#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Avrupa ülkelerinde görevli Filistin Büyükelçileri Toplantısında yaptığı konuşma, 3 Mart 2019, İstanbul

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Aziz kardeşim Dışişleri Bakanı Riad Malki, Filistin Dışişleri Bakanlığı’nın çok kıymetli mensupları, Büyükelçi kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler ülkemize, İstanbul’a hoş geldiniz.

Bu toplantının gerçekleştirilmesinde emeği geçen tüm kardeşlerime çok teşekkür ediyorum. Gerek Filistin Dışişleri Bakanlığı’nda görev yapan kardeşlerime, gerekse çok kıymetli Büyükelçi kardeşime ve de Bakanlığımda görev yapan kardeşlerime tüm çabaları için çok teşekkür ediyorum.

Sözlerimin hemen başında Filistin davasını her platformda güçlü bir şekilde savunan saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sizlere selamlarını ve en iyi dileklerini iletmek istiyorum.

Ve yine sözlerimin hemen başında, kısa bir süre önce Hakk’ın rahmetine kavuşan Filistin’in İstanbul Başkonsolosu Abdülkerim kardeşime ve bu vesileyle de bütün Filistinli şehitlerimize Rabbimden rahmet diliyorum.

Filistinli kardeşlerimizin işgal, zulüm ve yıkım karşısında devam ettirdikleri şanlı mücadeleyi selamlıyor ve bu asil direnişe olan güçlü desteğimizi burada bir kere daha ifade etmek isterim.

Bugün açılışını yaptığımız konferansın Filistin’in dış ilişkilerinin geliştirilmesi ve özellikle Filistin davasının dünyaya aktarılması bakımından müspet neticeler vereceğine gönülden inanıyorum.

Çok kıymetli Büyükelçiler, Filistin zorlu sınamalarla dolu bir süreçten geçmektedir. Karşı karşıya olduğumuz meselelerin sayısı azalmamış, bilakis artmıştır. İsrail Hükümetinin Filistin halkının tarihi ve meşru haklarını hedef almasının yanı sıra, diğer bazı aktörler de tek taraflı ve yasa dışı fiilleriyle bölgenin istikrarını bozmayı amaçlamaktadır.

Türkiye, uluslararası arenada Filistin davasının müdafaası konusunda her zaman ön planda yer almaktadır. Geçtiğimiz dönemde İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve Dönem Başkanı sıfatıyla Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, öncülüğünde İstanbul’da Filistin konulu iki olağanüstü İslam Zirvesi tertipledik. Ayrıca, çok değerli kardeşim Bakan Riad Malki’yle birlikte Birleşmiş Milletler Genel Kurulunu harekete geçirerek Kudüs’ün statüsünü değiştirmeye yönelik her girişimi hükümsüz kılan bir kararın ezici bir çoğunlukla kabul edilmesini sağladık. Aynı şekilde, İsrail güvenlik güçlerinin tekrar eden saldırıları karşısında Filistinli sivillere korunma sağlanması konusunda da yine BM Genel Kurulunda yine ezici çoğunlukta bir karar çıkarmayı birlikte başardık. Bu gayretlerimize devam etmemiz ve Filistin davasının uluslararası toplumun gündeminde muhafaza etmemiz çok önem taşımaktadır hep birlikte.

Kıymetli kardeşlerim, İsrail yaşananlardan ders almak yerine, aynı hataları tekrarlamaktadır. Gazze’deki insanlık dışı ablukayı sürdüren İsrail, iki devletli çözümü devre dışı bırakmaya yönelik şiddetten beslenen pervasız bir kampanya yürütmektedir. Geçen yıl İsrail Parlamentosunda kabul edilen sözde ulus devlet yasası da bu zihniyeti yansıtan yeni bir örnek olmuştur. Bu tür girişimlerin diyalog ve diplomasi yoluyla adil ve kalıcı bir barışa ulaşma hedefimizi gölgelemesine asla izin vermeyeceğiz. İsrail yasa dışı faaliyetlerini yoğunlaştırdıkça, biz uluslararası sahada barış ve adalet için daha da fazla çaba göstereceğiz.

Çok kıymetli kardeşlerim, Kudüs’ün tarihi ve hukuki statüsünün muhafazası, dış politikamızın önceliklerinden bir tanesidir. Bu, bizim için kutsal bir davadır. Kudüs’teki adaletsizliğe uluslararası toplumun dikkatini çekmek için her türlü çabayı gösteriyoruz ve bu konuda da kardeşim Riad Malki’yle her zaman omuz omuza birlikte çalışıyoruz.

Bu anlayışla, geçtiğimiz Aralık ayında İstanbul’da Kudüs için Parlamenter Birliğinin İkinci Konferansını düzenledik. Söz konusu toplantıya Latin Amerika’dan Orta Asya’ya, Afrika’dan Avrupa’ya kadar dünyanın dört köşesinden yüzlerce temsilcinin katılım sağlaması, esasen Filistin davasına küresel düzeyde verilen güçlü desteğin önemli bir göstergesini teşkil etmiş ve bizlere umut vermiştir.

İsrail’in Kudüs’te yeni oldubittiler yaratma gayretlerini endişeyle takip ediyoruz. Kudüs’ün statüsünün tek taraflı fiillerle değiştirilmesi mümkün değildir ve buna da asla müsaade etmeyiz.

Çok kıymetli Büyükelçiler, aziz kardeşlerim, 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin kurulması bir seçenek değil; zorunluluktur. Kendi topraklarında işgal ve abluka altında değil, refah ve huzur içinde yaşamak Filistin halkının tarihi ve meşru hakkıdır, hiçbir ülkenin bu hakkı gasp etmeye gücü yetmeyecektir.

Sahadaki durum bakımından Ortadoğu barış sürecinin acilen canlandırılması gerekmektedir. Daha önce pek çok kez ifade ettiğimiz gibi, uygulanması mümkün olmayan, Filistinlilerin haklarını göz ardı edecek hiçbir barış planı uluslararası kamuoyu nezdinde kabul görmeyecektir. Çözüm iddiası taşıyan her girişimin yapıcı, dengeli, samimi olması önem taşımaktadır. Filistin’de statükonun sürdürülemeyeceği aşikar olmuştur. İki devletli çözümü savunduğunu söyleyen her ülkenin İsrail’i tanıdığı gibi, artık Filistin Devleti’ni de tanıması gerekmektedir ve bu yönde çok çaba sarf ediyoruz. Bugüne kadar Filistin Devleti’ni tanımayan başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, her ülke nezdinde bundan sonra da temaslarımızı sürdüreceğiz.

Çok kıymetli kardeşlerim, Filistin halkı için tüm imkanlarımız ve kurumlarımızla seferber olmaya devam edeceğiz

Türkiye olarak 2005 yılından bu yana Filistin’e yaptığımız yardımlar 460 milyon doları aşmıştır. Yine TİKA Filistin Ofisinin 2006’dan itibaren hayata geçirdiği projelerin sayısı da 550’ye ulaşmıştır. Bu projelerle Filistin’in dış desteğe ihtiyaç duymayacak şekilde güçlü ve sürdürülebilir ekonomiye kavuşmasını hedefliyoruz. Filistin’e verdiğimiz desteğin önemli bir bölümünü de Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mülteciler için Yardım ve Bayındırlık Ajansı UNRWA’ya katkılarımız teşkil etmektedir.

UNRWA ne yazık ki son dönemde bir hedef tahtası haline gelmiştir. ABD’nin bu kuruluşa anlaşılması güç bir siyasi motivasyonla yaklaşarak katkısını sonlandırma kararı alması, zorlu bir süreç başlatmıştır. UNRWA Danışma Komitesi Başkanı olarak Ajansın karşı karşıya bulunduğu mali krizin üstesinden gelinmesi için diğer ülkelerle eşgüdüm içinde yoğun bir çaba sarf ettik. En son Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda, Riad Malki kardeşim de oradaydı, Türkiye, Japonya, İsveç, Almanya ve Avrupa Birliği’nin ev sahipliğinde bir konferans düzenledik ve birçok ülkenin ilave katkı vermesini sağladık, ama bu çabalarımız devam edecek. Türkiye olarak da UNRWA’ya olan katkılarımızı artırarak inşallah devam ettireceğiz. Sorunlar kısa vadede aşılmış görünmektedir, ancak Ajansa desteğin önümüzdeki dönemde de tüm uluslararası camia tarafından devam etmesi elzemdir.

Bu noktada Filistin halkı için topladığı 1 milyon dolar tutarında yardımı UNRWA’ya bağışlama kararı alan Afganistan’a en içten şükranlarımı sunuyorum. Birazdan gerçekleştireceğimiz törenle bu yardımı Ajans yetkililerine takdim edeceğiz.

Kendisinin de zor şartlarda yaşadığı biliyoruz Afgan halkının, Afgan halkı bu asil davranışıyla milletlerarası kardeşliğin en güzel örneklerinden birini sergilemiştir. Buradan tüm Afgan halkına gönülden şükranlarımızı ve selamlarımızı gönderiyoruz.

Tüm bu gayretlerin en önemli neticesi, yardım kesme tehditleriyle boyun eğdirilmeye çalışılan Filistin halkının asla ve asla yalnız bırakılmayacağını göstermesidir. Filistin davasının müdafaası için önümüzdeki dönemde Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi uluslararası platformlarda alınan kararların uygulanmasının da takipçisi olacağız.

Çok değerli Büyükelçiler, aziz kardeşlerim; Türkiye olarak bölgemizde var olan çatışmaların durdurulması, sivil savaşların sonlandırılması ve diğer kardeş ülkelerimizdeki istikrarın ve huzurun güçlenmesi için yoğun çaba sarf ediyoruz.

İki gün önce Londra’da Ürdün Konferansına katıldık ve Ürdün’e olan desteğimizi yineledik. Ürdün’ün güçlü ve istikrarlı olması Türkiye için önemlidir, ama Filistin için de elzemdir. Ve orada İsrail’in Ürdün’e yönelik çıkardığı zorlukları da gündeme getirdik, özellikle Ürdün üzerinden Kudüs’e geçmek isteyenlere İsrail’in çıkardığı zorlukların da altını çizdik, özellikle vurguladık.

Yine şimdi Irak’ın yeniden inşası için yoğun çaba sarf ediyoruz. Filistin Devlet Başkanı Abbas’ın Irak ziyaretini gerçekleştirdiğini biraz önce kardeşim Riad Malki’den öğrendim. Irak da bizim için önemli bir ülkedir ve bu işgalden sonra ve seçimlerden sonra yeniden ayağa kalkması hepimiz için önemlidir.

İran’a yönelik yaptırımları doğru bulmuyoruz ve İran’ın bu şekilde köşeye sıkıştırılmasının bölge için de çok riskli ve tehlikeli olduğunu düşünüyoruz. Ve İran’a yönelik desteğimizi de sürdüreceğiz.

Aynı şekilde Yemen ve Libya’daki savaşların durdurulması için bu sene çok daha fazla çaba sarf edeceğiz. Kardeş ülkelerde gözyaşının ve akan kanın durdurulması için Türkiye her zaman yoğun çaba sarf edecektir ve inşallah bu kardeş ülkelerimize de istikrar, barış, huzur tekrar geri gelir.

Aziz kardeşlerim, her türlü engelleme çabalarına rağmen Filistin halkının kendi devletinde birlik ve huzur içinde yaşayacağı günler er ya da geç gelecektir. Bizlerin görevi, bunun daha fazla ertelemeden bir an önce mümkün kılınmasıdır. Türkiye elindeki tüm imkanlarla Filistin’in hürriyeti ve uluslararası alandaki mücadelesini sürdürecektir.

Bu düşüncelerle Filistinli Büyükelçiler Konferansının Türkiye’ye Filistin kardeşliği için, Filistin Devleti’nin parlak geleceği için hayırlara vesile olmasını Rabbimden temenni ediyorum.

Sizleri ülkemizde ağırlamaktan büyük bir mutluluk ve onur duyuyoruz.

Şunu unutmayın: Çalışmalarınızda nerede olursa olsun çabalarınızda hiçbir zaman yalnız değilsiniz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve halkı ve Dışişleri Bakanlığı ve yurt dışındaki tüm misyonlarımız her zaman sizlerle beraberdir ve sizleri hiçbir zaman inşallah yalnız bırakmayacağız.

Umarım Türkiye’de yoğun çalışmalarınızın yanı sıra güzel vakit de geçirirsiniz.

Tüm çalışmalarınızın başarılı geçmesini diliyorum, sizleri en kalbi duygularla bir kere daha selamlıyorum, hoş geldiniz.

Çok teşekkür ediyorum.