Değerli Kosovalı kardeşlerim,
Türkiye’ye hoşgeldiniz. Öncelikle, sizleri burada görmekten duyduğum memnuniyeti belirtmek isterim.
TÜSSİDE’nin geçtiğimiz aylarda başlattığı Liderlik Okulu projesinin ilk misafirleri Bosna-Hersek’ten gelmiş ve Bosnalı kardeşlerimizi de sizler gibi Bakanlığımızda ağırlamıştık. Proje kapsamındaki ikinci programın misafirlerinin yine bir Balkan ülkesinden, Kosova’dan olması, Prizren kökenli biri olarak beni gerçekten mutlu ediyor.
Balkanlar birçok açıdan ülkemiz için önem taşıyor. Balkanlar’da kalıcı barışın ve istikrarın sürdürülmesi ülkemiz bakımından bir dış politika önceliğidir. Bölge, jeostratejik konumu, ortak tarihi mirasımız ve bölge halklarıyla yakın insani ve kültürel bağlarımız dolayısıyla da bizim açımızdan her zaman öncelik arzediyor.
Balkan ülkeleri arasındaki ikili işbirliğinin yanı sıra, çok taraflı işbirliğinin oynadığı role de özel önem atfediyoruz. Son dönemde bilhassa Bosna-Hersek ve Kosova bağlamında yaşanan gelişmelerin de etkisiyle bölgeye yönelik ilgimizi ve enerjimizi daha da yoğunlaştırmış bulunuyoruz. Bu çerçevede dinamik ve pro-aktif bir dış politika izliyoruz.
Bölge ülkeleriyle ilişkilerimizi ikili ve bölgesel bir perspektifle değerlendiriyoruz. Bu ülkelerin her biriyle iyi komşuluk ilişkileri sürdürürken, ortak hedefimizi teşkil eden Avrupa ve Avrupa-Atlantik bütünleşmesi doğrultusunda da bölgesel dayanışma ve işbirliğini derinleştirmeyi hedefliyoruz.
Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği Süreci ve Bölgesel İşbirliği Konseyi’nin yanısıra, Bosna-Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan’la oluşturduğumuz üçlü işbirliği mekanizmaları vasıtasıyla da bölgede normalleşme ve iyi komşuluk ilişkilerini teşvik etmeye, karşılıklı anlayış, hoşgörü ve işbirliği atmosferi oluşturmaya çalışıyoruz. Bu çerçevede en son Sayın Cumhurbaşkanımız, Sırbistan Cumhurbaşkanı ile Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyelerini Türkiye-Bosna-Hersek-Sırbistan Üçlü Zirvesi vesilesiyle Ankara’da ağırladı.
Ben de 31 Mayıs 20113 tarihinde Ohri’de düzenlenen Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Dışişleri Bakanları Toplantısına katıldım. Kosova Cumhurbaşkanı Sayın Jahjaga’nın (Yahyaga) toplantıya daveti edilip edilmemesi yüzünden yaşanan tartışmalar nedeniyle 1 Haziran’da yapılması gereken Zirve ise iptal edildi.
Bu olay bir kez daha gösterdi ki, Kosova meselesi şu anda bölgemizdeki en hassaslar konulardan birini teşkil ediyor.
Türkiye-Kosova ilişkileri konusunda size birazdan geniş bir brifing verilecek. Ancak ben de Kosova’ya bakışımız hakkında sizinle bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Kosova, bağımsızlığının beşinci yılında temel devlet kurumlarını oluşturmuş ve evrensel standartlarda bir demokrasi ve hukuk sistemi tesis etme yönünde büyük adımlar atmıştır.
Kosova üzerindeki uluslararası gözetimin Eylül 2012’de kaldırılması, Kosova’nın bağımsızlığının ilanından bu yana geçen kısa süre içinde her alanda kaydettiği ilerlemeleri teyit etmiştir.
Belgrad ve Priştine arasındaki diyalog sürecinin mutabakatla sonuçlanmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Tarihi nitelikteki bu anlaşmanın, Sırbistan-Kosova ilişkilerinin yanısıra özelde Balkanlar, genelde dünya barış ve istikrarına önemli katkıda bulunacağına, ayrıca iki ülkenin de Avrupa yönelimini kuvvetlendireceğine inanıyoruz.
Türkiye olarak Kosova’nın başarılarıyla gurur duyuyoruz. Kosova’nın müreffeh bir gelecek yaratma çabalarını takdir ediyor ve Kosova kurumlarının reform çalışmalarını samimi biçimde destekliyoruz.
Yüzyıllara dayanan tarihi, kültürel ve beşeri birliktelik, bugün Kosova’nın ve kardeş Kosova halkının Türkiye açısından taşıdığı önemde kendini göstermektedir.
Türk halkı, Kosova’nın zor günlerinde kardeş Kosova halkının kederini nasıl paylaştı ise, bağımsızlığın ilan edildiği gün de Kosova halkının duyduğu coşkuyu aynı şekilde yaşamıştır. Bu nedenle Türkiye, Kosova’yı ilk tanıyan ülkeler arasında yer almıştır.
Bağımsızlığın ilanından sonra da Türkiye, her zaman tüm kurumlarıyla Kosova’nın yanında olmuştur. Türkiye, gelecekte de Kosova'ya destek olmaya devam edecektir.
Kosova’nın tanınması yönündeki gayretlerimizi sürdürmekteyiz. Bildiğiniz üzere, Pakistan Türkiye’nin telkinleri üzerine Kosova’yı tanımıştır. Kosova’yı tanıyan ülkelerin sayısı 100’e yaklaşmıştır. Bundan memnuniyet duyuyoruz. En son, ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya ile birlikte, Kosova’yı tanımayan ülkeler nezdinde Kosova’yı tanımalarını teminen ortak girişimde bulunduk. Bu girişimden sonra bazı ülkelerin tutumlarını değiştirebileceğinin sinyallerini aldık.
Kosova 2009 yılında elde ettiği IMF ve Dünya Bankası üyeliklerinin yanında, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’na (IBRD) üye olmuştur. Bu süreçlerde de aktif katkılarımız oldu. Kosova’nın Bölgesel İşbirliği Konseyi’ne yıldız/dipnotlu formülle de olsa “Kosova” adıyla katılmaya hak kazanması da, ileriye yönelik atılan önemli bir adım teşkil etmiştir. Ayrıca, 14 Haziran 2013 tarihinde Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası (AKKB)Yönetim Kurulu’nun Kosova’nın AKKB üyeliğini kabul etmesinde ülkemizin gayretleri etkili olmuştur.
Türkiye ile Kosova arasında her alanda mükemmel seviyede süren ilişkiler, gücünü ortak tarihi ve kültürel geçmişten alan köklü kardeşlik ve dostluk bağlarına dayanmaktadır.
Bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanması bakımından, uluslararası toplumun güvenilir bir ortağı olarak, sağlam adımlarla Avrupa ve Avrupa-Atlantik kurumlarıyla bütünleşme yolunda ilerleyen, istikrarlı bir Kosova’nın varlığı hayati önem taşımaktadır.
Kosova’da Türk toplumunun varlığı ve Türkiye’de de Kosova kökenli pek çok vatandaşımızın bulunması, ilişkilerimizi daha da derinleştirmektedir.
Dost ve kardeş Kosova’daki Türk toplumunun her alanda saygın bir muhatap olarak ülkede kendini kabul ettirmiş olması da bizlere gurur vermektedir.
Türk toplumunun, bağımsızlık sürecinde ve sonrasında yaşanan tüm sıkıntılara rağmen, Kosova kurumlarına her alanda verdiği destek ve katkılar ile Türk toplumunun temsilcilerinin Kosova’nın bağımsızlık ilanından bu yana ülkenin temel kurumlarında önemli görevlerde sürdürdükleri çalışmaları memnuniyetle takip ediyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının sembolü olan İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy’un Kosova’nın İpek şehrinden olması, ortak hafızamızın ve değerlerimizin ne kadar köklü ve benzersiz olduğunun en güzel kanıtıdır.
Kosova’daki ortak tarihi mirasımızın simgeleri olan pek çok eserin de ülkelerimiz arasında dostluk köprüsü olduğuna inanıyor, bu eşsiz eserlerin Kosova'nın tarihi ve kültürel zenginliğini en güzel şekilde yansıttığını da düşünüyorum.
Türkiye ile Kosova arasındaki yakın dostluk ve kardeşlik ilişkilerinin, ortak çabalarımızla gelecek nesillere daha güçlü bir şekilde taşınacağına gönülden inanıyorum.