#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Siyaset Kulübü’nün düzenlediği “Türkiye’de Uluslararası İlişkilerin Önemi” Konulu Konferansta yaptığı konuşma, 27 Aralık 2018, İstanbul

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU- … neden AGİT Özel Gözlem Misyonunun başında bir Türk Büyükelçisi var? Emekli bir Büyükelçimiz Afakan. Şimdi onun görevi dolarken neden bir Türk büyükelçi daha burada görev alsın; neden? Çünkü Türkiye kriz yönetiminde objektif, deneli ve adaletlidir ve hiçbir gizli gündemi yoktur. Ama Yemen’deki sorunu da çözmek için çaba sarf etmemiz lazım. Birkaç gün önce Libya’daydım, Libya’daki soruna da kalıcı bir çözüm bulmak için çaba sarf etmezsek, biz kriz yönetiminde başarısız oluruz.

Ama sadece şu anda devam eden ve herkesi yakan krizler ve onların insani boyutuyla ilgilenirsek de olmaz. İnsani boyutunu kesinlikle ihmal etmemiz lazım, yer yer ülkemizde sosyal sorunlar yaratıyor gibi olsa da mazlumlara sahip çıkan bir ecdadın torunları olarak biz bu anlayışımızı sürdürmemiz lazım. Fakat bölgemizde çözümü bugün kadar dondurulmuş ihtilaflar ya da kısaca dondurulmuş ihtilaflara çözüm bulamazsak, bu ihtilaflar yer yer gelir bölgede tındırmaya sebep olur, gerilimlere sebep olur.

İşte Balkanlar’da, Batı Balkanlar’daki sorunları biz çözmek için bir taraftan güven arttırıcı adımlar, iki gün önce bir firmamızın Belgrat’ta imzaladığı sözleşme ortada, Belgrat’la Saraybosna arasındaki otoban ring şeklinde tekrar kuzeyden gidip dönüp tekrar güneyden Belgrat ve Saraybosna arasındaki ring otobanının yapılmasına katkı sağlamazsak, biz Balkanlar’daki istikrara kalıcı katkı sağlamamış oluruz. Ekonomik kalkınması önemli, güçlü mekanizmalarımızla bu Balkanlar’ın istikrarı için çok önemli adımlar atıyoruz. Avrupa Atlantik entegrasyonu için de en güçlü desteği veren ülke Türkiye’dir. Ama bir Karabağ problemini çözemezsek, bu problemin başka yansımaları da var, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü garanti altına alamayız. Diğer taraftan, Trans-Dinyester dahil, Güney Osetya gibi bölgemizde etrafımızı çevreleyen bu dondurulmuş ihtilafları da çözmek için gayret sarf etmemiz lazım.

Tamam, bu kriz yönetimi için çaba sarf edelim, ama bir de bizim için mili ve kutsal davalar var, milli ve kutsal davaları takip etmek de Türk dış politikasının en önemli sorumluluğudur.

Bir tanesi, Filistin meselesidir, Kudüs meselesidir. Kudüs konusunda, Filistin konusunda herkesin sustuğu bir ortamda bile, bugün Amerika’yla iyi ilişkiler kurmak için yarışan bazı Müslüman ülkelerin Filistin’e sesini çıkma dediği bir ortamda bile susmayan bir ülke vardır, o da Türkiye Cumhuriyetidir. Susmayan bir millet vardır, o da Türk milletidir. (Alkışlar)

Ve bizim Amerikan’ın Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararından sonra faaliyetlerimizi takip ettiniz; iki tane İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesi ve her iki zirvenin arkasından da Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna bunu taşımamız ve orada da her iki seferde de, her ikisinde de ezici bir çoğunlukla, ABD ve İsrail’in tüm dünya ülkelerine baskı yapmasına rağmen tehdit etmesin rağmen ve taahhütlerde bulunmasına rağmen çok ezici bir çoğunlukla Filistin’in lehine karar çıkartmamız işte Türkiye’nin bu girişimciliği sayesinde olmuştur ve kutsal davalarına sahip çıkması sayesindedir ve biz hiçbir zaman bu davayı yalnız bırakmayacağız.

Yine milli davalarımızdan bir tanesi, buna dondurulmuş ihtilaf da deniyor, Kıbrıs sorununun çözümü için de gerekli adımları atıyoruz. Bu tek başımıza bize bağlı bir konu değil, garantör ülkeler var ve iki taraf var Adada. Biz artık diyoruz ki, laf olsun diye bir müzakereye oturmak zaman kaybıdır, neyi, nasıl müzakere edeceğiz zamanı belirlensin, takvim belirlersin, sonuç odaklı olsun, artık kaybedecek enerjimiz yok, ne olacaksa olsun, şimdi bu aşamadayız. Kıbrıs davasını da tabi ki çok yakından takip ediyoruz.

Değerli arkadaşlar, biz işte bu izlediğimiz politikaya girişimci dış politika diyoruz. Ama insani dış politikanızı yine ihmal ederseniz girişimciliğin de bir faydası olmaz. Bugün insani dış politikada Türkiye dünyada birinci sıradadır. Dünyanın en zengin ülkesi değiliz, gidiyoruz oraya doğru tüm krizlere, sorunlara rağmen, ama en cömert ülkesiyiz. Eskiden milli gelire göre en cömert ülkeyiz diyorduk, şimdi rakamlarla en cömert ülkeyiz, dünyanın tepesindeyiz, bununla da gurur duyuyoruz. Nerede mazlum varsa ona sahip çıkmakla gurur duyuyoruz. Bunu Cenabı Allah herkese lütfetmez, dünyanın en cömert ülkesi ve milleti olmak herkese nasip olmaz, bu haslet de herkeste olmaz… (Canlı Yayın Kesintisi)

----- / -----