#

TÜRKİYE-AFRİKA İLİŞKİLERİ

I.GENEL BAKIŞ

1.
Afrika kıtası, 21. yüzyılda, küresel sahnede ağırlığı giderek artan bir aktör olarak değerlendirilmektedir. Afrika’nın, dünyanın en büyük ikinci kıtası olarak 30 milyon kilometrekarelik alanı, zengin doğal kaynakları ve insan kapasitesi ile, 21. yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası sistem içerisinde daha etkin rol oynaması ve uluslararası arenadaki gelişmeleri daha fazla etkilemesi beklenmektedir. Son on yıl içinde dünyanın en hızlı büyüyen on ekonomisinden altısı bu kıtadadır. Dünya Bankası verilerine göre, son beş yılda Kıta’da petrol gelirlerine dayalı olmayan yıllık ortalama büyüme oranı % 5.4’dür.

Benzer iyileşme demokrasi ve siyasi istikrar deneyiminde de görülmektedir. Soğuk Savaş sona erdiğinde, Afrika’da, işleyen demokratik düzene sahip ülkelerin sayısı beşe varmazken bugün değişik yoğunluklarda olmak üzere düzenli seçimlerle iktidarın el değiştirdiği ülke sayısı Kıta ülkelerinin yarısına ulaşmıştır. Savaş ve iç çatışmalar önemli oranda azalmıştır. Askeri darbeler bakımından 1960-1990 döneminin ortalaması her on yıl için 20 iken, 1990’dan günümüze kadar olan dönemde sözkonusu ortalama 10’a düşmüştür.

Uluslararası platformlarda da Afrika’nın sesi bir bütün olarak daha fazla duyulur hale gelmiştir. Birleşmiş Milletler’den sonra üye sayısı ve uluslararası etkinliği bakımından öne çıkan uluslararası örgüt mahiyetindeki Afrika Birliği (AfB), “Afrika sorunlarına Afrika çözümleri” üretmeye çalışmakta ve politikalarında bu ilkeyi esas almaktadır. Afrika Birliği’nin, giderek artan bir yoğunlukta, üyelerine yön gösteren, rehberliği aranan ve diğer uluslararası aktörler tarafından itibar edilen bir bir örgüt konumuna geldiği görülmektedir.

2.
Türkiye’nin Afrika kıtası ile ilişkilerini geliştirmeye başlaması yakın geçmişe dayanmaktadır. Afrika ülkeleriyle son yıllarda gelişen ilişkilerimiz Türk dış politikası için bir başarı öyküsüdür. 1998 yılında başlayan Afrika’ya Açılım Politikası süreci bugün başarıyla tamamlanmış ve ticaret hacminden siyasi diyalog mekanizmalarına, eğitim faaliyetlerinden ekonomik yatırımlara kadar birçok alanda hızlı ilerleme sağlanmıştır. Böylece, Osmanlı’dan günümüze kadar bir Afro-Avrasya (Avrupa-Asya-Afrika) ülkesi olan Türkiye, 21. yüzyılın gerçekleriyle uyum içerisinde Afrika politikasında yeni bir döneme girmiştir.

3.
Tarihsel bir temel üzerine inşa edilen, kamu kurumları, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve insani yardım örgütlerinin faaliyetlerini kapsayan bütüncül bir anlayışın ürünü olan Türkiye-Afrika işbirliği, siyasi, insani, ekonomi ve kültür ayaklarını içerecek şekilde ve ikili, bölgesel, kıtasal ve küresel olmak üzere dört boyutta yürütülmektedir.

Afrika Birliği’nin 2008 yılında Türkiye’yi stratejik ortak olarak ilan etmesi ve aynı yıl gerçekleştirilen Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesinin, ilişkileri sürdürülebilir bir yapıya kavuşturması, Türkiye’yi, kıtasal politikada etken bir aktör konumuna getirmiştir.

Kıtanın bütününde güvenlik ve istikrarı etkileyen Somali, Sudan-Güney Sudan ilişkileri, Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki sorunların çözümünde ortaya koyduğu yapıcı katkının Türkiye’nin kıtasal planda sergilediği tutuma örnek gösterilmesi mümkündür.

2009-2010 dönemi BM Güvenlik Konseyi (BMGK) geçici üyeliğimiz sırasında ortaya çıktığı üzere, Türkiye, BMGK’nın gündeminin %60’a yakınını oluşturan Afrika meselelerinde “Afrikalı çözümlere” ön veren anlayışıyla küresel bir tutum sergileyebilmiştir. G-20 başta olmak üzere uluslararası örgütlerde Afrika'nın sesi olabilmiş, aynı savla 2015-2016 dönemi BMGK geçici üyeliğine yeniden aday olmuştur. İlk defa yapılacak olan BM Dünya İnsani Yardım Zirvesi için (2016) İstanbul’un seçilmesi Türkiye’nin insani diplomasi anlayışının kabul gördüğünü bir anlamda teslim etmiştir.

Öte yandan, Birleşmiş Milletler En Az Gelişmiş Ülkeler (EAGÜ) 4. Konferansına (9-13 Mayıs 2011) ülkemizin ev sahipliği yapması; toplantıda, 2020 yılına kadar EAGÜ’lerin kalkınması için hayata geçirilecek faaliyetleri içeren İstanbul Eylem Programının kabul edilmesi; 2015 yılında yapılacak EAGÜ Gözden Geçirme Toplantısına evsahipliği yapmaya hazır olduğumuzun ve toplamda 48, Afrika Kıtasından ise 33 ülkenin yer aldığı EAGÜ’nün 2015 yılında üstleneceğimiz G-20 Dönem Başkanlığı sırasında da öncelik vereceğimiz konuların başında geleceğinin açıklanması, ülkemizin Afrika ile ilişkilerine küresel ölçekte verdiği önemin en bariz göstergelerini oluşturmaktadır.

Bölgesel planda ise Türkiye’nin Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Doğu Afrika Topluluğu (EAC) ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) gibi kurum ve kuruluşlarla kurduğu yakın ilişkilerin ikili ve bölgesel işbirliğine olumlu yansımaları olmaktadır.

4.
“Afrika’ya Açılım Politikası” artık yerini Afrika Ortaklık Politikası olarak adlandırabileceğimiz sürece bırakmıştır. Son on yılı kapsayacak şekilde, Afrika’da en fazla varlık gösteren ülkeler sıralaması yapıldığında, Türkiye, Brezilya, Hindistan ve Çin ile birlikte ilk dört içinde yer almaktadır.

5.
Afrika Ortaklık Politikamızın amaçlarını, Afrika kıtasında barış ve istikrarın tesisine katkıda bulunmak; Afrika ülkelerinin siyasi, ekonomik ve sosyal kalkınmalarına yardımcı olmak; bu amaçla, siyasi, ekonomik, ticari, insani yardım, yeniden yapılanma, güvenlik, kamu diplomasisi ve arabuluculuk alanlarında karşılıksız yardımda bulunmak; Afrika’nın kaynaklarının Afrikalılara yarar sağlayacak şekilde geliştirilmesine katkı sunmak; ikili ilişkilerimizin eşit ortaklık ve karşılıklı fayda temelinde geliştirmek olarak sıralayabiliriz.

II.TARİHİ PERSPEKTİF

6.
Türklerin Akdeniz, Kızıldeniz ve Büyük Sahra çevresi ile ilişkilerinin geçmişi 860’lı yıllarda Tolunoğulları ile başlamış, İhşitler (953-969), Eyubiler (1171-1250) ve Memluklularla (1250-1517) devam etmiştir. Osmanlıların Afrika Kıtası’na ilgileri Memluklular’ın nüfuzlarını kaybetmesiyle ortaya çıkmıştır.

Yüzyıllar öncesine uzanan ve ilkeli bir tarihi geçmişe dayanan Türkiye’nin Afrika ile ilişkilerini dört tarihi döneme ayırarak incelemekte fayda vardır.

7.
15. ve 19. yüzyıllar arasını kapsayan ilk dönemde, Osmanlı devletinin üç kıtaya uzanan sınırları içinde, Afrika kıtası da önemli bir yer tutmaktaydı.

Osmanlı, 1517 yılında Mısır’ı idaresine alarak, Hint Okyanusu, Kızıldeniz ve Akdeniz’de Avrupalılarla bir güç mücadelesi içine girmiştir. Trablusgarp 1551 yılında Osmanlı hakimiyetine geçmiş, Kızıldeniz’de, Habeşistan sahillerinde ve Batı Hint Okyanusu’ndaki adalarda Portekiz üstünlüğüne son verilmiştir. 16. yüzyılda Seydi Ali Reis komutasındaki Osmanlı donanması Zanzibar adasını Batılı sömürgecilere karşı savunmuştur. Cezayir 1516-1848, Tunus 1574-1881, Trablusgarp 1551-1912, Mısır 1617-1882 ve Habeşistan 1555-1916 yılları arasında doğrudan İstanbul’dan gönderilen yöneticiler tarafından idare edilmişlerdir. Osmanlı’nın Afrika’da son sınırlarını genişletmesi 19. yüzyılda bugünkü Sudan, Güney Sudan, Darfur, Kuzey Çad, Nijer ve Uganda içlerine doğru olmuştur. Osmanlı, Mali’de hakim olan Timbuktu Hükümdarlığı ile yakın ilişkiler tesis etmiştir. Osmanlı’nın, Trablusgarp ve Afrika Boynuzu’ndaki bölgeler dışında Afrika Kıtası ile ilişkisi 20. yüzyılın başında akamate uğramıştır.

8.
İkinci dönem, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan 1998 yılına kadar uzanan zaman aralığını kapsamaktadır. Bu dönemde, Soğuk Savaşın belirlediği politikalar ve ülkemizin siyasi ve ekonomik imkânlarının el vermeyişi gibi nedenlerle Afrika ülkeleriyle ilişkilerimiz alt seviyede kalmıştır. Diğer taraftan, Türkiye, İkinci Dünya Savaşı akabinde Afrika ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanma süreçlerini aktif biçimde desteklemiş, Kıta genelinde 10’un üzerinde Büyükelçilik açmıştır. Bir çok Afrika ülkesi, bağımsızlık mücadelesi ve demokratik kurumların inşası gibi konularda ülkemizi örnek almıştır.

9.
Üçüncü dönem, 1998-2012 yıllarını içermektedir. 1998 yılında Afrika Eylem Planı’nın kabulüyle ülkemizin Afrika’ya yönelik ilgisi artmış, ticaret hacminin arttırılmasını teminen teşvikler ve yeni tedbirler uygulanmaya başlanmış, Dış Ticaret Müsteşarlığınca 2003 yılı başında “Afrika Ülkeleriyle Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi” hazırlanmış, 2005 yılı hükümetimiz tarafından “Afrika Yılı” ilan edilmiş, yeni Büyükelçilikler açılması planlanmış ve nihayetinde 2008 yılında Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi’nin düzenlenmesiyle ilişkilerde bir yeniden yapılanma dönemi süregelmiştir.

2010 yılında kabul edilen “Afrika Strateji Belgesi”nin uygulanmaya başlamasıyla da, ülkemizin Afrika açılımı tamamlanmış ve ilişkilerin her alanda derinleşmeye ve çeşitlenmeye başladığı, “Türkiye-Afrika Ortaklığı” şeklinde tanımlanabilecek dördüncü döneme geçilmiştir.

III.İLİŞKİLERİN KURUMSALLAŞMASI - DÖRDÜNCÜ DÖNEM

10.
Türkiye-Afrika Zirveleri: Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizin içinde bulunduğu aşamanın değerlendirilmesi ve ilişkileri daha da geliştirecek ilave yol ve yöntemlerin belirlenmesi amacıyla 18-21 Ağustos 2008 tarihlerinde, 49 Afrika ülkesi ile, Afrika Birliği dahil 11 uluslararası ve bölgesel örgüt temsilcisinin katılımıyla İstanbul’da I. Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi düzenlenmiştir. Zirve’de kabul edilen “Türkiye-Afrika İşbirliği İstanbul Deklarasyonu: Ortak Bir Gelecek İçin İşbirliği ve Dayanışma” ve “Türkiye-Afrika Ortaklığı İçin İşbirliği Çerçevesi” başlıklı belgeler Türkiye-Afrika ilişkilerini sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmuştur.

Sözkonusu belgelerde yer alan izleme mekanizması uyarınca, 15 Aralık 2010 tarihinde İstanbul’da Kıdemli Memurlar Toplantısı yapılmış ve bir yol haritası niteliği taşıyan 2010-2014 yıllarını kapsayan “Türkiye-Afrika İşbirliği Ortak Uygulama Planı kabul edilmiştir. Bilahare, 53 ülkeden 35 Bakanın katılımıyla 16 Aralık 2011 tarihinde İstanbul’da Bakan Düzeyinde Gözden Geçirme Konferansı, daha sonra da 19 Haziran 2013 tarihinde Addis Ababa’da II. Kıdemli Memurlar Toplantısı tertiplenmiştir.

Sözkonusu belgelerde her beş yılda bir gerçekleştirilmesi hükme bağlanmış olan Zirve toplantısının ikincisi 2014 Kasım ayında Malabo’da (Ekvator Ginesi) toplanacaktır. 2014-2018 dönemini kapsayacak olan Ortaklık Politikamızın genel çerçevesini belirleyecek olan kararların bu Zirve’de kabul edilmesi beklenmektedir.

Anılan toplantılara ve 9-13 Mayıs 2011 tarihlerindeki IV. EAGÜ Konferansına ilavaten, ülkemiz ve Mısır’ın eşbaşkanlığında “Darfur’un Yeniden İnşaası ve Kalkınması için Uluslararası Donörler Konferansı” 21 Mart 2010 tarihinde Kahire’de düzenlenmiş; keza, 21-23 Mayıs 2010 ve 31 Mayıs-1 Haziran 2012 tarihlerinde ülkemizin evsahipliğinde ve BM eşgüdümünde İstanbul’da I. ve II. Somali Konferansları toplanmıştır.

11.
Diplomatik Temsilciliklerin Karşılıklı Olarak Artması: Mayıs 2009’da 7’si SAGA’da olmak üzere Kıta’da toplam 12 Büyükelçiliğimiz bulunmaktayken bugün bu sayı 35’e yükselmiştir. 2009 yılında Tanzanya ve Fildişi Sahili’nde, 2010 yılında Kamerun, Gana, Mali, Uganda, Angola ve Madagaskar’da, 2011 yılında Zambiya, Mozambik, Moritanya, Zimbabve, Güney Sudan, Somali ve Gambiya’da, 2012 yılında Nijer, Namibya, Burkina Faso ve Gabon’da, 2013 yılında ise Çad, Gine, Eritre ve Cibuti’de Büyükelçiliklerimiz açılmıştır. 2014 yılında ve takip eden dönemde Kongo Cumhuriyeti, Ruanda, Botsvana ve Benin’de Büyükelçiliklerimizin açılması öngörülmektedir.

Afrika ülkeleri de, Ankara’da açtıkları Büyükelçiliklerle, Afrika’ya açılım politikamızla atılan adımların karşılıksız kalmadığını göstermişlerdir. 2008 başında 5’i SAGA olmak üzere 10 Kıta ülkesinin Ankara’da Büyükelçiliği mevcutken, bu sayı 2008 yılında Somali, 2010’da Gambiya ve Moritanya, 2011’de Uganda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti, 2012 yılında Angola, Kenya, Cibuti, Nijer, Güney Sudan ve Gana, 2013 yılında ise Ruanda, Gine, Kongo, Benin, Fildişi Sahili, Zambiya ve Burkina Faso Büyükelçiliklerinin açılmasıyla 28’e yükselmiştir.

Büyükelçiliklerimizden 21’inde Ticaret Müşavirliğimiz mevcuttur. Ayrıca, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) 9 ofisi ile Afrika genelinde faaliyet göstermektedir.

Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri (YETKM) Vakfı, önümüzdeki dönemde SAGA’da Pretoria ve Hartum’da Merkezler açılmasını öngörmektedir.

12.
Ahdi Altyapının Oluşturulması: Büyükelçiliklerimizin açılmasına ilaveten bu ülkelerle her alanda ahdi zeminin tamamlanmasına yönelik çalışmalarla desteklenen süreç mevcut müspet algıyı perçinlemektedir.

Ticari ve ekonomik işbirliği (TEİA), yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması (YTKT), çifte vergilendirmenin önlenmesi (ÇVÖ), askeri, eğitim ve kültür alanlarında işbirliği anlaşmaları başta olmak üzere Afrika ülkeleri ile ikili işbirliğinin ahdi altyapısının tamamlanmasına önem ve öncelik verilmektedir. Bu bağlamda, anlaşmaların müzakerelerinin tamamlanması ve imzalanması bakımından uygun vesileler teşkil ettiği düşüncesiyle, üst düzey ziyaretler sırasında mümkün olduğunca çok sayıda anlaşma imza edilmesine gayret gösterilmektedir.

Halen, 23 Afrika ülkesiyle TEİA imzalanmış ve karma ekonomik komisyonu oluşturulmuştur. 7 ülkeyle YTKT, 1 ülkeyle serbest ticaret anlaşması, 4 ülkeyle ÇVÖ anlaşması yapılmıştır. DEİK bünyesinde 17 SAGA ülkesiyle İş Konseyi kurulmuş, 12 ülke ile de İş Konseyi kurulmasına karar verilmiştir.

Afrika ülkeleriyle öncelikli olarak diplomatik ve resmi pasaportlara vize muafiyeti öngören anlaşmalar imzalanmaktadır. Halen 17 SAGA ülkesiyle diplomatik pasaportlara, 3 SAGA ülkesiyle ise resmi pasaportlara vize muafiyeti öngören anlaşma imzalanmıştır. Diğer taraftan, Afrikalı işadamlarına yönelik yürütülen vize kolaylığı çalışmaları kapsamında, THY ile seyahat eden SAGA ülkeleri işadamlarından geçerli Schengen, İngiltere veya ABD vizesi hamili olanlara, 20 Nisan 2011 tarihinden başlayarak Atatürk Havalimanı hudut kapısında 30 güne kadar ikamet süreli tek giriş vizesinin verilmesine başlanmıştır. Aynı kapsamda Afrika ülkeleri e-vize uygulaması kapsamına da alınmıştır.

13.
Türkiye’nin Afrika Birliği ve Bölgesel Kuruluşlarla İlişkileri: Türkiye, 12 Nisan 2005 tarihinde Afrika Birliği’nde (AfB) gözlemci ülke statüsünü kazanmış ve 5 Mayıs 2005 tarihinde Addis Ababa Büyükelçiliğimiz AfB nezdinde akredite edilmiştir. Ayrıca, Ocak 2008’de Addis Ababa’da yapılan X. AfB Zirvesi’nde alınan kararla, ülkemiz AfB’nin stratejik ortaklarından biri olarak ilan edilmiştir.

Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’na (ECOWAS) Mayıs 2005’ten bu yana Abuja Büyükelçiliğimiz akreditedir. Ayrıca, Haziran 2008’den bu yana Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi’nin (IGAD) Uluslararası Ortaklar Forumu’nun üyesi olan ülkemiz, Darüsselam Büyükelçiliğimiz kanalıyla Haziran 2010’da Doğu Afrika Topluluğu’na (EAC) da akredite olmuştur.

Ülkemizin Afrika Kalkınma Bankası (AfKB) ve Afrika Kalkınma Fonu üyeliği için 2008 Şubat ayında yaptığı başvuru 14-15 Mayıs 2008 tarihlerindeki Guvernörler Toplantısı’nda onaylanmıştır. Türkiye, böylece, AfKB’nın bölge dışı 25. üyesi olmuştur.

Lusaka Büyükelçiliğimiz Doğu ve Güney Afrika Ortak Pazarı’na (COMESA), Librevil Büyükelçiliğimiz ise Orta Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’na (ECCAS) akreditedir.

14.
Üst Düzey Ziyaretler - Siyasi Temaslar: Kıta’ya yönelik üst düzey ziyaretlerde önemli bir hareketlilik yaşanmaktadır; bu kapsamda Sayın Cumhurbaşkanımız, 2009 yılında Kenya ve Tanzanya’ya, 2010 yılında Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Kamerun ve Nijerya’ya ve son olarak 23-26 Mart 2011 tarihlerinde Gana ve Gabon’a resmi ziyaretlerde bulunmuşlardır.

Sayın Başbakanımız, geniş bir heyetle birlikte 19 Ağustos 2011 tarihinde Mogadişu’yu ziyaret etmiştir. Ülkeye 1992 yılından bu yana Batılı bir ülke tarafından yapılan ilk üst düzey ziyaret olan Sayın Başbakanımızın ziyareti Somali’de büyük bir sevinçle karşılanmıştır. Ziyaret uluslararası camiada da yankı uyandırmış, Avrupalı devlet adamlarının Somali’yi ziyaret etmelerine ve Somali’ye yapılan yardımların artmasına vesile olmuş, uluslararası topluma örnek teşkil etmiştir.

Sayın Başbakanımız ayrıca 6-11 Ocak 2013 tarihlerinde Gabon, Nijer ve Senegal’i kapsayan ziyaretler gerçekleştirmiştir. Sayın Başbakanımız 2005 yılında Sudan ve Etyopya’yı, 2011 yılında ise Güney Afrika Cumhuriyeti’ni de ziyaret etmiştir.

2003-2013 döneminde, Cumhurbaşkanı düzeyinde, Türkiye’den Afrika’ya 9, Afrika’dan Türkiye’ye ise 17; Dışişleri Bakanı düzeyinde ise Türkiye’den Afrika’ya 6, Afrika’dan Türkiye’ye ise 22 ziyaret yapılmıştır.

Başta Nijerya, Gana, Sudan ve Tanzanya olmak üzere çok sayıda SAGA ülkesi Parlamentosu ile TBMM arasında Dostluk Gruplarının bulunması ikili ilişkilerimizin gelişimine önemli katkılar yapmakta olup, Dostluk Gruplarının sayısının arttırılmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.

Afrika ülkelerinden ülkemize gerçekleştirilen Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı ve diğer bakan düzeyindeki ziyaretler de ikili ilişkilerin kapsamlı şekilde gözden geçirilmesi, ahdi altyapının oluşturulması ve geleceğe dönük yol haritası belirlenmesi bakımından yararlı sonuçlar doğurmaktadır.

Ayrıca, 2013 yılına kadar 15 SAGA ülkesiyle siyasi istişareler yapılmış olup, önümüzdeki dönemde de bu istişarelerin aratarak devam ettirilmesi planlanmaktadır.

IV.İŞBİRLİĞİNDEN ORTAKLIĞA - MUKAYESELİ VERİLER

15.
Yaklaşık on yılı aşkın bir süredir uygulanmakta olan Afrika Açılım Politikasının başarıyla tamamlandığı ve 2013 itibariyle her geçen gün derinleşmekte olan bir ortaklık ilişkisine girildiği söylenebilir.

Türkiye, kendi tarihi tecrübesini, toplumsal, siyasal ve kültürel birikimini, sahip olduğu imkân ve kaynakları Afrikalı yönetimlerle ve halklarla “Afrika sorunlarına Afrika çözümleri” ilkesi çerçevesinde ve karşılıklı fayda temelinde paylaşmaya devam edecektir. Ortaklık politikamızın temelini bu anlayış oluşturmaktadır.

16.
Mukayeseli verilere ilişkin bir tablo bu çalışmanın ekinde yeralmaktadır. Tablodaki verilerde aşağıdaki hususların öne çıktığı görülmektedir.

-SAGA ülkeleriyle 2000 yılında 742 milyon ABD Doları olan ticaret hacmimiz, 2003 yılında 1,3 milyar, 2005 yılında 3 milyar, 2008 yılında 5,7 milyar, 2013 yılında ise 7,5 milyar ABD Dolarına yükselmiştir. Bu rakamlardan görüleceği üzere 13 yılda yaklaşık 10 misli artıştan söz edebiliriz.

-Ticaret hacmimiz tüm Afrika ülkeleriyle 2005’de 9 milyar ABD Doları, 2009’da 15,8 milyar, 2013 yılında ise 23,4 milyar ABD Doları seviyesine çıkmıştır.

-Ülkemiz firmaları tarafından SAGA’da gerçekleştirilen toplam doğrudan yatırım miktarı 2003’te 14 milyon ABD Doları iken, bu rakam 2008’de 46 milyon, 2013 ilk sekiz ayında ise 179,5 milyon ABD Dolarına yükselmiştir.Diğer taraftan, Afrika’dak, toplam Türk yatırımlarının miktarı 6 milyar ABD Doları olarak tahmin edilmektedir.

-Diğer taraftan, Türk inşaat sektörü, 1972-2013 yıllarında tüm Afrika’da 39 milyar ABD Doları tutarında proje üstlenmiştir (aynı dönemde tüm dünyada, 101 ülkede, 253 ABD Doları tutarında proje üstlenilmiştir). Bu rakam küresel hacmimizin %21’ine tekabül etmektedir. Kuzey Afrika’nın küresel hacimdeki payı %19’dur.

-Ülkemiz Afrika ülkeleriyle ulaşım imkânlarını geliştirmek, işadamlarının karşılıklı olarak birbirleriyle temaslarını kolaylaştırmak, Türkiye’nin Afrika halklarının Dünya’ya ulaşımında bir kavşak noktası olmasını temin etmek ve halklar arasındaki bağlantıların güçlendirilmesini teminen THY’nin Afrika’ya uçuşlarının sayısının artırılmasını teşvik etmektedir. THY hâlihazırda Afrika’da 28 ülkede 46 noktaya seferler düzenlemektedir.

-THY seferleri karşılıklı seyahatler yapılmasını kolaylaştırmış ve halklar arasındaki temasları da artırmıştır. Bu bağlamda kısa süreli ziyaret/turizm amacıyla ülkemize gelen Afrikalı sayısı 2008’de 60 bin kadarken bu sayı 2013’te iki katına çıkmıştır (111.745). 2013’te ülkemizden Afrika’ya giden vatandaşlarımızın sayısı da 116 bin kişiyi aşmıştır.

-Afrika’da 34 ülkede, 60 civarında Türk okulu eğitim faaliyetinde bulunmaktadır.

-1991-2013 döneminde Afrika ülkelerine, askeri eğitim ve kurslar hariç, toplam 3254 burs kontenjanı açılmıştır. Bu burslardan 864’ü kullanılmıştır. 2012-2013 eğitim dönemi için SAGA ülkelerinden 561 öğrenci için burs tahsis edilmiştir.

-Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi tarafından 1992 yılından bu yana düzenlenen “Uluslararası Genç Diplomatlar Eğitim Programı”na bugüne kadar Afrika ülkelerinden yaklaşık 200 diplomat katılmıştır.

-Türkiye, Afrika’da barış ve istikrarın sağlanması faaliyetlerine katkıda bulunmaya önem atfetmektedir. Bu doğrultuda, Afrika’da halen görev yapmakta olan 9 BM Misyonu’ndan 5’ine mütevazı rakamlarla da olsa ağırlıklı olarak polis unsurlarıyla (MONUSCO/KDC, UNAMID/Darfur, UNMISS/Güney Sudan, UNOCI/Fildişi Sahili ve UNMIL/Liberya) personel katkısında bulunmaktadır.

-2012 yılı Türkiye’nin gerçekleştirdiği resmi kalkınma yardımlarının 3’te 1’ini yani 772 milyon dolarını Afrika ülkelerine yapılan yardımlar oluşturmuştur. 2012 yılında Türkiye’nin yurtdışı yardımlarının yüzde 31.37’si Afrika ülkelerine gerçekleştirilmiştir. 2012 yılında Türkiye’nin resmi kalkınma yardımlarından en çok yararlanan ilk 10 ülke arasında ilk sırayı Somali almaktadır. 2012 yılında Somali’ye 86,61 milyon dolar yardım yapılmıştır.

-2007-2010 yılları arasında yaklaşık 500 Türk doktoru ve 100’ü aşkın sağlık personeli Sudan, Etyopya, Somali, Nijer, Benin, Gana, Çad, Togo, Gine Bissau, Kenya, Mali, Uganda, Moritanya, Senegal, Tanzanya ve Kamerun’da sağlık alanında hizmet vermiştir. Bu kapsamda 280.000’den fazla Afrika vatandaşı Türk doktorlarınca sağlık taramasından geçirilmiş ve 53.000 üzerindeki hastaya başta diş ve katarakt operasyonları olmak üzere cerrahi müdahale gerçekleştirilmiştir.