Türkiye’nin Kalkınma İşbirliği Politikası

Türkiye, “İnsani ve Girişimci” dış politikasıyla uyumlu olarak, kalkınma işbirliğini barış, istikrar ve refahın artırılmasına hizmet eden temel bir dış politika aracı olarak değerlendirmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu döneminden bu yana insani yardım faaliyetlerinde bulunan Türkiye’nin resmi kalkınma yardımlarında öndegelen donörlerden biri haline gelmesi ise, 21. yüzyılda, özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde küresel jeopolitik koşullarda yaşanan köklü değişimle mümkün olmuştur.

Türkiye’nin 1980’li yıllarda başlayan kalkınma işbirliğindeki yolculuğu, zaman içinde Orta Doğu'dan Afrika'ya, Latin Amerika'dan Güneydoğu Asya'ya kadar dünyanın çeşitli bölgelerini kapsayacak şekilde gelişerek devam etmiştir. Artan siyasi nüfuzu, ekonomik dinamizmi ve teknik kapasitesi sayesinde Türkiye, OECD Kalkınma Yardımları Komitesi (DAC) verilerine göre 2018 ve 2019 yıllarında dünyanın en çok resmi kalkınma yardımı yapan ülkesi konumuna yükselmiştir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Afganistan’a teknik yardım yapmak gibi sınırlı bazı girişimlerde bulunan Türkiye, ilk resmi dış yardım programını 1985 yılında dönemin Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) aracılığıyla Gambiya, Gine, Gine-Bissau, Moritanya, Senegal, Somali ve Sudan'ı kapsayacak şekilde başlatmıştır.

Soğuk Savaş sonrası dönemde ise, uluslararası sistemde yaşanan dönüşüm ve özellikle siyasi ve ekonomik dönüşüm ihtiyacı içinde olan Orta Asya Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanması, Türkiye’yi 1992 yılında bugünkü adı "Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)” olan ulusal kalkınma işbirliği ajansını kurmaya sevk etmiştir.

Bu çerçevede, 1990'lı yıllarda kalkınma işbirliği politikasının kurumsal temellerini atan Türkiye, Orta Asya’nın yanısıra Balkanlar ve Kafkasya’yı öncelikli hedef bölgeleri olarak belirlemiştir. 2000'li yıllardan itibaren ise Türkiye, kalkınma işbirliğini Orta Doğu, Afrika, Latin Amerika, Güneydoğu Asya ve Pasifik bölgelerini kapsayacak şekilde genişletmiştir.

"Afrika Yılı" ve "Latin Amerika ve Karayipler Yılı" gibi insiyatifler ile sözkonusu bölgelere yönelik Eylem Planları, Afrika Birliği ile Stratejik Ortaklık ve "Afrika Ortaklık Politikası" gibi girişimler, Türkiye’nin daha önce sınırlı ilişkiye sahip olduğu coğrafyalardaki bazı ülkelerle yakın işbirliği kurmasının önünü açmıştır.

Türk Hava Yolları’nın giderek genişleyen doğrudan uçuş ağı, kalkınma işbirliği faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi bağlamında kolaylaştırıcı bir işlev üstlenmiştir. Son yirmi yılda, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’na bağlı diplomatik temsilciliklerin sayısında meydana gelen büyük artış sonucunda Türkiye dünyanın üçüncü en büyük diplomatik ağına sahip ülkesi konumuna gelmiştir. Sözkonusu diplomatik ağ da, Türkiye’nin uzak ve farklı coğrafyalara erişimine katkı sağlamıştır.

Son yirmi yılda, bir yandan, küresel çapta geniş bir ofis ağına kavuşan TİKA gibi bazı kurum ve kuruluşların kurumsal kapasitesi güçlendirilmiş, diğer yandan, Yunus Emre Enstitüsü (2007), Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (2009), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (2010) ve Türkiye Maarif Vakfı (2016) gibi yeni kurum ve kuruluşlar ile kamu vakıfları, teknik ve insani yardım faaliyetleri yürütmek amacıyla ihdas edilmiştir.

Küresel ölçekte yardım faaliyetlerinde önemli rol oynayan Türkiye merkezli sivil toplum kuruluşlarının (STK’lar) faaliyetleri de resmi kurum ve kuruluşların çalışmalarını tamamlamaktadır. Bu çerçevede, günümüzde, Türkiye’de kamu kurum ve kuruluşlarından üniversitelere, yerel yönetimlerden STK’lara kadar pek çok farklı paydaş, yerel ortaklarıyla işbirliği içinde, beş kıtada geniş bir yelpazede kalkınma işbirliği faaliyetlerinde bulunmaktadır.

Türkiye’nin kalkınma işbirliği faaliyetleri önkoşulsuz ve hibeye dayalı olup, faydalanıcı ülkelerin talep ve önceliklerine göre şekillenmektedir. Kalkınma işbirliği faaliyetlerini yürüten görevliler, savaş bölgelerinde dahi yerel makamlarla yakın işbirliği içinde çalışmakta ve bu sayede ihtiyaçları doğru değerlendirerek, projelerin sahada etkin bir şekilde yürütülmesini sağlamaktadırlar.

Kalkınma yardımlarının önemli bir bölümü eğitim, sağlık ve altyapı geliştirme faaliyetlerine ayrılmakta olup, Türkiye faydalanıcı ülkelerin çeşitli alanlarda kendi kendilerine yetebilecek hale gelmelerine katkı sağlayan kapasite geliştirme faaliyetlerine özel önem atfetmektedir. Kalkınma işbirliği faaliyetleri kapsamında ayrıca kadınların güçlendirilmesi, işgücüne katılımlarının artırılması ve dezavantajlı grupların desteklenmesi faaliyetlerine de odaklanılmaktadır.

"Türkiye Bursları" programı, her yıl binlerce uluslararası öğrencinin Türkiye’de yüksek öğrenim görmesine olanak sağlamakta, böylelikle uzun vadede faydalanıcı ülkelerin insan sermayesine yatırım yapılmaktadır.

Yurtdışındaki kültürel mirasın restorasyonu, Türkiye’nin kalkınma yardımlarında öne çıkan bir başka alan olup, Türkiye geniş deneyim ve bilgi birikimi ile, kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması yönündeki çabalara katkı sağlamaktadır.

Türkiye’nin resmi kalkınma yardımlarında öndegelen donörlerden biri haline gelmesi ve insani-teknik yardımların etkin eşgüdümünün ve uygulamasının sağlanması ihtiyacı, Dışişleri Bakanlığı bünyesinde 2024 Nisan ayında İnsani ve Teknik Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün kurulmasını gerekli kılmıştır.

Türkiye, kapsamlı yardım programı aracılığıyla, Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne 2030 yılına kadar ulaşılması yönündeki küresel çabalarda da ön planda rol oynayan ülkeler arasında yer almaktadır. Bu çerçevede, yoksulluğun azaltılması ve aşırı yoksulluğun ortadan kaldırılmasına yönelik uluslararası çabalara da etkin biçimde destek vermektedir.

Türkiye ayrıca, en başta “En Az Gelişmiş Ülkeler” (EAGÜ) olmak üzere, yardıma en çok ihtiyaç duyan ülkelerin ihtiyaçlarının karşılanması konusunda üzerine düşeni yerine getirmektedir. Bu çerçevede, Türkiye, EAGÜ’lerin bilim, teknoloji ve yenilik sayesinde dönüşümünü sağlama amacını güden, EAGÜ’lere hasredilmiş tek BM kuruluşu konumundaki Birleşmiş Milletler En Az Gelişmiş Ülkeler İçin Teknoloji Bankası’na (UNTBLDC) da ev sahipliği yapmaktadır.

Türkiye, yaygın diplomatik temsilcilik ağı ve kalkınma yardımı yapan çok sayıda kurum ve kuruluşu sayesinde, küresel ölçekte kalkınma faaliyetlerine kararlılıkla destek vermeye devam edecektir.