#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun “Foreign Policy” Dergisinde Yayınlanan “Gülen neden iade edilmelidir?” Başlıklı Makalesi, 15 Mayıs 2017

Foreign Policy dergisi internet sitesinde yayınlanmıştır.

15 Temmuz’daki sarsıcı darbe girişiminin ardından geçen son 10 ayda, Türkiye, 249 vatandaşımızın ölümüne ve 2000’den fazlasının da yaralanmasına neden olan, demokrasimizi, ulusal güvenliğimizi ve halkımızı hedef alan bu hain saldırının faillerini büyük bir gayretle soruşturmaktadır. Bu suçun faillerinin adaletin önüne çıkarılması konusunda kararlı bir tutum sergilemekteyiz.

Henüz, Meclisimiz, Cumhurbaşkanlığı Sarayımız ve Emniyet Müdürlüğümüz bombalanırken ve vatandaşlarımız sokaklarda toplanıp tankların önünde dururken, Türk savcıları darbenin arkasında kimin olduğunu açığa çıkarmaya yönelik çalışmalara başlamıştı. Kısa süre içinde, son 40 yıldır Fetullah Gülen tarafından beslenen, Türkiye, ABD ve dünya genelindeki diğer ülkelerde organize olmuş tehlikeli ve sinsi Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) izleri yadsınamaz bir şekilde ortaya çıkmıştır. Gülen bugün Pensilvanya Saylorsburg’da bir konutta yaşamaktadır.

15 Temmuz darbe girişimi tarihimizde daha evvel yaşanan diğer darbelerden farklıydı. Bu kez, Türk Askeri Komuta Yapısının yüksek rütbeli subayları ve silahlı kuvvetlerin ezici çoğunluğu net bir şekilde Türkiye’nin demokratik bir şekilde seçilmiş hükümetini devirmeyi hedefleyen darbe girişiminin karşısında durmuşlardır. Komplocuların tehlikeli Gülen yapılanmasının sivil ve askeri üyeleri oldukları anlaşılmıştır.

Adil Öksüz adındaki ilahiyat profesörü ve Gülen’in Pensilvanya’daki konutunun sahibi olan şirket de dahil olmak üzere Gülen’le bağlantılı şirketler grubunun eski genel müdürü Kemal Batmaz, bu sivil komplocular arasında en bilinenleridir. Darbe girişimi başladığında, Öksüz ve Batmaz her ikisi de darbe girişiminin merkezi olan Ankara yakınlarındaki Akıncılar Hava Üssü’ndeydiler.

Türk savcılar, Öksüz ve Batmaz’ın 11 Temmuz 2016 tarihinde birlikte ABD’ye gittiklerini ve darbe girişiminden iki gün önce 13 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye’ye geri döndüklerini tespit etmişlerdir.

Batmaz halihazırda tutukludur. Öksüz ise firaridir. ABD makamları kanundan kaçan Öksüz’ün vizesini 21 Temmuz 2016 tarihinde iptal etmiştir. Ancak, Öksüz’ün aile üyeleri ABD’de ikamet etmeye devam etmektedir.

Bütün bunlar bilinen gerçeklerken ve Türkiye’deki mahkemelere sunulan iddianamelerde bundan daha fazla kanıt bulunduğu ortadayken, tehlikenin anlaşılması için esasen ihtiyaçtan fazla veri bulunmaktadır. Gülen ve FETÖ Türkiye’nin ulusal güvenliğine ve anayasal düzenine ciddi ve yakın bir tehdit oluşturmaktadır.

Ancak bugün Gülen ağı, mitolojik ‘‘Hidra canavarı’’ misali günümüzde halen 160’dan fazla ülkede boy göstermektedir. Örgütün sinir sisteminin merkezi Pensilvanya’da bulunmakta, kolları ise yoksulluk, korku, demokrasi eksiklikleri ve yolsuzluğu kullanarak dünyanın dört bir yanına uzanmaktadır. Gülen ve yakın çevresi ABD’de bulundukları için bu alçakça faaliyetlere ilişkin kanıt toplama sorumluluğu büyük ölçüde ABD makamlarına düşmektedir.

Gülen ve onun ağında yer alan kişiler, ABD’de okul işletmeye ve burada şüpheli ticari faaliyetlerinden kâr sağlamaya devam etmektedir. Bu kişiler Amerika’da buldukları güvenli sığınaktan propagandalarını yaymaya devam etmekte ve hatta federal, devlet ve yerel bütçeden para desteği sağlamaktadırlar. Türkiye’den göç eden Gülen yandaşları bu okullarda çalışabilmekte ve hatta Türkiye ile Türkiye-ABD ilişkileri hakkında Amerikan siyasetçilerine brifing vermek üzere Kongre’ye davet edilmektedirler.

Bunlar Fetullah Gülen’in serbest kalmasına izin verilmesinden dolayı olmaktadır.

Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesine imkân sağlayacak yasal zemin (1979’da imzalanan Türkiye-ABD Suçluların İadesi Anlaşması) mevcuttur. Sözkonusu Antlaşma uyarınca, Türk Adalet Bakanlığı, darbe girişiminden dört gün sonra 19 Temmuz 2016 tarihinde, 2014 ve 2015’ten bu yana sürmekte olan dört kovuşturma temelinde ABD Başsavcısına Gülen’in geçici olarak tutuklanması talebinde bulunmuştur. Bu dört kovuşturma sürecinde toplanan bilgi ve kanıtları içeren 51 dosya da, Gülen’in Türkiye’ye iadesi talebiyle 22 Temmuz 2016 tarihinde ABD makamlarına iletilmiştir. ABD tarafına 12 Eylül 2016 tarihinde 15 Temmuz darbe planıyla ilgili soruşturma çerçevesinde ilave bir “geçici tutuklama talebi’’de iletilmiştir.

ABD Hükümeti talebimizi değerlendirmektedir, ancak zaman da geçmektedir. FETÖ kurbanları için geç gelen adalet, adaletin sağlanması anlamına gelmemektedir. Türk halkı Fetullah Gülen'in adalet önüne çıkarak, kişisel servetinin kaynağının ne olduğu, örgütün nasıl finanse edildiği, gazetecilere suikast düzenleyen eski polis memurlarıyla ilişkisi ve darbe girişimcileriyle bağlantısı gibi hayati sorulara cevap vermesini beklemektedir.

Türkiye, ABD’yi demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü savunmanın bayraktarlığını yapan bir müttefik olarak görmektedir. ABD ulusal güvenliğine yönelik ciddi tehditlerle karşı karşıya kaldığında, Türkiye, kimi zaman ağır bedeller ödeyerek müttefikinin yanında olmuştur. Onlarca yıldır, Türkiye ve ABD terörle ve organize suçlarla mücadelede omuz omuza durmuştur. El-Kaide ve DEAŞ’a karşı Suriye ve Irak’ta savaşmakta ve dünyanın dört bir yanında her türlü aşırıcılıkla birlikte mücadele etmekteyiz.

Örgüt üyeleri tarafından “Kâinat İmamı” olarak ilan edilen Fetullah Gülen Türkiye’de demokrasiyi yok etmeye çalışmıştır. Türk halkı, ABD makamlarından, tıpkı bir müttefikin yapması gerektiği gibi, güvenliğimize ve demokrasimize yönelik bu tehdide karşı etkili yasal tedbirler almasını beklemektedir.