#

TÜRKİYE-AFRİKA İLİŞKİLERİ

I.GENEL BAKIŞ

1.
Afrika kıtası, 21. yüzyılda, küresel sahnede ağırlığı giderek artan bir aktör olarak değerlendirilmektedir. Afrika’nın, dünyanın en büyük ikinci kıtası olarak 30 milyon kilometrekarelik alanı, zengin doğal kaynakları ve insan kapasitesi ile, 21. yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası sistem içerisinde daha etkin rol oynaması ve uluslararası arenadaki gelişmeleri daha fazla etkilemesi beklenmektedir. Son on yıl içinde dünyanın en hızlı büyüyen on ekonomisinden altısı bu kıtadadır. Dünya Bankası verilerine göre, son beş yılda Kıta’da petrol gelirlerine dayalı olmayan yıllık ortalama büyüme oranı % 5.4’dür.

Afrika Kalkınma Bankası tarafından hazırlanan çalışmada, 2010-2060 yılları arasında kıtada kişi başına düşen gelirin 1,667 dolardan 5,600 dolara ulaşacağı, orta sınıfa mensup vatandaşların oranının %34’den %42’ye yükseleceği, bugün 56 yıl olan ortalama yaşam süresinin de 70 yıla yükseleceği yönünde tahminlere yer verilmektedir.

Bugün 1 milyarı aşan nüfusu ile dünya nüfusunun %15’ine ev sahipliği yapmakta olan Afrika’nın, 2030’da 1,6 milyarlık nüfusa ulaşması ve dünya nüfusunun %19’unu oluşturması beklenmektedir. 2010 yılında toplam nüfusun %40’ını şehirlerde ikamet edenler oluştururken, bu oranın 2030’a kadar %50’ye ve 2060 yılına kadar da %65’e ulaşacağı kaydedilmektedir.

Benzer iyileşme demokrasi ve siyasi istikrar deneyiminde de görülmektedir. Soğuk Savaş sona erdiğinde, Afrika’da, işleyen demokratik düzene sahip ülkelerin sayısı beşe varmazken bugün değişik yoğunluklarda olmak üzere düzenli seçimlerle iktidarın el değiştirdiği ülke sayısı Kıta ülkelerinin yarısına ulaşmıştır. Savaş ve iç çatışmalar önemli oranda azalmıştır. Askeri darbeler bakımından 1960-1990 döneminin ortalaması her on yıl için 20 iken, 1990’dan günümüze kadar olan dönemde sözkonusu ortalama 10’a düşmüştür.

Uluslararası platformlarda da Afrika’nın sesi bir bütün olarak daha fazla duyulur hale gelmiştir. Birleşmiş Milletler’den sonra üye sayısı ve uluslararası etkinliği bakımından öne çıkan uluslararası örgüt mahiyetindeki Afrika Birliği (AfB), “Afrika sorunlarına Afrika çözümleri” üretmeye çalışmakta ve politikalarında bu ilkeyi esas almaktadır. Afrika Birliği’nin, giderek artan bir yoğunlukta, üyelerine yön gösteren, rehberliği aranan ve diğer uluslararası aktörler tarafından itibar edilen bir örgüt konumuna geldiği görülmektedir.

Bununla birlikte, azgelişmişlikten ve yoksulluktan kaynaklanan pek çok sorununa henüz kalıcı ve kapsayıcı çözümler getirememiş olan Afrika kıtasının sunduğu tablo pek çok olumsuz unsuru da içinde barındırmaktadır. Afrika’da iç çatışma, darbe, terörizm, aşırı şiddet gibi istikrarsızlık unsurları, demokratikleşme sürecinde yaşanan sıkıntılar, yoksulluk ve aşırı nüfus artışı, kaynakların yetersizliği ve etkin kullanılamaması, bunların sağlık ve eğitim hizmetlerinde yol açtığı ciddi aksamalar, salgın hastalıklar ve göç gibi sorunlar halen çözüm beklemektedir.

II.TARİHİ PERSPEKTİF

6.
Türklerin Akdeniz, Kızıldeniz ve Büyük Sahra çevresi ile ilişkilerinin geçmişi 860’lı yıllarda Tolunoğulları ile başlamış, İhşitler (953-969), Eyubiler (1171-1250) ve Memluklularla (1250-1517) devam etmiştir. Osmanlıların Afrika Kıtası’na ilgileri Memluklular’ın nüfuzlarını kaybetmesiyle ortaya çıkmıştır.

Yüzyıllar öncesine uzanan ve ilkeli bir tarihi geçmişe dayanan Türkiye’nin Afrika ile ilişkilerini dört tarihi döneme ayırarak incelemekte fayda vardır.

7.
15. ve 19. yüzyıllar arasını kapsayan ilk dönemde, Osmanlı devletinin üç kıtaya uzanan sınırları içinde, Afrika kıtası da önemli bir yer tutmaktaydı.

Osmanlı, 1517 yılında Mısır’ı idaresine alarak, Hint Okyanusu, Kızıldeniz ve Akdeniz’de Avrupalılarla bir güç mücadelesi içine girmiştir. Trablusgarp 1551 yılında Osmanlı hakimiyetine geçmiş, Kızıldeniz’de, Habeşistan sahillerinde ve Batı Hint Okyanusu’ndaki adalarda Portekiz üstünlüğüne son verilmiştir. 16. yüzyılda Seydi Ali Reis komutasındaki Osmanlı donanması Zanzibar adasını Batılı sömürgecilere karşı savunmuştur. Cezayir 1516-1848, Tunus 1574-1881, Trablusgarp 1551-1912, Mısır 1617-1882 ve Habeşistan 1555-1916 yılları arasında doğrudan İstanbul’dan gönderilen yöneticiler tarafından idare edilmişlerdir.

Kanem-Bornu İmparatorluğu, Padişah III. Murat döneminde Osmanlı Devleti ile 1575 savunma anlaşması imzalamış ve bu anlaşmaya göre Padişah Kanem Bornu’ya askeri teçhizat ve araçlar göndermiştir.

Osmanlı’nın Afrika’da son sınırlarını genişletmesi 19. yüzyılda bugünkü Sudan, Güney Sudan, Darfur, Kuzey Çad, Nijer ve Uganda içlerine doğru olmuştur.

1861 yılından itibaren Osmanlı İmparatorluğu Güney Afrika’da diplomatik temsilcilik bulundurmuştur. Cape Town’da PE de Roubaix 18 Şubat 1861’de ilk fahri başkonsolos olarak atanmıştır. Mehmet Remzi Bey 21 Nisan 1914’te ilk Türk diplomat olarak Güney Afrika’ya atanmış ve 14 Şubat 1916’da vefat edene kadar da görevine devam etmiştir.

Osmanlı, Mali’de hakim olan Timbuktu Hükümdarlığı ile yakın ilişkiler tesis etmiştir. Osmanlı’nın, Trablusgarp ve Afrika Boynuzu’ndaki bölgeler dışında Afrika Kıtası ile ilişkisi 20. yüzyılın başında akamate uğramıştır.

8.
İkinci dönem, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan 1998 yılına kadar uzanan zaman aralığını kapsamaktadır. Bu dönemde, Soğuk Savaşın belirlediği politikalar ve ülkemizin siyasi ve ekonomik imkânlarının el vermeyişi gibi nedenlerle Afrika ülkeleriyle ilişkilerimiz alt seviyede kalmıştır. Diğer taraftan, Türkiye, İkinci Dünya Savaşı akabinde Afrika ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanma süreçlerini aktif biçimde desteklemiş, Kıta genelinde 10’un üzerinde Büyükelçilik açmıştır. Diğer taraftan, birçok Afrika ülkesi, bağımsızlık mücadelesi, laik ve demokratik kurumların inşası gibi konularda ülkemizi örnek almıştır.

9.
Üçüncü dönem, 1998-2012 yıllarını içermektedir. 1998 yılında Afrika Eylem Planı’nın kabulüyle ülkemizin Afrika’ya yönelik ilgisi artmış, ticaret hacminin arttırılmasını teminen teşvikler ve yeni tedbirler uygulanmaya başlanmış, Dış Ticaret Müsteşarlığınca 2003 yılı başında “Afrika Ülkeleriyle Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi” hazırlanmış, 2005 yılı hükümetimiz tarafından “Afrika Yılı” ilan edilmiş, yeni Büyükelçilikler açılması planlanmış ve nihayetinde 2008 yılında Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi’nin düzenlenmesiyle ilişkilerde bir yeniden yapılanma dönemi süregelmiştir.

2010 yılında kabul edilen “Afrika Strateji Belgesi”nin uygulanmaya başlamasıyla da, ülkemizin Afrika açılımı tamamlanmış ve ilişkilerin her alanda derinleşmeye ve çeşitlenmeye başladığı, “Türkiye-Afrika Ortaklığı” şeklinde tanımlanabilecek dördüncü döneme geçilmiştir.

III.İLİŞKİLERİN KURUMSALLAŞMASI - DÖRDÜNCÜ DÖNEM

10.
Türkiye-Afrika Zirveleri: Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizin içinde bulunduğu aşamanın değerlendirilmesi ve ilişkileri daha da geliştirecek ilave yol ve yöntemlerin belirlenmesi amacıyla 18-21 Ağustos 2008 tarihlerinde, 49 Afrika ülkesi ile, Afrika Birliği dahil 11 uluslararası ve bölgesel örgüt temsilcisinin katılımıyla İstanbul’da I. Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi düzenlenmiştir. Zirve’de kabul edilen “Türkiye-Afrika İşbirliği İstanbul Deklarasyonu: Ortak Bir Gelecek İçin İşbirliği ve Dayanışma” ve “Türkiye-Afrika Ortaklığı İçin İşbirliği Çerçevesi” başlıklı belgeler Türkiye-Afrika ilişkilerini sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmuştur.

Sözkonusu belgelerde yer alan izleme mekanizması uyarınca, 15 Aralık 2010 tarihinde İstanbul’da Kıdemli Memurlar Toplantısı yapılmış ve bir yol haritası niteliği taşıyan 2010-2014 yıllarını kapsayan “Türkiye-Afrika İşbirliği Ortak Uygulama Planı kabul edilmiştir. Bilahare, 53 ülkeden 35 Bakanın katılımıyla 16 Aralık 2011 tarihinde İstanbul’da Bakan Düzeyinde Gözden Geçirme Konferansı, daha sonra da 19 Haziran 2013 tarihinde Addis Ababa’da II. Kıdemli Memurlar Toplantısı tertiplenmiştir.

Anılan toplantılara ve 9-13 Mayıs 2011 tarihlerindeki IV. EAGÜ Konferansına ilavaten, ülkemiz ve Mısır’ın eşbaşkanlığında “Darfur’un Yeniden İnşaası ve Kalkınması için Uluslararası Donörler Konferansı” 21 Mart 2010 tarihinde Kahire’de düzenlenmiş; keza, 21-23 Mayıs 2010 ve 31 Mayıs-1 Haziran 2012 tarihlerinde ülkemizin evsahipliğinde ve BM eşgüdümünde İstanbul’da I. ve II. Somali Konferansları toplanmıştır.

II.Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi: Ekvator Ginesi’nin başkenti Malabo’da 19-21 Kasım 2014 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir.

AfB’nin mutad uygulaması çerçevesinde, Banjul Formulü olarak adlandırılan ve belli sayıda Afrika ülkesinin tüm Kıtayı temsilen Zirve’ye iştirakini öngören katılımla yapılmıştır. Davetler AfB Komisyonu tarafından yapılmıştır. Ayrıca, evsahibi ülke Ekvator Ginesi, diğer bazı Afrika ülkelerine de gözlemci olarak katılmaları için davet göndermiştir. Neticede, toplam olarak 30’a yakın ülkenin temsil edildiği Zirve, katılım bakımından emsallerini geride bırakmıştır

Zirve, “sürdürülebilir bir kalkınmanın ve bütünleşmenin güçlendirilmesi için yeni bir ortaklık modeli” teması altında toplanmış ve bir Bildiri ile 2015-2019 dönemine ilişkin Ortak Uygulama Planı kabul edilmiştir. Bu belgeler, aynı zamanda, gelecek Zirve’nin 2019 yılında Türkiye’de toplanmasını karara bağlamaktadır.

Zirvenin idari ve lojistik düzenlemeleri ile Zirveye sunulacak belgelerin hazırlıkları 6 Haziran 2014’te Ankara’da, 12 Eylül 2014 ve 30 Eylül 2014 tarihlerinde Addis Ababa’da gerçekleştirilen Kıdemli Memurlar Toplantılarında ele alınmıştır.
11.
Diplomatik Temsilciliklerin Karşılıklı Olarak Artması: Mayıs 2009’da 7’si SAGA’da olmak üzere Kıta’da toplam 12 Büyükelçiliğimiz bulunmaktayken bugün bu sayı 39’a yükselmiştir.

2009 yılında Tanzanya ve Fildişi Sahili’nde, 2010 yılında Kamerun, Gana, Mali, Uganda, Angola ve Madagaskar’da, 2011 yılında Zambiya, Mozambik, Moritanya, Zimbabve, Güney Sudan, Somali ve Gambiya’da, 2012 yılında Nijer, Namibya, Burkina Faso ve Gabon’da, 2013 yılında Çad, Gine, Eritre ve Cibuti’de Büyükelçiliklerimiz açılmıştır. 2014 yılında ise Kongo Cumhuriyeti, Ruanda, Botsvana ve Benin’de Büyükelçiliklerimiz faaliyetlerine başlamışlardır.

Afrika ülkeleri de, Ankara’da açtıkları Büyükelçiliklerle, Afrika’ya açılım politikamızla atılan adımların karşılıksız kalmadığını göstermişlerdir. 2008 başında 5’i SAGA olmak üzere 10 Kıta ülkesinin Ankara’da Büyükelçiliği mevcutken, bu sayı 2008 yılında Somali, 2010’da Gambiya ve Moritanya, 2011’de Uganda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti, 2012 yılında Angola, Kenya, Cibuti, Nijer, Güney Sudan ve Gana, 2013 yılında Ruanda, Gine, Kongo, Benin, Fildişi Sahili, 2014 yılında Zambiya, Burkina Faso, Mali ve Burundi, 2015 yılında ise Çad Büyükelçiliğinin açılmasıyla 31’e yükselmiştir.

Büyükelçiliklerimizden 26’sında Ticaret Müşavirliğimiz mevcuttur. Ayrıca, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) 11 ofisi ile Afrika genelinde faaliyet göstermektedir.

Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri (YETKM) Vakfı, önümüzdeki dönemde SAGA’da Pretoria ve Hartum’da Merkezler açılmasını öngörmektedir.

Anadolu Ajansı (AA) Sahra Altı Afrika’daki ilk temsilciliğini 2014’te Addis Ababa’da açmıştır. AA ayrıca Batı Afrika ülkelerinden haber geçen muhabirleri sayesinde Afrika ile ilgili konularda İngilizce ve Arapçanın yanısıra Fransızca da haber yayınlamaya başlamıştır.

12.
Ahdi Altyapının Oluşturulması: Büyükelçiliklerimizin açılmasına ilaveten bu ülkelerle her alanda ahdi zeminin tamamlanmasına yönelik çalışmalarla desteklenen süreç mevcut müspet algıyı perçinlemektedir.

Ticari ve ekonomik işbirliği (TEİA), yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması (YTKT), çifte vergilendirmenin önlenmesi (ÇVÖ), askeri, eğitim ve kültür alanlarında işbirliği anlaşmaları başta olmak üzere Afrika ülkeleri ile ikili işbirliğinin ahdi altyapısının tamamlanmasına önem ve öncelik verilmektedir. Bu bağlamda, anlaşmaların müzakerelerinin tamamlanması ve imzalanması bakımından uygun vesileler teşkil ettiği düşüncesiyle, üst düzey ziyaretler sırasında mümkün olduğunca çok sayıda anlaşma imza edilmesine gayret gösterilmektedir.

Halen, 38 Afrika ülkesiyle TEİA imzalanmış ve karma ekonomik komisyonu oluşturulmuştur. 17 ülkeyle YTKT, 4 ülkeyle serbest ticaret anlaşması, 4 ülkeyle ÇVÖ anlaşması yapılmıştır. DEİK bünyesinde 17 SAGA ülkesiyle İş Konseyi kurulmuş, 12 ülke ile de İş Konseyi kurulmasına karar verilmiştir.


Afrika ülkeleriyle öncelikli olarak diplomatik ve resmi pasaportlara vize muafiyeti öngören anlaşmalar imzalanmaktadır. Halen 17 SAGA ülkesiyle diplomatik pasaportlara, 3 SAGA ülkesiyle ise resmi pasaportlara vize muafiyeti öngören anlaşma imzalanmıştır. Diğer taraftan, Afrikalı işadamlarına yönelik yürütülen vize kolaylığı çalışmaları kapsamında, THY ile seyahat eden SAGA ülkeleri işadamlarından geçerli Schengen, İngiltere veya ABD vizesi hamili olanlara, 20 Nisan 2011 tarihinden başlayarak Atatürk Havalimanı hudut kapısında 30 güne kadar ikamet süreli tek giriş vizesinin verilmesine başlanmıştır. Aynı kapsamda Afrika ülkeleri e-vize uygulaması kapsamına da alınmıştır.

13.
Türkiye’nin Afrika Birliği ve Bölgesel Kuruluşlarla İlişkileri: Türkiye, 12 Nisan 2005 tarihinde Afrika Birliği’nde (AfB) gözlemci ülke statüsünü kazanmış ve 5 Mayıs 2005 tarihinde Addis Ababa Büyükelçiliğimiz AfB nezdinde akredite edilmiştir. Ayrıca, Ocak 2008’de Addis Ababa’da yapılan X. AfB Zirvesi’nde alınan kararla, ülkemiz AfB’nin stratejik ortaklarından biri olarak ilan edilmiştir.

Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’na (ECOWAS) Mayıs 2005’ten bu yana Abuja Büyükelçiliğimiz akreditedir. Ayrıca, Haziran 2008’den bu yana Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi’nin (IGAD) Uluslararası Ortaklar Forumu’nun üyesi olan ülkemiz, Darüsselam Büyükelçiliğimiz kanalıyla Haziran 2010’da Doğu Afrika Topluluğu’na (EAC) da akredite olmuştur.

Ülkemizin Afrika Kalkınma Bankası (AfKB) ve Afrika Kalkınma Fonu üyeliği için 2008 Şubat ayında yaptığı başvuru 14-15 Mayıs 2008 tarihlerindeki Guvernörler Toplantısı’nda onaylanmıştır. Türkiye, böylece, AfKB’nın bölge dışı 25. üyesi olmuştur.

Lusaka Büyükelçiliğimiz Doğu ve Güney Afrika Ortak Pazarı’na (COMESA), Librevil Büyükelçiliğimiz ise Orta Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’na (ECCAS) akreditedir.

14.
Üst Düzey Ziyaretler - Siyasi Temaslar: Kıta’ya yönelik üst düzey ziyaretlerde önemli bir hareketlilik yaşanmaktadır; bu kapsamda Sayın Cumhurbaşkanımızın 21-24 Ocak 2015 tarihlerinde Etiyopya, Cibuti ve Somali’ye gerçekleştirdikleri ziyaretler ülkemizin Afrika Ortaklık Politikasına yönelik yeni bir aşamayı temsil etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın Sahra Altı Afrika ülkelerine yönelik bu ilk ziyaretleri ülkemizin Afrika’nın barış içinde kalkınmasına, kapasite geliştirmesine ve ortak işbirliğine verdiği önemin göstergesini teşkil etmiştir.

Esasen, 11nci Cumhurbaşkanımız Sayın Gül, 2009 yılında Kenya ve Tanzanya’ya, 2010 yılında Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Kamerun ve Nijerya’ya ve son olarak 23-26 Mart 2011 tarihlerinde Gana ve Gabon’a resmi ziyaretlerde bulunmuşlardır.

Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakan olduğu dönemde, geniş bir heyetle birlikte 19 Ağustos 2011 tarihinde Mogadişu’yu ziyaret etmiştir. Ülkeye 1992 yılından bu yana Batılı bir ülke tarafından yapılan ilk üst düzey ziyaret olan Sayın Başbakanımızın ziyareti Somali’de büyük bir sevinçle karşılanmıştır. Ziyaret uluslararası camiada da yankı uyandırmış, Avrupalı devlet adamlarının Somali’yi ziyaret etmelerine ve Somali’ye yapılan yardımların artmasına vesile olmuş, uluslararası topluma örnek teşkil etmiştir.

Sayın Başbakanımız ayrıca 6-11 Ocak 2013 tarihlerinde Gabon, Nijer ve Senegal’i kapsayan ziyaretler gerçekleştirmiştir. Sayın Başbakanımız 2005 yılında Sudan ve Etyopya’yı, 2011 yılında ise Güney Afrika Cumhuriyeti’ni de ziyaret etmiştir.

2003-2013 döneminde, Cumhurbaşkanı düzeyinde, Türkiye’den Afrika’ya 9, Afrika’dan Türkiye’ye ise 17; Dışişleri Bakanı düzeyinde ise Türkiye’den Afrika’ya 6, Afrika’dan Türkiye’ye ise 22 ziyaret yapılmıştır.

Başta Nijerya, Gana, Sudan ve Tanzanya olmak üzere çok sayıda SAGA ülkesi Parlamentosu ile TBMM arasında Dostluk Gruplarının bulunması ikili ilişkilerimizin gelişimine önemli katkılar yapmakta olup, Dostluk Gruplarının sayısının arttırılmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir. 

Afrika ülkelerinden ülkemize gerçekleştirilen Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı ve diğer bakan düzeyindeki ziyaretler de ikili ilişkilerin kapsamlı şekilde gözden geçirilmesi, ahdi altyapının oluşturulması ve geleceğe dönük yol haritası belirlenmesi bakımından yararlı sonuçlar doğurmaktadır.

Ayrıca, 2013 yılına kadar 15 SAGA ülkesiyle siyasi istişareler yapılmış olup, önümüzdeki dönemde de bu istişarelerin aratarak devam ettirilmesi planlanmaktadır. 2014 yılında da Brezilya, İtalya, ABD, Fransa ve AB ile Afrika istişareleri, Etiyopya, Moritanya, Nijerya, KDC, KC, GAC, Namibya ve Senegal ile ise ikili istişareler yapılmıştır.

2014 yılında ise üç Cumhurbaşkanı (Gambiya, Nijer, Kenya), beş Dışişleri Bakanı ziyareti (Senegal (KEK), Liberya, Zambiya, Tanzanya, Sudan), beş KEK (Gana, Gambiya, Senegal, Kamerun, Kenya) gerçekleşmiştir.

28 Ağustos 2014 tarihinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Devir teslim törenine SAGA’dan Cumhurbaşkanı düzeyinde Etiyopya, Somali, Benin, Togo; Cumhurbaşkanı Yardımcısı düzeyinde Gambiya, Gana, Sudan, Meclis Başkanı düzeyinde Fildişi Sahili; Başbakan düzeyinde Çad, Ekvator Ginesi, Fas, Gabon, Ruanda, Başbakan Yardımcısı düzeyinde Svaziland, Dışişleri Bakanı düzeyinde Güney Sudan, Tanzanya, Burundi, Burkina Faso ve Komorlar, Bakan düzeyinde ise Cibuti, Kenya, Kongo, Mali, Mozambik ve Nijer iştirak etmiştir. Toplamda Sahra Altından 25 ülke iştirak etmiştir.

IV.İŞBİRLİĞİNDEN ORTAKLIĞA - MUKAYESELİ VERİLER

15.
Yaklaşık on yılı aşkın bir süredir uygulanmakta olan Afrika Açılım Politikasının başarıyla tamamlandığı ve 2013 itibariyle her geçen gün derinleşmekte olan bir ortaklık ilişkisine girildiği söylenebilir.

Türkiye, kendi tarihi tecrübesini, toplumsal, siyasal ve kültürel birikimini, sahip olduğu imkân ve kaynakları Afrikalı yönetimlerle ve halklarla “Afrika sorunlarına Afrika çözümleri” ilkesi çerçevesinde ve karşılıklı fayda temelinde paylaşmaya devam edecektir. Ortaklık politikamızın temelini bu anlayış oluşturmaktadır.

16.
Son on yıla ait mukayeseli verilere bakıldığında aşağıdaki hususların öne çıktığı görülmektedir.

-SAGA ülkeleriyle 2000 yılında 742 milyon ABD Doları olan ticaret hacmimiz, 2003 yılında 1,3 milyar, 2005 yılında 3 milyar, 2008 yılında 5,7 milyar, 2014 yılında ise 8,4 milyar ABD Dolarına yükselmiştir. Bu rakamlardan görüleceği üzere 13 yılda yaklaşık 11 misli artıştan söz edebiliriz.

-Ticaret hacmimiz tüm Afrika ülkeleriyle 2005’de 9 milyar ABD Doları, 2009’da 15,8 milyar, 2013 yılında ise 23,4 milyar ABD Doları seviyesine çıkmıştır.

-Yatırımlar açısından bakıldığında, 2003 yılında oldukça düşük bir düzeyde olduğu tahmin edilen Türkiye’nin Afrika kıtasındaki doğrudan yatırımlarının hâlihazırda 5 milyar dolara ulaştığı hesaplanmaktadır.

-Yurtdışı Müteahhitlik hizmetleri sektöründe de aynı dönemde büyük bir yükseliş süreci göze çarpmaktadır. 2003 yılında Afrika’da üstlenilen 35 projenin değeri 643 milyon dolar iken, 2013 yılında 3 milyar dolar değerinde 50 adet taahhüt projesi üstlenilmiştir. Bugüne kadar kümülatif olarak Afrika’da üstlenilen 1.076 projenin toplam değeri de 54 milyar dolara yaklaşmıştır. Bu rakam küresel hacmimizin %21’ine tekabül etmektedir. Kuzey Afrika’nın küresel hacimdeki payı %19’dur.

-Ülkemiz Afrika ülkeleriyle ulaşım imkânlarını geliştirmek, işadamlarının karşılıklı olarak birbirleriyle temaslarını kolaylaştırmak, Türkiye’nin Afrika halklarının Dünya’ya ulaşımında bir kavşak noktası olmasını temin etmek ve halklar arasındaki bağlantıların güçlendirilmesini teminen THY’nin Afrika’ya uçuşlarının sayısının artırılmasını teşvik etmektedir. THY hâlihazırda Afrika’da 28 ülkede 40’ın üzerinde noktaya seferler düzenlemektedir.

-THY seferleri karşılıklı seyahatler yapılmasını kolaylaştırmış ve halklar arasındaki temasları da artırmıştır. Bu bağlamda kısa süreli ziyaret/turizm amacıyla ülkemize gelen Afrikalı sayısı 2008’de 60 bin kadarken bu sayı 2013’te iki katına çıkmıştır (111.745). 2013’te ülkemizden Afrika’ya giden vatandaşlarımızın sayısı da 116 bin kişiyi aşmıştır.

-1991-2013 döneminde Afrika ülkelerine, askeri eğitim ve kurslar hariç, toplam 3254 burs kontenjanı açılmıştır. Bu burslardan 864’ü kullanılmıştır. 2014-2015 eğitim yılında Afrika ülkelerine tahsis edilen toplam burs sayısı 1071’dir.

-Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi tarafından 1992 yılından bu yana düzenlenen “Uluslararası Genç Diplomatlar Eğitim Programı”na bugüne kadar Afrika ülkelerinden yaklaşık 200 diplomat katılmıştır.

-Türkiye, Afrika’da barış ve istikrarın sağlanması faaliyetlerine katkıda bulunmaya önem atfetmektedir. Bu doğrultuda, Afrika’da halen görev yapmakta olan 9 BM Misyonu’ndan 5’ine mütevazı rakamlarla da olsa ağırlıklı olarak polis unsurlarıyla (MONUSCO/KDC, UNAMID/Darfur, UNMISS/Güney Sudan, UNOCI/Fildişi Sahili ve UNMIL/Liberya) personel katkısında bulunmaktadır.

-2012 yılı Türkiye’nin gerçekleştirdiği resmi kalkınma yardımlarının 3’te 1’ini yani 772 milyon dolarını Afrika ülkelerine yapılan yardımlar oluşturmuştur. 2012 yılında Türkiye’nin yurtdışı yardımlarının yüzde 31.37’si Afrika ülkelerine gerçekleştirilmiştir. 2012 yılında Türkiye’nin resmi kalkınma yardımlarından en çok yararlanan ilk 10 ülke arasında ilk sırayı Somali almaktadır. 2012 yılında Somali’ye 86,61 milyon dolar yardım yapılmıştır.

-2013 yılında da toplamda 3,3 milyar ABD olarak gerçekleşen resmi kalkınma yardımları GSMH’nın %0,42’sine ve aynı zamanda bir önceki yıla kıyasla %30 artışı tekabül etmiştir.

-Türkiye, önde gelen donör ülkelerden biri olarak, küresel sorumlulukların ve gıda güvenliği, açlıkla mücadele, sürdürülebilir çevre, eğitim ve sağlık gibi ihtiyaçların farkında olarak hareket etmektedir.

-Türkiye, aynı zamanda, insani ve kalkınma yardımlarını bütüncül bir yaklaşımla birlikte ele almaktadır.

-Sağlık sektörü son dönemde Türkiye’nin insani yardımlarına ilişkin öne çıkan alanlardan birisi olmuştur. Türkiye’nin 20’ye yakın Afrika ülkesi ile sağlık alanında ikili işbirliği anlaşması mevcuttur.

-2007-2010 yılları arasında yaklaşık 500 Türk doktoru ve 100’ü aşkın sağlık personeli Sudan, Etyopya, Somali, Nijer, Benin, Gana, Çad, Togo, Gine Bissau, Kenya, Mali, Uganda, Moritanya, Senegal, Tanzanya ve Kamerun’da sağlık alanında hizmet vermiştir. Bu kapsamda 280.000’den fazla Afrika vatandaşı Türk doktorlarınca sağlık taramasından geçirilmiş ve 53.000 üzerindeki hastaya başta diş ve katarakt operasyonları olmak üzere cerrahi müdahale gerçekleştirilmiştir.

-Darfur-Nyala’da inşa edilen 150 yataklı Türkiye-Sudan Araştırma ve Eğitim Hastanesi, bölgenin en modern ve teşkilatlı hastanelerinden biri olarak Şubat 2014’te hizmete açılmıştır.. Türk ve Sudanlı sağlık personeli tarafından beş yıl ortak şekilde işletilecek hastanenin bu süre sonunda Sudan makamlarına devri öngörülmektedir.

-Ayrıca, Somali-Mogadişu’nun en büyük hastanelerinden biri olan 200 yataklı Digfer Hastanesi yeniden inşa edilerek donatılmış olup, Sayın Cumhurbaşkanımızın 25 Ocak 2015’te Somali’ye gerçekleştirdikleri ziyaret sırasında resmen açılmıştır. Digfer hastanesinin de beş yıl süre ile Türk ve Somali sağlık personeli tarafından ortak işletilmesi öngörülmektedir.