SAYIN BAKANIMIZ: Değerli basın mensupları, sabahleyin Türkiye ile Brezilya arasında yapılan ikili görüşmelerden sonra daha önce de size duyurduğumuz gibi İran Dışişleri Bakanı Sayın Muttaki’nin de katılımıyla üçlü bir yemekte üç Dışişleri Bakanı olarak bir araya geldik. Bu üçlü yemekle, Tahran’daki bir araya gelişimizden ve Tahran Anlaşması sonrası 18 Mayıs’tan sonra ilk kez bir araya geldik. Dolayısıyla bu süreçte yaşananları gelişmeleri tekrar gözden geçirdik ve şu konularda her iki Dışişleri Bakanı arkadaşım benim şu konuları, şu hususları kamuoyuyla paylaşmamı rica etti. Sayın Amorin’in programının yoğunluğu dolayısıyla uçağa yetişmesi gerektiğinden bizim üzerinde bir anlamda konuştuğumuz konuları ve mutabık kaldığımız bazı hususları sizlerle paylaşmamı istediler. Dolayısıyla bu kısım benim şahsi açıklamamdan daha çok, üç Dışişleri Bakanı’nın mutabık kaldığı bazı hususları ihtiva etmektedir.
Birinci husus, bütün bu uluslararası meseleler gibi İran nükleer programı ile ilgili konunun da çözümü her şeyden önce ve öncelikli olarak ve sadece diplomasi yoluyla mümkündür. Ve diplomatik kanallar sürekli açık tutulmalıdır. Diplomatik kanallarda hiçbir tıkanma yaşanmamalıdır. Diplomasi yoluyla bu konunun aşılması mümkündür ve aslında Tahran Anlaşması’nın, Tahran Deklarasyonu’nun temel amacı da diplomasinin önünü açmaktır. Tahran Deklarasyonu’nun kendisi bütün meseleyi çözen bir anlaşma değildir. Ancak meselelerin çözümü için çok güçlü bir araç oluşturan, çok güçlü bir zemin oluşturan bir Deklarasyon’dur. Bu Deklarasyon bu anlamıyla hala pozitif katkı yapmak için uygun bir zemin teşkil etmektedir. Bu zemin üzerinde diplomatik faaliyetlerin yürütülmesinde büyük bir fayda bulunmaktadır. Bu çerçevede İran Dışişleri Bakanı Sayın Muttaki, beni ve Sayın Amorim’i İran’ın yarın Sayın Amano’ya, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Amano’ya yarın sabah Viyana Grubu’nun geçtiğimiz ay vermiş olduğu mektuba ve sorulara cevap mahiyetindeki bir mektubu Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na yarın ileteceğini bize bildirdi. Bu öncelikle en somut olarak ele aldığımız husus oldu.
Bildiğiniz gibi, daha önce İran hemen Tahran Deklarasyonu’ndan bir hafta sonra Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na bir mektup yazmıştı ve Tahran Deklarasyonu’nun gereği olan teknik görüşmeleri yapmak üzere Viyana Grubu ile görüşmeye hazır olduğunu bildirmişti. Bu mektuba Viyana Grubu Haziran ayı başlarında bir cevap yazmıştı. Bu cevaba yarın İran bir mektupla mukabelede bulunacaktır. Biz ümit ederiz ki gerek bu mektup gerek bu mektupla birlikte başlayacak olan süreç diplomatik kanalın daha güçlü işlemesine zemin hazırlayacaktır. İran tarafı Türkiye ve Brezilya’nın bütün bu süreçte katkıda bulunmasını talep etmiştir. Türkiye ve Brezilya olarak bizler ise böyle bir katkının ancak ve ancak bütün tarafların anlaşmasıyla mümkün olabileceğini, nihayetinde bu uranyum takası ve diğer görüşmelerde ilgili tarafların bu konuyu talep etmesi halinde Türkiye ve Brezilya’nın birlikte katkıda bulunmaya diplomatik çabalara her türlü katkıyı sağlamaya hazır olduğunu bir kez daha teyit ettik, Türkiye ve Brezilya olarak. Bu Türkiye açısından da önemlidir. Komşu bir ülke olarak tabii ki Türkiye gelişmeleri yakından takip etmektedir. Ama bütün bu çabalar nihayetinde nihai anlaşmaya zemin hazırlayıcı çabalardır, kolaylaştırıcı çabalardır ve bu görüşmelerin tarafları öncelikle uranyum takası konusunda İran ile Viyana grubu nihai çözümler konusunda da İran ile P5+1’dir.
Bu çerçevede yine İran tarafı P5+1’in temsilcisi olarak Sayın Ashton’la görüşmeye hazır olduğunu bir kez daha teyit etmiştir ve bu görüşmenin Ramazan sonrasında muhtemelen Eylül’ün ikinci haftası civarında gerçekleşmesi konusundaki kararlılıklarını hazır oluşlarını bir kez daha teyit etmişlerdi. Bildiğiniz gibi daha önce Sayın Ashton, Sayın Celili’ye bir mektup yazmış, Sayın Celili cevaben bir mektup yazmıştı ve Sayın Ashton da bu cevaba bir mektup yazmıştı. Bu mektup trafiğindeki iyi niyetli çabaların önümüzdeki dönemde Sayın Ashton ile Sayın Celili arasında kalıcı diplomatik çözüm için bir görüşmenin gerçekleşmesine zemin hazırlamasını ümit ediyoruz. Daha önce de birçok kez vurgulandığı gibi her iki tarafça da böyle bir görüşmenin İstanbul’da gerçekleşmesi konusunda da genel bir anlayış birliği sözkonusudur. Biz Türkiye olarak, her zaman olduğu gibi, herhangi bir diplomatik çözümün mekânı olarak ülkemizin seçilmesinden sadece memnuniyet duyarız ve bütün kolaylaştırıcı çalışmaları bu anlamda yaparız. Zemin hazırlama ve mekân anlamında bunu da buradan birkez daha teyiden duyurmakta fayda mülahaza ediyorum. Dolayısıyla bugünkü bu görüşmemizde diplomatik kanalların açık kalması, Tahran Anlaşması’nın bir araç olarak, Tahran Deklarasyonu’nun ve bu Deklarasyon’un önünü açacağı şekilde bir uranyum takası anlaşmasının bir araç olarak güven arttırıcı önlem olarak önemli bir adım teşkil edeceğini, İran’ın yarın bu çerçevede bir mektubu Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ve Viyana Grubu’na ileteceğini ve nihai müzakelerle ilgili olarak da P5+1 ile masaya oturmaya ve detaylı olarak bu konuları görüşmeye hazır olduğu birkez daha teyit edilmiştir. Özetle üç Dışışleri Bakanı olarak ele aldığımız hususlar ve genel olarak üzerinde mutabık kaldığımız hususlar bunlardır.
Teşekkür ederim.
SORU: Acaba üçlü yemekte, samimi geçen bu yemekte İran’dan somut bir şey istediniz mi? Şu anda İran’ın ve Brezilya’nın Türkiye açısından atılması gereken adımlar sadece mektuplardan başka bir şey var mı? Başka somut bir şey istediniz mi ya da daha net herhangi bir şey söylendi mi?
SAYIN BAKANIMIZ: Aslında çok net hususlar var. Bir kere yarın bir mektup intikal edecek dediğim gibi. Bu mektup İran tarafından Viyana Grubu’na cevabi mahiyet taşıyacak, bu olumlu ve müspet bir adım. Yine biz eskiden beri sadece son gelişmeler sonrasında değil. Geçen sene 1 Ekim toplantısının gerçekleşmesi de, bildiğiniz gibi benim İran ziyaretim esnasında 13 Eylül’de geçen sene Sayın Solona ile Sayın Celili ile yaptığım görüşmeler sonrasında gerçekleşmişti. O zamandan bu zamana da, P5+1 ile o toplantının da, biz Tahran’da iken, zamanı ve yeri tesbit edilmişti. Biz bu görüşmelerin kesilmeden sürmesini, yoğunlaştırılmış şekilde sürmesini ve bu konunun bir işbirliği içinde tamamiyle çözüme kavuşturulmasını istiyoruz. Ve bu sadece İran’dan değil P5+1’den de bu konuda sürecin kendisi ile ilgili olarak beklentiler uluslararası toplumca var. Dolayısıyla önemli olan şimdi bu da olumlu bir şey olarak Sayın Ashton ile Sayın Celili arasındaki bu görüşmenin gerçekleştirilebilir olmasıdır. Ve bu kanalın açılması, bu kanal bir kere açıldığı zaman ümit ederiz ki çok daha olumlu yönde gelişmeler yaşanacaktır. Dolayısıyla bugünkü toplantı karşılıklı bir şey, talep ve beklentilerin aktarıldığı bir toplantı değil hem geçmiş gelişmelerin değerlendirildiği hem de önümüzdeki takvimin ve gelişmelerin mümkün olduğu kadar pozitif yönde seyretmesi için atılması gereken adımları değerlendirdiğimiz bir toplantı oldu.
SORU: Sayın Bakanım, görüşmelerin ardından İran’ın nükleer programında uranyumun % 20 zenginleştirilmesi konusunda bir değişiklik olacak mı?
SAYIN BAKANIMIZ: Şimdi daha önce birçok İranlı yetkili de bu konuya açıklık getirdiler. Eğer zaten bu uranyum takası olur ve İran, Tahran Araştırma Reaktörü için ihtiyaç duyduğu orta zenginleştirilmiş uranyumu, % 20 zenginleştirilmiş uranyumu elde edecek bir çerçeve oluşur ve elde ederse, teknik olarak daha ekstra bir % 20 zenginleştirmeye ihtiyaç kalmayacağını daha önceki İranlı yetkililer de açıkladılar. Dolayısıyla burada önemli olan karşılıklı güven içinde bu sürecin işletilmesidir ve İran’ın ihtiyacı olduğu % 20 zenginleştirilmiş uranyumun Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ve Viyana Grubu tarafından verilmesi, ihtiyacı olmaması durumunda da İran’ın bu faaliyetini durdurmasıdır. Ama bu konu nihayet İran ve Viyana Grubu arasında sürecek müzakelerde daha detaylı olarak ele alınması beklenen bir konudur. Ama daha önce de birçok İranlı yetkili bu konuda açıklama yapmıştır. Yani buna ihtiyaç kalmayacağı doğrultusunda.
SORU: İki sorum var. Birincisi, Türkiye bugüne kadar BM yaptırımlarına karşıydı, Türkiye’nin bu müzakere sürecini Batılı ortaklarıyla sürdüreceğine dair bir iyi niyet var mı? İkincisi, Türkiye İran’a yaptırım uygulanması sürecine katılacak mı?
SAYIN BAKANIMIZ: Öncelikle rolümüzü netleştirmek zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Bu sadece Tahran Deklarasyonu ile başlamış bir rol değil. 2005’ten bugüne Türkiye müzakerelerin her adımına yardımcı olmaya çaba gösterdi. Biz iki tarafın da isteği üzerine yardımcı olmaya çalıştık. 2006’da, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve ben delegasyondaydık, iki taraf arasındaki uçurumun kapanmasına yardımcı olmaya çalıştık. 2007’de, hiç ilerleme umudu yokken, Türkiye, Ankara’da, Laricani and Solana arasındaki en verimli toplantıyı gerçekleştirdi ve iki taraf da bu toplantının son beş yıldaki en başarılı toplantı olduğunda mutabık kaldı. Sonrasında, 2009’da, az önce söylediğim gibi, 13 Eylül’deki Tahran ziyaretim sırasında 1 Ekim Celili ve Solana toplantısı ayarlandı ve bildirildi. Uranyum takası sonrasında bunu rica etmedik. İran’ın düşük yoğunlukta zenginleştirilmiş uranyumunu depolamak için Türkiye’nin uygun yer olduğu Baradey’in teklifiydi. İşte Türkiye bu rolü oynuyor, bu Tahran Deklarasyonu ile başlayan birşey değil. Tahran Deklarasyonu bu rolün bir sonucuydu.
Bu rol nedir? Bu rol kolaylaştırıcı bir roldür, taraf olma değildir. Biz bu ihtilafın tarafı değiliz, çünkü orta düzeyli zenginleştirilmiş uranyum üretmiyoruz ya da bu anlamda kendimiz için birşey üretmeye çalışmıyoruz. Bu yüzden uranyum takası ile ilgili esas anlaşma İran ile Viyana Grubu arasındadır. Biz ne yapmaya çalışıyoruz? İki taraf da Türkiye’ye güveniyor. Biz diplomatik çözümleri kolaylaştırmaya çalışıyoruz ve Brezilya da bu çabalara katılıyor; çünkü Brezilya ve Türkiye BM Güvenlik Konseyinde beraberlerdi. 2006’da biz BM Güvenlik Konseyi’nde değildik bu yüzden böyle bir işbirliği alanı yoktu. Bu bir kolaylaştırıcı roldür.
Neden Türkiye bu gelişmelerle bu kadar yakından ilgileniyor? Çünkü Türkiye İran’ın BM Güvenlik Konseyinde olduğu gibi, NATO ve Batı Blogu’ndaki tek komşusu. Biz her gelişmeden ve ilerlemeden pozitif ya da negatif olarak etkileneceğiz. Bu bizim rolümüz ve bu rol bizden son 4-5 senede defalarca istendi. Tahran Deklarasyonu bu rolün bir sonucuydu. Bu netleştirilmeli. Bugün eğer tekrar İran ile P5+1 arasında veya genel olarak bölgemizde bir cepheleşme varsa, Türkiye bundan en fazla etkilenen ülke olacaktır. Bu yüzden diplomatik çözüm için bastırıyoruz. Bundan dolayı İran ile Viyana Grubu arasındaki, İran ile P5+1 arasındaki diplomatik yolları kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Fakat günün sonunda onlar müzakere edecekler. Eğer herkes bizim katkımız konusunda hemfikirse, elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Bu yüzden bu rolle ilgili bir yanlış yorumlama olmamalı.
SORU: Türkiye İran’a karşı yaptırımlara katılıyor mu?
SAYIN BAKANIMIZ: Bu bir BM Güvenlik Konseyi kararıdır. Eğer bağlayıcı ise hepimizi bağlar.
SORU: İlk olarak, bahsekonu mektup Viyana Grubu’na bir cevap mahiyetinde, Gruba hitaben mi olacak ya da Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na hitaben mi yazılacak? İkinci olarak, İran’ın bu mektubun nasıl kaleme alınacağına dair Türkiye’nin tavsiyesini aldığını anlıyorum. Yaptığınız tartışmalara dayanarak, bu mektubun Tahran Deklarasyonu’nu geliştireceğini hissediyor musunuz, İran’ın üslubunun yapıcı olup olmadığına dair rahat mısınız?
SAYIN BAKANIMIZ: İlk soru prosedürlerle ilgili. Mektup Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na, Sayın Amano’ya sunulacaktır. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu bunu Viyana Grubu’na dağıtacak. Bu yüzden, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ve Viyana Grubu iki ayrı kanal değildir, onlar birlikte çalışıyorlar. Mektup daha önce olduğu gibi Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na sunulacak ve Sayın Amano bunu dağıtıyor olacak.
İkinci soruyla ilgili olarak, mektubun içeriğini görmedim. Bu İran’ın mektubu. Önemli olan Viyana Grubu’nun mektubuna pozitif bir şekilde ve Viyana Grubu ile düşük düzeyde uranyum zenginleştirme, orta düzeyde uranyum zenginleştirme, takas veya üretim konularında müzakerelere başlama niyetiyle karşılık vermektir. Bu ortak bir mektup değil, bizce onaylanmış veya bizle müzakere edilmiş de değil. Önemli olan İran tarafının teknik müzakerelere başlama konusunda bizi bilgilendiren olumlu yanıtıdır, ama mektubun içeriğine gelince, şahsen bilmiyorum.
Teşekkür ederim.