Sayın Bakanımızın Senegal Dışişleri Bakanı ile Ortak Basın Toplantısı, 14 Haziran 2010, Ankara


SAYIN BAKAN:
Değerli basın mensupları, Bugün Türkiye’nin Afrika’daki en köklü dostlarından birisi olan Senegal’in Dışişleri Bakanı değerli dostum Sayın Madicke Niang’ı Türkiye’de misafir etmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz. Türkiye Senegal’in bağımsızlığı sonrasında 1962 yılında bu dost ülkede ilk büyükelçilik açan ülkelerden birisi ve Afrika’daki en eski büyükelçiliklerimizden birisine sahiptir. Son dönemde de Senegal ile ilişkilerimiz çok büyük bir ivme kazanmıştır. Biz değerli kardeşimle, meslektaşımla bu ilişkilerin seyrini bütün kapsamıyla gözden geçirdik. İkili ilişkilerde siyasal düzeyde son dönemde artan bir temas trafiğimiz var. 2008 yılında Senegal Cumhurbaşkanı Sayın Abdoulaye Wade’in Türkiye ziyareti sonrasında Sayın Cumhurbaşkanımızın İslam Konferansı Örgütü vesilesiyle 2008’de yaptığı bir ziyaret vardı. Bu ikili ziyaret sonrasında ilişkilerimiz daha da ivme kazandı.

Geçen Nisan ayında ikinci dönem KEK toplantısı için İçişleri Bakanımız Sayın Beşir Atalay Senegal’i ziyaret etti. Bugünlerde de iki Senegalli Bakanı aynı anda ağırlamanın mutluluğunu taşıyoruz. Değerli Dışişleri Bakanı burada görüşmeler yaparken, Ticaret Bakanı da İstanbul’da temaslarda bulunuyor. Bugün Bakanlıklarımız arasında daha yakın ve daha düzenli istişareler ve işbirliği yapılmasına karar verdik. Yarın da diplomasi, diplomatik eğitim işbirliği çerçevesinde bir anlaşmaya imza atacağız. Ayrıca yine yarın yatırımların teşviki ve standardizasyon konularında iki anlaşma daha imzalayacağız.

Ekonomik alanda işbirliğimizi artırmaya kararlıyız. 100 milyon dolar civarındaki dış ticaret hacmini önümüzdeki dönemde daha da artırmaya kararlıyız. Ayrıca, Türk yatırımcılarının Senegal’e yatırım yapmalarını teşvik ediyoruz. Bu ekonomik ve yatırım ilişkisini artırabilmek için de Türk Havayollarının Dakar-İstanbul seferlerini başlatmış olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Ayrıca, denizcilik ulaşımını da geliştirmeye kararlıyız. Askeri işbirliğimizde son dönemde önemli gelişmeler kaydediliyor. Senegal Genelkurmay Başkanı yakın dönemde ülkemizi ziyaret etti ve bu konular kapsamlı şekilde ele alındı. Ayrıca karşılıklı olarak askeri ataşelikler ihdas edildi. Eğitim ve kültür alanında da işbirliğimizi artırıp Senegal’e tanıdığımız eğitim burslarının sayısını daha da larını artırmaya karar verdik.

İkili ilişkiler dışında uluslararası konuları ve bölgesel konuları ele aldık. Özellikle son günlerde İran nükleer programı konusunda yürütülen temaslar hakkında Sayın meslektaşımın bilgi talebi vardı, onu kendilerine aktardım. Kendileri de Türkiye’nin yürüttüğü diplomatik çabalara destek verdiler. Yine, Gazze’ye giden sivil yardım konvoyuna yapılan saldırı konusunda da Türkiye’ye destek beyanlarını güçlü bir şekilde vurguladılar. Zaten geçen hafta İslam Konferansı Örgütü’nün olağanüstü toplantısında birlikteydik. Dönem başkanı olarak kendileri olağanüstü toplantıya davet etmişler ve başkanlık yapmışlardı. Bu konudaki destekleri dolayısıyla da ben de kendilerine teşekkür ederim.

Yine Kıbrıs konusunda çok kapsamlı istişarelerde bulunduk. Ben Kıbrıs’ta Türkiye’nin ve KKTC’nin yürütmekte olduğu barış diplomasisinin detayları hakkında kendilerine bilgi verdim ve bu konuda KKTC’nin haklı olarak talep ettiği izolasyonların kaldırılması konusunu kendisiyle paylaştım. Görüşmemizde çok kapsamlı bir şekilde üzerinde durduğumuz konulardan bir tanesi de Afrika’daki gelişmeler oldu. Türkiye’nin Afrika’ya açılım politikası konusunda kendisine bilgi aktardım. Değerli dostum da Türkiye’nin Afrika’da artan mevcudiyetinden duyduğu memnuniyeti dile getirdiler. Afrika’da özellikle Batı Afrika’daki Gine, Gine Bissau, Nijer’deki gelişmeleri kapsamlı bir şekilde istişare ettik.

Bizim için Senegal Afrika’ya açılan en önemli kapıdır ve Afrika’daki en önemli merkez ülkelerden, eksen ülkelerden birisidir. Bu bağlamda Türkiye Afrika ölçeğinde ilişkilerini yaygınlaştırabilmek için Senegal’i gerçekten çok önemli bir partner, bir ortak olarak görmektedir. Senegal Afrika’da bir istikrar adasıdır. Güçlü istikrarlı bir siyasi yapısı vardır. Biz Senegal’le birlikte Afrika’da barışın, güvenliğin, refahın yaygınlaşması için her türlü işbirliğini yapmaya hazırız. Son olarak başta BM ve İslam Konferansı Örgütü olmak üzere uluslararası forumlardaki işbirliğimizi, ikili işbirliğimizi de gözden geçirdik ve karşılıklı olarak bütün adaylıklar konusunda destek beyanında bulunduk. Ben tekrar değerli dostuma ikinci evlerine, Türkiye’ye hoş geldiniz diyorum. Kendi ifadeleriyle bu ikinci evlerine tekrar, aradan uzun bir süre geçmeden gelmelerini beklediğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum. Son olarak söylemeyi biraz önce unuttum. Karşılıklı olarak resmi pasaportlara vize muafiyeti konusunda da prensipte anlaştık. Altyapı çalışmaları tamamlandıktan sonra resmi pasaportta vize muafiyeti uygulamasına geçeceğiz.

Hoş geldiniz değerli dostlarım.

KONUK BAKAN : Ben de teşekkür ediyorum. Öncelikle tekrar Türk halkına Türkiye Cumhuriyeti’ne başsağlığı dileklerimi iletmek istiyorum ve Senegal’in bu konudaki desteğini, dayanışmasını bir kez daha gündeme getirmek istiyorum. Gazze’ye giden barış hareketi gemilerine yapılmış olan saldırı aslında sadece Türkiye’ye gerçekleştirilmiş olan bir saldırı olmaktan öte özgür dünyaya karşı da gerçekleştirilmiş olan bir saldırıdır. Sayın Meslektaşım Prof. Ahmet Davutoğlu’nun söylemiş olduğu tüm görüşlere iştirak ettiğimi belirtmek isterim. Gerek ikili ilişkiler gerek çok taraflı ilişkilerde Senegal Türkiye’nin dostudur. dışında Senegal her zaman Türkiye’nin desteğini yanında hissetmiştir. Bu bağımsızlık tarihinden bugüne kadar devam etmektedir. Şu anda Cumhurbaşkanımız Sayın Wade’in arzu etmiş olduğu ikinci bağımsızlık olan ekonomik bağımsızlığı elde etme konusunda da önemli çalışmalar yürütmekteyiz. İslam dünyasına aidiyet dışında başka ortak konularımız, ortak çıkarlarımız konularımız da vardır. İnsanlık onuru, gurur gibi kavramlarda da aynı görüşleri paylaşmaktayız.

Gerçekleştirilen karma ekonomik komisyon toplantıları sonrasında ve imzalamış olduğumuz anlaşmalar sonrasında bizler ticari, ekonomik ilişkilerimizi ama aynı anda siyasi ilişkilerimizi de güçlendirmek için önemli adımlar atmış bulunmaktayız. Artık her alanda ilişkilerimizi geliştirmenin zamanının geldiğini düşünüyoruz. Bunu, yürürlüğe giren havayolu seferleri vesilesiyle gerçekleştireceğiz. Bunun dışında da demiryolu seferleri başlatmayı planlıyoruz. İkili ilişkileri sadece ticaret alanında değil özel sektörün ve ayrıca devletin desteklemiş olduğu projeler vesilesiyle de geliştirmek arzusundayız. Bunun dışında Sayın meslektaşım ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin de Senegal’le ilgili yaklaşımlarını memnuniyetle karşılıyoruz. Dakar ve Senegal Batı Afrika’ya çok yakın bir coğrafyada yer almaktadır. Aynı zamanda Avrupa’ya 5 saatlik bir uçuş mesafesindedir. Amerika’ya da 5 saatlik bir mesafededir. Bu sayede önemli konuma sahip bir ülkedir.

Ayrıca Bakanlıklarımız arasında ilişkilerin güçlendirilmesi bağlamında yarın imzalamayı öngördüğümüz diplomat değişimi ve eğitimi anlaşmasının son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Çok taraflı ilişkilerimizin tarım alanında işbirliği, askeri işbirliği, kültürel anlamda, telekomünikasyon alanında ve bilgi teknolojileri alanındaki işbirliği anlaşmaları vesilesiyle daha da güçleneceğini düşünüyoruz. Senegal Türkiye’nin İslam dünyasında ve özgür dünyada üstlenmiş olduğu rolü kesinlikle desteklemektedir ve biz Türkiye ile birlikte aynı değerleri paylaşan bir ülkeyiz. Senegal’in dış politikası meşruiyete dayalı bir politikadır ve bunun iki temeli bulunmaktadır. Birincisi izolasyonun hiçbir zaman birleştirici bir unsur olmadığını düşünüyoruz. Tam tersine tarafları ayrıştıran ve çatışmaya götüren bir tavır olduğunu düşünüyoruz. İkinci temel noktası ise dayanışmadır. Bizler dayanışma ile zincirleri kırabileceğimizi ve dünyadaki eşitsizlik, haksızlık ve saldırı gibi durumlara beraber karşı çıkabileceğimizi düşünüyoruz.

Bu nedenle için yapıcı çözümlerden yanayız. Kıbrıs sorunun yapıcı bir şekilde ve kabul edilebilir çözüme ulaşmasını destekliyoruz. Aynı çerçevede Batı ile İran arasındaki nükleer sorunun da yapıcı şekilde çözümlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye’nin imzalanan olan takas anlaşması konusundaki çabalarını büyük bir takdirle karşılıyoruz ve bunun çok yerinde bir anlaşma olduğunu düşünüyoruz ve anlaşmanın gereğince dikkate alınmamış olmasını kınıyoruz. Batı Afrika’da meydana gelen çeşitli sorunları da gündeme getirdik meslektaşımla birlikte. Gine’de yaşanan sıkıntılar Gine Bissau’da, Nijer’de ve bunun dışında Fildişi Sahilleri’nde karşılaşılan sıkıntıları dile getirdik ve tüm bu konularda aynı görüşleri paylaştığımızı ifade etmek isterim. Son olarak da Cumhurbaşkanımızın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e davetini tekrar dile getirdim. Cumhurbaşkanımızın ülkemizde Abdullah Gül’ü ağırlamaktan büyük şeref ve memnuniyet duyacağını ifade ettim. Zira kendileri, Senegal’e geldiğinde Senegal’in Türkiye’ye ve Türk halkına ne denli sıcak ve olumlu bir yaklaşım içerisinde olduğunu gözleme fırsatına sahip olacaklar.

Son olarak da Profesör Ahmet Davutoğlu’nu Senegal’e davet ettim. İkili ilişkilerimizi ve işbirliğimizi daha da güçlendirmek için böyle bir ziyaret çok yararlı olacaktır. Burada bize sergilemiş oldukları son derece dostane ve kardeşçe ağırlamalarından dolayı ve misafirperver yaklaşımlarından dolayı da teşekkür ettim.
SORU : Sayın Bakanım, BM İran’a yaptırım kararı aldıktan sonra müzakere kapısını da bir parça açık bıraktı. Siz de kararların hemen ertesi gün diplomatik girişimlere başlayacağınızı dile getirmiştiniz. Bu çerçevede Ashton’la Celili’yi bir araya getirmeyi düşünüyor musunuz? Takas anlaşmasının yeniden hayata geçmesi için acaba bir niyet beyanı mı olması gerekecek yoksa anlaşmada bir tadilat mı gerekecek? Teşekkür ederim.

SAYIN BAKAN: Şimdi biz BM Güvenlik Konseyi yaptırım kararı sonrasında da diplomatik çabanın devam etmesine ve müzakere kapısının açık kalmasına büyük bir önem veriyoruz. Bu karara hayır oyu verirken de İran’la bu konuda detaylı görüşmeler yapmıştık. İran da daha sonraki açıklamalarında aslında bu kapıyı kapatmadığını vurguladı. Ben dün Almanya Dışişleri Bakanı Sayın Westerwelle ile bir görüşme gerçekleştirdim. Yine kendi talebi üzerine Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Sarkozy’nin Dış İlişkiler Başdanışmanı Sayın Levitte ile Sayın Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin bilgisi çerçevesinde bir görüşme gerçekleştirdik. Bu görüşmelerde bizden talep edilen temel unsur, Tahran Anlaşması çerçevesinde yürütülmesi planlanan müzakerelerin yaptırım kararından etkilenmeksizin yürütülmesi konusunda Türkiye çaba göstermesi olmuştur.

Ayrıca, Sayın Ashton’la da bu yaptırım kararı alındığı gün çok detaylı bir görüşme gerçekleştirmiştim. Bu konudaki temaslarımız sürecek. Tabii yaptırım kararı maalesef müzakerelere olumsuz etki yapmıştır. Ancak biz bu olumsuz etkinin aşılarak taraflar arasında yeniden bir güven ortamının oluşması ve Tahran Anlaşması temelinde bu güven ortamının pekiştirecek adımların atılmasına önem veriyoruz. Bu konuda da temaslarımız devam ediyor. Diplomasi kapısı her halükarda açık kalmalıdır. Şu anda dünyanın ve bölgenin en son isteyeceği şey karşılıklı zıtlaşma, tansiyon yükselmesi ve gerginliktir. Biz bu gerginliğin bölgemizi olumsuz etkilemesine izin vermeyeceğiz ve bu konudaki temaslarımızı sürdüreceğiz. İran tarafıyla da görüşmeleri gerçekleştireceğiz. Ümit ederiz ki bu kez Viyana Grubu İran tarafının yazdığı mektupta olduğu gibi yeni bir gecikmeye ve yeni bir yanlış anlaşılmaya sebebiyet verecek çerçevede değil bir an önce görüşmelerin başlatılması suretiyle bu müzakerelerin diplomasi alternatifinin önünü açar. Bu konuda temaslarımızı sürdüreceğiz.

KONUK BAKAN : Ben de bu konuda bir şey eklemek istiyorum. Girişimler çerçevesinde Senegal de desteğini ifade etmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Wade çözüm yolunun müzakereler ve iletişim olduğunu ifade etmişti. Bunları hem Fransa’ya hem diğer ülkelere dile getirmiştir. Kapıyı kapatmanın çözüm olmadığını, kapının açık tutulup müzakerelerin devam etmesi gerektiğini dile getirmiştir.

SORU: Efendim, yardım gemisine saldırıyı araştırmak için İsrail’in kuracağı komisyonda uluslararası gözlemcilerin yer alması Türkiye’yi tatmin edecek bir adım mıdır? Bir de buna ek olarak Vaşington bu komisyonla ilgili bir öngörülerinin olduğu ile ilgili açıklamalarda bulundu. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

SAYIN BAKAN: Bir kere ilkesel olarak bizim bu konudaki kararımız nettir. Suç uluslararası sularda işlenmiştir. Suçun işlendiği yer, saldırının yapıldığı yer İsrail karasuları ya da İsrail sınırı değildir. Uluslararası sularda yapılan bir saldırıyı araştıracak komisyonun da uluslararası nitelikte olması lazım. İsrail’in kuracağı bir komisyona uluslararası bir katılım olması bu komisyonu uluslararası nitelikte kılmaz. Biz BM Genel Sekreterinin formülü çerçevesinde, BM’nin doğrudan denetimi altında ve tarafsız bir başkanlıkta, Türkiye ve İsrail’in de katılımıyla, BM çerçevesinde bir uluslararası komisyon talep ettik ve bu talebimizde ısrarcı olacağız. Kim ne derse desin vatandaşlarını kaybeden ülke Türkiye’dir. Ayrıca, bir Amerikan vatandaşı da burada hayatını kaybetmiştir. Biz ABD‘nin de nihai kertede kendi vatandaşının hayat hakkının takipçisi olacağına inanıyoruz. İsrail’in, böylesine bir uluslararası hukuk ihlaliyle sivil bir konvoya uluslararası sularda saldırı yapan bir ülkenin tarafsız bir araştırma yapacağına dair hiçbir inancımız yoktur. Bu çerçevede araştırma komisyonunun mutlak olarak uluslararası nitelikte olmasına ve BM denetimi altında kurulmasına önem veriyoruz ve bunda ısrarlıyız. İsrail tarafından tek taraflı yapılacak hiçbir araştırma bizim için bir değer ifade etmemektedir. Bunun uluslararası toplum ve müttefiklerimizce bilinmesine özel önem atfediyoruz. Bu komisyon mutlaka uluslararası bir komisyon olmalıdır. Bir davalının aynı zamanda savcı ve hakim olması hiçbir hukuk ilkesiyle bağdaşmaz. Benim görüştüğüm Avrupalı muhataplarım, dün ve bu hafta içinde görüştüğüm Avrupalı muhataplarım da Türkiye’nin uluslararası komisyon talebine tam destek vermişlerdir.

KONUK BAKAN: Biz de bu konuda İslam Konferansı Örgütü’nün tutumunu dile getirdik ve Devlet Başkanları Zirvesinde bu komisyonun İsrail tarafından kurulmasının bir anlam taşımadığını, gerçeği açığa çıkaracak ve barış, özgürlük ilkeleri çerçevesinde çalışmalarını yürütecek, bu saldırıyı gerçekleştiren barbarların da uluslararası mahkemeler tarafından cezalandırılmasını sağlayacak bir komisyon oluşturulması gereğini ifade ettik.

SORU : Sayın Davutoğlu’na sormak istiyorum. Efendim, iki sorum olacak. Birincisi aynı konuya devam niteliğinde. Sizin de söylediğiniz üzere BM Genel Sekreteri Başbakan Erdoğan’ı arayarak isimlere yönelmişti. Siz de olumlu bakmıştınız ama İsrail bunu reddetti. Peki bundan sonraki süreç nasıl işleyecek? İsrail’in ve Türkiye’nin kararlı olduğu görünüyor. İkinci sorum ise Kırgızistan konusunda olacak. Biliyorsunuz Kırgızistan’da büyük bir iç kargaşa yaşanıyor. Türkiye’nin bu konuda attığı adımlar var mı istikrarın sağlanması için? Bir de oradaki Türk vatandaşlarının tahliyesi sözkonusu mu?

SAYIN BAKAN: Şimdi, biz bu konudaki ısrarımızı sürdüreceğiz. Bugün Bakanlar Kurulunda da Sayın Başbakanımıza ve diğer bakan arkadaşlarıma bu konuda bilgi aktaracağım. Eğer, uluslararası komisyon kurulmazsa ve Türkiye’nin çok haklı talepleri göz ardı edilmeye devam edilirse, tabii ki Türkiye’nin tek taraflı olarak İsrail’le ilişkilerini gözden geçirme hakkı vardır ve diğer bazı müeyyideleri uygulama hakkı da vardır. Biz bu konuda uluslararası toplumun objektif şekilde harekete geçmesini bekliyoruz, sabırla bekliyoruz. BM Genel Sekreteri’nin teklifi son derece açık objektif ve doğru bir tekliftir. Dikkat ederseniz, bu konuda biz tek taraflı bir özel uygulama beklemiyoruz. BM Genel Sekreterinin teklifine de anında olumlu cevap verdik. Bu işin sürüncemede bırakılarak birtakım komisyonlara İsrail içindeki komisyonlara ihale edilerek bu meselenin yavaş yavaş unutulacağını zannediyorlarsa yanılıyorlar. Türkiye’nin her bir vatandaşının hayatı kıymetlidir. Doğu Akdeniz’de hiçbir ülkenin ayrıcalık sahibi olmadığının bir kez daha gösterilmesi kıymetlidir, önemlidir. Bu çerçevede Türkiye, uluslararası toplumun harekete geçmesini beklemektedir. Geçmemesi durumunda da alacağımız tedbirler sözkonusu olabilecektir. Bu konuyu değerlendirmeye devam edeceğiz bu çerçevede.

Kırgızistan konusuna gelince, dost ve kardeş Kırgızistan’da, Celalabad ve Oş şehirlerinde arzu etmediğimiz olayların gelişmesi üzerine, cumartesi günü değişik kurumlarımızın da katılımıyla bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdik ve bir eylem planı ortaya çıkardık. Bu eylem planı çerçevesinde Bakanlığımızda ve Bişkek Büyükelçiliğindeki kriz masasını tekrar kurduk. Ayrıca, Celalabad ve Oş’daki vatandaşlarımızın güvenliği konusunda bazı tedbirler alınması ile ilgili olarak Kırgız yetkilileriyle temasa geçtik. Ben Kırgızistan Başbakan Yardımcısı ve geçici yönetimin en etkili isimlerinden Sayın Atambayev ile bir görüşme gerçekleştirdim. Ayrıca, Kazakistan Dışişleri Bakanı Sayın Kanat Saudabayev ile bir görüşme gerçekleştirdim. Vatandaşlarımızın güvenliği bağlamında bazı tedbirler aldık. Celalabad ve Oş’tan vatandaşlarımızın salimen tahliyesi için bugün iki uçağı Kırgızistan’a göndereceğiz. Ayrıca, değişik kurumlarımızın temsilcilerinden oluşan, güvenlik, ekonomik, diplomatik ayakları bulunan bir heyetimizi bugün veya yarın Kırgızistan’a gönderiyoruz. Bu heyetimiz hem Kırgızistan’ın istikrarı konusunda atılacak adımları Kırgız yetkilileriyle görüşecek, hem de Türkiye’nin bu konuda yapabileceği katkıları gözden geçirecek.

Kırgızistan’da çok ciddi bir mevcudiyetimiz var, işadamlarımız var. Çok güçlü ilişkilerimiz var, eğitim kurumlarımız var. Manas Üniversitesi başta olmak üzere eğitim kurumlarında eğitimin devam etmesine önem veriyoruz. Bu çerçevede bu heyetimizin orada yaptığı temaslar bağlamında Kırgızistan’a yapacağımız katkıları değerlendirip bazı adımlar atmaya kararlıyız.

Ayrıca, CICA dönem başkanı olarak Türkiye, AGİT Dönem Başkanı olan Kazakistan’la birlikte ortak bir girişim etrafında çalışmalarını sürdürüyor. Birlikte Kırgızistan’a nasıl katkı yapabileceğimizi düşüneceğiz ve gerek AGİT’te gerek CICA’da etkili diğer üye ülkelerle de temas halinde uluslararası toplumun Kırgızistan’a katkısının artırılması yönünde de gerekli adımları atacağız.

SORU: Sayın Bakan Kırgızistan’daki Türk vatandaşlarının yanı sıra Büyükelçiliğin tahliyesi de gündemde midir? En azından Büyükelçilik personelinin ailelerinin. Bir de yine Gazze’yle ilgili bir sorum olacak. Lübnan basınında bazı iddialar yer alıyor. Türk askerinin Gazze sınır geçişlerine denetleme görevi verilebileceğine yönelik. Böyle bir plan, çalışma var mı acaba?

SAYIN BAKANIMIZ: Büyükelçiliğimizin tahliyesi gibi bir şey sözkonusu değil. Çok zor şartlarda dahi Türkiye Cumhuriyeti dost ve kardeş ülkelerdeki Büyükelçiliklerin tahliyesini hiçbir zaman düşünmemiştir. Büyükelçiliğimiz orada 24 saat çalışmaya devam edecek. Türk bayrağı Kırgızistan’da her zaman Büyükelçiliğimiz’de dalgalanacak. Bu konuda herhangi bir adım atma düşüncemiz şu anda yoktur. Ancak, vatandaşlarımızın güvenliği sözkonusu olduğunda tabii ki vatandaşlarımızın daha güvenli alanlara çekilmesi noktasında atılacak her türlü adımı atarız. Çünkü, ortada bir kaos durumu var. İnşallah en kısa zamanda Kırgızistan istikrara tekrar kavuşacak. Özellikle Kırgızistan’da Türkiye ile soydaşlık ilişkisi olan Kırgızların, Özbeklerin, Ahıskalıların, Ahıska Türkleri’nin kardeşçe tekrar bir arada yaşayabilmesi için Türkiye her türlü adımı atmaya hazırdır. Biz Orta Asya’ya baktığımızda farklı unsurlar görmeyiz, hepsi bizim kardeşlerimizdir, onların güvenliği bizim güvenliğimizdir. Onun için de atılması gereken her adımı atacağız, yapılması gereken her türlü girişimi yapacağız ve en kısa zamanda Kırgızistan’ın barışa, sükünete kavuşması ve Kırgızistan’da yaşayan farklı kökenden soydaşlarımızın tekrar bir arada bir aile olarak yaşaması için elimizden gelen her türlü gayreti göstereceğiz.

Gazze konusuna gelince; Senegal dönem başkanlığında İslam Konferansı Örgütü de bu konuda son derece aktif bir çaba içindedir. Türkiye bütün dost ülkelerle birlikte Gazze’de ablukanın kalkması için her türlü faaliyeti ve girişimi yapacaktır. Fakat bahsettiğiniz tarzda bir düşünce şu anda gündemde değildir. Yalnız Türkiye, Gazze’den ablukanın kalkması ve bölgeye tekrar barışın gelmesi konusunda herhangi bir fedakârlık, herhangi bir faaliyeti üstlenmekten ya da katkıda bulunmaktan kaçınmayacaktır. Ancak, şu anda böyle bir konu gündemde değildir.

KONUK BAKAN: Biz Senegal olarak Türkiye’ye bu girişimleri çerçevesinde tam desteğimizi tekrar dile getirmek istiyoruz. Türkiye Senegal için dost ve kardeş bir ülkedir ve Türkiye’yi bu konularda kesinlikle destekliyoruz. Çevre ülkeler ve komşu ülkelerle yürütmüş olduğu ilişkileri son derece olumlu buluyoruz. Türkiye’nin bu anlamda dünyada ve bölgede de önemli bir barışçıl rolü vardır. Türkiye’nin de bu bölgedeki katkıları son derece önemlidir.

Gazze konusunda da bizim iki önemli ortak hedefimiz vardır Türkiye ile birlikte. Birincisi bağımsız bir komisyonun kurulması ve soruşturmanın akabinde verilecek olan raporla birlikte gerekli tedbirlerin, icraatların hayata geçirilmesi. İkincisi ise bu haksız ablukanın kaldırılması için gerekli tüm çalışmaların gösterilmesi. İslam Konferansı Örgütü Bakanlar Konferansı’nda da bu konuyla ilgili görüşler beyan edilmiştir. Burada, bu bölgede Gazze’de öldürülen ve yaralanan insanların bu meselesi boşa gitmemelidir. Artık dünya aklın ve adaletin sesini duymalıdır.

Teşekkürler.

SORU : Konuk bakana bir soru sormak istiyorum. Bu ay sonunda 27 Haziran’da Kanada’da yapılacak G-20 Zirvesi’ne Afrika ülkeleri de davet edildi. Bunlardan biri de Senegal. Acaba bu zirveden neler bekliyor?
 
KONUK BAKAN: Buradaki toplantıya, ay sonundaki buluşmaya Cumhurbaşkanımız katılacaktır ve buradaki toplantı esnasında Senegal yeni ekonomik anlaşmaya tabi beş üye ülkeden birisidir ve bu vesileyle Cumhurbaşkanımızın orada dile getireceği konular arasında Afrika’daki altyapı çalışmalarının desteklenmesi ve hızlandırılması konusunu gündeme gelecektir. Bunun dışında Afrika ile dünya ülkeleri arasındaki ilişkilere değinecektir Cumhurbaşkanımız. Bu ilişkilerin kazan-kazan ilkesi çerçevesinde yürütülmesi gerektiğinin altını çizecektir. Çevre konusu da önemli bir konu teşkil edecektir. Kopenhag’daki gerçekleştirilen zirvede alınan kararların yeterli ölçüde tatmin edici olmaması sebebiyle bu konudaki çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini ve bunun Dünyamız için son derece hassas bir konu olduğunu dile getirecektir. Ve bunu G-8 ve G-20 gibi çeşitli platformlarda sürdürmeye devam edecektir.