Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun NTV’ye Verdiği Özel Röportaj, 3 Mayıs 2023 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun TV 100'e Verdiği Mülakat, 24 Nisan 2023 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun A Haber’e Verdiği Özel Röportaj, 10 Nisan 2023 Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Yeni Şafak gazetesine Türkiye Yüzyılı Vizyon Eki kapsamında Verdiği Mülakat, 02 Ocak 2023 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun TV Net’e Verdiği Özel Röportaj, 11 Ekim 2022 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Haber Global’e Verdiği Özel Röportaj, 23 Ağustos 2022 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun TV 100’e Verdiği Özel Röportaj, 27 Temmuz 2022 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun TRT Haber'e Verdiği Özel Röportaj, 21 Temmuz 2022 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun NTV'ye Verdiği Özel Röportaj, 4 Temmuz 2022 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Anadolu Ajansı Editör Masası'na Verdiği Özel Röportaj, 31 Mayıs 2022 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun CNN Türk Tarafsız Bölge’de Verdiği Özel Röportaj, 20 Nisan 2022 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun NTV'ye Verdiği Özel Röportaj, 14 Nisan 2022 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun A Haber'e Verdiği Özel Röportaj, 31 Mart 2022 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun TRT Haber'e Verdiği Özel Röportaj, 10 Şubat 2022 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun NTV’ye Verdiği Özel Röportaj, 7 Eylül 2021, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Frankfurter Allgemeine Zeitung Gazetesi‘ne Verdiği Özel Mülakat, 6 Mayıs 2021 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Oslobodenje Günlük Gazetesi‘ne Verdiği Özel Mülakat, 4 Mayıs 2021 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Nezavisne Novine Günlük Gazetesi‘ne Verdiği Özel Mülakat, 4 Mayıs 2021 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun KANAL 24 ‘e Verdiği Özel Mülakat, 17 Aralık 2020 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Anadolu Ajansı Editör Masası’na Verdiği Mülakat, 30 Eylül 2020, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun CNN Türk “Tarafsız Bölge” Programına Verdiği Mülakat, 16 Eylül 2020, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun TRT Haber’e Verdiği Özel Röportaj, 13 Temmuz 2020, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun CNN Türk “Gece Görüşü” Programına Verdiği Mülakat, 18 Haziran 2020, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun NTV’ye Verdiği Özel Röportaj, 11 Haziran 2020, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun KANAL 24’e Verdiği Özel Röportaj, 3 Haziran 2020, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun DİM TV “İğneli Fıçı Özel” Programına Verdiği Mülakat, 23 Mayıs 2020 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Kanal V Yüksek Tansiyon Programına Verdiği Mülakat, 18 Mayıs 2020 Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Akit TV Kanalına Verdiği Özel Röportaj, 12 Mayıs 2020, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun TV 100 Kanalına Verdiği Özel Röportaj, 6 Mayıs 2020, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun NTV’de Yaptığı Açıklama, 18 Nisan 2020
Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun NTV'ye Verdiği Özel Röportaj, 14 Nisan 2022

SUNUCU- Merhaba, Ankara’dan iyi haftalar.

Türkiye dış politika açısından çok yoğun bir süreç yönetiyor. Bir tarafta geçen haftaki NATO Liderler Zirvesi’nde alınan tarihi kararlar, diğer tarafta Ukrayna savaşı, Amerika Birleşik Devletleri’yle ilişkiler, Rusya’yla ilişkiler, Ege’de yaşanan yüksek gerilim, İsrail ve Arap dünyasıyla normalleşme, Libya, Doğu Akdeniz… Alt alta yazdığımızda çok uzun bir liste ve her biri çok incelikli başlıklar.

Yeni haftayı Ankara’da açmamızın nedeni, yoğun geçen haftanın ardından yeni haftada dış politika gündemini şöyle bir temize çekmek, bunu da hariciyenin başındaki isimle yapacağız, Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu yayın konuğumuz.

Hoş geldiniz Sayın Çavuşoğlu.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Teşekkür ederim.

Siz de hoş geldiniz Ankara’ya.

SUNUCU- Çok teşekkürler.

Şimdi NATO Liderler Zirvesi’yle başlamak isterim, zira çok önemli, alınan kararlar itibarıyla çok tarihi bir zirve oldu. Yanılmıyorsam 2 hafta önceydi, Finlandiya Cumhurbaşkanının bir açıklaması vardı, demişti ki, “bu Madrid’deki zirveyle ilgili ben karamsarım, çok fazla umudum yok, süreç tıkandı” şeklinde bir açıklaması vardı. Sonra bir 4’lü zirve yapıldı, görüşme yapıldı, akşamında bir baktık tarihi bir anlaşmaya imza attı taraflar. Tıkanan süreç nasıl yürüdü ve neydi kilidi açan?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şöyle anlatayım, aslında biraz geçmişine gitmek lazım: Bu iki ülke NATO’ya üye olma kararı verdikten sonra, NATO Dışişleri Bakanları, Berlin gayri resmi toplantısında bu gündeme biraraya geldi. Ben orada - daha öncesinde de Sayın Cumhurbaşkanımızın bir açıklaması olmuştu - neden bu iki ülkenin adaylığına karşı çıktığımızı güzel bir şekilde anlattık. Daha sonra iki bakanla bir toplantı yaptık, onlara da söyledik.

Normal şartlarda bizim iki ülkeyle ilişkilerimizde başka bir sorun yok. İki sorun var.

Bir, YPG-PKK ve terör örgütlerinin o ülkelerdeki faaliyeti.

İkincisi de, bize yönelik ambargo, savunma sanayi ürünleri ambargosu ya da kısıtlama diyelim. Bunların giderilmesi gerektiğini söyledik.

Daha sonra bu müzakerelerin, görüşmelerin devam etmesi yönünde hemfikirdik. Zaten biz her zaman diplomasiden yanayız. NATO Genel Sekreteri de sürekli Sayın Cumhurbaşkanımızı arıyor, bizimle de görüşüyordu. Ve bir heyet geldi. Biz sözlü olarak bunları dile getirirken, yazılı olarak da hem endişelerimizi hem de beklentilerimizi bu iki ülkeye verdik. Sonra onlardan değişik mektuplar geldi. Biz bunlardan hiç tatmin olmadık. Bu arada NATO Genel Sekreterliği devreye girdi, Genel Sekreterin Sayın Cumhurbaşkanımıza telefonla görüşmesi neticesinde. Ve bu süreçte NATO’nun da, Sekretaryanın da bir belgesi oldu, bir taslak oldu. Biz bu taslağı da müzakere için yeterli bir zemin olarak görmedik, kendi taslağımızı bu sefer NATO’ya da gönderdik ve burada madde madde beklentilerimizin hepsini bu metne koyduk. Bu müzakere süreci devam etti, Dışişleri Bakan Yardımcımız Büyükelçi Sedat Önal’la Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Bey iki defa Brüksel’e gittiler. Daha öncesinde NATO Genel Sekreteri’nin Kabine Şefi Ankara’ya geldi ve burada en son görüşmede de NATO Zirvesi’nden birkaç gün önce, iki gün önce hatta, birçok talebimizi kabul etti, fakat birkaç tane bizim için de önemli olan maddede görüş ayrılığı devam etti.

SUNUCU- Neydi onlar?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bunlardan bir tanesi, PKK, YPG, PYD ve FETÖ’nün metinde olması.

İkincisi de, Türkiye’ye yönelik savunma sanayi kısıtlamalarının kaldırılması. Bunlar aşağı yukarı kalmıştı.

Sonuç itibarıyla, Madrid’deki Dörtlü Zirve’de, Genel Sekreter, Sayın Cumhurbaşkanımız ve iki ülkenin, bir Cumhurbaşkanı, bir Başbakan katılımıyla, bizlerin de katılımıyla orada müzakereler devam etti. Ve bu müzakerelerde tabii Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye’nin kırmızı çizgilerinin de çerçevesini çizdi, özellikle PYD, YPG ve FETÖ’nün metinde olması gerektiğini vurguladı. En nihayetinde bu ülkeler de Türkiye’nin bu taleplerini kabul ettiler.

SUNUCU- Masaya otururken umutlu muydunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bizim kendimize güvenimiz vardı. Neticede top onların tarafındaydı. Biz şartlarımızı koyduk. Şartlarımızı kabul ederlerse belgeyi, mutabakat zaptını imzalarız, eğer kabul etmezlerse de bizim için herhangi bir kayıp yok. Sonuçta karşı tarafa bağlıydı. Kendine güvenen bir heyet olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde masaya oturduk. Cumhurbaşkanımız Türkiye’nin neden onların üyeliğine karşı çıktığını bir kere daha anlattılar ve beklentilerimizi bir kere daha sıraladılar ve metne bunlar da girince o zaman Mutabakat Zaptı’nı 3 Dışişleri Bakanı olarak bizler imzaladık.

Yani kısaca özetlemek gerekirse, biz en aşından beri dedik ki, “bizim endişelerimiz var, bu endişelerimizin giderilmesi gerekiyor, beklentilerimiz var bunun giderilmesi için”. Bu beklentilerimizi de madde madde şudur şudur sıraladık hepsini. Biraz önce birkaç tanesini söyledik ve en nihayetinde bu beklentilerimizin hepsi metne girmiş oldu.

SUNUCU- Sayın Bakan, dediniz ki, kırmızı çizgilerimizden biri işte PYD, YPG ve FETÖ’nün de bu metne girmesiydi. Şimdi baktığımızda tam Ankara’nın istediği şekilde bir yazım oldu mu orada? Çünkü PYD, YPG terör örgütü denmiyor mesela ya da FETÖ isimli oluşum şeklinde geçiyor, bu da eleştiriye neden oluyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şöyle, şimdi YPG, PYD bu terör örgütünün kendisine verdiği isim, herkes de böyle biliyor. Sonuçta PKK, NATO’nun da, Avrupa Birliği’nin de terör listesinde. YPG, PYD malum bildiğimiz sebeplerden dolayı, özellikle de Amerika’nın ve bazı Avrupa Birliği ülkelerinin bu YPG, PYD’yle angajmanından dolayı, bu iki ülke dahil, bu YPG, PYD olarak terör listesinde henüz yok. Dolayısıyla biz tabii ki terör örgütü olarak kabul ediyoruz Türkiye olarak. Zaten aralarında hiç farkın olmadığını da biliyoruz. Ama bir de gerçek var, henüz daha bu iki örgüt, yani aynı örgüt daha doğrusu, YPG, PYD olarak terör listesine girmiş değil. FETÖ için de aynı şey geçerli, yani biz FETÖ’yü de terör örgütü olarak ilan ettik.

Sonuçta, birincisi, ilk defa YPG, PYD bir NATO belgesinde yer aldı, bu dörtlü bir mutabakat olsa da, daha doğrusu üçlü bir mutabakat olsa da, Genel Sekreterin kolaylaştırıcılığında, Zirve Bildirisi’nde de bu Mutabakat Zaptı memnuniyetle karşılandığı için, yer aldığı için 18. maddede, bir referans belgesi haline geldi. İlk defa FETÖ, YPG, PYD, NATO’nun bu şekilde literatürüne de girmiş oldu.

Şimdi FETÖ tabii bizim terör örgütü olarak adlandırdığımız, Türkiye’de darbe girişiminde bulunan, 251 vatandaşımızı bir gecede öldüren bir terör örgütüdür. İşte önümüzdeki günlerde, 15’inde şehitlerimizi de anacağız, hiçbir zaman unutmayacağız, unutturmayacağız elbette.

Sonuçta bu şekilde belgeye girmesi çok önemliydi ve net bir şekilde Mutabakat Zaptı’nda.

Ayrıca, nerede bu cümle geçiyor? 4’üncü madde. 4’üncü maddenin hemen başında ne diyor? Finlandiya ve İsveç, müttefikler olarak milli güvenliğine yönelik tüm tehditlere karşı Türkiye’ye tam destek verirler, bu amaçla Finlandiya ve İsveç PYD, YPG ve FETÖ’ye destek veremezler, FETÖ olarak tanımlanan örgüte, Türkiye’de böyle tanımlandığı için, destek sağlamayacaklarını taahhüt ediyorlar. Yani sonuçta terör örgütü demeseler bile onlar, Türkiye’nin milli güvenliğine bir tehdit olduğunu...

Ayrıca, dolaylı terör örgütü diyor, aşağıdaki cümlelere baktığımız zaman, zaten terör örgütünün geçtiği, terörle mücadelenin geçtiği bir paragraf da yer alıyor. Daha sonra bu ülkelerin açıklamalarına da baktığımız zaman, hatta Türkiye’de işte bu silah verebilirler bu cümleye göre diye açıklamalar da oldu. Onların da Başbakan ve Cumhurbaşkanları da tam olarak bunu söylediler, hiçbir şekilde silah, başka herhangi bir destek vermeyeceklerini de ayrıca taahhüt ediyorlar.

Sonuçta bu şeklide belgeye girdikten sonra Sayın Cumhurbaşkanımız bu Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasına onay vermiş oldu.

SUNUCU- Şimdi ne taahhüt ediyor İsveç ve Finlandiya? Ve tabii bu mutabakatın bağlayıcılığı nedir, var mı böyle bir bağlayıcılığı? Ne kadar güvenmeli bu iki ülkeye?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ona geleceğim, ama önce ne taahhüt ediyorlar? Terörizmle, biçim ve tezahürleriyle, PKK ve uzantılarıyla, mücadelede Türkiye’yle tam işbirliği. Biraz önce, PYD, YPG ve FETÖ’nün de bu metne girdiğini söylemiştik, onlara destek vermeme taahhüdü.

Savunma sanayi ambargo ve kısıtlamalarının kaldırılması ve işbirliğinin arttırılması taahhüdü.

Diğer taraftan, iki ülkenin terörizmle mücadele ve savunma sanayi işbirliği mevzuatlarını güncelleme taahhüdü.

Şimdi bu ülkelerin yasalarına baktığımız zaman - bu Norveç için de geçerli, Danimarka için de geçerli - gerçekten baktığınız zaman, bugün idari olarak tedbir almasalar DEAŞ da, tüm örgütleri de istediği gösteriyi yapar. Şimdi bunları güncellemeleri geriyor. Aslında, bu Mutabakat Zaptı, Sayın Cumhurbaşkanımızın da söylediği gibi, bu ülkelerin, bu ülke halklarının da çok yararına.

Ayrıca, terörle ve örgütlü suçlarla mücadelede istihbarat paylaşımı, anlık bir bilgi paylaşımı ve yapılandırılmış bir işbirliği taahhüdü.

Yine terör suçlularının iadesine yönelik somut adımların atılması taahhüdü.

Ve ahdi düzenleme taahhüdü; yani o ülkelerle ikili düzeyde yine yargı işbirliği olsun, suçluların iadesiyle ilgili anlaşmalarda eksiklik varsa bunlar da giderilecek. İşte bağlayıcı anlaşmalar da zaten her ülkeyle ikili düzeyde yaptığımız hükümetler arası anlaşmayla sağlanacak.

Diğer taraftan, PKK’nın paravan örgütlerinin, uzantılarının para toplaması ve eleman devşirmesini engelleyecekler, bunun da taahhüdünü veriyorlar.

Diğer taraftan, bunlar ne diyor? Efendim, işte “bir terör saldırısı olmadığı sürece propaganda serbest”. Şimdi bu Mutabakat Zaptı’yla, Türkiye’ye yönelik, Türkiye aleyhine terör propagandalarına da izin vermeyecekler, bununla ilgili de mevzuatlarında değişiklikler yapacaklar.

Sonuçta, Avrupa’nın bu güvenlik mekanizmalarına katılımımızla ilgili destekler vesaire onlar ayrı, bir de bunun tabii takibi lazım. Bunun için de Daimi Ortak Mekanizma. Burada kim olacak? Dışişleri Bakanlığı olacak her iki taraftan ya da üçlü, Adalet Bakanlığı olacak, İstihbarat olacak ve güvenlik kurumlarının da, yani İçişleri Bakanlığı’nın da katılması.

Ayrıca, bu mekanizma sadece 3 ülkeyle sınırlı kalmayacak, diğer NATO ülkelerinin de katılımına açık ve bu yönde bu iki ülkeyle beraber çalışacağız diğer ülkelerin de bu mekanizmaya dahil olması.

Bu şekilde burada vardığımız Mutabakat Zaptı zaten NATO Bildirisi’nde de memnuniyetle karşılandı. Referans olarak girdi NATO belgelerine. Sonuçta, diğer NATO üyelerinin de buraya dahil edilmesi için bundan sonra bir imkan var. Yani terörün her türlüsüyle mücadelede Türkiye’yle dayanışma, savunma sanayi ürünlerindeki kısıtlamaların kaldırılması vesaire.

Şimdi bağlayıcılığa gelecek olursak, bu bir Mutabakat Zaptı’dır. Biz…

SUNUCU- Var mıdır bağlayıcılığı bu zaptın?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Mutabakat Zaptı olunca, elbette üç ülkenin taahhüdüdür. Burada bazı maddelerde de, mesela 4. maddede de, Türkiye’nin onlara tam destek vereceği terörle mücadelede vesairede, o da var. Bir yazılı taahhüttür bu. Ama burada esas bağlayıcı olan nedir bizim için? Biz bu taahhütlerin bir metinde olmasını ve imzalanmasını istedik. Yazılı olduğu halde içeriden gelen baskılar yüzünden iki ülke de farklı yorumlamaya çalıştı, daha doğrusu tepki gösterenleri sakinleştirmek için bazı açıklamalar yaptı.

Esas burada bağlayıcı olan nedir biliyor musunuz? Bu süreç bir başlangıçtır, bu Mutabakat Zaptı. Yani katılım protokolünün imzalanması için bir onaydır, bir davettir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da söylediği gibi, esas bundan sonraki süreç önemlidir. Meclis’ten onaylanmadan, bir kanun geçmeden bu iki ülke NATO’ya üye olamayacak. Dolayısıyla bu bağlayıcılık esas burada. Bu taahhütlerini yerine getirirlerse, bu mutabakat katılım protokolü Meclis’e gönderilir ve o süreçte yine eksik kalan bir şey varsa, onlar tamamlanırsa, taahhütlerini kısaca tam olarak yerine getirirlerse Meclis bunu onaylar. Bizim Meclisimizden, Gazi Meclisimizden onaylanmadan, bir kanun geçirilmeden böyle bir üyeliğin gerçekleşmesi mümkün değil.

SUNUCU- Yani veto kartı hala aslında elde duruyor.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Esas veto kartı şimdi var.

SUNUCU- Şunu da merak ediyorum: Bir takvim konulmamış ortaya gördüğümüz kadarıyla mutabakat metninde, ama mesela NATO yetkililerinin açıklamalarına bakıyoruz; en kısa sürede İsveç, Finlandiya NATO’ya üye olacak diyorlar. Bu en kısa süre içerisinde İsveç, Finlandiya bu taahhütlerini yerine getirebilecek mi, bunun takibi nasıl olacak?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- En kısa sürede üye olmak istiyorlarsa yerine getirecekler. Bizim için kimin ne dediği önemli değil. NATO ülkelerinin bu iki ülkenin üyeliğine desteği tamdı, bizim ise şartlıydı. Daha doğrusu şartlarımızı yerine getirmeden üyeliklerine izin vermeyeceğiz dedik. Şimdi kabul ettikleri şartlar ortada, belgede, bunları ne zaman yerine getirebilirlerse o zaman üyelik yolu açılır.

SUNUCU- Şu soru soruluyor: Ne kadar güvenmeli. Çünkü baktığımızda şimdi Suriye’nin kuzeyinde çok harf oyunları yapılıyor, böyle kelime oyunları yapılıyor. Mesela Amerika Birleşik Devletleri diyor ki; DEAŞ’la mücadele koalisyonum var, orada ben PYD-YPG ile değil SDG ile çalışıyorum, başka bir oluşum isimlendirmişler. Şimdi İsveç ve Finlandiya yarın derse ben PYD-YPG’ye değil SDG’ye destek veriyorum, silah ona veriyorum derse bu durumda Ankara’nın tepkisi ne olacak?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bizim burada Ankara’nın tepkisi şu: Bizim bunlara verdiğimiz belge, yani deliller ışığında bu ikisi, PKK-PYD-YPG aynı, aslında iki de demek doğru değil, aynısı. Sonuçta bunların birbiriyle bağlantılı olduğunu biz belgeliyoruz. Aynı şekilde iade edecekleri teröristler ya da terör suçluları kimse, bizim iadesini istediğimiz teröre karışmış, teröre destek vermiş, yani suçu sabit olan kişiler, onlarla ilgili de biz belgeleri, delilleri ortaya sunuyoruz.

Sonuç itibariyle, evet Amerika’nın burada bir ikiyüzlülüğü var, çifte standardı var açıkça, Fransa’nın da var. Bazı ülkelerin var. Sonuç itibariyle zaten, bunlar da, Amerika da destek veriyor diye biraz cesaret bulmaya çalıştılar, ama biz şartlarımızı tam net bir şekilde ortaya koyduk ve bunu kabul etmek durumunda kaldılar. Burada terörün tüm tezahürleri, tüm uzantıları, paravanları, hepsi ortadadır. Sonuçta bu belgeye uymak zorundalar, uymadıkları zaman zaten biz bunları NATO’ya almayacağız.

SUNUCU- Üyelikten sonra uymazlarsa, kulaklarının üzerine yatarlarsa bir anlamda?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bakınız, ortada bir belge var, şimdi üyelikten sonra veya öncesi uyması-uymaması, bizim Amerika’yla mutabakatımız var, Rusya’yla mutabakatımız var, onlar da 30 kilometre güneye çekeceklerdi bu teröristleri değil mi?

SUNUCU- Doğru.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bunlar çekmediler. Son zamanlarda terör örgütü saldırılarını hem Suriye içinde, hem de Suriye’den bizim topraklarımıza saldırılarını artırdı. Şimdi biz ne yapıyoruz? Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz ve temizleyeceğiz. Eğer bu ülkeler sözünde durmazlarsa, biz de ona göre adımlarımızı atacağız. Yani Türkiye burada kendisine yönelik bir tehdit oluştuğu zaman yanında, arkasında, içinde kim olursa olsun onu dinlemez, gereğini yapar, bertaraf eder; olay bu.

SUNUCU- Peki, İsveç-Finlandiya konusunda belki son bir sorum; muhalefetin eleştirisi. Somut bir kazanım elde edilmedi şeklinde bir eleştiri getiriyor muhalefet partisi liderleri.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi muhalefetin gerçekten bu yaklaşımını ben anlamaya çalışıyorum. Tabii muhalefet iktidarı eleştirecek, bu doğaldır, eksiğini bulmaya çalışacak, bu da doğaldır. Şimdi bu mutabakattan kimler rahatsız? PKK rahatsız, YPG, PYD’siyle hepsi rahatsız. FETÖ de rahatsız. Peki, bizi her zaman eleştiren uluslararası basına baktığımız zaman, ideolojik olarak da Türkiye’ye karşı çıkan basın dahil bunlar ne diyorlar; Erdoğan istediğini aldı ve yine Erdoğan kazandı diyorlar; doğru mu, yani basına baktığımız zaman. Rahatsız olan başka ülkeler var mı? Yunanistan da çok rahatsız bundan. Bu iki ülke içindeki muhalefet de rahatsız; Finlandiya ve İsveç’teki. Şimdi daha iyisi olabilir diyebilir muhalefet, bu doğaldır, ama Türkiye kazanamamıştır demeleri yanlış. Ayrıca muhalefetin şöyle yaklaşması lazım: Şimdi bu protokol, Mutabakat Zaptı imzalandı, yarın da katılım protokolü imzalanır. Bundan sonra ne olacak? Meclise tezkere gidecek şartlar yerine gelirse ve ondan sonra Yüce Meclisimiz, yani milletimizin oylarıyla seçilmiş milletvekillerinin oyuyla bir kanun kabul edilecek üye olabilmeleri için.

Terörle mücadele sadece iktidarın işi mi? Elbette iktidardaysanız sorumluluk sizde, ama bu mücadeleyi biz milletçe vermiyor muyuz? Milletçe veriyoruz. Eğer bu mücadeleyi milletçe veriyorsak, milletin temsilcileri ve bu temsilcilerden oluşan siyasi partiler. Meclisteki siyasi partiler şimdi ne demelidir, beklenen nedir? Ey Finlandiya ve İsveç; şimdi bir Mutabakat Zaptı imzalandı, yarın bu protokol imzalandıktan sonra bize gelecek. Eğer siz bu sözlerinizi tutmazsanız, bunları yerine getirmezseniz biz bu katılım protokolüne onay vermeyiz; onların da böyle söylemesi gerekiyor, değil mi? Şu ana kadar ben muhalefetten böyle bir şey duymadım. Niye söylemiyorsunuz? O iki ülkenin sözünü yerine getirmesi için siz niye baskı kurmuyorsunuz? Biz her zaman şunu söylüyoruz; kamuoyunun tepkisine baktığımız zaman da, bu partiler üstü bir konu, bu ulusal milli güvenlik meselesi. Yani halkımız bize oy versin-vermesin veya hangi partiye oy verirse versin bu konuda aynı hassasiyeti gösteriyor, ama bu siyasi partiler de aynı hassasiyeti gösterecekler. Aslında bu bir turnusoldür. Bu siyasi partiler, özellikle HDP ile ortaklık yapan siyasi partiler, şimdi gerçek yüzlerini ortaya koyacaktır. Bu iki ülkeye, bunları yerine getirmezsen ben Meclis’ten buna onay vermeyeceğim diyebilme cesaretini gösterecekler mi bunu göreceğiz. Bu saatten sonra muhalefetin eleştirmek yerine, herkesin Türkiye kazandı dediği bir yerde iktidarı eleştirme çabası yerine, bu yönde bir çaba göstermesi lazım.

SUNUCU- Son soru demiştim, ama aklıma takıldı, onu sizden de bir almak isterim yanıtını. Hani dediniz ya şartlara bakacağız Parlamentoya geldiğinde, ona göre biz de onay vereceğiz. Mesela Sayın Cumhurbaşkanı’nın verdiği bir liste var, iadesi istenen suçluların listesi. Mesela o listenin iadesini bekliyor musunuz, şartlardan biri mi? Yani o liste iade edilirse mi biz tamam diyoruz diyorsunuz?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu metinde olan her şey…

SUNUCU- Mesela metinde o liste yok şunlar gelecek diye, bir iade var ama.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İade var da… Biri çıkar, biri değişir, iki tanesini verdi, üç tane daha kaçtı oraya. Ne olacak? Buraya isim listesi koymanın bir anlamı yok, ama şu anda iade talebini istediğimiz şahıslar var. Bunların hepsi, yani isimleri paylaşıldı bu ülkelerle ve özellikle İsveç’te var. Sonuçta belgeler de paylaşıldı, mahkeme kararı PKK, YPG, PYD ile iltisaklı, FETÖ ile iltisaklı ve tüm bilgiler paylaşıldı. Aramızda buna imkân verecek anlaşmalar da var. Sonuç itibariyle bunları iade etmesi lazım, ama bu sadece bu belirlenen kişilerin iade edilmesiyle ilgili de değil, diğer şartların da yerine getirilmesi lazım. Aynı şekilde bu yasal düzenlemelerin de yapılması lazım. Biraz önce dediniz ya, şimdi bizim kendi aramızda özellikle eksik kalan anlaşmaların yapılması lazım, kendi kanunlarını değiştirmeleri lazım. Çünkü burada diyor ki; Türkiye’ye yönelik bir terör propagandasına izin vermeyeceğiz. Daha dün bile İsveç’te terör propagandası vardı Türkiye’ye karşı ve bu anlaşmaya karşı. Hani muhalefetin beğenmediği anlaşmaya karşı YPG, PKK, PYD Stockholm’de gösteri yapıyor. Sonuçta şu andaki kanunla bunu engelleyemiyoruz diyor, engelleyemiyorsanız o zaman o kanuni değişikliği yapacaksınız, yarın bahaneniz olmayacak.

SUNUCU- O samimiyet…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Tüm bunların hepsinin yerine gelmesi lazım sadece iade değil; onu anlatmaya çalışıyorum.

SUNUCU- Peki, baktım süreye yarısına gelmişiz programın, hızlanalım biraz lütfen.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Siz nasıl isterseniz.

SUNUCU- ABD ile ilişkiler. Önce Ukrayna savaşı ve sonrasında NATO Zirvesi, sanki Türkiye’ye Batının bakışı, algısı değişti olumlu yönde, bu da mutlaka ABD ile ilişkilere yansıyacaktır. Bir F-16 meselesi var ki günlerdir konuşuyoruz. Biden dedi ki; ben istiyorum da, Kongre’yi ikna etmem lazım. Ne dersiniz? Kongre’yi ikna edebilir mi Biden?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- ABD ile ilişkilerimizde göreceli olarak bir olumlu hava var, daha olumlu bir hava var. Stratejik Mekanizma Biden’ın teklifiydi Roma’da. Cumhurbaşkanımıza teklif etti, bunu hayata geçirdik. Ve ilk iki toplantısı bu Mekanizma’nın başarılı geçti, önce bakan yardımcıları düzeyinde, sonra New York’ta bizim düzeyimizde, bakanlar düzeyinde ve bu son görüşmelerde de bunun önemini Biden da vurguladı. Yani burada sorunların çözülmesi, ilişkilerin farklı alanlarda daha da geliştirilmesi; buna ekonomik de diyebilirsiniz, bölgesel de diyebilirsiniz, birçok alanda ilişkilerimizin geliştirilmesi…

Şimdi yeni F-16’ların alınması, mevcutlarının modernizasyonu konusunda askerler arasındaki görüşmeler son derece başarılı. Diğer taraftan Biden’ın da söylediği gibi Kongre’den onay geçmesi gerekiyor, yönetim de bunu destekliyor. Kongre’de Demokratların içinde, Dış İlişkiler Komisyonu dahil, bir-iki tane senatör var, özellikle Senato kanadında, onlar karşı çıkıyorlar. Onların da karşı çıkmalarının farklı sebepleri var. İşte FETÖ’ye yakınlık var veya farklı lobilerin etkisindeler. Ama sadece Demokratların oyu yetmez, Cumhuriyetçilerin de destek vermesi gerekiyor. Cumhuriyetçiler kanadında da temaslarımız devam ediyor. Özellikle işte Lindsey Graham’ın açıklaması, Demokratlar için de önemli bir şahıs biliyorsunuz, diğer taraftan arkadaşlarımızın, Büyükelçimizin kısa bir süre önce bir milletvekili heyetini Washington’a göndermişti Sayın Cumhurbaşkanımız. Orada arkadaşlarımız hem Demokratlarla, hem de Cumhuriyetçilerle görüşmeler yaptılar iki kanattan da; Temsilciler Meclisi’nden ve Senato’dan ve bu görüşmelerde de olumlu bir hava vardı. Bizim de temaslarımız var, yer yer Kongre üyeleriyle temaslarımız var. Buradan da görüyoruz ki bu F-16’ların verilmesi ve mevcutların modernizasyonu için kitlenin sağlanması Amerika içinde şöyle bakılıyor: Bu NATO için de çok önemli, kendileri için de önemli ve şu anda olumsuz bir tablo görmüyoruz. Elbette işte Rum lobisi vermeyin diyor. Farklı lobiler var, vermeyin diyebilirler, ama esas Rum lobisi, işte Miçotakis Kongre’deki konuşmasında da Türkiye’nin aleyhine, müttefiklik ruhuna yakışmayacak bir şekilde, kendisini küçük düşürecek bir şekilde, vermeyin diye yalvardı. Bu tür çabalar var, ama biz bir sorun olmayacağını düşünüyoruz.

SUNUCU- Yunanistan’ı da konuşalım, ama baktığımızda Washington-Ankara ilişkileri bir iyimser hava var, esen bir rüzgar var, ama mesela homurtulara neden olabilecek bir gelişme olabilir. Mesela Suriye’ye yönelik ve Suriye’nin kuzeyine yönelik bir harekat. Gerçi Cumhurbaşkanı dedi ki; Münbiç ve Tel Rifat Fırat’ın batısı, Rusya’nın daha çok kontrolü altında olan bölge, ama sonuçta nihai hedef, tüm güney sınırını terör tehdidinden temizlemek, orada Amerika Birleşik Devletleri de var. Bu konu geldi mi gündeme?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu konu gündeme her görüşmede geliyor. Birincisi, bir ortak açıklamamız var Pence’le, Pompeo Ankara’ya gelmişti ve o günkü O'Brien, biliyorsunuz Ulusal Güvenlik Danışmanı. Bunlarla beraber oturup müzakere ettik yine Sayın Cumhurbaşkanımızın Başkanlığında anlaştık. Bunları, bu bölgelerden teröristleri temizleyecekler. Aynı taahhüdü Soçi Mutabakatı’yla Rusya da verdi, ama ikisi de sözünde durmadı. Yani iki tane süper güç geçiniyor bunlar. İşte herkese uluslararası hukuk dersi vermeye çalışıyorlar farklı şeylerde, ama iki ülke de sözünde durmadı açık konuşalım. Kim yanlış yapıyorsa biz söylemek durumundayız. Sonuçta bu taahhütlerini tutmuyorlarsa o zaman biz gereğini yaparız kendimiz yaparız. Ve özellikle Amerika’nın YPG-PYD’ye verdiği silah ve diğer destekler konusunda çok açık, samimi konuştu Sayın Cumhurbaşkanımız. Rahatsızlığımızı bir kere daha gündeme getirdi ve diğer müttefiklere de kötü örnek olduklarını söyledi. Yani sonuç itibariyle burada tabii ilişkilerimizde her şey düzeldi diyemeyiz, halen sorunlar, görüş ayrılıkları devam ediyor. Bu mekanizmayı kurma amacımızda buydu zaten biraz önce de söyledim. Tabi ilişkiler hiçbir zaman mükemmel olmaz, hiçbir ülkeyle mükemmel olmaz, inişler çıkışlar olabilir. Ama şu anda sorunları çözme konusunda bir samimi gayret var, mekanizma hazır, işliyor, ama somut adımları da görmemiz lazım.

Diğer taraftan, ulusal güvenlik meselesi olduğu zaman, terörle mücadele olduğu zaman kimin ne dediği önemli değil, bunu Türkiye gösterdi. Hem DAEŞ hem de PKK, YPG, PYD’ye karşı operasyonlarında, gerek Irak’ta olsun, gerek Suriye’de olsun uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını Türkiye kullandı ve kimin ne dediğine de bakmadı. Bu ülkelerin özellikle Rusya ve ABD’nin Türkiye’ye bir şey söyleme hakkı yok önce sözlerini tutsunlar, buralardan teröristleri temizlesin. Hatta Putin şunu da söylemişti: Eğer bu teröristler buradan çıkmazsa biz size buyurun bunları kendiniz temizleyin diyeceğiz demişti. Soçi’de söylemişti.

SUNUCU- Tam da şunu sorayım mı Moskova’yla ilişkilere de belki biraz gireriz buradan. Şimdi Finlandiya ve İsveç NATO’ya üye olacaksa Türkiye sayesinde olacak vetoyu kaldırırsa. Şimdi orada 1400 kilometrelik bir sınır var Rusya’ya dayanıyor NATO.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- İki katına çıkıyor sınır üye olabilirlerse.

SUNUCU- Moskova’nın, buradan hareketle, Türkiye’yle ilişkilerine nasıl yansıyacaktır? Yani Suriye’ye operasyonu da konuştuk. Siz dediniz ki, Putin biz size olur veririz, çıkmıyorlarsa gelir siz temizlersiniz. Bu NATO Zirvesi ve alınan kararlar sebebiyle bir şekilde Suriye’de zorlaştırıcı etki yapar mı Rusya?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Ben sanmıyorum çünkü bizim Rusya’yla görüş birliği içinde olduğumuz konular da var, ticarette yapıyoruz, enerji konusunda işbirliğimiz var, işte nükleer enerji, Akkuyu vesaire… Ama görüş ayrılığı içinde olduğumuz konular da var gerek Suriye’de. Libya’da geçmişte farklı taraflardaydık, şimdi farklı taraflarda olmayı gerektirecek bir durumun olduğunu da sanmıyoruz. Bu bazı Batılı ülkeler ya da Körfez ülkeleri için de geçerli. Kırım konusunda başından beri Kırım’ın illegal ilhakını tanımadık. Ukrayna konusunda yanlışları da söylüyoruz, hukuku da uyguluyoruz Montrö Sözleşmesi dahil. Yani bizim her attığımız adımdan Rusya memnun değil, Rusya’nın her attığı adımdan biz memnun olmayabiliyoruz. Sonuç itibariyle görüş ayrılığı içinde olduğumuz konular var, ama Türkiye ne yapıyor? Açık, şeffaf davranıyor. Bu konuya hani Rusya ne diyecek diye bir tavırdan çok, bizim kendi endişelerimizin karşılanmasına odaklandık biz.

Diğer taraftan, Türkiye ilkeli bir şekilde başından bu yana NATO’nun genişleme politikasını destekleyen bir ülkedir. Diğer ülkeler bazı zamanlarda bazı ülkelere karşı farklı sebeplerden dolayı engellemeler yapmıştır ya da prensip olarak karşı olmuştur. Genişlemeye karşı olan ülkeler de vardı. Ama şimdi bu Ukrayna Savaşı’ndan sonra tabii bu fikirler değişmeye başladı. Sonuçta biz burada NATO’nun genişleme politikasını desteklerken, iki ülkenin adaylığına kendi endişelerimiz, o ülkelerin teröre verdikleri destek ve bize yönelik kısıtlamalar sebebiyle karşı çıkmıştık. Yani Rusya bundan hoşlanmayabilir, ama Rusların da açıklamalarına baktığımız zaman daha çok o iki ülkeye yönelik eleştiriler var, Türkiye’ye yönelik herhangi bir eleştiri de görmedik ya da bize gelen de, herhangi bir Büyükelçiliğimize olsun, bize olsun herhangi bir olumsuz bir şey yok. Sitem ya da olumsuz bir açıklama da yok.

SUNUCU- Ukrayna savaşının neden olduğu olumsuzluklardan biri de gıda krizi, Ukrayna önemli bir tahıl üreticisi ve şu anda savaş nedeniyle tonlarca tahıl silolarda ya da gemilerde bekliyor, bir türlü dünyaya dağılamıyor. Şimdi Türkiye önemli bir inisiyatif aldı, taraflarla görüşüyor. Güvenli tahıl koridoru üzerine çalışılıyor. Ne zaman işlemeye başlayacak Sayın Bakan o koridor?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Bu biraz da Rusya’nın ne zaman evet demesine bağlı. BM’nin bir planı var, bize göre güzel bir plan ve objektif bir plan. Eğer uygulanırsa Rusya’nın de endişelerini karşılıyor. Rusya’nın da tahıl ve gübre ihracatının önünü açıyor. Özellikle bu ürünler biliyorsunuz yaptırım listesinde değil ama sigorta, limanlardaki servisler ve bankacılık işlemleri bakımından bu gemiler herhangi bir şekilde bu ürünleri uluslararası piyasalara taşıyamıyorlar. Sonuç itibariyle, bu bakımdan Rusya’nın da endişeleri karşılanıyor. Bu planın işlemesi halinde Ukrayna’dan gelecek tahıllar, ihraç edilecek tahıllar uluslararası piyasalara ulaşabilecek. İki taraftan da gelmesi gerekiyor, çünkü birçok ülke, yani 40’a yakın ülke, ithalatının yüzde 50’sinden fazlasını bu iki ülkeden yapıyor, yüzde 100 ithalatını bu ülkeden yapanlar da var. Mısır gibi bir ülke yüzde 85’ni bu iki ülkeden ithal ediyor. Yani 100 milyondan fazla nüfusu olan bir ülkeden bahsediyoruz küçük bir ülke değil. Ve baktığımız zaman birçok Afrika ülkesi de Rusya’yla dost olan ülkeler. Sonuçta Rusya’nın İstanbul’daki olası toplantıya evet demesi lazım ve burada bu konunun, BM planın detayları görüşülecek. Anlaşılabilirse bir merkez kurulacak, ondan sonra süreç işleyecek. İşte güvenli bölge, gemilerin kontrolü, transit bölge ve transit hat ve güvenli hat, koridordan çok hattan bahsediyoruz. Burada bunun da amacı şu: Mayınları o bölgeden temizlemeden güvenli hatlardan Ukrayna gemilerinin de rehberliğinde, hizmetinde bu gemilerin girip çıkmasını sağlayacak bir plan. Biz Rusya’ya da söyledik bu BM planı çerçevesinde işbirliği yapabiliriz. İkili düzeyde bunun olması mümkün değil, bunun meşruiyetinin olması lazım. Güvenli bir şekilde bu planın işlemesi gerekir dedik. İşte askeri heyetimiz gitti Moskova’ya orada da arkadaşlarımız bu mesajları ilettiler.

SUNUCU- Rusya tamam dediği anda…

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi temaslar devam ediyor. Bu günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız, Madrid’de de söyledi, iki liderle tekrar görüşmek arzusunda. Eğer Rusya’dan herhangi bir olumlu cevap gelmezse, iki tarafı da teşvik etmeye devam etmemiz lazım. Biz Türkiye olarak kendi kendimize yeterliyiz, makarna ve un ihracatında dünyada birinci sıradayız. Özel sektörümüzün ihracat, daha doğrusu ithalat ihtiyacı var. Ama esas şu anda dünyada bir gıda krizi var fiyatlar da çok yükseldi ve açlık riski artıyor. Yani biz bu çabalarla BM’nin bu planına destek vererek bu sorunun çözülmesine yardımcı olmaya çalışıyoruz her iki ülkenin, hem Ukrayna’nın hem de Rusya’nın, yararına olacak şekilde.

SUNUCU- Peki, son 5 dakikam hızlıca sorayım, Madrid’deki zirveye Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Anastasiadis de katıldı, hatta liderler için verilen yemek sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’la da bir görüşmesi olmuştu. Ankara nasıl yorumladı bu katılımı? Muhalefetin tepkisi var ne işimiz vardı orada, o yemekte şeklinde.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi birisi var diye oradan kaçmak doğru olmaz, o zaman BM’den de kaçalım, Avrupa Birliği toplantılarına da katılmayalım. Bu bir Trans Atlantik yemeğidir, gayri resmidir. Zirve marjında olmuştur, ama zirveyle bir bağlantısı yoktur. Yani herkes oradayken, ortaklar da var, İspanya böyle bir yemeği düzenlemek istedi. Bunun örneği BM’de yapılıyor. Genel Kurul marjında Trans Atlantik yemekleri var orada, Dışişleri Bakanları düzeyinde yapılıyor, gayri resmi bir yemektir. Gayri resmi ortamlarda bizim de Rum tarafından kişilerle, gerek Rum lider olsun, gerekse onların Dışişleri Bakanları olsun, karşılaştığımız oluyor. Onların gelip işte bize yanaşmaya çalıştıkları da oluyor. Görünce her şeyden önce insani görevi nedir? Bir insana merhaba demek, bu da denir. Sonuç itibariyle orada görüşme talebine Sayın Cumhurbaşkanımızın ne cevap verdiği de ortadadır. Sayın Cumhurbaşkanımız bunu medyayla da paylaştı. Sonuçta bu gayri resmi bir Trans Atlantik yemeğidir. New York’ta yapılan bu yemeğin, bu liderler düzeyinde bir devamıdır. Sonuçta her ne kadar zirve marjında olsa da zirve mekânında ve zirvenin programında olan bir yemek değildir. Ev sahibinin verdiği gayri resmi bir yemektir. Ev sahibinin verdiği gayri resmi bir yemekte bugün Rum var, yarın başkası var diye kaçacak bir ülke değiliz. Kaçmamız için de bir gerekçe yok, bunları tanıdığımız anlamına gelmez. BM marjında da karşılaştığımız zaman, Cumhurbaşkanımız Anastasiadis’le karşılaştığı zaman sohbet ediyor ayaküstü. Onların Dışişleri Bakanıyla ben karşılaştığım zaman nerede olursa olsun sohbet de ediyoruz. Neticede görüş ayrılıklarımız olsa da, sorunlar olsa da bunlarla hiç konuşmayacağız, hiç selam vermeyeceğiz anlamına da gelmez, bunu başka yere çekmeye de hiç gerek yok. Cumhurbaşkanımız güzel cevabı verdi.

SUNUCU- Peki, hızlıca normalleşme süreçlerini de sormak isterim. İsrail’le yürüyen bir süreç var ki bayağı da hızlanmış gözüküyor. Ama orada bir Hükümet değişikliği oldu ne dersiniz olumlu ya da olumsuz etki eder mi bu sürece? Büyükelçi ataması merak ediliyor, ne zaman?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi Büyükelçi atama sürecini başlattık. Lapid’in ziyaretinde de açıklamıştık, Büyükelçi atama çalışmalarını başlattık diye önümüzdeki süreçte. Bugün ayın kaçı oluyor şimdi? Bu hafta içinde sivil havacılık görüşmeleri var 4’ünde. Sonuç itibariyle bu alanlarda, değişik alanlarda diyalog devam ediyor. Karma Ekonomi Komisyonu Toplantısı gerçekleştirilecek. Ama burada şimdi bir hükümet değişikliği oldu. Hükümet değişikliğinin olumsuz bir etkisi olmaz. Lapid’in iki devletli çözüme destek verdiğini biliyoruz ve kendisine Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın statüsünün aşındırılmaması gerektiğini de her vesileyle hatırlatıyoruz. Ama ülke bir seçim atmosferine girdi. Ekim’de bir seçim olacak. Dolayısıyla, seçim sonrasında esas hangi adımlar atılacak, neler yapılacak bunlara da biraz bakmak lazım. Seçimi kim kazanacak, nasıl bir hükümet kurulacak? Ama seçime kadar rutin bir şekilde özellikle işte sivil havacılık, turizmin artması, aynı şekilde ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, enerjiyle ilgili görüşmelerin başlaması gibi bunlar devam edecek.

SUNUCU- Peki, iki dakikam var şunu da sorayım: Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’la normalleşme süreçleri iyi gidiyor, görüyoruz bunu. Mısır’la ancak, sanki evet bir süreç başlamıştı, ama bu iki ülke kadar bir yol alınamadı. Neden?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Birleşik Arap Emirlikleri’yle çok hızlı başladı, çok hızlı gelişti. Suudi Arabistan’la da iki ziyaretten sonra yine hızlı bir şekilde ilişkiler normalleşiyor, gelişiyor. Mısır’la istediğimiz hızda değiliz işin doğrusu. Yani bir süreç başladı, iki görüşme oldu Bakan Yardımcıları düzeyinde. Dışişleri Bakanı Samih Şükrü’yle benim görüşmelerim oldu, istihbarat düzeyinde, bazı bakan arkadaşlarımızın ziyaretleri oldu, uluslararası toplantılar marjında ziyaretler oldu. Aslında siyasi ilişkilerin dışında, diğer alanlarda uluslararası platformlarda birbirimize karşı olmama anlayışı dahil, her alanda ilişkiler iyi. Siyasi ilişkilerde diğer ülkelere göre yavaş bir süreç işlediğini söyleyebiliriz ama herhangi bir sorun yok.

SUNUCU- Hangi taraftan kaynaklı peki bu yavaş gitmesinin nedeni?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Yani iki tarafın da aynı anda, aynı hızda olması gerekiyor. Öyle söyleyeyim diplomatik bir cevap vermiş olayım.

SUNUCU- Öyle oldu.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Şimdi bu süreçte bir tarafı suçlamak, bir tarafı övmek de şey olmaz ama istediğimiz hızda değil onu söylüyoruz.

SUNUCU- Peki, Sayın Bakan çok teşekkür ederim, gerçekten çok yoğun dış politika gündemi. Vaktin, sürenin izin verdiği ölçüde konuştuk. Çok teşekkür ederiz NTV yayınına katıldığınız için, sağ olun.

Süremin sonuna geldim, görüşmek üzere hoşçakalın.

* Interpress deşifresidir.