#

Sayın Bakanımızın Afrika Günü vesilesiyle Afrika'daki çeşitli basın-yayın organlarında yayımlanan ''Afrika'yla Birlik Şimdi Her Zamankinden Daha Gerekli'' başlıklı makalesi, 25 Mayıs 2020

Sayın Bakanımızın Afrika Günü vesilesiyle Afrika'daki çeşitli basın-yayın organlarında yayımlanan ''Afrika'yla Birlik Şimdi Her Zamankinden Daha Gerekli'' başlıklı makalesi, 25 Mayıs 2020

AFRİKA’YLA BİRLİK ŞİMDİ HER ZAMANKİNDEN DAHA GEREKLİ

Tüm Afrikalı dostlarımızın Afrika Gününü en kalbi duygularla kutluyorum. Covid-19 salgınının dünyanın her yerinde ortaya çıkardığı olağanüstü koşullar, bu yıl Afrika Gününün simgelediği dayanışmayı daha da anlamlı kılıyor.

Afrika’nın son yıllarda birçok alanda kaydettiği ilerlemeler ve kıtayla gelişmekte olan ortaklığımız, mevcut zorlu sınamalara rağmen geleceğe ümitle bakmamızı sağlıyor. Kamu kurumlarımızla, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörümüzle, Afrika kıtasıyla işbirliğimizi geliştirmeye öncelik verdik. Afrika’yla ekonomik ve ticari ilişkilerimizi geliştirme, kalkınma ve insani yardım, yükseköğretim bursu ve Türk Hava Yolları sefer sayılarında artış sağlanması konularında yoğun çaba gösteriyoruz. Afrika’yla ilişkilerimizi kazan-kazan anlayışı ve karşılıklı saygı temelinde daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz.

Türkiye’nin Afrika’yla ilişkilerini en üst seviyeye getirmekteki kararlılığını rakamlara bakarak da anlamak mümkün. 2002 yılında sadece 12 Büyükelçiliğimizin bulunduğu Afrika’daki Büyükelçilik sayımızı 42’ye çıkardık. 2008 yılının başında 10 olan Ankara’daki Afrika Büyükelçiliklerinin sayısı ise bugün 36’ya yükseldi. Sadece 2015-2019 yılları arasında yapılan karşılıklı üst düzey ziyaretlerin sayısı 500’ü aştı. Son 18 yılda ikili ticaret hacmimiz tam 6 kat arttı. Türkiye Maarif Vakfı bugün Afrika’nın dört bir yanında 144 eğitim kurumu ve 17 öğrenci yurdu işletiyor. 54 Afrika ülkesinden Türkiye Bursları programı kapsamında Türkiye'de öğrenim görmüş binlerce Türkiye mezunu bulunuyor. Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansının (TİKA) Afrika’daki temsilcilik sayısı ise 22’ye ulaştı.

Türkiye’nin tarihi ve beşeri bağlarının bulunduğu Afrika’ya ilgisi ve Türk halkının Afrika kıtasına yönelik dostluk duyguları yeni değildir. Ancak bu somut gelişmeler, 2002 yılından itibaren Türkiye’de sağlanan siyasi istikrarın ve bunun dış politikadaki devamlılığının bir sonucudur.

Ülkemizin Afrika Birliği’nin stratejik ortağı haline gelmesiyle ve ilk Afrika-Türkiye Ortaklık Zirvesi’nin 2008 yılında İstanbul’da düzenlenmesiyle Türkiye ve Afrika ülkeleri, ilişkilerin daha ileri aşamaya geçmesi yönündeki karşılıklı iradelerini açık bir şekilde ortaya koydular.

Dışişleri Bakanlığı görevine geldikten kısa süre sonra, 2014 yılı Kasım ayında Malabo’da düzenlenen ikinci Afrika-Türkiye Ortaklık Zirvesinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a refakat ettim. Kıtada pek çok dost edindim.

Afrikalı Devlet Başkanları 25 Mayıs 1963’te Afrika Birliği Örgütünü kurduklarında, birlik halinde hareket ederek Afrika’nın meselelerine sahip çıkmayı, özgürlük mücadelelerini desteklemeyi, Kuzey ülkelerine emtia satarak mamul mal ithal etmeye dayanan sömürgeci ekonomik modelden kurtulmayı amaçlamışlardı. Türkiye başından beri Afrika’nın bu haklı davasında yanında yer almaya karar vermişti.

Nitekim Addis Ababa’da düzenlenen o tarihi Zirve, Türkiye’de de yankı bulmuştu. Türk basınındaki haberler ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki tartışmaların tutanakları incelendiğinde, bağımsızlığını yeni kazanmış olan Afrika devletleriyle ilişkilere önem verildiği, Afrikalıların kendi kendilerini yönetme gayretlerinin, Türkiye’nin kırk yıl önce, 1923’te Cumhuriyetimizin kuruluşunda verdiği mücadeleye benzetildiği, Apartheid’ın şiddetle kınandığı görülecektir.

Bugünkü Afrika, ileri görüşlü liderlerin altmışlı yıllardan itibaren hayal ettikleri bütünleşme düzeyine ulaşmada önemli ilerlemeler kaydetti.

Türkiye, Afrika’yla ortaklığının başından beri, Kıtanın kendisi için belirlediği hedefleri koşulsuz destekleme politikasını seçmiştir. Bizim ortağı olmaktan gurur duyduğumuz Afrika, 1963 ruhunun ve Afrika Birliği’nin 2063 hedeflerinin Afrika’sıdır. Başta BM olmak üzere üyesi olduğumuz kuruluş ve oluşumlarda Afrika’nın önceliklerini gözetmeye devam edeceğiz.

Bu anlayışla, Üçüncü Afrika-Türkiye Ortaklığı Zirvesini en kısa sürede gerçekleştirmeyi arzu ediyoruz. 2016 ve 2018 yıllarında İstanbul’da düzenlediğimiz ve başarılı sonuçlar veren Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumlarının üçüncüsünü de 2020 Ekim ayında düzenlemeyi planlamaktayız.

Covid-19, dünyayı hazırlıksız yakaladı. Afrika ülkeleri, salgın hastalıklarla mücadele konusundaki deneyimleri sayesinde gerekli önlemleri zamanlıca aldılar. Kıtada vaka ve ölüm sayısı an itibarıyla nispeten düşük seyrediyor. Bunun bu şekilde devam etmesi ve hastalığın Kıtadan biran önce silinmesi en içten temennimiz. Türkiye, salgının ilk aşamasını geride bırakan, halen yeni vaka sayısını tedavi kapasitesinin altında tutabilen devletler arasında yer alıyor. Salgının ilk aylarında dahi bazı ülkelere malzeme yardımı yapabilen Türkiye, önümüzdeki dönemde bu konudaki yardım kapasitesini artırmayı hedefliyor. Halen ABD ve Çin’den sonra en çok ülkeye yardım elini uzanan Türkiye, dost Afrika ülkelerinden gelen ve gelecek bu tür taleplere imkanlar ölçüsünde ve en kısa sürede yanıt vermeye çalışıyor.

Öte yandan, salgın bütün dünyada olumsuz ekonomik ve toplumsal sonuçlar doğuruyor.

Ekonomik faaliyetlerin koruma önlemleri nedeniyle yavaşlamasının doğrudan sonucu, istisnasız her ülkenin üretiminin ve gelirlerinin azalmasıdır. İkincil bir sonuç, sanayi üretimi ve ulaştırma için gerekli olan maden ve petrol gibi emtia fiyatlarında meydana gelen düşüştür. Bu düşüş, ihracat gelirleri için sözkonusu malların satışına bağımlı olan ülkeleri, bu bağlamda bazı Afrika ülkelerini daha fazla etkiliyor.

Bunlar uluslararası toplumun bir araya gelerek birlikte çözüm aramasını gerektiren sorunlardır. Covid-19 sonrasının dünyası eskisinden daha az değil, daha çok uluslararası işbirliğini gerektiren bir dünya olmalıdır. Türkiye, diğer ülkelerle birlikte bu alanda üzerine düşeni yapmaya hazırdır.

Maalesef geçtiğimiz haftalarda uluslararası düzeyde ortaya çıkan tablo, işbirliğinin değil rekabetin ön plana çıktığı, dünyayı sıfır toplamlı bir oyun gibi gören anlayışın hakim olduğu tablodur. Oysa tarih, bu tür acımasız rekabetlerin, soğuk savaşların zararlarını hepimize gösterdi.

1963 ruhuyla Afrika Kıtası, birlik içinde bu sınamanın da üstesinden gelecektir. Afrika’nın yalnız kendi halkının refahına değil, önümüzdeki yılların dünya düzenine de büyük katkı sağlayacağına, Türkiye-Afrika ortaklığının da dayanışmanın daha fazla önem kazanacağı salgın sonrası yeni düzende örnek gösterileceğine yürekten inanıyorum.

İşte bu yüzden 25 Mayıs 1963 ruhu, hepimiz için gereklidir.

Bütün Afrikalıların Afrika Gününü en kalbi duygularımla tekrar kutlarım.