#

Dünya Ticaret Örgütü Doha Bakanlar Toplantısı ve Sonrası

Dünya Ticaret Örgütü Doha Bakanlar Toplantısı ve Sonrası

Vural ALTAY

Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) olağan IV. Bakanlar Konferansı 9-13 (14) Kasım 2001 tarihleri arasında Katar'ın başkenti Doha'da yapılmıştır.

1999 yılında ABD'nin Seattle kentinde düzenlenen ve başarısızlıkla sonuçlanan III. Bakanlar Konferansı sonrasında Bakanlar düzeyindeki bu ilk toplantı, gerek uluslararası ticaret sisteminin ve DTÖ'nün prestij ve imajının kurtarılması, gerek Doha Kalkınma Gündemi (Doha Development Agenda)2 başlığı altında yeni bir müzakere turunun başlatılması açısından büyük önem taşımıştır.

Esasen Konferans'tan yaklaşık iki ay önce 11 Eylül'de ABD'de ve sonrasında yaşanan gelişmeler son ana kadar Konferans'ın yapılıp yapılmaması hususunda yoğun tartışmalara neden olmuş, sonuç itibariyle, üyeler arasında mevcut siyasi irade Konferans'ın öngörülen tarihlerinde gerçekleştirilmesini sağlamıştır.

Çok taraflı ticaret diplomasisinin merkezi konumundaki DTÖ'nün uluslararası ticareti düzenleyici ve yönlendirici rolü son Bakanlar Konferansı ile bir kez daha kanıtlanmış ve Konferans planlanandan bir gün daha uzun sürmesine rağmen beklendiği şekilde başarıyla sonuçlanmıştır.

Seattle Konferansı sırasında vuku bulan ve Konferans'ın başarısızlıkla sonuçlanmasında önemli bir etken olan küreselleşme karşıtı grupların gösteri ve taşkınlıkları, Doha'da tekrarlanmamış, sıkı bir vize rejimi uygulayan Katar'a Konferans için gelen Hükümet Dışı Kuruluşların (NGO) protestoları ise asgari düzeyde kalmıştır. Dolayısıyla, Konferans çalışmalarını olumsuz dış etkenlerin tesirinde kalmadan yürütmüştür.

Konferans sırasında karara bağlanan ve GATT sisteminin hayata geçirildiği 1947 yılından bu yana başlatılmış olan 9'ncu müzakere turu konumundaki "Doha Kalkınma Gündemi (DKG) ile 12 alanda müzakereler başlatılmıştır. DKG'nin müzakerelerinin üç yıl içerisinde 1 Ocak 2005'e kadar tamamlanması öngörülmektedir.

Bu alanlar başlıklar itibariyle, "Uruguay Round" anlaşmalarından arda kalan uygulama konuları (implementation issues); çevre; yatırım; rekabet; kamu alımları; sanayi ürünlerinde tarife indirimleri ve tarife dışı engellerin kaldırılması; ticaretin kolaylaştırılması; coğrafi işaretler, anti-damping, sübvansiyonlar ve bölgesel ticaret anlaşmalarını içeren DTÖ kuralları ve Anlaşmazlıkların Halli Sistemi'dir.

Diğer taraftan, Doha Bakanlar Konferansı Bakanlar Bildirisi ile ticaret, borç ve finans ile ticaret ve teknoloji konularında çalışmalar yürütmek üzere müstakil çalışma gruplarının oluşturulması da karara bağlanmıştır. Ayrıca elektronik ticaret konusunda DTÖ bünyesinde yürütülmekte olan çalışmalar sürdürülecek, ayrıca DTÖ Anlaşmalarında yer alan tüm "özel ve lehte" (special and differential) muamele hükümleri de daha etkin hale getirilmek üzere gözden geçirilecektir.

Müzakereye açılan toplam 12 alandan Singapur konuları olarak adlandırılan rekabet, yatırım, ticaretin kolaylaştırılması ve kamu alımlarında iki aşamalı bir süre öngörülmüştür. Bu çerçevede, ilk iki yılda belli kural ve ilkelere netlik kazandırılması, iki yıl sonra yapılması sözkonusu bir sonraki Bakanlar Konferansı sırasında ise yeni bir karar alınmak suretiyle anlaşma yazımına geçilmesi sözkonusudur.

Keza anti-damping, sübvansiyonlar ve telafi edici önlemler anlaşmaları ile ilgili olarak öncelikle anlaşmalardaki çeşitli hükümlerin netliğe kavuşturulması öngörülmüştür.

Çevre konusunda ise, ilk aşamada çok taraflı çevre anlaşmaları (MEA) ve DTÖ kuralları arasındaki ilişkinin incelenerek belirlenmesi, çevresel ürünlerin pazara girişinin kolaylaştırılması konularında hemen müzakerelere başlanırken, çevresel önlemlerin pazara giriş üzerine etkileri, TRIPs'in ilgili hükümleri ve etiketleme gibi müzakereler içerisinde yeralacak konuların çeşitlemesinin ise Ticaret ve Çevre Komitesi'nde görüşülmesini müteakip V. Bakanlar Konferansında alınacak karar sonrasına bırakılması hususunda mutabık kalınmıştır.

Ayrıca, tarım ve hizmetler ticareti alanlarında esasen 2000 yılında başlatılmış bulunan müzakereler de Doha Bakanlar Bildirisi ile içerik ve zaman sınırlaması açısından yeni bir boyut kazanmış olup, 2005 Ocak ayında tamamlanması öngörülen DKG'nin bir parçasını teşkil etmektedirler.

Doha Bakanlar Konferansı sırasında AB'nin şiddetle karşı çıkmasına rağmen, tarım alanında ihracat sübvansiyonlarının tedricen kaldırılması hedefi kabul edilmiştir. Bu arada AB'yi tatmin mülahazasıyla Bakanlar Bildirisinde müzakerelerin sonuçlarının şimdiden öngörülemeyeceği yönünde bir ifade de yer almıştır.

Yukarıda bahsolunan tüm alanlardaki müzakereler tek bir paket anlaşma (Single Undertaking) anlayışıyla yürütülüp sonuçlandırılacaktır.

Yalnızca, Anlaşmazlıkların Halli Sistemi (DSU) konusundaki müzakereler bu "Single Undertaking" anlayışının dışında bırakılmıştır. Bu konudaki müzakerelerin Mayıs 2003'e kadar sonuçlandırılması öngörülmektedir.

Öte yandan Doha Bakanlar Konferansı'nın en önemli siyasi ve somut sonuçlarından bir tanesini ise "TRIPs ve Kamu Sağlığına" ilişkin ayrı bir Deklarasyonun kabul edilmesi oluşturmuştur. Özellikle GYÜ'ler ve EAGÜ'ler açısından büyük bir başarı olarak takdim edilen bu bildiri ile kamu sağlığını ilgilendiren çeşitli salgın hastalıkların (AIDS, tüberküloz, sıtma vs.) tedavilerinde kullanılan ilaçların üretimlerine ve patentlerine ilişkin olarak TRIPs Anlaşması çerçevesinde bazı esnekliklerin kabul edilmesi karara bağlanmıştır. Bunun somut ifadesi, sözkonusu hastalıkların tedavisinde kullanılan patentli ilaçların üretim ve temininin daha ucuza malolmasıdır. Dolayısıyla bu sonuç, başta Afrika ülkeleri olmak üzere Brezilya gibi bazı Latin ülkeleri ve Hindistan tarafından büyük başarı olarak algılanmaktadır.
Doha IV. Bakanlar Konferansının en önemli sonuçlarından bir diğerini ise, Çin Halk Cumhuriyeti'nin ve Tayvan'ın DTÖ'ne üyelik süreçlerinin tamamlanarak Konferans sırasında imzalanan anlaşmalarla DTÖ'ne katılmaları oluşturmuştur. ÇHC ve Tayvan'ın dünya mal ve hizmet ticaretindeki toplam %5,5'lik (857 milyar dolar) payları gözönüne alındığında (ÇHC 530 milyar dolar ile %3,4) (Tayvan 327 milyar dolar ile %2,1) bu sonuç anılan ülkelerin sisteme dahil edilmeleri açısından büyük bir başarı olarak addedilmektedir.

Bir bütün olarak bakıldığında başta ABD, AB, Japonya, Brezilya, Avustralya, Kanada gibi "major player"lerin Konferans'ın sonuçlarından memnun olduklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Doha'da "Kalkınma Gündemi" başlığı altında yeni bir müzakere sürecinin başlatılmış olması da özellikle EAGÜ ve GYÜ'lerin kalkınma boyutuna verilen önemin vurgulanması açısından bu ülkeleri tatmin etmiş görünmektedir. Ayrıca "uygulama" konuları bu ülkeler açısından önem ve öncelik arzetmektedir. Dolayısıyla, Doha'da varılan mutabakatlar asgari müşterekler üzerinde uzlaşma şeklinde değerlendirilebilir. Tabiatıyla, bu süreçten orta dönemde hangi ülkelerin daha kârlı çıkacağının kesin tespiti müzakerelerin cereyanına göre şekillenecektir. Dolayısıyla, Doha bir sondan öte, yeni bir başlangıcı simgelemektedir. Ancak, herhâlükârda 12 alanda yeni bir müzakere turunun başlatılması, ÇHC ve Tayvan'ın DTÖ üyelikleri ile birlikte, küreselleşme açısından ileri bir aşama ve başarıyı temsil etmektedir. Doha'da başlatılan sürecin uluslararası ticaretin ve küreselleşmenin geleceği açısından büyük bir önem taşıdığı aşikârdır.

Ülkemiz açısından bakıldığında, Doha Bakanlar Konferansı'nın başarılı geçtiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Uruguay Round anlaşmalarından arda kalan uygulama konuları çerçevesinde tekstil alanında Kuzey Amerika ve Avrupa pazarlarına yönelik olarak aleyhimize sonuçlar doğurabilecek iki önerinin Doha'da kabul edilmesinin önlenmiş olması, diğer taraftan coğrafi işaretlerde şarap ve alkollü içeceklere tanınan korumanın kapsamının genişletilmesi hususunda TRIPs Konseyi'nin görevlendirilmesi olumlu gelişmeleri teşkil etmiştir.

Diğer taraftan, başlatılmış bulunan yeni müzakere turunun yaratacağı ek ticaret imkânları sayesinde ülkemizin dünya ticaretindeki ortalama %0.75'lik (ihracat %0,5-ithalat %1) payı dikkate alındığında, uluslararası ticaretteki artıştan da aynı oranda gelir elde etmemizin mümkün olabileceği değerlendirilmektedir. Tabiatıyla, özellikle ihracatta yaşanacak bir atılım sayesinde dünya ticaretindeki artıştan daha fazla pay almamız sözkonusu olabilecektir.

Doha'da başlatılan yeni müzakere turu, Uruguay Round'un bütün geçiş süreleri tamamlanmadan, diğer bir deyişle Uruguay Round henüz bitmeden yeni bir müzakere turunun başlatılması şeklinde yorumlanabilir.

Bilindiği üzere "Uruguay Round" soğuk savaşın son dönemlerinde (1986) başlamış ve soğuk savaş sonrası dönemin tüm parametrelerinin henüz ortaya çıkmadığı yıllarda sona ermiştir.

2000'li yılların başındaki durum ise daha farklı ve nettir. Dünyadaki ana ticari güçler (major players) ÇHC'ni de aralarına dahil etmek suretiyle yeni bir denge yaratma arayışına girmişlerdir. Özellikle 11 Eylül 2001 sonrasında siyasi ve askeri boyutta yaşanan gelişmeler Rusya Federasyonu'nun da bu denge dışında bırakılamayacağını göstermiştir. Dolayısıyla, RF'nun DTÖ'ne üyelik sürecinin mümkün olduğunca hızlandırılarak, bu ülkenin de birkaç yıl içerisinde sistemin bir parçası haline dönüştürülmesi sürpriz teşkil etmeyecektir. DTÖ'nün halihazırda 144 üyesi bulunmaktadır. DTÖ'ne üyelik için müracaat etmiş ülke veya bağımsız gümrük bölgesi sayısı ise 27'dir.

Bu durum göstermektedir ki, DTÖ çerçevesinde uluslararası ticaret sistemine ve küresel ekonomiye entegre olmak özellikle son yıllarda öncelikli bir tercih haline gelmiştir. Zira, sistemin içerisinde bulunmak, dışında kalıp marjinalize olmaktan daha fazla yarar sağlamaktadır. Konsensus esasına göre çalışan DTÖ'nde en küçük üyenin dahi yeri ve zamanı geldiğinde ve milli çıkarları sözkonusu olduğunda sistemi bloke etme yetkisi ve hakkı vardır.

Doha Bakanlar Konferansı'nda ayrıca, özellikle EAGÜ'lerin DTÖ üyeliğine kabul edilmeleri için müzakerelerin kolaylaştırılıp hızlandırılması yönünde çalışılması hususunda mutabık kalınmıştır.

Ayrıca, EAGÜ ve GYÜ'lerin başlatılmış bulunan müzakerelere ve DTÖ sürecine daha etkin bir şekilde katılımlarını teminen teknik yardım ve kapasite geliştirilmesine yönelik olarak DTÖ bünyesinde ilâve kaynak yaratılması da Doha'da karara bağlanmıştır.

IMF tarafından ahiren yapılan bir çalışmada, yeni tur müzakerelerin uzun dönemde küresel ekonomiye önemli katkıda bulunacağı kaydedilmekte, uluslararası ticaretin önündeki mevcut engellerin yeni tur müzakereler ile ortadan kaldırılması durumunda sadece mal ticaretinde yılda 250-680 milyar ABD doları tutarında potansiyel bir ticaret imkanı yaratılmasının mümkün olabileceği vurgulanmaktadır. Bu potansiyelin 1/3'ünden ise GYÜ'lerin yararlanacağı ileri sürülmektedir. Mezkûr çalışmada hizmetler ticareti alanındaki serbestleşmenin yaratacağı katma değerin ise daha fazla olacağı belirtilmektedir.

Aynı konuda Dünya Bankası tarafından yapılan bir başka çalışmada, DTÖ bünyesinde kabul edilmiş bulunan yeni çalışma programı sonucunda, mal ticaretinin önünde mevcut tüm engellerin ortadan kaldırılması ve dünya ticaret sisteminin yeniden şekillendirilmesi halinde, 2015 yılına kadar küresel boyutta 2.8 trilyon ABD Doları tutarında ilâve bir gelir imkânı yaratılmış olacağı, ticaretin tamamen serbestleştirilmesinin ve sübvansiyonların ortadan kaldırılmasının gelişmekte olan ülkelerin gelirlerine 1.5 trilyon ABD Doları tutarında katkı yapacağı ve bu ülkelerdeki fakir insan sayısını 300 milyon azaltacağı vurgulanmaktadır.

Netice olarak, Doha'da başlatılmış bulunan bu yeni müzakere sürecinin ticareti kalkınma politikalarının lokomotifi olarak kullanan ve ihracata yönelik yatırım yapan serbest ticaret taraftarı ülkeler için yeni imkân ve kaynaklar yaratacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

Doha Bakanlar Konferansı ile küresel ticaret sisteminin ve DTÖ'nün üzerinde dolaşan kara bulutlar uzaklaştırılmış, sisteme ve örgüte olan güven tazelenmiştir.

Dipnotlar
1 -Daimi Temsilci Yardımcısı, Dünya Ticaret Örgütü Nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliği-Cenevre.
2- EAGÜ ve GYÜ'lerin gösterdiği hassasiyet ve DTÖ'nün uluslararası bir örgüt haline dönüşmüş olması nedeniyle "round" kelimesi kullanılmamış, bunun yerine örgüt'ün önümüzdeki 3 yıllık çalışma programını belirlemiş olması nedeniyle "Daha Kalkınma Gündemi" tanımı tercih edilmiştir.