Bugün Bağdat, Şam, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Mısır ve İsveç’i kapsayan bir ziyareti gerçekleştirmek üzere birazdan hareket ediyoruz.
Bu ziyaretin Bağdat ve Şam ayağı, esas itibariyle iki kardeş ülke Irak’la Suriye arasında son dönemde yükselen tansiyonu düşürmeye dönük bir çabadır. Bildiğiniz gibi bizim hem Irak’la hem Suriye ile çok kapsamlı işbirliğimiz var. Hatırlayacağınız gibi, geçen sene Irak’la başlattığımız Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantıları çalışması için iki hafta kadar önce tekrar Bağdat’a gitmiştim. Bu toplantımızın Eylül ayında Bakanlar düzeyinde, Ekim ayında da Başbakanlar düzeyinde olmasını planlıyoruz.
Yine hatırlanacağı gibi, Sayın Başbakanımızla kısa bir süre önce Halep’te Sayın Beşar Esad’la bir görüşme yapıp, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin Suriye’yle de kurulması kararını almıştık. Sayın Beşar Esad önümüzdeki günlerde Sayın Başbakanımızla yakın temaslarını sürdürecek.
Biz bu kadar kapsamlı stratejik işbirliğine yöneldiğimiz bir dönemde, çok uzun sınırları birlikte paylaştığımız iki kardeş ülkenin daha yakın ilişkiler içinde olmasına büyük önem veriyoruz. Ülkeler arasında bir problem olmaması, bizim geliştirdiğimiz tarzda yüklü bir stratejik işbirliğinin ortaya çıkması, ortak paydamız olan Mezopotamya Havzası’nı ve Ortadoğu’yu gerçekten refah ve istikrar alanı haline dönüştürecektir. Bu bizim vizyonumuzdur. Bu vizyonu etkileyecek olan her türlü olumsuz gelişmeyi, daha ortaya çıkmadan engellemek de Türkiye’nin diplomatik önceliklerinin başında gelir.
Zaten son dönemde Türk diplomasisinin en önemli prensiplerinden birisi, krizleri çıkmadan önce önlemeye yönelik çabalardır. Proaktif barış diplomasisi dediğimiz bu diplomasi anlayışı, krizler tırmandıktan, gerilim yükseldikten sonra müdahale etmek yerine, daha krizin ilk aşamasında, ilk işaretleri görüldüğünde müdahale etme ilkesine dayanmaktadır. Bu çerçevede dost ve kardeş ülkeler olan Suriye ve Irak’a ziyarette bulunacağım. Önce Bağdat’a gideceğim ve Dışişleri Bakanı Sayın Hoşyar Zebari ile, Başbakan Sayın Nouri Maliki ile, Cumhurbaşkanı Sayın Talabani ile görüşmelerde bulunacağım. Ayrıca geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Irak’lı Şii lider Abdullaziz El Hekim’in taziyesi için Sayın Adil Abdul Mehdi’ye ve ailelerine ziyarette bulunacağım.
Daha sonra Şam’a geçip Dışişleri Bakanı Sayın Velid Muallim’le ve Cumhurbaşkanı Sayın Beşar Esad’la kapsamlı görüşmeler yaparak bu konuda Türkiye’nin yapabileceklerini, iki ülke arasındaki ilişkilerin düzeltilmesi için atacağımız adımları birlikte değerlendireceğiz.
Son günlerde Suriye ile Irak arasında önemli politik gelişmeler yaşanmıştı. 26 yıl aradan sonra 2006’da diplomatik ilişkiler tekrar kurulmuş, Büyükelçilikler açılmıştı. Yakın dönemde de Sayın Maliki, bildiğiniz gibi 18 Ağustos’ta Suriye’ye ziyarette bulunmuştu. Tekrar ilişkilerin bu düzeye gelmesi için Türkiye elinden gelen her türlü çabayı gösterecek.
Irak ve Suriye’de gerçekleştireceğim bu görüşmelerden sonra, akşam Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne hareket edeceğim. Yarın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Cumhurbaşkanı Sayın Talat’la kapsamlı bir şekilde müzakereleri değerlendireceğiz. Bildiğiniz gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Kıbrıs Rum kesimi arasında yürütülen müzakerelerde ilk tur tamamlanmıştı. 3 Eylül’de ikinci aşamaya geçilecek. Bu aşamaya geçilmeden önce Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve müzakere sürecine olan desteğini vurgulamak, müzakere süreci konusunda görüş alış-verişinde bulunmak üzere yarın Kıbrıs’ta bulunacağım.
Yarın akşam itibariyle de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden, Yavru Vatan’dan Mısır Arap Cumhuriyeti, Mısır’a geçeceğim. Mısır’da da başta Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, Dışişleri Bakanı Sayın Ahmed Aboul Gheit ve Ömer Süleyman ile görüşmeler yapacağız. Bu görüşmelerin odak noktası ana eksen itibariyle başta Filistinliler arası uzlaşma faaliyetleri olmak üzere, Ortadoğu Barış Sürecinde gelinen son aşama olacak. Bildiğiniz gibi Türkiye-Mısır ilişkileri de son derece gelişmiş ilişkilerdir. Dolayısıyla sadece bölgemizdeki gelişmeleri değil, ikili ilişkilerimizin vardığı düzeyi birlikte değerlendireceğiz.
Yine ülkemize uğramadan Mısır’dan İsveç’e geçeceğiz. İsveç’de de Gymnich tipi AB Dışişleri Bakanlarının gayrı-resmi toplantısının toplantısına katılacağız. Orada da Avrupa Birliği-Türkiye sürecine eğileceğiz ve son dönemde Türkiye’nin ortaya koyduğu reform çabalarını muhataplarımıza iletip, Türkiye-Avrupa Birliği entegrasyon sürecinin nasıl daha bir ivme kazanması gerektiği konusunda bütün muhataplarımızla görüşmelerde bulunacağız.
Daha sonra, 5 Eylül’de ülkemize geri döneceğim.
SORU : (Anlaşılmıyor) (Özetle, Suriye ile Irak arasında meydana gelen gelişmeler ve Sayın Bakanın temaslarıyla ilgili olarak ABD Dışişleri Bakanı Clinton ile görüş alış-verişinde bulunulup bulunulmadığı hakkında)
SAYIN BAKANIN CEVABI : Kriz çıktığı anda, patlamaların olduğu gün Sayın Hoşyar Zebari ile görüşme yapmıştım. Daha sonra tekrar Irak ile Suriye arasında bu yanlış anlaşılmalar ortaya çıktığı gün de gerek Sayın Hoşyar Zebari gerek Sayın Muallim’le telefon görüşmelerimiz oldu. Tarafları dinleme imkanına sahip oldum. Daha sonra Sayın Başbakanımız Sayın Maliki ve Sayın Beşar Esad’la telefon görüşmeleri yaptı. Aslında ben Bağdat’a ve Şam’a bu zeminde gidiyorum. Yani olayın ilk aşamasında değiliz.
Biz iki taraf arasında öncelikle diyalog ortamının tekrar ortaya çıkması için çaba göstereceğiz. Eğer taraflar arasında iyi niyet ve diyalog ortamı oluşursa, bu tür krizlerin aşılması çok kolay olur. Önemli olan, şu anda ortaya çıkan durumun, Irak ve Suriye arasında bir güven bunalımına yol açmamasıdır. Biz bu güven bunalımını ortadan kaldıracak görüşmeler yapacağız. Ayrıca tabii krizin aşılması için, bu güven bunalımının aşılması sonrasında atılacak adımlar konusunda bazı düşüncelerimiz var. Bu düşünceleri muhataplarımla paylaşacağım. Tabii düşüncelerimi şu anda kamuoyuyla paylaşmam mümkün değil. Daha sonra bu adımlar atılma aşamasına geldiğinde, doğrudan bildirimini de yaparız.
Dün akşam ikili görüşmeler ve Bled Stratejik Forumu’na katılmak üzere bulunduğum Slovenya’da Sayın Clinton’la uzun bir telefon görüşmesi yaptım. Bu görüşmede Suriye ve Irak ziyaretleri etrafında kapsamlı istişarelerde bulunduk. Ayrıca Kıbrıs’ta yeni müzakereler ve diğer bölgesel konularda, Ortadoğu Barış Süreci ve diğer bütün bölgesel konular, Kafkasya, Balkanlar, bütün konuları ele alan kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdim. Bunun da tabii bugünlerde yapılmış olması, biraz da çevremizde gelişen olaylarla ilgilidir. Bundan sonra da devamlı temas halinde olmaya karar verdik. Çünkü bildiğiniz gibi, Suriye ile Amerika arasındaki ilişkilerde son dönemde gelişen ve bizim teşvik de ettiğimiz son derece olumlu gelişmeler var. Biz Suriye ile Irak arasındaki bu bunalımın, Suriye-Amerika, Amerika-Irak ve bölgedeki diğer ikili ilişkileri etkilememesine büyük önem veriyoruz.
Teşekkürler.