#

Bakanlığı Takip Edin:

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun 28 Eylül 2018 tarihli “Washington Post” gazetesinde yayımlanan “Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı: ABD Suriye’deki teröristleri silahlandırmayı durdurmalı” başlıklı makalesi

[İngilizce makalenin gayriresmi Türkçe tercümesidir.]

Dünya liderlerinin BM Genel Kurulu için bir araya geldikleri bu hafta, Başkan Trump’a başarısız Orta Doğu politikasını değiştirme ve Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa makamlarınca terörist olarak tanımlanan örgütün Suriye kolu olan “Halk Koruma Birlikleri” YPG’ye silah sevkiyatının durdurarak terör örgütüne bir darbe indirme fırsatı doğmuştur.

ABD istihbaratı, YPG’yi, Türkiye’de binlerce masum insanı öldürerek şiddet içeren bir terör kampanyası yürüten PKK’nin “Suriye milisleri” olarak tanımlamaktadır. Sürekli olarak uyarıda bulunduğumuz üzere, ABD’nin örgüte verdiği destek hâlihazırda geri tepmiştir. Bu yıl bir Amerikan deniz piyadesinin YPG’nin öncülük ettiği en büyük Suriye milis kuvvetlerinin bir üyesi tarafından vurulduğu bildirilmiştir. İnsan Hakları İzleme Örgütü, YPG’ye çocukları silah altına almaya son verme çağrısında bulunmuştur. Son raporlar, YPG güçlerinin Suriye’deki son isyancı sığınağını yeniden ele geçirmesine yardım etmek üzere Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile yakın zamanda ittifak kurduklarını ileri sürmektedir. Şam’daki rejimin saldırıları, Suriye savaşının şiddet dolu tarihinin en kötü insani felaketini tetikleyecekti. Çatışmanın önünü kesmek için, Türkiye geçtiğimiz hafta Rusya ile müzakerelerde bulunarak tampon bölge oluşturulmasını başarmıştır.

YPG, Suriye’de Türkiye sınırlarına yalnızca birkaç kilometre uzaklıkta güç yığınağı yapmış ve toprak elde etmiştir. Türk makamları, Vaşington’un son yıllarda YPG’ye silah nakliyatı için 5.000 kamyon ve 2.000 kargo uçağı kullandığını tahmin etmektedir. Herhangi bir NATO üyesi devletin sınırlarında benzeri bir mevzilenme büyük bir infiale neden olurdu. Bu, NATO’nun savunduğu her şeyin temel bir ihlalidir.

Daha da vahimi, örgüt Vaşington’da bir lobi ofisi kurma başvurusunda bulunmuştur. Suriye Demokratik Konseyi adı altındaki ABD temsilciliği olarak bilinen siyasi kolu, giderleri ABD vergi mükellefleri tarafından ödenecek olan daha fazla silah ve yardım için lobi faaliyetlerini hızlandırmıştır. Vaşington’da nüfuz edinmeyi amaçlayan bir terörist grubun siyasi kolunun bulunması şok edici bir durumdur ve Başkan Trump’ın bunun faaliyetlerini engellemesi gerekmektedir.

Ben Kürt halkının müttefikiyim. Esasen, partim Türkiye Kürtlerinden seçimlerde önemli desteği almaktan onur duymaktadır. Bununla birlikte, her kesimden teröristin baş düşmanıyım. Hiçbir istisna gözetmiyorum. Aynı zamanda tarihten ders çıkarırım. Afganistan’daki mücahitlerin silahlandırılmasında olduğu gibi, bir kez silah ve eğitim sağlandığında, tetik artık Amerika’nın elinden çıkmaktadır.

ABD yönetimi, bu silahların Türkiye’ye karşı kullanılmayacağı yönünde garanti vermiştir. Fakat Suriye savaşın ortasında. Gerçekçi olmak gerekirse, Vaşington’daki karar alıcılar bu sözü verebilecek pozisyonda değiller.

YPG’nin silahlandırılması, Türkiye’yi ve acımasız ve radikal bir terörist hareketinin on yıllardır süren korku ve şiddetine maruz kalan Türk halkını doğrudan tehlikeye atmaktadır. Ve şimdi, NATO müttefikimizin yardımıyla, PKK tepeden tırnağa silahlandırılmış bulunmaktadır. Türkiye alarma geçmiştir, çünkü sert ve acil adımlar atılmadıkça, bu pervasız politikanın sonucunda vatandaşlarımız acı çekecektir.

Türk güvenlik güçleri her gün, DEAŞ savaşçılarının Suriye’den kaçıp Türkiye üzerinden Batı başkentlerine sızmaması için çaba göstermektedir. Askeri ve istihbarat güçlerimiz, teröristleri takip edip tutuklamak, saldırıları önlemek ve kritik bilgileri toplamak için ABD ve diğer müttefiklerle yakın işbirliği içinde çalışmaktadır. Bu çalışma, Türkiye’yi DEAŞ ve diğer aşırılık yanlısı grupların hedef tahtası haline getirmiştir. Azim ve taahhüdümüzden vazgeçmeyeceğimizi bildikleri için alışveriş merkezlerimize, havaalanlarımıza ve diğer büyük sivil hedeflerimize saldırılarda bulunmaktadırlar. Ancak, baskınlarla mücadeleyi sürdürdük, onları kıstırdık, komplolarını engelleyip yollarının önünü kestik.

Nihai misyonumuz olan halkımızı kötülüklerden korumak kutsaldır. Ülkemiz, eylemlerimizle sadece Türklerin değil, Amerikalıların hayatını da kurtarmaktan gurur duymaktadır. Ve bu, kurtarılan hayatlardan dolayı, kolektif küresel güvenliğimizin yararı için taşıdığımız yük nedeniyle, Türkiye ABD’nin bizi yok etmeye ant içmiş teröristleri silahlandırmaması konusunda ısrar etmede haklıdır.

Şimdi bir taraf seçme zamanıdır.