Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın V. Antalya Diplomasi Forumu’nun Kapanışında Yaptığı Konuşma, 19 Nisan 2026, Antalya Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın V. Antalya Diplomasi Forumu’nun Açılışında Yaptığı Konuşma, 17 Nisan 2026, Antalya Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın 16. Büyükelçiler Konferansı Açılış Hitabı, 15 Aralık 2025, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan Ve Bütçe Komisyonu Hitabı, 18 Kasım 2025, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Dışişleri Bakanlığı Yeni Yerleşkesi Temel Atma Törenindeki Hitabı, 17 Eylül 2025, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın IV. Antalya Diplomasi Forumu’nun Kapanışında Yaptığı Konuşma, 13 Nisan 2025, Antalya Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın IV. Antalya Diplomasi Forumu’nun Açılışında Yaptığı Konuşma, 11 Nisan 2025, Antalya Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın TBMM Genel Kurulu Hitabı, 10 Aralık 2024, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın 15. Büyükelçiler Konferansı Açılış Hitabı, 9 Aralık 2024, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki Hitapları, 21 Kasım 2024, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Arap Ligi 162. Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısında Yaptığı Konuşma, 10 Eylül 2024, Kahire Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın III. Antalya Diplomasi Forumu’nun Açılışında Yaptığı Konuşma, 1 Mart 2024, Antalya Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’ın TBMM Genel Kurulu’na Bilgilendirme Amaçlı Hitapları, 16 Ocak 2024, Ankara Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’ın TBMM Genel Kurulu Bütçe Konuşması, 21 Aralık 2023, Ankara Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’ın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki Hitapları, 20 Kasım 2023, Ankara Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın 14. Büyükelçiler Konferansı Açılışında Yaptığı Konuşma, 7 Ağustos 2023, Ankara
Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın V. Antalya Diplomasi Forumu’nun Açılışında Yaptığı Konuşma, 17 Nisan 2026, Antalya

Sayın Cumhurbaşkanım,

Muhterem Hanımefendi,

Saygıdeğer Devlet ve Hükümet Başkanları,

Kıymetli Bakanlar,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Hepinizi saygıyla selamlıyor, Antalya’ya hoş geldiniz diyorum.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Zat-ı Alinizin öncülüğünde beş yıl önce Antalya Diplomasi Forumu başlatıldığında bir vizyon vardı.

Bu vizyonla;

• Bölgesel sorunlarımıza stratejik perspektifle çözüm üreten,

• Küresel dönüşüme özgün katkı sunan yenilikçi bir platform,

• Aynı zamanda zamanın ruhunu okuyacak bir forum hedeflemiştik.

Bugün memnuniyetle görüyoruz ki, sizin öncülüğünüzde beş yıl sonra Forumumuz, farklı kıtalardan ve siyasi geleneklerden aktörlerin buluştuğu küresel bir markaya dönüşmüştür.

Forumumuzu benzerlerinden ayıran başlıca özelliklerden biri, sahip olduğu bu eşsiz buluşturma gücüdür.

Bu yönüyle bugün diplomasinin nabzı Antalya’da atmaktadır.

Bu yılki temamızı, mevcut uluslararası konjonktürü de dikkate alarak, “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek” olarak belirledik.

Evet, belirsizliklerin yoğunlaştığı bu dönemde asıl soru; geleceği hangi akılla, hangi iradeyle ve ne tür bir vizyonla şekillendireceğimizdir.

Tam da bu amaçla, küresel ve bölgesel meseleler Antalya’da tüm yönleriyle masaya yatırılacak; çözümler ortak akıl ve hikmetle burada şekillenecektir.

Her gün şahit olduğumuz gibi, birbirini tetikleyen, eş zamanlı ve çok boyutlu krizlerle karşı karşıyayız.

Burada sözkonusu olan, yalnızca krizlerin ve jeopolitik sınamaların çoğalması değildir. Asıl mesele, belirsizlik ve krizlerin uluslararası sistemin geçici bir arızası olmaktan çıkıp, bizzat çağımızın baskın karakteri haline gelmesidir.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Geçtiğimiz yıl yine bu kürsüden çok net bir uyarıda bulunmuştunuz:

"Uluslararası sisteme yönelik en büyük tehdit, kuralsızlığın, belirsizliğin ve başına buyrukluğun hâkim olduğu karanlık bir gelecektir" demiş,

• Aklıselime, adalete ve etkin diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu dile getirmiştiniz.

Bölgemizin içinde bulunduğu bu son buhran, maalesef bu tespitlerinizin ne derece haklı ve isabetli olduğunu acı bir şekilde teyit etmiştir.

Geçtiğimiz yıl Forumumuzun gündemine devam eden Gazze soykırımı ve küresel etkileri oturmuştu.

Bu yıl ise, yine bölgemizde küresel etki üreten İran savaşı eklendi.

Uluslararası sistemdeki ağır tahribat ve sürekli artan tırmanma, bölgemizi yakın tarihinin en ciddi sınamalarından biriyle karşı karşıya bırakmıştır.

Bu süreçte insanlık, savaşın kazananı olmayacağını ağır bedellerle bir kez daha tecrübe etmiştir.

Şüphesiz bu savaştan, başta bölge ülkeleri olmak üzere, herkesin çıkaracağı tarihi dersler bulunmaktadır.

Ancak böylesi dönemlerde ilk ve acil görev, ateşi söndürmektir.

Sağlanan ateşkesin sahada tam olarak uygulanması ve sürecin kalıcı bir barışa tahvil edilmesi samimi temennimizdir.

Burada başta Sayın Pakistan Başbakanı olmak üzere emeği geçen tüm kardeşlerimize en içten teşekkürlerimizi de iletmek istiyorum.

Fakat sağlanan bu sükûnet ortamı, sorunun asıl kaynağını gözden kaçırmamalıdır.

Özellikle son üç yılda Gazze’deki soykırımla başlayan, ardından Lübnan ve Suriye’ye sıçrayan İsrail yayılmacılığı, küresel güvenliği doğrudan tehdit eder hale gelmiştir.

Eğer bölgemizde ve ötesinde kalıcı bir barış arzu ediliyorsa, tüm dünyaya istikrarsızlık ihraç eden bu yayılmacılığa acilen uluslararası toplumun 'dur' demesi gerekmektedir.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Bugün, uluslararası toplum, savaşın durdurulması için nadir görülen bir anlayış birliği sergilemektedir.

Böylesine kıymetli bir zeminin, diyalog ve diplomasi lehine değerlendirilmesi için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz.

Esasen Antalya Diplomasi Forumu’nun özünde de bu yaklaşım bulunmaktadır: Diplomasiyi yeniden işler hale getirmek.

Bizim anlayışımıza göre diplomasi;

Yangını daha fazla yayılmadan durdurma iradesidir.

Kopmuş bağları sabırla onarma kabiliyetidir.

Düşmanlıkları kader olmaktan çıkarma cesaretidir.

Ortak geleceğe dair asgari zemini koruma ve büyütme sanatıdır.

Yani diplomasi, yarını tasarlamaktır.

Peki "Yarını Tasarlama" vizyonumuzu nasıl bir mimari üzerine inşa edeceğiz?

Türkiye olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde, bu vizyonun iki ana taşıyıcı sütun üzerinde yükselmesi gerektiğine inanıyoruz.

Birinci ayak, küresel düzeyde kurumsal reformdur.

Uluslararası yönetişim sisteminin acilen daha kapsayıcı, şeffaf ve hesap verebilir hale getirilmesi şarttır.

Temsil kabiliyeti zayıf ve meşruiyeti aşınmış yapılarla krizleri yönetmenin mümkün olmadığı artık daha da açık hale gelmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Adalet eksenli vizyonunuzla, uluslararası karar alma mekanizmalarındaki tıkanmayı ve temsildeki adaletsizliği yıllar evvel teşhis etmiştiniz.

Küresel vicdanı yaralayan çifte standartlara defaatle dikkat çektiniz.

Daha adil bir dünya çağrınızla, uluslararası sistemin izlemesi gereken istikameti tekrar tekrar ortaya koydunuz.

Bugün görüyoruz ki, birçok ülke, krizler nihayet kendi kapılarına dayandığında sizin işaret ettiğiniz noktaya geliyorlar.

İnsanlık, ödediği ağır bedellerin ardından şu hakikati yeniden hatırlamaktadır:

Adil olmayan bir uluslararası sistem, krizleri çözemez; onları sadece erteler, derinleştirir ve daha da yıkıcı hale getirir.

Uluslararası toplumun önünde artık ertelenemez bir ‘‘vicdani muhasebe’’ bulunmaktadır.

Küresel düzeyde atmamız gereken ortak adımlar, almamız gereken tutumlar var.

Barış süreçleri, düzen bozucu aktörlerin insafına bırakılmamalıdır.

Uluslararası toplum tarafından güçlü bir iradeyle sahiplenilmeli, süreçlerin sabote edilmesine müsaade edilmemelidir.

Küresel ekonomik refah paylaşımının adil hale getirilmesi elzemdir.

Aynı şekilde yapay zekâ, kısıtlı sayıda aktörün elinde yeni eşitsizlikler üreten yeni bir tahakküm aracına dönüşmemelidir.

İnsanlık bu teknolojik imkândan birlikte faydalanmalı, hiç kimse, hiçbir coğrafya asla geride bırakılmamalıdır.

Tüm bunlara ek olarak, geleceğimize yönelik sınamalarla da eş zamanlı mücadele etmek zorundayız.

İklim değişikliği ve kuraklık, insan hayatının her noktasına dokunan, varoluşsal bir sorun halini almıştır.

Şurası bir gerçek ki, eğer insanlık bugün paylaşımın, sorumluluğun ve faydanın müşterek zeminini kuramazsa; on yıl sonra ihtilaflar, bugünkünden çok daha kontrol edilemez ve çok daha yıkıcı olacaktır.

Değerli Misafirler,

Küresel düzeydeki reform ihtiyacı kadar hayati olan ikinci ayak, bölgemizde barış ve refahı kalıcı biçimde mümkün kılacak stratejik adımlardır.

Bugün Antalya’yı merkeze alan geniş bir jeopolitik okuma yaptığımızda; karşımıza birbiriyle bağlantılı, çok katmanlı kriz dinamikleri çıkmaktadır.

Coğrafyamız, maalesef eşzamanlı krizlerin baskısı altındadır.

Kuzeyimizde; beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa güvenlik mimarisini ve küresel jeopolitik dengeleri derinden sarsan yapısal bir sınamaya dönüşmüştür.

Güneydoğumuzda ise, İsrail’in pervasız saldırganlığı Gazze sınırlarını çoktan aşmıştır.

Suriye’ye, Lübnan’a ve son olarak İran’a uzanan bu tırmanma hattı, bölgemizi geniş bir çatışma girdabına sürüklemiştir.

Daha güneyde, Afrika Boynuzu’nda hassasiyetle takip ettiğimiz gelişmeler, bir diğer endişe kaynağı olmuştur.

Sudan’da devam eden iç çatışmaların yol açtığı yıkım ile bölge ülkeleri arasındaki ihtilaflar, muazzam bir kalkınma potansiyeli taşıyan bu stratejik coğrafyayı güvenlik tehditleriyle baş başa bırakmaktadır.

Bu kriz haritasının neredeyse tamamında, sahadaki tüm taraflarla aynı anda ve güven temelinde konuşabilen, arabuluculuk rolü üstlenebilen ender ülkelerden biri Türkiye'dir.

Burada mesele, teknik anlamda arabuluculuk rolü üstlenmemizden çok ötedir.

Bölgemizin karşı karşıya olduğu sınamaları yüreğimizde hissediyor; her krizin yükünü, acısını ve doğuracağı sonuçları derinden kavrıyoruz.

Bu anlayışla, bugüne kadar bölgemizin selameti için daima elimizi taşın altına koyduk, koymaya da devam edeceğiz.

Bu yolda, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve çizdiği dış politika vizyonu, istikametimizi belirlemeye devam edecektir.

Değerli Misafirler,

Artık bölgemizin savaşlara, işgallere, teröre ve iç savaşlara tahammülü kalmamıştır.

Bizler, bölge ülkeleri olarak, bölgesel barış ve istikrarı güçlü bir "bölgesel sahiplenme" vizyonuyla hayata geçirmek zorundayız.

Bu vizyonumuzu, ana hatlarıyla;

• Ortak çıkar alanlarında daimî ve sonuç odaklı bir diyalogla,

• Bölge ülkelerinin bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygıyla,

• Etnik, kültürel ve mezhepsel çeşitliliğin birleştirici bir unsur olarak görülmesiyle,

• Bölgesel aktörlerin savunma kapasitelerinin birbirine karşı değil, birbirlerinin güvenliği için biraraya getirilmesiyle,

• Bölgemizde devlet dışı silahlı aktörlerin kullanılması arayışlarından bütünüyle vazgeçilmesiyle,

• Bölgemizdeki neredeyse tüm sorunların temel kaynağı olan Filistin meselesinde iki devletli çözüm yönündeki meşru beklentiyi karşılayarak hayata geçirebiliriz.

Bu bölgesel mimari, uzun vadeli barış ve refahın sürdürülebilmesi için gerekli kurumsal kapasiteyi de temin edecektir.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Değerli Misafirler,

Tarih bize defalarca göstermiştir ki; kalıcı barış ve istikrar, krizlerin en derinleştiği anlarda atılan cesur adımlarla ortaya çıkıyor.

Buna yürekten inanıyoruz.

Bu minvalde, ortak akla dayanan çözümleri bugünden kurguluyor ve hayata geçirmek için adımlar atıyoruz.

Beşinci Antalya Diplomasi Forumu, işte bu arayışın en anlamlı zeminlerinden birini teşkil etmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle, Forumumuzun hem bölgemiz hem de tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Himayeleri ve eşsiz desteklerinden dolayı Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Muhterem Hanımefendi’ye şükranlarımızı arz ediyorum.

Forumumuzu teşrif eden siz kıymetli misafirlerimize şahsım ve Bakanlığım adına teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.