Antarktika Antlaşması

Alan itibariyle en büyük beşinci kıta olan Antarktika'nın korunmuş doğası, dünyanın ekolojik dengesi bakımından önem arzetmektedir. Antarktika’nın barındırdığı canlı deniz kaynakları ve buzullarında saklı su potansiyeli, yeryüzünün gelecekteki su ve gıda güvencesi olarak da görülmektedir. Antarktika okyanus akımları, dünyanın iklimini düzenleyen küresel termostat görevi görmektedir. Antarktika bölgesi, sera gazları yutak alanı teşkil etmek suretiyle, iklim değişikliğiyle mücadelede önem taşımaktadır. Antarktika’nın biyolojik yapısı, dünyamız ekosisteminin dengesi bakımından hayati bir unsurdur. Antarktika’nın maden kaynaklarının da zengin olduğu tahmin edilmektedir.

Zengin doğal kaynakların yanısıra Antarktika, iklim araştırmaları, jeofizik, biyoloji, uzay bilimleri ve diğer bilim dalları için doğal bir laboratuvar özelliğine sahiptir. Bilime önem atfeden, bilimde ilerlemeyi hedefleyin ülkeler Antarktika’da bilimsel programlar yürütmekte; kıtada bilimsel üsler kurmaktadır.

1959 yılında imzalanan ve ülkemizin 1995 yılında taraf olduğu Antarktika Antlaşması, Antarktika’yı barış ve bilime adanmış doğal koruma alanı olarak güvence altına almıştır. Antarktika bu özelliğiyle, insanlığın ortak yararına adanmış yegane toprak parçası ve deniz alanıdır. Antlaşmaya hâlihazırda 53 ülke taraftır. Antlaşmayı ilk imzacı 12 ülke (ABD, Arjantin, Avustralya, Belçika, Fransa, Güney Afrika, İngiltere, Japonya, Norveç, Rusya, Şili ve Yeni Zelanda) ve Antlaşmaya sonradan katılan 29 ülke, “istişari taraf” statüsüyle, her yıl gerçekleştirilen Antarktika Antlaşması İstişare Toplantılarında, kıtaya ilişkin bilgi paylaşımı ve düzenlemelerin kararlaştırılması süreçlerinde yer almaktadır. Ülkemiz dahil 24 ülke ise, halihazırda Antlaşma kapsamındaki toplantılara “istişari olmayan taraf” statüsünde iştirak etmektedir. Antlaşma hükümleri uyarınca, Antarktika’da bilimsel üs kurulması ya da bilimsel sefer düzenlenmesi gibi kapsamlı araştırma çalışmalarıyla kıtaya ilgilerini kanıtlayan ülkelerin de istişari taraf statüsünü kazanması mümkündür.

Antarktika Antlaşması’yla birlikte, Antarktika’ya ilişkin 3 ilave anlaşma, Antarktika Antlaşmalar Sistemi’ni (AAS) teşkil etmektedir. Bunlar, 1972 tarihli “Antarktik Ayı Balıklarını Koruma Sözleşmesi” (CCAS), 1980 tarihli “Deniz Canlı Kaynaklarının Korunması Hususunda Sözleşme” (CCAMLR) ve 1991 tarihli “Antarktika Antlaşması Çevre Koruma Protokolü”dür (Madrid Protokolü). Madrid Protokolü, 6 ekiyle birlikte, Antarktika’nın tabi olduğu ayrıntılı düzenlemeleri içermesi bakımından bilhassa önem taşımaktadır. Nitekim, istişari taraf olmanın bir şartı da bu protokole taraf olmaktadır. Protokolün 2. maddesi, Antarktika çevresi ile bağlı ve ilgili ekosistemlerin korunmasını öngörmekte; Antarktika’yı, huzur, barış ve bilime tahsis edilmiş doğal rezerv olarak belirlemektedir. Protokolün 7. maddesi ise, bilimsel amaçlar hariç olmak üzere, Antarktika’da maden çıkarılmasını yasaklamaktadır. Madrid Protokolü 1998’de yürürlüğe girmiş olup; 25. maddesi uyarınca, 20 yıllık sürenin sonunda (2048) protokolün gözden geçirilmesi imkanı sağlanmıştır. Bununla birlikte, 2016’da Santiago’da yapılan Antarktika Antlaşması İstişare Toplantısı’nda, 6 sayılı karar esasen Madrid Protokolü’nün 2048’de sona ermeyeceğine dikkat çekilmiştir. Madrid Protokolü’nün ülkemizdeki onay işlemleri, 27 Mayıs 2017 tarihinde tamamlanmış olup, katılım belgemiz 27 Eylül 2017 tarihinde, Sekretarya’ya iletilmiştir.

1960’lardan bu yana Türk bilim insanları Antarktika konusunda çalışmalar yürütmüşlerdir. Bu çerçevede, Antarktika’da, Prof. Dr. Atok Karaali ve Prof. Dr. Umran İnan adlarını taşıyan coğrafi noktalar bulunmaktadır (Karaali Kayalıkları ve İnan Tepesi).

Günümüzde de Türk bilim insanlarının Antarktika’ya ilgileri devam etmektedir. Birçok üniversitemiz ve bağlı enstitüler bünyesinde Antarktika araştırmaları yürütülmektedir. Bu kapsamda, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) bünyesinde kutup araştırmaları enstitüsü kurulmuştur (PolReC). 2013’ten bu yana, akademisyenlerimiz, Bulgar, Japon ve Ukraynalı bilim insanlarıyla işbirliği halinde Antarktika’da araştırmalar yürütmektedirler. 2016 yılında, çeşitli üniversitelerimizden müteşekkil ilk Türk bilim heyeti, Ukrayna Antarktika Araştırma Merkezi ile işbirliği halinde, Antarktika’ya bilimsel sefer gerçekleştirmiştir. Aynı yıl, TÜBİTAK, Antarktika Bilimsel Araştırmalar Komitesi (SCAR) ortak üyeliğine kabul edilmiştir. Ülkemizin kurduğu işbirlikleri kapsamında 2017 yılında, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti ve Şili’nin Antarktika bilimsel seferlerinde Türk bilim insanları yer almıştır.

Diğer taraftan, ülkemizin Antarktika Antlaşması kapsamında istişari taraf statüsünü kazanmasına ve Antarktika’da bir bilimsel üs ihdas etmesine yönelik çalışmalar, Cumhurbaşkanlığımız himayesinde ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın uhdesinde yürütülmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın görevlendirmesiyle, Antarktika'ya ilişkin çalışmaların uygulama birimi olarak, İTÜ POLREC atanmıştır. Ülkemizin kutup alanına yönelik bilimsel çalışma ve faaliyetlerinin sistematik bir bütünlük içerisinde ve proje yaklaşımıyla ele alınması amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca “Ulusal Kutup Bilim Programını (2018-2022)” hazırlanmıştır. Bu çerçevede, 30 Ocak – 7 Mart 2019 tarihleri arasında, Üçüncü Ulusal Antarktika Seferi düzenlenmiştir. Sözkonusu sefer, ülkemizin imkanlarıyla gerçekleştirmiştir.

Program kapsamında, öncelikli araştırma temaları ve bilimsel projeler, insan kaynakları, uluslararası işbirlikleri, eğitim, tanıtım ve halka erişim, bilim seferleri ve lojistik ile bilim üssü inşası oluşturması öngörülmektedir.

Antarktika Antlaşması 41. Danışma Toplantısı (ATCM 41) ile Antarktika Çevre Koruma Protokolü Komitesi 21. Toplantısı (CEP 21), 13-19 Mayıs 2018 tarihleri arasında, Arjantin Dışişleri Bakanlığı'nın ev sahipliğinde, Buenos Aires’te düzenlenmiş olup, toplantılara ülkemizce, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarımız yetkililerinden oluşan bir heyetle iştirak edilmiştir.