#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun NTV’ye Verdiği Özel Röportaj, 7 Eylül 2021, Ankara

SUNUCU- Ankara’dan iyi günler. Afganistan sıcak başlık, ama dış politikada diğer sıcak başlıklar da Körfez ülkeleriyle ilişkilerden Suriye’ye, Rusya’dan Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’yle ilişkilere kadar masada. İşte tüm bu sıcak başlıkları Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’yla değerlendireceğiz. Hoş geldiniz NTV yayınına.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Hoş bulduk Funda Hanım.

SUNUCU- Afganistan’la başladık, aslında birkaç zamandır en sıcak gündem maddemiz Afganistan gibi görünüyor. Şimdi genel tabloyu siz nasıl değerlendiriyorsunuz, önce oradan başlayalım, sonra Türkiye’nin atacağı adımlar çerçevesinde devam edelim.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Afganistan’da Amerika’nın, dolayısıyla NATO Kararlı Destek Misyonunun çekilmesinden sonra Taliban hızlı bir şekilde ilerledi, beklenmedik bir şekilde Kabil’e de girdi. Kabil’e girmesiyle ilgili çok ilginç şeyler de var, ama o şu anda o kadar önemli değil. Şu anda Taliban’ın kontrol ettiği bir ülke Penşir hariç. Bir taraftan hükümet kurma çalışmaları var tabloyu çizecek olursak. Hükümetin kapsayıcı olması yönünde herkesin görüş bildirdiğini görüyoruz dünyadan, biz de aynı şekilde. Önemli olan Afganistan’ın birliği, beraberliği, istikrarı. Dolayısıyla her kesimin bu yönetimin içinde olması Afganistan’ın geleceği bakımından önemli.

Diğer taraftan yaşanan sıkıntılar devam ediyor, belirsizlikler var. Penşir’le ilgili farklı açıklamalar var. Penşir’deki çatışmaların bir iç savaşa dönüşmemesini temenni ediyoruz.

Ayrıca, Afganistan’da ekonomik sıkıntılar da var. Bir önceki yönetim de maaşları ödemekte zorluk çekiyordu. Şu anda da bir taraftan ekonomik sıkıntı, diğer taraftan açlık riski var ve Birleşmiş Milletler’in gıda stoklarının da azalmaya başladığını, hatta 1 ay içinde tamamen biteceğini söylüyorlar.

Yerinden edinilmiş insanlar var. İnsani yardımlar konusunda bazı ülkeler yardımlarını ulaştırmaya başladı. Bizim de Kızılay’ımız sahada, özellikle yerinden edilen insanlara gıda yardımları yapıyorlar.

Diğer taraftan terör riski var, DEAŞ orada DEAŞ Horasan adı altında, El Kaide orada. Burada bir şeyi daha söylemek lazım, Afganistan’da bu kadar DEAŞ teröristinin olmasının müsebbibi, Suriye’nin özellikle doğusunda, kuzeydoğusunda sözde DEAŞ savaştığını söyleyerek orada ayrılıkçı bir anlayışı ya da politikayı destekleyenlerin vebali var. Yani sözde DEAŞ’la mücadele ettiğini söylüyorlar, ama bu DEAŞ’lı teröristlerin bir kısmını alıp Suriye’den Afganistan’a gönderdiler. Sonuçta DEAŞ orada, DEAŞ Horasan orada. Diğer taraftan kendi içinde farklı görüşler var, görüş ayrılıkları var, hükümetin bugüne kadar kurulmamasının sebebi de bu.

Havaalanının işletilmesi konusunda Katar ve ABD ile birlikte çalışıyoruz iki aşamalı bir şekilde, insani yardımları ulaştıracak uçakların uçabileceği standartta uçuşların başlatılması, bir de ticari uçuşların, yani Türk Hava Yolları gibi şirketlerin oraya uçması için yapılması gerekenler. Her ikisinde de en önemli kriter güvenlik, havaalanının içindeki güvenlik, dışındaki güvenliği kim sağlayacak? Bu konuda Taliban kendisine güveniyor, yapabileceğine inanıyor, ama özellikle havaalanının içinde güvenlik konusunda emin olmadan hiçbir havayolu şirketinin uçmayacağını kendilerine de anlatıyoruz.

SUNUCU- Bizim yaptığımız görüşmeler, o zaman havaalanıyla devam edelim, ne aşamadayız şu anda?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu anda havaalanı biliyorsunuz bazı teknik uçuşlar ya da insani yardım götüren uçakların inmesi için açıldı. Birkaç tane iç hat seferi de başlatıldı Taliban’ın yönlendirmesiyle Afgan Hava Yolları birkaç şehre Kabil’den uçtu, ama onun dışında insani yardım götüren uçaklar. Tabii tahliye edilmesi gereken insanlar da var, bazı ülkelerin vatandaşları kaldı. Bizim de orada vatandaşlarımız var. Biz dönmek isteyen vatandaşlarımızın büyük bir bölümünü Türkiye’ye getirdik. 1400’den fazla insanı tahliye ettik, bunlardan 1060’ı bizim vatandaşımız, diğerleri farklı ülkelerin vatandaşları.

SUNUCU- Şu anda havaalanının işletilmesiyle ilgili Katar’dan teknik heyet gitti, Türkiye, Amerikalılarla ve Katarlılarla, elbette Taliban’la görüşmeleri devam ettiriyor, ama yeni bir durum yok şu anda. Taliban güvenliği biz sağlayacağız diyor, biz de bu konudaki endişelerimizi dile getiriyoruz.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şu anda VFR kurallarıyla, yani görerek uçuş kurallarıyla havaalanı uçak inebiliyor-kalkabiliyor. Ama Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü –merkezi Kanada’dadır- kuralları çerçevesinde ya da standartları çerçevesinde uçuşların başlaması için zamana ihtiyaç var. Havaalanı içindeki o kırılan dökülen yerlerin düzeltilmesi ve tahrip edilen ya da tamamen kırılan dökülen cihazların tekrar yerleştirilmesi. Katar’dan bir ekip gitti, biz de Sivil Havacılık’tan bir ön ekibi gönderdik. Şu anda orada 19 tane –daha önce biliyorsunuz askeri kanadı biz işletiyorduk havaalanının- teknisyenimiz de orada kaldı ve Katar’dan gelen ekiplerle beraber bu çalışmaları sahada yürütüyorlar havaalanıyla ilgili. Bunu iki aşamalı değerlendirmek lazım baştan söylediğim gibi.

Sonuçta Kabil Havaalanı tekrar uluslararası uçuşlara açılabilir, diğer bahsettiğim havaalanındaki tahripler giderilebilir, pist yenilenebilir, terminaldeki eksiklikler giderilebilir, zaten temizlik vesaire bunlar yapılmış, VIP salonu açılmış. Ama en önemli konu, güvenliği kim sağlayacak?

SUNUCU- Taliban sağlayabilir mi sizce?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bana göre dışarıda sağlayabilir, Taliban veya Afgan güçleri sağlayabilir, Afgan güçleri diyelim. Ama içeride uluslararası toplumun ya da tüm şirketlerin güvenebileceği bir güvenlik şirketi ya da bir ya da iki devlet veya farklı devletler olabilir, yani güvenilebilecek bir güvenlik tesis edilmesi lazım orada. Uçaklar uçmak istese bile sigorta şirketleri buna izin vermez. Şimdi Türk Hava Yolları uçmak istese, diyelim ki risk aldı, almaz da, ama Türk Hava Yolları’nın da çalıştığı sigorta şirketleri var, diğer havayollarının da. Şimdi insanların bavullarının taranması istenilen standartlarda olması lazım. Cihazlardan insanların geçmesi, taranması, pasaportların kontrol edilmesi vesaire bunun birçok teknik boyutu var.

SUNUCU- Siz şimdi güvenlik için ikinci kez bir şirket de olabilir ifadesini kullanıyorsunuz, bunu biraz açar mısınız, nasıl bir şirketten bahsediyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bunu şundan söylüyorum: Taliban, ben ülkemde bir askeri mevcudiyet istemiyorum dedi, başından beri söylüyor. Bunu bize de söyledi, Amerika’ya da söyledi, diğerlerine de söyledi. Zaten biz de son gelişmelerden sonra değerlendirmelerimizi yaptık ve askerlerimiz geri geldi. Şu anda ülkede yabancı bir güç, askeri bir güç ya da polis gücü, havaalanının güvenliğini sağlayacak bir güç istenmiyorsa, o zaman bu işi yapan şirketler var. Şu anda Türk Hava Yolları’nın da değişik ülkelerde çalıştığı şirketler var, Amerikalıların çalıştığı şirketler var, bu işi yapabilecek şirketlere verilmeli. Herkesin emin olacağı bir şekilde burada güvenliği sağlayacak eğer bir ülkenin gücü olmayacaksa şirket olmalı. Ha ileride Afganistan’da her şey yoluna girer, güvenlik konusunda bir tereddüt kalmaz, o zaman Afgan güçleri de bunu yapabilir. Ama şu anda bu konuda kimse emin değil, daha doğrusu şu anda bir güven yok.

SUNUCU- Neden çok önemli Türkiye’nin Afganistan’da havaalanını işletmek için bile olsa kalması? Çünkü biliyorsunuz içeriden de eleştiriler var bu konuda.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Afganistan, bizim için kardeş bir ülke. Biz NATO’nun Kararlı Destek Misyonu çerçevesinde bile Afganistan’a muharip güç göndermedik, muharip olmayan bir güç gönderdik ve Kabil’de çerçeve bir ülkeydik, aynı şekilde havaalanının işletmesi ve güvenliğinin sorumluluğu bizdeydi ve çok şükür bir sorun da olmadı. Ama onun dışında biz Afganistan’a çok yatırımlar yaptık, eğitimine çok yatırım yaptık, güvenlik güçlerine de çok yatırım yaptık, kadınların, erkeklerin polis ve askerlerin burada eğitimi dahil. Diğer taraftan, Maarif Vakfımızın okulları var. Aynı şekilde Afganistan’la bugüne kadarki angajmanımız, ta tarihten bu yana onların bize verdiği destek, bizim onlara verdiğimiz destek. Sonuçta bizim Afganistan gibi bir ülkeden tamamen çıkmamız yanlış bir karar olurdu. Birçok ülke büyükelçiliğini buradan geri çekerken, tahliye ederken, biz önce havaalanında, bu tahliyeler zamanında arkadaşlarımız da havaalanına gittiler, çünkü tahliye gecenin 2’sinde oluyor, 3’ünde oluyor, şimdi döndüler Büyükelçiliğimize. Herkes ayrılırken biz de ayrılsaydık doğru olmazdı. Bu ülkede illa her şeyini biz yönetelim, biz işletelim demiyoruz biz, ama bu ülkeyle bağlarımızı koparmayalım.

Daha önce havaalanının bir önceki yönetim döneminde işletilmesi ve güvenliği konusunda Türkiye’nin devam etmesi için talepler geldi. Herkes diyor ki, Amerika veya başkası istedi. Yok, önce Afganistan’dan geldi, yazılı talep de geldi. Eğer şu andaki gelişme olmasaydı, biz bununla ilgili içerideki hukuki süreci, tezkere dahil, işletip ona göre adımlarımızı atacaktık, o ülkeyle de bir mutabakat zaptı imzalayacaktık, davet gelmişti.

SUNUCU- Taliban yönetimi ele geçirmeden önce.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet. Yani sonuçta bu bizim için de önemli, bölgenin istikrarı için de önemli. Allah korusun, Afganistan’ın ekonomik olarak, siyasi olarak, güvenlik olarak bir çöküş yaşaması hepimizi etkiler, şu anda bile etkiliyor. O nedenle biz hani bir ülkeyi yönetelim, her şey bizim olsun anlayışında değil, kardeş bir ülkeye değişik yöntemlerle, havaalanının işletilmesi dahil, katkı sağlamaya çalışıyoruz. Ayrıca, o havaalanının işletilmesi yarın ülkede olası krizler yaşanırsa, ilave krizler, tahliye dahil birçok bakımdan da önemli olacak.

SUNUCU- Şimdi ilişkilerin bundan sonraki sürecine bakabilmek için önce bir hükümetin kurulması gerekiyor. Türkiye’nin hükümet kurma anlamında, kapsayıcı bir hükümet olması lazım, eşit temsilin yaratıldığı bir ya da temsilin olduğu bir hükümet olması lazım şeklinde bir çerçevesi var. Taliban’la ilişki modeli bu hükümet kurulduktan sonra mı ortaya çıkacak? Mesela Türkiye tanıyacak mı yeni yönetimi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bu konuda aceleci olmamak lazım, tüm dünyaya da tavsiyemiz bu. Bir, acele bir şekilde kararlar almayalım. İki, tüm uluslararası toplumla beraber ortak hareket edelim, yani illa her konuda hemfikir olmak zorunda değiliz, ama bizim tavsiyelerimiz bu.

Diğer taraftan, şu anda, Batılı ülkeler için söylüyorum bunu, dünyanın değişik bölgelerinde farklı rejimler var ve Batılı ülkelerin bu rejimlerle ilişkileri çok iyi. O ülkelerle ilişkiler için ön şart olarak koymadıkları ağır şartları da koymayalım diyoruz, yani burada dengeli hareket etmemiz lazım. Bizim tavsiyemiz bu.


Biz de Türkiye olarak tam bu şekilde hareket ediyoruz. Tabii ki hükümetin kurulması gerekiyor. Hükümetin kapsayıcı olmasını niye istiyoruz? Biraz önce anlatmaya çalıştım. Eğer kapsayıcı bir hükümet olmazsa, örneğin sadece Taliban’dan oluşursa, sadece Peştun ağırlıklı bir hükümet oluşursa, diğer etnik grupları içine almazsa. Ülkede Tacikler var, Hazaralar var, Türkmenler var, Özbekler var, sayamadığım daha birçok etnik gruptan insanlar var, farklı mezhepler var, yani ülkede birlik, beraberlik sağlanacaksa herkesi kapsayacak bir hükümetin kurulması gerektiğini söylüyoruz. Tabii ki kadınlara da yer verilmesi gerekiyor, bizim temennimiz bu. Kadınlar Kabil’de biliyorsunuz gösteriler yapıyorlar, yani bizim haklarımızı unutmayın ya da ihlal etmeyin diyorlar, haklı olarak söylüyorlar bunu.


Yani sonuçta, yarın bir kriz olduğu zaman ülkenin iç savaşa sürüklenmemesi için de kapsayıcı bir hükümetin kurulması gerekiyor. Yani tüm dünyanın kabul etmesi için de bu gerekli. Biz bu düşüncelerimizi de Taliban’la da doğrudan paylaşıyoruz, ama sonuçta nasıl bir hükümet kurulacak göreceğiz. Şu ana kadar vekaleten atadıkları kişilere baktığımız zaman Taliban ağırlıklı ve bir etnik gruba mensup insanlar olduğunu görüyoruz. Tabii bu onların kendi tercihi, biz düşüncelerimizi, tavsiyelerimizi iletiyoruz. Gidip de orada kendimiz hükümet kuracak değiliz o ülke adına…


SUNUCU- Ama ilişkiler ona göre şekillenecek.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Burada bizim herkese tavsiyemiz ve bizim kendi politikamızda aşamalı angajman, şartlara göre, gelişmelere göre adım atacağız.


SUNUCU- Dün uluslararası haber ajanslarına yansıyan bir haber var, ismini vermeyen bir Taliban yetkilisi, hükümet kurma törenine Türkiye, Rusya, Çin, İran, Katar ve Pakistan’a resmi davet gönderdiklerini söyledi, ulaştı mı böyle bir davet?



DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi hükümet kurulmadı ki davet gelsin. Bize herhangi bir davet gelmedi. Ama herkes birbirine soruyor, hükümet kurulursa nasıl davranacağız, nasıl hareket edeceğiz, komşu ülkelerden de soranlar oldu bize. Biz de dedik ki, bizim şu anda bu konuda bir tutumumuz yok, çünkü hükümet kurulmadı, bize de bir davet gelmedi.


SUNUCU- Hükümeti göreceğiz, ona göre tavrımızı belirleyeceğiz. Taliban yetkilisi de yeni kurulacak yönetimin uluslararası kamuoyuyla Afgan halkı tarafından kabul göreceğini ifade etti, tabii bunun için önce görmek gerekiyor.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İnşallah, öyle olmasını temenni ederiz, isteriz.


SUNUCU- Afganistan başlığındaki bir başka önemli başlık tabii göç riski, göç hareketi beklenip, beklenmediği. Şimdi son zamanlarda Avrupa’dan da ziyaretlerin sıklaştığını ve açıklamaların da ana gündem maddesini bu göçün oluşturduğunu görüyoruz. Şu anda Türkiye’deki ciddi bir Afgan göçmen sayısında artış yok, ama ülkedeki duruma göre bir risk oluşabileceğini herkes öngörüyor elbette. Bununla ilgili Türkiye tavrını biz bir tek sığınmacı daha almayacağız şeklinde ortaya koydu, fakat coğrafya da ortada, gerçekler de ortada. Nasıl bir bundan sonra adım bekliyorsunuz hem uluslararası kamuoyundan, hem de Türkiye bunun önünü kesmek için ne yapacak?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu sorunun yerinde çözülmesi herkes için en faydalı olanıdır, yani Afganistan’da insanların ülkesini terk etmemesini sağlamak. Ama bunu zorla insanları orada tutmak anlamında söylemiyorum, biraz önce konuştuklarımızın hepsi aslında bu bakımdan da çok önemli, yani ülkenin…


SUNUCU- Bunlar olursa zaten göç de olmayacak.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet. Şu anda ciddi bir hareketlilik yok. Geçen sene 3 milyon kişi yerinden edilmiş, bugüne kadar bu sene içinde 570 bin kişi. Taliban’ın özellikle yurt dışına çıkmak isteyenlere engel çıkarmayacağını söylemesi biraz sakinleştirdi, yoksa o günlerde havaalanlarında ve komşu ülkelerle olan sınırlarda çok ciddi baskı vardı, yani kalabalık vardı. Ama bundan sonraki politikaları, yani kurulacak hükümetin ve Taliban’ın politikaları tabii kendi insanını da etkileyecek. O yüzden şimdi Afganistan içinde açlık da var biraz önce söyledim, ekonomik sıkıntılar da var. Taliban’ı tanırsınız, hükümeti tanırsınız, seversiniz sevmezsiniz, ideolojisini, görüşünü benimsersiniz benimsemezsiniz ayrı bir şey, ama savaşların bile olduğu her yerde insani yardımların kesintisiz bir şekilde ulaştırılması lazım. İnsani yardımların ulaştırılması için de bunu yapacak kişi ve kuruluşların güvenliğinin de sağlanması gerekiyor.


Ayrıca, ekonomik sıkıntıların giderilmesi için halka yönelik yardımların da yapılması lazım, şu andaki yönetime yapmaya bilirsiniz, halka yönelik.


Diğer taraftan, komşu ülkelere de destek vermek lazım. Şu anda sınırlara doğru hareket 570 bin kişinin büyük bir kısmının Pakistan’a gideceği öngörülüyor hareketliliği baktığımız zaman, bir kısmının Özbekistan ve Tacikistan’a, bir kısmının İran’a geleceği öngörülüyor. İran’a zaten Sovyet işgalinden sonra çok sayıda Afganlı gelmişti, şu anda orada yaşıyorlar, büyük bir bölümü yaşıyor. Son zamanlarda da sınırdan, karadan İran’a girenlerin bir kısmı da bize geldi. Sonuçta biz Avrupa Birliği ve uluslararası topluma bu korunda da işbirliği öneriyoruz, yapılacakları da tek sayıyoruz, yapılması gerekenleri.


Türkiye olarak tabii ki biz bugüne kadar insani ve ahlaki sorumluluğumuzu herkesten daha fazla yerine getirdik, bunun bir bedeli var. Son zamanlarda ülke içinde de, tekrar söylüyorum, kızıyorlar ama insanların, yani bazı kişi ve grupların ırkçı politikaları da burada etkili oluyor, yani bu insani bir konu. Göç konusuna sadece güvenlik çerçevesinden bakmak da doğru değil, sadece insani açıdan bakmak da doğru değil, sosyal politikalar, bunun içinde eğitim vesaire, her şey var. Ama insani ve güvenlik sentezini çok iyi yapmak lazım, o açıdan değerlendirmek lazım. Biz, herkes de kabul ediyor ki şu ana kadar Türkiye üzerine düşeni yaptı, o nedenle biz ilave göç yükünü kaldıramayız, bunun için de gerekli tedbirler almak lazım.


Ha herkes şunu konuşuyor, Türkiye’ye bu kadar göçmen geldi, fakat Afganistan’a, Pakistan’a, Suriye’ye geri gönderdiğimiz göçmenlerden kimse bahsetmiyor. 450 bin civarında Suriyeli döndü, aynı şekilde Afganistan’a gönderdiklerimiz de var, Pakistan’a gönderdiklerimiz de var, diğer kaynak ülkelere gönderdik, o ülkelerle anlaşarak gönderiyoruz, yani sonuçta insanlar ortada kalmaması lazım. O yüzden biz göç konusunda, evet, insani yaklaşım içindeyiz, ama bu bir küresel sorun.

SUNUCU- Küresel sorunun Avrupa Birliği ayağı var özellikle göçle ilgili Türkiye’yle yapılan anlaşmanın güncellenip güncellenmeyeceği, ama Afganistan bölümüne geçmeden önce İran’ı sormak istiyorum, İran’dan daha kolay geçmiyor mu son dönemlerde Afgan göçmenler? İran’la özel bir anlaşma, yeni bir güvenlik protokolü, yeni bir imza söz konusu olabilir mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani İran’a gerekli telkinlerde bulunuyoruz. Özellikle Afganların ülkemize geçmemesi konusunda tedbir almasını istiyoruz, fakat herhangi bir mutabakat, herhangi bir anlaşma yok, zaten orada da yeni bir hükümet var. Dışişleri Bakanıyla Irak’ta görüştük Bağdat’ta e Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısının yapılması için gerekli çalışmaları, hazırlıkları da birlikte yapacağız. Cumhurbaşkanlarımızın belirleyeceği bir tarihte İran’da bu toplantı da gerçekleşecek. Elbette bu konuda orada da gündeme gelir. Fakat sınırlarda jandarmamız, güvenlik güçlerimiz, İçişleri Bakanlığımız, askerimiz ve hep birlikte aldığımız tedbirler var. Bir taraftan işte duvarların burada inşa edilmesi, diğer taraftan diğer ilave tedbirler. Dolayısıyla, sınırda aldığımız tedbirler her geçen gün artıyor insanların kaçak bir şekilde ülkemize girmemesi için. Biz Yunanistan gibi AB üyesi olan bir Yunanistan gibi burada Yunanistan’a sataşmak için yani söylemiyorum, ama dün kabul ettikleri bir yasa var, hangi Avrupa Birliği değerleriyle, standartlarıyla örtüşüyor çok merak ediyorum ve nasıl izah edecekler?


SUNUCU- İzinsiz sığınmacılara yardım eden STK’lara ceza öngören bir düzenleme.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, Türkiye’de böyle bir şey olsa kıyamet kopardı dünden bu yana, tüm dünyada kopardı, özellikle Avrupa’da. Şimdi bakalım Avrupalı STK’lar, Yunanistan’daki STK’lar ne diyecek? Avrupa Birliğinin kendisi ne diyecek buna?


SUNUCU- Avrupa Birliğine geldik o zaman göç mutabakatıyla ilgili bir güncelleme, Türkiye her yetkiliyle görüştüğünde, bunu her platformda ortaya koyuyor, henüz somut bir sonuç ortaya çıkabilmiş değil bizim bildiğimiz kadarıyla. Nereye kadar bu mutabakatın güncellenmesini bekleyeceğiz?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Dün Genişlemeden Sorumlu Komiser Oliver Varhelyi de geldi onunla da konuştuk. Düşüncelerimizi, önerilerimizi bir kere daha paylaştık. Aslında 18 Mart mutabakatını tam olarak uyguladığımız zaman ciddi sıkıntı kalmaz. İlave bugün karşı karşıya kaldığımız sorunlar ya da göç sorunun farklı boyutlara doğru gitmesi sebebiyle güncellemeler yapılması gerekiyor. Mesela 18 Mart Mutabakatında Suriyelilerin Kuzey Suriye ve Suriye içine geri gönderilmesi konusunda Avrupa Birliği destek verecekti bu da var. Aslında 18 Mart Mutabakatını insanlar okumadığı için farklı yorumluyor. Yani Türkiye’ye para verecekler, Türkiye göçmenleri Türkiye’de tutacak öyle değil. Yeni fasılların açılması var, vize var, Gümrük Birliği Anlaşmasının güncellenmesi var. Yüksek düzeyli diyalogdan tutun da, terörle mücadele de var. Ve Suriyelilerin geri gönderilmesi konusunda işbirliği ve destek de var. Ama şimdi bahaneleri ne? Türkiye orada PKK’ya karşı operasyon yaptı, biz bunu tanıyoruz bu operasyonu dolayısıyla, buna da destek vermeyelim, ama şimdi yavaş yavaş o çizgiye gelmeye başladılar.

SUNUCU- Geri gönderilmelerine desteğe.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biz geçen sene Cumhurbaşkanımızın Brüksel ziyaretinden sonra Michel ve Von der Leyen’le mutabakat sağladıktan sonra güncellenmesi konusunda Cumhurbaşkanımız hemen teklif ve önerilerimizi somut bir şekilde, yazılı bir şekilde Brüksel’e gönderdik. O günden bu yana daha bu mektubumuza bir resmi dönüş olmadı. Yani bu oyalama taktiğinden vazgeçmesi lazım, nasılsa kovid var mülteciler gelmez anlayışındaydı Avrupa Birliği ama bu anlayışından vazgeçmesi lazım. Bu ortak sorunsa burada külfet paylaşımını her türlü külfet sadece maddi olarak söylemiyorum. Adil bir şekilde külfet paylaşımının olması lazım. Bu sorunu birlikte hareket edersek bu sorunu çözebiliriz. Yani sonuç itibariyle bu mutabakatın da güncellenmesi gerekiyor. Aslında Avrupa Birliği yükümlülüklerini tam olarak yerine getirseydi bugüne kadar ciddi bir sıkıntı olmazdı. Örneğin, gönüllü yerleşimi Avrupa Birliği başlatmadı, şimdi sıkıntılar var. Eskisine göre kolay değil Avrupa Birliğinin içindeki sıkıntılar her geçen gün büyüyor. Göç ve mülteciler konusunda 2016’daki Avrupa Birliğiyle ya da AB üyesi ülkelerle bugünkü AB üyesi ülkeler bir değil. Bugün AB üyesi ülkeler bir taraftan göçmen bize gelmesin diyor, diğer taraftan bu konuyla ilgili atılacak adımlar konusunda herhangi bir katkıda sağlamak istemiyor maddi ya da başka katkı sağlamak istemiyor böyle bir noktaya geldik, yani Avrupa Birliğinin işi de zor gerçekten.


SUNUCU- Biz bu göç mutabakatına sadece maddi yardım olarak tabii bakmıyoruz, ama şu kadarlık bir yardımı daha açıyoruz, gönderiyoruz karar aldık dediklerinde bir süre daha güncelleme sürecini bekler miyiz, yoksa biz buna bir bütün olarak mı?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bunu zaten son Haziran zirvesinde söylediler, biz de bunun doğru olmadığını söyledik. Bizimle bir kere oturup neler yapılabileceğini, iki tarafın da yükümlülükleri nedir? 18 Mart’ta yükümlülükler neydi, hangi taraf yükümlülükleri ne kadar yerine getirdi, ne kadar getirmedi bunun bir gözden geçirilmesi ve bundan sonraki süreçte de her iki tarafında yapması gerekenlerin tekrar net bir şekilde belirlenmesi ayrı ayrı ya da beraber birlikte neler yapabiliriz? Şimdi biz 3 milyar daha göndereceğiz, gerisine karışmayız olmaz. Bu göçmenlerin geri gönderilmesi konusunda ve sınırdaki güvenlik tedbirleri dahil atılacak adımlar konusunda işbirliği yapmamız lazım. Bunu Oliver dahil dün görüştüğümüz için söylüyorum diğerleri de söylüyor. Göçle ilgili komiser de Türkiye’ye gelecek, dün tarih söylediler, ama şu anda aklımda değil. Yani sonuç itibariyle onlar da gelecek görüşeceğiz. Yani tek taraflı biz biraz daha para gönderelim gerisine karışmayız olmaz, yükümlülükler neyse, onu yerine getirelim. Bugün yeni bir fasıl açılmasını ben gerçekçi görmüyorum doğru söyleyeyim istemediğimden değil. Bunun için konsensüs lazım, Avrupa Birliğinin şu anda genişleme politikası çok karmaşık. İşte hep örnek veriyorum, iki ülkeye tarih veremediler, yani burada Bulgaristan’ın arkasına sığınıyorlar. Kuzey Makedonya ve Arnavutluk’a tarih verememeleri. 1 senedir Karadağ’la müzakereleri durdurdular, yavaşlattılar. Yani sonuçta tamam fasıl açılır, açılmaz, üyelik olur, olmaz o ayrı bir şey, ama onun dışında karşılıklı veya birlikte atılması gereken çok adımlar var.


SUNUCU- Dış politikada bir başka sıcak başlık tabii krizli alanlarda açılan yeni kapılar diyelim Körfez ülkeleriyle ilişkiler. Birleşik Arap Emirlikleriyle, Sayın Cumhurbaşkanının temasları oldu hemen ardından siz de Dışişleri Bakanıyla mevkidaşınızla görüştünüz. Sorun çözüldü mü, yeni bir yola girildi mi Birleşik Arap Emirlikleriyle?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Son zamanlarda olumlu adımlar var. Geçmişte de söyledik bizim Birleşik Arap Emirlikleriyle hiçbir problemimiz olmadı, yani bizim onlara yönelik hiçbir sorunumuz yok. Herhangi bir olumsuz bir adım da hiçbir zaman atmadık bir ülkeye karşı, yani atacak olsak da açık net bir şekilde atarız. Ama onlar nedense bizimle ilişkileri soğuttular, Türkiye aleyhine de oldular, bu bir gerçek.


SUNUCU- Çok sert açıklamalarda yapıldı karşılıklı.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, karşılıklı açıklamalar oldu. Ama uluslararası ilişkilerde her zaman yani kalıcı düşmanlık, kalıcı dostluk da yoktur, çıkarlara göre ve şartlara göre değişebilir, bu ilkesizlik değildir. Eğer bir ülke ilişkileri normalleştirmek istiyorsa o ülkeyle geçmişte şu yaşandı, bu yaşandı ilişkileri normalleştiremeyiz anlayışı da yanlış. Geçmişte de Yunanistan dahil birçok ülkeyle de savaştık biz, yani o zaman hep düşman mı olacağız? Eğer şartlar uygunsa ve karşılıklı adımlar atılırsa ilişkiler normalleşir. Sayın Cumhurbaşkanımızın kabulü oldu, yine Veliaht Prens Muhammed Bin Zayid’le telefon görüşmesi oldu. Aynı şekilde benim Bağdat’ta görüşmelerim oldu Başbakan Yardımcısıyla, Mansur’la ve Enerji Bakanıyla. Dubai Emiri de oradaydı onunla da sadece aile fotoğrafına katılıp kendisi ayrıldı, sohbet ettik. Dışişleri Bakanı Doktor Şeyh Abdullah’ı aradım ve gelecekte karşılıklı ziyaretler konusunda hemfikiriz.


Yani sonuç itibariyle şu anda olumlu bir ivme var. Bunu bu şekilde devam ettirirsek ilişkiler tekrar rayına girer. Aslında hep biraz önce bahsettiklerim kardeş Muhammed Bin Zayid, Mansur, Abdullah bunlar kardeş. Bunların rahmetli babaları Türkiye’yi çok severdi. Bir gün Abdullah’a dedim ki, Fransa’da böyle işte Dışişleri Bakanı olduğum ilk yıllarda, dedim ki rahmetli baban şu an da ki ilişkilerimizin düzeyini görse size de, bize de çok kızardı, yani Türkiye’yi o kadar çok severdi. Yani bizim bu ülkeyle hiç ikili düzeyde bir problemimiz olmadı, yani Türkiye olarak onlara karşı hiçbir şekilde bizim olumsuz bir yaklaşımımız olmadı.


SUNUCU- Suudi Arabistan’la ilişkiler.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Suudi Arabistan’la da görüşmeler devam ediyor, Dışişleri Bakanıyla Bağdat’ta kısa da olsa görüştük. Daha önceki görüşmelerimiz de verimli geçti, değişik kanallardan da görüşmelerimiz devam ediyor. Yani Suudi Arabistan’la da ilişkilerimizin tekrar rayına girebileceğine inanıyoruz. Orada da bizim ikili bir meselemiz yok, ama onların bazı meseleleri sorun edip, Türkiye’ye yönelik olumsuz bir tavrı oldu, ama şimdi önemli olan tekrar ilişkilerin normale dönmesi, bu konuda da ortak adımların atılmasıdır. Ve bu yönde de görüşmelerimiz devam ediyor.


SUNUCU- Bu noktada tabii önemli başlık Mısır. Bir heyette Ankara’da ikinci tur görüşmeler bir taraftan da devam ediyor. Normalleşme için bir yol haritası da ortaya kondu. Büyükelçi ataması aşamasına gelir mi bu toplantıların sonucu?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Daha önce bizim heyetimiz gitmişti, Bakan Yardımcımız Sedat Bey’in Başkanlığında, şimdi onlardan yine Dışişleri Bakanı Yardımcısının Başkanlık ettiği bir heyet ülkemize geldiler. Bugün Bakanlıkta arkadaşlarımız görüşüyor ve bu görüşmelerden sonra ileriki aşamada birlikte karar verirsek karşılıklı büyükelçi atama konusunda gerekli adımları atarız. Zaten Semih Şükrü’yle biz o ilişkilerin tabii Dışişleri Bakanları her şartta görüşebilmeli. İlişkilerin en soğuk olduğu dönemde bile uluslararası toplantılar marjında New York’ta, BM, İslam İşbirliği Teşkilatı veya diğer katıldığımız toplantılar marjında, Suriye’yle ilgili toplantılar marjında hep zaten diyaloğumuzu devam ettirdik, şimdi de devam ettiriyoruz en son Bağdat’ta da kendisiyle kısa bir görüşme gerçekleştirdik. Yani bir süreç başladı ve bundan sonraki yol haritası konusunda net bir atılacak adımlar konusunda hangi konuda adımlar atacağız, yani somutlar adımlar konusunda hemfikir olursak gereği yapılır.


SUNUCU- Şimdi iki somut adım birisi büyükelçilerin yeniden göreve başlaması, diğeri de deniz yetki alanları anlaşması böyle bir anlaşma bu görüşmelerin sonunda Mısır’la çıkar mı?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Müzakereye başlarız, onlar da isterse. Bizimle yapacakları bir anlaşmada daha fazla alan elde edecekleri de aşikar. Ama her iki ülke bunu isterse ve müzakereler olumlu neticelenirse bunu yaparız.


SUNUCU- Şu anda daha o aşamada değiliz değil mi? Şu anda yol haritası aşamasında mıyız daha çok?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Henüz daha büyükelçileri bile atamadık yani deniz yetki alanları anlaşmasına biraz hızlı geçiş yaptık. Fakat yani bunlar mümkün olan şeyler, olması gereken şeyler. Biz zaten ne diyoruz? Doğu Akdeniz’de tüm ülkelerle bu konuda görüşebiliriz, anlaşabiliriz, en başından beri politikamız bu. Doğu Akdeniz’deki gerginliğin sebebi ne oldu? Rum Kesimi Kıbrıs Türk’ünün haklarını KKTC’nin haklarını yok saydı, Yunanistan’da maksimalist bir şekilde bizi dar bir alana sıkıştırmaya çalışmasından dolayı oldu, gerginliğin sebebi buydu. Oysa hakça paylaşım konusunda biz her zaman hazırdık, bugün de hazırız hakça paylaşım. Ne hakkımızı yediririz, ne başkasının hakkını yeriz, adaletli olan da budur.


Mısır’la zaten ekonomik ilişkilerimiz son derece iyi, yani hiçbir zaman azalmadı, tam tersine ticaretimiz arttı. Bazen bunu da sorgulayan var, İsrail’le Türkiye arasındaki ikili ticaret hacmini de geçen mecliste de sorguladılar, bunlar son derece yanlış yaklaşımlar. Ülkelerle siz bazen iyi ilişkiler içinde olursunuz, bazen gerginlik olur. Ama bunu iş insanlarına, ticarete yansıtırsanız doğru olmaz. Ticaret devletlerin kurumları arasında olmuyor ki. Yani savunma sanayinde olabilir, bugün savunma sanayinde bile artık özel şirketlerin ağırlığı giderek artıyor. Ama diğer taraftan ticareti yapan kim? Şirketler iki tarafta. Üretimi etkiliyor, istihdamı etkiliyor, yani sonuçta bir ülkeyle siyasi olarak ilişkileriniz gerildiği zaman tüm iş insanlarınızla bu ülkeyle ticareti kesin demek doğru bir yaklaşım değil. Çok ilginçtir en son meclise gittiğim zaman bunu epeyce bir sorguladılar, ilginç bir şekilde sorguladılar çok garibime gitti de aklıma gelince tekrar söylemek istedim.


SUNUCU- Şimdi Mısır Türkiye’nin ilan ettiği sınırları aslında bu normalleşme için yol haritası daha oluşmaya başlamadan önce de saygı duyduğunu ortaya koyan davranışlar sergilemişti Mısır yönetimi. Şimdi en son bu Doğu Akdeniz Gaz Forumu Türkiye’yi dışarıda bırakın yeni bir oluşum, bir yapılanmaya imza atması Mısır’ın, tam da heyet burada görüşmelere devam ederken nasıl yansır?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Türkiye’yi dışlayan, Türkiye’nin içinde olmadığı hiçbir platformun, anlaşmanın bir geçerliliği yoktur, bunu çok net bir şekilde söylüyorum. Bunlar daha çok siyasi dayanışma adına atılan imzalardır. Yani sonuçta projelere baktığınız zaman doğal gaz-petrol boru hatları dahil Türkiye’yle işbirliği yapmadan hiçbirisi bir kere fizibil değil. İkincisi, bu platformlar, bu anlaşmalar, bu sözleşmeler, mutabakatlar, adı ne olursa olsun Türkiye’nin haklarını ihlal ederse biz de gereğini yaparız, yapacağımızı da zaten sahada gösterdik, sadece sözde değil. O nedenle biz ne teklif ediyoruz, tüm ülkelerin katılacağı Doğu Akdeniz konferansını teklif ediyoruz, Sayın Cumhurbaşkanımızın önerisidir. Avrupa Birliği’ne bu konuyla ilgili de tekliflerimizi ilettik.


Sonuçta kendi aralarında imzaladıkları, elbette farklı ülkeler kendi aralarında işbirliği yapabilirler, biz buna karşı değiliz. Ama Türkiye’yi dışlayan, yok sayan ve Türkiye’nin haklarını ihlal eden bir adım olursa, bir, bunun geçerli olmadığı söylüyoruz. İki, hakkımızı hiçbir şekilde yedirmeyeceğimizi söylüyoruz. Bizim duruşumuz gayet net. Kendine güvenen, özgüveni olan bir ülke ve milletin duruşu.


SUNUCU- Son birkaç aydır kurulan temasları düşündüğümüzde İsrail’le, Mısır’la, Birleşik Arap Emirlikleri’yle, şimdi söylediğiniz Suudi Arabistan’la da ilişkilerin yoluna girmesini istiyoruz dediniz, bu sorunlu alanları çözelim şeklinde bir politika değişikliğinden mi oldu, yoksa zamanlama mı buna denk geldi?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bizim her zaman gayretimiz bu yönde olmuştur. Sorunlu alanlar, dış diplomasi ne için var? Sorunları azaltmak için var diyalog yoluyla. Bazen şartlar uygun değildir, şartların olgunlaşması gerekiyor, onu beklemek gerekiyor. Ama bu anlayış olduktan sonra bugün olmasa yarın bu sorunların üstesinden gelebilirsiniz, ilişkileri normalleştirebilirsiniz.


Ayrıca, Türkiye’nin yapıcı bir şekilde küresel bir aktör olduğunu herkes görüyor. Diğer taraftan, Türkiye’nin ikinci çeyrekte yüzde 21.7 büyüdük çok şükür, ihracatımız 207 milyar Dolar’a çıktı, rekor üstüne rekorlar kırıyoruz. Bu nedir? Türkiye’de bir ekonomik potansiyel var. Kovid sonrası herkes tedarikini yakın bölgeden sağlamak istiyor. Ve bu anlamda da bazı ülkelerin alternatifi de arayış içinde olanlar var, alternatif arayışı içinde olanlar. Dolayısıyla her bakımdan Türkiye çok önemli fırsatlar sunuyor. Bu fırsatı çok iyi görüyorlar, herkes görüyor. Şu anda mesela Avrupa’nın bize tamam bazı konularda görüş ayrılığımız var, ama en çok yaklaşmasının en çok sebeplerinden birisi, böyle birinci sıradaki sebeplerden diyebiliriz, Türkiye ile ekonomik ilişkilerini daha da geliştirmek istemesi Avrupa Birliği olarak da, ülkeler olarak da. Bu da doğal, yani bunu yadırgamıyoruz biz. Hani menfaat de değil bu, neticede karşılıklı menfaat varsa bunu yadırgayamayız.


Körfez Bölgesine dönecek olursak, tabii Katar’la ilişkilerin normalleşmesiyle bir pozitif atmosfer yaratıldı ve en son Irak’ta farklı ülkelerin, daha önce kendi aralarında gerginlik yaşayan ülkelerin de aynı platformda bulunması da bu bakımdan anlamlıydı. Sonuçta o bölgedeki yumuşamanın o bölgedeki bazı ülkelerle bizim ilişkilerimize de etkisi oldu.


SUNUCU- Suriye başlığına geçelim. O noktada Amerika Birleşik Devletleri’nin tavrından yola çıkarak sormak istiyorum. Şimdi Afganistan’dan nasıl çekildikten sonra kaotik bir ortam yarattıkları ortada. Suriye’den de acaba çekilir mi, bu politikanın devamı Suriye’ye de yansır mı şeklinde tartışmalar da devam ediyor. Böyle bir ihtimal var mı sizce? Tamam, o kadar muharip güç yok, ama Amerika’nın oradaki varlığı olarak söylüyorum.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Irak’tan çekildiler kaos yaratıldı. Afganistan’dan her ne kadar önceden belli olsa da, yani 11 Eylül’e kadar hazırlık yapmadan aniden çekilmesi ve plansız çekilmesi de ülkeyi hangi duruma getirdi görüyoruz. Bunu Libya’da da gördük, bunu Amerika için söylemiyorum sadece. O yüzden Suriye’den tabii çekilmeleri kendi tercihleridir. Ama Suriye’de bugün Amerika davetli mi? Değil. Sınırı var mı? Yok. Biz Suriye içinde şu anda niye bulunuyoruz? Terörle mücadele için. Neden? Ulusal güvenliğimize doğrudan tehdit oluşturduğu için. Uluslararası hukuka uygun mu? Evet, uygun. Bunu zaten kimse tartışamaz. Ama biz Suriye’nin sınır ve toprak bütünlüğünü destekliyoruz. Ama Amerika’nın özellikle Suriye’nin kuzeydoğusundaki politikaları tam tersine, oradaki ayrılıkçı PKK-YPG’yi destekliyorlar. Bugün Suriye rejimiyle bizim herhangi bir şeyimiz yok, yani siyasi sürece destek veriyoruz, Anayasa Komisyonunun çalışması için destek veriyoruz, Astana Formatı vesaire, insani yardımlar, şimdi çizgi ötesi insani yardımlar da işlemeye başladı. En son BM Güvenlik Konseyi kararı uzatılırken bu da vardı. Yani Şam tarafından gelen insani yardımların da çizgi ötesine, değişik şu anda rejimin kontrol etmediği bölgelere de ulaştırılması konusunda Dünya Gıda Örgütü’yle beraber bir işbirliği var, biz de bunu destekliyoruz. Ama ülkenin sınır ve toprak bütünlüğü konusunda ve PKK konusunda, en azından şimdilik PKK konusunda diyorum rejimle de görüşlerimiz örtüşüyor. Ama Amerika’nın buradaki mevcudiyeti, işte burada petrol var, ben burada kalıyorum, böyle bir şey yok. Ben her yerde işte benim için bir şey var, orada giderim kalırım veya oradaki ayrılıkçı grupları desteklerim, teröristleri desteklerim anlayışı olmaması lazım. Artık Amerika’nın bu politikalardan vazgeçmesi lazım.


SUNUCU- Kendi içlerinde de tartışıyorlar zaten.


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet.


SUNUCU- Suriye ile istihbarat ve güvenlik düzeyinde görüşmelerimiz her zaman sürüyor. Geçtiğimiz günlerde gazetelere yansıyan bir haber vardı Hakan Fidan’ın Suriye Ulusal Güvenlik Başkanıyla Bağdat’ta bir görüşme yapacağı şeklinde. Bu istihbarat düzeyindeki görüşmeler de bir üst düzeye mi taşınıyor, yeni bir durum var mı Şam’la ilişkilerde?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Biraz önce söyledim ya, en gergin dönemde bile diplomatlar görüşür dedim. Fakat bizim şu anda, dünyanın da, bizim de tanımadığımız bir rejim var. Dolayısıyla bizim düzeyimizde şu anda bir görüşme söz konusu değil. Ama örneğin terörle mücadele konusunda veya güvenlikle ilgili başka konularda istihbaratlar, yani siyasi olarak hiçbir temasınız olmasa bile, tanımasanız bile istihbaratlar her konuda her zaman görüşebilir, bu doğaldır, tüm dünyada böyle işler.


SUNUCU- Amerika Birleşik Devletleri’yle ilişkilerde bu S400 sorununun çözümü için oluşturulmaya çalışılan mekanizmalar teklif aşamasında kalmış görünüyor. Bir taraftan da Rusya ile ikinci paket için alım görüşmeleri olduğu şeklinde özellikle Moskova kaynaklı haberler var, nedir son durum?


DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Sayın Cumhurbaşkanımız Brüksel’de Biden’la yaptığı görüşmede ülkemizin bu konudaki tezlerini bir kere daha hatırlattı. Bu sorun zaten başladığı zaman Biden da Başkan Yardımcısıydı, yani Obama’nın Yardımcısıydı, kendisi de çok iyi biliyor o süreçte yaşadığımız sıkıntıları. ABD’den temin etmek istediğimiz sadece hava savunma sistemi değil basit silahlar dahil korumalar için, o zaman ihtiyaç olan basit silahlar dahil onları almak için yaşadığımız sıkıntıları hatırlattık, Cumhurbaşkanımız hatırlattı. Bu bitmiş bir anlaşma S-400 meselesi. Amerika’nın da bunu kabullenmesi gerekiyor. Biz Amerika’yla ilişkilerimizde geleceğe bakmak istiyoruz. Mevcut var olan sorunları da dayatma yoluyla değil olacak bir şekilde, her iki tarafın yararına olacak şekilde ya da kabul edeceği bir şekilde çözülmesini istiyoruz. S-400 meselesine bugüne kadar yaptırım uyguladılar, başka yöntemlere gittiler, ama biz hep diyalogdan yana, ortak çalışmadan yana teklifler getirdik ve o tekliflerimizi bugüne kadar kabul etmediler. Bundan sonraki süreçte biz, her zaman söylüyoruz, kendimiz üretinceye kadar hava savunma sistemine ihtiyacımız var. Amerika eğer bize satabilirse, fiyat ve diğer konularda anlaşabilirsek, ama en önemlisi Kongreden onay alabilirse, geçirebilecekse daha pahalı olmasına rağmen alabiliriz, yani Amerikan sistemi de alabiliriz. Ama bizim mutlaka bir yerlerden almamız gerekiyor. Nasıl herkes şimdi bizim SİHA’larımızı, inşallah yakında TİHA’larımızı da almak için kuyruğa girdiyse ve girecekse, bizim de şu anda kendi hava savunma sistemlerimizin menzili istediğimiz düzeyde değil ama geliştiriyoruz. İleride orta vadede biz de ihraç edecek duruma geleceğiz inşallah. Bu konuda Avrupa ülkeleriyle de işbirliği yapmak istedik biliyorsunuz Fransa ve İtalya’yla.


SUNUCU- Evet, onu soracaktım.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Fakat daha sonra özellikle Fransa ile aramızda yaşanan bu soğukluk sebebiyle somut adım atılmadı, yani yine aynı şekilde Suriye’nin kuzeyinde PKK ile yaptığımız mücadeleden dolayı oldu, onu da söylemek lazım. Öbür türlü bizim Suriye konusunda Fransa ile görüşlerimiz çok örtüşüyordu. Amerika’dan, diğer ülkelerden daha fazla örtüşüyordu, hemen hemen tüm konularda hemfikirdik biz Fransa ile Suriye konusunda, toplantılarda hep ortak hareket ederdik. Ama PKK’ya yönelik bizim operasyonumuz-harekatımız başlayınca bu konuları da askıya aldılar. Avrupa ülkelerinde de savunma sanayi ürünleri konusunda da biliyorsunuz olumsuz adımlar attılar.


Ha bunun bize ne faydası oldu? Bir, alternatif kaynaklar bulduk. İki, kendimiz üretmeye başladık. Üretinceye kadar alternatif kaynaklara da yöneldik bulduk. Tek bir bölgeye bağlı kalmak da doğru değil, basit bir şeyi de gerekçe gösterebilirler. Sonuçta kendimiz de üretiyoruz, bize böyle faydaları oldu sağ olsunlar. Ama sonuçta burada hava savunma sistemi konusunda bizim ihtiyacımız şu anda var.


SUNUCU- Teşekkürler, hem bilgiler, hem değerlendirmeler için Sayın Bakan, sağ olunuz. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu gündemdeki konularla ilgili sorularımızı yanıtladı. Ankara’dan iyi günler.