Değerli Bakanlar, Sayın Genel Sekreter, değerli konuklar, ortak basın toplantısına geçmeden önce, 30 Mayıs 2005 tarihinde imzalanan Türkiye - Körfez İşbirliği Konseyi Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması’nın onay işlemlerinin sonuçlandırıldığına dair belgelerin teatisi için Sayın Bakanımız ve Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Sayın Abdulrahman Al-Atiyyah’ı söz konusu belgeleri teati etmeye davet ediyoruz.
SAYIN BAKANIMIZIN KONUŞMASI: Değerli basın mensupları, değerli dostum ve meslektaşım Körfez İşbirliği Konseyi Dönem Başkanı ve Oman Dışişleri Bakanı Sayın Yusuf Bin Alawi, Bin Abdullah ve Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Sayın Abdulrahman Al- Atiyyah; bugün biz Türkiye ve Körfez İşbirliği Konseyi olarak çok önemli tarihi bir adımı atmak üzere bir araya geldik. Gerçekten bu adımı atmaktan dolayı büyük bir mutluluk duyuyoruz. Bu hem Körfez ülkeleriyle Türkiye arasındaki ikili ilişkiler hem Körfez İşbirliği Konseyi ile Türkiye arasındaki ilişkiler hem de bölgemiz için son derece büyük imkânlar oluşturacak yepyeni bir dönemin işaretidir. Bildiğiniz gibi bugün biz Türkiye Cumhuriyeti ile Körfez İşbirliği Konseyi arasında Yüksek Düzeyli Stratejik Diyalog toplantısının Dışişleri Bakanları arasındaki birinci toplantısını, birinci mesaisini yapmış bulunuyoruz.
Bildiğiniz gibi geçen sene, Eylül 2008’de Türkiye ile Körfez İşbirliği Konseyi arasında Cidde’de bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Bu mutabakat zaptı çerçevesinde bu dönem içerisinde yapılan çalışmalar neticesinde bu toplantıyı gerçekleştiriyoruz. Bu toplantı birçok açılardan bir ilke işaret etmektedir. Çünkü ilk defa Körfez İşbirliği Konseyi bir ülkeyle, tek bir ülke ile bu çapta bir stratejik diyalog mekanizması kurmaktadır. Ben bu kapsamlı anlaşma, bu yeni dönem için gayretleri dolayısıyla özellikle Dönem Başkanı Oman’a ve değerli dostum Yusuf Bin Alawi’ye, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreteryası’na ve Genel Sekreter Sayın Abdulrahman Al-Atiyyah’a teşekkürlerimi buradan ifade etmek istiyorum. Gerçekten içeride, bu toplantıyı yaparken ikili ilişkilerimiz, tarihi bağlarımız, kültürel bağlarımız konusunda son derece güzel açıklamalar yapıldı. Ve hemen hemen bütün bakanların ortak işaret ettiği husus şu ki Türkiye ile Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkelerin halkları arasında gerçek bir tarihi dostluk köprüsü vardır. Tarihimiz ortaktır. Bugünkü meselelere bakışımız, vizyonumuz, perspektifimiz ortaktır.
Geleceğe dönük bakışımız da, gelecek planlamamız da bundan sonra bu mekanizmalar üzerinde ortak olacaktır. Bu çalışmalarda, bundan sonra oluşacak mekanizmalarda temelde üç boyuta dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Birincisi, siyasi ve stratejik boyut. Açıkladığımız Ortak Deklarasyona da açık bir şekilde ortaya konduğu gibi Türkiye ile Körfez İşbirliği Konseyi arasında bu toplantılarla birlikte üst düzey bir siyasi ve stratejik diyalog başlatılmaktadır. Daha önce ikili düzeyde bu ülkelerin hepsi ile son derece iyi ilişkilerimiz mevcuttu ki hemen hemen hiçbiriyle hiçbir konuda bir siyasi ihtilafımız yoktu. İkili ilişkilerimiz son birkaç sene içerisinde büyük bir ivme kazanmıştı. Şimdi de kurumsal olarak Türkiye ile Körfez İşbirliği Konseyi arasında bu mekanizma ihdas edilmiş bulunmaktadır. Bu bizim Türkiye olarak bizim bölgeye bakışımızın doğal sonucudur.
Türkiye Ortadoğu geneline, bölgemize bakışında her zaman vurguladığımız gibi üst düzey siyasi diyaloglara dayalı, ekonomik karşılıklı bağımlılığa dayalı, kültürel uyuma dayalı bir perspektifle bölgemizin bir refah, istikrar ve barış alanı haline dönüşmesini hedeflemektedir. Biz bugün Türkiye ve Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkeler olarak bu ortak vizyonu paylaştık ve bu ortak vizyonun gereği olarak bundan sonra yapılacaklar konusunda birlikte her türlü adımı atmak konusunda tam bir mutabakat temin ettik. Bundan sonra siyasi ve stratejik geleceği bölgemizin ve dünyadaki gelişmeler konusunda Türkiye ile Körfez İşbirliği Konseyi arasında çok yakın bir işbirliği olacaktır.
İkinci önemli olan ekonomik alandır. Geçen sene küresel ekonomik kriz bütün dünyaya göstermiştir ki şu anda dünyada ekonomik alanda tam bir etkileşim söz konusudur ve her bir ekonomik havza diğeri ile yakın bir etkileşim içinde gelişmelerden karşılıklı olarak etkilenmektedirler. Bu çerçevede Türkiye ve Körfez ülkeleri, Körfez İşbirliği Konseyi havzası Ortadoğu bölgesinin iki önemli istikrarlı ekonomisini oluşturmaktadır. Bu iki ekonomi birbirleriyle tamamlayıcılık ilişkisine sahiptir ve birlikte çalışıldığında çok büyük bir potansiyeli harekete geçirecek imkânlara da sahiptir.
Artık biz bölgemizin krizlerle, savaşlarla, gerilimlerle anılan bir bölge olmasını istemiyoruz. Aksine bölgemizin refahla istikrarla barışla alınan ve halkların refah düzeyinin yükseldiği, birbirini daha yakın tanıdığı, ekonomik havzanın genişlediği bir bölge olmasını istiyoruz. Bu çerçevede biraz önce teati ettiğimiz Türkiye-Körfez İşbirliği Konseyi Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması’nın onay sürecinin tamamlanmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Bu Çerçeve Anlaşma’yla birlikte birçok mekanizma harekete geçirilecektir.
Yine Ortak Deklarasyonda hepimizin göreceği gibi çok kapsamlı bir ekonomik işbirliği çerçevesini öngördük. Her şeyden önce Serbest Ticaret Anlaşması görüşmelerinin bir an önce tamamlanması ve Türkiye ile Körfez İşbirliği Konseyi üyelerinin oluşturduğu ekonomik havza arasında tam bir entegrasyonun gerçekleşmesini hedefliyoruz.
Yine benzer şekilde ulaşım alanında çok ciddi atılımlar yapılmasını hedeflemekteyiz. Demiryolu projeleri dahil olmak üzere, kargo ulaşımını artıracak her türlü tedbiri almaya karar verdik. Enerji alanında, sanayi alanında, özellikle savunma sanayinde, turizmde kapsamlı projeleri geliştirme kararı verdik. Bu ekonomik alanın ve siyasal işbirliği çerçevesinin harekete geçmesi için üçüncü bir boyutun yani kültürel boyutun mutlaka güçlendirilmesi gerektiği konusunda da tam mutabakat sağladık. Bundan sonra Türkiye ile Körfez İşbirliği Konseyi arasında hem Konsey bağlamında hem de ikili ilişkiler bağlamında kapsamlı sosyal ve kültürel programlar uygulanacaktır. Özellikle eğitim alanında öğrenci değişimi, bilimsel çalışmalarda ortak bilimsel faaliyetler de dâhil olmak üzere kapsamlı bir şekilde halklarımızın yakınlaşmasını temin edecek kültürel çalışmalar yapılacaktır.
Nihayet, önümüzdeki sene Kuveyt’te yapılacak olan bundan sonraki ikinci Stratejik Diyalog toplantısına kadar çalışma gruplarının oluşturularak, ihtisas gruplarının, bunların bir takvime bağlanıp, bir eylem planına oturtulmasına karar verdik. Ve en kısa zamanda, mümkün olan en kısa süre içinde bu çalışma planlarının gözden geçirilmesini ve nihayete erdirilmesi konusunda genel tertipler Türkiye ve üye ülkeler arasında bir istişari iletişimin sağlanması konusunda mutabık kaldık.
Ayrıca yine görüşmelerimizde bölgemizi ilgilendiren siyasal sorunları ele aldık. Ortadoğu Barış Süreci, Irak, İran, Afganistan, Pakistan, Kıbrıs gibi konularda gördük ki Türkiye ile Körfez İşbirliği Konseyi arasında çok yakın perspektifler, benzer yaklaşımlar sözkonusudur. Bu çerçevede güncel konuları, bugünlerde gündemimizde olan konuları da istişare etme imkânı bulduk. Bugün maalesef Somali yakınlarında kaçırılan Türk gemisi ile ilgili olarak değerli dostlarımız Türkiye’yle tam bir dayanışma içinde olduklarını vurguladılar. Onun için müteşekkiriz. Görüşmelerde bu konuda yapılabilecek hususları da ele aldık. Ayrıca Çin’de, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde son dönemde yaşanan gelişmeleri de birlikte ele aldık. Ve bu gelişmelerden duyduğumuz derin kaygıyı üzüntüyü paylaştık. Oradaki Uygur Müslümanlarının bir an önce sükûnete ve hak ettikleri barış ortamına ulaşmaları için neler yapılması gerektiği konusunda da fikir alışverişinde bulunduk. Biz Türkiye Cumhuriyeti heyeti olarak ve ben Dışişleri Bakanı olarak bütün bu görüşmelerde takındıkları tavır ve olumlu yaklaşım dolayısıyla gerek dönem Başkanı Sayın Oman Dışişleri Bakanı Yusuf Bin Alawi’ye, gerek bütün heyet adına Genel Sekreter Sayın Abdulrahman Al-Atiyyah’a tekrar teşekkür ediyorum. Bu anlaşmamızın hem iki taraf için, hem ülkelerimizin, hem bölgemiz hem de dünya için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Çok teşekkür ediyorum.
KİK DÖNEM BAŞKANI OMAN DIŞİŞLERİ BAKANININ KONUŞMASI
(Yusuf Bin Alawi Bin Abdullah): Ben de şahsım ve Körfez İşbirliği Konseyi’ne üye ülkeler adına teşekkür etmek istiyorum. Bu güzel kente gelişimizden itibaren bizlere gösterilen sıcak ilgiye ve hüsnü kabulden dolayı çok çok teşekkür ediyoruz.
Burası bir uygarlık kentidir, kültür kentidir. Tüm dünya ülkelerine buradan kültür yayılmıştır, başta Arap ülkeleri olmak üzere. Biz bu kente her geldiğimizde kardeş Türk halkıyla bizleri birbirine bağlayan sağlam bağlardan onur duymaktayız. Burada dün akşam Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından bizlere yemek verildi ve kendileri çok kapsamlı geniş ilkelerle dolu bir konuşma yaptılar. Başta Arap bölgesi olmak üzere dünyanın içinde bulunduğu durumlara dikkat çektiler ve Türkiye’nin Arapları ilgilendiren meselelerde yapmakta olduğu çalışmalara ve gayretlere işaret ettiler ve gelecekte bu bölgede işbirliği daha yaygınlık kazanacak, el ele vermek suretiyle kendi sorunlarımıza kendimiz çözüm bulacağız. Basın toplantısının akabinde Sayın Başbakan’a mülaki olacağız ve değerli kardeşimiz Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu ile bu toplantı vesilesiyle çok önemli konuları ele alma fırsatı bulduk. Kendileri konuşmasında bütün bu hususlara dikkat çektiler. Yapılan görüşmeleri ve içeriğini sizlere arzettiler. Körfez İşbirliği Konseyi’ne üye tüm ülkeler gerçekten bu hususlarda kardeş ülke Türkiye ile görüş birliği içindeyiz. Bu vesile ile kendilerini ve kendisi şahsında Türkiye’yi gerçekleştirmiş olduğu bu gelişmesinden dolayı kutladık ve Sayın Bakanın birikimi, araştırmaları ve tecrübesinden yararlanarak Türkiye KİK ülkeleri arasında birlikte yapacağımız çalışmalarda tecrübesinden istifade edeceğiz. Sayın Bakan da konuşmasında ifade ettiler, önümüzdeki dönemde ağırlık vereceğimiz işbirliği alanlarına örnek olarak işaret ettiler. Başta ulaşım olmak üzere önümüzdeki dönemde çok ortak projeyi hayata geçirme imkânı bulacağız. Şahsım adına ve Körfez İşbirliği Konseyine üye ülkelerin Dışişleri Bakanları kardeşlerim adına bir kez daha Sayın Bakan’a, Sayın Bakan’ın şahsında Türkiye Cumhuriyeti’ne ve kardeş Türk halkına teşekkür ediyoruz. Bu çok önemli ve başarılı bir toplantı idi. Tarih buna gelecekte işaret edecektir. KİK’le Türkiye arasında atılan çok önemli bir adımdır bu. Teşekkür ederim Sayın Bakan.
KİK GENEL SEKRETERİNİN KONUŞMASI (Abdulrahman Al-Atiyyah): Teşekkür ederim değerli kardeşim Profesör Ahmet Davutoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı. Dile getirmiş olduğunuz o güzel sözlerden dolayı özellikle de bu ortak basın toplantısında ve şüphesiz ki Sayın değerli kardeşimiz Yusuf Bin Alawi Bin Abdullah, Oman Sultanlığı Dışişlerinden Sorumlu Bakanı ve Körfez İşbirliği Konseyi’nin Dönem Başkanı’nın dile getirdikleri bizler hepimiz Konseyde ve sizler Türkiye’de şüphesiz ki işbirliği alanlarının etkinleştirilmesine ilişkin olarak dünden beri bu diyalogu, bu önemli stratejik diyalogun başladığı andan itibaren Sayın Cumhurbaşkanımızın yapmış olduğu konuşmanın içerisinde de dost Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının yapmış olduğu konuşmasının içerisinde esasında bize yardımcı olacak yol haritasını önümüzde bulduk ve bu çerçeve içerisinde bir irade ve ortak bir kararlılık vardır. İki tarafın siyasi liderleri tarafında ta ki gerçek bir ortaklık gerçekleştirebilelim ve böylece fiillerimiz ve sözlerimiz yan yana gerçekleştirilebilsin.
Şüphesiz ki bugün ve birinci diyalog, stratejik diyalog başladığı günden bugüne kadar varmış olduğumuz, ikili düzeyde varmış olduğumuz belirgin ilişkiler bize Cidde’de yapmış olduğumuz toplantıdan beri ki bilindiği üzere geçen yılın Eylül ayı içerisinde yapmıştık, bu toplantıda uygun bir zemin hazırladı işbirliği için aramızda ve böylece de birçok, ortak önemi haiz olan birçok konuyu ele aldık. Özellikle ekonomik yönü ile ilgili olsun veyahut da serbest Ticaret Anlaşması ile ilgili olarak, görüşmelerle ilgili olarak ve bunlarla ilgili olarak, bu görüşmeler için belli bir sürenin belirlenmesi gerekiyor ve ortak vizyonun oluşturulması çerçevesi içerisinde bizler Körfez İşbirliği Konseyi tarafı olarak ve Türk tarafı olarak böylece amaçlamış olduğumuz amaçlarımızı gerçekleştirebiliriz. Ve umduğumuz amaçları bu doğrultuda gerçekleştirmeyi umuyoruz ve böylece ülkelerimize refah, istikrar ve parlak bir gelecek oluşturacağımız gibi hem Türkiye hem bölgeye de bunu gerçekleştirmiş olacağız ve ben şundan da eminim ki diğer kardeş olduğumuz konular ilgili olarak ekonomik düzeyde olsun ki bunlarda altyapı ile ilgili olsun, ulaştırmayla ilgili olsun, enerjiyle ilgili olsun, gıda güvenliği ile ilgili olsun, ticaretle ilgili olsun, yatırımlarla ilgili olsun bütün bu konular esasında bizim Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri tarafından önemi haizdir. Türkiye’ye olduğu gibi bizimkine çok büyük önemi haizdir. Bundan dolayı da biz Türkiye’nin üstlenmiş olduğu yapıcı rolüne de takdire şayan olarak görüyoruz. Hem bölgesel hem uluslararası düzeyde üstlenmiş olduğu rol isterse Filistin sorunu ile ilgili olsun ister Ortadoğu’daki barışla ilgili olsun aynı zamanda bölge halkının bıkkınlık duygularının ortadan kaldırılması için harcanmış olduğu çabaları da takdire şayan olarak görüyoruz. Ve böylece bölge halkları güvenli ve istikrara kavuşabilsin ve gerginliklerden ve çekişmelerden uzak kalabilsin ve bu çerçeve içerisinde başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devleti oluşturulması hususuna ilişkinde görüşmelerimizde tekabül vardır. Teşekkür ederim.
SAYIN BAKANIMIZ: Şimdi herhangi bir soru varsa basın mensuplarından onları alabiliriz.
SORU: İran Televizyonu Press TV. Öncelikle Konseyin Genel Sekreterine sormak istiyorum acaba Filistinlilerin haklarını detaylı bir şekilde konuştunuz mu? Ne gibi sonuçlara vardınız? Acaba Konsey mesela Mısır’la olan sınırın açılması ve oradaki sıradan, Gazze’deki sıradan vatandaşların tecrit edilmesinin önüne geçilmesi gibi önlemleri konuştunuz mu? Sayın Dışişleri Bakanı Davutoğlu sizde işbirliği konularını biraz daha açar mısınız lütfen?
KİK GENEL SEKRETERİNİN YANITI: İsrail ihtilafı konusunda evet bunu konuştuk. Bu konuda görüş alış-verişinde bulunduk. Esas itibariyle Filistin konusunu da ele aldık ve Ortadoğu Barış Sürecini görüştük. Ve iki devletli çözüm konusunu tartıştık. Her iki taraf içinde, her iki taraf yani Türkiye ve Körfez tarafı da Amerikan yönetiminin iki devletli bir yöntemle Ortadoğu’da barışın elde edilmesi önerisini destekliyoruz. Ve Güvenlik Konseyi kararları ve Madrid ilkeleri, buradaki Yol Haritası ilkelerini kabul ediyor destekliyoruz. Bunlar iki devletli çözüme bizi götürecek olan ilkeleri barındıran aşamalardır yani bir Filistin Devleti bir İsrail Devleti olacak şekilde. Bu iki devlet yan yana yaşayacak barış ve huzurlu güven içinde yaşacak iki devlet olmalıdır. Aynı zamanda tartışmalarla, görüşmelerle müzakerelerle bölgede sonuçlara varılmasını ve bağımsız yaşayabilir bir Filistin devletinin kurulmasının önemli olduğunu ve Doğu Kudüs’ün de bu devletin başkenti olması gerektiğini düşündük. Hem Türkiye hem de Körfez İşbirliği Konseyi bunu böyle düşünüyor ve İsrail’i bu iki tarafı birbirinden ayıran duvarı da ortadan kaldırılmasına ve acil bir şekilde barış sürecini engelleyen bu gibi girişimlere son vermeye davet ediyor.
SORU: (Tercümanlar soruyu duyamıyor). Soruyu anlayamadık
SAYIN BAKANIMIZIN YANITI: Her şeyden önce Ortadoğu Barış Süreci konusunda Türkiye ile Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkeler arasında tam anlayış birliği vardır. Filistinli kardeşlerimizin hakları olan devletleri Doğu Kudüs başşehri olacak olan devletleri kurmaları iki devletin çözüm etrafında kalıcı bir barışın temin edilmesi ve bu çerçevede Gazze’deki insani durumda dâhil olmak üzere her konuda birlikte istişare içinde, görüşmeler yoluyla Filistinli kardeşlerimize yardımcı olunması konusunda tam bir mutabakat vardır aramızda ve bu çerçevede atılacak adımları da gerektiği zaman görüşmek üzere prensip kararına vardık. Filistin’deki yaşanan bu anlamda yaşanan insani drama bizim sessiz kalmamız söz konusu olamaz. Dolayısıyla bu çerçevede çalışmalar sürecek. Sizin bana yönelttiğiniz soruyla ilgili olarak da Türkiye olarak Körfez İşbirliği Konseyi üyesi olan birçok ülkeyle sanayi alanında kapsamlı işbirliğimiz vardır. Savunma sanayi konusunda da yapılan görüşmeler vardır. Şimdi bu ekonomik işbirliği çerçevesinde bu alandaki çalışmalar bir özel çalışma ekibi tarafından sanayi alanındaki genel çalışmalarla birlikte ele alınacak ve detaylandırılacaktır.
SORU: Başar Fehmi, El Hurra kanalından. Benim sorum Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu’nadır. Bizler biliyoruz ki dış siyasetinizin başarıya ulaşması sebeplerinden biri koordinasyon sağlanmasıdır ve aynı zamanda bütün taraflara eşit bir mesafeden duruşuyla gerçekleştirmektir. Fakat bugün belli bir grup ülkeyle bir stratejik diyalogdan bahsetmektesiniz. Acaba bu Türk Dışişleri siyasetinde bir değişikliğin belirtisi midir yoksa bu şu anlama mı geliyor: biz acaba yeni bir paktın, bu bölgede yeni bir paktın oluşmasına mı tanık oluyoruz? Diğer sorum Oman Dışişleri Bakanına yöneliktir. Kendisi Körfez İşbirliği Konseyinin Dönem Başkanıdır. Biz stratejik diyalog dediğimiz zaman bu çok anlama gelmektedir ve çok işbirliği alanını kapsamaktadır. Ve önemli olan ortak bir işbirliği tutumunun takınılmasıdır. Acaba bu diyalog yeniden bölgede dengelerin sağlanmasıdır ve bu denge acaba bölgedeki belli bir tutuma karşı mı yapılmaktadır? Teşekkür ederim.
SAYIN BAKANIMIZIN YANITI: Türkiye olarak dış politikamızın anayasası bildiğiniz gibi bölgemizin bir güvenlik, refah ve istikrar alanı haline dönüşmesidir. Dolayısıyla biz hiçbir ilişkimizi bir başka ilişki alternatifi olarak görmüyoruz. Aksine her bir ilişkiyi birbirini tamamlayan bir bütünlük içinde değerlendiriyoruz. Şimdi Körfez İşbirliği Konseyi ile bugün attığımız bu tarihi adım bölgede yeni bir blok yada karşı bir blok gibi bir adım değildir, aksine bölgedeki bölgesel entegrasyon çabalarını güçlendiren bir adımdır. Tamamıyla bizim anlayışımız bölgenin kaderinin bölge içinden ortaya konacak inisiyatiflerle belirlenmesi gerektiği kanaatidir.
Yani bu bölgenin tarihi bize ait, bu bölgenin bugünkü problemlerini çözme sorumluluğu bize ait, bu bölgenin geleceğini de belirleme iradesi ve gücü bu bölge halklarına aittir. Dolayısıyla burada bu tür çabaların hiçbirisi diğerine alternatif değildir. Sadece şunu ifade etmek isterim. Biz Suriye ile çok yakın diyalog içine girdik biliyorsunuz. Ve Serbest Ticaret Anlaşması imzaladık. Türkiye ile Suriye arasındaki dış ticaret büyük bir ivme kazandı. Yine benzer şekilde Irak’la geçtiğimiz sene yüksek düzeyli stratejik işbirliği anlaşması imzaladık, konsey kuran anlaşma imzaladık ve Irakla ekonomik entegrasyon için iki ülke olarak adım atmaya karar verdik.
Nihayet Körfez İşbirliği Konseyi ile son dönemde geliştirdiğimiz ilişkilerle 2002 yılında 2.1 milyar Dolar düzeyinde olan dış ticaret hacmini 16 milyar Dolara çıkardık, 8 misli arttı. İhracatımız 10 misli arttı. Önümüzdeki dönemde bunun 25 milyarlara 30 milyarlara çıkmasını planlıyoruz. Yine Türkiye’nin doğu tarafında Orta Asya’ya kadar uzanan Ekonomik İşbirliği Örgütü vardır, Türkiye’nin içinde bulunduğu. Türkiye, Pakistan, İran ve Orta Asya Cumhuriyetleri, Afganistan ve diğer Cumhuriyetlerden oluşan. Biz bunların hepsini etrafımızdaki bölgelerin bir refah ve güvenlik bölgesi haline dönüşmesinin adımları olarak görüyoruz. Hiçbirisi diğerini engelleyici adımlar değil, aksine her biri diğerini destekleyici adımlardır. Bu bakımdan Türkiye ile Körfez İşbirliği Konseyi arasında kurulan bu ilişki aslında örnek bir ilişkidir ve bu ilişkinin diğer bölgelere de yayılması, diğer ülkeler arasına da yayılması durumunda bölgemiz ve bölge haklarımız, kardeş ve dost halklar hak ettikleri güvenliğe ve refaha kavuşacaklardır. Teşekkür ederim.
OMAN DIŞİŞLERİ BAKANININ YANITI: Her şeyden önce ben de Sayın Dışişleri Bakanının dile getirdikleri stratejik ilişkilerimizle ilgili olarak dile getirdiklerini destekliyorum ve bu stratejik kelimesi hiç kimseyi kışkırtmasın. Bu strateji esasında barışçıl bir stratejidir, gelişmeyi amaçlamaktadır, ekonomiyi geliştirmektedir. Türkiye bugünkü Türkiye dünkü Türkiye değildir. Türkiye bugün barışçıl ve istikrar sağlayan bir ülkedir fakat biz bu toplantıda hiçbir şekilde bir pakt veyahut ona benzer veya askeri konular ve belli bir tarafa karşı konumları görüşmedik. Biz Türkiye ile esasında ortak çabalarımızı, ortak enerjimizi yatırım alanında, bilimsel alanda, ekonomik alanda birleştirmeyi aynı zamanda oluşturulmasında da birleştirmeyi amaçlıyoruz. Ve bu stratejik hedefe doğru biz hareket ederken beraberce çalışıp, böylece ortak çalışmalarımızı barış ve istikrarın sağlanmasını sağlayabiliriz, yönlendirebiliriz. Bölgedeki bütün ilişkilerle İslam İran Cumhuriyeti ile ilgili olsun, Pakistan’la ilgili olsun, Irak’la ilgili olsun hepsiyle esasında ilişkilerimiz vardır ve bütün bu ülkeler esasında bölgede barış ve istikrarın sağlanması için çaba harcamaktadır. Sayın kardeşimiz Dışişleri Bakanının da belirtmiş olduğu gibi esasında bizim çabalarımız, çalışmalarımız, görüşlerimiz içerisinde konumlarımıza bakıyoruz. Diğerlerinin görüşüyle bakmamaktayız.
KİK GENEL SEKRETERİNİN YANITI: Sayın Bakanların da belirtmiş olduğu gibi bu stratejik diyalog esasında hiç kimseyi hedeflememektedir. Esasında üç konuyu amaçlamaktadır. Bunları şöyle özetleyebiliriz. Her şeyden önce ilişkilerin pekiştirilmesini iki taraf arasında bütün alanlarda ve böylece en yüksek düzeye ulaştırabilelim. Ekonomik ortaklıkların sağlanması ve aynı zamanda bu ülkeleri ilgilendiren konular özellikle de gelişme, kalkınma ve refahın sağlanması bu ülkelerin halkları için. Ve bunu yaparken tabi bütün kışkırtmalardan ve hedeflerden uzak olarak yapıyoruz. Aynı zamanda koordinasyon ve istişarelerde bulanacağız. Siyasi, bölgesel siyasi konular olsun veya uluslararası düzeyde olsun.
Buna ek olarak da aynı zamanda Türkiye’nin istemiş olduğu, aynı zamanda Körfez ülkelerinin de göstermiş olduğu önemli rolleri göz önünde bulundurduğunuz zaman belli girişimlerin desteklenmesi, tabii medeniyetler diyalogu gibi ve ona benzer konuları desteklememiz de önemlidir. Biz bunları ortak bildiride de dile getirmiş olduk. İyi ki bu da Suudi Arabistan Krallığı hizmetkârı Kral Abdullah’da bunu dile getirmişti ve aynı zamanda biz bu diyalogu desteklerken bahsetmiş olduğum gibi refah ve istikrar ve parlak bir geleceğin sağlanması amaçlamaktadır.
Aynı zamanda insani uygarlığa da katkıya bulunmayı amaçlıyoruz ve bilginin değişimini amaçlıyoruz. Ve bunu yaparken karşılıklı yararların sağlanması ve bölgenin güvenlik ve istikrarının sağlanmasını sadece bu gurubun ülkelerini değil bütün bölge için biz bunu amaçlıyoruz ve bütün dünya için de amaçlıyoruz. Özellikle de bizler Körfez İşbirliği Konseyi çerçevesinde içerisinde bilindiği üzere bizim buna benzer stratejik diyaloglarımızda var. Diğer bazı ülkeler bazı gruplarla da.
SORU: Şimdi bizim merak ettiğimiz,Türk basınının merak ettiği üç tane soru var. Ben hemen yönelteyim onları size. Bir tanesi bu demiryolu meselesi, bize bilgi verilirken bunun ne olduğu konusunda tam manada bilgiye sahip olmadık. Bu demiryolu meselesi nedir. Burada bir fizibilite çalışması mı yapılıyor? Türkiye’nin buradaki dahli ne olacak? İkincisi Somali’de kaçırılan gemi. Bu konuda Türk Dışişleri şu ana kadar ne yaptı onu öğrenmek istiyoruz. Bir de Çin meselesi ile ilgili içerideki toplantıda bu konunun gündeme geldiğini söylediniz. Bu konuda Türkiye Birleşmiş Milletler nezdinde bir şey yapmayı düşünüyor mu? Körfez ülkeleriyle bu konuda nasıl bir fikir birliği içinde? Teşekkür ediyorum.
SAYIN BAKANIMIZIN YANITI: Bu demiryolu konusu da dâhil olmak üzere bütün ulaşım projeleri Türkiye ile Körfez İşbirliği Konseyi’nin oluşturduğu ekonomik havza arasında ki mal ulaşımını maksimum düzeye çıkarabilecek düzeylerdir. Yani sadece Serbest Ticaret Anlaşması’nın imzalanması yetmez veya bu konuda çalışılması. Bu iki ekonomik bölge arasında doğrudan ticaretin yapılabilmesi için ulaşımın etkin bir şekilde sağlanması lazım. Bu eksikliğin giderilmesi bağlamında bir projedir ve taraflar bu konuda son derece bu projeye önem vermektedir mümkün olan en hızlı ulaşımın sağlanması bağlamında ve bu konuda teknik bir çalışma yürütülecek.
SORU: Tarih bildirebilir misiniz?
SAYIN BAKANIMIZIN YANITI: Hayır, şu anda zaten bu bir temel proje olarak, bir düşünce olarak var. Bunun fizibilite çalışmaları yürütülecek ve gelecek toplantımızda teknik çalışmanın yani Kuveyt’te yapılacak toplantıda bütün bu konulardaki teknik çalışma gözden geçirilerek bir neticeye doğru yol alınması sağlanılacaktır.
Somali’de kaçırılan Horizon-1 adlı Türk gemisinin durumunu çok yakın takip ediyoruz biliyorsunuz bölgede firkateynimiz, askeri gemilerimiz de mevcut. Bunu an be an takip ediyoruz ve tam bir koordinasyon içinde Genelkurmay Başkanlığımızla Dışişleri Bakanlığımız çalışmakta. Alınacak bütün tedbirleri Türk kamuoyuna zamanla duyuracağız yakinen takip ediyoruz ve tam bir koordinasyon içinde bir faaliyet yürütülmektedir. Daha detayları, detaylar ihtiyaç hissedildikçe kamuoyuna açıklanacak.
Çin’de Sincan Uygur Özerk bölgesinde olan gelişmelerle ilgili olarak ise içerde bu konuyu istişare ettik. Biraz sonra belki şu anda size dağıtılmış olan metne baktığınızda bu konunun bir paragrafta ayrıca ele alındığını göreceksiniz. Ortak kaygılarımız bu paragrafta dile getirilmiştir. Dünden bu yana Dışişleri Bakanlığımızda oluşturulan bir birim ile her an gelişmeleri takip ediyoruz, yakinen takip ediyoruz. Dün ben İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu ile sabah yaptığım telefon görüşmesinden sonra öğleden sonra burada bizzat bir görüşme yaptım. Bugün de tekrar kendisiyle görüşeceğim. Atılabilecek adımları, birlikte neler yapabileceğimizi değerlendireceğiz. Ayrıca Çin Büyükelçiliği Maslahatgüzarı dün Bakanlığımıza davet edilerek kendisinden bilgi alınmıştır ve Türkiye’nin bu konuda duyduğu kaygı ve üzüntü kendisine doğrudan aktarılmıştır. Uygurlar bizim kaderleri ile yakından ilgilendiğimiz akraba topluluklarımızdandır. Ayrıca ortada son derece bütün dünyanın ilgilenmesi gereken insani bir durum söz konusudur. Türkiye’nin buna kayıtsız ve ilgisiz kalması söz konusu değildir. Bizim için Çin ile kurduğumuz yakın dostluk ilişkisi büyük önem taşımaktadır. Ve Uygurların bu dostluk ilişkisi için bir köprü teşkil ettiğine inanıyoruz. Bu bakımdan bölgede sükûnetin bir an önce sağlanması ve bu insani duruma müdahale edilmesi için sadece muhataplarımız nezdinde değil uluslararası kurumlar nezdinde de temaslarda bulunuyoruz. Dün muhtemelen sizler de takip ettiniz Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ile temasa geçildi ve bu İnsan Hakları Yüksek Komiseri dün bir açıklama yaptı. Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Siyasi Komitesi ile temaslar sağlandı. Oradan da bir açıklama yapıldı. Bugün Körfez İşbirliği Konseyi vesilesiyle bir temasımız oldu. Ayrıca en kısa zamanda bugün başta Çin Dışişleri Bakanı olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, İsveç, Fransa ve ilgili diğer ülkelerle telefon temaslarıyla da konunun bizim açımızdan taşıdığı hassasiyeti her düzeyde gündeme getirmeye devam edeceğiz. Uluslararası örgütler nezdinde temaslarımız olacak. Burada önemli olan insani durumun bir an önce düzeltilmesi ve Türk basınına da yansıyan, dünya basınına da yansıyan görüntülerin sorumlularının şeffaf bir şekilde tespit edilmesidir. Bu görüntüleri kamu vicdanının ve Türkiye’nin kabul etmesi mümkün değildir. Biz dostluğuna önem verdiğimiz Çin Halk Cumhuriyeti’nin ve aramızdaki dostluk köprüsü olduğuna inandığımız Uygurluların kaderi ile ilgili olarak bize de söyledikleri şekilde şeffaf bir tutum sergileyerek, en kısa zamanda bölgede sükûnetin sağlanması için hem kamu düzenini sağlamak, hem de oradaki sivil insani durumun düzeltilmesi konusunda gerekli tedbirleri almak konusunda adımlar atacaklarını bekliyoruz. Türkiye konuyu an be an takip etmektedir ve gerekli temasları üretmektedir. Teşekkür ederim.
SORU: İsrail’le ilgili bir soru sormak istiyorum. Belki takip etmişsinizdir. İsrail’den bir takımın, basketbol takımının Türkiye’ye gelmemesi istendi. Türk asıllı Museviler İsrail’de yaşayanlar diyorlar ki 700 bin turist gönderiyoruz eğer bir güvenlik sorunu varsa onların da gitmemesi gerekiyor. Bu konudaki görüşünüzü alabilir miyim?
SAYIN BAKANIMIZIN YANITI: Doğrusu bu konunun detayını şu anda aktardığınız şekilde detayını takip etme imkânımız olmadı. En kısa zamanda ilgileneceğiz. Ama bizim için sportif faaliyetler, kültürel faaliyetler her şeyden önce barışçıl ve insani yönü taşıyan faaliyetlerdir. Bu konuyu takip edeceğiz ve bakacağız.
SORU: Benim sorum iki Bakana da olacak. Sayın Al-Atiyyah ve Bin Alawi’ye. Başlangıçta Körfez bölgesi gelir kaynakları olan bir bölgedir ve birçok sorunla karşı karşıya kaldı. Bazı büyük ülkelerin bu servetlere el koymasından dolayı büyük sorunlarla karşı karşıya kaldı. Acaba bu yeni ortaklığı sizler bir adım olarak görebilir misiniz? Bölgedeki bu kontrol ve nüfuz, hegemonyanın sağlanmasına ilişkin olarak acaba ortadan kaldırılmasını amaçlamakta mıdır? İkinci olarak biz şu anda biliyoruz ki hâlihazırda bazı ekonomik sorunlar vardır. Körfez İşbirliği Konseyi çerçevesi içerisinde bu ekonomik sorunlardan dolayı bazı projeler gerçekleştirilmedi. Bilindiği üzere Serbest Ticaret Anlaşması imzalanmadı ve birleşik bir para biriminin oluşturulması. Acaba bu yeni işbirliği sizin iç kesimde yani Körfez İşbirliği Konseyi çerçevesi içerisindeki ekonomik sorunlarınızı etkilemeyecek mi?
OMAN DIŞİŞLERİ BAKANININ YANITI: Biz Türkiye’ye baktığımız zaman, biz Türkiye’ye değişik bakış açısından bakıyoruz. Sizin bakmış olduğunuz bakış açısından bakmamaktayız. Türkiye bilindiği üzere daha önce de bahsetmiş olduğumuz gibi, Türkiye ile bizim tarihi, kültürel ve işbirliği ilişkilerimiz vardır. Biz bu işbirliğini stratejik bir çerçeveye dönüştürmek istiyoruz. Sizin zikrettiğinizle hiç bir ilgisi yoktur. Hiçbir şekilde devletlerimizin gelirleri ile ilgili bir çekişme yoktur. Bizler bir konsey olarak bütün uluslararası alanlarla çalışmalarımızı bilindiği üzere piyasa etkilemektedir ve bilindiği üzere bizim ahlaki bağlarımız var ve kanuni bağımlılıklarımız vardır. Biz dengeli petrol siyasetini izlemekteyiz. Dünya ekonomisine hizmet edecek şekilde denge sağlamaktayız. Bundan dolayı da Körfez İşbirliği Konseyi ve OPEC bilindiği üzere bizim ülkelerimizin petrolün esasında bir kalkınma aracı olarak kullanılmasını öngörmekteyiz. Teşekkür ederim.
KİK GENEL SEKRETERİNİN YANITI: Diğer iki nokta ile ilgili olarak özellikle Serbest Ticaret Anlaşması ile ilgili olarak ben anlamadım. Acaba siz Türk tarafını mı kastediyorsunuz? Yoksa Avrupa Birliği ile ilgili mi kastediyorsunuz? Hayır. İç siyasetle, iç serbest anlaşmalarımız. Hayır, kesinlikle Serbest Ticaret Anlaşması dünya ülkeleri ile yapacağımız bu anlaşmalar bilindiği üzere ekonomik topluluklar programlı bir şekilde seyrini sürdürmektedir ve hala da askıda olan bazı konular vardır. Tabii özellikle de Avrupa Birliği ile ilgili olarak ve biz istişareler çerçevesi içerisinde görüşmelerle değil istişare kanalıyla bir çözüm bulmaya çalışıyoruz.
Para birimine gelince siz biliyorsunuz kısa bir süre önce bir para birimi anlaşması imzalandı ve bizim ülkelerimizin liderleri tarafından böyle bir anlaşma imzalandı. Ve Oman Sultanının geçen Aralık ayı içerisinde böyle bir şey imzalandı ve aynı zamanda 2007 yılı içerisinde de bir karar alındı ve o karar doğrultusunda üye olan ülkelere eğer hazır olurlarsa ekonomik ortaklıklara ve gelişme ortaklıklarına girebilirler ve bu çerçeve içerisinde bahsetmiş olduğumuz para birliği de ele alınabilir. Ve böylece bir merkez bankası oluşturulabilir ve Riyad bunun merkezi olarak seçildi. Böylece daha sonraki aşamalarda da ortak para birimine de geçilebilir. Sonuçta benim görüşüme göre bu karar bizim, Doha’da liderlerin almış olduğu bu karar, Körfez İşbirliği Konseyi’nin ortaklığa gitmesi veyahut da belli bazı ülkelerin ortaklığa girmesini kolaylaştırdı ve bundan dolayı da imkânı olmayan bazı ülkeler hali hazırda buna katılmayı öngörmüyorsa veya giremiyorsa sonraki aşamalarda bu birliğe katkıda bulunur. Özellikle de Körfez İşbirliği ve ortak pazar arasında bir işbirliği sağlandıktan sonra.
SAYIN BAKANIMIZ: Bölgemiz için hayırlı olmasını diliyorum.