Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu ile Meksika Dışişleri Bakanı Sayın Patricia Espinosa’nın Ortak Basın Toplantısı Metni


SAYIN BAKANIMIZ
: Değerli basın mensupları, bugün Meksika Dışişleri Bakanı Sayın Patricia Espinosa’yı ülkemizde ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Bu Patricia’nın ülkemize yaptığı ilk ziyaret, o bakımdan bir ilki yaşıyor olmaktan da büyük mutluluk duyuyoruz. Aslında bu çok uzun zamandır beklediğimiz bir ziyaretti çünkü Meksika Dışişleri Bakanı’nın son Türkiye ziyareti 1992 yılında, bundan 18 yıl önce gerçekleşmişti. Bu beklenen bir ziyaretti ve büyük bir mutluluk duyduk. Fakat bugün o kadar kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdik ve görüşmeye de devam edeceği. Bundan sonra bırakın 18 yılı, ikinci bir ziyaret için bir yıl bile beklemeye tahammülümüz yok. Önümüzdeki bir yıl içinde karşılıklı olarak birbirimizi tekrar ziyaret edeceğiz. Patricia şimdiden bize söz verdi, inşallah önümüzdeki bir yıl içinde tekrar ülkemizi ziyaret edecek ve daha uzun süre kalarak, başta İstanbul olmak üzere başka bölgelerimizi de görme imkanına sahip olacak.

 

Aslında bu ziyaret tarihi olarak da önemli bir yıldönümüne rastlıyor. Bu sene Meksika, bağımsızlığının 200ncü, Meksika devriminin 100ncü yılını idrak ediyor. Biz kendilerini bu iki önemli yıldönümü dolayısıyla da tebrik ediyoruz ve Türkiye’nin bu köklü siyasi geçmişe sahip olan Meksika ile dostluk ilişkilerini ebediyen sürdüreceği konusundaki kararlılığımızı teyit etmek istiyoruz.

 

Ayrıca bu sene yine, 1910’da, o zamanki Osmanlı Devleti’nden Meksika’ya göç eden Türklerin 100’üncü yılı kutlanacak ve o dönemde Türkiye’den armağan edilen saat kulesinin tamiratı da tamamlanacak. Yarın yine birlikte Çankaya’da Meksika Parkının açılışını yapacağız. Bu da Meksika’nın 200. Bağımsızlık yıldönümünün güzel bir nişanesi olacak ülkemizde.

 

Bugün Sayın Bakan’ın Türkiye’de yayınlanan makalesinde de vurguladığı gibi, ilişkilerimizde yepyeni bir döneme giriyoruz ve bu yeni dönemde Türkiye-Meksika ilişkileri tam anlamıyla, bütün kapsamıyla stratejik bir boyut kazanacaktır.  Geçen sene Aralık ayında Sayın Başbakanımızın Meksika’ya bir ziyareti olmuştu biliyorsunuz. Bu sene değerli meslektaşımı kabul ediyorum. 2008’de de dönemin Dışişleri Bakanı Sayın Ali Babacan’ın bir ziyareti olmuştu. Dolayısıyla ziyaretlerimiz yıllık temelde düzenli bir ivmeye kavuştu. Bu çerçevede Meksika Cumhurbaşkanı Sayın Calderon’un en kısa zamanda ülkemize ziyaretini bekliyoruz ve bunun da ilişkilerimize büyük bir ivme katacağına inanıyoruz.

 

Biraz önce ikili ilişkilerimizi gözden geçirdik, bölgesel işbirliği alanlarını ele aldık ve küresel alanda ortak işbirliği faaliyetlerimizi yine kapsamlı şekilde gözden geçirdik. Bu çerçevede, ikili ilişkilerimize ivme katma hedefine matuf olarak, bundan sonra bütün uluslararası forumlarda, önceden karşılıklı haberleşmeye ihtiyaç olmaksızın buluşma kararı aldık. Ayrıca her yıl diplomatik değişim programlarıyla, diplomatlarımızın her iki Bakanlıkta çalışmalarına da karar verdik.

 

Türkiye ile Meksika birçok açıdan birbirine benzeyen iki büyük yükselen güç. Meksika coğrafi konumu itibariyle Güney Amerika ile Kuzey Amerika arasında bir köprü; Türkiye de Asya ile Avrupa arasında bir köprü. Her iki ülkenin kültürel değerleri birbirine çok benziyor, hatta yurtdışında çalışan ve yaşayan vatandaşları itibariyle de birçok benzerlikler taşıyoruz. Bunun için, biraz önce sizler de şahit oldunuz, Yurtdışında Yaşayan Ulusal Toplulukların Desteklenmesinde İşbirliğine dair bir Mutabakat Muhtırası imzaladık. Yine Türkiye ile Meksika arasında Eğitim, Bilim, Kültür, Sanat, Basın-yayın, Gençlik ve Spor Alanlarında İşbirliği Muhtırasını da imzaladık.

 

Meksika ve Türkiye dünyanın 13. ve 16. büyük ekonomileri olarak birbirlerine ekonomik alanda da çok benzeşen; ekonomik işbirliğini geliştirdiklerinde birlikte büyük bir sinerji yaratacak potansiyele sahip ülkeler. Ekonomik ilişkilerimizi daha da geliştirmek amacıyla, başta serbest ticaret anlaşması, yatırımların teşviki, çifte vergilerin önlenmesi gibi önemli anlaşmaların en kısa zamanda görüşülmesi ve tamamlanması konularında da mutabık kaldık. Böylece işadamlarımız için yeni ufuklar açacak bir hukuki zemin oluşturacağız.

 

Meksika Dışişleri Bakanı değerli dostum Patricia’ya bir konuda teşekkür etmek istiyorum. Geçen seneki görüşmelerden sonra, vize konusunda çok ciddi kolaylaştırmalar sağlayan uygulamalara bundan kısa bir süre önce başladık. Böylece Türk işadamlarına ve Türk pasaportlarına beş ila on yıllık uzun dönemli çok girişli vize itasına imkanı tanındı, ayrıca ABD, AB Schengen vizesi, Japonya vizesine sahip olan vatandaşlarımıza da tamamen vize muafiyeti tanındı. Biz de Meksikalı dostlarımıza önemli vize kolaylıkları getiriyoruz. Havaalanında vize verilmesi uygulamasını başlatacağız. Ayrıca en kısa zamanda Türkiye ile Meksika arasında doğrudan uçak seferlerinin başlaması için altyapıyı oluşturacak çalışmalar yapılıyor ve doğrudan seferler başlayacak.

 

Bölgesel alanda büyük işbirliği imkânlarımız var. Biz Latin Amerika ve Orta Amerika açılımında Meksika’yı en önemli stratejik müttefik olarak görüyoruz. Aynı şekilde, Meksika’nın Ortadoğu, Orta Asya, Avrupa, Kafkasya politikalarında Türkiye Meksika’ya her türlü desteği verecektir. Küresel alandaki işbirliğimize baktığımızda, birçok forumda birlikte çalışıyoruz. Meksika ile BM Güvenlik Konseyinde birlikteyiz, G-20’ye, OECD’ye birlikte üyeyiz, dolayısıyla küresel sorunlarla ilgili de yakın bir istişare ve işbirliği içindeyiz. Meksika uluslararası sorunlarda çok önemli roller üstlenen, önemli bir ülke. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde de bütün insanlığı ilgilendirecek çok önemli bir iklim değişikliği konferansına, BM İklim Değişikliği Konferansı’na Cancun’da ev sahipliği yapacak. Biz Türkiye olarak Meksika’nın bu konferans çerçevesindeki çabalarına, çalışmalarına tam destek veriyoruz. Türkiye’den ne talep edilirse destek vermeye hazırız.

 

Yine biraz önce vurguladığım gibi, yurtdışında çalışan çok sayıda vatandaşı olan iki ülke olarak, özellikle yabancı düşmanlığı ve göçmenlere karşı yapılan haksız muameleler konusunda da ortak kaygıları paylaşıyoruz ve bu çerçevede birlikte çalışmaya kararlıyız. Bu bağlamda ABD’nin Arizona eyaletinde yürürlüğe giren SB 1070 sayılı göç yasasının, yabancı düşmanlığını tetikleme özelliği itibariyle ciddi kaygı uyandıran bir yasa olduğu konusunda aynı görüşleri paylaşıyoruz. Ümit ederiz ki, ABD Başkanı Sayın Obama da bu yasayı eleştirdiği ve kapsamlı bir göç reformu gerektiğini vurguladığı için, bu çerçevede yapılan çalışmalarla, insan haklarını koruyan ve yabancı düşmanlığını engelleyecek uygulamalar devreye girer. Bu konular bütün insanlığın ortak meseleleridir. Ülkelerin egemenlik hakları baki olmakla birlikte, bu çerçevede, hep beraber, insan haklarıyla ve insan onuruyla uyumlu bir göç politikasının takip edilmesi konusunda Türkiye ile Meksika aynı kanaatleri paylaşmaktadır.

 

Kültürlerarası diyalog, teröre karşı, özellikle organize suçlara karşı işbirliği konularında da Meksika ile Türkiye birlikte çalışmaya kararlıdır. Ve bu çerçevede, terörizmden çok mağdur olan Türkiye ve organize suçlardan çok mağdur olan Meksika olarak, güvenlik alanında da, uluslararası alanda ve ikili olarak birlikte çalışmaya kararlıdır. Ben tekrar kendilerine hoş geldiniz diyorum ve en kısa zamanda tekrar kendilerini Türkiye’de görmek istiyoruz.

 

KONUK BAKAN: Sayın Bakan ben de size çok teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca güzel ülkenize geldiğimiz andan itibaren heyetimize göstermiş olduğunuz yakın ilgiden dolayı tekrar teşekkür ediyorum. Bu sabahtan itibaren Sayın Bakan Ahmet Davutoğlu ile beraber yaptığımız görüşmelere sizlerin gösterdiği ilgiden dolayı sayın basın mensupları, sizlere de teşekkür etmek istiyorum.

 

Ben bugün konuştuğumuz konularda Sayın Bakanla ortak noktalarda buluştuğumuzu söylemek istiyorum ve bu akşamki yemekle de bu konuları ayrıntılı şekilde konuşacağız. Sayın Bakanın söylediklerine ekleme yapmak istiyorum. Türkiye’ye gelişimin amacı iki ülke arasındaki bağların güçlendirilmesiydi ve Sayın Bakanın söylediği gibi bundan sonra yapılacak ziyaretlerin daha düzenli hale gelmesiydi. Biz de Meksika olarak Türkiye’nin uluslararası forumlarda daha etkin yer almasını destekliyoruz çünkü Türkiye gerçekten önemli bir ülke, her platformda yer alması gereken bir ülke.

 

İki büyük ekonomi olarak Türkiye ve Meksika’nın imzalamış oldukları anlaşma, Sayın Bakanın da söylediği gibi, ticaret ve ekonomi alanında iki ülke arasındaki bağları geliştirecek ve işadamlarımızın da bundan faydalanmasını sağlayacak. Başbakan Sayın Erdoğan’ın geçen sene yaptığı ziyarette Başkan Calderon ile görüşmesinde ele alındığı gibi, iki ülke vatandaşlarının durumunun iyileştirmesine yönelik bazı adımlar atacağız. Bizler Türk vatandaşlarının Meksika’ya gelip ülkemizin güzelliklerini bizlerle paylaşmasını istiyoruz. Şu sıralar, sizin de bildiğiniz gibi, bir vize kolaylığı sağlamak üzereyiz. Şu an vize alış süresi iki gün, ama bu sürenin daha da uzatılması için çalışmalar yapıyoruz. Bizler de Meksika olarak Türk vatandaşlarının zaman kazanması için bir vize kolaylığı sağlıyoruz. Türk vatandaşları artık internetten başvuru yoluyla vize alacaklar, Büyükelçiliğe gitmelerine gerek olmayacak, belki sadece bir kere gelebilirler. Bu şekilde Türkler ülkemize daha çok gelecek.

 

Türkiye ve Meksika arasındaki eğitim, kültür gibi alanlarda her iki ülkenin sahip olduğu potansiyelleri bildiğimiz için de, ilişkilerimizi arttırmaya ve deneyimlerimizi paylaşmaya karar verdik. Aynı şekilde Dışişleri Bakanlıkları arasında da diplomatlar mübadelesi yararla olacaktır.

 

Başkanımız Sayın Calderon, Meksika’nın 200. bağımsızlık yıldönümü ve Meksika devriminin 100. yıldönümü kutlamaları için Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’e ve Sayın Başbakan Erdoğan’a davette bulunmuşlardı. Şehrimizin çok önemli anıtlarından bir tanesi olan, önemli bir bulvarda bulunan Osmanlı İmparatorluğu tarafından hediye edilen tarihi saatin onarımı bağlamında gösterdiği dostluk için Sayın Davutoğlu’na teşekkür etmek istiyorum. Yarın da Sayın Davutoğlu ve Sayın Çankaya Belediye Başkanı ile beraber bir park açılışı yapacağız. Bu Meksika’nın bağımsızlığının 200. yıldönümü parkı. Böyle bir parkın Ankara gibi bir şehirde bulunması bizler için onur verici. 

 

Sayın Bakanla beraber küresel anlamda önemli olan bazı konuları, özellikle organize suçlarla mücadele ve göç gibi konuları görüştük. Bu konularda ortak paydaları paylaştığımızı gördük. İklim değişikliği konusunda Cancun’da yapılacak konferansa Türkiye’nin de desteğini gördüm ve umut ediyorum ki bu konferansta, küresel iklim değişikliği ile ilgili mücadelede önemli aşama kaydedeceğiz.

 

Yabancı düşmanlığı gibi önemli bir konuda da iki ülke olarak aynı kaygıyı paylaşıyoruz. Göç sorunu çok önemli bir sorundur ve biliyoruz ki, bazı ülkeler her ne kadar önemli kararlar alabilse de, onlarda güç olsa da bu konuda, insan hakları hiçbir kararın altında olamaz. Bizce organize suçlarla mücadelenin güçlendirilmesi gerekir. Ülkeler ancak son derece kararlı bir şekilde mücadele ederek bu sorunu yenebilirler. Meksika olarak tüm terör eylemlerini kınamaktayız. Bununla beraber, terör konusunda ortak bir çalışma gerekir, uluslararası işbirliği gerekir. Dün Kolombiya’da meydana gelen terör saldırısını da kınamaktayız ve yeni başkan Santos’a desteğimizi iletiyoruz.

 

Ülkelerimiz arasındaki işbirliği sayesinde, Türkiye’nin Latin Amerika, Karayipler ve Orta Amerika bölgesinde mevcudiyetini artırabileceğini umuyoruz ve aynı zamanda Meksika’nın da Türkiye’nin bulunduğu bölgede varlığını artırabileceğine ümit ediyoruz. Bizler gelişen ve büyüyen güçlü iki ülke olarak, Türkiye ve Meksika’nın küresel forumlarda daha fazla rol almasını, daha fazla işbirliği yapmasını diliyoruz ve iki ülkenin de daha fazla ilerleme için büyük bir gücü var.

 

SORU: Sayın Bakan sorum size olacak. Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nda dün Türkiye konulu bir siyaset belirleme toplantısı yapıldı, Dışişleri Bakanı Clinton’ın başkanlığında. Öncelikle bu toplantıya ilişkin değerlendirmeniz nedir ve de Amerika’nın Türkiye politikasında bir değişiklik bekliyor musunuz?

 

SAYIN BAKANIMIZ: Bu toplantı Türk-Amerikan ilişkilerinin ne kadar önemli olduğunu gösteren bir toplantıydı nihayetinde. Biz de Bakanlığımız bünyesinde çoğu zaman böyle değerlendirme toplantıları yaparız. Dolayısıyla bu ilişkilerimizin geldiği doğal bir noktadır ve Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında son derece yakın bir işbirliği sözkonusudur. Ama toplantının detaylarıyla ilgili soru soracaksanız bunu Amerikalı yetkililere sormanız daha doğru olur.

 

SORU: Efendim mübarek Ramazan ayındayız. Küskünlüklerin bitirildiği, kırgınlıkların onarıldığı bir aydır. Ancak AK Parti’nin düzenlemiş olduğu iftar yemeğine İsrailli Büyükelçi davet edilmedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Birinci sorum bu. İkinci sorum, İran konusunda Brezilya geri adım attı, Türkiye’nin de herhangi bir geri adım atması sözkonusu mudur? Brezilya’nın bu hareketini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

SAYIN BAKANIMIZ: Birincisi, iftar bizim hoş duyguları paylaştığımız bir ortamdır. AK Parti’nin düzenlemiş olduğu ve Sayın Başbakanımızın teşrif ettiği iftar da, dördüncü geleneksel iftar etkinliğimizdi. Bu arada tabii, insan haklarına saygının da evrensel nitelikte olduğunu belirtmeliyim. Bu saygı bir şekilde ihlal edildiği zaman, dost olan taraflara düşen sorumluluklar vardır. Bu sorumlulukların yerine getirilmesini bekliyoruz. Her zaman bunu söylüyoruz. Bu çerçevede değerlendiriyoruz. Ümit ederiz ki herkes, uluslararası hukuk ve insan hakları konusundaki temel kurallara saygı gösterir. Dolayısıyla bunu özel bir problem olarak görmemek gerekir.

 

Brezilya Dışişleri Bakanı Celso Amorim buradaydı. İstanbul’da İran Dışişleri Bakanı Muttaki ile görüştük, üçlü toplantı yaptık ve bütün dünyanın takdir ettiği bazı önemli kararlar burada alındı. Çok önemli, olumlu mesajlar çıktı. Orada da Sayın Amorim bu konuya açıklık getirdi, Brezilya’nın bu çabalarını devam ettireceği konusunda. Bu açıklamalar ortadayken ve İstanbul’da, Türkiye’de bu açıklama yapılmışken, bu açıklamaya itibar etmeyip değişik basın haberlerine itibar etmek doğru değil.

 

SORU: Sayın Bakanım sorum size. İsrail Cumhurbaşkanı Peres, Filistin’le doğrudan görüşme niyetinde olduklarını söyledi, ancak adres olarak Bulgaristan’ı gösterdi. Türkiye’nin komşularıyla sıfır problem hedefi olduğu göz önüne alındığında, İsrail’in bu hareketini nasıl değerlendirirsiniz, Türkiye’nin Ortadoğu’daki konumu ve etkinliğine gölge düşürür mü?

 

SAYIN BAKANIMIZ: Türkiye’nin Ortadoğu’daki etkinliği herkes tarafından bilinen, takdir edilen bir husus. Bir toplantının mahallinin nerede olacağı konusu, Türkiye’nin Ortadoğu’daki etkinliğini doğrudan test edecek bir konu değil. Keşke bu doğrudan görüşmeler, barış görüşmeleri, Filistin halkının haklarını gözeten ve Filistin devletinin kurulmasına dönük olarak ve kalıcı bir barışı temin edecek şekilde gerçekleşse. Nerede gerçekleşirse gerçekleşsin buna destek veririz. Türkiye’nin dış politika hedefi hiçbir zaman prestij olmamıştır, netice almak olmuştur. Bunun için de çok yoğun çaba sarf ettik. Bu konuları, dediğim gibi, bir problem alanı olarak gündeme dahi getirmek doğru değil. Bir barış konferansı yapılırsa ve gerçekleşirse, biz bundan sadece memnuniyet duyarız. Nerede yapıldığı, nerede olduğundan daha çok hedefleri önemlidir. Kalıcı bir barışı gerçekleştirmeye dönük bir hedefe dayandığı müddetçe de bu tür çalışmalar olumlu çalışmalardır.

 

SORU: Konuk Bakana olacak sorum. Terörle mücadelede işbirliğine vurgu yaptınız, nasıl bir işbirliği olacak? Aklınızda bir çerçeve var mıdır? Özellikle Türkiye PKK ile mücadele konusunda uzun yıllardır mücadele veriyor. Uluslararası işbirliğinin de altını çizdiniz, somut olarak terörle işbirliğinden kastınız nedir? Teşekkürler.

 

KONUK BAKAN:  Bizler BM’nin terörle mücadeleye atfedilen anlaşmalarını imzalayan ülkeler olarak, bu anlaşmalarda altı çizilen teröre karşı işbirliğinde verilen sözlerin somutlaştırılması için öneri vermek istiyoruz. Bu konuda çalışmak istiyoruz. Türkiye’de prensip olarak bizim üzerimize düşen görev, bu somutlaştırılan işbirliği içerisinde deneyimlerimizi paylaşmak, bilgilerimizi paylaşmak ve bu faaliyetleri gerçekleştiren özel grupların veya yasadışı örgütlerin faaliyetlerinin üzerine gidilmesi için, uluslararası toplumun terörle mücadelede işbirliğini güçlendirmektir.

 

Teşekkür ederim.