#

Türkiye - Filistin Siyasi İlişkileri

Türkiye Filistin halkıyla yüzyıllar öncesine giden ortak bir tarihe ve yakın kültürel ve sosyal ilişkilere sahiptir.

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile 1975 yılından itibaren resmi ilişkilerini sürdüren Türkiye, 15 Kasım 1988’de sürgünde ilan edilen Filistin Devleti’ni ilk gün tanıyan ülkeler arasında yer almıştır.

Türkiye, ayrıca, Oslo Düzenlemeleri çerçevesinde 1994 yılında kurulan Filistin Ulusal Yönetimi (FUY) ile ilişkilerine ve Filistin halkının yaşam koşullarının iyileştirilmesine odaklanan işbirliğine büyük önem vermiştir. Bu çerçevede, kurulduğu ilk günlerden bu yana Filistin ile ülkemiz arasında her düzeyde çeşitli ikili ziyaretler gerçekleştirilmiştir.

Türkiye’nin 1995 yılından bu yana başta sağlık, eğitim, kamu maliyesi, kurumsallaşma, güvenlik, turizm ve tarım alanları olmak üzere, Filistin’e ayni ve nakdi olarak yaptığı yardımların toplamının uluslararası bütçeleme teknikleri kullanıldığında 180 milyon ABD Dolarını aştığı hesaplanmaktadır.

Türkiye keza, başta Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler İçin Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) gibi BM kuruluşları ve içinde yeraldığı El Halil’deki Uluslararası Geçici Mevcudiyet (TIPH) gibi misyonlar aracılığıyla mülteciler dahil Filistinliler’e doğrudan veya dolaylı yardımlar yapmaktadır. 2005 yılından bu yana TİKA’nın Ramallah Ofisi, Filistin’e yardımlarımızın mahallinde ve daha etkin bir şekilde takibini teminen faaliyet göstermektedir.

Türkiye, barış sürecini canlandırmak için yapılacak çalışmaların Filistinlilerin ciddi ekonomik ve sosyal problemlerini acilen iyileştirecek önlemleri içermesi gerektiğine inanmaktadır. Bu, tüm uluslararası toplum için ahlaki ve insani bir görevdir. Bu çerçevede, Türkiye Aralık 2003’te Filistin için kapsamlı bir ekonomik ve sosyal eylem planı ilan etmiştir. Bu plan bir Genel Koordinatör tarafından yürütülmektedir. Anılan süreç çerçevesinde Türkiye’nin mevcut çabaları, Filistin tarafının talebi doğrultusunda, Batı Şeria’nın kuzeyinde yer alan Cenin Sanayi Bölgesi’nin geliştirilmesine yoğunlaştırılmış durumdadır.

Ankara Forumu’nun 13 Kasım 2007 tarihinde Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, İsrail Devlet Başkanı Shimon Peres ve FUY Başkanı Mahmoud Abbas eşbaşkanlığında Ankara’da düzenlenen 7. toplantısında, Erez/Gazze’deki projeye ilavaten Tarkumiye/Batı Şeria’da da benzeri bir “Barış için Sanayi”projesine başlanması karar altına alınmış ve bu yönde bir Ortak Açıklama imzalanmıştır.

Türkiye, Filistin Ulusal Yönetimi’nin, sözkonusu Yönetime bağlı kurumların bağımsız Filistin Devleti’nin müstakbel kuruluşlarını teşkil etmesine yönelik reform ve kapasite geliştirme çabalarını aktif biçimde desteklemektedir. Bu bağlamda, Türk uzmanlar Filistin Ulusal Yönetimi’nin anayasal ve yönetimsel reform sürecine katılmışlardır. 25 Ocak 2006 tarihinde düzenlenen Filistin Yasama Konseyi seçimlerini, ülkemiz adına uluslararası gözlemci statüsünde, Dışişleri Bakanlığımız mensupları, akademisyenlerimiz, bir TBMM üyesi ve bir Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Meclisi üyesinden oluşan toplam 17 kişilik gözlemci heyeti izlemiştir. Ayrıca Dışişleri Bakanlığımız, 2004 yılı Nisan ayından bu yana, özel bir eğitim programı çerçevesinde birçok genç Filistinli diplomata mesleki eğitim imkanı sunmaktadır. Türk uzmanlarca düzenlenen mesleki kapasite geliştirme programlarına iştirak eden Filistinli kamu görevlilerinin sayısı 1000’in üzerine çıkmış durumdadır.

Türkiye-FUY ticari ve ekonomik ilişkileri 2004 yılında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması çerçevesinde gelişmektedir. Ülkemiz, İsrail-Filistin ihtilafının ilgili BM Kararları çerçevesinde (242, 338, 1397 ve 1515), Yol Haritası ve Arap Barış Girişimi zemininde oluşturulacak, tanınmış ve güvenli sınırlar içinde yanyana yaşayacak iki devletli çözüm vizyonunu desteklemektedir. Türkiye, Doğu Kudüs’ün, iki devletli çözüm çerçevesinde oluşturulacak müstakbel Filistin Devleti’nin başkenti olmasını desteklemektedir.

Türkiye, Haziran 2007’de Gazze’de Fatah ve Hamas arasında çıkan çatışmalar ve dökülen kardeş kanından derin üzüntü duymuştur. Filistinliler arasındaki mevcut sorunlara çözüm bulunamamasının gelecekteki Filistin Devleti’nin kurumlarını ve temellerini tahrip etmesinden endişe edilmektedir. Türkiye, 2007’den bu yana, Filistinlilere ivedilikle biraraya gelerek sorunlarını diyalog yoluyla çözmeleri ve Filistin’in geleceğini riske atan hareketlerden kaçınmaları çağrısında bulunulmuş ve uluslararası topluma da, bölünmeyi ve tecridi değil, ulusal uzlaşıyı esas alan yapıcı bir tutum izlenmesi çağrısı yapmıştır. Bu meyanda, 27 Nisan 2011’de ilan edilip, Filistinli siyasi gruplarca 3 Mayıs 2011 akşamı imzalanan ve Sayın Bakanımız’ın da iştirak ettikleri bir törenle Kahire’de 4 Mayıs 2011 tarihinde resmileştirilen Filistinliler arası iç uzlaşı mutabakatı, Türkiye tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Filistin’de bölünmüşlüğün sonlandırılmasına atfettiği önem çerçevesinde Türkiye, sözkonusu mutabakatça öngörüldüğü şekilde uygulamaya geçirilebilmesini teminen, elinden gelen çabayı göstermeye ve ilgili taraflar nezdindeki yapıcı telkinlerini sürdürme hususunda kararlıdır.

Ayrıca, Filistinlilerin ve özellikle Gazze sakinlerinin daha fazla mağdur olmasını önlemek için Türkiye her türlü insani yardım katkılarını sürdürmeye ve İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik, BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı gayrımeşru ablukasının kaldırılması yönündeki kararlı görüşünü uluslararası arenada seslendirmeye de devam etmektedir.

İsrail işgalinden kaynaklanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle, Türkiye-Filistin ekonomik ve ticari ilişkileri, geçici Serbest Ticaret Anlaşması akdedilmiş olmasına rağmen mütevazı bir düzeyde kalmıştır. 2008 yılında Filistin’e ihracatımız 20,7 milyon dolar ve ithalatımız da 429 bin dolar olarak gerçekleşmiştir, 2009 yılında ise bu ülkeyle toplam ticaret hacmimiz 29,8 milyon dolar seviyesine çıkmıştır. 2010 yılında da ticaret hacmimizdeki artış devam etmiş ve Filistin’e ihracatımız (başta işlenmiş yiyecek ve içecekler, esası yiyecek ve içecek olan işlenmiş maddeler, sanayi için işlem görmüş maddeler olmak üzere) 40,305 milyon dolar, ithalatımız ise (özellikle sanayi için işlem görmemiş maddeler ile işlenmiş yiyecek ve içecekler olmak üzere) 576 bin dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Diğer yandan, bazı İsrailli firmaların Türkiye’den ithal ettikleri malları yeniden ihraç (re-export) yoluyla Filistin’de mukim firmalara sattıkları göz önünde bulundurularak Filistin’e olan ticaretin genel olarak İsrail üzerinden gerçekleşmesi nedeniyle ticaret göstergelerinin gerçek rakamları yansıtmadığı düşünülmekte, ülkemizin Filistin’in ithalatında İsrail ve Çin’den sonra üçüncü sırada yer aldığı tahmin edilmektedir.