#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Başkonsoloslar Toplantısında yaptığı konuşma, 2 Ekim 2019, Düsseldorf

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Sayın Bakan Yardımcım, çok değerli çalışma arkadaşlarım, sevgili Büyükelçimiz, hepinizi sevgiyle selamlıyor, Başkonsoloslar Toplantısına hoş geldiniz diyorum.

Bu yıl Büyükelçiler Toplantımızın 11’incisini Ağustos ayında Ankara’da gerçekleştirdik. Her yıl geleneksel olarak Büyükelçilerimizle adeta kamp formatında biraraya geliyor, hem son bir yıldaki gelişmeleri değerlendiriyor, hem de önümüzdeki dönemin yol haritasını birlikte istişare ediyoruz.

Esasen göreve geldiğim günden bu yana aynı formatta Başkonsoloslarımızla da biraraya gelmeyi arzu ediyordum. Dönem dönem gerek Avrupa’da, gerek Amerika’da olsun bölgesel ölçekli bunu gerçekleştirdik. Ama bu kez daha geniş bir katılımla Avrupa’daki bütün Başkonsoloslarımızla buluşalım istedik, o nedenle sizleri buraya davet ettik. Toplam dünyada 86 Başkonsolosluğumuz var ve bu salonda bugün 86 Başkonsolosumuzun 42’si bulunuyor, yani hemen yüzde 50’si, yarısı bugün burada bizlerle beraber, hep beraberiz.

Sizler yurt dışındaki Türk toplumunun büyük çoğunluğunu oluşturan bir bölgede görev yapıyorsunuz. Yurt dışında yaşayan insanlarımıza yönelik gelişmeler sizleri yakından ilgilendiriyor, o yüzden bu toplantıyı biz çok önemsiyoruz.

Aranızda görevine yeni başlayan Başkonsolos arkadaşlarımız da var, onları bir kere daha tebrik ediyorum, başarılar diliyorum.

Daha uzun süredir bu görevde bulunan arkadaşlarımızın yeni arkadaşlarımızla kaynaşmaları, tecrübelerini paylaşmaları ve de önümüzdeki süreçte birlikte çalışmalar için de bu toplantıyı önemli buluyoruz.

Çok değerli arkadaşlar, bir Başkonsolosun görevi nedir, sorumluluğu nedir, nasıl bir misyon üstlenmiştir, sizler her biriniz bunun bilincinde olduğunuz için bu görevleri üstlendiniz ve bu görevleri yürütüyorsunuz. Ben o yüzden her birinize şahsım, Hükümetim ve Cumhurbaşkanımız adına teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Bugün Türk diplomasisini dünyada en ayrıcalıklı kılan unsurlardan biri, vatandaşlarımıza sunduğumuz konsolosluk hizmetlerinin kalitesi, niteliği, hızı ve çeşitliliğidir. Son dönemde birçok ülkeden farklı ülkelerde yaşayan vatandaşları için de bizim Başkonsolosluklarımızın hizmet vermesi yönünde talepler de alıyoruz. Her birinizin bu anlamda ne kadar özveri ve fedakarlıkla çalıştığını bizler biliyoruz, şahidiz ve bunu her platformda memnuniyetle ve gururla ifade ediyoruz.

Ne zaman vatandaşlarımıza dair bizlere bir sorun intikal etse, Başkonsolosluklarımızın zaten anında o sorunlara müdahale ettiğini, hatta biz devreye girdiğimizde çoktan çözüme kavuşturulmuş olduklarını da görüyoruz, bundan da mutluluk duyuyoruz.

Şu anda dünyada konsolosluk hizmetleri açısından önemli bir konumdayız. Hizmet kalitemiz, hızımız, çeşitliğimiz dünyanın birçok ülkesinde olmayan bir niteliğe sahiptir, ama bununla yetinemeyiz ve yetinmeyeceğiz. Mütevazı şekilde mevzuatı da sadeleştirerek daha iyi hizmet vermemiz lazım. İş akışlarını kısaltmak, teknolojiden azami ölçüde faydalanmak için ilgili kurum ve kuruluşlarla aynı yakın işbirliği içinde çaba sarf ediyoruz. Önümüzdeki dönemde yapay zeka başta olmak üzere modern ve dijital dünyanın nimetlerinden vatandaşlarımızın işlerini kolaylaştırmak için nasıl faydalanabileceğimiz noktasında çalışmalarımız hız kazanacak. Büyükelçiler Konferansımızda da biliyorsunuz dijital diplomasiye öncelik vereceğimizi ve önümüzdeki süreçte bununla ilgili çalışmalar yapacağımızı duyurmuştuk. Bu çerçevede sizlerden gelecek katkı ve önerilere de Bakanlık olarak açığız, lütfen önerilerinizi ve katkılarınızı esirgemeyin ve çekinmeyin.

Son dönemde yurt dışında vatandaşlarımızın hayatlarını kolaylaştırmak, beklentilerini karışlamak ve sorunlarını çözmek için Hükümet olarak birçok önemli adım attık.

Dövizli askerlik ödemeleri dış misyonlarımızca alınmaya başlandı, vatandaşlarımız açısından bu yeni uygulama esasen ciddi bir kolaylık sağladı.

Pasaport harçlarını yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız için biliyorsunuz düşürdük.

Sanal pos sistemi önce Hollanda’da, sonra Belçika’da ve ardından tüm Avrupa’daki misyonlarımızda kullanılmaya başladı, bugüne kadar 45 binden fazla işlem gerçekleştirdik. Daha dün Strazburg’da taşınmaya başlayan Başkonsolosluğumuzu ziyaret ettiğimizde de daha mobilyalar bile gelmeden sanal pos sisteminin devreye girdiğini görmekten mutluluk duydum.

Adalet Bakanlığımızın çabalarıyla ülkemizde nöbetçi noterlik hizmeti başladı. Sizlerin düzenlediği noterlik evraklarının örnekleri ülkemizdeki herhangi bir noterlik tarafından görüntülenebiliyor ve örneği de alınabiliyor.

Adli sicil belgesinin 8 yabancı dilde alınması imkanını da getirdik.

Yabancı ülke makamlarınca verilen boşanma kararlarının tanınması için daha evvel tarafların ülkemizde de dava açması gerekiyordu, artık buna gerek kalmadan bu kararlar misyonlarımızca aile kütüğüne tescil edilebiliyor.

Yurt dışında en geniş temsilcilik ağına sahip ülkelerden biriyiz, ancak bize bu bile yeterli değil, dolayısıyla misyon sayımızı önümüzdeki süreçte artıracağız. Özellikle coğrafi açıdan geniş ülkelerde her vatandaşımıza ulaşmak için de gezici konsolosluk hizmetini uyguluyoruz, yani tasarruf döneminde bile gezici konsolosluk hizmetlerinden hiçbir şekilde taviz vermedik ve hizmeti vatandaşımızın ayağına götürüyoruz.

Konsolosluk hizmetleri sadece Bakanlığımızın tek başına üstlenebileceği ve gerçekleştirebileceği işlemler değildir. Bu noktada bütün ilgili bakanlıklarımıza, Bakan arkadaşlarımıza, tüm ilgili kurum ve kuruluşlarımıza teşekkür ediyorum.

POLNET, UYAP, MERNİS gibi sistemlerle entegrasyonu sağladık, e-yazışmayla haftalar süren kurumlarla misyonlarımız arasındaki yazışmaları da azalttık.

Vatandaşlarımız birçok konsolosluk işlemini artık sadece kayıtlı oldukları konsolosluklarda değil, herhangi bir Başkonsolosluğumuzda yapabiliyorlar, bu da tüm bilgilerin internet ortamında görülmesiyle mümkün olmuştur.

Randevu sistemi sayesinde misyonlarda daha az artık vatandaşlarımız bekliyorlar, ancak bu da yeterli değil, vatandaşlarımızın randevu almalarını daha da kolaylaştırmak ve hızlandırmak için teknik çalışmaları da biz arkadaşlarımızla beraber hızlandırdık. Yalnız burada acil durumlarda ve herhangi bir ihtiyaç duyulduğu zaman randevusuz gelmek zorunda kalan vatandaşlarımızın da işlemelerinin mutlaka yapılması gerekiyor. Ve kapıdaki arkadaşlara da bunu iyi öğretmemiz lazım, randevusu yok diye vatandaşımız Başkonsolosluğumuzun kapısından geri çevrilemez, mutlaka içeriye alıp işlemini de yapmamız gerekir.

Konsolosluk çağrı merkezimiz 7 gün 24 saat görev yapıyor. Bugüne kadar 6 milyondan fazla çağrıya yanıt verdik. Çağrı merkezini her ziyaret ettiğimde gerçekten çalışan arkadaşlarımızın deneyimlerinden ve çağrı merkezimizi arayana vatandaş ve üçüncü ülke vatandaşlarının taleplerine karşı duyarlılığından etkilendiğimi söylemek isterim.

Bildiğiniz gibi, 2014 yılından bu yana yurt dışında seçim gerçekleştiriyoruz. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ülkemizdeki genel seçimler ve referandumlarda oy kullanması artık geleneksel konsolosluk hizmetlerimiz arasında yer almaktadır. Bu çerçevede yurt dışı seçimlerde vatandaşlarımızın özellikle katılım oranı da sizlerin de katkılarıyla, çalışmalarıyla artmaktadır. Vatandaşımızın oy kullanımının kolaylaştırılması için yenilikler getirdik ve halen de Yüksek Seçim Kuruluyla çalışıyoruz. Ve yurt dışındaki ilk seçimlerde randevuya dayalı oy kullanımı mevcutken önce randevusuz oy kullanılmasına geçildi, ardından da tek seçim bölgesi imkanı tanındı, böylelikle yurt dışında yaşayan vatandaşımız, yani her bir seçmen kütüğüne kayıtlı olduğu yerlerde değil istediği sandıkta oy kullanabiliyor. Bu imkanı da vatandaşlarımıza sağlamış olmaktan mutluluk duyuyoruz.

İlk seçimlerde Almanya’da sadece 7 Başkonsolosluğumuzda oy kullanılabilirken, daha sonraki seçimlerde Almanya’da ve diğer yerlerde tüm misyonlarımızda, Başkonsolosluklarımızda sandık açılabildi.

Çok kıymetli çalışma arkadaşlarım, yurt dışındaki vatandaşlarımız için en büyük temennimiz, ana dillerini ve kültürlerini unutmadan, bulundukları toplumların sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel hayatına katkıda bulunan mutlu ve müreffeh bireyler olarak yaşamalarıdır. Vatandaşlarımızın hem Türkçeyi, hem de yaşadıkları ülkenin dilini ya da daha farklı dilleri bilen, donanımlı bireyler olarak bulundukları ülkelere önemli katkılar sağladığını her fırsatta ifade ediyorum, sizler de bunu sahada görüyorsunuz. Siyasette, ticarette, sporda, sağlıkta ve her alanda başarı hikayelerini çoğaltmamız, Türk toplumunu buna teşvik etmemiz gerekiyor. O yüzden sizlerin üzerinde sadece ülkemizin vatandaşlarımıza sunduğu konsolosluk hizmetlerini yerine getirme yükümlülüğü yok, buradaki Türk toplumunun güçlenmesi için gerekli çalışmaları yapmanız sizlerden temel beklentimizdir.

Bakınız, son dönemde özellikle Batı Avrupa’da Türk toplumuna dair dışlayıcı tutumların çoğaldığını, ayrıcı ve ırkçı politikaların artık sistematik ve görünür şekilde devlet kademelerine sirayet ettiğini kaygıyla takip ediyoruz.

Değerli Başkonsoloslarım, sevgili çalışma arkadaşlarım, dil ve din unsuru hiç şüphesiz Türk toplumunun geleceği için çok kritik iki alandır. Bugün yurt dışında görevlendirilen 1361 öğretmenimiz var, bunların 660’ı Avrupa ülkelerinde görev yapıyor. Yurt dışındaki vatandaşlarımızdan Türkçe eğitimi alabilecek seviyede 18 yaş altında 1,5 milyonun üzerinde öğrencimiz var, sadece Almanya’da bu sayı 775 bin civarındadır. Sizlerin bu konudaki çalışmaları hiç kuşkusuz büyük önem taşıyor. Ana dili derslerinin yaygınlaştırılması için eğitim ataşelikleri, veli dernekleri ve sivil toplum kuruluşları ve de çatı kuruluşlarıyla el ele vererek çabalarımızı devam ettirmeliyiz.

Eğitim sorunları bağlamında yurt sorunu yaşayan gençlerimize STK’lar ve iş adamlarıyla yardımcı olmanın imkanlarına araştırarak bunları proje haline getirmenizi bekliyoruz. Yurt dışındaki gençlerimizin ve okul çağındaki çocuklarımızın eğitimleri konusunda maalesef hala istediğimiz noktada olmadığımızı hep birlikte görüyoruz. Eğitim, çocuklarımızın ve gençlerimizin bulundukları ülkelerdeki güvenli gelecekleri ve sosyal konumları bakımından hayati önemde. Bunun için çocuklarımızın okullardaki başarılarının sağlanması yönünde eğitim ataşeliklerimizle ve diğer derneklerle birlikte başta takviye dersleri olmak üzere aileleri daha da bilinçlendirilmeleri dahil her türlü proje ve çalışmayı teşvik etmeli ve de desteklemeliyiz.

Öte yandan, din görevlilerimizin yaşadıkları sorunların sadece vatandaşlarımız için değil, Avrupa’daki tüm Müslüman toplumunun inanç özgürlüğünü kısıtlayıcı bir hal aldığını görüyoruz, bunu da açıkça belirtmemiz gerekiyor.

Tabii bütün bu meseleleri görev bölgelerinizde müttefiklerimizin kapılarını sonuna kadar araladığı FETÖ’cülerin bir istismar alanı olarak kullandığını da görüyoruz, bu bir gerçektir. O yüzden FETÖ’ye karşı daha da kararlı mücadelemizi devam ettireceğiz.

Aynı şekilde PKK ve DHKP-C gibi terör örgütleriyle de mücadelemizi aynı kararlılıkla devam ettirmemiz gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, son yıllarda özellikle Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımıza yönelik ırkçı saldırılarda artış gözlemliyoruz. Son olarak saygın düşüne kuruluşlarımızdan SETA tarafından yayınlanan Avrupa’daki İslamofobi raporu bu konudaki gerçekleri çarpıcı rakamlarla ortaya koyuyor. Müslümanlara karşı saldırılardaki kaygı verici artış dikkat çekiyor. Rapora göre, 2018’de Fransa’da 676, Avusturya’da 540 İslamofobi vaka kaydedilirken, bu rakam Almanya’da 678 oldu. Yabancı düşmanlığı saikli saldırılara maruz kalan vatandaşlarımıza ihtiyaç duydukları her türlü desteği vermeniz ve her daim yanlarında olduğunuzu hissettirmeniz önem taşımaktadır.

Camilerimize yapılan ihbarlar, çirkin saldırılar, evlere bırakılan tehdit mektupları asla peşini bırakmayacağımız ve çözümünün takipçisi olacağımız konulardır.

Diğer taraftan, yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığıyla birlikte istihdam, eğitim ve sosyal yaşamda, hatta hastanelerde vatandaşlarımız tedavi alırken karşılaşılan güncel ayrımcı davranışlar da artıyor. Ayrımcı söylemler toplum içindeki bölünmenin tohumlarını atıyor, vatandaşlarımızın bulundukları toplumlara aidiyet ve güven duygularını maalesef sarsıyor. Bu noktada yerel ve merkezi yönetimlerin daha etkin tepki vermesi gerekiyor. En başta hukuki alanda gerekli tedbirleri almalarını bekliyoruz, vatandaşlarımızın da haklarını takip etmelerini önemli. Ve vatandaşlarımız haklarını ararken bizim de onlara destek verirken yönlendirmemiz de burada önem arz ediyor. Burada büyük görev vatandaşlarımızla, öğrencilerimizle, işverenlerle ve STK’larla birebir temas sağlayan sizlere düşmektedir. Hukuk danışmanlarımız yardımıyla yabancı düşmanlığı motifli saldırıya maruz kalan vatandaşlarımıza gerekli hukuki yönlendirmeyi sağlıyoruz.

Başkonsoloslar olarak sadece vatandaşlarımızla değil, yerel siyasetçilerle de muhatap oluyorsunuz ve bu konuda da çalışmalarımızı, çabalarımızı yoğunlaştırmamız gerekiyor.

Siyasi liderlerin sağduyu sahibi olmaları, ayrıştırıcı dilden uzaklaşmaları, inanç ve etnik köken üzerinden siyaset yapmamaları, özellikle de kullanılan dile dikkat etmeleri gerekiyor. Zira ötekileştirici ve toplumun belli kesimlerini dışlayıcı söylemler bu tür ırkçı saldırılara ortam hazırlayabiliyor. Bu hususu muhataplarınıza her görüştüğünüzde lütfen hatırlatın.

Eğitim, din, ırkçılık ve İslam karşıtlığının yanı sıra, Avrupa başta olmak üzere yurt dışındaki Türk toplumunun geleceğini ilgilendiren başka önemli sınamalarla da karşı karşıyayız. Çocukların velayeti konusunda artık daha büyük bir ciddiyetle çaba sarf etmemiz gerekiyor, bu konuyu çok daha hassasiyetle değerli arkadaşlar, ele almamız gerekiyor. Vatandaşlarımızı koruyucu aile olma konusunda bilinçlendirme çalışmalarına seminerler ve bilgilendirme faaliyetleriyle devam etmeniz ve onları bu yönde teşvik etmeniz, Avrupa’da yaşayan ve velayet konusunda sıkıntılar yaşayan çocuklarımızın geleceği için elzemdir.

Diğer taraftan, yurt dışındaki Türk ailelerin artan boşanma sayılarına daha farklı bir dikkatle eğilmek durumundayız, bunların sebepleri nedir, gerekirse sivil toplum örgütleriyle ve bu işin uzmanlarıyla birlikte araştırmamız lazım.

Vatandaşlarımızın diğer taraftan sınır kapılarında her yıl yaşadıkları sıkıntıları ilgili kurumlarımızla yeniden ele alacağız. Bu sene de yine özellikle sosyal medya üzerinden vatandaşlarımızdan çok ciddi eleştiriler aldık. Ama bu sadece bizim tarafımızda yaşanan sıkıntılar değil, komşu ülkelerde de yaşanan sıkıntılar olduğu bir gerçektir. İkili görüşmelerimizde muhataplarımıza bunu anlatıyoruz. Ve en son New York’ta da komşu ülkelerin liderleriyle yapılan görüşmelerde Sayın Cumhurbaşkanımız tüm açıklığıyla, hatta biz yardım edelim dedik, birlikte yapalım. Gerekli düzenlemeleri yapmamız lazım, vatandaşlarımızın ve tır şoförlerimizin uzun uzun buralarda beklemeleri bizi üzüyor. Bu çerçevede vatandaşlarımıza bu konudaki hizmetlerin tatil aydınlatma projesi kapsamında Başkonsolosluklarımızca daha iyi duyurulması da önem taşımaktadır.

Çok kıymetli çalışma arkadaşlarım, değerli Başkonsoloslarım, Başkonsolosluk kariyeriniz de sizlerin kariyerinde gerçekten önemli bir aşamadır. İlk defa bu anlamda bir misyonun şefi oluyorsunuz, yöneticisi oluyorsunuz. Ancak bu bir o kadar da sorumluluk gerektiren bir görevdir.

Başkonsolosluklarımızın ana işlevi, olağan konsolosluk işlemlerinin çok ötesindedir, bunu bir kere çok iyi anlamamız lazım. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkonsolosları olarak vatandaşlarımızın hak ve çıkarlarının korunması, onlara devletimizin ilgi ve desteğinin her an gösterilmesi öncelikli görevinizdir. Bu anlayışla Başkonsoloslarımızın da vatandaşlarımıza devletin sıcaklığını her daim hissettirecek güçlü bir yaklaşımla onların istek ve sorunlarını ele almalarını ve bu sorunlara etkili ve kalıcı çözümler üretmelerini bekliyoruz. Vatandaş taleplerinin süratle karşılanması öncelikli hedefiniz olsun lütfen.

Öte yandan vatandaşa hizmetin asla mesaisi olmaz, yani şu saatte işlem yapılacak, bu saate kadar yapacaksınız ya da bu saate kadar derdin varsa anlat olmaz. Biz hepimiz siyasetçi olarak, Büyükelçiler ve Başkonsoloslar olarak da devletimize ve milletimize hizmet etmek için bu görevleri üstlendik. Dolayısıyla ihtiyaç hasıl olduğu takdirde gece yarısı, hafta sonu veya tatil demeden hızlı bir şekilde vatandaş işlemlerini gerçekleştirin. Biraz sonra istişare toplantılarında buna yönelik bazı tedbirlerimiz var, onları da sizlerle paylaşacağız.

Sosyal medya araçlarını etkin bir şekilde kullanarak vatandaşları lütfen doğru bir şekilde bilgilendirin, vatandaşlarımızın şikâyetlerini dinleyin. Ne olursa olsun vatandaşlarımızın şikâyetlerini sizlerin ya da sizin yanınızda çalışan arkadaşların çok dikkatli bir şekilde dinlemesi gerekiyor. Daha baştan vatandaşın taleplerine hayır demek yok, olmaz demek yok, olur açısından bakacağız, olmayacaksa da vatandaşımıza gayet güzel bir şekilde anlatacağız. Bizzat bu konuda sizlerin de vatandaşlarımızla diyalog içinde olmanızı özellikle istiyoruz. Ve biz hep özeleştiri yapıyoruz, Bakanlık olarak da yapıyoruz, dış politikamızla ilgili de yapıyoruz, siyasetçi olarak ben de yapıyorum, bizler de yapıyoruz. Dolayısıyla sizler de Başkonsoloslar olarak ve Başkonsolosluklar olarak tüm çalışan arkadaşlarınızla beraber arada istişare ve özeleştiriyi lütfen yapın, ancak o zaman hatalarımızı düzeltebiliriz, yanlışlarımızdan vazgeçeriz, vatandaşlarımıza daha iyi hizmet verebiliriz.

Vatandaşlarımızla her zaman el ele olun, her fırsatta biraraya gelin. Yani makamlarımızda oturarak vatandaşlarımızın dertlerini öğrenmemiz, onlara devletin ve Türkiye’nin şefkatini hissettirmemiz mümkün değildir. Vatandaşımız neredeyse oraya gideceğiz. Camide toplanıyorsa camide, dernekte toplanıyorsa dernekte, iş yerine gideceğiz, evine gideceğiz, gidip çayını içeceğiz, dolayısıyla her fırsatta ve her platformda lütfen vatandaşlarımızla bir araya gelin.

Sadece vatandaşlarımızla değil soydaşlarımız ve akraba topluluklarımıza da ülkemizin lütfen desteğini hissettirin. Vatandaşlarımız ve soydaşlarımız asla yalnız değildir. Vatandaşlarımız ve soydaşlarımızın, akraba topluluklarımızın yalnız olmadıklarını hamdolsun son 15 yılda hep beraber, sizlerle beraber hissettirdik, hissettiriyoruz.

Dünyanın neresinde olursa olsun soydaşlarımızın uluslararası hukuktan ve ikili anlaşmalardan kaynaklanan haklarının takipçisi olacağız.

Görev yaptığınız ülkeyi lütfen iyi tanıyın, yerel makamlarla iyi ilişkiler geliştirin. Görev bölgenizdeki üniversiteler, düşünce kuruluşları, kanaat önderleri ve iş dünyasıyla irtibatlı olun. Yani göreviniz sadece resmi törenlere katılmak veya davet ederlerse gitmek değildir. Toplumun her kesimiyle ve bulunduğunuz şehirdeki yöneticilere sizler gideceksiniz. Efendim, işte randevu alamadım, olmaz, bir daha isteyeceksiniz, mutlaka kapılar size açılır. O yüzden sahada lütfen bu anlamda da aktif olun.

Yine tüm vatandaşlarımızın huzur ve refahına katkı sağlamak için yurt dışında doğup büyüyen tüm çocuklarımıza, gençlerimize ülkemizin her zaman arkalarında ve yanında olduğunu hissettirin.

Başkonsolosluklarımız hem vatandaşlarımız için, hem zora düşen, dara düşen ve gönlünü ülkemize yöneltmiş mazlumlar için en güvenilir sığınak olmaya devam edecektir sizlerin sayesinde. Bu sıcak anlayışı gösterme konusunda sizlere güveniyoruz.

Çok kıymetli arkadaşlarım, sizlere çalışmalarınızda başarılar diliyorum, tekrar hoş geldiniz.