#

Uzak Doğu Bölgesi ile Ekonomik İlişkilerimize Genel Bir Bakış

Uzak Doğu Bölgesi ile Ekonomik İlişkilerimize Genel Bir Bakış

Serdar CENGİZ (*)


Uluslararası Para Fonu’nun verilerine göre, 6,2 milyarı bulan dünya nüfusunun 3,5 milyarı  Uzak Doğu bölgesinde yaşamaktadır. Aynı verilere göre, Uzak Doğu bölgesi dünya ticaretindeki artışın da %50'sine sahiptir.Nitekim, Uzak Doğu Bölgesi günümüzde ABD ve AB ile birlikte dünyanın üç büyük ekonomik ve ticari merkezinden biridir.

Asya/Asya Pasifik bölgesi ekonomilerinin ise yılda ortalama, %5-6’ya varan bir gelişme hızıyla büyümeleri öngörülmektedir. Bu oran, ABD, AB ve Japonya ortalamalarının çok üzerindedir. Bu süreç, Asya/Asya Pasifik bölgesini 21. yüzyılın ilk çeyreğinde küresel düzeyde güç dengelerinin odağı konumuna taşıyacaktır. Dünya nüfusunun %55’ini barındıran  Asya, küresel düzeyde, GSMH’nın %44’ünü üretecek, dünya ticaretinin %25’i Asya ülkeleri ile yapılacaktır.

ABD ve AB ülkeleri başta olmak üzere sanayileşmiş ülkelerin bu bölgeye olan ilgilerinin ve dolayısıyla ekonomik ve ticari ilişkilerinin hızla geliştiği ve hatta bu ülkelerle Serbest Ticaret Anlaşmaları yapılmasının sözkonusu olduğu bir dönemde, AB ile Gümrük Birliği Anlaşmasını imzalamış olan Türkiye'nin bu sürecin dışında kalması ve Uzak Doğu ülkelerinin sunduğu imkanlardan pay almaya çalışmaması düşünülemez.

Ülkemizin bölgedeki imajı konusunda ise aşağıdaki tesbitlerde bulunmanın mümkün olduğu düşünülmektedir:

Asya ülkeleri Türkiye ile olan tarihi-kültürel ilişkileri, dini ve etnik bağları veya ekonomik menfaatleri ışığında ülkemizi değişik biçimlerde algılamaktadır. Alt Kıta ve Asya’nın müslüman ülkelerinde Türkiye, kolonyalizme karşı bağımsızlık mücadelelerinin ilk muzaffer bayraktarı ve İslam Dünyası’nda da çağdaşlaşmanın öncüsü, örnek bir ülke olarak saygıyla anılırken, Soğuk Savaş döneminde Komünist-sosyalist blok içinde yer almış ülkelerde, doktrinleşmiş eğitimin etkisiyle Türkiye için “Batı’nın sadık müttefiki” imajı, birinci kanıya nazaran, daha geniş yer tutmaktadır.

Son yıllarda ekonomimizin kazandığı dinamizm ve dünyaya açılmaya başlaması ile birlikte Asya ülkelerinin Türkiye ile işbirliği alanları ve imkanları araştırdığı da gözlenmektedir. Türkiye, Orta Doğu - Orta Asya ve Avrupa eksenlerinde önemli bir köprü başı olarak görülmeye başlanmıştır.

Genellikle olumlu olan bu imaja, Türkiye’ye gösterilmeye başlayan ilgiye, beklentilere ve çeşitli alanlardaki işbirliği perspektifleri ve büyük gelişme potansiyeline rağmen, bugüne kadar Türkiye’nin Asya /Asya Pasifik bölgesi ile ticari ve ekonomik ilişkileri arzu edilen gelişme düzeyine ulaşamamıştır. Bunun en önemli nedenlerinden biri kuşkusuz bölgenin uzaklığı nedeniyle dikkat ve etki alanımız dışında kalmış oluşudur. Ancak, Kafkasya ve Orta Asya Cumhuriyetleri ile hızla gelişen ilişkilerimiz Türkiye’ye ve iş çevrelerimize uzak Asya’nın kapılarını açarken, diğer taraftan AB ve Orta Doğu ülkeleri ile ilişkilerde zaman zaman yaşanan bazı tıkanıklıklar, başka coğrafyalarda  etkinlikler aramaya ve mevcut ilişkilerimizi derinleştirmeye de sevk etmiştir.

Türkiye, Asya gerçeğinin ve 21.yy için Asya ekonomilerinin vaad ettiği imkanların ve fırsatların farkına varmıştır. Mesele, Türkiye’nin Asya’ya açılımını iyi hazırlanmış, çeşitli bölgelerin ve ülkelerin özelliklerine göre tasarlanmış birbirleriyle uyumlu ticaret, sanayi işbirliği, kültür ve tanıtım politikaları çerçevesinde ve zaman içinde devamlılık arzedecek bir biçimde uygulamaya aksettirmek ve coğrafyasının da kanıtladığı gibi Türkiye’nin ve Türk milletinin Asya değer ve geleneklerine de bağlı olduğunu Asya’lı ortaklarına anlatabilmektir.

Asya’ya yönelik politikalarımız ve uygulamalarımızda dikkate alınması gereken hususlar olarak akla gelenler aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

1- ASYA ÜLKELERİNİN ARALARINDAKİ İHTİLAFLAR VE SORUNLAR İLE YAKINEN İLGİLENMEK :

Asya/Asya Pasifik bölgesi çok değişik güç ve etkinlikte 35 bağımsız ülkeden oluşan bir coğrafyadır. Bölge ülkelerinin aralarındaki sorunlar, ilk planda uzaklık ve etki itibariyle Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmez görülse de, yakınen takip ve tahlil edilmeli ve özellikle Türkiye’nin sorunları ile ilgili BM veya diğer uluslararası kuruluşlardaki müzakereler ve oylamalarda, Asya sorunları ile ilgili bu birikimimiz ve değerlendirmelerimizden Türkiye’nin tutumu ve yaklaşımları belirlenmek suretiyle giderek artan bir şekilde yararlanmaya çalışılmalıdır.

2- ORTA ASYA CUMHURİYETLERİ (OAC) VE KAFKASYA İLE İLİŞKİLERİMİZİ KONSOLİDE ETMEK-GELİŞTİRMEK :

Her şeyden önce Asya’ya yönelik politikalarımız ve uygulamalarımız Kafkasya ve Orta Asya Cumhuriyetleri ile ilişkilerimizin gelişimini tehdit edici unsurlar taşımamalıdır.

Asya’ya müteveccih politikalarımız,  OAC ile bağlantılı olduğu ölçüde bu ülkelerle mevcut kültürel, siyasal, ticari ve ekonomik bağlarımızı konsolide edici ve güçlendirici bir şekilde ve özellikle OAC’ne mücavir ülkelerle geliştirilecek yapıcı ilişkilerle desteklenmeli ve takviye edilmelidir.

3- ASYA’YA YÖNELİK BİR SANAYİ İŞBİRLİĞİ STRATEJİSİ HAZIRLAMAK :

Bu düşünce, Asya’ya dönük yatırım ve sanayi işbirliği politikalarımızda, işbirliği sektörleri ve hedef alınacak ülkeler açısından daha selektif davranılması gereğini de ortaya koymaktadır. Ülkeler sözkonusu olduğunda bir yandan OAC’den hemen sonra Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC), diğer taraftan Alt Kıta ülkeleri (Bangladeş, Hindistan ve Pakistan) hedef ülkeler olarak belirmekte, sektörlerde ise tekstil, dokuma, konfeksiyon, gıda sanayi, elektrikli veya elektronik ev eşyası ve beyaz eşya sanayi gibi alanlar öne çıkmaktadır.
 
Tabiatiyle buna mahalli imkanlara göre cam, çimento, demir çelik, şeker sanayi gibi ana mallar üreten sanayileri, telekominikasyon sektörünü ve müteahhitlik hizmetleri sektörünü de eklemek mümkündür. Bu ülkelerle doğrudan veya ortaklıklar yoluyla yapılacak yatırımlar ve üretim, Asya pazarlarına daha kolaylıkla girişimizi sağlayacaktır.

4- AVRUPA BİRLİĞİ’NE KARŞI YÜKÜMLÜLÜKLERİMİZİ AÇIKLIKLA ANLATMAK :

Asya ekonomilerinin Avrupa, Orta Doğu ve OAC pazarlarına açılışında Türkiye’nin bir kapı, bir köprü oluşturduğu yönünde, ancak, DTÖ kuralları ve Gümrük Birliği (GB) yükümlülüklerimiz açısından zihinlerde tereddütler uyandıran önerilerimiz hükümetler düzeyindeki muhataplarımıza ve Asya’lı iş çevrelerine açıklıkla anlatılmalıdır.Bu maksatla GB’nden kaynaklanan yükümlülüklerimiz, DTÖ menşe kuralları, yabancı sermaye ve yatırım teşvikleri rejimlerimiz, serbest ticaret bölgelerimizin statüleri ve gerekli görülebilecek sair hususları kapsayan yayınlar, bilgiler ilgili iş çevrelerinin dikkatlerine getirilmelidir.

5- ASYA’YA YÖNELİK İHRACATIMIZI VE ASYA ÜLKELERİNİN TÜRKİYE’DEKİ YATIRIMLARINI TEŞVİK ETMEK :

Son yıllarda Asya ülkeleri, nüfusları ve ekonomik potansiyelleri ile ticari ilişkilerimiz ve özellikle ihracatımız bakımından elverişli pazarlar olma perspektifleri verirken, gelişmeler, büyüyen sanayimizin ihtiyaçları dikkate alındığında aksi yönde vuku bulmuş ve başta ÇHC, Japonya, Güney Kore ve Hindistan olmak üzere Asya ülkeleri ile ticaretimiz önemli ölçüde açık verir olmuştur. Bu açığı kapatmak ve ticaretimizi dengelemek için bir yandan Asya ülkelerine ihracatımızı geliştirme yönünde çaba gösterilirken, diğer taraftan Asya ülkelerinden Türkiye’ye yönelik yatırımların teşvik edilmesi gerekmektedir.

Tabiatıyla her iki yönde sarfedilecek gayretler, yeterli düzeyde kurumsal, organizasyonel, lojistik ve mali destek sağlanmasını, ayrıca, tanıtım ve kültür faaliyetlerinin ticari diplomasi ile uyumlu ve eşzamanlı olarak geliştirilmesini ve bütün bu işlevlerin bölgeye yönelik kapsamlı ve devamlılık arzeden programlar çerçevesinde yapılmasını gerekli kılmaktadır.

İkili ekonomik ve ticari ilişkilerin hukuki altyapısını oluşturan temel anlaşmalar konusunda karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır: Avustralya, Bangladeş, ÇHC, Endonezya, Güney Kore, Hindistan, Japonya, Malezya, Pakistan, Singapur ve Tayland ile Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması; Bangladeş, ÇHC, Endonezya, Filipinler, Güney Kore, Hindistan, Japonya, Malezya ve Pakistan ile Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması; Avustralya, Bangladeş, ÇHC, Endonezya, Filipinler, Güney Kore, Hindistan, Japonya, Kamboçya, Malezya, Pakistan, Sri Lanka Tayland ve Vietnam ile Ticaret Anlaşmaları imzalanmıştır.

Bölge ülkeleri ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesini teminen, Avustralya,    Bangladeş, ÇHC, Endonezya, Filipinler, Güney Kore, Hindistan, Malezya, Pakistan, Sri Lanka, Tayland, Vietnam ve Yeni Zelanda ile Karma Ekonomik Komisyon (KEK) mekanizması kurulmuştur.

Öte yandan, Japonya, ÇHC, Güney Kore, Hindistan, Malezya, Endonezya, Filipinler ve
Pakistan ile İş Konseyleri mevcut olup, Avustralya ile de  İş Konseyi kurulması   
öngörülmektedir.

Dolayısıyla, bölge ülkeleri ile ekonomik ve ticari ilişkilerin hukukî zemininin büyük ölçüde hazırlanmış olduğu söylenebilir.

6- VERİ TABANI OLUŞTURMAK, TİCARİ VE KÜLTÜREL TANITIM MALZEMELERİ HAZIRLAMAK, İŞ ORTAMI ETÜDLERİ YAPMAK :

Öncelikle bölgeye olan ihracatımızın teşvik edilmesi için hedef ülkeler hakkında ekonomik ve ticari veri tabanları oluşturulması, ihraç ürünlerimiz, üreticilerimiz ve ihracatçı kuruluşlarımızla ilgili, gerekiyorsa hedef ülkenin standartlarına ve tercihlerine de uygun ürün kataloglarının hazırlanması ve mevcut yayınların  biran evvel ve yeterli miktarlarda Büyükelçiliklerimize gönderilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, ticaret ve sanayi odaları arasında işbirliğinin tesisi, ortak ticaret odalarının kurulması, iş konseyi toplantılarının periyodik olarak yapılması ve öncelikle hedef ülkelerdeki iş ortamı hakkında ( makro ekonomi, dış ticaret, yatırım teşvikleri, işbirliği yapılacak sektörler, piyasalar, risk unsurları gibi) TOBB, TUSİAD ve DEİK gibi kuruluşların incelemeler yapması yararlı olacaktır. Bu konuda Hazine Müsteşarlığımız, Dış Ticaret Müsteşarlığımız, TÜSİAD, TOBB ve DEİK’in iştirakiyle bir koordinasyon toplantısı düzenlenmeli ve veri tabanı oluşturulması dahil ülkeler bazında yapılması önerilen araştırma konuları, alanları tespit edilmelidir.

7-  BAZI ÜLKELER İÇİN KALKINMA PROJELERİ GELİŞTİRMEK :

Kalkınma sürecindeki ülkelere yönelik olarak mütevazi de olsa özellikle KOBİ’ler düzeyinde bazı kalkınma projeleri geliştirilmesi ve bu projelerde eğitim-üretim-istihdam-ihracat dizesi ilişkilerinin gözetilmesi yararlı olacaktır.


8-MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİNİN BÖLGEYE GİRİŞİNİ TEŞVİK ETMEK:

Müteahhitlik hizmetleri açısından Asya ülkelerinin altyapı yatırım programlarının yakinen takibi gereklidir. Asya Kalkınma Bankası, İslam Kalkınma Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ve diğer uluslararası kuruluşların finansman programlarına giren projelerin Büyükelçiliklerimiz tarafından mümkün olduğu ölçüde, daha projelendirme aşamasında bu kaynaklardan takip edilmesi Türkiye’nin ilgisini göstermek ve gerekli bağlantıları zamanında kurmak bakımından yararlı olacaktır. Ayrıca, Batılı ve Asya’lı müteahhitlik şirketleri ile Asya ülkelerinde işbirliği imkanlarının araştırılması da önem taşımaktadır.

* Daire Başkanı, Genel ve İkili Ekonomik İşler Genel Müdür Yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığı