Akdeniz konusunda uluslararası bir konferans çağrınız vardı Türkiye olarak, bu çağrıya da olumlu bir tepki geldi. Nasıl görüyorsunuz, yani bu konferansın toplanacağını bekliyor musunuz?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Doğu Akdeniz’de bir konferans fikri bizden çıktı, Sayın Cumhurbaşkanımızdan çıktı. Tüm açıklamalarımızda ne diyorduk bu kararlı adımları attığımız dönemlerde bile? Biz Doğu Akdeniz etrafında kıyıdaş ülkelerle bir araya gelip hakça paylaşım konusunda bir anlaşmaya varız dedik. Başkalarının haklarında gözümüz yok, ama kendi hakkımızı da yedirmeyiz. Bugüne kadar Türkiye’yi dışlayıcı adımlar atıldığı için bu adımlar karşısında biz de kendi tek taraflı adımlarımızı attık, oysa Doğu Akdeniz etrafında birçok ülke var. Ve bu fikirden yola çıkarak yine Doğu Akdeniz’de uluslararası bölgesel bir konferansın düzenlenmesi fikri ortaya çıktı. Borrell’le Dışişleri Bakanı olarak beni görevlendirdiler, Sayın Cumhurbaşkanımız da talimat verdi, şimdi biz bunun üzerinde çalışıyoruz. Dün arkadaşlarımızla da bir toplantı yaptık, hangi formatta olur, kimler katılır, kimler katılmaz, bunların üzerinde çalışıyoruz. Aynı şekilde hangi konuları ön plana çıkarmamız lazım? Kolay uzlaşıcı sağlanabilecek alanlar ne, zor çetrefilli konular ne, bunları bir liste haline getiriyoruz.


Diğer taraftan, Doğu Akdeniz deyince tabii Kıbrıs da var, Kıbrıs’ta da iki taraf var. Şimdi Rum Kesimi Avrupa Birliği’ne uluslararası hukuka aykırı bir şekilde kabul edildi, ama Türk tarafı hep dışlandı. Burada bir konferans olacaksa Kıbrıs’tan her iki tarafın da katılması gerekiyor temsilci olarak. Buna ister resmi derler, ister gayri resmi derler, ama Türk tarafı olmayacaksa Rum tarafının da buraya katılması doğru olmaz, çünkü hakça paylaşım için her iki tarafın da görüşünü dinlememiz lazım. İkisi arasında diğer taraftan Kıbrıs’ta bir siyasi çözüm konusunda bir garanti yok, geçmiş tecrübelerimizden yola çıkarak bunu söylüyoruz. Ama hidrokarbon zenginliklerinin paylaşımı konusu çok basit, Rum tarafını ikna edebilirlerse hakça paylaşım konusunda, bu bir şirket olur, ortak komisyon olur, herhangi bir bölgesel örgütün ya da Birleşmiş Milletler’in bir mekanizması çerçevesinde olur, hakça paylaşımı bizim tesis etmemiz gerekiyor. Bunun için de konferansa ya iki tarafın da katılması gerekiyor ya da hiçbirisinin katılmaması gerekiyor. Ama bizim tercihimiz her iki taraf da gelsin, bu sorunu da belki burada çözeriz, bunu çözdüğümüz zaman da Doğu Akdeniz’de sorunun yüzde 51’i zaten çözülmüş oluyor.


SORU- Efendim, şimdi özellikle Rum Kesimi, bugüne kadar Türkiye’nin genelde Rumlarla ilgili tezi Rumların Avrupa Birliği’nin şımarık çocuğu muamelesi görmesiydi. Bu son olaylarda da, mesela Belarus’a yönelik yaptırımlarda Rumların vetosu vardı. Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde bir anlayış noktasına geldi mi, yani Türkiye’yi daha iyi anlayan, Türkiye’nin tezlerine daha yakın bir noktaya geldi mi sizce? Ve içeride bunu destekleyen kişiler var mı?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Avrupa Birliği ülkelerinin çoğunluğu Türkiye’nin haklı taleplerini çok iyi anlıyorlar. Doğu Akdeniz konusunda da önemli üye ülkelerin dışişleri bakanları, liderleri bile hukuken Meis Adası konusunda, sözde Sevilla haritası konusunda Türkiye’nin haklı olduğunu, Meis için talep edilen 40 bin kilometrekarelik bir kıta sahanlığı konusunda Türkiye’nin haklı olduğunu kabul ediyorlar.


Ayrıca, biz tezimizi çok güzel bir şekilde anlattık mahkeme kararlarıyla beraber, yani uluslararası mahkemelerin kararlarıyla beraber. Aynı şekilde uluslararası hukukta içtihatlar, işin hukuki boyutuyla ve uygulamalar, örnekleriyle beraber…


MODERATÖR- İngiltere, Fransa, Malta.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, bir de İngiltere, Malta, Latin Amerika, Ukrayna, Romanya, diğer taraftan yine Yunanistan, İtalya, çok örnekleri var. Bunları biz çok güzel anlattık.


Bir de, konuyu bilmeyen, sanki birden Türkiye karar verdi, Doğu Akdeniz’e gemileri indirdi gibi algılıyor, oysa bunun geçmişini anlatmak lazım. Yani Türkiye’yi ve Kıbrıs Türklerini dışlayan hangi adımlar atıldı, hangi anlaşmalar imzalandı ve buraya nasıl gelindi? Hangi çağrılarda bulunduk, çözüm için hangi önerilerde bulunduk, bugün çözüm için ne düşünüyoruz, bunları çok güzel bir şekilde anlattık, Avrupa Parlamentosu’na hitap ettik video konferansla, ikili düzeylerde anlattı, üçlü, dörtlü düzeylerde anlattık. Cumhurbaşkanımız tüm muhataplarına anlattı. Bir de bunu mektuba döktük, ilk önce 4 sayfalık bir mektubu tüm AB üyesi ülkelere, yine Güvenlik Konseyinde P5, yine diğer geçici üyelere de gönderdik, diğer taraftan NATO Genel Sekreterine, BM Genel Sekreterine de gönderdik, güzel cevaplar da geldi.


Ayrıca, Sayın Cumhurbaşkanımız en son tüm AB liderlerine bir mektup gönderdi, işte Macron da o mektubu aldıktan sonra görüşmek istedi, Merkel de mektubu okuduğunu, gayet bir güzel bir şekilde anlatıldığın söyledi, üzerine çalışmamız gereken alanlar da var dedi dolayısıyla.


Sonuçta biz tezimizi çok iyi anlattık, ama bu ülkelerin ve Avrupa Birliği’nin kurum olarak bizim tezimizi anlaması yetmiyor, çoğunluğunun bizim lehimize olması da yeterli olmuyor, çünkü kararlar konsensüsle alınıyor ve burada birçok karar alınıyor. Bu kararlar alınırken biraz önce söylediğiniz tabiri kullanmak istemiyorum ama, doğru bir tabir, Yunanistan ve Rum Kesimi her zaman başka konuları bahane ederek hep Avrupa Birliği’ni adeta rehin almıştır. İşte siz bu konuda haksız da olsa desteklemeseniz alınacak diğer kararları veto ederiz. En son yine Rum Kesimi -Yunanistan demiyor bunu- bizi desteklemezseniz, Türkiye’ye yaptırım kararı almazsanız Belarus’la ilgili kararı veto edeceğiz. Şimdi Belarus’la ilgili kararla Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin ne ilgisi var? Yani ben Belarus hakkında illa karar alınsın demiyorum, alırlar-almazlar onların bileceği bir iş, biz katılırız-katılmayız aday ülke olarak, müzakere eden ülke olarak o da bizim bileceğimiz bir iş. Ama sonuçta başka bir konu da olabilir. İşte bu oybirliğiyle kararların alınması şartı, kuralı, içtüzük bu ülkeleri Avrupa Birliği’nin sadece Türkiye’yle olan ilişkilerini değil, diğer politikalarını da rehin almasına sebep oluyor ve bundan da çok ciddi bir rahatsızlık var.


MODERATÖR- İç tüzük değişebilir mi bu manada, teknik olarak kolay mıdır sizin mesleki tecrübeniz var?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bizim tezimiz şu, Cumhurbaşkanımız dünya beşten büyüktür niye diyor? Oradaki veto hakkından, yani beş üyeden bir tanesi hayır dediği zaman çok önemli hayati konularda bile karar alınamıyor. Bunun sebebi ne? Oy birliğiyle karar çıkması lazım veto hakkı. Ne diyoruz? Reform yapılması lazım bu sistemin değişmesi gerekiyor diyor. Avrupa Birliğinin de bugün bunu dostane söylüyoruz. İkinci Dünya Savaşından sonra Fransa, Almanya dolayısıyla Avrupa ülkeleri bir daha savaşmasın diye kurulan bir birlik bugün başka bir boyuta taşındı. Ama bugün Avrupa’nın yaşadığı sorunlar ya da Avrupa halklarının ihtiyaçları çok farklı. Bugün politikaları da başarısız olduğuna göre birçok politikası bunu gözden geçirmesi gerekiyor, bunun içinde bir reform sürecine girmesi gerekiyor. Benim Meclis Başkanlığı dönemimde Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi dahil, İnsan Hakları Mahkemesi dahil tüm kurumu biz reforme ettik ve onun çok faydasını gördük. Mahkemeden o zaman 5 bin dosyayı, davayı Türkiye geri getirdik bu reformun bir parçasıydı. Oradaki yükü, dosya sayısını azaltmak için tüm üye ülkelere yaptırdık bunu. Sonuçta Avrupa Birliği reforma giderken belki bunu da değiştirme ihtiyacı duyar olabilir.


MODERATÖR- Teknik olarak bu mümkün öyle bir bakış varsa.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Mümkün teknik olarak mümkün bu sadece yine ama bunun içinde konsensüs lazım.


MODERATÖR- Efendim müsaade ederseniz Atina’ya bağlanacağım Tevfik Durul karşımda Tevfik Bey buyurun.


TEVFİK DURUL- Merhabalar efendim. Yunanistan son dönemde yaşanan tüm bu gerilimin ardından Türkiye’yi ve bölge siyasetini anlayabildi mi? Duruşunu düzeltmek zorunda kalıyor mu? Siz başka ülkelerin provokasyonlara gelmemesi uyarıları yaptınız, gerçek tabloyu görmeye başladılar mı? Bu konuda değerlendirmenizi alabilir miyiz? Teşekkürler.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Başka ülkeler derken tabii özellikle Fransa’nın çok aktif olduğunu görüyoruz, bunu da saklamadılar Doğu Akdeniz’de sadece Yunanistan değil, Rum Kesimine de aynı desteği vermeye çalıştılar. Sonuç itibariyle biz iki komşuyuz aramızda da çözülmemiş sorunlar var, geçmişten bu yana çözülememiş. Bu sorunları bir paket halinde mi, diplomasiyle mi, mahkeme yoluyla mı nasıl çözeceğimize karar verme konusunda da bizden önceki iktidar istikşafi görüşmeler diye bir mekanizma oluşturmuş, yani Yunanistan’la, Türkiye oluşturmuş. Biz de bunu faydalı gördüğümüz için devam ettirdik ve epeyce yaklaşım da olmuştu, yan farklı konuların nasıl çözüleceği konusunda. Ama 2016’dan bu yana biraz önce de söyledim Yunanistan bu görüşmeleri yapmak istemedi ya da sil baştan başlamak istedi ki 2000 yılında 2002 yılında ilk toplantıların başladığı bu süreçte her şeyi baştan almak tabii çok 2016’dan bahsediyoruz 14 yıllık bir sürecin kaybı demektir. Biz kaldığımız yerden daha önce ki iktidarların ya da kişilerin bu süreci yürüten, kaç defa anlattık. Sayın Cumhurbaşkanımız New York’ta Miçotakis’e neler söylediğini, Londra’da bunları tekrar ettiğini, bu diyalogları devam ettirmemiz gerektiğini. Aramızda çözülememiş sorunlar var bu sorunları çözmek için bizleri görevlendirdiler. Ama bu hükümette benim kişisel olarak yakın dostum olmasına rağmen Dendias da iç kamuoyu baskısı sebebiyle, biraz da Avrupa Birliğinden bu koşulsuz aldıkları destek sebebiyle bu görüşmelere hazır olmadıklarını söyledi; ben çok şaşırdım Cenevre’de. Belki o görüşmeler olsaydı, devam etseydik bu kadar tansiyon yükselmezdi. Çünkü görüşmeler olunca daha pozitif bir atmosfer oluşturuyorsunuz ve var olan sorunları aşmak için öneriler getiriyorsunuz masaya. Bir önceki hükümeti istikşafi görüşmelerin başlamaması konusunda ya da yüksek düzeyli işbirliği mekanizmasının konsey mekanizması var biliyorsunuz toplantısını kaç defa söylemelerine rağmen Selanik’te onların ev sahipliğinde yapılacak yapmamaları konusunda eleştirebiliriz bunu yapabiliriz. Ama o günkü Dışişleri Bakanı Koçias’la biz sık sık gayri resmi olarak da bir araya geliyorduk. Ben Yunanistan’a gidiyordum, o İstanbul’a geliyordu, Antalya’ya gidiyordu veya bir yerde başka bir adada buluşuyorduk, oturuyorduk bu meseleleri nasıl çözeceğimizi konuşabiliyorduk. Ama yakın dostum olmasına rağmen Dendias’la bu ortamı yakalayamadık biz. Şimdi istikşafi görüşmelerin başlaması konusunda bir irade ortaya çıktı ev sahipliği sırası bizde. Kendisiyle de önümüzdeki süreçte görüşme konusunda bir şeyimiz var diyalogumuz var arkadaşlar bunu görüşüyorlar. Yani sonuç itibariyle Yunanistan bu süreçte bana göre şunu anlamadıysa anlaması gerekiyor, yani burada birilerinin birilerinden aldıkları destekle ya da onların silah satmak amacıyla ortamı gerginleştirirken onların teşvikiyle yanlış adımlar atmaması gerekiyor. Biz iki komşuysak, sorunları da birlikte çözmemiz gerekiyorsa bu maksimalist yaklaşımlardan vazgeçip, sözde Sevilla haritası gibi saçma sapan şeylerden maksimalist yaklaşımlardan uzaklaşıp gerçekçi bir şekilde Türkiye’yle oturup konuşması gerekiyor. O zaman biz de kendi tezimiz ne, ne istiyoruz? Neler oldu, neler olması gerekiyor? Bunları da söyleriz. Son zamanlarda Yunanistan’ın bu diyaloğa hazır olduğunu söylemesi, açıklaması esasen Yunanistan bakımından da olumlu bir adımdır bunu da söylemekte fayda var. İnşallah bu tutumlarını sürdürürler.


Diğer taraftan, Ege’de ve Doğu Akdeniz’de kışkırtıcı adımlardan da vazgeçmeleri gerekiyor. Görüyoruz ki kendi kamuoyunu tatmin etmek istiyor, işte gemi gönderiyor oradan çekiliyor vesaire bu tür popülist adımların hiç kimseye bir faydası olmaz, hele hele Yunanistan’a hiçbir faydası olmaz. Son zamanlardaki tutumlarını daha olumlu buluyoruz onu da kayda geçirmek isterim.


MODERATÖR- Sayın Bakanım, bu Meis Adasındaki Yunan bayrağının kırmızıya boyanması meselesi var bu konuyla ilgili bir yorumunuz olur mu?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi biz millet olarak kendi bayrağımız için hassasız değil mi? Esasen herkes kendi bayrağı için hassas. Bizim bayrağımız geçtiğimiz günlerde Yunanistan’da yakıldı ve tepkimizi de gösterdi veya başka yerde teröristlerde bunu yapıyor. Dolayısıyla, bizim kendi bayrağımıza gösterdiğimiz hassasiyeti herkesin bayrağına göstermemiz gerekiyor, yani bu Yunanistan’da olabilir, başka bir Avrupa ülkesi de veya dünyanın herhangi bir yerinde bir ülke olabilir. O nedenle biz bayraklara yapılan saldırıları doğru bulmuyoruz, yani kendi bayrağımıza gösterdiğimiz hassasiyeti herkesin bayrağına göstermek gerektiğini düşünüyoruz ve bu tür saldırıları da işin doğrusu doğru bulmuyoruz. Yunanistan’la ilişkilerimiz gergin diye veya bir ülkeyle ilişkilerimizde sorun var diye bu ilkesel tutumdan vazgeçecek de değiliz. Bu zaten tarihten bu yana savaşlarda bile Türk milleti her zaman başkalarının bayraklarına, sembollerine de aynı şekilde saygı duymuştur, biz de kendi bayrağımıza ve değerlerimize saygı bekleriz.


MODERATÖR- Efendim, müsaade ederseniz Washington’a DC’ye bağlanacağız Dildar Baykan karşımda hem de Amerika seçime gidiyor dün de sabaha karşı bizim saatimizle ilk canlı yayın tartışmasını da yapmış oldu Trump’la Joe Biden. Washington’dayız, Dildar Hanım buyursunlar.


DİLDAR BAYKAN- Merhabalar tekrar. Benim sorum şu olacak, Amerika Birleşik Devletlerinin Doğu Akdeniz’deki duruşu hakkında görüşleriniz nelerdir acaba?


MODERATÖR- Efendim, bu arada Pompeo bu arada çok geliyor hatta bugün bildiğim kadarıyla Girit’te olması gerekiyor, nasıl görüyorsunuz Amerika’nın bu yaklaşımını? Daha çok kurumları mı destekliyorlar, yoksa ortada bir politika gibi mi?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ortada bir politika olmadığı ortada. Şimdi ABD’nin bugüne kadar Kıbrıs ve Doğu Akdeniz konusunda yani Türkiye Yunanistan ilişkilerinde dengeli bir tutum sergilediğini gördük. Yani Avrupa Birliği Rum Kesimini üye yaptı tamam, uluslararası hukuku çiğnedi anlaşmaları yok saydı, ama burada ABD’nin iki tarafa da eşit davrandığını gördük, hatta önceki dönemdeki yöneticiler Biden Başkan Yardımcısıyken, Kerry Dışişleri Bakanıyken adaya gittiği zaman kuzeye de geçip KKTC’deki yetkililerle görüşmeler yaptılar, Pompeo bunu yapmadı, kendisine de telefonda söyledim. Yani daha önceki yönetimler yapıyordu siz de yapmanız lazım, burada eşitliği bozmamanız lazım. Her ne kadar öldürücü bir silah vermiyoruz sadece askeri malzeme, kılık, kıyafet gibi bir şeyler veriyoruz diyerek bir yıllığına da olsa, kısıtlı da olsa bu ambargoyu kaldırmaları da doğru değil, yani eşitliği bozuyor bizim itirazımız o.


Doğu Akdeniz konusunda genellikle bir tutum sergilemiyorlar daha çok bunun diyalogla çözülmesi gerektiğini, diplomasiyle çözülmesi gerektiğini vurguluyorlar orada da bir sıkıntı görmüyoruz. Tabii Amerikan yönetimleri bu diaspora ve lobi güçlerinin etkisinde her zaman kalır. Fakat son zamanlarda sembolik de deseler Amerika’nın bu Kıbrıs’taki politikası eşitliği bozuyor bu da doğru değil kendilerine de her düzeyde bunu ilettik. Yani ziyaretler konusunda herkes herkesi ziyaret edebilir burada kısıtlama yok, ama Kıbrıs konusunda, Doğu Akdeniz konusunda da aynı Suriye’de YPG, PKK konusunda bazı ülkelerde de rekabet halinde olduğunu da görüyoruz. İşte klasik orayı şu ülkeye kaptırmamamız lazım, o da diyor ki bu ülkeye kaptırmamamız lazım böyle arada bunları yaparken haksızlıklar olur. Seçimle ilgili bir soru olmadı galiba değil mi?


MODERATÖR- Ben soruyorum ne öngörüyorsunuz diye Sayın Bakanım? Cevap vermeyebilirsiniz efendim.


SORU- En azından bakabildiniz mi önemli bölümlerine?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Baktım biraz gergin geçti biraz gergindi karşılıklı.


SORU- Evet bekleniyordu.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bekleniyordu bugüne kadar karşılıklı suçlamalardan sonra gergin olması bekleniyordu tabii değerlendirmeyi Amerikan halkı yapacak seviyesiyle ilgili düşüktü, yüksekti, oydu, buydu biz bir şey dersek doğru olmaz, ama Amerikan halka televizyondaki bu tartışmalara önem veriyor iki tane daha olacak. Sonuçta biz Türkiye olarak Amerikan halkı hangi adayı iş başına getirirse, hangi yönetim gelirse gelsin ilişkilerimizi geliştirmek isteriz, ama Amerika’da da aynı anlayış olması gerekiyor. Son zamanlarda işte ilişkilerimizi zehirleyen konulardan kurtulmamız gerekiyor, bunlardan bir tanesi biraz önce bahsettim YPG-PKK, FETÖ meselesi var. Diğer taraftan bu savunma sanayiyle ilgili konuları da kendi aramızda halletmemiz lazım. Bunları yeni dönemde hangisi seçilirse seçilsin halletmek için karşılıklı birlikte adımları da atabiliriz. Yani seçim öncesi fazla yorum yapmak istemiyorum, çünkü başka ülkelerin de veya adayların da Türkiye’yi seçim öncesi malzeme yapmasına karşıyız. Burada özellikle demokratların Türkiye’yi hedef aldığını gördük. Biden Ocak ayında daha adaylığını koymadan önce Türkiye karşıtlarının desteğini kendi partisi içinde almak için Türkiye’yle ilgili açıklamalar yaptı buna tepkiyi gösterdik zaten. Diğer taraftan Pelosi’nin yaptığı açıklama kabul edilir bir açıklama değil, gerekli cevabı verdik, ilk milletvekili olduğum zaman dostluk grubundaydım daha Türkiye’nin nerede olduğunu bilmeyen insanların Türkiye’yle ilgili ahkam kestiğini de gördüm. Türkiye’de demokrasi var, halkın iradesi var, kendi içimizde eleştiriler yapabiliriz, sorunlar olabilir, güvenlik mi, daha fazla özgürlük mü dengesi konusunda, darbeler zamanında, darbe girişimleri zamanında bunlar her zaman tartışılan konulardır. Ama Türkiye 19 yıldır hep ileriye gitmiştir bu konuda. Sonuç itibariyle Türkiye’yi başka ülkelerle aynı kategoriye koymak kasıtlı değilse cehaletten kaynaklanır, birde Türk halkının iradesine saygı duyacaksınız. Biz de milletimiz niye 15 Temmuz’da darbeye karşı sokağa çıktı? Biz milletimiz dikta rejimlerine karşı bu askeri olabilir, başka olabilir milletimiz kendisine hizmetkar olanı sever ve destekler biz de şiarla çalışıyoruz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde. Sonuç itibarıyla ilginç bir seçim olacak.


Diğer taraftan tabii Biden’ın son çağrısını da doğru bulmuyorum. Ateşkes çağırısına bir şey diyemem, ama Türkiye gibi ülkelerin buradan uzak durması çağırısını son derece yanlış buluyoruz. Anlamıyorlarsa bir kere daha söyleyelim, biz Azerbaycan’la bir millet iki devletiz ve yeri geldiği zaman da bir devlet gibi davranıyoruz. O yüzden Azerbaycan’ın meselesi bizim meselemiz, Azerbaycan’ın sorunu bizim sorunumuz, o yüzden Azerbaycan’la Türkiye’yi ayrı göstermeye çalışmasınlar. Türkiye oradan çekilsin demek yerine, Ermenistan Azerbaycan’ın işgal edilmiş topraklarından çekilsin deseydi o zaman tarafsız bulurduk, ama bu da yine içeride Ermeni diasporasının oyunu almaya yönelik mesaj.


MODERATÖR- Hepsinin iç politikada bir karşılığı var, siz de bunları anlayışla karşılayabiliyorsunuz, bir yere kadar tolere edilebiliyor en azından Türkiye açısından.


SORU- Biraz böyle özellikle Dağlık Karabağ konusunda çözümsüzlüğün çözüm olarak sunulduğunu görüyoruz, yani herkes ateşkes ilan etsin, ama sorun çözülmüyor ortada.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Onu anlatmaya çalıştım.


Şimdi Macron da yine bir açıklama yapmış, bizim açıklamalarımızı tehlikeli buluyormuş. İyi de Sayın Macron, bugüne kadar Ermenistan’ı desteklemekten başka ne yaptınız? Siz de Minsk Üçlüsünün içindesiniz, Rusya, ABD ve Fransa. Şimdi bu ülkeler baktığımız zaman, sonuçta Ermenistan mı, Azerbaycan mı? Ermenistan’ı tercih ediyorlar, destek veriyorlar, işte Macron’un da açıklamaları bunun göstergesi. Bizim kardeş ülke için yaptığımız açıklamanın neresi tehlikeli, neresi kabul edilemez? Sen de çık de ki dürüst bir şekilde, Ermenistan Azerbaycan’ın topraklarını işgal ediyor ve buradan çekilsin, BM Güvenlik Konseyi kararları var, ben de bu Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesiyim desin, dürüst davransın, biz kendisini tebrik edelim.


MODERATÖR- O kadar AGİT kararı var, onları da hatırlamıyorlar.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- AGİT kararı var tabii. Zaten bu AGİT çerçevesinde, BM çerçevesinde değil de AGİT şemsiyesi altında bu sorunun çözümü konusunda mekanizma kuruldu. Biz de Minsk Grubunun içindeyiz, ama bir de Minsk Üçlüsü var bu işi yürüten ve bugüne kadar yürütmediler, Fransa da bunun içinde.


MODERATÖR- Macron’un bir ifadesi var, Ermenistan için endişeliyim diye. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ermenistan için endişeliyim, yani Ermenistan’ı savunmak için mi söylüyor? Tam cümleyi göremediğim için.


MODERATÖR- Benim anladığım, Ermenistan için endişeliyim, yani Türkiye’yle Azerbaycan bir olup Ermenistan’ın toprak bütünlüğüne zarar verecek gibi anlıyorum veya Ermenistan’a saldıracak gibi.


SORU- Efendim, ben müsaade ederseniz buradan okuyayım. Şöyle diyor, Türkiye’nin Azerbaycan-Ermenistan cephe hattındaki çatışmalara ilişkin acıkmalarının tehlikeli olduğunu, savaş mesajları verdiğini söylüyor. Bu açıklamaları Azerbaycan toprakları yeniden fethetmeye yönelik olması kabul edilemez diyor ve Ermenistan’a dayanışma mesajı veriyor.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Azerbaycan’ın topraklarını yeniden fethetmesi demek, esasen Azerbaycan’ın topraklarının işgal edildiğini kabul etmek demektir, ama bunu daha açık, dürüstçe söylemesi gerekiyor.


Şunu derse anlarım, Azerbaycan kendi topraklarını geri aldıktan sonra Ermenistan topraklarına saldırmasın derse anlarım, bizde bunu söyleriz, çünkü bizim kimsenin toprağında gözümüz yok, Azerbaycan’ın da başkanının toprağında gözü yok. Yani Azerbaycan’ sanki Ermenistan topraklarına saldırmış gibi muamele etmek, biraz önce anlatmaya çalıştığım ikiyüzlülüğün, çifte standardın göstergesi ve bu sorunun bugüne kadar çözülmemesinin de göstergesi. Azerbaycan kendi topraklarında mücadele ediyor, kendi topraklarında.


MODERATÖR- İşgalciyi kovuyor.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İşgalciyi kovuyor. Şimdi biz kendi topraklarımızda herhangi bir yerinde terörist olur veya işgalciyi kabul edebilir miyiz? Edemeyiz. Fransa kabul eder mi? Edemez. Sömürdüğü ülkelerde de edemez, yani kendisinden şu anda çok uzakta ülkeler var, edemez, hiçbir ülke edemez. Azerbaycan niye kabullensin? Azerbaycan 30 yıldır sabretti, nereye kadar, bu sabır da sınırsız değil ki.


Hiç unutmuyorum, Sayın Aliyev’in ilk seçildiğinde yemin törenine ben de gitmişmiş ve oradaki konuşmasında, elbette bizim de sabrımız sınırsız değildir cümlesini hiç konuşmuyorum konuşmasında, 2003 yılından bahsediyorum. Bu nedir biliyor musunuz? 17 sene önce…


MODERATÖR- Ben de bir toplantıda hasbelkader bulunmuştum Sayın Bakanım, sizin heyetinizdeydik galiba, orada da Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte ortak basın toplantısında Ermenistan’a ilişkin bir meselede Aliyev sinirlenmişti ve hiç fille karışkan bir olur demişti, yani fille karınca bir olur mu gibi de zihninde bir mukayese var gördüğüm kadarıyla.


Alaattin Doğru’ya bağlanacağım müsaade ederseniz Paris’e Sayın Bakanım, buyursunlar Alaattin Bey.


SORU- Merhabalar.


Az önce Fransa demişken Macron’un açıklamaları, tam konu buraya gelmişken, Fransa’yla ilişkilerde tansiyon düşme eğilimindeydi, ancak Türkiye’ye karşıtlığından vazgeçmiyor. Macron’un düşmanlıkta ısrar etmesini neye bağlıyorsunuz?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bu konuları daha önce de anlattık. Fransa özelikle Suriye’de YPG-PKK’ya yönelik başlattığımız operasyondan sonra her platformda Türkiye karşıtlığı politikası izledi, bunu da gizlemiyor. En son telefon görüşmesinde de söyledi, biz oraya niye girmişiz, niye bunlarla mücadele etmişiz? Neymiş efendim de oradaki sözde, onun tabiriyle söylüyorum, Kürtler DEAŞ’la mücadele ediyormuş. Bizim oradaki Kürt kardeşlerimizle sorunumuz yok ki zaten. Ama Kürtlerle PKK-YPG’yi ayırt edelim, o masum Kürt kardeşlerimizle onları bir tutma.


Diğer taraftan, şimdi bizim girdiğimiz yerde DEAŞ mı vardı? PKK-YPG vardı. DEAŞ nerede vardı? El Bab bölgesinde vardı. Orada kim temizledi? Biz temizledik. Zaten biz girdiğimiz zaman diğer doğusunda da DEAŞ kalmamıştı, hatta aşağıda Rakka bölgesine, Deyrizor bölgesinde DEAŞ’lıları PKK’lılar otobüslere bindirdiler gönderdiler.


Diğer taraftan, Libya’da tabii yanlış tarafta durduğu için ve çok umutlulardı, Hafter kısa süre içerisinde tüm Libya’yı ele geçirecekti, Fransa bunu her platformda söylüyordu herkese, tüm ziyaret ettikleri ülkelerde görüşmelerde söylüyordu, kısa sürede halledeceğiz, Hafter halledecek diyorlardı, olmadı, oradan da canları sıkıldı. Sonra bir gemi olayı oldu, gemide de ispatlayamadılar, biz olmadığını ispatladık, orada da zor duruma düştüler, gereksiz bir agresif hale geldi. Ama en son Cumhurbaşkanımızla Macron’un telefon görüşmesiyle olumlu oldu, faydalı oldu, bu diyalogu sürdürelim kararı çıktı. Eylül ayı başında Le Drian Dışişleri Bakanı beni davet etmişti Fransa’ya, Paris’e, çünkü ziyaret sırası bende. O ziyareti de o günkü programa uymadığı için gerçekleştirememiştik. Ve o telefon görüşmesinde de Cumhurbaşkanımızla Macron bizim bir an önce bir araya gelmemiz konusunda hemfikir oldular, şimdi tarih konusunda…


MODERATÖR- Dışişleri bakanları olarak.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Dışişleri bakanları olarak. Zaten Eylül ayı başında Le Drian davet etmişti demiştim, tarihi uymadı, şimdi yeni bir tarih konusunda çalışıyorlar. Şimdi bu diyalogu başlatmışken, sürdürmüşken Fransa’nın Türkiye karşıtlığını devam ettirmesi doğru değil. Biz kategorik olarak hiçbir zaman Fransa karşıtı olmadık, ama Fransa’nın yanlış politikalarını geçmişte de, bugünde de eleştirdik, olursa gene eleştiririz. Fransa da bizi eleştirebilir, bu doğaldır, bizimle her zaman her konuda hemfikir olmak durumunda değildir. Ama ortada gerçekler varken burada Azerbaycan toprakları için endişe duymazken Ermenistan’a dayanışma göstermesi işgali desteklemesi anlamına gelir, yani Libya’da Hafter’i desteklediği gibi, darbeciyi desteklediği gibi. Güvenlik Konseyi üyesi bir ülkenin her zaman meşruiyetten yana olması lazım, hukuken de, ahlaken de bunu yapması gerekiyor.


MODERATÖR- Kudüs’teyiz, Esat Fırat karşımızda, buyursunlar.


SORU- Efendim, merhabalar.


Dün bildiğiniz üzere Kuveyt Emiri Sabah vefat etti, Filistin davasındaki net tavrıyla da bilinen bir isimdi. Türkiye’yle de yakın ilişkiler içinde olan ve sizin de yakından tanıdığınız bir isimdi. Bu konuda neler söylemek istersiniz?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Her şeyden önce Allah’tan rahmet diliyorum.


Çok kıymetli bir insandı Kuveyt Emiri El Sabah, hepimizin saygı duyduğu bir insandı ve bölgedeki sorunların çözülmesi konusunda çok çaba sarf etti, akil bir insandı. Katar’ın 4 ülkeyle yaşadığı sorun konusunda da arabuluculuk yaptı, çok çaba sarf etti.


MODERATÖR- Bölgede ağırlığı olan bir isimdi.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bölgede ağırlığı olan, hepimizin saydığı, sevdiği bir insandı. Sayın Cumhurbaşkanımızın da kendisine yönelik özel bir muhabbeti vardı, rahmetlinin de Cumhurbaşkanımıza keza yönelik sevgisi, saygısı vardı.


Ümmetin davası konusunda dik durdu. Bu biraz önce söylediğim çabaları sarf ederken çok da baskı gördü. Türkiye’ye karşı olumsuz politika izlemesi konusunda da çok baskı gördü, ama ilkesinden hiçbir zaman vazgeçmedi, o yüzden kendisini her zaman saygıyla ve rahmetle anacağız.
Bu sabah Dışişleri Bakanı kardeşimle de Muhammed’le görüştüm, cenaze bugün defnediliyor ikinci namazından sonra saat 15:00 gibi, yarın sabahtan öğleye kadar, Pazar ve Pazartesi günü yine aynı şekilde sabahtan öğleye kadar taziyeler var, inşallah bu taziyelere de katılırız.


Sonuçta İslam dünyası, yine Ortadoğu Körfez Bölgesi gerçekten çok önemli bir insanı, lideri kaybetti diyoruz. Tabii Cenab-ı Allah’ın takdiri, Allah rahmet eylesin, mekanı Cennet olsun inşallah.