#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun Konya’da Yaptığı Konuşma, 24 Temmuz 2016

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- Evet, sizlerin hizmetkârı olmaktan, Konya’nın, Konyalıların hizmetkârı olmaktan onur duyuyoruz, şeref duyuyoruz.

Sevgili Konyalı kardeşlerim; başından beri bu yolculukta görev verdiğiniz, bu kutlu yolculukta beraber yürüdüğümüz tüm arkadaşlarımızla sizin huzurunuzda, sizin hizmetindeyiz.

Esasen 15 yıldır bu ülke için yaptıklarımızı, Türkiye’nin güçlenmesini, Türkiye’nin büyümesini, Türkiye’nin dünyadaki mazlumların vicdanı, sesi olmasını hazmedemeyenler, 15 yıldır Türkiye’yle uğraşıyorlar. Şöyle bir hatırlayın, önümüze az engel çıkarmadılar. Ama biz şunu söyledik: Biz bu yola kefenimizle birlikte çıktık. Bu uzun, ince, kutlu yolculuktan bizi Allah’tan başka hiçbir güç geri çeviremez dedik. Önümüze çıkarılan engelleri sizlerle beraber, milletimizle beraber bir bir aşarak bugünlere geldik.

Gerçekleştiren bu darbe girişimi, ordumuzun içine haince giren asker elbisesi giymiş bu FETÖ’cü teröristlerin aslında ilk girişimi değildi. Bunlar 17-25 Aralık’ta da aynı girişimde bulundular. Esasen o günden bugüne de hiç durmadılar. Türkiye’nin karşısında kim varsa onlarla beraber oldular. Gittiler Amerika’da, İngiltere’de, Almanya’da Türk düşmanı hangi lobi varsa onların içinde oldular, onlara katkı sağladılar. Türkiye’de saf, inanmış insanlardan topladıkları paraları, Türkiye aleyhine çalışın diye götürüp onlara verdiler. Bunu ilk defa söylemiyoruz, daha önce de söyledik. Türkiye aleyhine karar çıkartmak için tüm uluslararası parlamentolarda gece-gündüz çalıştılar. Hatta hatta buralardan da istediğini elde edemeyince; bu hainler, Türkiye’nin istikrarına, bütünlüğüne kasteden PKK, DHKP-C gibi terör örgütleriyle el ele verdiler.

Şimdi ben size soruyorum; o gün, 15 Temmuz akşamı sabaha kadar kardeşlerimize, vatandaşlarımıza havadan helikopterden ateş açanların, bomba yağdıranların, -o bombalar savaşlarda kullanılır ancak- tankla ezenlerin hain PKK’dan bir farkı var mı? DHKP-C’den farkı var mı? Acımadan insanlarımızı öldürenlerin DEAŞ’ten bir farkı var mı? Hatta onlardan daha kötüler, daha alçaklar, daha hainler, daha adiler bu şerefsizler. O gün tüm planlarını yapmışlar. Cumhurbaşkanı’mızın bulunduğu yere saldıracaklar, Cumhurbaşkanı’mızı öldüreceklerdi, Başbakanımızı öldüreceklerdi, bizlere aynı şekilde saldırılarda bulanacaklardı. Milletin iradesiyle seçilmiş Hükümeti ortadan kaldıracaklar, Pensilvanya’daki terörist başını ülkenin başına getireceklerdi. Zaten yıllardır planları, hedefleri bu. Bunların dinle imanla bir ilgisi yok. Siz bunların bir yerde Kur’an okuduğunu gördünüz mü? Hep işte Sızıntı, o-bu hep dergileri okuturlar, oradan aşılama yaparlar. En ufacık bir vicdanı olan bırakın inancı vicdanı olan bir insan, masum insanların üzerine bu şekilde saldırır mı? Evet, her türlü hesabı yapmışlar, ondan sonra da getireceklerdi. Ama unuttukları bir şey vardı, karşılarında büyük Türk milleti vardı. Onların bir hesabı varsa, benim milletimin de bir hesabı vardı. Onların bir hesabı varsa, Rabb’imin de bir hesabı vardı; bunu unuttular bu alçaklar. İşte millet şehit olmak için meydanlara koştu. Şehit olmak için, şehadet şerbetini içmek için tankın paletlerinin altına yattı. Şehit olmak için o ağır silahlara karşı göğsünü siper etti. Benim milletim, Şehit olmak için havadan bombalarla, silahlarla taranırken o meydanlardan kaçmadı. İşte bu büyük milletin ayağının altı öpülür. Bu büyük milletin ayağının altını ne kadar öpsek azdır.

Türk milleti dünyada darbeye darbe yapan, millet olarak tarihe geçti. Darbeye darbe yapan millet, ne mutlu bize. Dün Antalya’da da anlattım, Alanya’da da anlattım. Dünyanın her yerinden telefonlar, destek mesajları ve dualar geliyor. Hepsinin ortak söylemi şu: Ne mutlu size arkanızda böyle büyük bir millet var, Türk milleti var. Ne mutlu size böyle büyük bir milleti temsil ediyorsunuz diyorlar. Siyasetçisi, sporcusu, dostlarımızın hepsi bunu söylüyor.

Yine hepsinin ortak söylemi şu: Biz Recep Tayyip Erdoğan’ı biliyoruz, dik duruyor, açık sözlü. Bugüne kadar merak ediyorduk neden bu kadar güçlü duruyor, neden bu kadar dik duruyor, neden hiç kimsenin söylemediğini söylüyor? Ama gördük ki onun arkasında büyük bir millet var, darbeye darbe yapan bir millet var, onun arkasında Türk milleti var.

Sevgili kardeşlerim…

Sevgili kardeşlerim; işte siz de Recep Tayyip Erdoğan diye buradan selam gönderiyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımıza. Cumhurbaşkanımızı da Türkiye’de seven var, sevmeyen var. Kıskanan var, destek veren var, ideolojisini beğenmeyen var, beğenen var. Demokraside olur, buna saygımız var. Türkiye’deki arkadaşlarımız, dostlarımız farklı partilerden, farklı görüşlerden diyalog içinde olduğumuz insanlar söylüyor: O akşam Recep Tayyip Erdoğan’ı televizyonda görmek için, sesini duymak için sabırsızlanacağımı rüyamda görsem inanmazdım. Herkes O’nu televizyonda görünce, O’nun konuştuğunu duyunca kendime, ülkeme ve vatanıma olan güvenim geri geldi diyor. Bu bir gerçek ve bu gerçeğin görülmesi de önemli. Esasen Sayın Cumhurbaşkanımız da dedi. Evet şehitlerimiz, gazilerimiz, yaralılarımız, yaralı kardeşlerimiz var ama belki de bu Allah’ın bir lütfu. Buna inanıyoruz. Şimdi bu çeteyi, teröristleri, kanser gibi ülkenin hücrelerine yayılmış bu hainleri temizleme zamanı. Allah’ın izniyle, sizlerin de desteğiyle bunu temizleyeceğiz. Bu hainleri askerimizin içinden temizleyeceğiz. Bu hainler, Peygamber ocağı ordumuza yakışıyor mu? Bunlara Mehmetçik diyebilir miyiz? O nedenle bunları temizlememiz lazım. Bunlardan 8 tanesi biliyorsunuz nereye kaçtı? Yunanistan’a. Bu hainler hiç utanmadan, korkak fare gibi sığındılar oraya. Türkiye’dekileri temizleyeceğiz, yurt dışına kaçanları da geri getireceğiz…