Türkiye - Irak Siyasi İlişkileri

Komşumuz Irak’ta kalıcı istikrar ve güvenliğin sağlanması ülkemiz açısından kritik önem taşımaktadır. Bu itibarla, Irak’ın kapsayıcı politikalarla adil güç ve gelir paylaşımı temelinde, Anayasası’nda öngörüldüğü şekilde işleyen federal ve demokratik bir sisteme kavuşması, sınırları içinde tam anlamıyla egemenliğini ve birliğini tahkim ederek, topraklarında yuvalanan ve ülkemize tehdit teşkil eden terör örgütlerini bertaraf etmesi öncelikli beklentilerimizdir.

Türkiye, Irak’ın birlik ve bütünlüğünü desteklemekte, Irak’ın geleceğine ilişkin her türlü kararın, Irak Anayasası hükümleri çerçevesinde, ilgili tüm tarafların ve Irak halkının rızası alınarak, diyalog ve uzlaşıyla şekillendirilmesi gerektiğine inanmaktadır. Irak’ta anayasayı ve hukukun üstünlüğünü ihlal eden hareket ve yaklaşımlardan kesin bir şekilde uzak durulmalıdır. IKBY tarafından 25 Eylül 2017 tarihinde düzenlenen referanduma da bu anlayışla sürecin en başından itibaren karşı çıkılmıştır. Ülkemiz, referandum ertesinde, Irak’ın egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin muhafazası için Irak Hükümeti ile yakın işbirliği içinde hareket etmiştir.

DEAŞ terör örgütü 2014 yılında Irak topraklarının yaklaşık üçte birini işgal etmiştir. Türkiye, Uluslararası Koalisyon’un bir üyesi olarak Irak’ın DEAŞ terör örgütüyle mücadelesine de büyük katkı sağlamıştır. Irak Başbakanı Ebadi, 9 Aralık 2017 tarihinde DEAŞ’a karşı askeri zaferin kazanıldığını ilan etmiştir. DEAŞ sonrası dönemde Türkiye, Irak’ta DEAŞ’tan kurtarılan bölgelerin yeniden imarı, yerlerinden edilmişlerin geri dönüşleri ve ulusal uzlaşı çabalarına katkı sağlamayı planlamaktadır.

İki ülke arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) 10 Temmuz 2008’de Bağdat’ta imzalanan Ortak Siyasi Bildirge’yle tesis edilmiştir. YDSK mekanizması, iki ülke arasında işbirliğinin geniş bir yelpazede ve ortak projeler temelinde geliştirilmesini amaçlamaktadır. İlk YDSK toplantısı, 15 Ekim 2009’da Bağdat’ta gerçekleştirilmiş, sözkonusu toplantıda çeşitli alanlarda 48 mutabakat muhtırası imzalanmıştır. II. YDSK toplantısı, 25-26 Aralık 2014’te Ankara’da düzenlenmiş ve toplantı sonucunda yayınlanan ortak bildirde iki ülke arasındaki ilişkilerin taşıdığı öneme vurgu yapılmıştır. III. YDSK Toplantısı ise, Sayın Başbakanımızın 7-8 Ocak 2017 tarihlerinde Irak’ı ziyareti kapsamında 7 Ocak 2017 tarihinde Bağdat’ta düzenlenmiştir. III. YDSK vesilesiyle yayınlanan Ortak Bildiride, taraflar birbirinin toprak bütünlüğüne ve egemenliklerine saygılarını yinelemiş, ikili ilişkilerin her alanda geliştirilmesi ve terörle mücadelede işbirliğini sürdürme hususlarında mutabık kalmıştır.

Irak Başbakanı Haydar Ebadi’nin 25 Ekim 2017 tarihinde ülkemizi ziyaretinde, ikili ilişkilerin her boyutunun geliştirilmesi ve PKK terör örgütüne karşı mücadelede işbirliğinin artırılması hususlarında mutabık kalınmıştır.

2017 yılı ilk 10 ayı itibarıyla Irak, ihracatımızda 7,66 milyar ABD Dolarlık payıyla üçüncü büyük ortağımız konumundadır. İkili ticaret hacmimiz, Irak’taki güvenlik sıkıntıları nedeniyle 2014 yılından 2016 yılına kadar düşüş yaşamıştır. 2017 yılında bu ivme tersine çevrilmiş ve ikili ticaretimizde bir artış kaydedilmiştir. Önümüzdeki yıllarda ikili ticaret hacmimizin, ilk etapta 2013 yılındaki 12,1 milyar ABD Doları seviyesine ulaşması hedeflenmektedir.

Türkiye, enerji kaynakları bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan Irak’ın petrol ve doğalgaz kaynaklarının küresel pazarlara ulaştırılmasında coğrafi avantaj bakımından ön plana çıkmaktadır. Irak’la bu alandaki işbirliğimizin gelişmesi, kaynak ve güzergâh çeşitliliği sağlaması bakımından, uluslararası enerji güvenliğine de katkıda bulunacaktır.

Türkiye, Irak’ın üç kurucu unsurundan biri olan ve bu ülke ile arasında bir dostluk köprüsü olarak addettiği Türkmenler’in durumunu yakından takip etmektedir. Türkmen toplumunun karşılaştığı sıkıntılara en kısa sürede sürdürülebilir çözümler bulunulabilmesi için Iraklı yetkililer ile devamlı olarak temas halinde bulunulmaktadır. Türkiye, Irak halkının ayrılmaz bir parçası olarak Türkmenler’in, ülkelerinin yönetiminde daha fazla yer edinmeleri gerektiği görüşünde olduğunu her vesileyle dile getirmektedir.