SAYIN BAKAN: Değerli basın mensupları, bugün gerçekten çok değerli bir dostumu, Slovakya Dışişleri Bakanı Sayın Miroslav Lajcak’ı Türkiye’de ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Türkiye-Slovakya ilişkileri mükemmel seyreden ilişkilerdir. Benim de Miroslav ile çok yakın bir dostluğum var. Ancak, Miroslav sadece Slovakya Dışişleri Bakanı değildir. Gerçekten geçmişte Balkanlar gibi kritik bir bölgede, Bosna-Hersek’te yüksek temsilci olarak yaptığı barışa yaptığı büyük katkı dolayısıyla gerek Balkanlarda gerek Avrupa’da gerek ise uluslararası camiada çok haklı bir şöhret kazanmış gerçekten önemli bir Dışişleri Bakanıdır. O bakımdan kendilerini Türkiye’de misafir etmekten büyük bir onur duyuyoruz. Türkiye-Slovakya ilişkileri mükemmel seyreden ilişkiler demiştim. Gerçekten siyasi ilişkilerimiz son derece iyidir. Bugün ikili ilişkileri biraz daha konuştuk ve üst düzey ziyaretlerin artırılması yönünde karar aldık.
Sayın Başbakanımızın önümüzdeki aylarda Slovakya’yı ziyaret etme planı var. Ben de iade-i ziyaret bağlamında ilk fırsatta Slovakya’yı ziyaret edeceğim. Ekonomik ilişkilerimiz iyi seyrediyor ancak, daha da geliştirilmesi üzerinde konuştuk. Ayrıca, daha çok üzerinde durduğumuz ikinci husus, özellikle Balkanlardaki son gelişmeler ve Bosna-Hersek konusudur. Slovakya son dönemde Türkiye’nin Balkanlarda ve Bosna-Hersek’te takip ettiği politikaya en yoğun destek veren, en samimi destek veren ülkelerin başında gelmiştir.
Özellikle Bosna-Hersek’in NATO’da üyelik eylem planı almasında Slovakya’nın desteğini yanımızda görmekten büyük mutluluk duymuştuk. Kendileriyle birçok kez Bosna-Hersek’in istikrar ve refahı konusunda yapılabilecekler hususunda istişareler yapmıştık ve kendisinden birçok kez gerçekten güzel öneriler dinleme fırsatı bulmuştum. Yine Avrupa Birliği içinde ve diğer forumlarda Balkanlarda istikrar konusunda kendisinin yaptığı katkılar hep gündemde oldu. Şimdi bugün Balkanları genel olarak ele aldık. Balkanlara yapılabilecek çalışmaları gözden geçirdik. Bosna-Hersek’in bundan sonra NATO içinde, AB içinde uluslararası topluma daha güçlü bir şekilde katılımı konusunda nasıl katkı sağlayabileceğimizi de gözden geçirdik. Bölgesel işbirliği alanlarında bundan sonra beraber çalışmaya devam edeceğiz.
Üçüncü olarak Avrupa Birliği konusunu ele aldık. Kendileri gerek Slovakya olarak gerek Sayın Bakan kişisel olarak Türkiye’yi her zaman AB platformlarında desteklemişlerdir. Bugün de AB konusunda ben son gelişmeleri kendisine aktardım. Yapılan siyasi forumların, Kıbrıs konusunda Türkiye’nin sürdüre geldiği yapıcı tutumu ve önümüzdeki günlerde AB-Türkiye arasında gündeme gelecek olan vize görüşmeleri de dahil olmak üzere değişik konularda kendisine bilgi aktardım ve destek talep ettim. O da bütün bu konularda Türkiye’ye destek vereceklerini ifade ettiler. Bu destekleri dolayısıyla da ben kendilerine huzurlarınızda teşekkürü bir borç biliyorum. Ben tekrar hoş geldiniz diyorum Değerli Dostuma. Bundan sonra da her zaman her platformda kendisiyle ve Türkiye olarak da Slovakya ile birlikte çalışmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum.
KONUK BAKAN: Teşekkür ediyorum, gerçekten Ankara’da bu ziyareti yapıyor olmaktan çok büyük bir mutluluk duyuyorum. Çok farklı uluslararası forumlarda Sayın Dışişleri Bakanı Davutoğlu’yla bir araya gelme fırsatımız oldu. Ancak, bu görüşmeler sırasında ikili bir ziyaret yapılması gerektiği üzerinde de anlaşmıştık. Bugün bunu gerçekleştirebiliyor olmaktan çok büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sayın Dışişleri Bakanının Türk dış politikasının seyretmekte olduğu gelişmeyle ilgili katkılarını gerçekten çok büyük bir hayranlıkla izliyorum. Türkiye, bu anlamda çok önemli küresel ve uluslararası bir oyuncu olmaya devam ediyor. Şu anda dünyada Türkiye’nin katkısı olmadan çözülebilecek bir sorun olduğunu düşünmüyorum.
Toplantımız gerçekten çok yararlı ve çok verimli oldu. Çok büyük bir tatminkârlıkla bu toplantıyı sonuçlandırdığımızı ifade etmek isterim. Sayın Davutoğlu’nun ifade ettiği tüm konularla ilgili kendisiyle aynı fikirdeyim. Özellikle ikili ilişkilerimizle ilgili çok önemli gelişmeler yaşıyoruz. Çok verimli siyasi ilişkilerimiz var. Ancak, bunun yanısıra farklı alanlarda da işbirliğimiz devam ediyor. Örneğin kültürel anlamdaki programlar kardeş şehir uygulaması ve Türkiye Slovak turistler için giderek daha popüler bir yer haline gelmeye devam başlıyor. Avrupa’ya katılım konusunda Slovakya’nın tutumu gerçekten çok açık ve nettir. Slovakya, Türkiye’nin Avrupa Birliğine tam üye olmasını son derece büyük bir hassasiyetle destekliyor.
Bizler şuna inanıyoruz: Tam üyelik talep eden ülkeler için koşullar aynı koşullar olmalı ve bu koşullar müzakere sürecinde değiştirilmemelidir. Herhangi bir ek koşul getirilmemelidir. Bu çerçevede, adilane bir şekilde müzakereler yürütülmelidir. Bu kriterleri yerine getiren ülkeler de tam üye olabilmelidir. Türk vatandaşlarına karşı vize uygulamasının kaldırılmasını da destekliyoruz. Çünkü Türk vatandaşlarının vize uygulaması olmaksızın, daha serbest bir biçimde seyahat edebilmelerinin önemini biliyoruz. Uluslararası konularla ilgili olarak da özellikle bölgemizi ilgilendiren konularla Batı Balkanlarla ilgili konular üzerinde durduk. Bu konudaki görüşlerimizin aynı olduğunu bir kez daha teyit ettik. Bu da ilerideki politikaların daha koordineli ve daha uyumlu bir biçimde yürütülmesini sağlayacak olan alt yapıyı kuracak. Bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.
SORU: Efendim ilk önce Sayın Bakan Lajcak’a sormak istiyorum. Türk vatandaşlarına yönelik vizenin kaldırılmasına önem verdiğinizi söylediniz. Şimdi Yunanistan Avrupa Komisyonu’na kendi adına, kendi ülkesi adına başvuruda bulunacak. Slovakya’nın da böyle bir niyeti var mı? Efendim diğer sorum da Sayın Bakanımıza olacak. Türkiye’nin de Minsk Grubuna eşbaşkan olması hem Türkiye’de hem de uluslararası camiada zaman zaman gündeme getiriliyor. Dün Medvedev buradaydı. Acaba bu konu gündeme geldi mi? Teşekkür ederim.
KONUK BAKAN: Bu konuda daha önce de ifade ettiğim gibi tutumumuz net ve tutarlıdır. Biz ilgili Avrupa platformlarında bu konudaki düşüncemizi dile getiriyoruz. Zaten çok yakın gelecekte bu konu resmi platformlarda tartışılacak ve görüşülecek. Bunun sonucunda pozitif bir sonucun çıkmasını ümit ediyoruz. Eğer tabii ki tek taraflı bazı girişimler gerekirse bunları da yapabiliriz. Ama bizim bu konuda ki tutumumuz 27 üye ülke adına bir sefer de çözümlenerek vizenin kaldırılmasıdır.
SAYIN BAKANIMIZ: Minsk Grubuyla ilgili sorunuza gelince, Türkiye Minsk grubu üyesidir zaten bildiğiniz gibi. Eşbaşkanı değil ama üyesidir. Dün Sayın Medvedev’le yapılan görüşmelerde eşbaşkanlık gibi bir konu gündeme gelmedi. Şu anda da aslında eşbaşkanlar gayet yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Özellikle Rusya’nın bu konudaki çalışmalarını ve son dönemde artan faaliyetlerini takdir ediyoruz. Türkiye, her zaman eşbaşkanların çalışmalarına katkıda bulunabilir ama şu anda eşbaşkanlık gibi bir konu görüşülmüş değildir.
SORU: Efendim, İran tarafından Başbakan Erdoğan’ın 16 Mayıs’ta İran’a gideceği birkaç kez açıklandı ama bu konuda henüz bir netlik yok. Son durum nedir Başbakan gidecek mi? Beklenen bir mesaj mı var?
SAYIN BAKANIMIZ: Biliyorsunuz son günlerde daha da artan bir ivmeyle Türkiye olarak İran’ın nükleer programıyla ilgili konunun diplomatik yollardan çözümü yolunda çaba sarf ediyoruz. Ben, dün bu çerçevede, Sayın Muttaki ile bir görüşme gerçekleştirmiştim. Daha önce de bildiğiniz gibi Brüksel’de Sayın Ashton’la, daha önce diğer vesilelerle muhataplarımla görüştüm. Brezilya Dışişleri Bakanı Sayın Amorim’le bu arada bir görüşmemiz oldu. Zaten koordineli bir şekilde yürütüyoruz çalışmaları. Önümüzdeki günlerde gelişmelere göre, bazı toplantılar, ziyaretler sözkonusu olabilir. Şimdilik bu görüşmeleri, bu temasları yoğun bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz. Bugün Sayın Clinton’la da bir görüşmemiz olacak ama sadece bu konuya münhasıran değil. O bakımdan gelişmelere göre bu konuda adımlar atılacak.
SORU: Efendim, dünkü ziyarette Rusya Federasyonu Başkanı Karabağ meselesi konusunda, Rusya’nın bölgedeki nüfuzunu kullanabileceğini ve etkin çaba göstereceğini dile getirmişti. Ama ayrıntılara girilmedi. Türkiye, Karabağ meselesinin çözümü konusunda Rusya’dan beklentilerini dile getirdi mi acaba? Bir de gerek Rusya Federasyonunun gerek Türkiye’nin stratejik işbirliği noktasına gelmesiyle iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi açısından büyük bir adım atıldı. Bundan sonra gerek Irak, gerekse Suriye ile olduğu gibi stratejik ortaklık bekleyebilir miyiz?
SAYIN BAKANIMIZ: Herşeyden önce biz sadece Rusya’ya değil daha önce biliyorsunuz uluslararası toplumdan Minsk eşbaşkanlarından ve özellikle Rusya’dan bu konuda hep taleplerimiz yani Karabağ’ın çözümü konusunda daha aktif çalışmalar yapılması konusunda beklentilerimiz oldu. Gerçekten de son bir yıl içinde Rusya’nın özellikle Sayın Medvedev’in şahsi çabalarıyla Sayın Aliyev ile Sayın Sarkisyan arasında birçok görüşme gerçekleştirildi. O bakımdan bu konunun bir ivme kazandığını ve bu ivmenin sürmekte olduğunu söyleyebiliriz. Dün de bu konu gerek Sayın Cumhurbaşkanımızla gerek Sayın Başbakanımızla yapılan görüşmelerde ele alındı. Ben de Sayın Lavrov ile yaptığım görüşmede ayrıca konuyu ele aldım. Çünkü Kafkasya bizim ortak bölgemiz ve Kafkasya’da kalıcı bir barış ve istikrar alanının oluşması Rusya’nın da Türkiye’nin de uluslararası toplumun da menfaatinedir. Artık biz istiyoruz ki bu donmuş krizlerden çıkılsın. Sınırlarımız refahlı ve istikrarı aktaracak sınırlar haline dönüşsün. Karşılı şüpheler zail olsun ve güven ortamı sağlansın. Bu noktada ki beklentilerimiz vizyoner beklentilerdir. Tek tek bir konuya münhasır ve tek bir konuya odaklı beklentiler değildir. Dün, Rusya’yla da bu konuda gerçekten çok samimi görüşmeler oldu. Ümit ederiz ki, bütün bu görüşmeler ve bütün bu temaslarla kazanılan ivme daha da yoğunlaşır ve Güney Kafkasya’ya kalıcı bir barış ve istikrar ortamı hakim olur.
SORU: Efendim Rusya’yla 4 ayda vizeleri kaldırdık. AB ile yıllardır uğraşıyoruz. Bu konuda yani dün imzalanan vizenin muafiyeti anlaşmasından sonra AB üyesi ülkelerden bu konuyla ilgili nasıl değerlendirmeler aldınız? Geçen hafta da Brüksel’deydiniz. Sanırım bu konu da gündeme geldi.
Teşekkürler.
SAYIN BAKINIMIZ: Sanırım, bir önceki sorunun bir ayağı daha vardı. Bununla ikisini birleştireyim. Rusya ile ilişkilerimiz son derece iyi gelişiyor ve örnek bir ilişki haline dönüşüyor. Bu bakımdan bizim Suriye’yle Irak’la var olan, yarın Sayın Başbakanın ziyaretinden sonra Yunanistan’la gelişecek olan üst düzeyli işbirliği konseyini çevremize yaymak istiyoruz. Bu Türkiye’nin geliştirdiği bir modeldir. Çevremizle, bütün komşularla bütün önemli aktörlerle daha yoğun ilişkiler istiyoruz ve bu çerçevede Rusya’da iyi bir örnek teşkil etti. Son birkaç yıl içinde Rusya ile alınan mesafe her iki ülkenin siyasi liderlerinin güçlü iradeleriyle kat edilen olağanüstü bir mesafedir. Başka ülkeler için belki onlarca yıl alabilecek bir içerik çok kısa bir dönemde güven ortamıyla sağlandı. Bu güzel bir örnektir ve bunun geliştirilmesine kararlıyız. Vize muafiyeti konusunda da bu güven ortamının belki de en önemli yansıması oldu. Bu karşılıklı güven öyle bir noktaya ulaştı ki çok kısa bir sürede vizeler konusunda beklentileri aşan ilerleme kaydedildi. Bu da geniş yankı yaptı.
Ben son olarak Brüksel’e yaptığım ziyarette de bu konuyu yani Rusya’yla kalkan vizeleri değil, AB ile olan vize muafiyeti ve vize konusunu gündeme getirdim. Dediğiniz gibi biz geçen sonbaharda yapılan Troyka toplantısından itibaren bunu resmi bir talep haline getirmiş bulunuyoruz. Geri kabul anlaşması, biometrik pasaportların devreye girmesi gibi gelişmelerle de vize kolaylaştırma ve nihayet vize muafiyetine geçişle ilgili çalışmaların hızlanmasını bekliyoruz. Bu konuda da Brüksel’de gerekli temaslarda bulunmuştuk. Ve muhataplarımız Dönem Başkanı Sayın Moratinos ve Genişlemeden Sorumlu Komiser Sayın Füle ile kapsamlı görüşmeler yaptık. Ümit ederiz ki aynı anlayışı, kolaylığı AB tarafından da göreceğiz. Çünkü Türkiye-AB ilişkileri çok kurumsal ve köklü ilişkilerdir. Bugün değerli dostum Sayın Lajcak’da bu konuda ki desteğini ifade ederek bize güç katmış oldular. Ümit ederiz ki önümüzdeki günlerde bu konuda daha somut adımlar atılır.
Teşekkürler.