#

Bakanlığı Takip Edin:

Sayın Bakanımızın Daily Sabah gazetesinde yayımlanan “Yeni Nesil Bir Terör Örgütüyle Karşı Karşıyayız” başlıklı makalesi, 16 Temmuz 2020

Sayın Bakanımızın Daily Sabah gazetesinde yayımlanan “Yeni Nesil Bir Terör Örgütüyle Karşı Karşıyayız” başlıklı makalesi, 16 Temmuz 2020

Pandemi küresel öncelikleri sarsmış olsa da bazı gündem maddeleri yerini koruyor. Demokrasiyi korumak ve terörle mücadele bunlardan biri. Demokrasileri ve hukuk düzenlerini hedef alan terör örgütleri dönüşüyor, faaliyetlerini farklılaştırıyor.

Türkiye, geçtiğimiz yıllarda aslında bu bağlamda varoluşsal bir tehdide göğüs gerdi. Fethullahçı Terör Örgütü’nden (FETÖ) bahsediyoruz.

21. yüzyılın koşullarına uyum sağlamış post-modern bir terör şebekesinin yarattığı yanılsama çok etkili olabiliyor. Yeni nesil terör örgütü FETÖ Türkiye’de devlet, ekonomi, sivil toplumun kendi tabirleriyle “kılcal damarlarına” kadar nüfuz etti. Elebaşı Fethullah Gülen, oluşumu bir ‘hizmet hareketi’ olarak takdim edilecek ve tedricen ordudan yargıya, iş dünyasından medyaya bir ülkenin tüm kurumlarına sızacak şekilde örgütledi ve yönetti.

Sonuçta ortaya ezoterik kült bir yapıya sahip, üyeleri kendisini “Kainat İmamı” ilan eden örgüt liderine hiçbir şekilde sorgulama yapmaksızın bağlı olan, kimliklerini her düzeyde ve mutlak şekilde gizleyen, dünya sathında okullar, yardım odaklı STK’lar dahil paravanların ardına saklanmış yaygın ve örgün bir yapı geliştirdiler. Karşılarına çıkan herkesi gizlice dinlediler, fişlediler, şantaj uyguladılar, kendi savcı ve yargıçları aracılığıyla hapsettirdiler ve pek çok defa da öldürdüler. Böylelikle amaçları için her aracı kullanmayı meşru gören bir yapı ortaya çıktı.

İronik biçimde, bu tehlikeli örgütün en önemli aracı, kontrolündeki eğitim kurumları oldu. Örgüt çıkarları doğrultusunda eğitilen çocuklar ve gençler ilerideki hedefler için endoktrine edildi. Karşılarına çıkabilecek onlarca sivili, yargıcı, asker ve güvenlik görevlisini hapislere atarak bertaraf ettiler.

Bunun için silahlı kuvvetler ve adalet kurumları başta olmak üzere devletin stratejik önemdeki tüm kurumlarına örgüte mutlak sadakat duyan şahıslar sinsice yerleştirildi. Bu amaçla sınav yolsuzlukları dahil her yola başvuruldu. Finansman için paravan şirketler, sahtecilik, zorla para toplama faaliyetleri kullanıldı. Bunlara karşı çıkan işadamlarına yönelik her tür baskı uygulandı.

FETÖ, gizli faaliyetlerinin deşifre olduğunu fark ettiğinde en kanlı adımını attı. 15 Temmuz 2016 gecesi örgüt bir darbe girişiminde bulundu. Demokrasimizin beşiği parlamentomuz, sanki bir saldırı savaşındaymışçasına NATO’nun ikinci büyük ordusundan çalınan savaş uçaklarıyla bombalandı. Sivillere ateş açmaktan, Cumhurbaşkanına suikast girişiminde bulunmaktan, istihbarat, polis ve jandarma birimleri, uydu yayın merkezi, haberleşme ağlarına saldırıda bulunmaktan çekinmediler.

251 can kaybı, 2700’e yakın yaralanmayla sonuçlanan o tarihi gecede amaç, Türkiye’de demokratik, laik, sosyal hukuk devleti temelli anayasal düzeni zorla değiştirmek ve demokrasiyi sona erdirmekti. Bunun başarılamaması, sadece ve sadece demokrasiye inanan Türk halkının ve Türk devletinin zaferidir. Tankları durduran bir milletin demokrasiye bağlılığı tüm dünyaya örnektir.

Entegrasyon ve diyalog kavramlarının arkasına saklanarak örgütün “Avrupa İslam değerlerini temsil ettiği” gibi bir algı oluşturulmaya çalışıldığını görüyoruz. Keza, FETÖ üyelerinin bu terör örgütünü “siyasi bir mücadelenin insan hakları ihlallerine maruz kalan tarafı” olarak gösterme çabası var. Ama gerçek bu mu?

Dostlarımızdan beklentilerimiz açık: Bu olgulara önyargısız ve serinkanlı bir bakış açısıyla yaklaşın ve FETÖ için bir çalışma alanı sağlamayın. Çok sayıda örgüt üyesi gerçek dışı beyanlarla iltica başvurularında bulunarak liberal hukuk sisteminizi istismar etti. Artık bu duruma bir son verilmeli. FETÖ terör örgütüne karşı somut adımlar atılmalı.

FETÖ’ye karşı mücadelede zafiyet, farklı bahanelerle yıkım peşinde olan tüm terör örgütlerini cesaretlendirecektir. Bu mücadelede uluslararası toplumun desteği ülkelerimizin bu terör örgütünden kaynaklanan tehditlere karşı güvenliği ve ortak demokratik değerlerimiz bakımından hayati önemde.

Son söz olarak: Bu tehdidi ciddiye alın ve çok geç olmadan harekete geçin.