18. Reform İzleme Grubu Toplantısı Sonrasında Düzenlenen Ortak Basın Toplantısı, Ankara, 19 Aralık 2009
BAKANLIK SÖZCÜSÜ: Değerli basın mensupları, Reform İzleme Grubu toplantısının ardından düzenlediğimiz basın toplantısına hoş geldiniz. Toplantımızın akışı hakkında bilgi arz edeyim sizlere. Öncelikle Sayın Adalet Bakanımız ve Sayın Dışişleri Bakanımız tarafından, Adalet Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı arasında veri paylaşımı ve kullanım esaslarına dair bir protokol imzalanacaktır. Bundan sonra, usulden olduğu üzere, basın toplantımıza ve soru cevap bölümüne geçeceğiz. Sayın Bakanlarım buyurunuz efendim.

SAYIN BAKANIMIZ: Sayın Bakanlarımız, Başbakanlığımız ve Bakanlığımızın saygıdeğer üst düzey yöneticileri, değerli basın mensupları. Her şeyden önce Reform İzleme Grubu toplantısının basın toplantısına hoş geldiniz diyorum. Bugün aslında sembolik bir salonda bu basın toplantısını gerçekleştiriyoruz. Bildiğiniz gibi salonumuzun ismi Fatih Rüştü Zorlu Salonu. Onu da rahmetle anıyoruz, çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği sürecini başlatan ilk Bakandır. Kendisini rahmetle anıyoruz ve onun emaneti olan bu sürecin nihayete erdirileceği konusunu bir kere daha huzurlarınızda teyit ediyoruz.

Her şeyden önce bugünkü Reform İzleme Grubu toplantısı hem zamanlama hem de muhteva olarak gerçekten stratejik bir toplantı oldu. İlkesel olarak, Reform İzleme Grubu Türkiye’deki reform sürecini dört Bakanlığın katılımıyla yürütmek, bu sürecin akışını yönlendirmek ve kamuoyuyla paylaşmak üzere son derece önemli işleri üstlenen bir grup. Son yedi yıl içerisinde 18 kez toplandı. Bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum; altı yıl içinde 13 kez, son bir yıl içinde beş kez toplandı. Bu da son dönemde Avrupa Birliği sürecinin ve reform sürecinin ne kadar yakından takip edildiğinin çok önemli bir göstergesi. Başta bunu tespit ederken iki ayda bir demiştik. Bu sefer Türkiye’nin yoğun gündemi dolayısıyla biraz kayma oldu ancak yılsonu gelmeden bunu hayata geçirmiş olduk.

Zamanlama olarak çok önemli. Çünkü bugünkü toplantı birkaç önemli dönüm noktasının sonrasında bu gerçekleşti. Bildiğiniz gibi Avrupa Birliği Lizbon Anlaşması’yla yeni bir döneme girdi. Ve bu dönemde Türkiye’nin Lizbon Anlaşmasının oluşturduğu yeni çerçeveye intibakı, bir anlamda bütün bu reform sürecini gözden geçirmeyi de gerekli kılıyor. Biz Avrupa Birliği içindeki her gelişmeyi yakından takip ederek bu süreci yönetmeye devam edeceğiz.

İkincisi Avrupa Birliği zirvelerinin sonrasında gerçekleşti. Bildiğiniz gibi 7-8 Aralık 2009’da Avrupa Birliği Genel İşler Konsey Toplantısı yapıldı daha sonra da Avrupa Birliği zirvesi gerçekleşti. Biz toplantımızda bu Avrupa Birliği toplantılarında, süreçlerinde alınan kararları gözden geçirdik. Bütün engellemelere rağmen, Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecine destek veren ülkelerin de yoğun desteğiyle, Türkiye’nin AB süreci bundan sonra da kararlı bir şekilde devam edecek.

Zamanlama itibariyle üçüncü önemli konu da, yılsonu olması. Biz bir yıllık gelişmeleri de takip ettik, değerlendirdik. Ve önümüzdeki yılın planlaması konusunda son derece önemli kararlar aldık.

Bu kararlar bir kere Avrupa Birliği stratejisi konusunda bize yeni bir ufuk çiziyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği süreci sadece fasılların açılıp kapanmasıyla ilgili bir süreç değildir. Çok daha kapsamlı bir süreçtir. Ancak biliyorsunuz önümüzdeki Pazartesi günü Baş Müzakerecimiz ve Devlet Bakanımız ve Çevre Bakanımızla birlikte Brüksel’e gideceğiz ve çevre faslının açılışını gerçekleştireceğiz. Bu önemli. Ancak, biz Avrupa Birliği sürecini hem iç reform süreci hem de Türkiye’nin uluslararası etkisi, görünürlüğü bakımından da bir bütün olarak değerlendiriyoruz.

Bu anlamda yeni Avrupa Birliği stratejimizin, şu ana kadar devrettiğimiz unsurlar da göz önüne alınarak, dört ana platformda, dört ana süreçle paralel seyredeceğini düşünüyoruz.

Birincisi resmi müzakere sürecinin devamı ve etkin şekilde sürdürülmesi. Bundan sonra Türkiye, şimdiye kadar olduğu gibi, Avrupa Birliği’nin fasıl açma kapama süreçleri konusunda üzerine düşen her şeyi yapacak ve resmi süreci bu şekilde devam ettirecektir. İkincisi bu resmi süreç dışında, biliyorsunuz son derece haksız bir şekilde, bazıları Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak, bazıları da ülkelerin tek tek tercihleri ile ilgili olarak, bazı fasıllarımızın açılmasının önünde engeller var. Biz bu fasılların açılması önündeki engelleri yok farz ederek, bu engelleri önümüzde bir engel olarak görmemek suretiyle, şu ana kadar açılmış olan fasılların kapanış kriterlerinin gerçekleştirilmesi, açılmasının önünde engel olan fasılların da, sanki açılıyormuşçasına ön çalışmalarının yapılması konusunda kesin bir kararlılık gösteriyoruz. Bundan sonra bunu devam ettireceğiz. Bizim için önemli olan Türkiye’nin hak ettiği çağdaş standartlara ulaşmasıdır. Bunun için de, önümüzdeki engel ne olursa olsun, biz o engellere göre değil, Türkiye’nin nihai reform hedefine göre hareket etmeye kararlıyız. Dolayısıyla resmi süreç bir taraftan devam ederken, diğer taraftan da o resmi sürecin izin vermediği, önüne engel koyduğu konularda ilerleme kaydetmek üzere Reform İzleme Grubu bundan sonra bütün o fasılları gözden geçirmeye devam edecektir.

Üçüncü önemli ayak, siyasi reformlar platformudur ki bu siyasi reformlarla ilgili olarak da, fasıllardan bağımsız olarak Türkiye’nin demokratikleşme standardının yükseltilmesi konusunda gerekli adımlar atılacak.

Dördüncüsü ki yine çok önemli bir konu, bildiğiniz gibi Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, Baş Müzakereci ve Devlet Bakanı Sayın Egemen Bağış’ın etkin yönlendirmesiyle bir Avrupa Birliği İletişim Stratejisi oluşturdu. Bu Avrupa Birliği İletişim Stratejisi’nin gerek içeride gerek dışarıda başarılı olması, içeride iç kamuoyumuzun Avrupa Birliği’ne motive edilmesi, dışarıda da Türkiye’nin doğru, bütün bu sürecin doğru bir şekilde tanıtılması için bundan sonra iletişim stratejisine ağırlık vereceğiz.

Hem teknik süreci takip edeceğiz, hem siyasal süreci yönlendireceğiz, hem de bunların iletişiminde en kapsamlı çalışmaları birlikte ele alacağız. Peki, bu stratejiyi gerçekleştirirken hangi yeni unsurlar, usul unsurları tabiri caizse, yöntemle ilgili nasıl bir yol takip edeceğiz? Bir kere her şeyden önce, nihayet Avrupa Birliği reform süreci doğrudan yasama ile ilgili bir süreç olduğu için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki yasama sürecinin hızlandırılması doğrultusunda bazı tekliflerimizi önce Bakanlar Kuruluna daha sonra da Meclisimize iletmeyi düşünüyoruz. Bunların arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin mümkünse ayda bir haftayı, ya da haftada bir günü sadece ve münhasıran Avrupa Birliği ile ilgili reform konularına ağırlık vermesini istiyoruz. Bu şekilde siyasi iradeyle Meclis’in yasama iradesi arasında daha doğrudan bir irtibatın kurulmasına büyük önem veriyoruz.

Yine benzer şekilde Meclisimizle daha yakın temas içinde olmak üzere, bu süreçte önem taşıyan bazı Komisyonların başkanlarının Reform İzleme Grubuna katılmasına önem veriyoruz; İnsan Hakları Komisyonu gibi, AB Uyum Komisyonu gibi, Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu gibi, Dışişleri, Adalet Komisyonları gibi… Gerekli oldukça bu Komisyon Başkanlarının Meclisten Reform İzleme Gurubuna katılması suretiyle Meclis sürecine ivme katmasına büyük önem veriyoruz.

Yine bunun Türkiye sathına yayılması için, eminim birçoğunuz takip etmiştir, Sayın Başbakanımız Konya’daki Şeb-i Aruz törenlerinde yaptığı konuşmada da değindiler, 81 ilde birer Vali Yardımcısı’nın Avrupa Birliği konuları ile ilgili temas noktası oluşturması, zamanla bunun yerel yönetimlere de yansıtılması projesini gündeme getireceğiz. Böylece, Ankara’da merkezde alınan kararların, merkezde işletilen süreçlerin Türkiye’nin her köşesinde doğru algılanması açısından son derece önemli bir mekanizma kurulmuş olacak.

Yine, daha önce sekiz reform paketi çıkmıştı biliyorsunuz. Biz daha sonraki dönemlerde daha çok yasama işlemlerini bir paket şeklinde değil tek tek, yoğun bir şekilde gündeme getirilmesine önem vermiştik. Reform İzleme Grubu’na katılan Bakanlarımızın ortak görüşü, bu reform paketlerinin bundan sonra paket formatında getirilmesinin yasama işlemi bakımından da, psikolojik etkisi bakımından da daha doğru olduğu kanaatinde. Bu konuda çalışmaları hızlandıracağız.

Ayrıca Reform İzleme Grubu, nihayet, siyasi düzeyde Bakanları olarak bizlerin katılmasıyla işlemekle birlikte, bunun üst düzey yöneticiler nezdinde de sürdürülebilmesi için SİYAK dediğimiz Siyasi İşlerin Yürütülmesi konusunda bir Alt Komisyon oluşturacağız. Reform İzleme Grubu toplantılarının iki ayda bir olduğunu düşündüğünüzde, bu Komisyon’la ayda bir gözden geçirme faaliyeti hayata geçirilmiş, olacak. Bu Siyasi İşler Alt Komisyonu, bir anlamda, Reform İzleme Grubu’nun uygulama ve bir sonraki toplantıya hazırlık sürecini oluşturacak.

Muhtevayla ilgili, yani reformun içeriği ile ilgili konularda da önemli hususları tartıştık. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıl içinde bazı hususlarda ciddi mesafeler alındı. Yargı Reformu Stratejisi onaylandı. BM İşkenceyle Mücadele İhtiyari Protokolü’nün Onayına Dair Kanun Tasarısı TBMM’ne sevk edildi. Ulusal Temel Haklar Eylem Planı hazırlıklarına başlandı. AB Temel Haklar Ajansı’na katılım konusunda niyet mektubumuz AB Komisyonu’na iletildi ve gerekli çalışmalar başlatıldı. Ayrımcılıkla mücadele konusunda tüm ilgili kurumlarımızın katılımlarıyla çalışma gurupları oluşturuldu. Şimdi önümüzdeki dönemde Sayın İçişleri Bakanımızın koordinasyonunu yaptığı demokratik açılım çerçevesinde üç ana kurulun ve mekanizmanın devreye girmesi konusunda Reform İzleme Gurubu olarak yoğun çaba sarf edeceğiz. Bunlardan birisi İnsan Hakları Kurulu, ikincisi Ayrımcılıkla Mücadele Kurulu, üçüncüsü Bağımsız Kolluk Şikâyet Mekanizması’nın işletilmesi ile ilgili Kurul. Dolayısıyla biz bunların biran önce devreye girmesi konusuna ağırlık veriyoruz. Bunların devreye girmesi Türkiye’nin demokratik standartlarının yükselmesi ve AB sürecine ivme katılması açısından da büyük önem taşıyor.

Ayrıca bugünkü toplantıda Yolsuzlukla Mücadele Stratejisi’nin Ocak ayı içerisinde tamamlanması, AB heyecanımızı ülkemizin her köşesine yaymak üzere, az önce söylediğim 81 ilde Vali Yardımcılarının devreye sokulması ile ilgili husus, reform paketlerinin sürdürülmesi konularında karar verildi. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde bütün bu alanlarda daha yoğun bir çalışma içinde olacağız. Ayrıca, yine İçişleri Bakanlığımızın bünyesindeki iki önemli konuda ileri düzeyde adımlar atılmasına karar verildi. Birincisi ki Türkiye’nin modernleşmesinin, çağdaşlaşmasının bence en önemli göstergelerinden biridir ve yurtdışından gelenlerin ilk olarak Türkiye ile ilgili imajlarının oluştuğu aşamadır, entegre sınır yönetimi. Gümrük Kapılarımızın bir yönetim altında birleştirilmesi ve mümkün olduğu kadar bunların uluslararası standartlara işlev görebilir olması. İkincisi de Geri Kabul Anlaşması. Geri Kabul Anlaşması’yla ilgili olarak çalışmaların Ocak ayı içerisinde tamamlanmasına büyük önem veriyoruz. Bu bizim açımızdan hem AB sürecine ivme katacak, hem de Türkiye’nin uluslararası evrensel hukuka uyumu bakımından büyük önem taşıyan bir noktadır.

Ayrıca, bir konuyu daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Son AB Troikası’nda da AB yetkilileriyle bu konuyu ele aldık. Türkiye bundan sonra T.C. vatandaşlarının AB içinde serbestçe hareket etmelerini temin etmek üzere çalışmalarına hız verecek. Yani daha üyelik sürecinin ilk aşamalarında olan ve müzakereye başlamamış bazı Balkan ülkelerine tanınan Şengen ayrıcalığının T.C. vatandaşlarına tanınmamış olması, AB açısından, Avrupa ve Türkiye ilişkilerinin geldiği düzey açısından, kabul edilebilir bir durum değildir. Biz bundan sonra bunu yakinen takip edeceğiz. Geri Kabul Anlaşması ve diğer konularda sağlayacağımız ilerlemelerle bu konuyu önümüzdeki dönemde daha önemli bir aşamaya getirebileceğimizi düşünüyoruz. Şu anda gündemimizde olan diğer reform konuları da kapsamlı bir şekilde ele alınacak.

Önümüzdeki Reform İzleme Grubu Toplantısı’nın İstanbul’da Şubat ayı içerisinde yapılmasını öngörüyoruz. Vakitleri müsait olması durumunda Sayın Başbakanımızın da katılacağı bir toplantı öngörüyoruz ve bu toplantıda özellikle 2010 stratejisi ile ilgili daha detaylı, daha kapsamlı kararlar almak üzere bir araya geleceğiz.

Son olarak bir konuya da açıklık getirmek istiyorum. Biraz önce bir Protokol imzaladık Adalet Bakanımızla. Eminim bir merak söz konusudur bu protokolün esası nedir diye. Dışişleri Bakanlığımızın, yine benzer şekilde birçok bakanlığımızla birlikte, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın hayatlarını kolaylaştıracak, onların bazı işlemlerini bir anlamda hızlandıracak bazı çabalar içinde olduk. Adalet Bakanlığımızla da çok yakın temas içindeyiz. Çok iyi bir işbirliğimiz var. Bu işbirliği çerçevesinde bugün imzaladığımız Protokol’le, bundan sonra Dışişleri Bakanlığımız ve Adalet Bakanlığımız arasında adli sicil kayıtları ve adres tespitine ilişkin verilerin karşılıklı olarak paylaşılması temin edilecek. Yani bu şu demek pratik anlamda, eskiden Konsolosluklarımıza adli sicil kaydıyla ilgili bir talep geldiğinde, bu merkeze geliyor, Adalet Bakanlığımıza soruluyor, Adalet Bakanlığımız bize veriyor, biz tekrar ilgili Konsolosluğa gönderiyorduk. Bundan sonra Konsolosluklarımız Adalet Bakanlığımızın adli sicil verilerine doğrudan online sistemle ulaşacak ve öyle bir hafta, 10 gün, 15 gün adli sicil kaydını bekliyoruz diye bir şey sözkonusu olmayacak. Anında bu neticeyi alacak ve bir pasaport uzatılması, başka işlemler olduğunda, bu günlük işlem haline gelecek. Hatta saatlik işlem haline gelecek.

Aynı şeklide, Adalet Bakanlığımız da yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın adreslerini tespit etme ihtiyacı içine girdiklerinde, onlar da bize sorup, biz ilgili Başkonsolosluğumuza Konsolosluğumuza, Büyükelçiliğimize sorup, geri dönüşünü alıp, onu Adalet Bakanlığı’na iletmeyeceğiz. Adalet Bakanlığımız da bizim verilere girip, doğrudan o adresi tespit edebilecek. Mahkemeler doğrudan temas kurabilecek. Nihayet hepimiz aynı devlet için çalışıyoruz. Aynı millete hizmet etmek için varız. Milletimizin her bir ferdinin hayatının kolaylaştırılması Bakanlıklar olarak bizlerin ve bürokratlarımızın en öncelikli görevidir. Burada bir anlamda son derece organik bir yapı içinde bütün Bakanlıklarımız birlikte çalışacak. Benzer bir kolaylığı, daha da işlemleri hızlandırmak için, Dışişleri Bakanlığı olarak Milli Savunma Bakanlığımızla görüşüyoruz. Ümit ederiz yakın bir zamanda askerlik işlemleri ile ilgili aynı mekanizmayı kuracağız. Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızla görüşüyoruz. Onlarla ilgili olan hususlarda da bu veriler anında paylaşılacak ve Konsolosluklarımızda işlemlerin birikmesinin önüne geçilecek.

Ben bu çok hayırlı adımın, işlerini kolaylaştırmak açısından vatandaşlarımıza hayırlar getirmesini diliyorum ve gösterdikleri kolaylık ve anlayış içinde Adalet Bakanlığımıza özellikle şahsen Adalet Bakanımıza teşekkürü bir borç biliyorum. Bütün vatandaşlarımız adına çok teşekkür ederim.

Sorularınız varsa alalım.

SORU : Efendim, 4 başlık altında sıraladınız 2010 yılı hedeflerinizi ve bunların içinde siyasi reformlar da var. Acaba Türkiye’nin de gündeminde yer alan ve bir süredir tartışılan siyasi partilerin kapatılmasına yönelik yeni düzenleme Reform İzleme Gurubu’nda ele alındı mı? Bunun için hedefleriniz nelerdir?

SAYIN BAKANIMIZIN CEVABI : Şimdi siyasi reformlar bir bütündür ve ülkemizin, biraz önce vurguladığım gibi, hak ettiği, evrensel standartlarda demokratik özlüklere kavuşmasını hedef edinmektedir. Bugünkü toplantımızda münhasıran bu konu ele alınmadı. Ama bu konuda Hükümet olarak kanaatimizi daha önce Sayın Başbakanımız birçok kereler dile getirdi. Biz siyasi partilerin kapatılmasını demokratik sistemle doğrudan tutarlı görmüyoruz. Bu açıdan Türkiye’deki sistemin de, mümkün olduğu kadar, temel hak ve özgürlüklere dayalı olarak genişletilmesinin önemine inanıyoruz. Ancak bugünkü toplantımızda münhasıran bu konu ele alınmadı. Tabii Türkiye’nin gündeminde daima olagelmiştir ve bir anlamda Türkiye’nin gündemini işgal etmesi bakımından da tabii ki siyasi reform çerçevesinin önemli bir unsudur. İleride muhtemelen, şartlar olgunlaştığında gündeme gelecektir.

SORU : Sayın Bakanım demokratik açılım kapsamında üç ana hedef belirlediğiniz söylediniz. İnsan Hakları Kurulu oluşturulacak, Ayrımcılıkla Mücadele Kurulu oluşturulacak, bir de Bağımsız Kolluk Şikâyet Mekanizması oluşturulacağını söylediniz. Daha önce de birçok insan hakları kurulu gördü Türkiye. Birçok kurulla biz çalıştık. Nasıl bir şey öngörüyorsunuz? Nasıl bir sistem olacak? Mesela herkes bunu merak ediyor? Ayrımcılıkla Mücadele Kurulu nasıl çalışacak. Sayın Bakan Beşir Atalay da daha önce bunu açıklamıştı. Nasıl bir sistem öngörüyorsunuz?

SAYIN BAKANIMIZIN CEVABI : Sayın İçişleri Bakanımız TBMM’de yaptıkları konuşmalar gayet açık bir şekilde ifade ettiler. Ayrıca önümüzdeki dönemde de münhasıran bu konuyla ilgili açıklama yapacaklar. Ama İnsan Hakları Kurulu, daha önce Türkiye’de olan İnsan Hakları Başkanlığı ve saire, bütün bu tecrübelerden istifade eden ama AB standartlarında bir uygulamayı Türkiye’ye yansıtacak olan bir Kurul olacaktır. Bu bakımdan yeni unsurlar ihtiva edecek. Bu Kurullar sunulma aşamasına geldiğinde yine Sayın İçişleri Bakanımızın kapsamlı izahatları olacak.

SORU : Fener Rum Patriği Bartholomeos’un bir Amerikan televizyonuna bazı açıklamaları bugün basına yansıdı. Türkiye’de kendilerini ikinci sınıf vatandaş olarak gördükleri, öyle algılandıkları ve kendilerini zaman zaman çarmıha gerilmiş gibi hissettikleri yönünde bazı açıklama oldu. Bu yönde size bir sıkıntılarını iletme durumları olmuş muydu? Bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

SAYIN BAKANIMIZIN CEVABI : Şimdi iki unsuru açık bir şekilde değerlendirmek lazım. Sayın Bartholomeos’un bu açıklamasıyla ilgili bilgi bize de ulaştı. Bir kere çarmıh benzetmesini son derece talihsiz bir benzetme olarak telakki ediyoruz. Bizim tarihimizde ve geleneğimizde hiçbir zaman çarmıh olmamıştır, olmayacaktır da. Bu benzetmeyi gerçekten kendisinin her zamanki olgun şahsiyetiyle doğrusu bağdaştıramadığımızı burada ifade etmek isterim. Tarih ve asırlar şahittir ki, Türkiye ve Türk milletinin tarihi dini tolerans üzerine inşa edilmiştir. Bu İstanbul’daki kendi kültürel varlığımız olarak gördüğümüz kiliselerin mevcudiyetinden tutun da, bütün tarihimiz buna şahittir. Ben bunu arzu edilmeyen bir dil sürçmesi olarak görmeyi ümit ediyorum.

İkinci konu ise, T.C. laik demokratik bir hukuk devletidir. Vatandaşlarını dini kimlikleriyle değerlendirmez. Bütün vatandaşlarımız bizim için eşit vatandaşlardır. Bu konuda kimsenin pozitif veya negatif ayırımı söz konusu değildir. Hele hele dini özgürlükler konusunda, bizim geleneğimiz de buna uygun düşmez. Son dönemde bu konuda sağlanan ilerlemeleri hepiniz takip ediyorsunuz. Eğer Sayın Bartholomeos’un bu konuda şikayetleri varsa, tabii bunun Türkiye’de ilgili mercileri var. Bize ulaştırabilir. Hangi konularda bunu hissediyorlarsa gerekli çalışmalar da yapılabilir. Ama bu herşeyden önce bizim vatandaşımız olan, etnik ve dini kökeni ne olursa olsun bizim vatandaşımız olmak hasebiyle değerli ve kıymetli olan, hukukları her türlü hukukun üzerinde aziz olan vatandaşlarımızın hukukları kapsamına girer. O bakımdan biz her türlü şikâyeti dinlemeye hazırız. Ancak hak etmediğimiz karşılaştırmaların yapılmasını da kabul edemeyiz.

SORU : Yine bugün bazı basın-yayın organlarında Ermenistan tarafından Meclis’te protokolün onaylanmaması durumunda ve Karabağ’ın ön-şart olarak konulması durumunda kendilerinin de soykırımı ön-şart olarak koyacaklarına dair Sayın Sarkisyan’ın ağzından ifadeler var. Sizin Dışişleri Bakanlığı olarak bu konuda ki değerlendirmeniz nedir?

SAYIN BAKANIMIZIN CEVABI : Şimdi uygun görürseniz bugün sadece Reform İzleme Gurubu bünyesine giren konulara inhisar edelim. Başka bir vesileyle Dışişleri Bakanı olarak bu konuya açıklık getiririm. Bir önceki soruyu doğrudan bizim insan hakları ve özgürlüklerle ilgili, reformla ve dini özgürlükler konusuyla ilgili olduğu için cevaplandırdım. Ama Ermenistan konusu, takdir edersiniz ki, bugünkü gündemimize uygun düşen bir konu değil. Onu başka bir zeminde değerlendiririz.

SORU : Sayın Bakanım demokratik açılım da reformların bir parçası, onunla ilgili sormak istiyorum. Muhalefetin Sayın İçişleri Bakanı’na eleştirileri var. Özellikle dün eski DTP Milletvekillerinin Meclis’te kalma kararlarını açıklamalarının ardından, bu kararda etkisi olduğu, kendilerine bu yönde telkinde bulunduğu şeklinde değerlendirmeler oldu. Böyle bir telkinde bulundu mu? İkincisi de, kendileri bu kararları alırken İmralı’dan gelen talimat doğrultusunda böyle bir karar aldıklarını açıkladılar. Siz Hükümet olarak Koordinatör Bakan olarak bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

SAYIN BAKANIMIZIN CEVABI : Dışişleri Bakanlığı bütçesi İçişleri Bakanlığı ile birlikte ele alındığı için ben dün Sayın Bakanımızla birlikte Meclisimizdeydim. Sayın Bakanımız dün Meclis’teki konuşmalarında ve soru cevap kısmında bu konuda gerekli açıklamaları yaptılar. Burada, Reform İzleme Grubu basın toplantısında ayrıca bir açıklamaya ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Dün kendileri bu konuda tatmin edici, kapsamlı bir izahatta bulundular.

Peki, çok teşekkürler.