#

Bakanlığı Takip Edin:

Sayın Bakanımızın Özbekistan Ziyareti Kapsamında Halk Sözü Gazetesinde Yayımlanan Makalesi, 10 Mart 2021

Özbekistan ve Türkiye: Ortak Medeniyet Havzasında Ezeli Kardeşlik-Ebedi İşbirliği

Özbekistan’a, atayurdumuza her gelişimde, bilim, kültür, sanat ve devlet yönetiminde çığır açan eserleriyle insanlık mirasına eşsiz katkılar yapan ecdadımızın yetiştiği bereketli topraklara kavuşmanın heyecanını yaşamaktayım. Aziz dostum Dışişleri Bakanı Abdulaziz Kamilov’un nazik davetine icabetle kardeş Özbekistan’da dört vilayet ve beş şehri kapsayan resmi ziyaretimi de bu özel hislerle gerçekleştirmekteyim. Türk Dünyası Dışişleri Bakanlarının “Aksakalı” olarak gördüğümüz Sayın Kamilov’la kurduğumuz samimi dostluğu, binlerce kilometrelik mesafeye rağmen tarih, dil, din ve kültür müşterekleri çerçevesinde asırlardır gönül köprüleriyle birbirlerine bağlı olan Türkiye ve Özbekistan’daki 120 milyon insanın kardeşliğinin timsali olarak görmekteyim.

Aramızdaki sağlam bağlar sayesinde ülkelerimiz arasındaki ilişkiler, 21. yüzyılda da hak ettiği düzeye ulaşmaya yönelik güçlü bir ivme yakalamıştır. Cumhurbaşkanı Sayın Mirziyayev’in 2017 yılında ülkemize gerçekleştirdikleri ziyaretle “stratejik ortaklık” düzeyine yükselen ilişkilerimiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2018 yılında Özbekistan’a yaptıkları ziyaretle yeni bir boyuta ulaşmış ve ülkelerimiz arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) mekanizması tesis edilmiştir. Cumhurbaşkanı Mirziyayev’in 2020 yılının Şubat ayındaki Türkiye ziyaretleriyle YDSK mekanizmasının ilk toplantısı iki ülke Cumhurbaşkanlarının riyasetlerinde düzenlenmiştir. Bugün “kardeşlik hukukuna dayanan stratejik ortaklık” olarak tanımladığımız ilişkilerimiz karşılıklı güven ortamında her alanda giderek daha da kökleşmektedir.

Siyasi alanda süratle atılan adımlar ticaret ve yatırımlar alanına da kısa sürede yansımıştır. Cumhurbaşkanlarımızın belirledikleri 5 milyar Dolarlık ticaret hedefine en hızlı şekilde ulaşmak istiyoruz. 2019 yılında tarihte ilk kez ticaret hacmimiz hem ithalatta hem ihracatta 1 milyar Dolar sınırının üzerine çıkarak, 2,3 milyar Dolar’la rekor kırmıştır. Küresel salgının olumsuz etkilerinin en ağır şekilde hissedildiği 2020 yılını artı büyümeyle tamamlayan ülkelerimiz, geçtiğimiz yılı 2,1 milyar Dolar toplam ticaret hacmiyle tamamlamıştır. Salgın şartlarında ticaret rakamlarımızda ciddi bir düşüş yaşanmaması ekonomik bağlarımızın ne kadar güçlü olduğunu kanıtlamaktadır. İthalat ve ihracat rakamlarının birbirine oldukça yakın düzeyde seyretmesi ticari ilişkilerimizin birbirini tamamlayıcı ve destekleyici mahiyette olduğunu göstermektedir. Halihazırda müzakerelerinde sona yaklaşılan Tercihli Ticaret Anlaşması’nın, mümkün olan en fazla ürünü içerecek şekilde imzalanması, 5 milyar Dolarlık ticaret hacmi hedefine bir an önce ulaşılabilmesi bakımından hayati önemdedir. Bunun ardından temel hedefimiz ülkelerimiz arasında bir Serbest Ticaret Anlaşması akdedilmesi olmalıdır.

Dünyanın hızlı bir değişimden geçtiği 21. yüzyılda, küresel denklemde doğru ve süratli kararlar alabilen, değişim dinamiğine ayak uydurabilen ülkelerin güncel sınamalardan başarıyla çıkabileceği görülmektedir. Türkiye ve Özbekistan’ı esasen bu bağlamda 21. yüzyılın en şanslı ülkeleri arasında görmek gerekir. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Mirziyayev gibi çağının iki vizyoner liderine sahip olan ülkelerimiz, 21. yüzyılın küresel sınamalarına karşı insan odaklı reformcu yaklaşımlarıyla her alanda özgün çözümler üretebilmektedir. Kardeş Özbekistan bu sayede bölgesinde ve ötesinde bir cazibe merkezi olarak öne çıkmaktadır. Çağın ihtiyaçları doğrultusunda böylesine köklü bir değişimi yakın geçmişte başarıyla gerçekleştiren Türkiye bu süreçte edindiği birikim ve tecrübelerini kardeş Özbekistan’ın müreffeh geleceği için paylaşmaya her zaman hazırdır.

Özbekistan’ın başarıyla uyguladığı reform gündemi dış politika alanında da kendisini göstermekte, yepyeni diplomatik girişimler Özbekistan tarafından uluslararası kamuoyunun gündemine getirilmektedir. Ülkemizin, merkezine “insanımızın girişimci ruhu” ile “vicdani değerler” kavramlarını koymak suretiyle bir ilkeler manzumesi olarak tasarladığı “Girişimci ve İnsani Dış Politika” yaklaşımına benzer şekilde Özbekistan da insan odaklı dış politika öncelikleriyle uluslararası ilişkiler alanında özgün yönelimleri gündeme taşımaktadır. Cumhurbaşkanı Mirziyayev’in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 72. Oturumunda dünyaya duyurduğu vizyoner hedeflerin büyük bir kısmına, değerli mevkidaşım Sayın Kamilov’un öncülüğünde Özbekistan Hariciyesi tarafından ulaşılmış olması bizleri mutlu etmektedir. Cumhurbaşkanı Sayın Mirziyayev’in tarihte ilk kez Özbekçe hitapta bulunulan BM Genel Kurulu’nun 75. Oturumunda dünya kamuoyuyla paylaştığı yeni girişimlerin başarıya ulaşması için de Türkiye olarak stratejik ortağımız Özbekistan’la beraber çalışmak istemekteyiz.

Özbekistan’ın 2019 yılı içerisinde Türk Keneşi’ne (Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi) üye olması tarihi bir adım olmuştur. Türk dili konuşan ülkeler arasında 30 yıldır ikili düzeyde gelişen işbirlikleri, Türk Keneşi ile çok taraflı ve kurumsal bir boyut kazanmaktadır. Bu yıl doğumunun 580. yıldönümünü idrak ettiğimiz Türk Dilinin Kutup Yıldızı büyük alim ve devlet adamı Alişir Nevai Hazretlerinin “Turk nazimda chu men tortib alam, Ayladim ul mamlakatni yakqalam” (Türk şiirinde bayrak açtım, Türk memleketlerini bir kalem etrafında topladım) dizelerini tarihe nakşetmesinden neredeyse altı asır sonra, ülkelerimiz Türk dili ortak paydasında Türk Konseyi’nde bir araya gelerek, komşu coğrafyaların refah ve istikrarına da katkı sağlayacak barış dolu bir gelecek ülküsünü hayata geçirme yoluna girmişlerdir.

Tarihsel olarak dünyanın en kadim ticaret güzergahı olan İpek Yolu’nun mirasçısı konumundaki Özbekistan Orta Asya’da “bağlantısallık” gündemine güçlü bir şekilde sahip çıkarak ticaretten yatırımlara, küresel değer zincirinden lojistiğe kadar pek çok alanda yeni fırsatlar sunmaktadır. Son yıllarda özellikle ulaştırma altyapısı bakımından devasa projeleri hayata geçirmiş olan Türkiye, kıtaları buluşturan özel konumuyla, Özbekistan’ın “bağlantısallık” gündemi çerçevesinde de en önemli ortakları arasında yer almaktadır. Önümüzdeki süreçte bu konuda hayata geçireceği bölgesel ve küresel girişimlerde Özbekistan ile birlikte çalışmak arzusundayız.

Stratejik ortağımız olan kardeş Özbekistan’ın Orta Asya’nın kalbinde, bölgedeki diğer kardeş ülkelerle kararlı bir işbirliği gündemi etrafında ilişkilerini geliştirirken, barış, istikrar ve refah havzası olarak her gün daha fazla güçlenmesi ve gelişmesi bizleri mutlu etmektedir. Türkiye’nin “Asya Yüzyılı”nda kadim Kıtayla ilişkilerini “Yeniden Asya” sloganıyla ve daha nitelikli bir yaklaşımla ele aldığı bu dönemde, kardeş Özbekistan’la ilişkilerimizin her alanda derinleştirilmesini, bir tercihten ziyade aramızdaki özel bağların ve tarihin omuzlarımıza yüklediği bir sorumluluk olarak görmekteyiz. Atayurdumuz Özbekistan’a gerçekleştirdiğim kapsamlı ziyaretin temelinde de bu değerlendirme yatmaktadır. Gönül coğrafyamızın incilerinden Semerkant’ta Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosluğu’nu resmen açmış olmam ise bu ziyareti benim için çok daha anlamlı hale getirmiştir.

Kardeş Özbekistan’la geleceğimizi birlikte inşa etme gayretimizin tüm insanlığa esenlik getireceğine inanıyoruz. Bu kutlu yolu birlikte kateden iki kardeş ülke olarak Türkiye ve Özbekistan arasındaki işbirliğinin hayati ve stratejik önemde olduğu aşikardır. Enerjiden tarıma, sanayiden kültüre, gençlikten çevreye pek çok başlıkta, siyasi, iktisadi, askeri ve içtimai boyutlarıyla, ortak çıkar ve karşılıklı saygı ilkeleri çerçevesinde derinleşen işbirliğimizin aynı ivmeyle gelişmeye devam etmesi temennisiyle, misafirperverliğine ve kalenderliğine bir kez daha yakından şahit olduğum kardeş Özbek halkını saygı ve muhabbetle selamlıyorum.